Connect with us

Analiz

AKP dış politikasının açmazları: Büyük tavizler ve keskin U dönüşler Erdoğan’ı kurtaracak mı?

AKP dış politikası, 2011 yılından sonra büyük bir eksen kayması yaşadı. AB ve batıya dönük, reel dış politika yerini Ortadoğu eksenli ideolojik önyargılar ve mezhepçiliğin ön plana çıktığı ve Müslüman Kardeşler temelli bir politikaya bıraktı. Gelinen noktada ekonominin de alarm vermesi nedeniyle dış politika karaya oturdu. Yerini büyük ödünler ve keskin U dönüşler aldı.

BOLD ANALİZ  –   Son dönemde ekonomisi dibe vuran ve dış politikada yalnızlaşan Erdoğan yönetimi bu açmazdan kurtulmak istiyor. Pandeminin de etkisiyle kaynak bulmak isteyen Türkiye’nin önünde sadece Körfez sermayesi bulunuyor. Ancak 10 yıldır uygulanan politikalar ve bozulan ilişkiler nedeniyle bu hem zor oluyor hem de büyük ödünler vermeyi, keskin U dönüşleri yapmayı gerektiriyor.

Peki, verilen ödünler ve keskişn U dönüşler AKP yönetimini kurtaracak mı?

İKİ ÜLKE SAVAŞIN EŞİĞİNDEN DÖNDÜ

AKP’nin 15 Temmuz sonrası ulusalcılarla kurduğu ittifak ve ‘Mavi Vatan’ teziyle şekilllenen Doğu Akdeniz politikası sonucu, Türkiye ve Yunanistan Doğu Akdeniz’de geçen yaz savaşın eşiğine geldi.

AKP hükumeti, 2020 yazında sismik araştırma ve sondaj gemilerini Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la tartışmalı sulara doğalgaz ve petrol aramak için gönderdi. İlk etapta İsrail, Mısır ve Fransa, Yunanistan ve Rumların yanında saf tuttu.

Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı cephe bir anda o kadar genişledi ki Fransa uçak gemisi Charles de Gaulle ile birlikte savaş gemileri ve uçaklarını Yunan-Rum ikilisine destek için Doğu Akdeniz’e gönderdi. Yunanistan ve Fransa, Türkiye’nin hemen yakınında ortak tatbikatlar gerçekleştirdi.

Bu ülkelere Doğu Akdeniz’e kıyısı olmayan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de katıldı. Bu iki ülke de Yunanistan’a destek için savaş uçaklarını Yunan hava üslerine gönderdi. Ortak tatbikatlar gerçekleştirildi.

Türkiye, Doğu Akdeniz’de yalnızlığını gidermek için iç savaşın yaşandığı ve ikiye bölünmüş Libya’dan medet umar duruma geldi. Libya ile deniz yetki alanlarının paylaşımına dair anlaşma imzalandı.

Ancak AKP, Doğu Akdeniz’deki macerasını Avrupa Birliği’nin yaptırım sopasını göstermesiyle sonlandırmak zorunda kaldı. Canlı yayınlarla, törenlerle ve savaş gemileri eşliğinde bölgeye gönderilen sondaj ve sismik araştırma gemileri sessiz sedasız limanlara çekildi.

Yunanistan’la NATO’nun da devreye girmesiyle istikşafi görüşmeler başlatıldı. Ancak bir ilerleme sağlanabilmiş değil. Sonuç olarak sorun buzdolabına kaldırıldı.

İLİŞKİLER LİBYA KONUSUNDA KİLİTLENDİ

Mısır’la ilişkiler Arap Baharı ile birlikte 2011 yılında bozulmaya başladı. AKP hükumeti, Arap Baharı sonrası iktidara gelen Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler iktidarının en büyük destekçisi oldu. 2013 yılı Temmuz ayında yaşanan askeri darbe sonrası iktidara gelen Abdülfettah Es-Sisi yönetiminin de karşısında yer aldı.

İlişkiler dibe vurdu ve elçiler karşılıklı olarak geri çekildi. Diplomatik ilişkiler en alt seviyeye düştü. Erdoğan, bulduğu her fırsatta Sisi yönetimini yerden yere vurdu.

Sis yönetimi, Doğu Akdeniz’de ve Libya’da Türkiye’nin karşısında yer aldı. Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a güçlü destek veren Mısır; Libya’da da Türkiye’nin karşısındaki Halife Hafter güçlerine destek verdi.

AKP, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu coğrafayasında yalnızlığını gidermek için 2021 yılında Mısır politikasında U-dönüş yaptı. İlişkileri normalleştirmek için Mısır’la diyaloga geçti. İki ülke dışişleri heyetleri bu yıl Ankara ve Kahire’de birer toplantı yaptı.

Mısır’ın talepleri doğrultusunda AKP, 2013 sonrası kucak açtığı Müslüman Kardeşler üyelerinin televizyon yayınlarına müdahale etti. Kahire, Müslüman Kardeşler’in Türkiye’deki faaliyetlerinin sonlandırılmasını istiyor.

Mısır, Türkiye’nin Libya’ya müdahalesinin de sona ermesini ve Türk askerlerinin Libya’dan çekilmesini istiyor. İki ülke ilişkileri bu noktada kilitlenmiş durumda. AKP hükumeti dış baskılara rağmen Libya’dan asker çekmek istemiyor. Bu yüzden de görüşmelerde ilerleme sağlanamıyor.

ERDOĞAN’DAN BÜYÜK U-DÖNÜŞ

İki ülke ilişkileri Arap Baharı ile bozulmaya başladı. Türkiye, Mısır’da Müslüman Kardeşler yönetimine destek verirken; Birleşik Arap Emirlikleri darbe ile yönetimi ele geçiren Sisi yönetimine destek verdi.

2016 sonrası AKP, BAE yönetimini 15 Temmuz’un finansörü olmakla suçladı. 2017’de Katar krizinde ve Libya iç savaşında iki ülke kendini karşıt cephelerde buldu. BAE savaş uçakları, Libya’da Türk askerlerinin bulunduğu Watiye Hava Üssü’nü vurdu.

Ekonomik krizin zirve yaptığı ve dövizin şahlandığı 2021 yılında AKP, bir U-dönüşünü de BAE ile ilişkilerde yapmak zorunda kaldı.

Erdoğan, 24 Kasım’da BAE Veliaht Prensi El Nahyan’ı Saray’da ağırladı. El Nahyan, Türkiye’ye 10 milyar dolar yatırım yapacaklarını açıkladı.

Ancak ünlü ekonomist Timothy Ash’a göre BAE Erdoğan’a güvenmiyor. Abu Dabi yönetimi ‘TL’ye bakıyor, Türkiye’nin gerçek ekonomik varlıklarının çok ucuz olduğunu görüyor ve bundan faydalanarak Türkiye’nin altyapı, enerji gibi değerli ekonomik varlıklarını ucuza kapatmaya çalışıyor’.

İLİŞKİLER BUZDOLABINDA BEKLİYOR

Riyad yönetimi ile de ilişkiler Arap Baharı ve Mısır’daki darbe ile bozuldu. Suudi Arabistan, BAE ile birlikte Mısır’daki darbe yönetiminin en büyük destekçisi oldu.

AKP iktidarı ayrıca ülkenin fiili lideri Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ı gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti üzerinden yıpratmaya çalıştı.  Ancak başarılı olamadı.

Suudi Arabistan, gayri resmi olarak Türk mallarına boykot uygulamaya başladı İki ülke arasındaki ilişkiler, şu anda dondurucuda bekliyor.

Erdoğan iktidarı, Suudi Arabistan’la ilişkileri onarmak ve Suud sermayesini Türkiye’ye çekmek istiyor. Ancak Riyad’dan olumlu bir sinyal gelmiş değil.

BU KEZ İSRAİL İSTEKSİZ

Mavi Marmara baskını ve ‘One Minute’ çıkışı ile iki ülke arasındaki ilişkiler hala maslahatgüzar seviyesinde sürdürülüyor. 2016 yılında iki ülke karşılıklı olarak büyükelçileri yeniden atadı. Ancak ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesi ve ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıması sonrası büyükelçiler karşılıklı olarak yeniden geri çekildi.

‘İbrahim Anlaşmaları’ olarak anılan anlaşmalarla İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan’ın ilişkileri normalleşme yoluna girdi. Mısır ve Ürdün’le zaten iyi ilişkileri olan İsrail, Suudi Arabistan’la da karşılıklı normalleşme yolunda ilerliyor.  İsrail, bu anlaşmalarla İslam dünyasında yalnızlığını giderme yolunda önemli adımlar attı ve Türkiye’ye karşı elini güçlendirdi.

AKP hükumeti, Doğu Akdeniz’de Rum-Yunan ikilisinin yanında yer alan İsrail’i de kendi tarafına çekmek istiyor. Ancak yakın zamana kadar Türkiye’yle ilişkileri normalleştirmekte istekli davranan İsrail yönetimi, Türkiye’nin elinin zayıflığını ve kendi elinin de güçlendiğini görerek AKP yönetiminin kabulde zorlanacağı talepler öne sürüyor.

Kısaca Erdoğan’ın U dönüşü yaptığı İsrail’le ilişkilerde de bir ilerleme sağlanabilmiş değil.

EN BÜYÜK MÜTTEFİK AMA RUMLARLA ORTAK PROJE PEŞİNDE

Türkiye gibi Hamas’ın ve Müslüman Kardeşler’in en büyük destekçilerinden olan Doha yönetimi, AKP iktidarının en büyük destekçilerinden.

2017’de Suudi Arabistan ve BAE öncülüğünde başlatılan ambargo da Katar yönetimine en büyük desteği de Türkiye verdi. Türkiye, hatta Katar’a askeri birlik dahi gönderdi.

Katar; her ne kadar Türkiye’yle yakın ilişkilere sahip olsa da Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi rahatsız edecek adımlar atmaktan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’yle yakın durmaktan da vazgeçmiyor. Katar, Ankara’nın itirazlarına rağmen Rumlarla birlikte Akdeniz’de ortak doğalgaz projelerinde yer almak istiyor.

Erdoğan, ‘Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi de çaktı

Analiz

Nebati ne dediyse tersi çıkıyor: Dolar 6 ay öncesine döndü

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dolar 13,70 lira seviyesindeyken Londra’ya gitti. Yabancı yatırımcılara “Dolar artık buradan daha yukarı gitmez” dedi. Son haftalarda yükselişe geçen dolar, kur korumalı TL mevduat sisteminin açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.66 liranın üzerini gördü.

BOLD ANALİZ – Geçen haftayı 15.48 liradan kapatan dolar mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.66 liranın üzerini gördü. Dolarda yeni hedef 15.80 ve 16 lira olarak belirlendi.

DOLAR TÜM DÜNYADA GÜÇLENİYOR

ABD’de nisan ayı enflasyonunun yıllık yüzde 8.3 ile yüzde 8.1’lik beklentiyi aşmasıyla dolarda küresel olarak güçlenme yaşanmıştı. Yükselen enflasyonun ABD Merkez Bankası FED’i daha sert sıkılaşma adımları atmaya zorlayacağına yönelik tahminlerin ağılık kazanmasıyla ABD tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. Doların ana para birimleri karşısındaki performansını gösteren dolar endeksi ise geçen hafta 20 yılın zirvesini gördü. Bu gelişmelerle dolar 15.45 lirayı aşmıştı.

TÜRK LİRASI İKİ HAFTADA YÜZDE 4,5 ERİDİ

Dolar yeni haftaya ise 15.50 liradan başladı. Mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.53 liranın üzerini gördü. TCMB verilerine göre mart ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67 yükselerek 5.5 milyar dolara çıktı. TL bugün dolar karşısında yüzde 0.4 değer kaybederken hareketin başladığı son iki hafta itibarıyla TL’nin değer kaybı yüzde 4.5’e ulaşmış oldu.

TARİHİ ZİRVE 18.41 LİRA

Son gelişmelerle beraber dolar kur korumalı TL mevduat sisteminin ilk olarak açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.50 lirayı aştı. 17 Aralık Cuma günü dolar 18.41 lirayla tarihi zirvesini görmüştü. Ardından 20 Aralık’ta KKM açıklaması sonrası dolarda düşüş yaşandı. 24 Aralık’ta KKM resmen devreye alınırken dolar da 10.63 liraya geriledi. Ancak sonra yeniden yükselişe geçerek 13,70 seviyesine çıktı. Nisan ayına kadar 14 duvarını yıkamayan dolar önce 14 lirayı sonra 15 lirayı aştı.

DOLAR KURU AKP’NİN KONTROLÜNDEN ÇIKTI MI?

Dolarda yükseliş devam ederken Merkez Bankası’nın eli kolu bağlı durumda. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kontrolündeki TCBM, doları frenlemek için sadece rezerv satışı yapabiliyor. Faiz artışı enstrümanını ise kullanamıyor.  2021 yılı Eylül ayından Aralık ayına kadar 500 baz puan faiz indirerek politika faizini yüzde 14’e indiren TCMB Para Politikası Kurulu son 4 toplantıda faizi sabit bıraktı. Kuru kontrol eden AKP Hükumeti, son iki haftadır yükselişi seyrediyor. Reuters geçen hafta, AKP’nin doları 15.50 liraya kadar kontrollü yükselteceğine yönelik analiz yayımladı.

Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli denemelerinin bedeli ağır oldu. Türkiye’de nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 69.97’ye yükseldi. Halkın enflasyonunu ölçen ENAG’a göre ise enflasyon yüzde 150’yi aştı.

Ümit Özdağ Soylu’ya sordu: 15 Temmuz’da yarım kalan neydi?

Okumaya Devam Et

Analiz

Niinistö’nün kafası karışık Türklerin net: Erdoğan’ın “U” dönüşüne herkes hazır

Dış politikadaki hayrete düşüren “U” dönüşlerine bir yenisi daha mı geliyor. Erdoğan, ABD başta olmak üzere NATO üyesi ülkelerin desteklediği iki yeni üyelik başvurusuna olumlu bakmadığını açıkladı. Erdoğan’ın vetosunu gündem olduğu sosyal medyada, kullanıcılar yeni “U” dönüşünün tarihi ve nedenini tartıştı.

BOLD – AKP iktidarının dış politikadaki “U” dönüşlerini vatandaş hayretle izliyor. Önce Rusya daha sonra da sırasıyla darbeci Mısır, katil İsrail, 15 Temmuz’un finansörü Birleşik Arap Emirlikleri ve Cemal Kaşıkçı cinayeti faili Suudi Arabistan.

Bu yakıştırmaların sahibi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, suçladığı ülkeler karşısında tek tek geri atım attı.

NATO’NUN ERDOĞAN İLE İMTİHANI

İkinci Dünya Savaşı sırasında “askeri tarafsızlık” ilan eden Finlandiya, Rusya-Ukrayna savaşının ardından tarihi bir karar aldı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından NATO’ya üyelik mesajı veren Finlandiya, süreci resmen başlatacağı açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, “NATO üyeliği için resmen başvuracağız” dedi.

Türkiye dışında, NATO üyelerinin tamamı başvuru konusunda net.

ABD Başkanı Joe Biden, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile yaptığı görüşmede söz konusu iki ülkenin NATO üyelik sürecine destek vereceğini bildirdi.

İktidar Sözcüsü İbrahim Kalın, üyelik konusunda 2 ülkeye kapıları kapatmadıklarını söylese de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılmasını destekleyemeyeceğini açıkladı. Erdoğan, iki kuzey Avrupa ülkesinin birçok terör örgütüne ev sahipliği yaptığını söyledi.

KAFAM KARIŞTI

Erdoğan’ın Kendisine daha önce farklı konuştuğunu söyleyen Niinisto, “Açık olmak gerekirse biraz kafam karıştı çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaklaşık bir ay önce bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve benden önce insiyatif aldı ve ‘NATO’ya başvuruyorsunuz ve biz bunu olumlu değerlendireceğiz’ dedi. Kendisine teşekkür ettim ve teşekkürün karşısında çok memnun oldu. Yani anlıyacağınız, kafam biraz karıştı. İki gün önce duyduklarımız farklıydı. Dün yeniden Türkiye’nin üyeliğimize açık olduğunu duyduk fakat hayıra dönüştü ya da olumsuza dönüştü diyelim. Sanırım şu anda net bir yanıta ihtiyacımız var. Erdoğan’la dile getirdiği problemlerle ilgili konuşmaya hazırım” dedi.

U DÖNÜŞÜ NE ZAMAN

Öte yandan Erdoğan’ın çelişkili açıklamaları Türkiye’de de tartışma konusu. En çok merak edilen konu ise Erdoğan’ın veto konusunda ne zaman geri adım atacağı.

Erdoğan’ın Suudi Konsolosluğunun bahçesine gömdüğü itibar ve Nebati skeci

Okumaya Devam Et

Analiz

Biden’dan telefon bekleyen Erdoğan’dan NATO’da zikzaklı siyaset

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğiyle ilgili açıklaması Erdoğan’ın uluslararası alanda muhatap araması olarak yorumlanıyor. Finlandiya ve İsveç çıkışıyla Moskova ile içerideki ulusalcı ortaklarını şimdilik memnun eden Erdoğan, İbrahim Kalın üzerinden de ABD’ye ‘Pazarlığa açığım’ mesajı veriyor.

BERK YILDIRIM | BOLD ANALİZ

Ekonomik krizle boğuşan Türkiye adım adım seçim sath-ı mailine girerken, Tayyip Erdoğan bir taraftan içerideki yangını söndürmeye çalışıyor, diğer taraftan da koltuğunu korumak için uluslararası alanda muhatap arıyor. Bu bağlamda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail’le arayı düzeltmek için adımlar artan Erdoğan, Amerika ve Rusya arasında da denge siyaseti izliyor. İçerideki ulusalcı ortaklarını kızdırmaktan çekinen Erdoğan, ABD’den de vazgeçemiyor. İşte Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkması da bu ikircikli politikanın sonucu. Cumhurbaşkanı, ‘Biz şu anda İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz’ derken, Reuters’a konuşan sözcüsü İbrahim Kalın ise ‘Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması konusunda kapıyı kapatmadı’ ifadelerini kullandı. Türkiye’nin eski ABD Büyükelçisi Namık Tan da Erdoğan’ın amacını şöyle özetledi: ‘Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik başvurularına olumsuz yaklaştığımıza dair ifadelerin, aslında Biden’a yönelik ‘Beni muhatap al, en azından bir telefon et’ mesajı olduğunu düşünüyorum’.

NATO GENİŞLEMENİN ARİFESİNDE

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası adeta yeni bir dünya kuruluyor. Moskova’ya, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar uygulanırken, NATO da İskandinavya’ya doğru genişlemenin arifesinde. Rusya ile bin 300 kilometrelik sınır paylaşan Finlandiya’nın Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ülkesinin ‘gecikme olmaksızın’ NATO’ya üye olmak için başvuruda bulunacağını söyledi. İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvuru kararı almasından sonra İsveç’in hareketsiz kalmasının mümkün olmadığını kaydetti. Rusya daha önce iki ülkeyi de NATO’ya katılmamaya çağırmış, Finlandiya ve İsveç’in ittifaka girmelerinin askerî ve siyasî sonuçları doğuracağı tehdidinde bulunmuştu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise askerî açıdan tarafsız statüde olan Finlandiya ve İsveç’in hızlı bir şekilde ittifaka dahil olmalarına sıcak baktıklarının işaretini vermişti.

ERDOĞAN’IN İNMEK İÇİN GÜVENLİ LİMAN ARIYOR

İttifaka katılma süreci Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 10. maddesiyle düzenleniyor. NATO’da kararlar 30 üyenin oybirliğiyle alınıyor. Yani Türkiye’nin veto etmesi durumunda Finlandiya ve İsveç’in ittifakın parçası olması mümkün değil. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi NATO’nun önde gelen üyeleri İskandinav ülkelerinin ittifaka katılımını destekliyor. Doğalgazdan nükleer enerjiye, hava savunma sistemlerinden ticarete kadar birçok konuda Türkiye’yi Rusya bağımlı hale getiren Erdoğan, Moskova’yla bağlarını koparmak istiyor. Rusya etkisinde faaliyet gösteren, 17-25 Aralık operasyonlarından bu yana AKP’ye büyük destek veren Aydınlık ve Oda TV gibi yayın organları, Erdoğan’ı NATO konusunda sert mesajlarla uyarıyor. Finlandiya ve İsveç çıkışıyla Moskova ile içerideki ulusalcı ortaklarını şimdilik memnun eden Erdoğan, İbrahim Kalın üzerinden de ABD’ye ‘Pazarlığa açığım’ mesajı veriyor. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in tabiriyle, siyasî yolculuğunu ulusalcıların gemisinde sürdüren Erdoğan, inmek için güvenli bir liman arıyor. Erdoğan’ın tercihi, ülkenin de kaderini belirleyecek.

NATO NASIL GENİŞLEDİ?

İttifakın kurulmasının hemen ardından 1952 yılında Yunanistan ve Türkiye, 1954’te Batı Almanya NATO’ üyesi oldu. 1982’de İspanya birliğe katılırken, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından 1990’da iki Almanya birleşerek NATO’nun parçası oldu. Soğuk savaşın sona ermesinin ardından, NATO ve eski Sovyet ülkeleri arasında güven oluşturmayı amaçlayan “Barış için Ortaklık” programına 1994’te Rusya da alındı. Ancak 1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’nın ittifaka girmesiyle, NATO-Rusya gerilimi yeniden tırmandı. 2004’teki dev genişleme dalgası Moskova için tam bir şok oldu. Bu yıl içerisinde Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Letonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya birliğe kabul edildi. 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ ve 2020’de Kuzey Makedonya’nın dahil olmasıyla ittifakın üye sayısı 30’a ulaştı. Halihazırda Gürcistan, Ukrayna, Bosna-Hersek, İsveç ve Finlandiya ittifaka girmek isteyen ülkeler olarak dikkat çekiyor.

Finlandiya, NATO üyeliği için başvuruda bulunacağını duyurdu

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar