Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Merkez Bankası, Aralık’ta 7,3 milyar dolar sattı: Rezervler, son 20 yılın en düşük seviyesinde

Aralık ayında doların yükselişinin Merkez Bankası’na maliyeti ağır oldu ve rezervlerinde büyük kayıp yaşandı. Aralık ayında yapılan beş müdahalenin büyüklüğü 7,28 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylelikle Merkez Bankası’nın rezervi son 20 yılın en düşük seviyesine indi.

BOLD ANALİZ – Merkez Bankası, 17 Aralık’ta yaptığı beşinci doğrudan döviz satışı müdahalesinin büyüklüğünün 2,12 milyar dolar olduğunu duyurdu. Böylelikle Aralık ayında yapılan beş müdahalenin büyüklüğü 7,28 milyar dolara yükseldi. Merkez Bankası’nın rezervi de son 20 yılın en düşük seviyesine indi.

2014’TEN SONRA İLK KEZ MÜDAHALE GERÇEKLEŞTİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 17 Aralık’ta dövize yapılan 5. doğrudan müdahalenin büyüklüğünü açıkladı. Açıklamaya göre, Merkez Bankası 17 Aralık’ta piyasaya doğrudan 2,12 milyar dolarlık döviz sattı.

Böylelikle Aralık ayında yapılan beş müdahalenin büyüklüğü 7,28 milyar dolara yükseldi.

TCMB 1 Aralık’taki ilk döviz müdahalesinde 844 milyon dolar, ikinci müdahalesinde 504 milyon dolar, üçüncü müdahalesinde 687 milyon dolar, dördüncü müdahalesinde ise 3,12 milyar dolarlık döviz satmıştı. TCMB 1 Aralık’ta, Ocak 2014’ten sonra ilk kez döviz satış müdahalesi gerçekleştirmeye başlamıştı.

MB REZERVLERİ SON 20 YILIN EN DİP SEVİYESİNDE

Bu arada birkaç haftadır sert düşüşler kaydeden TCMB rezervleri 31 Aralık haftasında da gerilemeyi sürdürdü ve net uluslararası rezervleri swap hariç 8,3 milyar dolara geriledi. 24 Aralık haftasında net rezervler 8,6 milyar dolar olarak kaydedilmişti.

Böylece TCMB’nin net uluslararası rezervleri geçen yıl içinde görülen dip seviyelerin de altına inerek Ağustos 2002’den bu yana yeni en düşük seviyeye indi.

Swaplar hariç tutulduğunda ise net rezervlerin eksi 56,4 milyar dolara kadar düştüğü izlendi. 10 Aralık haftasında net rezerv eksi 38,8 milyar dolar, 17 Aralık haftasında eksi 46,7 milyar dolar ve 24 Aralık haftasında eksi 55,7 milyar dolar idi.

Net rezervler böylece 4 haftada 17,6 milyar dolar eridi.

Brüt rezervler ise 10 Aralık’ta 123 milyar dolardan 31 Aralık’ta 111,1 milyar dolara geriledi. Brüt rezervlerdeki erime de 11,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

BRÜT VE NET DÖVİZ REZERVİ NEDİR?

Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil. TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor

Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün. Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor.

Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervleri swap hariç 31 Aralık haftasında 8,3 milyar dolara geriledi. Emanet paraların da bulunduğu brüt rezerv ise 111,1 milyar dolar seviyesinde.

SWAP HARİÇ NET REZERV NE DEMEK?

Aslında net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri kapsadığı için bu rakam da tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını da düşmek gerekiyor.

Swaplar hariç tutulduğunda Türkiye’nin net döviz rezervleri geçen hafta eksi 56,4 milyar dolara düşmüş durumda.

NET DÖVİZ REZERVİ NEDEN ÖNEMLİ?

Döviz rezervleri bir ülkenin dış borç ödemesinde elini rahatlatırken, gerekmesi halinde harcayabileceği bir kaynak olması açısından önem taşıyor. Ekonomistler, piyasada genel kural olarak net rezervlerin üç aylık ithalatı karşılayacak miktarda olmasının beklendiğini belirtiyor.

Türkiye’nin döviz rezervlerinin gelinen mevcut durumda bu miktarın altına düştüğü görülüyor.

Ekonominin yavaşlaması durumunda TCMB’nin elindeki rezervleri borç ödemesinde tampon olarak kullanması gerekebilir; net rezervlerin eksiye düşmesi ise bu konuda elinin kuvvetli olmamasına neden oluyor.

2021’de akaryakıta 46 kez zam yapıldı: Fiyatlar her 6 günde bir değişti

Analiz

Taraf davası Aziz Nesin hikayesi gibi: Gazeteciler yapmadıkları haberden 6 yıldır yargılanıyor

Gazeteci Mehmet Baransu’nun tutuklu yargılandığı “Egemen Harekât Planı” davası, Aziz Nesin hikayesine dönüştü. Yargılanan gazeteciler, harekat planını görmediklerini, haber yapmadıklarını savunuyor. Haberin yayınlandığını iddia eden savcı ise bugüne dek gazete kupürünü bile mahkemeye sunamadı. Yapılmayan bir haber için gazeteciler 6 yıldır yargılanıyor.

BOLD ANALİZ – Kapatılan Taraf gazetesinin eski yöneticileri Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Yıldıray Oğur ve muhabiri Mehmet Baransu ile gazeteci Tuncay Opçin’in yargılandığı dava İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı.

“Egemen Harekât Planı” adlı Genelkurmay’a ait gizli belgenin gazetede yayımlandığı ve daha sonra kaybolduğu iddiasıyla açılan davanın bugün 38’nci duruşması yapıldı. Dile kolay 38 duruşma, 6 yıldır devam eden bir dava. Ve bu dava da Mehmet Baransu tutuklu yargılanıyor.

Savcı, Mehmet Baransu’nun toplamda tüm suçlamalardan 24 yıldan 45 yıla kadar hapsini, Ahmet Altan, Yasemin Çongar ve Yıldıray Oğur’un 7 yıl 6’şar aydan 15’er yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını talep ediyor.

Fakat ortada Türk mahkemeleri için “küçük, önemsiz” bir sorun var. Savcının iddia ettiği gibi bir haber, Taraf gazetesinde hiç yayınlanmadı.

Mehmet Baransu’nun başvurusu sonrası Anayasa Mahkemesi, “Bu dosyanın konusu Egemen Harekat Planı’dır, yayınlanmamıştır, ifşa edilmemiştir” kararını verdi.

Genelkurmay’ın yargılamaya konu edilen kozmik odada tutulan belgelerin Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı tarafından 2008’de imha edildiğini açıkladı.

Askeri savcılık, “yok edilen dosyanın 2010’da ortaya çıkması mümkün olmadığından kovuşturmaya yer yoktur” kararı verdi.

2008’de imha edildiği söylenen bir plan 2010’da nasıl çalınabilir?

GENELKURMAY RAPOR HAZIRLADI

Bir başka iddia da, bu planın Yunan basınında yayınlandığı ve TSK’nın savaş planlarının Yunanistan’ın eline geçtiği yönünde. Yunan basınında çıkan haberlerle ilgili Genelkurmay bir inceleme başlattı ve inceleme sonunda, “Yunan basınında çıkan haberlerin 2008’de yürürlükten kalkan Egemen Harekât Planıyla ilgili olmadığı anlaşılmıştır” diye bir rapor hazırladı.

Kısacası Egemen Harekât Planıyla ilgili tek bir haber Taraf gazetesinde yayımlanmadı.

Savcı, yayınlandığını iddia ediyor, fakat gazetenin hangi sayısında yayımlandığıyla ilgili delil gösteremiyor. Kanıt yok.

Gazeteciler, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yapılmayan bir haber nedeniyle yargılanıyor.

Olayın bir komik tarafı da şu… Bu dava açıldığında 2 avukata 2 ayrı iddianame gönderiliyor. İddianamelerden birinde ‘sanıklardan Can Dündar’ ifadesi geçiyordu. Çünkü kopyala-yapıştır iddianame hazırlanmış. Mahkemenin iddianameyi savcıya iadesi etmesi gerekiyor. Fakat böyle yapılmıyor, mahkeme iddianamelerden birini seçerek yargılamaya devam etti.

AHMET ALTAN: YARGILANACAKSA BU SAVCI YARGILANMALI

Yargılanan Ahmet Altan savunmasında “Biz böyle bir planı yayınlamadık. Yayınladığımızı söyleyen ve Anayasa Mahkemesi ile Adalet Bakanlığının bu konuda yalan söylediğini iddia eden savcının, bu planı yayınlayan gazete nüshasını mahkemeye sunması, o sunmazsa mahkemenin talep etmesi gerekir. Nerede o nüsha? Yok. Çünkü böyle bir plan yayınlanmadı. Böyle yalanlarla, saçmalıklarla, resmî belgeleri yok saymalarla dava da olmaz hüküm de kurulmaz. Yargılanacaksa bu savcı yargılanmalı. Suç işleyen o, ben değilim. Yanlış insanı sanık sandalyesine oturtuyorsunuz.”

YASEMİN ÇONGAR: HAYRET VE UTANÇ VERİCİ

Yasemin Çongar ise savunmasında Egemen Harekât Planı’nın da 2008 yılında imha edildiğini ve Taraf gazetesi tarafından yayımlanmadığını anlattı. Çongar, “Hal böyleyken, sayın savcının bizleri Egemen Harekât Planı’nı açıklamakla suçlayabilmesi hakikaten hayret ve utanç verici. Bırakın bizler aleyhine bir delili, 2008 yılında imha edildiği Genelkurmay’ın iddianameye de girmiş olan beyanında gayet net olan bu planın, herhangi bir tarihte herhangi bir yerde herhangi biri tarafından açıklandığına ilişkin en ufak bir delil kırıntısı bile bu davada gündeme getirilmedi.”

MEHMET BARANSU: 3 YALAN HABERLE İDDİANAME

Mehmet Baransu, bugün yapılan duruşmaya kovid nedeniyle mazeret bildirerek katılmadı. Fakat son savunmasında savcının Oda TV’nin yalan haberiyle iddianame yazdığını anlattı: “6 buçuk yıldır tutukluyum. Neden tutukluyum, anlamaya çalışıyorum. Balyoz sanıkları savcıya gidip üç delil sunmuşlar ve “Baransu suçlu” demişler. O deliller de Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun Odatv’de yazdığı ve Gazeteport’ta yayınlanan üç haber. Savcı Gökalp Kökçü de bu üç yalan haberi alıyor, iddianame hazırlıyor. Delil dediği de bu yalan haberler. Bu haber Gazeteport’ta çıktığı gün tekzip ettim ve gazete özür diledi. Arama tutanaklarını ve ele geçirildiği söylenen delilleri istiyoruz. Dosyada bunlar yok. Çünkü bana evrak imha ettin diyen savcı, dosyadan belge imha etmiş.”

Taraf davasında Mehmet Baransu’nun tutukluluğunun devamına karar verildi

Okumaya devam et

Analiz

Rusya-Ukrayna sınırında eller tetikte: Savaş kaçınılmaz mı?

ABD ve Rusya dışişleri bakanları bugün Cenevre’de görüştü. Ancak her iki diplomat da krizin hızlı çözümü için umutlu konuşmadı. Ukrayna krizi savaş çıkmadan çözülür mü? Rusya ne istiyor? Batı, Rusya’yı vazgeçirebilecek mi?

BOLD – Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra NATO’ya birçok eski doğu bloku ülkesi ile eski Sovyet cumhuriyetlerini kaptıran ve çevresi NATO üyeleri ile sarılan Rusya, askeri gücünü kullanarak Ukrayna üzerinden batıyı sıkıştırıyor. Rusya ile sıcak bir temasa girmekten çekinen ABD ve Avrupa ülkeleri ise ekonomik yaptırımlarla Rusya’yı Ukrayna’ya karşı bir askeri harekata girişmekten vazgeçirmeye çalışıyor.

Rusya’nın askeri yığınak yaptığı Ukrayna sınırındaki gerilimi çözmek için ABD ve Rusya arasındaki diplomasi trafiği, bugün dışişleri bakanları Antony Blinken ve Sergey Lavrov arasındaki görüşmeyle devam etti. Cenevre’deki bir otelde, bir masada karşılıklı oturan ve görüşmeleri öncesi kameralara poz veren ikili, bu görüşmenin kritik bir sonuç doğuracağı konusunda hiç de umutlu konuşmadı.

Rusya daha önce defalarca komşusu Ukrayna’yı işgal etme planı olmadığını duyurmuştu. Ancak üst düzey ABD’li yetkililer, Moskova’nın ”her an” saldırıya geçebileceğini savunuyor.

RUSYA UKRAYNA SINIRINA 100 BİNDE FAZLA ASKER YIĞDI

NATO ve Avrupa ülkelerinin 2021 yılı sonlarında sınıra 100 bin askeri yığmakla suçladığı ve ‘her an bir işgal hareketine hazır olduğunu’ belirttiği Rusya, bir yandan Ukrayna etrafında tatbikatları ve askeri hareketliliği sürdürürken bir yandan da iddiaları yalanlıyor.

‘Kış aylarındaki olağan tatbikatları yürüttüğünü’ savunan Moskova, Ukrayna’yı işgal etme niyeti olduğuna yönelik iddiaları ise reddediyor.

ABD Başkanı Joe Biden, Çarşamba akşamı düzenlediği basın toplantısında “Rusya’nın Ukrayna’ya ilerleyeceğini ve küçük bir alanı işgal edeceğini düşündüğünü” söylemişti.

ABD Başkanı Joe Biden da ‘sınırı geçecek herhangi bir Rus birliğin’ işgal anlamına geleceğini söyledi ve bunun büyük ekonomik karşılıkları olacağını savundu.

BATI, ORTAK TUTUM BELİRLEMEYE ÇALIŞIYOR

ABD başta olmak üzere NATO ülkeler de diplomatik görüşmeler sürerken bir yandan da olası bir işgale hazırlık için Ukrayna çevresinde askeri varlığını, füzeler ve ağır silahlarla kuvvetlendiriyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Çarşamba günü gittiği Ukrayna’daki temaslarının ardından dün Berlin’de Fransa, Almanya ve İngiltere dışişleri bakanlarıyla bir araya geldi.

Alman Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock ile ortak basın toplantısı düzenleyen Blinken, ABD ve Avrupalı müttefiklerinin Rusya’ya karşı birleşik bir cephe oluşturacaklarını söyledi:

“Eğer birliklerini Ukrayna sınırından içeri sokarsa Moskova, çok hızlı ve sert bir ortak yanıt görecek. Buna ek olarak, Washington ve müttefikleri yaptırımlar konusunda da koordine olarak birlikte adım atacak.”

Amerikan Wall Street Journal gazetesi, Blinken’dan bir hafta önce de Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) Direktörü Bill Burns’ün Avrupa’da olduğunu ve ortak yanıt için Avrupa’daki istihbarat örgütlerinden temsilcilerle görüştüğünü yazdı.

ABD’den gelen açıklamalar, Rusya’nın işgaline karşı verilecek tepkilerin geniş çaplı yaptırımlar olacağını gösteriyor.

İNGİLTERE’DEN RUSYA’YA ASKERİ DESTEK

İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace, geçtiğimiz hafta Rusya’ya karşı savunmasını güçlendirmesi için Ukrayna’ya kısa menzilli tanksavar füze gönderileceğini açıklamıştı. Wallace, küçük bir grup İngiliz askerinin de Ukrayna’ya eğitim vermeleri amacıyla gönderileceğini duyurdu.

2015’ten beri onlarca İngiliz birliği, askerlerin eğitimlerinin sağlanması için Ukrayna’ya gönderildi. Aynı zamanda İngiltere, 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinin ardından Ukrayna’nın donanmasını güçlendirmeye söz vermişti.

RUSYA NE İSTİYOR?

Rusya, Ukrayna sınırına işgal amaçlı bir yığınak yaptığı iddialarını reddediyor. Gerilimi NATO üyesi ülkelerin artırdığını ve NATO’nun doğu sınırlarının daha fazla genişlememesi talebinde bulunduklarını belirtiyor. 2014’teki çatışmaların ardından ateşkes anlaşmalarına uyulması çağrısı yapan Moskova, bir dizi talebi NATO ve ABD’ye iletmiş ve yazılı yanıt istediğini açıklamıştı. Şu ana kadar Moskova’ya resmi bir cevap iletilmedi ancak taleplerin batı tarafından kabul edilmesi beklenmiyor.

Moskova, NATO’nun doğuya doğru daha da genişlememesi talebinde bulunuyor, Ukrayna’nın NATO’ya katılmayacağının yazılı olarak garanti altına alınmasını istiyor.

Rusya, NATO’dan, Ukrayna ile diğer eski SSCB ülkelerinin üyelik taleplerini reddetmesi ve Orta ve Doğu Avrupa’daki askeri varlıklarını geri çekmesini de içeren bir taslak güvenlik talepleri yayınladı.

Moskova’nın muhataplarına sunduğu belgede ayrıca, ABD ve Rus savaş gemileri ile savaş uçaklarının birbirlerinin topraklarına saldırabilecekleri bölgelere gönderilmesinin yasaklanmasını ve Rusya sınırına yakın noktalardaki ittifak tatbikatlarının sonlandırılmasını da içeriyor.

ERDOĞAN, UKRAYNA’YA GİDECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapmak istediğini ifade ediyor.

Erdoğan’ın bı kapsamda Şubat ayı başında Ukrayna’ya giderek Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelensky ile bir araya geleceği belirtildi.

Türkiye’nin arabuluculuğuna Ukrayna’nın olumlu yaklatığı biliniyor. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov da sorunun çözümüne yardımcı olabilecek herhangi bir ülkenin çabalarını memnuniyetle karşılayacaklarını söyledi.

Miçotakis: Artık Akdeniz’deki en güçlü hava kuvvetlerinden birine sahibiz

Okumaya devam et

Analiz

Miçotakis: Artık Akdeniz’deki en güçlü hava kuvvetlerinden birine sahibiz

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Fransa’dan alınan yeni Rafale savaş jetlerinin gelmesiyle ülkenin caydırıcı günün arttığını savundu. Miçotakis, “Yeni savaş uçakları bizim hava kuvvetlerimizi Avrupa ve Akdeniz’in en güçlülerinden yaptı” dedi. Peki, Ege’de denge gerçekten Atina’nın lehine mi değişiyor?

BOLD –  Yunanistan’ın Fransa’dan sipariş ettiği Rafale tipi savaş uçaklarının ilk teslimatı yapıldı. Atina’nın toplam 24 adet temin etmesi planlanan Rafale tipi Fransız savaş uçaklarının ilk 6’sı, Atina’nın kuzeyindeki Tanagra Hava Üssü’ne iniş yaptı.

İniş sırasında düzenlenen törende Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis de hazır bulundu. İlk teslimatın siparişten 16 ay sonra yapıldığına dikkati çeken Miçotakis, 6 uçaklık ikinci teslimatın 2022 içinde ve diğer teslimatların da 2023 ve sonrasında yapılacağını belirtti.

“YUNANİSTAN’IN CAYDIRICI GÜCÜNÜ ARTTIRIYOR”

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Fransa’dan alınan 24 yeni Rafale savaş jetinin gelmesiyle ülkenin caydırıcı günün arttığını ifade etti. Miçotakis, “Yeni savaş uçakları bizim hava kuvvetlerimizi Avrupa ve Akdeniz’in en güçlülerinden yaptı” dedi.

2.3 MİLYAR EUROLUK ANLAŞMA

Yunanistan’la Türkiye arasında 2020 yazında yaşanan Doğu Akdeniz krizinin ardından Atina, Fransa’dan, 12’si kullanılmış 18 Rafale savaş uçağı almaya karar vermişti.

Ocak 2021’imzalanan anlaşmanın değerinin 2.3 milyar euro olduğu belirtilmişti. Yunanistan, bu uçaklardan ilkini geçen yıl Temmuz ayında devralmıştı. Dassault Havacılık, uçakların teslimatını 2023 Eylül’e kadar bitirecek.

Anlaşma, Rafale savaş uçaklarında kullanılan yüksek teknoloji ürünü füzelerin satışını da kapsıyor ve Fransa Atina’ya Rafale uçaklarıyla uyumlu havadan havaya Meteor füze sistemleri de teslim edecek.

15 TEMMUZ SONRASI S-400 KARARI PLANLARI ALT ÜST ETTİ

Yunanistan 2008 yılında yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle savunma harcamalarında kesintiye gitti, hava ve deniz kuvvetleri için planlı olan silah, gemi ve uçak alımları ile modernizasyon projelerini askıya aldı.

Türkiye ise, Yunanistan’ın tersine Avrupa’yı o dönem sarsan borç krizinden çok fazla etkilenmediği için, hava gücünü yeni bir seviyeye ulaştıracak, hava kuvvetlerini ağ merkezli harekât konseptine taşıyacak, milli savunma sanayiinin gelişmesine katkı sağlayacak, beşinci nesil uçak olan F-35 projesine dahil oldu. Planlamaya göre 30 senedir kullanımda olan F-16 ve F-4 uçaklarının, F-35 uçakları ile değiştirilmesi öngörülüyordu.

Türk Hava Kuvvetleri tarafından alınması planlanan 116 adet F-35 uçağıyla Ege’de hava gücü dengesi açık ara Türkiye lehine değişecekken, 15 Temmuz sonrası Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alımı kararı nedeniyle bu durum bir anda değişti.

ABD, Türkiye’yi F-35 savaş uçağı projesinden çıkarttı. Türkiye’nin ABD’den 116 adet F-35 savaş uçağı alımı planı da suya düştü.

SON 11 YILIN EN BÜYÜK SAVUNMA BÜTÇESİ

Türkiye’nin özellikle ABD ile yaşadığı gerilimi avantaja çeviren Atina yönetimi, hava gücünü güçlendirmek için bir dizi anlaşma imzaladı. Uzmanlara göre iki yıl içinde Ege’deki avantaj Yunanistan lehine dönmüş olacak.

Atina hükumeti, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ile yaşadığı gerilim sonrası geçen yıl yaklaşık 8 milyar euro ile son 11 yılın en büyük savunma bütçesini açıkladı.

Atina yönetimi 2020 yılı Kasım ayında 24 adet F-35 savaş uçağı için ABD’ye başvuru yaptı. Yine aynı dönemlerde Rafale alım talebini Fransa’ya iletti.

ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey R. Pyatt 30 Kasım’da yaptığı açıklamada Yunan Hava Kuvvetleri’nin filosuna F-35’leri katma konusundaki ilgisinin “memnuniyetle karşılandığını” belirtti.

Yunan basınına göre ABD, F-35’lerin satışı konusunda Yunanistan’a olumlu yanıt verdi.

RAFALE UÇAKLARI METEOR FÜZELERİ FIRLATABİLİYOR

Fransız Rafale B savaş uçağı

F-16 savaş uçakları uluslararası havacılık sanayiinde 4. nesil savaş uçağı olarak kabul ediliyor. F-35 savaş uçakları ise 5. nesil olarak biliniyor.

Fransız Dassault Havacılık’ın ürettiği Rafale savaş uçakları ise 4.5 nesil kabul ediliyor ve F-16’lara göre bazı üstün özelliklere sahip.

Rafale savaş uçakları, hava üstünlüğünü sağlamak için gelişmiş elektronik harp sistemlerine, radarlara, kızılötesi-elektro optik sensörlere ve yüksek manevra kabiliyeti ile silah taşıma kapasitesine sahip. Bu uçaklar, Scalp seyir füzeleri, EXOCET AM-39 havadan satha (gemilere karşı) güdümlü mermiler ile 100 km menzile sahip ağ yeteneği olan Meteor füzeleri taşıyabiliyor. Gelişmiş aktif radar arayıcısına sahip olan Meteor füzeleri her türlü meteorolojik koşullar altında, süratli, manevra kabiliyeti yüksek uçaklara, insansız hava araçlarına ve seyir füzelerine karşı kullanılıyor.

Yunanistan hava kuvvetleri Rafale uçakları ile ağ merkezli harekât yeteneği kazanacak. Rafale savaş uçağı pilotları, Link-16 veri aktarım sisteminden gelen hedeflere karşı uzak mesafeden Meteor füzelerini kullanabilecek, hedef güncellemesi yapabilecek.

HAVADA MEVCUT DENGE

F-16 savaş uçakları Ege’de her iki ülkenin hava gücünün omurgasını oluşturuyor.

Yunanistan hava kuvvetleri envanterinde 170 adet F-16 savaş uçağı bulunuyor. 1989-2010 yılları arasında 4 fazda yapılan tedarik planına göre; Yunanistan Hava Kuvvetlerinde bulunan F-16’ların sayı ve modelleri şu şekilde;

34 F-16C,
16 F-16D(Blok 30),
32 F 16 C, 8 F16D (Blok 50),
40 F-16C,
20 F-16D (Blok 52),
20 F-16C,
10 F-16D (Blok 52+)

Yunanistan Hava Kuvvetleri envanterinde F-16 uçaklarına ilave olarak 40 adet Fransız üretimi Mirage-2000EG ve Mirage 2000-5/MK-II uçakları bulunuyor.

Türk Hava Kuvvetleri envanterinde toplam 270 F-16 uçağı bulunuyor. Türkiye’nin F-16 tedarik süreci de Yunanistan ile benzer şekilde 4 safhada gerçekleşti. Ufak silah sistem farklıklarına rağmen her iki ülke hava kuvvetleri benzer F-16 filolarına sahip.

Ancak Yunanistan Hava Kuvvetleri 84 F-16 uçağını, bu serinin en gelişmiş versiyonu olan F-16V Blok-70 modernizasyonuna tabi tutulacak.

Washington’un Nisan ayında yürürlüğe soktuğu CAATSA yaptırımları çerçevesinde ABD Türkiye’ye yeni silah satışlarını ve teknoloji transferini durdurdu. İki ülke arasındaki askeri iş birliği neredeyse durma noktasına geldi.

Bu durum da Türkiye ile Yunanistan hava gücünün bel kemiğini oluşturan F-16’ları yakından ilgilendiriyor.

CAATSA yaptırımları nedeniyle Türkiye’nin F-16’larını modernize edebilmesi yakın dönemde mümkün görünmüyor. Modernizasyonun İsrail’de yapılabilmesi için Türkiye ile İsrail arasında gizli diplomasi yürütüldüğü de kulislere sızmış durumda.

Yunanistan hava kuvvetlerinin havada yakıt ikmali yapacak uçağı olmadığı için Türk F-16’larının harekât yarıçapları ve serbestileri daha fazla. Türk F-16’larından milli imkanlarla geliştirilen SOM seyir füzesi atılabiliyor. Türk Hava Kuvvetleri envanterinde suüstü gemilerine karşı kullanılan havadan satha güdümlü mermi (ASM) bulunmazken, Yunan Mirage uçakları suüstü gemilerine karşı etkili olan EXOCET AM-39 güdümlü mermisi taşıyabiliyor.

ABD, F-35 YERİNE F-16 TEKLİF ETTİ

F-35 savaş uçaklarından olan Türkiye, geçtiğimiz yıl hava kuvvetlerinin açığını kapatmak için yeni arayışlara girmişti.  ABD yönetimi de Türkiye’ye parasını verdiği F-35 savaş uçakları yerine, daha düşük model olan F-16 savaş jetlerini almasını önermişti.

ABD’den yeni F-16 alımını görüşmek üzere Türk ve Amerikalı yetkililer Kasım ayında Washington’da görüşmeler gerçekleştirdi.

Ancak Biden yönetiminin süreci zamana yayabileceği ifade ediliyor.

DASSAULT HAVACILIK VE RAFALE SAVAÇ UÇAKLARI

Dassault Havacılık, Yunan Hava Kuvvetleri’ne 1974’te Mirage F1, 1985’te Mirage 2000 ve 2000’de Mirage 2000-5 satmıştı.

Yunanistan’dan sonra Balkan ülkesi Hırvatistan Rafale jetlerinden 12 adet, Mısır ise 30 adet sipariş vermişti. Katar ve Hindistan da Rafale jetleri için Fransa ile anlaşan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Fransa şimdiye kadar Rafale jetlerinden 152 adet üretti. Dassault Havacılık söz konusu jetlerin üretimi akabinde satışların yavaş gittiğini söylese de bu gelişmiş araçların 114 tanesi yurt dışına satıldı.

Rafale jetleri 2007’de Afganistan, daha sonra Libya, Orta Afrika’daki Sahel Bölgesi ve Orta Doğu’da kullanılmış ve sıcak savaşta büyük başarı sağlamıştı.

Türkiye-İsrail yakınlaşıyor: Dışişleri bakanları 13 yıl sonra ilk defa telefonda görüştü

Okumaya devam et

Popular

Shares