Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Erdoğan yargılanıyor: Gökhan’a 6 gün boyunca işkence yapıldı, ajanlık teklif edildi

AKP hükumeti güvenlik güçlerinin yaptığı işkencelerin yargılandığı Türkiye Tribünali’nde İstanbul’da kaçırılan Gökhan Güneş’in avukatları konuştu. Gökhan’ın ‘Görünmezler’ adı verilen kişiler tarafından kaçırıldığını belirten avukat Sezin Uçar, “Bilmediği bir yerde kapatıldı. Sistematik bir şekilde işkenceye ve tecavüz tehdidine maruz kaldı. Askıya alındı. Ters kelepçeli şekilde çıplak vaziyette günlerce bekletildi. Kaba dayak işkencesine de maruz kaldı” dedi.

BOLD – İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen Türkiye’deki işkence olaylarının masaya yatırıldığı Turkey Tribunal Mahkemesine eski AİHM yargıçları, BM İnsan Hakları Komisyonu sekreteri, Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Yargıcı, Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkanı katıldı.

Türkiye oturumuna video konferans yöntemiyle bağlanan sosyalist işçi Gökhan Güneş’in avukatı Sezin Uçar, çarpıcı açıklamalar yaptı:

90’LARDAKİ KAYBEDİLME POLİTİKASININ AYNISI

Geçtiğimiz ocak ayında müvekkilimiz Gökhan Güneş, evinden iş yerine gitmek üzereyken evinin önünde kaçırıldı. 6 gün boyunca sistematik işkenceye maruz kaldı. Hem Gökhan’ın yaşadıkları hem Gökhan’ın avukatları olarak neler yaptığımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Türkiye coğrafyası 90’lı yıllardan bu yana çok fazla hak ve özgürlük ihlaline tanıklık etti. Bunların en başında maalesef gözaltına kaybedilme politikası geliyor.

DEVLET AJANLIĞI TEKLİF EDİLİYOR

Kayıt dışı bir şekilde gözaltına alma ve gözaltında kaybedilme o dönem sistematik bir devlet politikasıydı. Bugün bakıldığında Gökhan’ın kaçırılmasıyla birlikte amaçlanan bu politikayı yeniden gündeme getirmek ve Türkiye’de hak ve özgürlük mücadelesi yürüten kesimleri bu şekilde baskı altına almaktı. Hem Gökhan ile birlikte hem Gökhan’dan sonra çok fazla sayıda kayıt dışı gözaltı süresince işkence ve bu kişilerle işbirliği yapmak ve gözaltındaki kişileri devlet ajanı olarak konumlandırmak politikası hala devam ediyor.

SAVCI ATANMADI NÖBETÇİ SAVCI İŞLEM YAPMADI

Gökhan’ın kaçırılmasıyla ilgili olarak da şunları söyleyebiliriz. Gökhan’ın kaçırılmasının hemen ardından ilgili savcılık makamına başvuru yaptık. Cep telefonu numarasını paylaştık. Kimler tarafından kaçırılabileceğini söyledik. Olay yerine gören tüm kamera görüntülerinin toplanmasını istedik ama maalesef günlerce bu taleplerimizin kabul edilmesi bir yana Gökhan’ın dosyasına savcı ataması gerçekleştirilmedi. Nöbetçi savcılık herhangi bir işlem yapmadı.

İÇİŞLERİ VE ADALET BAKANLIKLARI BİLGİ VERMEDİ

O dönem çeşitli makamlara başvurduk. TBMM İnsan Hakları Komisyonu, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Terörle Mücadele Şubesine her yere sorduk Gökhan’ı. Özellikle İçişleri ve Adalet Bakanlığı’ndan cevap bekledik ama Gökhan bulunana kadar yetkili hiçbir makamdan açıklama yapılmadı ve bilgi alamadık.

GÖKHAN’IN AİLESİ VE ARKADAŞLARININ ÇABASI

Türkiye’de hak ve özgürlük mücadelesi yürüten demokratik kurumlar hukuk örgütleri, Gökhan aynı zamanda sosyalist bir işçi olduğu için çeşitli sendikalar ve konfederasyonlar, siyasi partiler çok ciddi ve çok anlamlı bir mücadele  yürüttüler. Yine dünyanın pek çok kentinde eylemler yapıldı. Gökhan’ın ailesi sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen İstanbul’un her yerinde 6 gün boyunca eylemler yaptı.

AVRUPA PARLAMENTOSU MEKTUP YAZDI, SOYLU CEVAP VERMEDİ

Avrupa Parlamentosu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sorulmak üzere bir mektup gönderdi. Gökhan Güneş kaçırıldı ve açıklama yapmak zorundasınız dendi. Soylu tarafından böyle bir mektuba yanıt dahi verilmedi. Hem hukuk örgüleri, hem Gökhan’ın ailesi ve arkadaşlarının yapmış olduğu anlamlı mücadele sonrası Gökhan bırakıldı.

TECAVÜZ TEHDİDİ VE ÇIPLAK İŞKENCE

Gökhan 6 gün boyunca çok yoğun ve sistematik işkenceye maruz kaldı. Bilmediği yere zorla götürüldü. Bilmediği bir yerde kapatıldı. Sistematik bir şekilde işkenceye ve tecavüz tehdidine maruz kaldı. Askıya alındı ters kelepçeli şekilde çıplak vaziyette günlerce bekletildi. Kaba dayak işkencesine de maruz kaldı. Ve 6 gün sonra Gökhan’ı kaçıran kişiler gözlerini bağlayarak ıssız bir yerde bırakmak zorunda kaldılar.

KENDİSİNE ‘GÖRÜNMEZLER’ DİYENLER YAPIYOR

Gözaltında olduğu süre boyunca ajanlık dayatıldı. Kendisini görünmezler olarak tarif ettiler. Devlet içinde hangi birimler tarafından kaçırıldığı kaybedilme politikasına kapı aralamak isteyenlerin yaptığı bir çaba.

AYNI DUYARLILIK VE DAYANIŞMA GÖSTERİLMELİ

Gökhan’ın kaçırılmasına verilen toplumsal tepki bir dönem devlet politikasının yeniden aynı şekilde uygulanamayacağını da göstermiş oldu. Ama elbette bunlar Gökhan’dan sonra son bulmadı. Pek çok kişi kayıt dışı bir şekilde gözaltına alındı. Saatlerce günlerce kaçırılan ve tehdit edilen işkenceye maruz kalan insanlar oldu. Bu aynı zamanda bizim bakımımızdan aynı duyarlılığı aynı dayanışmayı aynı refleksi göstermemiz anlamına geliyor.

KAYBEDİLEN VE BULUNAMAYAN İNSANLAR VAR

Bugün maalesef kaçırılan kaybedilen ve maalesef bulunamayan pek çok kişi mevcut. Gülistan Doku, Hürmüz Diril, Hüseyin Galip Küçüközyiğit bunlardan biri. Ve onların aileleri, kadın örgütleri, hala onların bulunması için mücadelesine devam ediyor.

TÜRK YARGISI KAÇIRILMALARLA İLGİLİ DUYARSIZLIK GÖSTERİYOR

Bizler Gökhan bulunduktan sonra yeniden bir suç duyurusu dilekçesi verdik. Çünkü artık kaçırma dışında sistematik işkence ve eziyet suçu yeniden oluşmuş oldu. Bunla ilgili yeni başvurumuzu yaptık. Her şey çok yavaş ilerliyor. Gökhan’ın arkadaşlarının ve bizlerin kendi çabalarımızla bulduğumuz kamera görüntüleri dahil soruşturma dosyasına bizler tarafından sunuluyor. Bindiği otobüsün plakasını kendi çabamızla veriyoruz. maalesef Türk yargısı Gökhan’ı kaçıran kişilerin kim olduğuyla ilgili duyarsızlık ve çabasızlıkla hareket ediyor. Aynı zamanda faillere de ortak olunuyor.

Biz Gökhan’ın avukatları, hak ve özgürlük mücadelesi veren hukukçular olarak Türkiye’de onu kaçıran ve sistematik işkence yapanlarla mücadeleye devem edeceğiz.

Okumaya devam et
Reklamlar

Dünya

Kavala bildirisi yayınlayan büyükelçiler: Türkiye’ye ağır yaptırımlar gelebilir

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen cezaevinde tutulan iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması için ortak bildiri yayımlayan Avrupalı 10 büyükelçi, yaptırım uyarısında da bulundu. Büyükelçiler, Kavala’nın serbest bırakılmaması durumunda Türkiye’nin ağır yaptırımlarla karşılaşacağını söyledi.

BOLD – Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan aralarında ABD, Almanya, Fransa, Danimarka gibi 10 ülkenin büyükelçisi Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesinin ihlâl edildiğine ve Kavala’nın tutukluluğunun hukuk dışı olduğuna ilişkin görüşlerinden geri adım atmayacaklarını söylüyor.

BİZ GÖREVİMİZİ YAPMAYI SÜRDÜRECEĞİZ

DW Türkçe’ye konuşan büyükelçiler, “Biz görevimizi yapıyoruz, yapmayı da sürdüreceğiz. AİHM kararları bağlayıcıdır. Türkiye’ye yükümlülüklerini hatırlatıyoruz. AİHM kararı gereği Kavala serbest bırakılmalı. Türkiye, Kavala’yı neden serbest bırakmadığını açıklamak zorunda. Kavala serbest bırakılmazsa Türkiye’nin ağır yaptırımlarla karşılaşması kaçınılmaz” açıklamasını yaptı.

HUKUKİ KARŞILIĞI OLACAK

İnsan hakları alanında uzman olan hukukçu Kerem Altıparmak, büyükelçilerin Türkiye’ye Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin ‘ihlâl prosedürü’ başlatacağına ilişkin hatırlatmasının ve uyarılarının ‘çok önemli’ olduğunu belirtirken, “Büyükelçiler bıçağın kemiğe dayandığını açıkça Ankara’ya söylüyorlar. Bakanlar Komitesi bir ay sonra AİHM’e başvuru yapacak ve Türkiye için yeni bir ihlâl kararı daha çıkacak. Elbette bunun hukuki bir karşılığı da olacak” değerlendirmesi yapıyor.

TÜRKİYE CİDDİ YAPTIRIMLARLA KARŞILAŞACAK

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) AB Direktörü Nilgün Arısan Türkiye’nin vakit kaybetmeden büyükelçilerin uyarısını dikkate almasını ve Kavala için verilmiş AİHM kararını uygulamasını istiyor. Türkiye’ye ortak çağrı yapan büyükelçilerin Avrupa Konseyi ülkelerinin büyükelçileri olduğunu anlatan Arısan, “Kavala davası iddianamesinin ciddi bir temele dayanmadığı uzun zamandır gündemde. Bu büyükelçiler AİHM kararlarına uymadığı için Türkiye’nin dikkatini çekmekle görevlendirilmiş durumdalar. Eğer Türkiye kendisine yapılan uyarıları dikkate almazsa elbette ki ciddi yaptırımlarla karşılaşacak. Avrupa Konseyi, Türkiye için daha ciddi bir soruşturma prosedürü başlatabilir. Bugüne kadar başlatmamıştı” dedi.

BERAAT ETMESİNE RAĞMEN BIRAKILMADI

Hükümetin Gezi olaylarının planlayıcısı olduğunu öne sürdüğü Osman Kavala 2017’den beri tutuklu bulunuyor. 30. Ağır Ceza Mahkemesi, şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırma dahil pek çok suçlamayla karşı karşıya kalan Kavala’nın Gezi Parkı olayları nedeniyle yargılandığı davada 2020’de beraat ve tahliye kararı verdi. Ancak Kavala aynı gün 15 Temmuz darbe girişimi davası kapsamında yeniden tutuklandı. AİHM’in Osman Kavala için 10 mART 2019’da aldığı derhal tahliye kararı Mayıs 2020’de kesinleşmişti. Ancak Türkiye AİHM kararını bugüne kadar uygulamadı. Kavala’nın davası 2021’de Gezi davası ve Çarşı grubu davalarıyla birleştirildi.

Dışişleri’nden 10 büyükelçiye Kavala tepkisi: Hadsiz açıklama

Okumaya devam et

Dünya

Frankfurt Kitap Fuarı açıldı: Sürgündeki gazeteciler tutsak meslektaşlarını anlatacak

Türkiye’de susturulmaya çalışılan gazeteciliğin sesi olmak için Uluslararası Gazeteciler Derneği (International Journalists Association) Frankfurt Kitap Fuarında stand açtı. 300 bin ziyaretçinin geldiği Fuarda Türkiye’deki gazetecilere yönelik hak ihlalleri anlatılacak.

BOLD – Uluslararası Gazeteciler Derneği, 110 Ülkeden 7 bin 140 katılımcı kuruluş ve 300 bini aşkın ziyaretçi ile alanında dünyanın en büyüğü, Frankfurt Kitap Fuarında stant açtı. Messe’deki 3 nolu bina 1. kattaki  F97 numaralı stantta Türkiye’de gazeteciliğin içinde bulunduğu durum sergilenecek.

KİTAPLARA KONU OLAN TÜRKİYE’DE YAŞANAN OLAYLAR

Fuarda Türkiye’deki gazetecilere yönelik hak ihlallerine dikkat çekilecek. Ana tema ise ‘Geçmişi anlatan bu kitaplardaki olaylar şu anda Türkiye’de yaşanıyor.’ olarak belirlendi.

SUÇLU KİTAPLAR ÖZEL RAPORU AÇIKLANACAK

Türkiye’de cezaevlerinde tutuklu bulunan gazetecilere destek için sessiz yürüyüş eylemi de yapılacak. Medya özgürlüğü ve faaliyetleri hakkında video gösterimi ziyaretçilere sunulacak. Tutuklu gazetecilerin anlatıldığı Almanca broşür dağıtımı yapılacak. Ayrıca ilk kez Solidarity With Others ile birlikte hazırlanan Suçlu Kitaplar özel raporu açıklanacak.

Fuarı ziyaret etmek isteyenler 23-24 Ekim tarihindeki halk günlerini de tercih edebilirler.

Sürgündeki gazeteciler, Frankfurt Kitap Fuarı’nda tutuklu meslektaşlarının sesi olacak

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan’ın, lüks Mercedes sevdası: Afrika’ya da götürdü

Resmi ziyaretler için gittiği dünyanın en yoksul kıtası Afrika’ya 40 milyon liralık Mercedes S600 Guard model araçlarını da götüren AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu Saray, gelecek yıl 25 yeni lüks araç daha alacak. 

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Afrika ülkeleri Angola, Togo ve Nijerya ziyaretleri bugün sona eriyor. 4 gün süren Afrika turuna kalabalık bir heyetle giden Erdoğan, daha önceki yurtdışı ziyaretlerinde olduğu gibi Afrika’ya da makam araçlarını götürdü.

YOKSUL BAŞKENTLERDE 40 MİLYON LİRALIK MAKAM ARACIYLA GEZDİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, özel uçak “TUR” ile TSİ 22.30’da Togo’nun başkenti Lome’den Nijerya’ya hareket etti. Erdoğan, Gnassingbe Togo Cumhurbaşkanı Faure Essozimna Gnassingbe tarafından Eyadema Uluslararası Havalimanı’ndan uğurlandı. Erdoğan’ı uğurlama töreninde Türkiye’den götürülen Edrdoğan’ın 40 milyon liralık makam aracı Mercedes S600 Guard da karede yer aldı.

MAKAM ARACINI ABD’YE DE GÖTÜRMÜŞTÜ

Geçen ay Birleşmiş Milletler genel kurulu için gittiği ABD’ye makam araçlarını götüren Erdoğan’ın zırhlı Mercedes’inin New York’a taşınmasının bedeli 270 bin dolara mal olmuştu. Arabalar Afrika’ya da Türk Hava Kuvvetleri’ne ait askeri kargo uçağı ile Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Angola’ya taşındı. Erdoğan’ın gittiği diğer ülkelerde makam araçları kendisinden önce hazır edildi.

ZIRHLI MERCEDES’İN HER BİRİ 40 MİLYON TL

Erdoğan makam arabasını olarak kullandığı “S600 Guard” model Mercedes’in millete maliyeti ise 40 milyon TL’ye yaklaşıyor. İkiz turbo motora sahip bu araçlarda patlasa bile yoluna devam eden lastikler bulunuyor. Gaz saldırılarına karşı temiz hava sistemi bulunan araçlarda hiçbir mermi ile kolay parçalanmayan çift cam yer alıyor.

25 YENİ ARAÇ DAHA ALINACAK

Lüks uçak ve araba filosuyla tepki çeken AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2022 yılında da araç alımını sürdürecek. Devlet bütçesinden Cumhurbaşkanlığı’na gelecek yıl için 3.8 milyar TL ödenek ayrılacak. Gelecek yıl Cumhurbaşkanlığı’na 25 binek otomobil, iki minibüs ile iki panel daha alınacak. Taşıtların özellikleri, fiyatı bu kurumun üst yöneticileri tarafından belirlenecek.

AB’den Dışişlerini kızdıran Türkiye raporu: Yargı bağımsız değil, demokratik gerileme sürüyor

Okumaya devam et

Popular

Shares