Connect with us

Gündem

Mahkeme, Kavala’nın tutukluğuna devam dedi: Avrupa Konseyi’nde Türkiye’yi zor günler bekliyor

Mahkeme, Osman Kavala’yı yine tahliye etmedi. Bu kararla, hakkında Avrupa Konseyi’nde ‘ihlal prosedürü’ başlatılan Türkiye’nin AİHM’deki ve Konsey’deki durumu zora girdi. İki gün sonra AİHM’e sunulacak görüşün de kabul görmemesi durumunda Türkiye’ye Avrupa Konseyi’nden yaptırımlar gelecek.

BOLD – İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Çarşı-Gezi davasının üçüncü duruşmasında, 1539 gündür tutuklu olan Osman Kavala’yı tahliye etmedi. Karar oy çokluğu ile alındı.

Yargıtay’ın bozduğu Çarşı Davası ile İstinaf Mahkemesi’nce bozulan Gezi Ana Davası’nın birleştirilmesinin ardından Osman Kavala’nın da arasında bulunduğu toplam 52 sanıklı davanın üçüncü duruşmasına bugün devam edildi.

Duruşmada savcı Osman Kavala’nın tutukluluğuna devam talebinde bulundu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi de oy çokluğu ile alınan kararla 1539 gündür tutuklu olan Osman Kavala’yı tahliye etmedi.

Duruşmanın 21 Şubat 2022 günü görülmesine karar verildi.

OSMAN KAVALA DURUŞMAYA KATILMADI

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirme sonrasında görülen üçüncü duruşma, büyük duruşma salonunda yapıldı.

Duruşmaya tutuksuz sanıklar Can Atalay, Ayşe Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Davanın tek tutuklu sanığı Osman Kavala ise duruşmaya katılmadı.

Duruşmada CHP Milletvekilleri Özgür Özel, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Osman Kavala’nın eşi Ayşe Buğra izleyici olarak yer aldı.

Ayrıca Fransa, İtalya ve Belçika Başkonsolosu, Avrupa Birliği Elçi müsteşarı ABD ve Norveç konsolosluk temsilcilikleri, Hollanda’dan bir milletvekili ve İsveç Konsolosu da duruşmayı takip etti.

AVRUPA KONSEYİ BAKANLAR KOMİTESİ ‘İHLAL SÜRECİ’ BAŞLATMIŞTI

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) iş insanı Osman Kavala’nın serbest bırakılması kararını uygulamayan Türkiye için ‘ihlal prosedürü’ başlatmıştı. Türkiye, böylece, 2010’dan bu yana Azerbaycan’dan sonra bu sürece tabi tutulan ikinci ülke oldu.

Avrupa Konseyi, Türkiye’den 19 Ocak’a kadar görüşünü iletmesini istedi. Yani duruşma Türkiye’nin 2 gün sonra sunacağı görüş öncesi kritik bir önemde idi.

Kavala tahliye edilseydi Türkiye’nin durumu kolaylaşacaktı. Ancak tahliye edilmediği için iki gün sonra AİHM’e Türkiye’nin sunduğu görüş yeterli olmazsa Türkiye’yi Avrupa Konseyi nezdinde zor günler bekliyor olabilir.

AVRUPA KONSEYİ ÜYELİĞİ ASKIYA ALINABİLİR YA DA ÇIKARTILABİLİR

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’den Türkiye’nin sunduğu görüşü yeterli bulmaz ve “Yükümlülük yerine getirilmemiştir” şeklinde bir bildirim alırsa Türkiye’ye uygulanacak tedbirleri ele alacak.

Bu tedbirlerin neler olacağı somut olarak belirtilmiyor, komitenin uygun göreceği adımları atacağı kaydediliyor. Bu adımlar arasında söz konusu ülkenin oy hakkının veya üyeliğinin askıya alınması ve hatta üyelikten çıkarılması da yer alıyor.

AVRUPA KONSEYİ

Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği’nden bağımsız olarak Avrupa çapında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla kurulmuş hükümetlerarası bir kuruluş.

1953 yılında ilan edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni uygulamakla yükümlü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne bağlı.

47 üyesi bulunan Konseye, Beyaz Rusya, Kazakistan ve Vatikan hariç tüm Avrupa ülkeleri üye.

Konsey, 10 kurucu üye ülke tarafından kuruldu. Kurucu üyelerden sonra konseye ilk katılan ülkeler Türkiye ve Yunanistan oldu. Türkiye, 5 Mayıs 1949’da kurulan konseye aynı yıl 9 Ağustos’ta katıldı.

Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği’nden bağımsız bir kuruluş olsa da Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamaması ve Avrupa Konseyi’nde düşeceği zor durum zaten dondurulmuş olan AB üyelik sürecini çok ciddi şekilde etkileyecektir.

HSK üyesinin skandal sözleri: Beraat etmiş olabilirsin ancak bu yafta ile yaşamaya alışmalısın

Gündem

Hakan Şükür’den Erdoğan’a: Sahte imza ile evimi gaspettiniz

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın paylaşımını yorumlayan eski milli futbolcu Hakan Şükür, kendilerine Cumhurbaşkanlığı hukukçusu diyen kişilerin sahte imza ile Türkiye’deki evine girip oturduklarını, hukukun da bir şey yapamadığını söyledi.

BOLD – Galatasaray’ın ve Milli Takımın eski yıldız oyuncusu Hakan Şükür sosyal medya hesabından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a sorular yöneltip, sahte imza ile evinin gasp edildiğini söyledi.

GERÇEKTEN Mİ? AİLEMİ PERİŞAN ETTİNİZ

Erdoğan’ın, “Herkes bilsin ki Türkiye, demokratik bir hukuk devletidir. Bu milletin hakkını, hukukunu hiç kimse çiğneyemez, bu millete hizmet edenlerin kılına kimse dokunamaz, kardeşliğimizi hiçbir sinsi senaryo bozamaz” paylaşımını alıntı yapan Şükür, “Gerçekten mi? Ülkeme hizmet ettim diye beni partinize davet edip Türkiye’yi dolaştırdınız. Şimdi terörist diyorsunuz. Ailemi perişan ettiniz.” dedi.

EVİME SAHTE İMZA İLE GİRİP OTURANLAR VAR

Şükür, Cumhurbaşkanlığı hukukçusuyuz diyen kişilerin evini gasp ettiklerini de belirterek, “Cb hukukçusuyuz diyerek evime sahte imza ile girip oturanlar var ve hukuk bi şey yapmıyor. Her şeyimi futboldan kazandım el koydunuz” ifadelerini kullandı.

 

 

Kılıçdaroğlu: Parayı gönderen oğlun Bilal, alan kızın Esra

Okumaya Devam Et

Gündem

Kılıçdaroğlu: Parayı gönderen oğlun Bilal, alan kızın Esra

CHP lideri, Erdoğan ailesinin ABD’ye gönderdiği paralarla ilgili isim verdi. Kılıçdaroğlu Bilal Erdoğan’ın gönderdiği parayı ablası Esra Albayrak’ın aldığını öne sürdü.

BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vakıf süsü verilmiş paralel yapılarla yurt dışına devasa paralar aktardığı ve bu yapıların TÜRGEV ve Ensar olduğu yönündeki sözlerine açıklık getirdi. TURKEN vakfının servet ve insan transferi için paravan olarak kullanıldığını belirten Kılıçdaroğlu, Bilal ve Esra Albayrak’ın adını verdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından şu bilgileri paylaştı:

HERKESİN ARTIK BİLDİĞİNİ BURADAN SÖYLEYEYİM

Erdoğan, aile içinde anlaşırsınız ve çıkar milletimize doğruları söylersiniz diye bekledim ama görüyorum ki sen, davalarla algı yaratma peşindesin. O zaman ortamı daha fazla bulandırmana izin vermeden, herkesin zaten artık bildiğini buradan da söyleyeyim.

TRANSFER EDEN OĞLUN BİLAL, ALAN KIZIN ESRA

Bu vakıflar üzerinden paraları transfer ettiren, oğlun Bilal Erdoğan. Parayı alan tarafta ise kızın Esra Albayrak var. Kardeş kardeş vakıflar yönetiyorlar, para transfer ediyorlar birbirlerine. TURKEN paravan bir vakıftır, amacı ABD’ye servet ve insan transferidir.

BİNA BİTTİĞİNDE KİME AİT OLACAK?

Güya yurt yapıyorlarmış. Nerede yapıyorlar devasa plazayı? Manhattan’da. ABD’nin en pahalı finans merkezinde. Finans merkezine yapılan bu ultra lüks bina bittiğinde kime ait olacak? Türkiye’ye mi ait olacak, yoksa paravan vakfa mı? Bu vakıf kimin Erdoğan?

BU VAKIFLARI KARA PARA MERKEZİ HALİNE GETİRDİN

Aynı paravan kurum, çiftlik de satın alıyor. Neden alıyorlar bu çiftliği Erdoğan? Senin dava açmanı bekliyordum, öncelikle kara para merkezi haline getirdiğin bu vakıfların bu devasa paraları nereden aldıklarını açıklamalarını isteyeceğim o davada.

SENİN PARAVANLAR BU BİLGİYİ HALA GİZLİYOR

Ayrıca 2021-2022 yıllarında ülkemizden bu paravana daha ne kadar para transfer edildiğini de soracağım. Malum bu bilgiyi hala gizliyor senin paravanlar. Erdoğan, aile üyelerin paralel hayat kurma telaşı içindedirler. Şimdi kurmaylarını ara ve bu akşam aHaber’e koşmalarını söyle.

AMACIM PARA KAÇIRMA SİSTEMİNİ İFŞA ETMEK

Buradan “Bu da rakam mı ki” diyen aklıevvellere sesleniyorum: Milletten çalınan 1 kuruş bile rakamdır ve haramdır! Ayrıca paylaşmamın sebebi yolsuzluğa dikkat çekmek değildir -zaten onu herkes biliyor-, amacım bir para kaçırma sistemini ifşa ederek çalışamaz hale getirmektir.

1 LİRANIN ÇALINMASINI ÖNLERSEM BUNUNLA GURUR DUYARIM

Bu paravan vakıflarla bir sistem kurulduğunda zaten rakamlar kaçınılmaz şekilde devasa hale gelir. Bu yüzden sistemi anlamak gerekir. 1 liranın dahi çalınmasını önleyebilirsem, ben bununla gurur duyarım.

FAKİR FUKARADAN UTANIN

Son olarak şunu söylüyorum: İnsanımıza tepeden bakmaya son verin, insanımız o 1 Lira’ya bile muhtaç hale getirilmiştir. Bu milletin fakir fukarasından utanın. Utanın ve uyanın.”

 

Geçinemeyen halkı hedef alan Erdoğan: Birileri çıkıp ‘aç kaldık’ diyor, aç kalan yok

Okumaya Devam Et

Gündem

Yargı mensuplarına işkence rapor haline getirildi

Sınır Aşan Hukukçular Derneği, 15 Temmuz sonrası hakim ve savcılara yapılan işkenceleri rapor haline getirdi. 15 Temmuz’un ardından 5 binin üzerinde yargı mensubunun meslekten uzaklaştırıldığına dikkat çekilen raporda ürkütücü ayrıntılar da yer alıyor.

BOLD – Sınır Aşan Hukukçular Derneği (Cross Border Jurists-CBJ) üyesi KHK’lı Cumhuriyet Savcısı Mustafa Doğan, 15 Temmuz sonrasında yaşanan süreçte Türkiye’de hakim ve savcılara yönelik işkenceleri raporlaştırdı. Raporda ürkütücü ayrıntılar yer alıyor. 4 bölümden oluşan raporda işkence yöntemlerine dair de ayrıntılı bilgiler veriliyor.

HÜCREDE TUTULAN BAŞSAVCI KONUŞMA YETENEĞİNİ KAYBETTİ

KHK’lı savcı Mustafa Doğan, ‘Uzun Süre Hücre Hapsi’ yöntemini anlattığı bir bölümde şu ifadeleri kullanıyor: “Bu raporun yazarı olarak, doğrudan tanıklığıma dayalı olarak somut bir örnek vermem gerekirse, cezaevinde hücrede tutulan eski başsavcı T.A. konuşma yeteneğini kaybetmeye başlamıştır. Durumunun anlaşılması üzerine ailesinin de baskılarıyla cezaevi idaresi duruma müdahale etmek zorunda kalmış ve konuşma terapilerine başlanmıştır.”

YARGIYI TAMAMEN KONTROL ALTINA ALDILAR

17/25 Aralık büyük yolsuzluk soruşturması sonrasında Erdoğan rejiminin gerçeklerin ortaya çıkması için hukukun önünü açmak yerine hukuktan uzaklaşmayı tercih ettiği hatırlatılan raporda, “Bu çerçevede yargı ve güvenlik bürokrasisini kendilerine göre şekillendirdiler ve tamamen kontrol altına aldılar. Defalarca Anayasa ve yasalarda değişiklikler yaptılar.” deniliyor.

İHRAÇ EDİLEN YARGI MENSUBU SAYISI 5 BİNİ GEÇTİ

TR724’ün haberine göre ülkede yaşanan kaostan yargının da fazlasıyla nasibini aldığı aktarılan raporda, “Erdoğan ve AKP’nin emirleri yerine hukuku tercih eden hâkim ve savcılar hedefe konuldu. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek mahkeme üyeleri ile ilk derece mahkemeleri, askeri yargı ve Sayıştay’da görev yapan hâkim, savcı ve raportörler mesleklerinden atıldılar. Hala da ihraçlar devam etmektedir. Mesleklerinden atılan yargı mensuplarının sayısı 5000’i geçti” ifadelerini kullanılıyor.

YARGI MENSUPLARI AĞIR İŞKENCE GÖRDÜ

Haklarında hiç bir somut suçlama olmaksızın ihraç edilen yargı mensuplarının neredeyse tamamı hakkında silahlı terör örgütü üyeliği, yöneticiliği veya silahlı terör örgütüne yardım gibi son derece absürt suçlamalar yapıldığı kaydediliyor. Haklarında soruşturma başlatılan binlerce hakim ve savcının tutuklandığı aktarılıyor: “Bir kısmı çok ağır işkence gördü. Onlarcası hala tek başına hücrede tutulmakta ve işkence bu şekilde devam etmektedir.”

AVUKATLAR DA CADI AVINDAN NASİBİNİ ALDI

Cadı avından avukatların da nasibini aldığı belirtilen raporda, “Yüzlerce avukat sadece savundukları müvekkillerinin aidiyetleri, düşünceleri ve eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklandılar ve çoğu hala cezaevinde” deniliyor.

RAPORUN TAMAMI İÇİN
https://www.crossborderjurists.org/tr/turkiyede-hakim-ve-savcilara-yonelik-iskence-raporu-mayis-2022/

Eski MİT’çi Darıcılı, Gülen Hareketi üyelerinin nasıl kaçırıldığını anlattı: Afrika’dan rüşvetle getiriyoruz, Almanya’da mümkün değil

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar