Connect with us

Gündem

Ezber bozan yazı, bir ilahiyatçının gözünden Sezen Aksu olayı

Sezen Aksu etrafındaki “kutsala saygı” tartışmasına İlahiyatçı yazar Ahmet Kurucan çok çarpıcı ve ezber bozan bir yazıyla dahil oldu. Hz. Adem konusuna Kur’andaki bakışı yansıttı ve kutsala saygı konusunun sürekli gerilimin temeline oturtulmasını hem din felsefesi hem de insani açıdan ele alıp çözülmesi gerektiğini belirtti.

BOLD- İlahiyatçı Ahmet Kurucan, Erdoğan rejiminin gündemi değiştirmek için ortaya attığı, Sezen Aksu etrafındaki “kutsala saygı” tartışmasına farklı bir bakış açısı getirdi. Sezen Aksu’nun şarkısında geçen “Adem”in kim olduğunun belirgin olmadığını belirten Kurucan, Kur’andan referanslar göstererek şunları yazdı, “‘Cahil’ nitelemesi peygamberlik makamına mı yoksa etten kemikten müteşekkil insan ve peygamber olan Hz. Adem’e midir? İkincisi ise peygamber de olsa insan hata yapmaz mı? Yaparsa cahil diye nitelendirilmesi hangi ölçüde doğrudur? Kur’an’da Taha suresi 115. ayetinde Hz. Adem’in Allah’a verdiği sözü unutmasından bahsediliyor, bu nasıl anlaşılmalı? Aynı surenin 121. ayetinde “Adem rabbine karşı gelmiş ve yolunu şaşırmıştı,” deniyor. Yolunu şaşırmıştı manasına gelen “gave” kelimesine bazı Kur’an lugatlarında “cahil” diye anlam veriliyor. Bu durumda Hz. Adem’e cahil diyen bizzat Allah olmuyor mu? Ahzab suresi 72. ayetinde emaneti yüklenen insanoğlu için zalim ve cahil vasıfları zikrediliyor. Bu hususun konu ile ilgisi var mı?” Ve daha nice nice şeyler.”

“Kutsal” ve “saygı” kelime ve kavramları üzerinde dünya insanlığı çapında bir konsensüse varılamadıkça nihai bir çözüm sağlanamayacağını ifade eden Kurucan, “Aynı dine inanan insanlar arasında bile ne kutsal ne de saygı kavramları üzerinde iki kere iki dört eder katiyetinde bir anlaşmanın ve uzlaşmanın olmadığı yerde binlerce din ve inanç mensubunun, birbirinden farklı milyonlarca kutsal ve saygı anlayışını ortak bir paydada buluşturup tanımlamanın imkansızlığına inanıyorum.” yazdı.

İlahiyatçı yazar Ahmet Kurucan’ın TR724 sitesinde çıkan yazısının tamamı;

Türkiye gündemini yakından takip eden kişiler başlıktaki Sezen Aksu ismini görünce az çok ne yazacağımı tahmin etmiş olabilir ama tilki, ezan ve kümes ile irtibatını kurmakta zorlanabilirler. Merakınızı gidereyim: “Tilki ezan okuyorsa gözünüz kümeste olsun,” der bir Azeri atasözü. Gerçi son 20 yıllık süreçte tilki ezan okumadan da veya ezanı başkalarına okutarak da sürekli kümese dalıyor diyenleriniz olabilir. Hatta tilki kümeste yiyecek tavuk kalmayınca bir başka kümese gitmek için kümesten çıkıyor, yoksa o hep kümeste diyenleriniz de olabilir. Hepsine de eyvallah!

Sezen Aksu’nun 2017’de söylediği bir şarkıda yerini alan Hz. Adem ve Havva’ya “cahil” demesinin problem olarak ülke gündemine sokulduğu günden beri meselenin dini boyutu adına bir şey şöyle diyen birçok dostum oldu. Geçen Cuma, Recep Tayyip Erdoğan’ın bir siyasi mitingde “dilini kopartırız” beyanından sonra ısrar eden dostlarım daha da çoğaldı. Pardon, siyasi miting meydanı değil, cami idi değil mi o? Cuma namazını kıldığı Çamlıca camii, yanında Peygamber cübbesini giymiş ve Hz. Peygamberi temsil makamında bulunan imamın el-pençe divan durduğu mihrap önünde yapmıştı o konuşmayı yanılmıyorsam. Özür dilerim bazen karıştırıyorum. Belki de onlar karıştırıyordur bilerek ve isteyerek. Kararı siz verin!

ASIL MESELE ZAMLAR, AKP’LİLERİN ŞİRK KOKAN CÜMLELERİNE TEPKİ VERMEDİ

Ben bu ısrarlar karşısında sadece bir tweet atmakla yetindim ve yazı kaleme almadım. Neden? İşte şu an okuduğunuz yazı böyle bir yazıyı neden kaleme almadığımın iki sebebini anlatacak. İlkini kısmen söyledim sayılır ama açmam gerekir. Bana göre mesele ne Sezen Aksu, ne Hz. Adem ve Hz. Havva, ne Kur’an, ne din, ne de iman. Asıl mesele Türkiye’de hemen hemen her haneye ateş gibi düşen ve herkesi ilgilendiren hayat pahalılığı, enflasyon, döviz fiyatları, doğalgaz ve petrol ürünlerine yapılan zamlar vs. Eğer mesele gerçekten din olsaydı Hz. Adem ve Havva’ya “cahil” demenin çok daha ötesinde hem de bakan ve milletvekili düzeyindeki insanların şirk kokan cümlelerine benzer tepkiyi vermeleri gerekirdi. Vermediler, bundan sonra da vermeyecek, dini istismar ederek toplumu kutuplaştırmaya devam edecekler. “Bakara makara” diyerek Kur’an’a açıkça hakaret eden, “Her Cuma bir ayet sallıyorum” diyen hırsızların dillerini kopartmayacak ve kopartamayacaklar. Kur’an’ı göbekten aşağıya tutmayan ama belki hayatlarında bir defa bile olsun, “Ne diyor Allah bana bu mesajında?” demeyen ve meal dahi okumayan cahil kitleyi arkasına alarak toplumu kutuplaştırmayı sürdürecekler. Çünkü bu toplumda din onların kullanabilecekleri en iyi ve en son malzeme.

PEYGAMBERİ MÜDAFAA ETMEK HIRSIZ YALACIYA MI KALDI?

İşte bakış açım bu olduğu için meselenin dini içeriğine yönelik yazılar yazmayı, konuşmalar yapmayı Erdoğan’ın oyununa düşme, toplumu çekmeye çalıştığı mindere girme ve gerçek gündem konuşulmasın diye öngördüğü kapana kısılma olarak değerlendirdim. Sırf bu sebeple dostlarım konuş, yaz demesine rağmen konuşmadım ve yazmadım. Sadece onları kırmamak ve tarihe not düşmek için bir tweet attım. Dedim ki: “İnsanlığa rahmet olarak gelmiş Hz. Muhammed’in mihrabında Hz. Adem’e atfen söylenen yoruma açık bir beyana, ‘dilini koparma’ tehdidinde bulunmak! Güldürmeyin insanı. Bir peygamberi müdafaa etmek hırsız, arsız, yalan ağzına yuva yapmış bir yalancıya mı kalmış? Ne günlere kaldık Ya Rab!”

DİNBAZ ZALİMİN ELİNDEN DİNİ KURTARMAK GEREK

Aynı yerde duruyorum. Hz. Adem gibi bir peygamberi müdafaa etmek Erdoğan gibi bir hırsıza ve arsıza mı kalmış Allah aşkına! Günde yüz defa yalan söyleyen ve yalan ağzına yuva yapmış yalancı mı Hz. Adem’i müdafaa edecek? “Dilini kopartırız” naralarına “Beyinlerine sıkarız” diyen ve okuduğu bildiride “aleyhisselam” bile diyemeyen cahil insanlar mı Hz. Havva savunacak? Katılırsınız katılmazsınız bilemem ama benim şahsi kanaatim bu türlü durumlarda ayetleri bir slogan, bir mızrap, bir silah gibi kullanan dinbaz zalimin elinden dini kurtarmak ve onu istismar etmesine meydan vermemektir. Bunun için söylemin ne dini içeriğe ne de yapıldığı mekana girmeden evrensel ve anayasal ilkeler, prensipler ekseninde bir tutum takınmalı, söylemleri bu merkezde geliştirmeli ve ona göre pozisyon almalı. “Senin şu an hasbelkader başında bulunduğun devletin altına imza koyduğu BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı hareket ediyorsun. Cumhurbaşkanı olmana rağmen seni de bağlayan TC Anayasasında yer alan din ve vicdan özgürlüğü, düşünce ve ifade hürriyeti maddelerine göre suç işliyorsun ve günü geldiğinde hesap vereceksin, evrensel temel haklar referandum konusu bile yapılamazken nasıl olur da siyaset malzemesi yapılır” demeli. Belki şu ilave de yapılabilir: “Sen şahsın olarak menfaat dinine inanabilir, paraya tapabilirsin ama bu makamda anayasal çerçeve içinde sorumluluklarını yerine getirmeli ve haddini aşmamalısın.”

