Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

TÜGVA’dan Hitler’in SS’lerini andıran yemin! Bilal Erdoğan’a böyle söz verdiler

TÜGVA’lılar bugün Bilal Erdoğan’ın karşısında ‘Komando Andı’nı değiştirerek yaptıkları ‘yemin’ ile gündemde. TÜGVA’lıların yemini dünyayı kana bulayan Nazilerin, Anayasa yerine Hitlere verdikleri kişisel sadakat sözünü hatırlattı. Birçok Nazi subayı bu yemini bahane ederek insanlığa karşı işlediği suçlardan affını istese de mahkemeler bunu kabul etmedi.

BOLD – Türkiye’nin gündemindeki Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) üyeleri, bugün Bilal Erdoğan’ın katıldığı bir toplantıda bir araya geldi. TÜGVA, ilk olarak İBB ile mahkemelik olduğu Büyükada İskelesi’ndeki kafeteryayı mahkeme kararına rağmen tahliye etmemesiyle gündeme geldi.

Vakıf, bu olaydan kısa bir süre sonra çalışanların sızdırdığı kadrolaşma belgeleriyle gündeme geldi. İki büyük skandalla Türkiye’nin gündemine oturan TÜGVA’nın bugün yaptığı toplantıya üyelerinin yaptığı yemin damga vurdu.

“TÜGVA’nın erleriz” diye başlayan yeminde skandal ifadeler yer alıyor. Bilal Erdoğan’ın da konuşma yapmak üzere kürsüye çıktığı sırada ayağa kalkan vakıf üyeleri, “TÜGVA’lıyım her yerde ben varım havada karada denizde. Allah, Kuran, Peygamber, Tekbir, Başkomutan Erdoğan” sözleriyle yemin etti. Yemin sırasında AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kürsüde olduğu görüntülere yansıdı.

TÜGVA’lı gençlerin yemini, Almanya’da 1930-1940’lı yıllara damga vuran Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi lideri Adolf Hitleri destekleyen partililerin yaptığı yemini andırıyor.

HİTLER YEMİNİ

Hitler Yemini ve Askerin Yemini olarak anılan yeminde Alman Silahlı Kuvvetlerinin subay ve askerleri ile Nazi Almanyası memurlarının Hitlere bağlılıklarını bildiriyor.

Bu yeminle Almanlar ülkenin anayasasına bağlılık yerine Adolf Hitler’e kişisel sadakat sözü vermiş oldu. Tarihçiler bu kişisel yemini savaş suçları, zulüm ve soykırım işlemek için verilen emirlere uymak için önemli bir psikolojik unsur olarak görüyorlar. Nazilerin yargılandığı Nürnberg mahkemelerinde birçok Alman subay ettikleri yemini savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara karşı savunma olarak kullanmaya çalıştı. Fakat çabaları başarısız oldu.

Bu gidişle seçim 2023’e kalmaz! İşte yeni seçim hesapları

 

Analiz

Erdoğan, ‘Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi de çaktı

15 Temmuz sonrası AKP ile ulusalcı çevrelerin işbirliğinin simgesi haline gelen ‘Mavi Vatan’ tezi gündemden düştü. AKP’nin siyasi rant devşirdiği; ulusalcıların da kendi reklamlarını yaptığı doktrin, Türkiye ve Yunanistan’ı geçen yıl savaşın eşiğine getirdi. Ancak AB’nin yaptırım sopasını göstermesi, içerde de 2 grup arasındaki ittifakın bozulması sonrası Mavi Vatan bir kenara atıldı.

BOLD ANALİZ – Türk Deniz Kuvvetleri’nde ‘ulusalcı marjinal bir grubun’ köpürttüğü ve 15 Temmuz sonrası ulusalcı-milliyetçi çevrelerle AKP’nin kurduğu rejimin resmi bir tezi haline geldi ‘Mavi Vatan’.

‘Mavi Vatan’ uğruna tatbikatlar yapıldı, Türkiye ile Yunanistan defalarca Akdeniz’de savaşın eşiğine geldi. Ancak ‘Mavi Vatan’ söylemi de ‘Çözüm Süreci’ gibi AKP tarafından bir süre siyasi olarak kullanıldı ve ardından buruşturulup çöpe atıldı. Kamuoyu 2020 yılında Türkiye neden Akdeniz’de Yunanistan’la defalarca savaşın eşiğine geldiğini bile unuttu.

Dışarıda Avrupa Birliği ‘yaptırım’ sopasını gösterince; içeride ise Erdoğan’ın bir dönem kullandığı Mavi Vatan’cıların kullanım süresi dolunca ‘Mavi Vatan’ unutulup gitti.

‘Montrö Bildirisi’ sonrası gözaltına alınan Mavi Vatan tezinin savunucularına önce ekranlar yasaklandı. Son olarak da bildiriye imzalayanlara bu hafta başında açılan dava ile Erdoğan, Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi çaktı.

‘MAVİ VATAN’ DOKTİRİNİ

Ramazan Cem Gürdeniz

Mavi Vatan ismi, ilk defa 2006 yılında Balyoz’dan yargılanan emekli tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz tarafından ortaya atıldı. Kavram, 15 Temmuz’un tartışmalı ismi Cihat Yaycı tarafından geliştirildi.

‘Mavi Vatan’ Doktirini, 15 Temmuz sonrası ulusalcı marjinal çevrelerce bir anda köpürtülmeye başladı ve 2017 yılında Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevine getirilen Cihat Yaycı’nın gayretleri ile bir anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi doktrini haline geldi.

Mavi Vatan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege’nin ihtilaflı sularında tek taraflı ilan ettiği deniz yetki alanlarını (karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) Yunanistan ve diğer ülkelere karşı askeri gücünü azami ölçüde kullanarak kontrol etmesini öngörüyordu.

‘Mavi Vatan’ haritası

Bu ise sıcak çatışma veya savaş demekti. Öyle de oldu. Türkiye birçok kez Akdeniz’de Yunanistan’la savaşın eşiğine geldi.

‘MAVİ VATAN’ TATBİKATLARI

Türk Deniz Kuvvetleri, 2019 yılı Mart ayında 103 gemiyle eş zamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de dev bir “Mavi Vatan’ tatbikatı düzenledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Ağustos 2019’da Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları diploma alma ve sancak devir teslim töreninde ziyaret defterini imzalarken ‘Mavi Vatan Haritası’ önünde çekilmiş fotoğrafı doktirini savunanlar için büyük bir zaferdi.

Artık Mavi Vatan tezi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanı sıra AKP hükumetinin ve bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tezi haline gelmişti.

2020 yılı Mart ayında yapılacak Mavi Vatan tatbikatı koronavirüs pandemisi nedeniyle yapılamazken, 2021 yılı Mart ayında yapılan tatbikata AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Erdoğan, canlı bağlantıda tatbikatı yöneten ve Saroz Körfezi’nden Oruç Fırkateryni’nde bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kuvvet komutanları ile görüştü.

SONDAJ GEMİLERİ AKDENİZ VE EGE’DEKİ TARTIŞMALI SULARDA

Mavi Vatan’cıların en güçlü olduğu 2020 yılında Türkiye, bir anda Ege’ye ve Akdeniz’e sismik araştırma ve sondaj gemileri göndermeye başladı.

Yavuz ve Fatih sondaj gemileri ile Oruç Reis sismik araştırma gemisi Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki iddialarının sembolü oldu. Bu gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile ihtilaflı olduğumuz sulara donanma gemileri eşliğinde gönderildi.

Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bütün protestolarına rağmen AKP hükumeti Akdeniz’de ve Ege’de petrol ve doğalgaz bulmakta kararlılık görüntüsü veriyordu.

Esas kıyamet ise Yunanistan’ın kırmızı çizgi ilan ettiği Meis adası çevresinde koptu.

TÜRK VE YUNAN FIRKATEYNLERİ ÇARPIŞTI

Türkiye, Ağustos ayı başında Oruç Reis sismik araştırma gemisini fırkateynler eşliğinde Meis adası çevresine gönderdi. Yunanistan da Donanması’nın neredeyse 3’te birini bölgeye sevk etti.

Yunan Fırkateyni Limnos ile çarpışan Türk Fırkateyni Kemal Reis’in olay sonrası fotoğrafı Yunan medyası tarafından yayınlandı

12 Ağustos’ta Doğu Akdeniz’de Meis adası çevresinde Türk donanması ile Yunan donanması birbirine o kadar yaklaştı ki Türkiye’ye ait Kemal Reis fırkateyni ile ile Yunanistan’a ait Limnos fırkateyni arasındaki çarpışma yaşandı.

Türk Fırkateyni Kemal Reis ile çarpışan Yunan Fırkateyni Limnos

O gece Almanya Başbakanı Angela Merkel’in devreye girdiği ve iki ülke arasındaki savaşı önlediği ifade edildi.

“TANRIM! TÜRKLERLE DEFALARCA SAVAŞIN EŞİĞİNE GELDİK”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, 2021 yılı Şubat ayında Yunan gazetecilere yaptığı açıklamada, Ağustos ayında Meis adası çevresinde Türkiye ile 3 kez savaşın eşiğine gelindiğini açıklayacak ve o günleri şöyle anlatacaktı: “Silahlı Kuvvetler üç kez genel seferberlik ilan etti. Tanrım!”

AB, YAPTIRIM SOPASINI GÖSTERDİ

Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ihtilaflı sularda gerçekleştirdiği faaliyetler bu 2 ülkenin üyesi olduğu Avrupa Birliği’nin büyük tepkisini çekti.

AB, 1 Ekim 2020’de yapılan zirvede ilk kez Türkiye’ye yaptırım sopasını gösterdi. 10 Aralık 2020’de yapılan zirvede ise AB, AKP hükumetine hem yaptırım sopasını gösterdi hem de havuç…

Aralık zirvesinde Türkiye ile diyalog ve iş birliği mesajları veren AB, yaptırım kartını masada tuttu. Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de geri adım atması durumunda ‘pozitif gündem’ adı altında bir süreci başlatacağını duyurdu. AKP hükumeti, havucu tercih etti.

VE GEMİLER SESSİZ SEDASIZ ‘MAVİ VATAN’DAN ÇEKİLİYOR

AB’nin yaptırım sopasını göstermesi sonrası AKP hükumeti sonbaharla birlikte Fatih ve Yavuz sondaj gemileri ile birlikte Oruç Reis sismik araştırma gemisini yavaş yavaş alandan çekmeye başladı.

Önce gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ‘la ihtilaf olmayan bölgelere gönderildi ve ortam soğutuldu. İç kamuoyuna ‘pes etmedik, hala alandayız’ mesajı verilirken; dış kamuoyuna ılımlı mesajlar gönderildi.

Törenlerle, canlı yayınlarla, savaş gemileri eşliğinde Ege ve Akdeniz’deki ihtilaflı bölgelere gönderilen araştırma gemileri; 2020 yılı sonuna gelinirken sessiz sedasız ‘Mavi Vatan’dan çekildi ve ‘siyasi rant devşirmek için’ kullanılacakları güne kadar limanlarda çürümeye bırakıldı.

MAVİ VATAN’CILARDAN İLK FİRE

Cihat Yaycı

Aslında içeride Mavi Vatan’cılar için ilk fire, tezin hararetli savunucularından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alınması oldu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la arasının kötü olduğu bilinen Tümamiral Cihat Yaycı, 7 Mayıs 2020’de, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinden alınarak Genelkurmay Başkanlığı’nın emrine verildi. Bunun üzerine Yaycı, 18 Mayıs 2020’de görevinden istifa etti.

Cihat Yaycı, görevinden istifa etse de televizyon ekranlarından düşmedi ve Mavi Vatan tezini medya aracılığıyla savunmaya devam etti.

Yaycı, aslında ulusalcı grupların sevmediği bir isim. Hatta Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında ulusalcıların üstünü çizdiği isimlerden birisi olarak biliniyor.

MONTRÖ BİLDİRİSİ VE MAVİ VATAN İTTİFAKI PARÇALANIYOR

AKP ile ulusalcı çevreler arasındaki Mavi Vatan İttifakı’nı bitiren ise 100’den fazla emekli amiralin yayınladığı ‘Montrö Bildirisi’ oldu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın gittiği bir tarikat evinde sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili içinde Mavi Vatan tezini savunan çok sayıda ismin de bulunduğu 100’den fazla emekli amiral 4 Nisan’da bir bildiri yayımladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Milli Savunma Bakanlığı, olayla ilgili soruşturma başlattı. Aralarında ‘Mavi Vatan’ tezini ilk ortaya atan Ramazan Cem Gürdeniz’in de bulunduğu 14 emeli amiral gözaltına alındı. Daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Milli Savunma Bakanlığı, bildiriye imza atan emekli askerlerin lojman ve koruma haklarını iptal ederken, bir dönem ekranların vazgeçilmezi olan bu isimlere AKP hükumeti tarafından ekran yasağı da getiriliyordu.

Bildiriyi yayımlayan isimler yandaş medya tarafından lanetlenmeye ve darbe heveslisi olarak lanse edilmeye başlandı.

VE ERDOĞAN MAVİ VATAN’CILARIN TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKTI

Ve Erdoğan, bir dönem işbirliği yaptığı Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi Pazartesi günü çaktı.

Kamuoyunda “Amiraller Bildirisi” ya da “Montrö bildirisi” olarak bilinen soruşturmayı tamalayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianameyi Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Hazırlanan iddianamede, emekli amiraller Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde yer alan “Devletin Güvenliğine veya Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma” suçundan 3 ile 12 yıl arasında hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Amiraller Bildirisi’ne dava: 103 amirale 316. maddeden ceza istendi

Okumaya devam et

Analiz

Millet İttifakı’nda Kılıçdaroğlu düğümü çözülecek mi?

Millet İttifakı’nda Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili düğüm bir türlü çözülmüyor. Son dönemdeki hamleleriyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi öne çıktı. İyi Parti, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın rakip olarak en çok istediği Kılıçdaroğlu’na açık mesaj gönderdi. Millet İttifakı’nda ‘kazanamama ihtimali olan’ isim çatlağı büyüyeceğe benziyor.

BOLD ANALİZ – Millet İttifakı’nın iki büyük partisi CHP ve İyi Parti’de gizlenmeye çalışılsa da adaylık çatlağı büyüyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığına aday olacağı yönündeki iddiaları değerlendiren İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, “Kendisinden talip olduğunu duymadım ama bizim bir ilkemiz var. Diyoruz ki bu konuda herkes idealist davranmalı, nefis zamanı, adaylık düşünenler idealist davranmalı. Kimler aday olmayı düşünüyorsa bu şartları göze alarak temel ilkemize kabul sağlayarak bu yola çıkmalılar. Kazanma riski görünen anket ilmiyle belirlenen bir adayı, İyi Parti olarak kabul etmiyoruz. Millet İttifakı’nın varlığı seçimi ilk turda kazanabilecek genişlikte, o bakımdan en uygun adayın istişarelerle belirlenerek ortaya konulması Türkiye’ye yapılabilecek en iyi iyilik. Kazanamama ihtimali olan birinin uygun olmayacağını söyleyeceğiz, sonuç odaklı düşüneceğiz” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN KILIÇDAROĞLU’NU İSTİYOR

İyi Parti’de Koray Aydın üzerinden verilen bu mesaj, Kılıçdaroğlu’nun adaylıktan vazgeçmesine yönelik çağrı olarak yorumlandı. Arkasında yatan sebep ise Erdoğan’ın en çok yarışmak istediği ismin Kılıçdaroğlu olması. Seçim mitinglerinde vurgu yapılacak konu bile belirlendi: ‘SSK’nın batırılması ve Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği seçimler.’ Kılıçdaroğlu’nun adaylığı durumunda AKP, 2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini AKP’nin adayı Kadir Topbaş’a kaybettiği dönemden başlayıp CHP Genel Başkanı olarak girdiği 2011-2014-2015-2018-2019’da  kaybettiğini hatırlatacak. 2010 ve 2017 referandumlarında da Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’a yenildiği anlatılacak.

SİYASETTEKİ KUTUPLAŞMA ERDOĞAN’A YARIYOR

CHP’li Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi halinde Erdoğan’ın seçime bir sıfır önde gireceği de AKP anketlerinde görülüyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın sağ ve sol olarak kutuplaşacağını hesaplayan AKP’li kurmaylar, Kılıçdaroğlu’nun  aday olması durumunda “CEHAPE zihniyeti, Camileri ahır yaptılar, Başörtülü bacılarımıza zulmettiler, Şimdi yine aynısını yapacaklar” gibi 50 yıl önceki konularla seçmenin korkutulacağını hesaplıyor. Türkiye’deki sağ partilere oy veren seçmen sayısının sol partilere oy verenden fazla olduğunu da dikkate alan Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’nun adaylığa zorlanması yönünde talimat verdiği kaydediliyor. AKP teşkilatları ve troller de bu yönde çalışma yürütüyor. Yıpranmış bir Kılıçdaroğlu’na karşı seçimin ‘çantada keklik’ olduğu kulaktan kulağa yayılıyor.

İTHAL ADAY İLE YAVAŞ ALTERNATİFİ RAFTA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset dışı bir ismi aday gösterme girişimleri İyi Parti tarafından reddedilmişti. İkinci Ekmeleddin İhsanoğlu vakası yaşanmasını istemeyen İyi Parti, yurtdışından ithal bir ismi desteklemeyeceği mesajı verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın isimleri ise şimdilik rafa kaldırıldı.

Saadet Partisi’nin Abdullah Gül’ü aday gösterme çabası devam ederken, DEVA ve Gelecek Partileri’nin tavrı da Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağını netleştirecek.

Ülkeyi bit pazarına çeviren Erdoğan Araplar’a ASELSAN sözü mü verdi?

Okumaya devam et

Analiz

CNN Türk’ün işi çok zor: Skandal mahkemeye taşınıyor

ABD merkezli CNN International’ın kıskacında olan  CNN Türk akıl almaz bir skandala daha imza attı. Kanal,  öldürülen bir PKK’lı haberinde muhalif sanatçı Ferhat Tunç’un resmini kullandı. Sanatçı konuyu yargıya taşıyor.

BOLD – Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası’ndan aldığı kredilerle satın aldığı CNN Türk’le ilgili ABD’den heyet geliyor. CNN International, AKP yanlısı yayınlarıyla havuz medyasına dönüşen CNN Türk’ü inceleyecek.

Ziyaretin rutin olmadığını söyleyen CHP Washington Temsilcisi Yurter Özcan, kanalı CNN merkezine şikayet eden kişi.

İddiaya göre, incelemeye alınacak CNN Türk hazırlıklara başladı.

Bu iddiaların konuşulduğu sırada kanaldan skandal bir habere daha imza atıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medya hesabından ‘Ferhat Tunç’ adlı bir PKK’lının öldürüldüğünü duyurdu.

FERHAT TUNÇ SKANDALI MAHKEMEYE TAŞIYOR

Bu haberi Youtube videosunda yayınlayan kanal, “PKK’nın üst düzey kadrosuna büyük darbe” başlığıyla sanatçı Ferhat Tunç’un fotoğrafını kullandı. CNN Türk’ün fotoğraf kullanımı sosyal medyada büyük tepki çekerken, sanatçı Ferhat Tunç’tan açıklama geldi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan sanatçı Tunç, “İçişleri Bakanlığı, PKK’lı Ferhat Tunç adlı bir gencin yaşamını yitirdiğini iddia etti. İktidar güdümündeki medya ise haberi benim fotoğrafımı kullanarak, iktidar yanlıları da hesabımı etiketleyerek servis etti. Ölümü her türlü kirli çıkar ve algıları için kullananları kınıyorum” dedi.

“Kandan ve ölümden beslenenlerden çok yakında kurtulmak umuduyla” diyen Tunç, konuyu yargıyı taşıyacağını duyurdu.

CNN Türk’ü telaş sardı: CNN International’a tarafsız yayın yaptığını ispatlamaya çalışacak

Okumaya devam et

Popular

Shares