Connect with us

Analiz

Miçotakis: Artık Akdeniz’deki en güçlü hava kuvvetlerinden birine sahibiz

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Fransa’dan alınan yeni Rafale savaş jetlerinin gelmesiyle ülkenin caydırıcı günün arttığını savundu. Miçotakis, “Yeni savaş uçakları bizim hava kuvvetlerimizi Avrupa ve Akdeniz’in en güçlülerinden yaptı” dedi. Peki, Ege’de denge gerçekten Atina’nın lehine mi değişiyor?

BOLD –  Yunanistan’ın Fransa’dan sipariş ettiği Rafale tipi savaş uçaklarının ilk teslimatı yapıldı. Atina’nın toplam 24 adet temin etmesi planlanan Rafale tipi Fransız savaş uçaklarının ilk 6’sı, Atina’nın kuzeyindeki Tanagra Hava Üssü’ne iniş yaptı.

İniş sırasında düzenlenen törende Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis de hazır bulundu. İlk teslimatın siparişten 16 ay sonra yapıldığına dikkati çeken Miçotakis, 6 uçaklık ikinci teslimatın 2022 içinde ve diğer teslimatların da 2023 ve sonrasında yapılacağını belirtti.

“YUNANİSTAN’IN CAYDIRICI GÜCÜNÜ ARTTIRIYOR”

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Fransa’dan alınan 24 yeni Rafale savaş jetinin gelmesiyle ülkenin caydırıcı günün arttığını ifade etti. Miçotakis, “Yeni savaş uçakları bizim hava kuvvetlerimizi Avrupa ve Akdeniz’in en güçlülerinden yaptı” dedi.

2.3 MİLYAR EUROLUK ANLAŞMA

Yunanistan’la Türkiye arasında 2020 yazında yaşanan Doğu Akdeniz krizinin ardından Atina, Fransa’dan, 12’si kullanılmış 18 Rafale savaş uçağı almaya karar vermişti.

Ocak 2021’imzalanan anlaşmanın değerinin 2.3 milyar euro olduğu belirtilmişti. Yunanistan, bu uçaklardan ilkini geçen yıl Temmuz ayında devralmıştı. Dassault Havacılık, uçakların teslimatını 2023 Eylül’e kadar bitirecek.

Anlaşma, Rafale savaş uçaklarında kullanılan yüksek teknoloji ürünü füzelerin satışını da kapsıyor ve Fransa Atina’ya Rafale uçaklarıyla uyumlu havadan havaya Meteor füze sistemleri de teslim edecek.

15 TEMMUZ SONRASI S-400 KARARI PLANLARI ALT ÜST ETTİ

Yunanistan 2008 yılında yaşadığı ekonomik kriz nedeniyle savunma harcamalarında kesintiye gitti, hava ve deniz kuvvetleri için planlı olan silah, gemi ve uçak alımları ile modernizasyon projelerini askıya aldı.

Türkiye ise, Yunanistan’ın tersine Avrupa’yı o dönem sarsan borç krizinden çok fazla etkilenmediği için, hava gücünü yeni bir seviyeye ulaştıracak, hava kuvvetlerini ağ merkezli harekât konseptine taşıyacak, milli savunma sanayiinin gelişmesine katkı sağlayacak, beşinci nesil uçak olan F-35 projesine dahil oldu. Planlamaya göre 30 senedir kullanımda olan F-16 ve F-4 uçaklarının, F-35 uçakları ile değiştirilmesi öngörülüyordu.

Türk Hava Kuvvetleri tarafından alınması planlanan 116 adet F-35 uçağıyla Ege’de hava gücü dengesi açık ara Türkiye lehine değişecekken, 15 Temmuz sonrası Rusya’dan S-400 hava savunma sistemleri alımı kararı nedeniyle bu durum bir anda değişti.

ABD, Türkiye’yi F-35 savaş uçağı projesinden çıkarttı. Türkiye’nin ABD’den 116 adet F-35 savaş uçağı alımı planı da suya düştü.

SON 11 YILIN EN BÜYÜK SAVUNMA BÜTÇESİ

Türkiye’nin özellikle ABD ile yaşadığı gerilimi avantaja çeviren Atina yönetimi, hava gücünü güçlendirmek için bir dizi anlaşma imzaladı. Uzmanlara göre iki yıl içinde Ege’deki avantaj Yunanistan lehine dönmüş olacak.

Atina hükumeti, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de Türkiye ile yaşadığı gerilim sonrası geçen yıl yaklaşık 8 milyar euro ile son 11 yılın en büyük savunma bütçesini açıkladı.

Atina yönetimi 2020 yılı Kasım ayında 24 adet F-35 savaş uçağı için ABD’ye başvuru yaptı. Yine aynı dönemlerde Rafale alım talebini Fransa’ya iletti.

ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey R. Pyatt 30 Kasım’da yaptığı açıklamada Yunan Hava Kuvvetleri’nin filosuna F-35’leri katma konusundaki ilgisinin “memnuniyetle karşılandığını” belirtti.

Yunan basınına göre ABD, F-35’lerin satışı konusunda Yunanistan’a olumlu yanıt verdi.

RAFALE UÇAKLARI METEOR FÜZELERİ FIRLATABİLİYOR

Fransız Rafale B savaş uçağı

F-16 savaş uçakları uluslararası havacılık sanayiinde 4. nesil savaş uçağı olarak kabul ediliyor. F-35 savaş uçakları ise 5. nesil olarak biliniyor.

Fransız Dassault Havacılık’ın ürettiği Rafale savaş uçakları ise 4.5 nesil kabul ediliyor ve F-16’lara göre bazı üstün özelliklere sahip.

Rafale savaş uçakları, hava üstünlüğünü sağlamak için gelişmiş elektronik harp sistemlerine, radarlara, kızılötesi-elektro optik sensörlere ve yüksek manevra kabiliyeti ile silah taşıma kapasitesine sahip. Bu uçaklar, Scalp seyir füzeleri, EXOCET AM-39 havadan satha (gemilere karşı) güdümlü mermiler ile 100 km menzile sahip ağ yeteneği olan Meteor füzeleri taşıyabiliyor. Gelişmiş aktif radar arayıcısına sahip olan Meteor füzeleri her türlü meteorolojik koşullar altında, süratli, manevra kabiliyeti yüksek uçaklara, insansız hava araçlarına ve seyir füzelerine karşı kullanılıyor.

Yunanistan hava kuvvetleri Rafale uçakları ile ağ merkezli harekât yeteneği kazanacak. Rafale savaş uçağı pilotları, Link-16 veri aktarım sisteminden gelen hedeflere karşı uzak mesafeden Meteor füzelerini kullanabilecek, hedef güncellemesi yapabilecek.

HAVADA MEVCUT DENGE

F-16 savaş uçakları Ege’de her iki ülkenin hava gücünün omurgasını oluşturuyor.

Yunanistan hava kuvvetleri envanterinde 170 adet F-16 savaş uçağı bulunuyor. 1989-2010 yılları arasında 4 fazda yapılan tedarik planına göre; Yunanistan Hava Kuvvetlerinde bulunan F-16’ların sayı ve modelleri şu şekilde;

34 F-16C,
16 F-16D(Blok 30),
32 F 16 C, 8 F16D (Blok 50),
40 F-16C,
20 F-16D (Blok 52),
20 F-16C,
10 F-16D (Blok 52+)

Yunanistan Hava Kuvvetleri envanterinde F-16 uçaklarına ilave olarak 40 adet Fransız üretimi Mirage-2000EG ve Mirage 2000-5/MK-II uçakları bulunuyor.

Türk Hava Kuvvetleri envanterinde toplam 270 F-16 uçağı bulunuyor. Türkiye’nin F-16 tedarik süreci de Yunanistan ile benzer şekilde 4 safhada gerçekleşti. Ufak silah sistem farklıklarına rağmen her iki ülke hava kuvvetleri benzer F-16 filolarına sahip.

Ancak Yunanistan Hava Kuvvetleri 84 F-16 uçağını, bu serinin en gelişmiş versiyonu olan F-16V Blok-70 modernizasyonuna tabi tutulacak.

Washington’un Nisan ayında yürürlüğe soktuğu CAATSA yaptırımları çerçevesinde ABD Türkiye’ye yeni silah satışlarını ve teknoloji transferini durdurdu. İki ülke arasındaki askeri iş birliği neredeyse durma noktasına geldi.

Bu durum da Türkiye ile Yunanistan hava gücünün bel kemiğini oluşturan F-16’ları yakından ilgilendiriyor.

CAATSA yaptırımları nedeniyle Türkiye’nin F-16’larını modernize edebilmesi yakın dönemde mümkün görünmüyor. Modernizasyonun İsrail’de yapılabilmesi için Türkiye ile İsrail arasında gizli diplomasi yürütüldüğü de kulislere sızmış durumda.

Yunanistan hava kuvvetlerinin havada yakıt ikmali yapacak uçağı olmadığı için Türk F-16’larının harekât yarıçapları ve serbestileri daha fazla. Türk F-16’larından milli imkanlarla geliştirilen SOM seyir füzesi atılabiliyor. Türk Hava Kuvvetleri envanterinde suüstü gemilerine karşı kullanılan havadan satha güdümlü mermi (ASM) bulunmazken, Yunan Mirage uçakları suüstü gemilerine karşı etkili olan EXOCET AM-39 güdümlü mermisi taşıyabiliyor.

ABD, F-35 YERİNE F-16 TEKLİF ETTİ

F-35 savaş uçaklarından olan Türkiye, geçtiğimiz yıl hava kuvvetlerinin açığını kapatmak için yeni arayışlara girmişti.  ABD yönetimi de Türkiye’ye parasını verdiği F-35 savaş uçakları yerine, daha düşük model olan F-16 savaş jetlerini almasını önermişti.

ABD’den yeni F-16 alımını görüşmek üzere Türk ve Amerikalı yetkililer Kasım ayında Washington’da görüşmeler gerçekleştirdi.

Ancak Biden yönetiminin süreci zamana yayabileceği ifade ediliyor.

DASSAULT HAVACILIK VE RAFALE SAVAÇ UÇAKLARI

Dassault Havacılık, Yunan Hava Kuvvetleri’ne 1974’te Mirage F1, 1985’te Mirage 2000 ve 2000’de Mirage 2000-5 satmıştı.

Yunanistan’dan sonra Balkan ülkesi Hırvatistan Rafale jetlerinden 12 adet, Mısır ise 30 adet sipariş vermişti. Katar ve Hindistan da Rafale jetleri için Fransa ile anlaşan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Fransa şimdiye kadar Rafale jetlerinden 152 adet üretti. Dassault Havacılık söz konusu jetlerin üretimi akabinde satışların yavaş gittiğini söylese de bu gelişmiş araçların 114 tanesi yurt dışına satıldı.

Rafale jetleri 2007’de Afganistan, daha sonra Libya, Orta Afrika’daki Sahel Bölgesi ve Orta Doğu’da kullanılmış ve sıcak savaşta büyük başarı sağlamıştı.

Türkiye-İsrail yakınlaşıyor: Dışişleri bakanları 13 yıl sonra ilk defa telefonda görüştü

Analiz

Böyle giderse herkes “Dombra” dinleyecek

İktidar yanlısı stk ve bazı siyasi partilerin hedef gösterdiği sanatçıların konserleri bir bir iptal ediliyor. AKP’li belediyelerin peş peşe iptallerinin ardından konu Meclis’e taşınırken, hedefin sanatçılar değil yaşam tarzı olduğu konusunda uyarılar geliyor.

BOLD – Sırasıyla Kürt sanatçı Aynur Doğan, Metin-Kemal Kahraman, Niyazi Koyuncu ve Apolas Lermi konserleri “değerleri paylaşmadığı” veya “sakıncalı” görülmesi bahaneleri ile AKP belediyeler tarafından iptal edildi.

HDP Milletvekili Oya Ersoy sanatçıların konserlerinin iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı. Ersoy, cevaplaması istemiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Belediyelerinin konserleri iptal etmeleri konusunda talimatınız oldu mu?” diye sordu

Bugün de bazı parti ve stk’ların hedef göstermesi üzerine Uluslararası Isparta Gül Festivali kapsamında sahne alacak olan şarkıcı Melek Mosso’nun 3 Haziran’daki konseri iptal edildi.

AHLAKSIZLIĞI ÖZENDİRİYOR

İptal öncesi Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Mehmet Kaya, konsere tepki göstererek, “Asım’ın neslini böyle mi yetiştireceksiniz?” ifadelerini kullandı.

Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği tarafından ortak yapılan yazılı açıklamada ise Mosso “Ahlaksızlığı özendiriyor” denilerek konserin iptal edilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada “Bu ve benzeri şarkıcıların Isparta’mız da yeri yoktur” denildi.

HEDEF YAŞAM TARZLARI

Sadece muhalif sanatçıların konserlerinin iptal edilmesi tepkileri de beraberinde getirdi.

Bazı milletvekilleri hedefin birkaç sanatçıdan ziyade “yaşam tarzı” olduğunu düşünüyor.

Birlikte mücadele çağrısı yapan TİP Milletvekili Barış Atay, “Sanatın herhangi bir disipliniyle uğraşan herkese sesleniyoruz. Bugün bu yasaklara hep beraber ses çıkarmazsak, hiçbirimiz bundan kaçamayacağız! Bu saldırıları bir kaç kişiye özel sanmayın. İktidarın ve yardakçılarının bu saldırıları; sanatadır, yaşam biçiminedir.

SANATÇI BULAMAYACAĞIZ

Sanatçı Ozan Çoban da “Onun konserini istemiyoruz bunun konseri olmasın diyenlere teslim olursak yarın konser verebilecek tek sanatçı bulamayacağız” diyerek uyardı.

Adalet can çekişiyor: Hukuk mizah malzemesi olmaktan öteye gidemiyor

Okumaya Devam Et

Analiz

Adalet can çekişiyor: Hukuk mizah malzemesi olmaktan öteye gidemiyor

Türkiye’nin geleceği üniversiteli gençler “beraber iftar yapmak” ve “aynı evde oturmak” suçlarıyla cezaevinde çürütülürken, mahkemede 100 kilo kokain kendisine yanlışlıkla geldiğini söyleyen baronlar serbest bırakılıyor. Adaletin can çekiştiği ülkede vatandaş kadar Adalet Bakanının da kafası karışık. AKP adaleti yine mizah dergisi Leman’ın kapağına konu oldu.

BOLD – Türkiye ekonomik krizle boğuşurken AKP iktidarı, kitleler halinde öğrencileri tutukluyor. Üniversite okumak için bir araya gelip ev tutan öğrencilerin tek suçu, aynı evde kalmak.

Dua eden, iftara katılan, Kuran ve hadis kitabı okuyan, komşusunun çocuğunun bisikletini tamir edeni örgüt üyeliğinden yargılayana AKP yargısı, “111 kilo kokaini bana yanlışlıkla yollamışlar” diyen yandaş holding patronunu ise serbest bırakıyor.

VATANDAŞIN KAFASI KARIŞIK

DHA’nın haberine göre, Bursa’da, 37 yaşındaki H.Ç. adlı kişi aldığı uyuşturucu madde, limon tuzu çıkınca dolandırıldığı gerekçesiyle, torbacıyı savcılığa şikayet etti.

Şikayet dilekçesinde 1,5 yıldır uyuşturucu kullandığını itiraf eden H.Ç., son 3 aydır ise kullanmadığını iddia etti.

Anlaştığı torbacı Ç.K.Y.’den metamfetamin aldığını, karşılığında da 200 TL’yi elden verdiğini belirten H.Ç., maddeyi kullandığında ise limon tuzu olduğunu anladığını söyleyip şikayetçi oldu.

ADALET BAKANI DA TARİF EDEMEDİ

Yargıtay 12 Mayıs’ta, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 2012-2017 arasındaki bazı Twitter paylaşımları nedeniyle beş ayrı suçtan verilen dokuz yıl sekiz ay 20 gün hapis cezasının dört yıl 11 ay 20 günlük bölümünü onadı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kararı tanımıyoruz” çıkışını eleştiren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Diyor ki, ‘Tweet attı, hayatı karardı.’ Tweet attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir Allah’ın kulu var mı, bilmiyorum… Yok. O zaman sormak lazım ‘Yahu bu tweet attı da, tweet’in içinde ne yazıyor?’ Soruşturma onun üzerine açılıyor” şeklinde savunmuştu.

MİZAH MALZEMESİ

Bozdağ’ın, “Türkiye’de tweet attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir kişi yok. Tweet’in içinde yazandan dolayı soruşturma açılıyor” ifadeleri, karikatür dergisi LeMan’a konu oldu.

Derginin kapağında, mahkeme önüne çıkarılan bir sanığa hakimin “Yaz kızım. Sanığın tweet atmaktan beraatine. Tweet’in içine yazdıklarından 2 yıl 4 ay hapsine” demesi yer aldı.

Erdoğan yargısı suç olmayan eylemleri cezalandırıyor: Hedefte neden öğrenciler var?

Okumaya Devam Et

Analiz

NATO vetosunun ardındaki iddia: Mesele terör mü Halkbank davası mı?

Tayyip Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliğine karşı tavrının Rusya tehdidine yönelik seri önlemler almayı hedefleyen NATO içerisinde şimdilik bir çatlak meydana getirdiği görülüyor. Erdoğan’ın bu beklenmeyen çıkışı sonrası gözler haziran sonunda toplanacak NATO Liderler Zirvesi’ne çevrildi. Türkiye halihazırda söz konusu devletlerin başvurusunu veto edeceğini açıklayan tek üye ülke konumunda. Bunun Türkiye adına bir pazarlık kozuna döndüğüne dair genel kanı güçleniyor. Erdoğan istediklerini alabilecek mi? Bunu zaman gösterecek.

BOLD –  NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 18 Mayıs 2022 tarihinde Finlandiya ve İsveç temsilcilerinin resmi başvurularını kabul ettikten sonra NATO üyelerinin çabuk karar almakta kararlı olduklarını ifade etti. İsveç ve Finlandiya’nın gelişmişlik endekslerinde üst sıralarda yer alması ve ordularının bir süredir NATO ile geliştirdiği ilişkiler hesaba katıldığında üyeliğe uygun olduğu düşünülüyor.

BALTIK DENİZİ NATO GÖLÜ OLACAK

Bununla birlikte bu devletlerin üyelik başvurularının kabul edilmesi halinde NATO’nun güvenlik kalkanında baltık bölgesindeki açık kapatılmış olacak, bu bölgede NATO etki alanı genişleyecek hatta Baltık Denizi bir bakıma “NATO gölü” olacak. Ayrıca pakta halihazırda 19 bin 250 personeli olan Fin ordusu ile 14 bin 600 personeli olan İsveç ordusu da dahil edilmiş olacak.

İSVEÇ ÜS KURDURMAYACAK

Rusya ise bu girişimi kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algılıyor fakat Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik kararlarına yönelik tepkisi farklılık arz ediyor. Basın toplantısında Finlandiya’nın üyelik başvurusuna yönelik bir soruyu yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova “Bütün parametreler temel alınarak bu karar her şeyden önce ordu tarafında alınacak” diyerek askeri bir karşılığının olabileceğini ima ederken, Dışişleri Bakanlığı İsveç’in başvurusuna yönelik tepkilerinin bu ülkeye yabancı askeri üsler ve silahların konuşlandırılmaması şartına bağlı olacağını açıkladı.

ERDOĞAN NE İSTİYOR?

Erdoğan, 19 Mayıs tarihinde gençlerle buluşmasında kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapla veto kararının sebebini, söz konusu devletlerle yaşanan diplomatik sorunlarla ilişkilendirdi. Cevabında bu iki devletin “terör yuvası” olduğunu, Türkiye’nin mücadele ettiği “terör örgütlerine maddi ve silah desteği sağladığını” ifade etti. Ayrıca bu devletlerin Kıbrıs sorunu ile ilgili Türkiye’nin tezini desteklemediklerini belirtti. Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’ye göndereceği heyetleri kesin bir dille kabul etmeyeceğini belirtirken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye’nin bu devletlerin üyeliğine kapıyı kapatmadığı ifade etti. Hem Erdoğan’ın hem de Kalın’ın beyanları, NATO ve söz konusu devletlerle yürütülmek istenen bir pazarlık girişimi olarak görülüyor. Peki Erdoğan’ın istekleri neler?

Bloomberg’de yer alan bir haberde bir Türk yetkililerin beyanlarına dayandırılarak talepler şu şekilde listelendi:

-Ankara, NATO üyeliği için herhangi bir yeni adayın, hem Türkiye içinde hem de Suriye ve Irak’ta sınırlarının ötesindeki terör endişelerini kabul etmesini istedi.
-Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına izin verilmeden önce yalnızca terör örgütü PKK’yı değil, ona bağlı kuruluşları (YPG) ve yapılanmaları da kamuoyu önünde kınamasını ve terör örgütü olarak tanınmasını talep etti.
-Türkiye’nin YPG’yi sınırdan geri itmek için, 2019’da Suriye’ye girmesinin ardından İsveç ve Finlandiya’nın diğer bazı Avrupa Birliği üyeleriyle birlikte Türkiye’ye uyguladıkları silah ihracatı kısıtlamalarına son verilmesi istendi.
-Türkiye, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın aldıktan sonra çıkarıldığı F-35 programına yeniden dahil olmayı talep etti.
-Yeni F-16 savaş uçaklarının ve modernizasyon kitlerinin verilmesi istendi.
-S-400’ler sebebiyle Türkiye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılması talep edildi.

MESELE HALKBANK DAVASI MI?

Ayrıca basına yansıyan bilgilere göre Türkiye’nin aralarında Gülen Hareketi mensuplarının da olduğu 33 kişiyi terör örgütü üyesi olmak iddiasıyla söz konusu devletlerden istediği ortaya çıktı. Gazeteci Adem Yavuz Arslan ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda ABD’ye giden bir heyetin yakın zamanda başlaması beklenen Halkbank davasını engellemek üzere çalıştığını ifade ederken bu davanın da esas olarak Erdoğan’ın pazarlık masasında olduğunu belirtti.

İÇ POLİTİKAYA MALZEME YAPTI

Erdoğan’ın çıkışı Türkiye’de muhalefetin de tepkisini çekiyor. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Bir dış politika konusunu oy devşirmek için iç politikaya malzeme etmeye başladı” dedi. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Erdoğan’ın çıkışındaki tutarsızlığa değindi. Babacan “Madem İsveç ile Finlandiya’ya böyle davranıyorsunuz; PKK’yı terör örgütü kabul etmeyen, başkentinde PKK’nın bürosu olan bir ülke var: Rusya. Rusya’ya neden meydan okumuyorsunuz?” dedi.

TÜRKİYE İLE İYİ OLACAĞIZ

19 Mayıs tarihinde İsveç başbakanı Magdalena Andersson ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto’yu Beyaz Saray’da ağırlayan ABD Başkanı Joe Biden’a “Türkiye’yi tekliflerini kabul etmeye ikna edebilir misiniz?” diye sorulduğunda ise “Türkiye’ye gitmiyorum ama sanırım iyi olacağız” dedi. Niinisto ise “NATO müttefiki olarak Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesi konusunda mutabıkız. Terörü ciddiye alıyoruz ve her türünü kınıyoruz” dedi.

New York Times gazetesinde yayınlanan bir haberde NATO’nun başvuruları hızlandırılmış olarak işleme sokmasıyla ilgili ilk girişimi Türkiye’nin bloke ettiği ifade edildi. Planlanan takvime göre, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliklerine yönelik teknik sürecin Haziran sonunda yapılacak NATO Liderler Zirvesi’ne kadar tamamlanması ve devamında liderler tarafından üyeliklerinin onaylanması bekleniyor. Ardından İsveç ve Finlandiya’nın katılımının üye ülkelerin parlamentolarında tek tek onaylanması da gerekecek. Türkiye bu sürecin her aşamasında veto hakkını kullanarak söz konusu devletlerin üyeliğine engel olabilir. Bunu biraz da Erdoğan’ın yürüttüğü pazarlık politikası belirleyecek.

Erdoğan’ın ördüğü korku duvarlarını yıkıyor

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar