Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan, ‘Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi de çaktı

15 Temmuz sonrası AKP ile ulusalcı çevrelerin işbirliğinin simgesi haline gelen ‘Mavi Vatan’ tezi gündemden düştü. AKP’nin siyasi rant devşirdiği; ulusalcıların da kendi reklamlarını yaptığı doktrin, Türkiye ve Yunanistan’ı geçen yıl savaşın eşiğine getirdi. Ancak AB’nin yaptırım sopasını göstermesi, içerde de 2 grup arasındaki ittifakın bozulması sonrası Mavi Vatan bir kenara atıldı.

BOLD ANALİZ – Türk Deniz Kuvvetleri’nde ‘ulusalcı marjinal bir grubun’ köpürttüğü ve 15 Temmuz sonrası ulusalcı-milliyetçi çevrelerle AKP’nin kurduğu rejimin resmi bir tezi haline geldi ‘Mavi Vatan’.

‘Mavi Vatan’ uğruna tatbikatlar yapıldı, Türkiye ile Yunanistan defalarca Akdeniz’de savaşın eşiğine geldi. Ancak ‘Mavi Vatan’ söylemi de ‘Çözüm Süreci’ gibi AKP tarafından bir süre siyasi olarak kullanıldı ve ardından buruşturulup çöpe atıldı. Kamuoyu 2020 yılında Türkiye neden Akdeniz’de Yunanistan’la defalarca savaşın eşiğine geldiğini bile unuttu.

Dışarıda Avrupa Birliği ‘yaptırım’ sopasını gösterince; içeride ise Erdoğan’ın bir dönem kullandığı Mavi Vatan’cıların kullanım süresi dolunca ‘Mavi Vatan’ unutulup gitti.

‘Montrö Bildirisi’ sonrası gözaltına alınan Mavi Vatan tezinin savunucularına önce ekranlar yasaklandı. Son olarak da bildiriye imzalayanlara bu hafta başında açılan dava ile Erdoğan, Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi çaktı.

‘MAVİ VATAN’ DOKTİRİNİ

Ramazan Cem Gürdeniz

Mavi Vatan ismi, ilk defa 2006 yılında Balyoz’dan yargılanan emekli tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz tarafından ortaya atıldı. Kavram, 15 Temmuz’un tartışmalı ismi Cihat Yaycı tarafından geliştirildi.

‘Mavi Vatan’ Doktirini, 15 Temmuz sonrası ulusalcı marjinal çevrelerce bir anda köpürtülmeye başladı ve 2017 yılında Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevine getirilen Cihat Yaycı’nın gayretleri ile bir anda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi doktrini haline geldi.

Mavi Vatan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Karadeniz, Akdeniz ve Ege’nin ihtilaflı sularında tek taraflı ilan ettiği deniz yetki alanlarını (karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge) Yunanistan ve diğer ülkelere karşı askeri gücünü azami ölçüde kullanarak kontrol etmesini öngörüyordu.

‘Mavi Vatan’ haritası

Bu ise sıcak çatışma veya savaş demekti. Öyle de oldu. Türkiye birçok kez Akdeniz’de Yunanistan’la savaşın eşiğine geldi.

‘MAVİ VATAN’ TATBİKATLARI

Türk Deniz Kuvvetleri, 2019 yılı Mart ayında 103 gemiyle eş zamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de dev bir “Mavi Vatan’ tatbikatı düzenledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 31 Ağustos 2019’da Tuzla’daki Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları diploma alma ve sancak devir teslim töreninde ziyaret defterini imzalarken ‘Mavi Vatan Haritası’ önünde çekilmiş fotoğrafı doktirini savunanlar için büyük bir zaferdi.

Artık Mavi Vatan tezi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yanı sıra AKP hükumetinin ve bir anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi tezi haline gelmişti.

2020 yılı Mart ayında yapılacak Mavi Vatan tatbikatı koronavirüs pandemisi nedeniyle yapılamazken, 2021 yılı Mart ayında yapılan tatbikata AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Erdoğan, canlı bağlantıda tatbikatı yöneten ve Saroz Körfezi’nden Oruç Fırkateryni’nde bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kuvvet komutanları ile görüştü.

SONDAJ GEMİLERİ AKDENİZ VE EGE’DEKİ TARTIŞMALI SULARDA

Mavi Vatan’cıların en güçlü olduğu 2020 yılında Türkiye, bir anda Ege’ye ve Akdeniz’e sismik araştırma ve sondaj gemileri göndermeye başladı.

Yavuz ve Fatih sondaj gemileri ile Oruç Reis sismik araştırma gemisi Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’deki iddialarının sembolü oldu. Bu gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile ihtilaflı olduğumuz sulara donanma gemileri eşliğinde gönderildi.

Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin bütün protestolarına rağmen AKP hükumeti Akdeniz’de ve Ege’de petrol ve doğalgaz bulmakta kararlılık görüntüsü veriyordu.

Esas kıyamet ise Yunanistan’ın kırmızı çizgi ilan ettiği Meis adası çevresinde koptu.

TÜRK VE YUNAN FIRKATEYNLERİ ÇARPIŞTI

Türkiye, Ağustos ayı başında Oruç Reis sismik araştırma gemisini fırkateynler eşliğinde Meis adası çevresine gönderdi. Yunanistan da Donanması’nın neredeyse 3’te birini bölgeye sevk etti.

Yunan Fırkateyni Limnos ile çarpışan Türk Fırkateyni Kemal Reis’in olay sonrası fotoğrafı Yunan medyası tarafından yayınlandı

12 Ağustos’ta Doğu Akdeniz’de Meis adası çevresinde Türk donanması ile Yunan donanması birbirine o kadar yaklaştı ki Türkiye’ye ait Kemal Reis fırkateyni ile ile Yunanistan’a ait Limnos fırkateyni arasındaki çarpışma yaşandı.

Türk Fırkateyni Kemal Reis ile çarpışan Yunan Fırkateyni Limnos

O gece Almanya Başbakanı Angela Merkel’in devreye girdiği ve iki ülke arasındaki savaşı önlediği ifade edildi.

“TANRIM! TÜRKLERLE DEFALARCA SAVAŞIN EŞİĞİNE GELDİK”

Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, 2021 yılı Şubat ayında Yunan gazetecilere yaptığı açıklamada, Ağustos ayında Meis adası çevresinde Türkiye ile 3 kez savaşın eşiğine gelindiğini açıklayacak ve o günleri şöyle anlatacaktı: “Silahlı Kuvvetler üç kez genel seferberlik ilan etti. Tanrım!”

AB, YAPTIRIM SOPASINI GÖSTERDİ

Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ihtilaflı sularda gerçekleştirdiği faaliyetler bu 2 ülkenin üyesi olduğu Avrupa Birliği’nin büyük tepkisini çekti.

AB, 1 Ekim 2020’de yapılan zirvede ilk kez Türkiye’ye yaptırım sopasını gösterdi. 10 Aralık 2020’de yapılan zirvede ise AB, AKP hükumetine hem yaptırım sopasını gösterdi hem de havuç…

Aralık zirvesinde Türkiye ile diyalog ve iş birliği mesajları veren AB, yaptırım kartını masada tuttu. Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de geri adım atması durumunda ‘pozitif gündem’ adı altında bir süreci başlatacağını duyurdu. AKP hükumeti, havucu tercih etti.

VE GEMİLER SESSİZ SEDASIZ ‘MAVİ VATAN’DAN ÇEKİLİYOR

AB’nin yaptırım sopasını göstermesi sonrası AKP hükumeti sonbaharla birlikte Fatih ve Yavuz sondaj gemileri ile birlikte Oruç Reis sismik araştırma gemisini yavaş yavaş alandan çekmeye başladı.

Önce gemiler Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la ‘la ihtilaf olmayan bölgelere gönderildi ve ortam soğutuldu. İç kamuoyuna ‘pes etmedik, hala alandayız’ mesajı verilirken; dış kamuoyuna ılımlı mesajlar gönderildi.

Törenlerle, canlı yayınlarla, savaş gemileri eşliğinde Ege ve Akdeniz’deki ihtilaflı bölgelere gönderilen araştırma gemileri; 2020 yılı sonuna gelinirken sessiz sedasız ‘Mavi Vatan’dan çekildi ve ‘siyasi rant devşirmek için’ kullanılacakları güne kadar limanlarda çürümeye bırakıldı.

MAVİ VATAN’CILARDAN İLK FİRE

Cihat Yaycı

Aslında içeride Mavi Vatan’cılar için ilk fire, tezin hararetli savunucularından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı’nın görevden alınması oldu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’la arasının kötü olduğu bilinen Tümamiral Cihat Yaycı, 7 Mayıs 2020’de, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevinden alınarak Genelkurmay Başkanlığı’nın emrine verildi. Bunun üzerine Yaycı, 18 Mayıs 2020’de görevinden istifa etti.

