Connect with us

Analiz

Cevheri Güven, işkenceyle övünen Barış Dedebağ’ın arkasındaki generali yazdı

2016 yılı Mayıs ayının başında Binbaşı Barış Dedebağ’ın telefonu çaldı. Arayan emekli Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan’dı. Balyoz soruşturması kapsamında bir süre tutuklu kalan Korgeneral Özarslan, İstanbul’daki ikametgahından aramaktaydı. Dedebağ, o sırada Ankara’daki Etimesgut Zırhlı Birlikler’de disiplin subayıydı. Bu telefon Dedebağ’ın hayatının akışını değiştirecekti.

CEVHERİ GÜVEN 

Binbaşı Barış Dedebağ’ı komutanına ve silah arkadaşlarına işkence yaparken çekilmiş görüntüleriyle tanıdık. Tuğgeneral Bican Türker’in kamera önünde ve gerisinde Dedebağ’ın darbeleriyle kanlar içinde kalan suratı; 15 Temmuz’un dumanlı havasında bambaşka algılandı. Komutanını döven astın darbeleri, Dedebağ’ı “Kahraman Binbaşı” unvanına bile kavuşturdu.

Medyanın 15 Temmuz’la ilgili ekrana çıkartacak kahraman aradığı günlerde Dedebağ, “daha özgürce konuşabilmek” amacıyla TSK’dan hızla istifa etti. Ardından, A Haber başta olmak üzere aranan konuk haline geldi. Medya popülerliğini kısa sürede paraya çeviremeyince de “Devletimden fazla değil, TSK’daki rütbeme eş maaşta bir iş istiyorum” diyerek MİT’in kapısını aralamaya çalıştı.

Popülaritesi giderek düşen Dedebağ, adım adım unutulmaya başlansa da onu unutmayanlar vardı: 15 Temmuz’da görevlerinden ihraç edilmiş TSK personelleri…

İhraç askerler ısrarla Dedebağ hakkındaki basit okumaya karşı çıkıyorlardı. Onlara göre Dedebağ, 15 Temmuz’un kaymağını yemeye çalışan basit bir fırsatçıdan ötesiydi.

Dedebağ, geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir video ile tekrar gündeme geldi. Yaygın olarak kimseye işkence yapmadığını, sadece Tuğgeneral Bican Türker’e silahının kabzasıyla vurduğunu ve tekme attığını, bir de bir üsteğmeni yumrukladığını anlatıyordu.

BARIŞ DEDEBAĞ’IN İLGİNÇ BAĞLANTILARI

Bağlantıları ve sıradışı yükselişiyle Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden ayrılan bir isim Barış Dedebağ. TSK’daki kariyerine astsubay olarak başladı. Subaylığa yükselişi ve görev yerlerindeki tavırları, özellikle de 15 Temmuz öncesi temasları, Dedebağ’ı odaklanması gereken biri haline getiriyor.

Emekli Korgeneral Korkut Özarslan, 2010’da dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile.

HERŞEYİ DEĞİŞTİREN TELEFON

2016 yılı Mayıs ayının başında Binbaşı Barış Dedebağ’ın telefonu çaldı. Arayan emekli Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan’dı. Balyoz soruşturması kapsamında bir süre tutuklu kalan Korgeneral Özarslan, İstanbul’daki ikametgahından aramaktaydı. Dedebağ, o sırada Ankara’daki Etimesgut Zırhlı Birlikler’de disiplin subayıydı. Bu telefon Dedebağ’ın hayatının akışını değiştirecekti.

Emekli Korgeneral Özarslan’ın telefonunun ardından Dedebağ, Zırhlı Birlikler Tümen Komutanı Tümgeneral Erdoğan Akyol’un evinin değişmez misafiri oldu. Tümgeneral Akyol’un Çağlayan Askeri Lojmanlarındaki komutan villası, haftanın iki, üç akşamı Barış Dedebağ ve askeri hemşire eşini ağırlıyordu. Bir binbaşının, bu kadar sık tümen komutanının evini ziyaret etmesi oldukça sıra dışıydı.

Telefoncu Korgeneral Özarslan, oldukça ilginç bir profil. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, Mart 2010’da Elazığ depremi sırasında alanda gördüğü Elazığ 8. Kolordu Komutanı Korgeneral Özarslan’a aniden sarılmıştı. Özarslan, daha sora bu sarılmayla ilgili gazetecilerin sorularına “demeç vermeye yetkim yok” diyerek cevap vermekten özenle kaçınmıştı. Aradan kısa süre geçtikten sonra Özarslan’ın ismi Balyoz davasında geçince, Elazığ’ı tekrar ziyaret eden Başbakan Erdoğan’ı karşılamamış ve protestocu korgeneral safına geçmişti. TSK’daki en koyu ülkücü paşalardan bilinen Özarslan, sonrasında emekli oldu.

Aslında 15 Temmuz’un öncesinde hemen her birliği farklı bir generalin aradığı, bazı TSK personelleriyle sıra dışı ilişkiler geliştirdikleri gözlemleniyor. Biz Barış Dedebağ’ın hikayesiyle devam edelim…

DEDEBAĞ’IN DİKKAT ÇEKEN SADAT İLİŞKİSİ

Barış Dedebağ, 91 yılında astsubay kursunu birincilikle bitirmişti. Devreleri bu duruma en şaşkın olanlardı. Dağınıklığı, disiplinsizliği ve çalışmayı sevmemesiyle tanınan birinin kurstaki düşük performansına rağmen birinci çıkmasını kimse beklemiyordu. Ardından Mamak 28. Tugay’da ilk görevine başladı. Babasının alkol problemi nedeniyle annesiyle yaşadığı problemler Dedebağ’ın mesleki kariyerini etkiliyor, istikrarsızlığına psikolojik sorunlar da ekleniyordu. Sonraki yıllarda SADAT’ı kuracak Adnan Tanrıverdi ekibi ile teması da o sırada başladı. 90’lı yıllarda TSK’dan “irtica” suçlamasıyla atılan eski askerlerin kurduğu ASDER ekibiyle Dedebağ ara sıra görüşüyordu. Alkole oldukça düşkün olan Dedebağ’ın bu teması da bir başka sıra dışılıktı. 28 Şubat sürecinde ASDER’le temas eden pekçok asker TSK’dan ihraç edilse de Dedebağ’a dokunulmadı.

EVLİLİK VE İLK RESMİ VUKUAT

Bu yıllarda gönlünü bir askeri hemşireye kaptırdı ve evlendiler. Dedebağ’ın kayıtlara geçen ilk “vukuatı” da bu evlilik sırasında oldu. Ailenin kaldığı askeri lojman binasına üç kere polis çağrıldı. Askeri hemşire karısını dövüp, evden attığı vakalardı bunlar.

Aile krizleri sürerken Dedebağ, 2000 yılında subaylık sınavına girdi. Oldukça dağınık bir hayatı olan Dedebağ bu sınavı da kazanmıştı. 2000/2001 yıllarında devam ettiği Subaylık Kursu, Dedebağ’ı koruyan bir elin varlığını iyice gün yüzüne çıkartacaktı.

Dedebağ, astsubay rütbesiyle katıldığı kursu başarıyla bitirirse teğmen olacaktı. Beklenmeyen olay Dedebağ’ın kurs sırasında Tankçı Teğmen Tuna Çoban’ı darp etmesiydi. Olay içtima alanında gerçekleşmiş, yaklaşık 40 kişi şahit olmuştu. Olaya şahit olanlardan biri de Tankçı Binbaşı Adnan Topkaya idi. Bir astsubayın, subayı darp etmesinin sonucu belliydi: Askeri mahkemeye verilmek ve subay kursuyla derhal ilişkisinin kesilmesi. Ama öyle olmadı. Binbaşı Adnan Topkaya, tüm yetkisini ve etkisini kullanıp olayın üstünü kapattı.

Subay kursunun disiplinli şartları Dedebağ’ı iyice zorluyordu. Bu kez yabancı bir subayla yaka paça kavgaya karıştı. Bosna Hersek’ten gelip Türkiye’de Harp Okulunu bitiren, ardından Bosna Savaşına katıldıktan sonra tekrar Türkiye’ye dönüp tankçı eğitimi alan Bosnalı bir subayla Dedebağ kavga etmişlerdi. Bu kavganın da üzeri kapatıldı. Dedebağ’ın bir yıllık kursta iki kez korunması, arkasında birilerinin olduğunun işaretiydi. Ama dahası oldu.

Kursta notlarının kötülüğü, iki subaya saldırması, spor derslerinde bedensel yetersizliği ve standart yakalayamamasına rağmen bütün kanaat notları tam puan geldi. Kanaat notlarının eksi olması beklenirken sürpriz dokunuşla kursu üçüncülükle bitirdi. Bu derece, Dedebağ’a istediği tayin yerini seçme olanağı veriyordu. Tercihi Çanakkale Gelibolu 18. Mekanize Piyade Tugayı oldu.

EMRİNDEKİ ASTSUBAYI VURDU

Çanakkale’de bazılarının “kaza” bazılarının “kasıt” dediği bir olay yaşandı. Dedebağ’ın silahından çıkan kurşun genç bir astsubaya isabet etti. Astsubay yaralanırken, Dedebağ “doldur boşalt yaparken silahım ateşlendi” şeklinde savundu kendini. Dedebağ’ın beylik silahına el konuldu ve birlik içindeki görev yeri değiştirildi. Aynı birlikte ismi ikinci kez silahlı bir vukuatla gündeme geldi. Bir akşam içtimasında bölüğün karşısına geçmiş ve elindeki silahı tam dolup yapıp, “hepinizi vururum” diye erlere ağır hakaretler yapmıştı. Bu olay da üstü kapatılanlar kervanına katıldı.

Ardından Dedebağ, İskenderun 39. Mekanize Tugayı Tank Taburu’na tayin oldu. Silahlı vukuatı burada da tekrar etti. 90’lı bir yüzbaşıya karşı elini beline attığı ve “seni vururum” dediği soruşturma Dedebağ’ın biraz başını ağrıttı. O günlerde kendini alkole vurdu. Deniz kenarındaki askeri lojmanlardaki balkonundan bira şişelerini fırlattığı gerekçesiyle komşuları tarafından sürekli şikayet ediliyordu. Tek çocuğu olan kızını defalarca dövmesi ise bu şikayetlerin resmi boyuta taşınmasına neden oldu. Dedebağ’ın açık bir öfke kontrolü sorunu vardı. Bu TSK’da kabul edilmesi zor bir sorundu ama Dedebağ bir şekilde tüm dertlerden kurtuluyordu.

Ardından, doğu hizmetini tamamlamak için Ağrı 12. Mekanize Piyade Tugayı Tank Taburuna tayin oldu. Videolarında kendisini “savaşmayı seven, düşmanla mücadele aşığı” olarak tanıtsa da Dedebağ, hep riskli bölgelerden uzak oldu.

SUBAY EŞİNE SARKINTILIKTAN SÜRGÜN YEDİ

12. Mekanize, Güneydoğu’daki ve Doğudaki çatışma bölgelerinden uzak, olabilecek en risksiz, korunaklı yerdi. Ancak burada eşi de asker olan istihbaratçı subay Sibel G.’ye sarkıntılık ettiği gerekçesiyle sürgün yedi. Tabur görevinden alınıp merkez komutanlığında inzibatların yanına verildi. Ardından tayinini alarak 2012 yılında Ankara Zırhlı Birlikler Komutanlığı Bakım Kurulunda görevlendirildi. Ancak burada eğitim gören teğmenler ve uzman çavuşlarla didiştiği için tankçı sınıfında birlik içi en pasif görev olarak adlandırılabilecek acemi erlerin olduğu 1. Alay Komutanlığında pasif göreve gönderildi.

Dedebağ’ın sarsıntılı geçen birkaç yılı 2014’te bitti. ASDER ve SADAT’la bağlantılarını görünür hale getiriyordu. Ve 2014 yılında Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı İç Güvenlik Hareket Merkezi Amirliği’ne tayini çıktı. TSK literatüründe buraya “-5” deniyor. Kara Kuvvetleri’nin beyni olan bu nokta, PKK’ya karşı operasyonların da yönetildiği, tüm bilgilerin aktığı merkezdi. Günümüzün “Kahraman Binbaşısı” Barış Dedebağ, bu görevi kabul etmedi. Etimesgut’ta ev aldığını, eşinin Etimesgut Askeri Hastanesinde çalıştığını, her gün Kara Kuvvetleri Karargahına gidip gelemeyeceğini belirtti.

Verilen görevi reddeden Barış Dedebağ’ı 15 Temmuz’da bir anda kahraman rolünde görmek bu sebeple silah arkadaşları için şaşırtıcıydı. Aslında Barış Dedebağ’ın vatan, millet gibi kavramlarla pek bir ilgisi yoktu.

Dedebağ, tayin emrinden iki haftasonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı Tayin Daire Başkanı’nın odasına randevusuz olarak girdi. “Bu tayini istemiyorum” diye bağırışları koridorları inletiyordu. Bununla da yetinmeyip tayin subayı olan tankçı binbaşı Bülent Divancı’nın yakasına yapıştı ama soruşturma dahi açılmadı. Arkasında kendisini koruyan isim Zırhlı Birlikler Tümen Komutanı Erdoğan Akyol’du. Eylül ayındaki tayin düzeltmede Dedebağ’ın tayini, disiplin subaylığına çıktı. Burası 15 Temmuz’a kadar görev yapacağı yerdi.

O günlerde Dedebağ’ın içinde hep taşıdığı bir kızgınlığı vardı. Hiçbir yurtdışı görevine gönderilmemişti. Evet dil bilmiyordu ama karacılar için dil gereği olmayan görevler de vardı. Kağıt üzerinde kursları dereceyle bitirmişti, bu sebeple yurtdışı görevine gönderilmeliydi. Ama realite, geçmişi üzeri kapatılmış skandallarla dolu olan birini yurtdışında görevlendirme riskini aldırtmadı hiçbir komutanına. Bu sebeple komutanlarına, emrinde olduğu generallere çok öfkeliydi. Her fırsatta arkadaşlarına bu konuyu açıyor, hınçla doluyordu.

MİTÇİ KARDEŞ

Dedebağ’ın bir başka ilginç bağlantısı ise kardeşi üzerindendi. Muhabereci astsubay olan kardeşi Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığında (GES) görevliydi. GES, MİT’e devredilince kardeşi de MİT personeli olmuştu. Uyuşturucu kullanmak ve bulundurmaktan soruşturma geçirmiş, ama o da abisi gibi ilginç biçimde korunmuştu.

15 Temmuz’a giden süreçte Dedebağ, bir yandan SADAT’la olan bağlarını daha görünür yapıyor, bir taraftan da Balyoz sanığı Emekli Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan’ın telefonlarıyla üst düzey temaslara mazhar oluyordu.

EMEKLİ TUĞGENERAL DEMİRCİ’NİN TALİMATIYLA İŞKENCELER YAPTI

15 Temmuz’a giden günlerde Dedebağ’ı yine emekli Korgeneral Özarslan’ın referansıyla arayan başka bir isim vardı. Emekli Tuğgeneral Cengiz Demirci. Bu ismi 15 Temmuz gecesi Etimesgut Zırhlı Birliklerle kurduğu temaslarıyla tanıyoruz. Sadece Dedebağ’ı değil, birlik içerisindeki tankçı yarbay Kayacan Semizel ve yine yarbay Rıza Bayrak’ı arayıp yönlendiren isimdi Emekli Tuğgeneral Cengiz Demirci.

Anlaşılan, 15 Temmuz’a giden süreçte her birlik için bir emekli general belirlenmiş, o geceye giden süreçte o emekli generaller hazırlıkları yürütmüşlerdi.

Dedebağ şimdi video yayınlayıp, sadece biri general olmak üzere iki subayı darp ettiğini söylese de o gece E. Tuğgeneral Demirci’nin talimatıyla sistematik işkenceler yaşandı. Zırhlı Birliklerde o gece görevli genç subayların hemen hepsi mahkemelerde aynı ifadeyi verdiler. “Ellerimiz bağlandı, Dedebağ, Semizel ve Bayrak tarafından sabaha kadar işkence yapıldı, istedikleri yönde beyanata zorlandık.”

İŞKENCEYLE KAHRAMAN OLAN DEDEBAĞLAR’IN AÇTIĞI TAHRİBAT

Silahlı Kuvvetler üniformasını taşıması tartışmalı bir isim olan Dedebağ, farklı biçimde de olsa o üniformayı çıkarmak durumunda kaldı. Ancak Dedebağların yarattığı tahribatın onarılması yıllar sürecek. Kameralar önünde bir binbaşı bir generale işkence yaptı ve medyada “kahraman” olarak nitelendi. Bugünlerde TSK’dan mahkeme koridorlarına taşınan uzman çavuşların subaylara başkaldırdığı olayların altyapısı böyle oluştu…

15 Temmuz’un tartışmalı kahramanı Barış Dedebağı işkencelerini anlattı: “Milletim adına kabzayı geçirdim”

Analiz

Selçuk Tepeli’nin bardak fırlatması: Özgür medyaya olan açlığın fotoğrafı

Çiftçinin haline üzülen FOX TV ana haber spikeri Selçuk Tepeli’nin bardak fırlatması Türkiye’de özgür medyaya olan açlığın fotoğrafını ortaya koydu. Habertürk gazetesinde çalışırken AKP Hükumetini eleştiren haberler yapamayan Tepeli, yandaş olmayan FOX televizyonunda kendini buldu.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de medyanın hali pürmelali Selçuk Tepeli üzerinden dönen tartışmalarda kendini gösterdi.

YANDAŞ MEDYA VE TROLLERDE SELÇUK TEPELİ ÖFKESİ

Mazot ve gübre fiyatlarına gelen zamlar yüzünden tarlasını ekemeyen çiftçilerin haberini sunarken tepki göstermesi medyayı da ikiye böldü. Havuz medyası ve ak troller Tepeli’nin görevden alınmasını FOX TV’ye de RTÜK’ün ceza kesmesini istedi. Tepeli’ye destek verenler ise “Bu tepki zamlar altında inleyen halkın tepkisidir” görüşünde birleşti.

ŞÖHRETİ YAKALAYAN FATİH PORTAKAL UNUTULDU

Vatandaşın sıkıntılarını gündemine alan haberler hazırlayan FOX ekibinin bütün sunucuları gündeme oturuyor. FOX muhabir ve kameramanlarının halkın içinden haberlerini sunan Fatih Portakal, ekrandayken herkesin görüşünü merak ettiği isim haline gelmişti. Kanaldan ayrıldıktan sonra şöhreti biten Portakal’ın YouTube kanalı gerekli ilgiyi görmüyor.

İSMAİL KÜÇÜKKAYA’NIN SALVO ÖZGÜRLÜĞÜ

Medyanın yüzde 95’inin AKP ve Erdoğan yanlısı haberler yaptığı Türkiye’de FOX kanalındaki zam, geçim sıkıntısı, borç altında ezilen çiftçi haberleri büyük ilgi görüyor. Aynı kanalda sabah haberlerini sunan İsmail  Küçükkaya’nın herkesi eleştirme konforu da FOX’un bu gücünden kaynaklanıyor.

Portakal, Küçükkaya ve Tepeli’nin haber sunma tarzları Erdoğan Türkiye’sinde medya özgürlüğünü olan açlığı gözler önüne serdi.

Yandaş Kütahyalı’dan ‘seçimi kaybetse de Erdoğan koltuğu bırakmayabilir’ iması

Okumaya Devam Et

Analiz

Türkiye’de genç olmak

Türkiye genç olmak ateşten gömlek giymek demek. Paşaların kahraman ilan edildiği koca darbe gençlere yıkılıyor, bir twit attığı için gençlerin hayatları karartılıyor, Erdoğan aleyhine slogan atılan bir yerde bulundukları için okudukları lise gözaltına alınıyorlar. Ya da bir iftara katıldı diye final sınavları zamanı tutuklanıyorlar. AKP tarafından sistematik şekilde baskıya maruz kalan gençlerin ülkeyi terk edenler içerisindeki oranı da dikkat çekici.

BOLD – AKP iktidarının gençlerle yıldızı hiç barışmadı. Siyasi eleştirilerini sosyal medyadan paylaşan yüzbinlerce genç, nezarethane ve cezaeviyle tanıştı.

15 Temmuz’daki askeri kalkışma sonrası Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları kahraman ilan edilirken, koca darbede ihale çoğu çocuk yaştaki harbiyeli öğrencilere kaldı.

Birçok askeri öğrenci darbeye teşebbüsten müebbet hapisle cezalandırılırken, o yıl 13-14 yaşlarında olan askeri lise öğrencileri de 18’ine basar basmaz gözaltına alındı.

Önceki gün hakkında soruşturma başlatılan, 25 yaşındaki bir askeri öğrenci haksızlığa isyan ederek intihar etti. Bilgiyi paylaşan Askeri Öğrenci Komitesi platformu, intihar eden gencin ağabeyinin de tutuklu bir askeri öğrenci olduğunu belirtti.

HEDEFTE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ

Hizmet Hareketi mensubu oldukları gerekçesiyle ülkenin dört bir yanındaki üniversitelerde okuyan öğrenciler, final sınavları döneminde gözaltına alınmaya başladı.

15 Temmuz’dan bu yana 6 yıl geçmesine rağmen, iktidar güdümündeki yargı ülkenin gençlerini sudan sebeplerle cezalandırmaya deva ediyor.

Karabük’te gözaltına alınan 14 üniversite öğrencisinden 3’ü tutuklandı. Katıldıkları iftar yemekleri tutuklanan öğrencilerin aleyhinde delil olarak kullanıldı.

Karabük’te bir haftadır gözaltında tutulan 14 kız öğrenciden sonra, dün de aralarında Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde okuyan öğrencilerin de yer aldığı 50 kişi gözaltına alındı.

LİSELİLERE OKULDA GÖZALTI

Dünya Kadınlar Gününde, Erdoğan aleyhine atılan sloganlar yüzünden dün 2 liseli okudukları okulda gözaltına alındı.

Son birkaç günde yaşananlar gençlere yönelik tahammülsüzlüğü gözler önüne sererken, sosyal medyada kullanıcılarının da dikkatini çeken durum “Türkiye’de genç olmak” etiketiyle gündeme yerleşti.

Türkiye’deki baskıya dayanamayan gençlerse çareyi ülkeyi terk etmekte buluyor. Türkiye’den göç edenler arasında gençlerin oranı dikkat çekiyor.

TÜİK’in verilerine göre, Türkiye’den yurtdışına göç eden nüfus içinde yüzde 15.2 ile en büyük dilimi ‘25-29 yaş grubu’ oluşturdu. Bu yaş grubunu yüzde 13 ile 30-34 ve yüzde 12.6 ile de 20-24 yaş grubu takip etti.

Antalya’da kız öğrenciler ve öğretmenler iki gündür gözaltında

Okumaya Devam Et

Analiz

Nebati ne dediyse tersi çıkıyor: Dolar 6 ay öncesine döndü

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati dolar 13,70 lira seviyesindeyken Londra’ya gitti. Yabancı yatırımcılara “Dolar artık buradan daha yukarı gitmez” dedi. Son haftalarda yükselişe geçen dolar, kur korumalı TL mevduat sisteminin açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.66 liranın üzerini gördü.

BOLD ANALİZ – Geçen haftayı 15.48 liradan kapatan dolar mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.66 liranın üzerini gördü. Dolarda yeni hedef 15.80 ve 16 lira olarak belirlendi.

DOLAR TÜM DÜNYADA GÜÇLENİYOR

ABD’de nisan ayı enflasyonunun yıllık yüzde 8.3 ile yüzde 8.1’lik beklentiyi aşmasıyla dolarda küresel olarak güçlenme yaşanmıştı. Yükselen enflasyonun ABD Merkez Bankası FED’i daha sert sıkılaşma adımları atmaya zorlayacağına yönelik tahminlerin ağılık kazanmasıyla ABD tahvil getirilerinde yükseliş yaşandı. Doların ana para birimleri karşısındaki performansını gösteren dolar endeksi ise geçen hafta 20 yılın zirvesini gördü. Bu gelişmelerle dolar 15.45 lirayı aşmıştı.

TÜRK LİRASI İKİ HAFTADA YÜZDE 4,5 ERİDİ

Dolar yeni haftaya ise 15.50 liradan başladı. Mart ayında cari açığın beklentileri aşmasıyla 15.53 liranın üzerini gördü. TCMB verilerine göre mart ayında cari açık geçen yılın aynı ayına göre yüzde 67 yükselerek 5.5 milyar dolara çıktı. TL bugün dolar karşısında yüzde 0.4 değer kaybederken hareketin başladığı son iki hafta itibarıyla TL’nin değer kaybı yüzde 4.5’e ulaşmış oldu.

TARİHİ ZİRVE 18.41 LİRA

Son gelişmelerle beraber dolar kur korumalı TL mevduat sisteminin ilk olarak açıklandığı 20 Aralık’tan bu yana ilk kez 15.50 lirayı aştı. 17 Aralık Cuma günü dolar 18.41 lirayla tarihi zirvesini görmüştü. Ardından 20 Aralık’ta KKM açıklaması sonrası dolarda düşüş yaşandı. 24 Aralık’ta KKM resmen devreye alınırken dolar da 10.63 liraya geriledi. Ancak sonra yeniden yükselişe geçerek 13,70 seviyesine çıktı. Nisan ayına kadar 14 duvarını yıkamayan dolar önce 14 lirayı sonra 15 lirayı aştı.

DOLAR KURU AKP’NİN KONTROLÜNDEN ÇIKTI MI?

Dolarda yükseliş devam ederken Merkez Bankası’nın eli kolu bağlı durumda. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kontrolündeki TCBM, doları frenlemek için sadece rezerv satışı yapabiliyor. Faiz artışı enstrümanını ise kullanamıyor.  2021 yılı Eylül ayından Aralık ayına kadar 500 baz puan faiz indirerek politika faizini yüzde 14’e indiren TCMB Para Politikası Kurulu son 4 toplantıda faizi sabit bıraktı. Kuru kontrol eden AKP Hükumeti, son iki haftadır yükselişi seyrediyor. Reuters geçen hafta, AKP’nin doları 15.50 liraya kadar kontrollü yükselteceğine yönelik analiz yayımladı.

Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli denemelerinin bedeli ağır oldu. Türkiye’de nisan ayında yıllık enflasyon yüzde 69.97’ye yükseldi. Halkın enflasyonunu ölçen ENAG’a göre ise enflasyon yüzde 150’yi aştı.

Ümit Özdağ Soylu’ya sordu: 15 Temmuz’da yarım kalan neydi?

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar