Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

İstanbul Emniyeti’nde kan döken işkencecilere AYM’den kötü haber

Anayasa Mahkemesi, İstanbul Emniyeti’nde bayılana kadar işkence gören ve yere dökülen kanları zorla kendilerine temizletilen Pinhan Restaurant’ın sahibinin çocukları ve yeğeni hakkında hak ihlali kararı verdi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, İstanbul Emniyeti’nde bayılana kadar işkence gören Pinhan Restoran’ın sahibi Ali Çelik’in ikiz çocukları Hasan ve Hüseyin ile yeğeni Bekir Çelik’e kötü muamele yapıldığına karar verdi. Yüksek Mahkeme, üniversiteyi yeni bitiren başvurucuların her birine 27 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti. Maltepe’deki Pinhan Restaurant’a 2016’da kayyım atanmıştı.

5 Ağustos 2016’da Bulgar polisi tarafından Türkiye’ye teslim edilen Bekir, Hasan ve Hüseyin Çelik, 2 gün Edirne, 25 gün de İstanbul Emniyeti’nde gözaltına tutuldu. 29 Ağustos 2016’da tutuklanan Hasan, Hüseyin ve Bekir Çelik, gözaltı sürecinde işkence gördükleri iddiasıyla 1 Kasım 2017’de başsavcılığa şikâyette bulundu.

“TAMAMEN SOYARAK ARADILAR, HAKARET ETTİLER”

Çelik ailesi dilekçelerinde 4 Ağustos 2016’da Bulgaristan’a geçtiklerini, burada yakalanarak Edirne Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne teslim edildiklerini, çantalarının arandığını, sonrasında tamamen soyunmaya zorlanarak üst aramasına tabi tutulduklarını, hakaretlere maruz kaldıklarını, iki gün sonra iki kolluk görevlisi tarafından elleri kelepçeli olarak İstanbul’a götürüldüklerini söyledi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teslim edilen Çelik ailesi, burada daha şiddetli bir muameleye maruz kaldı. Elleri arkadan bağlı olarak bekletildiler, ifadeleri diz çöktürülmüş vaziyette alındı. Gözlükleri çıkartıldıktan sonra nezarethaneye götürülen Çelikler’i kısa boylu, esmer, kilolu bir kolluk görevlisi tehdit etti.

Hasan, Hüseyin Bekir Çelik, Edirne’de gözaltına alınıp 2 gün sonra İstanbul’a getirildiler.

GÖZ KAPAĞI KANADI, YERDEKİ KANLARI ZORLA KENDİLERİNE TEMİZLETTİRDİLER

Aynı görevli Bekir Çelik’in ensesine ve yüzüne tokat attı. Sonrasında 10-15 polis tekme ve yumruklarla üçüne birden saldırdı. Hüseyin Çelik’in gözüne gelen yumruk darbesiyle göz kapağı kanadı. Hasan ve Hüseyin Çelik bayılınca aynı polis başlarına soğuk su tuttu. Sonrasında yerdeki kanları zorla onlara temizlettirdi.

AVUKAT DA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNMADI

Üç polis memuru tarafından hastaneye götürülen Hüseyin Çelik’i polisler darp edildiği konusunda susması için tehdit etti. Hüseyin Çelik, dilekçede doktor muayenesi sırasında yanlarında kolluk görevlilerinin de bulunduğunu, doktorların yaralarını görmelerine karşın kötü muameleyi örtbas ettiklerini, Edirne’de gözaltına alındıkları tarihinden itibaren nezarethanede yemek ve su verilmediğini, olumsuz koşullarda tutulduklarını, gözaltındaki on üçüncü günde avukatla görüştüklerini ancak avukatın suç duyurusunda bulunmadığını ifade etti.

Savcılık, Çelik ailesinin başvurusunu delil olmadığı iddiasıyla kovuşturmaya gerek görmeyerek kapattı. Anayasa Mahkemesi ise rapor, bilgi, belge ve ifadelerin ışığında Çelik ailesine kötü muamele yapıldığına 15 Eylül 2021’de karar verdi. Karar geçtiğimiz günlerde AYM’nin sitesinde yayınlandı.

AYM’den kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair 6 karar

Gündem

Erdoğan Gül’ü affetti, ya hakkına girdiği masumlar?

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan affını talep eden Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü affetti. Gül, kendi döneminde yapılan skandal uygulamalar ve hukuksuzluklarla adını tarihe yazdırdı.

BOLD – Abdulhamit Gül, Adalet Bakanlığı görevinden alındı. Yerine eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ atandı. Erdoğan Gül’ü affettiğini açıkladı ancak Gül’ün uygulamalarının mağduru olan yüzbinlerce kişi ile bu hukuksuzluklar sonrası yaşamını yitirenler eski Adalet Bakanı’nı affedecek mi? İşte Gül’ün bakan olduğu dönemin mağdurlarından bir kaçı…

GÜLEN HAREKETİ MENSUPLARINA SOYKIRIM UYGULANDI

15 Temmuz’dan yaklaşık 1 yıl sonra Adalet Bakanlığı koltuğuna oturan Gül, 15 Tammuz sonrasında Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yürütülen hukuksuz uygulamaları sürdürdü. Bu süreçte yüzbinlerce kamu görevlisi ve akademisyen savunma hakkı verilmeden ihraç edildi. Yüzbinlerce asker, polis ve sivil tutuklandı. Yargılamalar skandala dönüşürken, emniyet ve cezaevlerinde işkence iddiaları hiç eksik olmadı.

CEZAEVİNDE PLASTİK SANDALYEDE ÖLDÜ

Gül’ün bakanlığı döneminde yaşanan çok sayıda ölümlerden hafızalara kazınanlardan biri de 29 Ağustos 2020’de Şebinkarahisar K2 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan nakledildiği Gümüşhane Cezaevi’nde hayatını kaybeden KHK’lı Komiser Yardımcısı Mustafa Kabakçıoğlu’nun plastik sandalyede ölümü. Kabakçıoğlu’nun cesedi, cezaevi infaz memurları tarafından, hücrede bir plastik sandalyede oturur vaziyette bulundu. Kabakçıoğlu’nun ölüm hakkında sorumlular adalet önüne çıkarılmadı.

İLAÇLARI VERİLMEDİ HAYATINI KAYBETTİ

Gül’ün bakanlığı döneminde cezaevinde yaşanan ölümlerden biri de Ordu Cezaevinde hayatını kaybeden Kuran-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman. 1 Haziran 2018’de tutuklanıp Ordu Efirli Cezaevine gönderilen Kur’an-ı Kerim öğretmeni Nesrin Gençosman, tedavisi geciktirildiği ve dilekçeleri zamanında dikkate alınmadığı için 3 Temmuz 2018 salı gecesi zatürreye bağlı kalp krizi sebebiyle cezaevinden Ordu Devlet Hastanesine kaldırıldı. İlaçları sevk edildiği gün verildi. 8 gün yoğun bakımda kalan Gençosman 11 Temmuz 2018’de hayatını kaybetti.

TEDAVİSİ GECİKTİRİLDİ, YAŞAMINI YİTİRDİ

Gençosman gibi yine cezaevinde ilaçları verilmediği için ölenlerden biri de İngilizce öğretmeni Halime Gülsu. İlaçları verilmediği ve tedavisi geciktirildiği için tutuklu bulunduğu Tarsus Cezaevinde 28 Nisan 2018’de hayatını kaybeden İngilizce öğretmeni Halime Gülsu’nun ölümüne dair Mersin TEM’deki görevliler ve Tarsus Devlet Hastanesi doktoru hakkında başlatılan soruşturmayı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Mayıs 2019’da ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ diyerek takipsizlik kararıyla kapattı. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı ise cezaevi görevlileriyle ilgili açılan soruşturmayı 18 Mart 2019’da kapattı.

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Okumaya devam et

Gündem

Adalet Bakanı istifa etti, yerine yeniden Bekir Bozdağ atandı

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül istifa etti. İstifası AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilirken, Gül’ün yerine eski Adalet Bakanlarından Bekir Bozdağ atandı.

BOLD – Adalet Bakanı Abdülhamit Gül görevden affını istedi. Gül’den boşalan koltuğa Bekir Bozdağ atandı.

ABDULHAMİT GÜL AFFINI İSTEDİ

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre; görevinden affını isteyen ve görevden af talebi kabul edilen Abdulhamit Gül’den boşalan Adalet Bakanlığına 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bekir Bozdağ atandı.

ARABULUCU OLAMADI ANCAK BAKAN YAPILDI

Bozdağ, Adalet Bakanlığının düzenlediği Arabuluculuk Sınavı’nda düşük puan alıp başarılı olamamıştı. 24 Kasım 2019 tarihinde yapılan arabulucu sınavında 91 ve üstünde puan alan 6 bin 271 aday başarılı olurken, Bekir Bozdağ sınavdan 72 puan alıp ‘başarısız’ olmuştu.

15 TEMMUZ DÖNEMİNİN ADALET BAKANI

1965 yılında Yozgat’ta dünyaya gelen Bekir Bozdağ, Kürt asıllı siyasetçilerden birisi. İlahiyat ve hukuk mezunu olan Bozdağ, 2013-2015 ve 2015-2017 yılları arasında Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım tarafından kurulan hükûmetlerde Adalet Bakanlığı görevini sürdürdü. 2011-2013 ve 2017-2018 yılları arasında Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu tarafından kurulan hükûmetlerde Başbakan Yardımcılığı görevini yürüttü. 15 Temmuz döneminin Adalet Bakanı olan Bozdağ, 29 Ocak 2022 tarihinde Erdoğan tarafından yeniden Adalet Bakanlığı’na atandı.

 

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Okumaya devam et

Gündem

Prof. Özgenç’ten AYM’ye iltisak eleştirisi: Hukuk literatüründe böyle bir kavram yok

Türk Ceza Kanunu’nun mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’nin irtibat ve iltisak nedeniyle yapılan ihraçları hukuka uygun bulmasını eleştirerek, hukuk literatüründe iltisak diye bir kavramın olmadığını altını çizdi.

BOLD – Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve mevcut Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) mimarlarından Prof. Dr. İzzet Özgenç, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) “irtibat” ve “iltisak” eleştirisinde bulunarak, bu iki kavrama dayanarak kişilerin hak mahrumiyetine maruz bırakılamayacağına dikkat çekti.

İRTİBAT – İLTİSAK DEĞERLENDİRMELERİ SORUNLU

Anayasa Mahkemesi “irtibat” ve “iltisak”a dayalı ihraçların “hukuka uygun” olduğu kararını eleştiren Prof. Dr. Özgenç, “Anayasa Mahkemesinin Hukuka geri dönüş bakımından bir kapı aralamış olan 24.6.2021 tarihli ve E. 2018/81, K. 2021/45 sayılı Kararında masumiyet karinesiyle ilgili olarak yer verilen kitabi bilgilere aynen katılmakla birlikte, bir örgütsel yapıya üyelik dışında irtibat ve özellikle iltisak kavramı ile ilgili değerlendirmeleri sorunlu gördüğümüzü belirtmek gerekir” dedi.

HUKUK LİTERATÜRÜNDE İLTİSAK DİYE KAVRAM YOK

Bu iki kavrama dayanılarak kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını kaydeden Özgenç, “Bu iki kavramın belirlilik ilkesiyle bağdaşmadığını, bu iki kavrama izafeten kişilerin herhangi bir hak yoksunluğuna maruz bırakılamayacağını ve özellikle nevzuhur ‘iltisak’ diye hukuk literatürümüzde bir kavram bulunmadığını belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.

 

Yoğun bakımdaki hastanın tahliye edilmemesi yasal değil

Okumaya devam et

Popular

Shares