Cihat Yaycı, görevinden istifa etse de televizyon ekranlarından düşmedi ve Mavi Vatan tezini medya aracılığıyla savunmaya devam etti.

Yaycı, aslında ulusalcı grupların sevmediği bir isim. Hatta Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında ulusalcıların üstünü çizdiği isimlerden birisi olarak biliniyor.

MONTRÖ BİLDİRİSİ VE MAVİ VATAN İTTİFAKI PARÇALANIYOR

AKP ile ulusalcı çevreler arasındaki Mavi Vatan İttifakı’nı bitiren ise 100’den fazla emekli amiralin yayınladığı ‘Montrö Bildirisi’ oldu.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın gittiği bir tarikat evinde sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine başlayan tartışmalarla ilgili içinde Mavi Vatan tezini savunan çok sayıda ismin de bulunduğu 100’den fazla emekli amiral 4 Nisan’da bir bildiri yayımladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Milli Savunma Bakanlığı, olayla ilgili soruşturma başlattı. Aralarında ‘Mavi Vatan’ tezini ilk ortaya atan Ramazan Cem Gürdeniz’in de bulunduğu 14 emeli amiral gözaltına alındı. Daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Milli Savunma Bakanlığı, bildiriye imza atan emekli askerlerin lojman ve koruma haklarını iptal ederken, bir dönem ekranların vazgeçilmezi olan bu isimlere AKP hükumeti tarafından ekran yasağı da getiriliyordu.

Bildiriyi yayımlayan isimler yandaş medya tarafından lanetlenmeye ve darbe heveslisi olarak lanse edilmeye başlandı.

VE ERDOĞAN MAVİ VATAN’CILARIN TABUTUNA SON ÇİVİYİ ÇAKTI

Ve Erdoğan, bir dönem işbirliği yaptığı Mavi Vatan’cıların tabutuna son çiviyi Pazartesi günü çaktı.

Kamuoyunda “Amiraller Bildirisi” ya da “Montrö bildirisi” olarak bilinen soruşturmayı tamalayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianameyi Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi.

Hazırlanan iddianamede, emekli amiraller Türk Ceza Kanunu’nun 316. maddesinde yer alan “Devletin Güvenliğine veya Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma” suçundan 3 ile 12 yıl arasında hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Amiraller Bildirisi’ne dava: 103 amirale 316. maddeden ceza istendi

Analiz

İktidara gelseler ne değişecek? İşkence çığlıklarına AKP sessiz muhalefetse sağır

Ankara TEM şubede işlenen insanlık suçuna işkencenin sorumlusu AKP’den daha duyarsız kalan muhalefet, geleceğe yönelik umutları da baltalıyor. Özellikle CHP’li Eren Erdem’in son günlerde viral olan 2016 yılına ait KHK’larla ilgili konuşması iktidar değiştiğinde fazla bir şeyin değişmeyeceğini gösteriyor.

BOLD – Avukat Ömer Turanlı’nın gündeme getirdiği Ankara Emniyeti Terörle Mücadele (TEM) Şubesindeki işkence iddiaları bir süredir konuşuluyor.

İddialar vahim. İşkence ile itirafçı yapılan O.C adlı kişiden alınan 300 kişiden bazıları TEM şubeye getirilerek işkenceden geçirtildi.

İşkenceciler arasından Meclis’te milletvekilini yüzlerce gazetecinin önünde tartaklayarak gözaltına alan polisin de olduğu belirtiliyor.

MUHALİF BARO İŞKENCE RAPORUNU AÇIKLAYAMIYOR

Bazı mağdur yakınları da işkencenin daha gözaltı yapılırken evlerinde başladığını anlattı.

İddiaların peşine düşen insan hakları savunucusu Salih Gergerlioğlu, mağdur avukatlarından iddiaların doğru olduğunu öğrendi.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da işkenceyi raporlaştıran muhalif tarafıyla tanınan Ankara Barosu’nun raporu açıklamaya çekindiğini söyledi.

MUHALEFET İKTİDARA GELİRSE NE OLACAK

Kanıtlanan işkence basında çok az yer alırken, muhalefet ise sessizliğini korudu.

Vatandaş sosyal medyada ‘Evrensel Hukuka Uyun’ çağrısı yaparken, işkence iddialarını görmezden gelen iktidar ve muhalefetin balıkçı kavgasına düşmesi geleceğe yönelik umutları da azaltıyor.

Bir sosyal medya kullanıcısı şu soruyu sordu: “Bir ülkede işkence iddiaları varsa ve muhalif kimlikli bir baro bile buna dair bir raporu açıklayamayacak durumdaysa bunun sorumlusu iktidar değildir. Yarın bu muhalif zihniyet iktidara gelirse mesela, o zaman ne olacak?”

KHK’LARA MUHALEFETTEN DESTEK

Sosyal medyada son günlerde bir video çok konuşuldu. 2016 yılına ait videoda CHP’li Eren Erdem KHK’lar konusunda AKP hükumetine tam destek vereceklerini söylüyor.

KHK’lılar arasında da tartışmaya neden olan videoda Erdem ayrıca, “15 Temmuz sonrası tüm süreci hükümetle beraber yürütüyoruz. Kesinlikle bu cadı avı değil. Yurt dışında bu böyle anlatılmalı” diye konuştu.

Erdoğan yalana doymuyor: Bari bizi katma!

Okumaya devam et

Analiz

JP Morgan, kur sistemiyle ilgili uyardı: Enflasyonu artıracak, Hazine’ye yük getirecek

Uluslararası Yatırım Bankası JP Morgan, Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olarak sunduğu kur korumalı TL mevduat sisteminin risklerine dikkat çekti. Sistemin enflasyonu arttıracağını, kur farkını ödeyecek Hazine’nin de büyük bir yük altına gireceği uyarısı yaptı. Doları 10 liraya kadar düşüren sistem bir ay geçmeden etkisini yitirdi. Kur 13,60 liraya yükseldi. Peki bundan sonra ne olacak?

BOLD ANALİZ – JP Morgan’ın son Türkiye raporunda geçen yılın sonunda yaşanan döviz krizi ele alındı. Rapora göre geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de yerleşiklerin döviz talebinin normalleştiğine işaret edildi.

Bunun arkasında kur korumalı TL mevduat uygulaması ve mevduat faizlerindeki yüksek para getirisinin olduğuna vurgu yapıldı. Merkez Bankası’nın rezervlerinin de istikrar kazandığı vurgulandı.

MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİRSE

Merkez Bankası’nın politika faizinde indirimlere gitmesi halinde kur korumalı TL mevduat sisteminin büyük hasar göreceğine işaret eden JP Morgan, enflasyonda yeni sürpriz yaşanması halinde de vatandaşların yeniden dolar ve Euro’ya yöneleceğinin altını çizdi. Banka, “Enflasyonda yükseliş olmazsa ve Merkez Bankası yeni indirimler yapmazsa, siyasette olmadık olaylar yaşanmazsa yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinin istikrarlı seyretmesini bekleriz.” değerlendirmesi yaptı.

KUR KORUMALI TL MEVDUAT SİSTEMİNE NEGATİF BAKIYORUZ

Raporunda “Kur korumalı TL Mevduat Sistemi konusunda negatifiz” yazan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminde karşılaşılabilecek krizleri sıraladı: “Çünkü maliyet ve enflasyon riski içiriyor. Kur korumalı TL mevduat uygulaması Hazine ve Maliye’nin sırtında bir risk. Enflasyonu arttırabilecek yeni bir faktör. Bu sisteme şirketlerin ne kadar ilgi göstereceği bilinmiyor.”

SİSTEM ÇÖKERSE BANKALARDA 1 DOLAR KALMAYACAK

Aralık ayında döviz krizi yaşanırken vatandaşların bankacılık sisteminden çektikleri dövizi yastık altına taşıdıklarına vurgu yapan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminin tutmaması halinde yastık altına kaçışların hızlanacağı uyarısı yaptı. Uluslararası yatırım bankasının raporunun satır aralarındaki gerçek ise büyük krizin habercisi. Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli olarak sunduğu sistemin çatırdaması halinde Cumhuriyet tarihindeki krizlerin hepsinden büyük mali çöküş yaşanacak. Hazine garantisinin bile dövizdeki artışı durduramadığını gören vatandaşlar bankalardaki paralarını çekecek. Türk Lirasını dövize yatırma iştahı iyice katlanacak. Halk 1 dolarını bile bankada tutmaktan vazgeçecek.

DAHA BÜYÜK KRİZLER KAPIDA

Bu durumda ise bankacılık krizi kaçınılmaz olacak. Fatura yine Türkiye’de yaşayan 84 milyon insana kesilecek. Türk tipi başkanlık sisteminin geldiği 2018 yılından bu yana değersiz para, yüksek enflasyon her gün gelen zamlarla karşı karşıya kalan halk, daha büyük krizlerle boğuşmak zorunda kalacak.

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

Okumaya devam et

Analiz

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinden yaptığı geri dönüşlere ünlü sanatçı Sezen Aksu’yu da ekledi. Cami kürsüsünden Sezen Aksu’yu hedef alarak ‘Dillerini kopartırız’ diyen Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine geri vitese attı. Erdoğan, daha önce de ‘One minute’, çözüm süreci ve Mavi Marmara açıklamalarından çark etmişti.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Minik Serçe lakabıyla ünlenen ünlü şarkıcı Sezen Aksu’yu hedef alan sözlerinden geri adım attı. AKP içinden gelen tepkiler sonrası Aksu’yu kastetmediğini söyleyen Erdoğan, NTV yayınında “Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Aksu, Türk müziğinin önemli bir ismidir, insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır.” dedi.

Erdoğan’ın 2002 yılında iktidara geldiği günden bu yana yaptığı birbirini yalanlayan çok sayıda açıklaması bulunuyor. İsrail, Mavi Marmara, PKK ile yürütülen çözüm süreci, ABD ile Brunson tartışması, Rusya ile uçak krizi konularında yaptığı tarihi çarklar arşivlerde duruyor.

İşte Erdoğan’ın tarihi geri viteslerinden bazıları:

PKK İLE GÖRÜŞEN ŞEREFSİZDİR

23 Ağustos 2010 tarihinde “PKK ile görüşen şerefsizdir bunu herkes bilsin” diyen Erdoğan, Oslo görüşmelerinin sızması sonrası geri vites yaptı. 27 Eylül 2012 tarihinde “PKK ile görüşme talimatını ben verdim” dedi.

HDP İLE YAPILAN DOLMABAHÇE MUTABAKATI

PKK ile yürütülen Çözüm Süreci’nde bakanlarına Dolmabahçe görüşmesi talimatı veren Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine U dönüşü yaptı. HDP’li milletvekilleri ile AKP’li bakanların ortak mutabakat açıklamasının üzerinden 20 gün geçince Erdoğan, “Dolmabahçe mutabakatını doğru bulmuyorum” dedi.

MAVİ MARMARAYI BANA MI SORDUNUZ

Erdoğan, İsrail’e insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinin İsrail askerleri tarafından baskına uğraması üzerine İsrail’e tepki gösterdi. Önce Mavi Marmara gemisi organizasyonunu düzenleyenlere sahip çıkan ve “Otorite biziz ve bizden izin aldılar” diyen Erdoğan, İsrail ile yakınlaşmak için geri U dönüşü yaptı. “O gemiyi götürürken bana mı sordunuz?” açıklamasıyla önceki sözlerini yalanlayan Erdoğan, Mavi Marmara mağdurlarının açtığı davaları kapattı.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜRDÜK

27 Ekim 2015 tarihindeki mitingde Suriye’de düşürülen Rus savaş uçağının sınır ihlali yaptığı için düşürüldüğünü söyledi. Aradan bir yıl geçmeden Rusya Devlet Başkanı Putin’in ayağına giderek özür diledi.

BU FAKİR BRUNSON’U VERMEZ

“Kusura bakma bu fakir görevde olduğu sürece Brunson’u alamazsın” diyen Erdoğan, ABD Başkanı Trump’un “Aptal olma” başlıklı mektubunun ardından geri adım attı. Erdoğan’ın talimatıyla Rahip Brunson serbest bırakılıp ABD’ye döndü.

DENİZ YÜCEL ÖZEL UÇAKLA GÖNDERİLDİ

Alman vatandaşı tutuklu gazeteci Deniz Yücel’i “Bu can bu bedende olduğu müddetçe vermeyeceğiz” açıklaması yapan Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel’in bastırmasıyla geri adım attı. Deniz Yücel tahliye edildi ve aynı gece özel uçakla Almanya’ya döndü.

IMF BİZDEN BORÇ İSTEDİ SONRA VAZGEÇTİ

“IMF bizden borç istedi” diyen Erdoğan, dünya basınının konuyu gündeme getirmesi üzerine “IMF bizden borç almaktan vazgeçti” açıklaması yaptı.

ERMENİ SOYKIRIMINI BİDEN’E SORACAĞIM

13 Haziran 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden ile görüşmede ABD’nin 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanıması meselesini gündeme getireceğini söyleyen Erdoğan, 1 gün sonra çark etti. Görüşme sonrası yapılan basın toplantısında “Hamdolsun Ermeni soykırımı meselesi gündeme gelmedi” dedi.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Popular

Shares