KONU ENTELEKTÜEL SOĞUKKANLILIK İLE  ELE ALINMALI

Pekala, “Ortada din var, iman var, insanlığın ortak atası ve anasına yapılan hakaret var, Kur’an’a ve dini öğretilere muhalefet var” diyecek olursanız, onları çok daha farklı bir zeminde, konunun gündemden düştüğü bir ortamda entelektüel soğukkanlılık içinde ele almak ve anlatmak lazım diye düşünüyorum. Ama illa yapılacaksa toplumda karşılığı olan ve bir zamanlar kendilerine “Barış akademisyenleri” adını veren aydın grubun yaptığı gibi kamuya açık bildirgeler yayınlanabilir. Hasılı; aman dikkat! Tilki ezan okuyorsa tavuklarınızı koruyun ve kollayın.

KUR’AN’DA HZ ADEM HAKKINDA “GAVE” KELİMESİ KULLANILIYOR

Yazı yazmamamın ikinci nedenine gelince: Bu süreçte dini hassasiyetlerinden zerre kadar kuşku duymadığım ama cevap verme noktasında benim gibi düşünmeyen onlarca insan meselenin dini boyutunu ele alıp anlattılar. Sezen Aksu’nun seslendirdiği o şarkı güftesindeki ‘Adem’ insanlığın ortak atası kabul edilen insan ve peygamber Hz. Adem midir yoksa “adem” insanoğlunu ifade eden cins bir kelime midir? ‘Cahil’ nitelemesi peygamberlik makamına mı yoksa etten kemikten müteşekkil insan ve peygamber olan Hz. Adem’e midir? İkincisi ise peygamber de olsa insan hata yapmaz mı? Yaparsa cahil diye nitelendirilmesi hangi ölçüde doğrudur? Kur’an’da Taha suresi 115. ayetinde Hz. Adem’in Allah’a verdiği sözü unutmasından bahsediliyor, bu nasıl anlaşılmalı? Aynı surenin 121. ayetinde “Adem rabbine karşı gelmiş ve yolunu şaşırmıştı,” deniyor. Yolunu şaşırmıştı manasına gelen “gave” kelimesine bazı Kur’an lugatlarında “cahil” diye anlam veriliyor. Bu durumda Hz. Adem’e cahil diyen bizzat Allah olmuyor mu? Ahzab suresi 72. ayetinde emaneti yüklenen insanoğlu için zalim ve cahil vasıfları zikrediliyor. Bu hususun konu ile ilgisi var mı?” Ve daha nice nice şeyler. İşte bu ve benzeri meselelerin etraflıca ele alındığı yazılı ve görsel açıklamalardan dolayı yazı yazmama da gerek kalmadı diye düşündüm. İsteyenler yetkin ağızların ve yetkin kalemlerin yetkin bir şekilde dile getirdiği o videolara ve makalelere bakabilirler.

KUTSALA SAYGI ANLAYIŞI KONUSUNDA ANLAŞMA SAĞLANMALI

Yeri gelmişken sadece bir şey ilave etmek isterim. O da “kutsal” ve “saygı” kelime ve kavramları üzerinde dünya insanlığı çapında bir konsensüse varılamadıkça nihai bir çözüm sağlanamayacağının farkında olunması gerekiyor. Aynı dine inanan insanlar arasında bile ne kutsal ne de saygı kavramları üzerinde iki kere iki dört eder katiyetinde bir anlaşmanın ve uzlaşmanın olmadığı yerde binlerce din ve inanç mensubunun, birbirinden farklı milyonlarca kutsal ve saygı anlayışını ortak bir paydada buluşturup tanımlamanın imkansızlığına inanıyorum. Onun için “kutsala saygı” özellikle inanan insanlar için ilk etapta kulağa çok hoş gelen bir tınıya sahip olsa da toplumsal hayatta birbirinden siyah beyaz ölçüsünde farklı karşılıklara sahip olduğu su götürmez bir gerçektir. Onun için olsa gerek uluslararası anlaşmalara konu olan din ve vicdan hürriyetine sınırlama getirme noktasında genel ahlak, kamu düzeni, kamu huzuru, başkasının hürriyetine mani olmama gibi üst başlıklar zikredilmiş, bu kısıtlamaların kanunda nasıl yer alacağı, ceza verilip verilmeyeceği, verilecekse ne tür cezalar verileceği ulusal devletlere havale edilmiştir. Bu her devlet, her toplum kendi kutsal anlayışı çerçevesinde bir kanunlaştırmada bulunsun anlamını taşır.

Genco Erkal’ın ifadesiyle Serçe’nin Saray’ı ezip geçtiği ve iki gün içinde onlarca dünya diline çevrilen “Avcı” şiiri ile yazımı bitiriyorum.

“Sen beni üzemezsin

Zaten çok üzgünüm

Nereye baksam acı

Nereye baksam acı

Ben avım sen avcı

Vur bakalım….

Sen beni sezemezsin

Dilimi ezemezsin

Nereye baksam acı

Nereye baksam acı

Kim yolcu kim hancı

Dur bakalım…

Beni öldüremezsin

Sesim, sazım, sözüm var benim

Ben derken ben herkesim.”

NOT: YAZIDAKİ ARA BAŞLIKLAR, BOLD MEDYA TARAFINDAN YAZILMIŞTIR.

Analiz

Adalet can çekişiyor: Hukuk mizah malzemesi olmaktan öteye gidemiyor

Türkiye’nin geleceği üniversiteli gençler “beraber iftar yapmak” ve “aynı evde oturmak” suçlarıyla cezaevinde çürütülürken, mahkemede 100 kilo kokain kendisine yanlışlıkla geldiğini söyleyen baronlar serbest bırakılıyor. Adaletin can çekiştiği ülkede vatandaş kadar Adalet Bakanının da kafası karışık. AKP adaleti yine mizah dergisi Leman’ın kapağına konu oldu.

BOLD – Türkiye ekonomik krizle boğuşurken AKP iktidarı, kitleler halinde öğrencileri tutukluyor. Üniversite okumak için bir araya gelip ev tutan öğrencilerin tek suçu, aynı evde kalmak.

Dua eden, iftara katılan, Kuran ve hadis kitabı okuyan, komşusunun çocuğunun bisikletini tamir edeni örgüt üyeliğinden yargılayana AKP yargısı, “111 kilo kokaini bana yanlışlıkla yollamışlar” diyen yandaş holding patronunu ise serbest bırakıyor.

VATANDAŞIN KAFASI KARIŞIK

DHA’nın haberine göre, Bursa’da, 37 yaşındaki H.Ç. adlı kişi aldığı uyuşturucu madde, limon tuzu çıkınca dolandırıldığı gerekçesiyle, torbacıyı savcılığa şikayet etti.

Şikayet dilekçesinde 1,5 yıldır uyuşturucu kullandığını itiraf eden H.Ç., son 3 aydır ise kullanmadığını iddia etti.

Anlaştığı torbacı Ç.K.Y.’den metamfetamin aldığını, karşılığında da 200 TL’yi elden verdiğini belirten H.Ç., maddeyi kullandığında ise limon tuzu olduğunu anladığını söyleyip şikayetçi oldu.

ADALET BAKANI DA TARİF EDEMEDİ

Yargıtay 12 Mayıs’ta, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 2012-2017 arasındaki bazı Twitter paylaşımları nedeniyle beş ayrı suçtan verilen dokuz yıl sekiz ay 20 gün hapis cezasının dört yıl 11 ay 20 günlük bölümünü onadı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kararı tanımıyoruz” çıkışını eleştiren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Diyor ki, ‘Tweet attı, hayatı karardı.’ Tweet attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir Allah’ın kulu var mı, bilmiyorum… Yok. O zaman sormak lazım ‘Yahu bu tweet attı da, tweet’in içinde ne yazıyor?’ Soruşturma onun üzerine açılıyor” şeklinde savunmuştu.

MİZAH MALZEMESİ

Bozdağ’ın, “Türkiye’de tweet attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir kişi yok. Tweet’in içinde yazandan dolayı soruşturma açılıyor” ifadeleri, karikatür dergisi LeMan’a konu oldu.

Derginin kapağında, mahkeme önüne çıkarılan bir sanığa hakimin “Yaz kızım. Sanığın tweet atmaktan beraatine. Tweet’in içine yazdıklarından 2 yıl 4 ay hapsine” demesi yer aldı.

Erdoğan yargısı suç olmayan eylemleri cezalandırıyor: Hedefte neden öğrenciler var?

Okumaya Devam Et

Gündem

KHK’lı akademisyen Nuriye Gülmen’e örgüt üyeliğinden 10 yıl hapis cezası verildi

KHK ile görevinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla açılan davada 10 yıl hapis cezası verildi.

BOLD – KHK ile görevinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen’in de aralarında bulunduğu 4 kişinin yargılandığı davada karar açıklandı.

DURUŞMA SALONUNDA OTURMA EYLEMİ BAŞLATTI

İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya tutuklu Nuriye Gülmen ile Yasemin Karadağ katıldı. Mahkeme, Gülmen ve Karadağ’a DHKP-C üyesi oldukları gerekçesiyle 10’ar yıl hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca iki ismin de tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Karar sonrasında Gülmen ve Karadağ duruşma salonunda oturma eylemi başlattı.

324 GÜN AÇLIK GREVİ YAPMIŞTI

OHAL kapsamında çıkarılan KHK ile kamu görevinden ihraç edilen Nuriye Gülmen, 324 gün açlık grevi yapmış, “silahlı terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla yargılandığı davada altı yıl üç ay hapis cezası almıştı. 5 Ağustos 2020’de İstanbul Okmeydanı’nda bulunan İdil Kültür Merkezi’ne düzenlenen baskında gözaltına alınan Gülmen, tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

Erdoğan rejiminde adaletin yerini şantaj aldı

Okumaya Devam Et

Gündem

AKP’li Külünk, kaçış planını açıklayan Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti

AKP’li Metin Külünk, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “kaçış planı”nı açıklayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti. Külünk, “Haddini bil KK, yoksa bu devlet had belletmeyi bilir” dedi.

BOLD – AKP’li Metin Külünk, yurt dışına vakıflar üzerinden para kaçırıldığını açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit etti. Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’den para aldığı gündeme gelen Külünk Kılıçdaroğlu’na “Haddini bil KK, yoksa bu devlet had belletmeyi bilir” dedi.

KILIÇDAROĞLU’NU HEDEF ALDI

TÜRGEV ve Ensar vakıfları aracılığı ile 1 milyar liranın ABD’deki paralel bir vakfa transfer edildiğini belgeleriyle açıklayan Kılıçdaroğlu’nun ardından mesaj paylaşan AKP’li Külünk, hakaret içeren ifadeler kullanarak, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memurlarını yine tehdit etmiş. İzzet yoksunları bilmelidirler ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin memuru, sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden emir alır ve devletinden aldığı güçle eşkiyadan ürkmez” dedi.

BELGE PAYLAŞAN BÜROKRATLARA “ASALAK” BENZETMESİ

Kılıçdaroğlu’nun uyardığı bürokratları da hedef alan Külünk, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içinde yaşayan ürkekler, bu ülkenin düşmanlarından medet uman asalaklardır. O asalaklar, bu devletin memuru görünmüş olabilirler ancak hiçbir zaman bu ülkeye memur olmamışlardır” dedi.

HADDİNİ BİL KK

Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden Külünk, “Haydi bakalım! Sen açıkla açıklayacaklarını, bizim senden yana açıklayacak tek bir cümlemiz yok. Neden mi? Öyle çıplaksın ki seni ve yakın tarihini meydanda biliyor milletimiz. Her şey aşikâr! Haddini bil KK, yoksa bu devlet had belletmeyi bilir” sözlerini sarf etti.

 

Dolar arttıkça yoksulluk derinleşiyor

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar