Bizimle iletişime geçiniz

Politika

HDP 11 maddelik Demokrasi Tutum Belgesi’ni açıkladı: Siyasi davaların sonuçları ortadan kaldırılsın

HDP, 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi öncesi 11 maddelik Demokrasi Tutum Belgesi açıkladı. Belgede, parlamenter sisteme dönüş istenirken tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması talep edildi. “Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur” denildi.

BOLD – Halkların Demokratik Partisi(HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 11 maddelik “Adalete, demokrasiye, barışa çağrı” deklarasyonu öncesinde Ankara’da bir otelde açıklama yaptı. Açıklamada, “Demokrasi ittifakı dışında herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışımızın olmadığını açıklıkla vurguluyoruz” ifadesi kullanıldı.

Pervin Buldan ve Mithat Sancar, 11 maddelik tutum belgesini il-ilçe ve köy ziyaretleri, sivil toplum örgütleri ile kanaat önderleriyle yaptıkları ziyaret ve görüşmeler sonrası hazırladıklarını aktardı.

Açıklamada şunlar kaydedildi: “Toplumun adeta nefessiz bırakıldığı, ekonomiden siyasete birçok alanda enkaz yaratıldığı bu günlerde, halkta oluşan genel beklentinin, acil bir demokratik değişim ve dönüşüm ihtiyacı ve talebi çerçevesinde geliştiğini tespit ettik.

Önümüzdeki dönemin ve seçimlerin demokratik cumhuriyetin oluşması açısından, tarihimizin en önemli dönemeçlerinden biri olarak nitelendirildiğini gördük. Bu anlamda seçimlerin yeni bir başlangıç, sorunların çözümü için demokratik yolların açılması imkânı olarak da değerlendirildiğini tespit ettik.

HDP’nin müzakereci bir anlayışla yeni demokratik başlangıcın anahtarı işlevine sahip olduğunun, kurucu bir siyasi aktör ve çözüm gücü rolünü üstlenmesi gerektiğinin geniş halk kesimleri tarafından vurgulanması, sorumluluğumuzu büyütmektedir.

İTTİFAK ARAYIŞINDA DEĞİLİZ

Bizler, parlamento seçimleri için ‘Demokrasi İttifakı’ şiarıyla; halklar ve barış ittifakı, kadın dayanışması ve ittifakı, ekoloji ittifakı anlayışı temelinde, toplumsal ve siyasal muhalefet, emek, kadın ve gençlik hareketleri ile en geniş birlikteliği ve ortak mücadele zeminini büyütme ve bu yoldaki güçlü yürüyüşümüzü sürdürme kararlılığındayız. Bunun dışında herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışımızın olmadığını açıklıkla vurguluyoruz.

Keyfiliği ve zorbalığı kurumsallaştırıp kalıcılaştırmayı hedefleyen ve yaşadığımız çoklu krizin ve çözümsüzlüğün başlıca kaynağı olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni ve bu sistemi besleyen yapıları değiştirmek istiyoruz. Amacımız, bütün kuvvetleri ve nihai karar yetkisini tek adamda birleştiren bu otoriter ve tekçi sistemin yerine güçlü demokrasinin, çoğulcu demokratik sistemin tesis edilmesini sağlamaktır.

DEMOKRASİ ŞAHISLARLA DEĞİL İLKELERLE GERÇEKLEBİLİR

Bu bağlamda Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilkesel buluşmaların gerçekleşmesi, HDP seçmenlerinin ülkenin geleceğinde anahtar bir role sahip olmaları nedeniyle günceldir. İster HDP’li isterse başka bir aday olsun, isimler yerine ilkelerin ve yöntemlerin tartışılmasının gerekli olduğu inancındayız. Çünkü demokratik dönüşüm şahıslar aracılığıyla değil, ilkeler ve yöntemler üzerinde müzakere ve mutabakat yoluyla gerçekleşebilir. Seçilecek Cumhurbaşkanı da rolünü ve işlevini ancak bu zeminde doğru bir şekilde yerine getirebilir.”

HDP’nin geçiş süreci ilkeleri olarak açıkladığı Tutum Belgesi şöyle:

1. Güçlü demokrasi: Türkiye’nin temel ihtiyacının katılım, müzakere ve demokratik uzlaşı esasına dayalı, evrensel temel hak ve özgürlüklerin en geniş şekilde sağlandığı güçlü demokrasi olduğuna inanıyoruz. Bu çerçevede geniş yetkilere sahip çoğulcu bir parlamentonun bulunduğu, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlediği, denge ve denetleme mekanizmalarının gerçekten etkili olduğu bir demokratik parlamenter sistem öngörüyoruz.

Güçlü demokrasi, aynı zamanda yerinden ve yerelden yönetim anlayışını gerektirir. Bu nedenle kuvvetler ayrılığının yerele doğru genişletildiği, yerel yönetimlere yetki ve kaynak devrinin güvence altına alındığı, yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan güçlü demokrasiyi inşa etmek mümkün değildir.

2. Tarafsız ve bağımsız yargı: Yargı kurumu Yürütme’nin vesayeti altındadır. Yargı eliyle siyaseti ve toplumu dizayn eden, yargıyı muhalefeti tasfiye etme aracı olarak kullanan anlayış, adaleti her anlamda yerle bir etmiştir. Bu nedenle tüm siyasi davaların ve mahkumiyetlerin sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını, adaletin ve toplumsal barışın tesisi açısından bir gereklilik olarak görüyoruz. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Avrupa İşkenceyi Önleme ve İzleme Komitesi (CPT) olmak üzere tüm uluslararası kurumların hak ihlalleri, hukuk dışı cezaevleri koşulları, tecrit vb. ile ilgili kararlarına ve tavsiyelerine uyulmasını adaletsizliklerin tamiri açısından önemli bir ihtiyaç olarak değerlendiriyoruz.

3. Kayyım rejimi değil halk iradesi: Belediyelerden üniversitelere ve sivil toplum kuruluşlarına kadar uzanan, seçme-seçilme hakkını yok sayan, halk iradesine ve seçim adaletine ipotek koyan ve bir yönetim biçimi haline gelen kayyımlar rejimi anlayışına son verecek yasal düzenlemeler, bu rejimin yarattığı tahribatların giderilmesi ve kayyım mağdurlarının tüm haklarının iadesi için acildir.

4. Kürt sorununda demokratik çözüm: Türkiye’nin çözmesi gereken en köklü sorunu Kürt sorunudur. HDP, demokratik çözüm ve barış konusunda üzerine düşen her şeyi yapmaya, Türkiye’deki bütün toplumsal kesimlerin sorunlarını ve kaygılarını dikkate alan yapıcı bir rol üstlenmeye hazırdır. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı ve iç içe geçmiş olan bu sorunun çözümü için muhataplarla diyalog kurulması, inkâr ve bastırma siyaseti yerine demokratik ve barışçı bir çözüm için adım atılması gereklidir. Meclis, diyalog ve çözüm zeminini kurarak, demokratik müzakere yöntemleriyle tüm toplum için geleceğin kazanılmasına önayak ve odak olmalıdır. Bu çerçevede, başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır.

Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, diyalog ve müzakere seçeneklerinin kendini tarihsel olarak dayattığı ve güncel olduğu aşikârdır. Bunun için Türkiye halklarının tümünün yararını ve geleceğini düşünerek herkes özveride ve fedakârlıkta bulunarak adım atmalıdır. Sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur.

5. Barışçı dış politika: Yurtta, bölgede ve dünyada barıştan yana, uzun vadeli işbirliğine yönelik stratejiler yeni dönemin dış politika anlayışının temelidir. Komşularımız başta olmak üzere diğer ülkelerle savaş ve çatışmaya, askeri güç gösterisine dayalı, maceracı politikalardan uzaklaşmak, güçlü ve ilkeli diplomasiye, diyaloga ve her alanda iyi ilişkilere dayalı barışçıl politikalar yürütmek, hepimizin yararınadır.

6. Kadına özgürlük ve eşitlik: Kadınların eşit ve özgür yaşam haklarının her tür güvenceye kavuşturulması ve temsilde eşitliği sağlamak için eşbaşkanlık uygulamasının yaygınlaşması ve yerleşmesi vazgeçilmez adımlardır. Aynı zamanda kadınlara yönelik sistematik erkek şiddetiyle ve kadın cinayetleriyle mücadele edilmesi zorunluluktur. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden geçerli hale getirilmesi ve uygulanması, toplumsal cinsiyet eşitliği önündeki siyasal, idari, ekonomik ve kültürel tüm engellerin kaldırılması ilk acil adımlar arasındadır.

7. Ekonomide adalet: Ekonomik krizin yarattığı güvencesizliğe ve geleceksizliğe son verecek politikalar esastır. İstihdamın artırılması ve adil gelir dağılımı hedefi ile, işsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldıracak bir ‘Hakça Dağıtım Programı’ en büyük toplumsal ihtiyaçtır. Bütçe kaynaklarının; saraylar, savaşlar, yandaşlar için değil, halkın ekonomik güvencesi için seferber edilmesi ilk adımlardır. Halkın; elektrik, doğalgaz, su, internet gibi temel ihtiyaçları ‘Sosyal Haklar Programı’ kapsamında ihtiyaç sınırına kadar ücretsiz sağlanması; Emeklilikte Yaşa Takılanların (EYT), Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) mağduru gençlerin, ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunlarının çözülmesi acil ihtiyaçtır. Emeklilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi, çiftçilerin yanlış politikalar sonucu oluşan borçlarının silinmesi, pandemi döneminde mağduriyetleri olağanüstü artan esnafın desteklenmesi ilk yapılması gerekenler arasındadır. Kadın yoksulluğuna son verecek ve kadınların ekonomik yaşamda daha etkin olmasını sağlayacak politikalar şarttır. Emekçilerin sendikal örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarının evrensel ölçütlerde güvence altına alınması vazgeçilmez olandır.

8. Kamu yönetiminde liyakat: Kamu yönetimi, iktidar blokunun tekelinde kadrolaşmanın alanı olmamalıdır. Kanun Hükmünde Kararnameler’le yaratılan hak gasplarının giderilmesi, kamuda işe alımda ve atamalarda her tür ayırımcılığa son verilmesi ve sadece liyakatın esas alınması gereklidir.

9. Doğaya saygı: İklim krizine karşı acil durum ilanı, çılgınca doğa ve çevre tahribatına yol açan, rant uğruna ormanları, tarım alanlarını, akarsuları tahrip eden ve ekolojik dengeyi bozan tüm projelerin, başta Kanalİstanbul olmak üzere, durdurulması gereklidir. Başta enerji, ulaşım, kentleşme ve tarım olmak üzere tüm politikalarda doğa hakları odaklı yaklaşım acil zorunluluktur. Her canlının sağlıklı bir ekosistem içinde yaşam hakkının etkin yasalarla koruma altına alınması; orman yangınları, sel gibi ağır ekolojik tahribatın önüne geçmek için elzemdir.

10. Gençler için özgür yaşam: Gençlerin yaşam tercihlerine saygı duyan bir yaklaşımla, kendilerini serbestçe ifade edebilmeleri ve özgürce yaşayabilmeleri için başta eğitim ve kültür olmak üzere ekonomik, toplumsal ve siyasal alanlarda bütün engellerin kaldırılması, eğitim sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi özgür ve güvenceli yaşamın gereğidir. Gençlerin ekonomik olarak desteklenmeleri, her alanda daha fazla yönetime katılmaları, yaratıcı ve ilerletici fikirlerin toplumda daha belirleyici hale gelmesine yol açacaktır.

11. Demokratik anayasa: Sivil, özgürlükçü, yeni bir anayasa, gerçek anlamda bir toplumsal sözleşme Türkiye’de yeni bir başlangıcın ve demokratikleşmenin tacı olacaktır. Bu anayasa; farklı kültürlere, kimliklere, inançlara, anadillerine ve yaşam tarzlarına saygıya dayalı eşit yurttaşlığı esas almalıdır. Anayasanın hazırlanma süreci, her kesimi kapsayan, demokratik katılım ve toplumsal müzakereye dayalı bir yöntemle yürütülmelidir.

Bu ilkeler ışığında, yeni döneme nasıl baktığımızı, nasıl bir yönetim anlayışını görmek istediğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.

EVRENSEL STANDARTTA ADALET SİSTEMİ VE TOPLUMSAL BARIŞ

HDP’nin bu geçiş dönemi ilkeleri ışığında öncelikli amacı ve vaadi, güçlü demokrasi, evrensel standartlarda bir adalet sistemi ve kalıcı toplumsal barıştır. Demokrasiyi ve barışı stratejik bir hedefe ve programa dönüştürerek demokratik ve sosyal bir cumhuriyete ulaşabiliriz.

HDP olarak yukarıda ifade ettiğimiz ilkelerin yaşama geçirilmesinden yana tüm toplumsal taraflarla ve siyasi aktörlerle görüşmeye ve müzakere etmeye, birlikte yürümeye, ortak mücadeleye ve ortak yönetime hazır olduğumuzu vurguluyoruz.

Türkiye’nin aydınlık geleceğini düşünen tüm kurum, kuruluş ve partilere, tek tek yurttaşlara çağrımızdır: Hep beraber sorumluluk alalım. Kişisel hesaplar, partizan faydacılık yerine ortak akıl ve birlikte inşa anlayışı esas olmalıdır. Türkiye halkları çözüm üretmeyen, ortak akıldan uzaklaşan politikalara ve yönetimlere; ayrımcılık, nefret söylemi ve toplumsal kutuplaşmaya mahkûm değildir.”

Hukuk profesörü Hüseyin Hatemi: Mahkum ailelerine yardım etmek suç değildir

Politika

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Bürokratları AKP’nin değil, devletin memurları olmaları konusunda uyaran CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki gösteren AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın benzer uyarıyı iktidara gelmeden kendisinin de yaptığı ortaya çıktı. Erdoğan, 2001’deki konuşmasında “Bazı kamu görevlileri operasyon yaparken insan haklarını çiğniyorlar. Evde bulunamayan kişilerin ele geçirilmesi için evde bulunan kadınlar, küçük yaştaki çocuklar adeta rehin alınıyorlar” diyor. 

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bürokratları kanunlara uymaya çağırmasını tepki gösterip, “suç” olarak niteleyen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, bürokratlar için benzer bir çağrıyı iktidara gelmeden yaptığı ortaya çıktı. Erdoğan, 2001’de AKP’nin kurulması sonrası yaptığı çağrıda, “Devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor. Bu işleri yapanlar, yaptıkları hukuksuz ve ahlaksız her türlü faaliyetin altında ezilecekler” ifadelerini kullanıyor.

BU İŞLERİ YAPARLAR, YAPTIKLARININ ALTINDA EZİLECEKLER

AKP’nin kurulduğu 2001 yılında bir grup toplantısında Erdoğan, bürokratlara çağrı yaparak, “Bazı kamu görevlileri operasyon yaparken tüm insan hakları hukukunu çiğneyen davranışlar yapıyor. Evde bulunamayan kişilerin ele geçirilmesi için evde bulunan kadınlar, küçük yaştaki 5 yaşındaki 11 yaşındaki çocuklar hürriyetleri kısıtlanarak adeta rehin alınıyorlar. Bu çağda insanlar bu güzel ülkemizde rehin alınıyor. Gözaltındaki vatandaşlarımıza kötü muamele yapılıyor. Devletin imkanları, belli bir siyasi parti veyahut da siyasi maksatlı operasyonlar için kullanılıyor. Devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor. Bütün bunlardan sorumlu olan hükumet üyeleri, kendileriyle görüşen arkadaşlarımıza, olaylara el koyacaklarını söylemelerine rağmen, gözaltında bulunan vatandaşlarımıza kötü muamele günlerce sürmüştür. Buradan açıkça ilan ediyorum, bu işleri yapanlar, yaptıkları hukuksuz ve ahlaksız her türlü faaliyetin altında ezilecekler” ifadelerini kullanıyor.

KILIÇDAROĞLU: MAFYATİK DÜZENE HİZMET EDEMEZSİNİZ

CHP lideri Kılıçdaroğlu ise , sosyal medya hesabından yaptığı videolu çağrıda iktidarın değişmesine az kaldığını vurgulayarak, “İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı, ‘Efenim emir aldık, uygulamak zorunda kaldık’ diyeceklerdir. İşte, ‘Bunu diyerek sıyrılırım’ diye düşünen, Saray’ın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. Açıkça söylüyorum, vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri emir olarak telakki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kamil akla gelmeniz için Kılıçdaroğlu abinizin, amcanızın bu size son çağrısıdır. 18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız” demişti.

 

Mehmetçiklerin katledildiği Boğaziçi Köprüsündeki TÜGVA’lıları korku saldı

Okumaya devam et

Politika

Erdoğan’ın inanmadığı anket: ‘Cumhurbaşkanlığını kazanamaz’ diyenlerde büyük artış

Metropoll Araştırma Şirketi’nin, “Bu pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa ve Erdoğan yeniden aday olsa kazanabilir mi?” sorusuna yüzde 49.8 kazanamaz cevabı verdi. Erdoğan aday olursa kazanır diyenlerin oranı ise 2020’ye göre yüzde 55.1’den yüzde 44’e geriledi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bugünkü basın toplantısında AKP’nin ve kendisinin oylarındaki düşüşü gösteren anket sonuçlarını hedef aldı. Erdoğan, anket sonuçlarını, “Bu tür anketlerle manipülasyonlardan ciddi anlamda bıktık.” diyerek eleştirdi.

Erdoğan’ın sonuçlarından memnun olmadığı yeni bir anketi Metropoll Araştırma şirketi açıkladı. Metropoll’ün anketinde katılımcılara “Bu pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa ve Erdoğan yeniden aday olsa kazanabilir mi?” sorusu yöneltildi.

Ankete katılanlardan yüzde 44,1’i “Erdoğan aday olursa seçimi kazanır” derken, yüzde 49,8’i “Erdoğan aday olursa seçimi kazanamaz” şeklinde cevap verdi.

BİR YILDA YÜZDE 11’LİK DÜŞÜŞ

Metropoll’ün Haziran ayında yaptığı ankette ise Erdoğan’ın kazanacağını söyleyenlerin oranı yüzde 49.8, kazanamaz diyenlerin oranı yüzde 41.8 olarak ölçülmüştü. Aynı şirketin geçtiğimiz yıl Ağustos ayında yaptığı ankette ise Erdoğan’ın kazanacağını söyleyenlerin sayısı yüzde 55.1, kazanamaz diyenlerin oranı 39.1 olarak belirlenmişti. Metropoll’ün araştırmasına göre 1 yıl içerisinde Erdoğan’ın kazanacağına inananların oranında yüzde 11’lik bir düşüş yaşanması dikkat çekti.

Prompter ve sufleden sonra yeni evre: Erdoğan, Kılıçdaroğlu sorusuna kağıdı okuyarak cevap verdi

Okumaya devam et

Politika

Prompter ve sufleden sonra yeni evre: Erdoğan, Kılıçdaroğlu sorusuna kağıdı okuyarak cevap verdi

Katıldığı canlı yayınlarda prompter olmadan konuşamayan ve CNN Türk’te canlı yayın sırasında kendisine sufle verilen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bu kez de basın toplantısında Kılıçdaroğlu’yla ilgili soruyu yazılı kağıttan okuyarak cevapladı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı’nda Angola’nın başkenti Luanda’ya hareketi öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP’li bürokratlara yönelik sözleriyle ilgili soru üzerine “Türkiye kabile devleti değil” dedi. Hitabetiyle ünlü Erdoğan, gazetecinin Kılıçdaroğlu sorusunu ise önceden hazırlanıp önüne konulan kağıttan okudu.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun “İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı ‘efendim emir aldık uygulamak zorunda kaldık’ diyeceklerdir. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa, pazartesi itibariyle durun. Bu illegal, paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin” sözlerine cevap verdi.

Erdoğan, Global TV muhabirinin Kılıçdaroğlu’nun sözleriyle ilgili anlık sorusunu yazılı kağıdı okuyarak yanıtladı. Erdoğan, şunları söyledi: “Öncelikle bu açıklama CHP zihiyetinin vesayet zihniyeti olduğunun açık bir itirafıdır. CHP zihniyetinin ilk böyle bir çılgınlığı değildir. Hukuk dışı çağrı kamu düzenine ciddi bir tehdittir. Ne devlet yönetiminin, ne de milli iradenin ne olduğunu biliyorlar. Bunlardan uzak bir yapının tezahürü. Milletimiz de bunlardan bıktığı içindir ki başkanlık sistemini tercih etti. Yeni sistem bürokrasinin siyaset yapmasının önüne geçti. Yeni sistem bürokrasiyi gerçek anlamda idari bürokrasi haline getirdi. CHP’nin özlemini çektiği vesayet zihninin defterini çoktan dürdük. Türkiye bir hukuk devletidir. Bunu Bay Kemal’e hatırlatıyorum, kabile devleti değildir. Bay Kemal’in oyun oynadığı alan da değildir. Heves ettiğiniz günler geride kaldı. Cumhurbaşkanı’ndan en alt düzeydeki memura kadar herkes görevini hukuka göre yapmak zorundadır. Sen nasıl olur da bu ülkenin memurlarını tehdit edersin.”

ANKETLERİ HEDEF ALDI

Erdoğan, AKP oylarının düştüğünü gösteren anket sonuçlarını manipülasyon olarak niteledi. Erdoğan, “Özellikle son dönemde ortaya atılan anketlerin kimler tarafından ne amaçla yapıldığı ortadadır. Bu tür anketlerle manipülasyonlardan ciddi anlamda bıktık. Gerçekçi anketler, bunların manipülasyonlarını ayaklar altına alacak anketlerdir. Biz bunlardan bıktık, bunlara da alışığız” dedi.

Erdoğan, Ağostos ayında yandaş gazetecilerin olduğu Kanal D-CNN TÜRK ortak yayınındaki konuşmasında sorulara prompter ile cevap vermişti. Erdoğan’ın konuşurken bir noktaya bakarak konuşması dikkat çekmişti. Aynı yayında Erdoğan’a birinin fısıldayarak sufle verdiği duyulmuştu. Erdoğan’ın zorlandığı anda devreye giren kişinin gazeteci Abdülkadir Selvi’nin sufle verdiği ortaya çıkmıştı.

Erdoğan’a ‘prompter’ yetmedi ‘sufle’ verdiler

Okumaya devam et

Popular

Shares