Connect with us

Gündem

Yandaş medya, İBB çalışanı Fatma Yavuz’u hedef gösterdi

İBB’de görev yapan Ermeni kökenli Fatma Yavuz, Turkuvaz grubuna bağlı Takvim gazetesi tarafından “Türk düşmanı Ermeni sevici” başlığıyla hedef gösterildi. Yavuz, haberlere “Ben dinimi, dinini iktidarının arsası yapanlardan değil Yunus’laran öğrendim” diyerek tepki gösterdi.

BOLD – İstanbul Büyükşehir Belediyesi İnanç Masası’nda çalışan Fatma Yavuz, Takvim gazetesi tarafından “Türk düşmanı Ermeni sevici” başlığıyla haber yapılarak tıpkı Hrant Dink gibi hedef gösterildi.

Yaşadığı tedirginliği Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla anlatan Fatma Yavuz, “Bu bir ‘güvercin tedirginliği’ yazısıdır! Birkaç gündür insafsız saldırıların hedefi oluyorum. Bu ahlaksızlığa susarak yanıt vermeyeceğim, aksine haykıracağım. Bu sefer kimse duymadık, yetişemedik, bilemedik diyemeyecek!” dedi.

“BEN BU ÜLKEYE AŞIĞIM”

Bir tarafı Türk, bir tarafı Ermeni olan Fatma Yavuz’un Saddam Hüseyin tarafından gerçekleştirilen Halepçe Katliamı’nı kastederek “Bu nasıl bir halk böyle? Bir halkın tarihinde en fazla bir, bilemedik iki soykırım olur, bu kadar acımasızca, periyodik nasıl katledilir insanlar? Anlayamıyorum gerçekten” sözleriyle bir tweet paylaştı.

Takvim gazetesi Yavuz’un tweetini  “Ekrem tam kendine göre çalışan bulmuş, Tür düşmanı Ermeni sevici” başlığıyla verilen haberde Yavuz’un Türkiye’ye soykırım iftirası attığı iddia edildi. Yavuz, kendisi hakkında yapılan hedef gösterici habere tepki göstererek “Bak Takvim Parçası! Ben bu ülkeye aşığım, Türk düşmanı olmam mümkün değil çünkü Türk’üm.” diye yazdı.

“SUSMAYACAĞIM”

Yavuz’un açıklamasının tamamı şöyle:

“Bu bir “güvercin tedirginliği” yazısıdır! Birkaç gündür insafsız saldırıların hedefi oluyorum. Bu ahlaksızlığa susarak yanıt vermeyeceğim, aksine haykıracağım.

Bu sefer kimse duymadık, yetişemedik, bilemedik diyemeyecek!

Onlara cevap verme diyen dostlarıma saygı duymakla beraber katılmadığımı ifade etmek istiyorum. Bu topraklarda her haklıya sus tavsiyesi verilmesini eleştiriyor ve kabul etmiyorum. Susmayacağım!

Bu iş birkaç trolün siyasi rant için yaptığı kötü ödev seviyesini çoktan aştı. Bu manşetin bu ülkede ne anlama  geldiğini herkes gayet iyi biliyor. Rahmetli Hrant Dink’e da aynı itibarsızlaştırmayı yapıp katillere hedef yaptılar. Görüyorum ki bir arpa boyu yol almamışız.

Boş ver demeyin kalbinizi kırarım. Neyi boş vereyim? Bu ülkedeki en trajik cinayetler paçavra gazetelerin, ahlaksız trol kalemlerin hedef göstermesi ile işlenmedi mi?

Ne olması gerekiyor ciddiye almam için? Takvimin değil de New York Times’ın manşet atması mı? Şunu bilin ki bu işler hep ucuz insanlara, ucuz tetikçilere havale edilir. En saçma hedef göstermeler can alır bu ülkede.

Bak Takvim Parçası! Ben bu ülkeye aşığım, Türk düşmanı olmam mümkün değil çünkü Türk’üm. Ermeniliğim Hrant’ın hikayesinin peşinden giderken yüklendiğim bir gönül kimliğidir. Bir daha bu ülkede Hrantlar ölmesin diye çaba göstermenin bir ifadesidir.

Müslümanlığıma gelince; Benim kimliğimi Allah’ın adaleti emrettiğine olan imanım inşa etti. Beni tanıyan herkese sorun, beş vakit namaz kılan, oruç tutan, ritüellere titizlikle bağlı olan bir Müslüman olduğumu söyleyecektir. Kimse Türklüğümü, Müslümanlığımı sorgulayamaz. Haddinizi bilin!

Zaten bunu yapanların birazcık vicdanını olsaydı Noel’e katıldığım görüntüyü alıp abuk subuk şeyler yazarken bir önceki iletide cuma namazında olduğumu görür bir düşünürdü. Ben bin yıllık medeniyetin mirasçısı olan bir coğrafyanın evladıyım. Sadece kendi inancına değil, bütün inançlara saygı göstermenin, sevinçlerini, üzüntülerini paylaşmanın medeniyetin asgari  gereği olduğunu bilecek görgüye sahibim. Bu açıdan her inanca, her kültüre saygı işle yaklaşır, anlamaya çalışır, güzel ilişkiler kurarım ama sadece kendi inancımın gereği olana taparım.

Tapmak ile paylaşmak arasındaki farkı gayet iyi bilirim. Yüzlerce yıl birlikte hayatı paylaşmış insanları kimlerin, ne amaçla  noel baba bıçaklayacak hale getirdiğini de gayet iyi bilirim. Ben dinimi, dinini iktidarının arsası yapanlardan değil Yunus’laran öğrendim: YARADILANI SEVERİM YARADAN’DAN ÖTÜRÜ…”

 

Gündem

‘Kara Efe’sini kaybetti kızı için yaşıyor: Zekiye Ataç’ın kapısına yine polis dayandı

Eşi yıllardır cezaevinde olan ve 8 yaşındaki oğlu Ahmet Burhan Ataç’ı 2 yıl önce kaybeden Zekiye Ataç’ın kapısına yine polis dayandı. Zekiye Ataç ifadesinin ardından serbest bırakılınca, kızı Fatma Betül yapayalnız kalmaktan kurtuldu.

BOLD – 15 Temmuz sonrası yaşanan mağduriyetlerin kurbanıydı Kafa Efe lakaplı 8 yaşındaki Ahmet Burhan Ataç. KHK’lı annesi pasaport alamadığı için Almanya’daki tedavisine geç kalan Ataç, 2020 yılında kemik kanserine yenik düşerek hayatını kaybetti.

Ahmet Burhan Ataç’ın 8 yıllık hayatı çile ve mağduru olduğu zulümlerle dolu.

Ölümünden hemen önce “19 aydır babamı görmüyorum. Bir yıldır hastayım. Babama sarılmak ve iyileşmek istiyorum” diyen Kafa Efe’nin bu son isteği de savcı engeline takıldı.

Baba hasreti ve hastalığıyla mücadele eden Ataç’ın annesi Zekiye Ataç 2019 yılında çocuğunun durumunu sosyal medya hesabından paylaştığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

Büyük tepki çeken gözaltından geri adım atıldı.

Oğlunu 2 yıl önce toprağa veren, kızı Fatma Betül ile hayata tutunmaya çalışan Zekiye Ataç’ın yüzü bir türlü gülmüyor.

Zekiye Ataç’ın evi bugün yine polisler tarafından basıldı.

ABLA ÇOK KORKUYORUM

Polislerin baskına geldiği sırada aktivist Natali Avazyan’ı arayan Ataç, ”Polisler kapıda. Ne için olduğunu bilmiyoruz ,abla çok korkuyorum sana güveniyorum” dedi.

Bu durumu sosyal medya hesabı sosyal medya hesabından paylaşan Avazyan, “Şimdi kardeşim Zekiye Ataç aradı ‘Polisler kapıda. Ne için olduğunu bilmiyoruz, abla çok korkuyorum sana güveniyorum’ Canım kardeşim Zekiye Ataçı götürüyorlar. Yeter yahu daha neyini alacaksınız Oğlunu aldınız” ifadelerini kullandı.

Avazyan, eşi cezaevinde olan Zekiye Ataç’ın yanında bulunan kızı Fatma Betül’ün de çok ağladığını aktardı.

SERBEST KALDI

Avazyan daha sonra yaptığı paylaşımda Zekiye Ataç’ın serbest bırakıldığını açıkladı.

Asker köşe sıkışan Erdoğan için mi Suriye’ye gönderiliyor

Okumaya Devam Et

Gündem

Melek Mosso: “Kendini bilmezlere kalmadı benim ahlakımı sorgulamak”

Bazı stk ve partilerin, “Ahlaksızlığı özendiriyor” sözleriyle hedef gösterilen ve Isparta konseri AKP’li belediye tarafından iptal edilen Melek Mosso, “Bu zihniyetteki insanlar kendi yüreklerindeki karanlığı ve sapıklığı bizim hayatımıza da sokmaya çalışıyorlar” dedi.

BOLD – AKP’li belediyeler, son günlerde Kürt ve muhalif sanatçıların konserlerini çeşitli gerekçelerle iptal etmeye başladı.

Bir hadta içerisinde sırasıyla Kürt sanatçı Aynur Doğan, Metin-Kemal Kahraman, Niyazi Koyuncu ve Apolas Lermi konserleri “değerleri paylaşmadığı” veya “sakıncalı” görülmesi bahaneleri ile AKP belediyeler tarafından iptal edildi.

HDP Milletvekili Oya Ersoy sanatçıların konserlerinin iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı. Ersoy, cevaplaması istemiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Belediyelerinin konserleri iptal etmeleri konusunda talimatınız oldu mu?” diye sordu

Dün de bazı parti ve stk’ların hedef göstermesi üzerine Uluslararası Isparta Gül Festivali kapsamında sahne alacak olan şarkıcı Melek Mosso’nun 3 Haziran’daki konseri iptal edildi.

AHLAKSIZLIĞI ÖZENDİRİYOR

İptal öncesi Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Mehmet Kaya, konsere tepki göstererek, “Asım’ın neslini böyle mi yetiştireceksiniz?” ifadelerini kullandı.

Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği tarafından ortak yapılan yazılı açıklamada ise Mosso “Ahlaksızlığı özendiriyor” denilerek konserin iptal edilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada “Bu ve benzeri şarkıcıların Isparta’mız da yeri yoktur” denildi.

İZİN VERMEYECEĞİZ

Ben bu ülkenin kadınıyım. Fikirlerimle, vizyonumla, hayallerimle her yeni gün geleceğe sanatımı işliyorum. Genci yaşlısı milyonlarca sevenim var. Bir kaç kendini bilmeze kalmadı benim ahlakımı sorgulamak, kadınlık onuruma laf atmak. Bu zihniyetteki insanlar kendi yüreklerindeki karanlığı ve sapıklığı bizim hayatımıza da sokmaya çalışıyorlar. Ama buna asla izin vermeyeceğim, VERMEYECEĞİZ… Ben Isparta’ya elbet gidecek ve şarkılarımı söyleyeceğim. Bugün olmazsa yarın sarılacak kalplerimiz” dedi.

Böyle giderse herkes “Dombra” dinleyecek

Okumaya Devam Et

Gündem

Kendi adıma artık hiçbir şey istemiyorum ama hukuksuzlukların en yakın şahidi ve mağduru evlatlarımız oldu

Eşi 6 yıl kendisi üç aydır tutuklu olan üç çocuk annesi Nagehan Yüksel, Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek KHK’lılara yapılan hukuksuzluğa çözüm bulunmasını istedi. Yüksel, “Bu çocuklar baba yolu gözlerken 6,5 yıl da anne yolu gözleyecek. Evlatlarımız tüm bu hukuksuzların hem en yakın şahidi hem de en mağdurları oldu.” dedi.

BOLD – Gülen Hareketi’ne üyelik iddiasıyla 9 yıl hapis cezasına çarptırılan ve cezası onaylandığı için 27 Şubat 2022’de tutuklanan KHK’lı öğretmen Nagehan Yüksel, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazdı.

“ÇOCUKLARIM ORTADA KALDI”

Altı yıldır çocuklarıyla birlikte cezaevi yollarında olduğunu söyleyen Yüksel, “Beni biliyorsunuz. Eskişehir’e geldiğinizde başınızı epeyce ağrıtmıştık. Üç çocukla 6 yıldır eşim için cezaevi yollarındaydım. Cezamın onanmasıyla çocuklar ortada kaldı. Eşimin çıkmasına daha var. Bu çocuklar baba yolu gözlerken 6,5 yıl da anne yolu gözleyecek. Ve toplamda bizim ömrümüzden 14 yıl gitmiş olacak. İnanın vekilim kendi adıma artık bir şey düşünüp isteyemiyorum. Fakat evlatlarımız tüm bu hukuksuzların hem en yakın şahidi hem de en mağdurları oldular.” dedi.

En son Eskişehir İmam Hatip Lisesi’nde görev yapan Nagehan Yüksel’in 5, 9 ve 13 yaşlarında üç çocuğu bulunuyor. Çocuklardan Yiğit Yusuf (5) teyzesinin, Selçuk Burak (9) ve Reyhan (13) ise anneannesinin yanında kalıyor. Nagehan Yüksel’in eşi, KHK’lı sınıf öğretmeni Ufuk Yüksel de 5,5 yıldır Eskişehir Cezaevinde tutuklu.

“BİR UMUT IŞIĞINA ÇOK İHTİYAÇ VAR”

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevinde kaldığı koğuştaki kadınları sosyolog gözüyle incelediğini söyleyen Yüksel, “En çok zoruma giden kadınların umutlarını yitirmiş olmaları. Geleceğe, güzel günlerinin geleceğine dair hayallerinin olmaması. En ufak bir umut ışığına o kadar çok ihtiyaç var ki…” ifadelerini kullandı.

Yüksel mektubunun sonunda çocukların hayallerini 4 duvar arasında kurmadığı, dondurma için haftalarca beklemediği, her mazgal sesinde korkup irkilmediği, rahatça nefes aldığı, gülüşlerin yürekten olduğu özgür güzel günler temennisinde bulundu.

KHK’lı Kuran öğretmeni Nagehan Yüksel: Koğuşta böceklerle birlikte yaşıyoruz, sevk verilmiyor

Üç çocuk annesi KHK’lı Kuran öğretmeni Nagehan Yüksel’i tutukladılar

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar