Connect with us

Analiz

Mısır, İsrail ve BAE’den sonra sıra Suudilerde: Erdoğan “katil” dediği Selman ile el sıkışacak

Erdoğan’ın Ortadoğu’da uygulamaya koyduğu ‘mezhepçi, İhvan odaklı’ dış politika 2020 yılında havlu attı. 2021 yılı ise Erdoğan dış politikasında ‘U dönüşler’ yılı oldu. Yıllarca 15 Temmuz’un finansörü olmakla suçlanan  BAE, Mısır ve İsrail ile  masaya oturuldu. Sırada Kaşıkçı cinayetinin azmettiricileri olarak suçlanan Suudi Arabistan yönetimi ve Veliaht Prens Selman var.

BOLD – Ekonomide yaşanan kriz derinleştikçe dış politikada da köklü değişmler yaşandı.  2021 yılı Türk Dış Politikasında ‘U dönüşler’ yılı oldu. Krize, Türkiye’nin dünyadaki yalnızlığı da eklenince AKP hükumeti, Ortadoğu’da daha düne kadar ‘katil, terör devleti, darbeci, 15 Temmuz’un finansörü’ dediği İsrail, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yönetimleri ile bir bir masaya oturdu. Bu görüşmelerin bir kısmı kameralar önünde oldu, bir kısmı kapalı kapılar ardında.

Sırada, AKP iktidarının 2018’den beri gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı öldürmeye azmettirmekle suçladığı Suudi Arabistan yönetimi ve ülkenin fiili lideri Veliaht Prens Muhammed Bin Selman var.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) toplantısı çıkışında bir iş adamının sorusunu yanıtlayan Erdoğan, Şubat ayında Suudi Arabistan’a gideceğini açıkladı. Erdoğan, “Şu anda Şubat’ta beni bekliyor. Söz verdi, ben de Şubat ayında Suudi Arabistan’a ziyaretimi yapacağım” dedi.

DARBE, RABİA, İHVAN, ESMA UNUTULDU

AKP yönetimi, Mısır’da 2013 yılının Temmuz ayında Abdülfettah es-Sisi’nin Muhammed Mursi’yi darbeyle devirmesine en sert tepki veren ülkeler arasında yer aldı.

Diplomatik ilişkiler en alt düzeye çekildi. Büyükelçiler karşılıklı olarak çekildi. AKP, Türkiye’nin dört bir yanında ve hatta Avrupa ülkelerinde ‘demokrasi’ mitingleri tertipledi Mısır için.

Erdoğan’ın canlı yayında Müslüman Kardeşler liderlerinden Muhammed el-Bilteci’nin ölen kızı Esma’ya yazdığı veda mektubu okunurken ağlaması uzun süre konuşuldu.

Erdoğan, yıllarca meydanlarda Rabia işareti yaptı. Hatta bu işaret AKP’nin siyasal simgesi haline geldi. Erdoğan, Sisi ile aynı masaya oturmamak için BM toplantısını dahi terk etti.

‘DOSTUM SİSİ’ ÇOK YAKINDA

Ancak 2021 yılına gelindiğinde AKP, Rabia’yı da Esma’yı da İhvan’ı da unuttu. Doğu Akdeniz politikasında Yunan ve Rum ikilisine karşı eli zayıflayan Türkiye, Sisi yönetimine muhtaç hale geldi.

Önce İstanbul’dan yayın yapan İhvan kanallarının sesi kısıldı. Siyasi yayın yapmaları yasaklandıı. Ardından TBMM’de AKP’nin önergesi ile Türkiye-Mısır Parlamentolararası Dostluk Grubu kuruldu.

Mayıs ve Eylül aylarında iki ülke dışişleri heyetleri görüşmeler gerçekleştirdi. Ancak bu kez görüşmelerde bir farklılık öne çıkıyordu. 2013’te eli zayıf olan Sisi yönetimi bu kez Türkiye’yle eli güçlenmiş şekilde masaya oturuyordu. Talep eden, ön şart sunan bu kez Kahire idi; isteklere boyun eğmek zorunda kalan ise Türkiye.

Kahire, Ankara’dan İhvan’ın Türkiye’deki faaliyetlerini tamamen sona erdirmesini; Libya’dan da asker çekmesini isteyecekti.

“15 TEMMUZ’UN FİNANSÖRÜ”

 

AKP dış politikasında yaşanan en keskin dönüşlerden birisi de Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilişkilerde yaşandı. Yakın zamana kadar BAE yönetimi ve Veliaht Prens Muhammed bin Zayed el Nahyan “Sisi destekçisi, 15 Temmuz’un finansörü,  2017’deki Katar’a başlatılan ambargonun en önemli destekçisi” olmakla suçlandı.

BAE, Libya’da da Türkiye’nin karşısındaydı. Hatta 2020 yılı yaz aylarında Watiya üssündeki Türk birliğini ve Hawk hava savunma sistemini BAE savaş uçakları hedef aldı. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, saldırıdan birkaç gün sonra El Cezire’ye “Doğru yer ve zamanda Birleşik Arap Emirlikleri’nden hesabını soracağız” dedi.

İsrail ile ilişkileri normalleştiren BAE, AKP medyasında Filistin davasını satan Müslüman ülke olarak anılmaya başlandı.

SARAY’IN AZİZ MİSAFİRİ

AKP yönetimi, ekonomik sebepler ve Sedat Peker faktörü yüzünden soracağı hesabı unuttu. Erdoğan’ın Saray’ında ağırladığı El Nahyan’a methiyeler düzülmeye başlandı.

 

Erdoğan, 24 Kasım günü BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed el Nahyan’ı Ankara’da sarayında ağırladı. Türk basınında da BAE’nin Türkiye’ye yapacağı 10 milyar dolarlık anlaşmalar yer aldı.

20 Aralık gecesi dolar operasyonun yapıldığı gün BAE’den çuvallar dolusu dolar geldiği iddia edildi. Erdoğan, Şubat ayında Dubai’ye gitmeye hazırlanıyor.

PERES, TBMM’YE HİTAP ETTİ

Erdoğan’ın ikili ilişkilerde en çok ‘U dönüşü’ yaptığı ülkelerin başında ise İsrail geliyor. Neredeyse ilişkiler her 2 yılda bir 180 derece değişiyor.

AKP, 2009 yılına kadar İsrail ile ilişkileri o kadar sıcak tuttu ki 2006 yılında İsrail Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ile ilişkileri ‘mükemmel, kusursuz’ olarak tanımladı. AKP, ülkeyi ziyaret eden çok az devlet başkanına verdiği TBMM’ye hitap etme ayrıcalığını 2007 yılında İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e verdi. O dönemde İsrail ile Filistin arasında yaşanan birçok sorunda Türkiye arabuluculuk rolü üstlendi.

“BENİM TAVRIM MODERATÖREYDİ”

Ancak 2008 yılında ilişkiler İsrail’in Gazze Operasyonu sonrası bir anda gerilmeye başladı. Erdoğan, 2009 yılı Ocak ayında Davos’ta yapılan zirvede 3 yıl önce TBMM’de konuşma imkanı verdiği Peres’e “Sayın Peres benden yaşlısın. Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin bu kadar çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak; bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince, siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz! Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü nasıl vurduğunuzu çok iyi biliyorum” dedi.

Ancak Erdoğan programdan bir süre sonra “Benim tavrım moderatöre idi” dedi. Türk Büyükelçisi’nin aktörü olduğu alçak koltuk krizinin ardından İsrail, 2010 yılı Mayıs ayı sonunda Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda operasyon yaparak 10 Türk’ü öldürdü.

ERDOĞAN’IN ‘GEMİCİKLERİ’ İSRAİL’LE TİCARETTE

AKP, 2010 yılındaki Mavi Marmara olayından sonra 2011 yılında diplomatik ilişkilerin seviyesini düşürdü ve İsrail Büyükelçisi’ni sınır dışı etti. İki ülke arasındaki ilişkiler en alt düzeye indirildi. Ancak İstanbul’dan yayın yapan ‘Shalom’ gazetesi bu dönemde Erdoğan’ın oğlu Burak’a ait gemilerin İsrail’le Türkiye arasında mekik dokuğunu yazdı. Bu dönemde iki ülke arasındaki ticaret hacmi de artış gösterdi.

“GÜNÜN BAŞBAKANINA MI SORDUNUZ?”

15 Temmuz öncesi AKP yönetimi İsrail ile yeniden masaya oturdu. İsrail ile 20 milyon dolar tazminat konusunda anlaşıldı. . Anlaşma ile Türkiye, Mavi Marmara için açtığı veya açacağı bütün ulusal ve uluslararası davalardan vazgeçti.

Erdoğan’ın o günlerde anlaşmaya tepki gösterenlere “Türkiye’den böyle bir insani yardımı götürmek için günün başbakanına mı sordunuz?” dedi.

Bu tartışmalı anlaşmanın ardından iki ülke yeniden karşılıklı olarak büyükelçi atadı.

İKİ YILDA BİR 180 DERECE DÖNÜŞ

Tam da ilişkiler rayına girmiş denilirken 2018 yılında ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmesinin ardından Türkiye İsrail’deki büyükelçisini yine çekti ve İsrail Büyükelçisi’ni de sınır dışı etti. İsrail’de buna aynı şekilde karşılık verdi.

2 yıl aradan sonra İsrail’e yeniden zeytin dalı uzatan Erdoğan 2020 Aralık ayında yaptığı açıklamada, “Gönül arzu eder ki İsrail’le münasebetlerimizi daha iyi noktaya taşıyalım. İsrail ile istihbari noktada münasebetlerimiz zaten kesilmiş değil, devam ediyor” dedi.

7 yılda 2 kez İsrail Büyükelçisini sınır dışı eden Erdoğan, Tel Aviv’e geçen yıl Kültür Müşaviri atadı. Erdoğan,  Temmuz ayında da yeni göreve başlayan İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u telefonla arayarak tebrik etti.

Erdoğan, son olarak geçtiğimiz günlerde İslam Ülkeleri Hahamlar İttifakı’nı (ARIS) özel uçakla Ankara’ya getirdi. Saray’da ağırlanan hahamlar Erdoğan’ın sağlığı için dua etti.

“SİSİ DESTEKÇİSİ RİYAD”

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler, 2013 yılından itibaren bozulmaya başladı. Türkiye, Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi desteklerken, Müslüman Kardeşler Hareketi’ne karşı olan Suudi Arabistan Mursi’yi deviren darbe yönetimine en büyük ekonomik desteği sağladı.

2017 yılı Haziran ayında Suudi Arabistan’da Veliaht Prensliğe Muhammed Bin Selman’ın gelmesi ile birlikte ilişkiler daha da kötüleşti. Türkiye, Suudi Arabistan yönetimi ve kraliyet ailesindeki iç mücadelelerde Muhammed Bin Selman karşıtı bir tutum izledi.

KAŞIKÇI CİNAYETİ DÖNÜM NOKTASI OLDU

En büyük kopuş ise Suudi asıllı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda 2 Ekim 2018’de öldürülmesi sonrası yaşandı.

AKP hükumeti, Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürdü ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalıştı.

AKP medyası cinayetin azmettiricisi olarak ‘Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ı işaret etti. Günlerce Kaşıkçı’nın nasıl vahşice öldürüldüğünü yazdı.

Ancak o dönem Donald Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu. AKP’nin Veliaht Prens’i devre dışı bırakma planı suya düştü.

Arjantin’de G-20 Zirvesi Sırasında önünden geçen Erdoğan’la yüz yüze gelmek istemeyen Veliaht Prens Selman’ın bakışları o günleri en güzel şekilde anlatıyordu

2018 yılı Aralık ayı başında Arjantin’deki G-20 Zirvesi’nde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ‘Aile Fotoğrafı’ çekimi sırasında önünden geçen Erdoğan’la göz göze gelmemek için bakışlarını kaçırması iki ülke ilişkilerini özetliyordu.

TÜRK MALLARINA BOYKOT

İlişkiler o kadar gerildi ki 2020 yılı Ekim ayında Suudi Arabistan, Türk mallarına gayrı resmi olarak boykot başlattı.

Boykot, 2021 yılında meyvesini verdi. Suudi Arabistan’ın Türkiye’den ithalatı yıllık bazda 3,2 milyar dolardan 200 milyon dolara kadar düştü.

WSJ, Suudi Arabistan ziyaretini yazdı: Erdoğan ekonomik cankurtaran arıyor

Analiz

Nebati ne dediyse tersi çıkıyor: Dolar 6 ay öncesine döndü

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dolar 13,70 lira seviyesindeyken Londra’ya gitti. Yabancı yatırımcılara “Dolar artık buradan daha yukarı gitmez” dedi. Son haftalarda yükselişe geçen dolar, kur korumalı TL mevduat sisteminin açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.66 liranın üzerini gördü.

BOLD ANALİZ – Geçen haftayı 15.48 liradan kapatan dolar mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.66 liranın üzerini gördü. Dolarda yeni hedef 15.80 ve 16 lira olarak belirlendi.

DOLAR TÜM DÜNYADA GÜÇLENİYOR

ABD’de nisan ayı enflasyonunun yıllık yüzde 8.3 ile yüzde 8.1’lik beklentiyi aşmasıyla dolarda küresel olarak güçlenme yaşanmıştı. Yükselen enflasyonun ABD Merkez Bankası FED’i daha sert sıkılaşma adımları atmaya zorlayacağına yönelik tahminlerin ağılık kazanmasıyla ABD tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. Doların ana para birimleri karşısındaki performansını gösteren dolar endeksi ise geçen hafta 20 yılın zirvesini gördü. Bu gelişmelerle dolar 15.45 lirayı aşmıştı.

TÜRK LİRASI İKİ HAFTADA YÜZDE 4,5 ERİDİ

Dolar yeni haftaya ise 15.50 liradan başladı. Mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.53 liranın üzerini gördü. TCMB verilerine göre mart ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67 yükselerek 5.5 milyar dolara çıktı. TL bugün dolar karşısında yüzde 0.4 değer kaybederken hareketin başladığı son iki hafta itibarıyla TL’nin değer kaybı yüzde 4.5’e ulaşmış oldu.

TARİHİ ZİRVE 18.41 LİRA

Son gelişmelerle beraber dolar kur korumalı TL mevduat sisteminin ilk olarak açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.50 lirayı aştı. 17 Aralık Cuma günü dolar 18.41 lirayla tarihi zirvesini görmüştü. Ardından 20 Aralık’ta KKM açıklaması sonrası dolarda düşüş yaşandı. 24 Aralık’ta KKM resmen devreye alınırken dolar da 10.63 liraya geriledi. Ancak sonra yeniden yükselişe geçerek 13,70 seviyesine çıktı. Nisan ayına kadar 14 duvarını yıkamayan dolar önce 14 lirayı sonra 15 lirayı aştı.

DOLAR KURU AKP’NİN KONTROLÜNDEN ÇIKTI MI?

Dolarda yükseliş devam ederken Merkez Bankası’nın eli kolu bağlı durumda. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kontrolündeki TCBM, doları frenlemek için sadece rezerv satışı yapabiliyor. Faiz artışı enstrümanını ise kullanamıyor.  2021 yılı Eylül ayından Aralık ayına kadar 500 baz puan faiz indirerek politika faizini yüzde 14’e indiren TCMB Para Politikası Kurulu son 4 toplantıda faizi sabit bıraktı. Kuru kontrol eden AKP Hükumeti, son iki haftadır yükselişi seyrediyor. Reuters geçen hafta, AKP’nin doları 15.50 liraya kadar kontrollü yükselteceğine yönelik analiz yayımladı.

Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli denemelerinin bedeli ağır oldu. Türkiye’de nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 69.97’ye yükseldi. Halkın enflasyonunu ölçen ENAG’a göre ise enflasyon yüzde 150’yi aştı.

Ümit Özdağ Soylu’ya sordu: 15 Temmuz’da yarım kalan neydi?

Okumaya Devam Et

Analiz

Niinistö’nün kafası karışık Türklerin net: Erdoğan’ın “U” dönüşüne herkes hazır

Dış politikadaki hayrete düşüren “U” dönüşlerine bir yenisi daha mı geliyor. Erdoğan, ABD başta olmak üzere NATO üyesi ülkelerin desteklediği iki yeni üyelik başvurusuna olumlu bakmadığını açıkladı. Erdoğan’ın vetosunu gündem olduğu sosyal medyada, kullanıcılar yeni “U” dönüşünün tarihi ve nedenini tartıştı.

BOLD – AKP iktidarının dış politikadaki “U” dönüşlerini vatandaş hayretle izliyor. Önce Rusya daha sonra da sırasıyla darbeci Mısır, katil İsrail, 15 Temmuz’un finansörü Birleşik Arap Emirlikleri ve Cemal Kaşıkçı cinayeti faili Suudi Arabistan.

Bu yakıştırmaların sahibi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, suçladığı ülkeler karşısında tek tek geri atım attı.

NATO’NUN ERDOĞAN İLE İMTİHANI

İkinci Dünya Savaşı sırasında “askeri tarafsızlık” ilan eden Finlandiya, Rusya-Ukrayna savaşının ardından tarihi bir karar aldı.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasının ardından NATO’ya üyelik mesajı veren Finlandiya, süreci resmen başlatacağı açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, “NATO üyeliği için resmen başvuracağız” dedi.

Türkiye dışında, NATO üyelerinin tamamı başvuru konusunda net.

ABD Başkanı Joe Biden, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ile yaptığı görüşmede söz konusu iki ülkenin NATO üyelik sürecine destek vereceğini bildirdi.

İktidar Sözcüsü İbrahim Kalın, üyelik konusunda 2 ülkeye kapıları kapatmadıklarını söylese de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılmasını destekleyemeyeceğini açıkladı. Erdoğan, iki kuzey Avrupa ülkesinin birçok terör örgütüne ev sahipliği yaptığını söyledi.

KAFAM KARIŞTI

Erdoğan’ın Kendisine daha önce farklı konuştuğunu söyleyen Niinisto, “Açık olmak gerekirse biraz kafam karıştı çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaklaşık bir ay önce bir telefon görüşmesi gerçekleştirdim ve benden önce insiyatif aldı ve ‘NATO’ya başvuruyorsunuz ve biz bunu olumlu değerlendireceğiz’ dedi. Kendisine teşekkür ettim ve teşekkürün karşısında çok memnun oldu. Yani anlıyacağınız, kafam biraz karıştı. İki gün önce duyduklarımız farklıydı. Dün yeniden Türkiye’nin üyeliğimize açık olduğunu duyduk fakat hayıra dönüştü ya da olumsuza dönüştü diyelim. Sanırım şu anda net bir yanıta ihtiyacımız var. Erdoğan’la dile getirdiği problemlerle ilgili konuşmaya hazırım” dedi.

U DÖNÜŞÜ NE ZAMAN

Öte yandan Erdoğan’ın çelişkili açıklamaları Türkiye’de de tartışma konusu. En çok merak edilen konu ise Erdoğan’ın veto konusunda ne zaman geri adım atacağı.

Erdoğan’ın Suudi Konsolosluğunun bahçesine gömdüğü itibar ve Nebati skeci

Okumaya Devam Et

Analiz

Biden’dan telefon bekleyen Erdoğan’dan NATO’da zikzaklı siyaset

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğiyle ilgili açıklaması Erdoğan’ın uluslararası alanda muhatap araması olarak yorumlanıyor. Finlandiya ve İsveç çıkışıyla Moskova ile içerideki ulusalcı ortaklarını şimdilik memnun eden Erdoğan, İbrahim Kalın üzerinden de ABD’ye ‘Pazarlığa açığım’ mesajı veriyor.

BERK YILDIRIM | BOLD ANALİZ

Ekonomik krizle boğuşan Türkiye adım adım seçim sath-ı mailine girerken, Tayyip Erdoğan bir taraftan içerideki yangını söndürmeye çalışıyor, diğer taraftan da koltuğunu korumak için uluslararası alanda muhatap arıyor. Bu bağlamda Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır ve İsrail’le arayı düzeltmek için adımlar artan Erdoğan, Amerika ve Rusya arasında da denge siyaseti izliyor. İçerideki ulusalcı ortaklarını kızdırmaktan çekinen Erdoğan, ABD’den de vazgeçemiyor. İşte Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkması da bu ikircikli politikanın sonucu. Cumhurbaşkanı, ‘Biz şu anda İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz’ derken, Reuters’a konuşan sözcüsü İbrahim Kalın ise ‘Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması konusunda kapıyı kapatmadı’ ifadelerini kullandı. Türkiye’nin eski ABD Büyükelçisi Namık Tan da Erdoğan’ın amacını şöyle özetledi: ‘Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik başvurularına olumsuz yaklaştığımıza dair ifadelerin, aslında Biden’a yönelik ‘Beni muhatap al, en azından bir telefon et’ mesajı olduğunu düşünüyorum’.

NATO GENİŞLEMENİN ARİFESİNDE

Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası adeta yeni bir dünya kuruluyor. Moskova’ya, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana eşi benzeri görülmemiş yaptırımlar uygulanırken, NATO da İskandinavya’ya doğru genişlemenin arifesinde. Rusya ile bin 300 kilometrelik sınır paylaşan Finlandiya’nın Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ülkesinin ‘gecikme olmaksızın’ NATO’ya üye olmak için başvuruda bulunacağını söyledi. İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, Finlandiya’nın NATO üyeliğine başvuru kararı almasından sonra İsveç’in hareketsiz kalmasının mümkün olmadığını kaydetti. Rusya daha önce iki ülkeyi de NATO’ya katılmamaya çağırmış, Finlandiya ve İsveç’in ittifaka girmelerinin askerî ve siyasî sonuçları doğuracağı tehdidinde bulunmuştu. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise askerî açıdan tarafsız statüde olan Finlandiya ve İsveç’in hızlı bir şekilde ittifaka dahil olmalarına sıcak baktıklarının işaretini vermişti.

ERDOĞAN’IN İNMEK İÇİN GÜVENLİ LİMAN ARIYOR

İttifaka katılma süreci Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 10. maddesiyle düzenleniyor. NATO’da kararlar 30 üyenin oybirliğiyle alınıyor. Yani Türkiye’nin veto etmesi durumunda Finlandiya ve İsveç’in ittifakın parçası olması mümkün değil. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi NATO’nun önde gelen üyeleri İskandinav ülkelerinin ittifaka katılımını destekliyor. Doğalgazdan nükleer enerjiye, hava savunma sistemlerinden ticarete kadar birçok konuda Türkiye’yi Rusya bağımlı hale getiren Erdoğan, Moskova’yla bağlarını koparmak istiyor. Rusya etkisinde faaliyet gösteren, 17-25 Aralık operasyonlarından bu yana AKP’ye büyük destek veren Aydınlık ve Oda TV gibi yayın organları, Erdoğan’ı NATO konusunda sert mesajlarla uyarıyor. Finlandiya ve İsveç çıkışıyla Moskova ile içerideki ulusalcı ortaklarını şimdilik memnun eden Erdoğan, İbrahim Kalın üzerinden de ABD’ye ‘Pazarlığa açığım’ mesajı veriyor. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in tabiriyle, siyasî yolculuğunu ulusalcıların gemisinde sürdüren Erdoğan, inmek için güvenli bir liman arıyor. Erdoğan’ın tercihi, ülkenin de kaderini belirleyecek.

NATO NASIL GENİŞLEDİ?

İttifakın kurulmasının hemen ardından 1952 yılında Yunanistan ve Türkiye, 1954’te Batı Almanya NATO’ üyesi oldu. 1982’de İspanya birliğe katılırken, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından 1990’da iki Almanya birleşerek NATO’nun parçası oldu. Soğuk savaşın sona ermesinin ardından, NATO ve eski Sovyet ülkeleri arasında güven oluşturmayı amaçlayan “Barış için Ortaklık” programına 1994’te Rusya da alındı. Ancak 1999’da Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya’nın ittifaka girmesiyle, NATO-Rusya gerilimi yeniden tırmandı. 2004’teki dev genişleme dalgası Moskova için tam bir şok oldu. Bu yıl içerisinde Bulgaristan, Estonya, Litvanya, Letonya, Romanya, Slovakya ve Slovenya birliğe kabul edildi. 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan, 2017’de Karadağ ve 2020’de Kuzey Makedonya’nın dahil olmasıyla ittifakın üye sayısı 30’a ulaştı. Halihazırda Gürcistan, Ukrayna, Bosna-Hersek, İsveç ve Finlandiya ittifaka girmek isteyen ülkeler olarak dikkat çekiyor.

Finlandiya, NATO üyeliği için başvuruda bulunacağını duyurdu

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar