Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Gergerlioğlu Adalet Bakanı’nın yüzüne ihlalleri tek tek saydı

Ömer Faruk Gergerlioğlu

Gergerlioğlu, hamile kadınlar, Akın İpek için Londra’ya verilen belge ve cezaevlerinde yaşananları tek tek anlattı Adalet Bakanı ile arasında Meclis’e damga vuran diyaloglar geçti.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meclis  kürsüsünden özellikle cezaevlerindeki hak ihlalleri başta olmak üzere elinde kanıtları bulunan hukuk dışı uygulamaları tek tek anlattı. Gergerlioğlu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül arasında zaman zaman gerilim çıktı.

BEBEK TUTUKLULAR

Gergerlioğlu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül arasındaki ilk tartışma cezaevlerindeki hamile tutuklularla ilgili çıktı. Adalet Bakanlığı’na ve Hakimler ve Savcılar Kurulu’na hamile ve bebekli tutuklularla ilgili başvuruda bulunduklarını ancak cevap alamadıklarını söyleyen Gergerlioğlu’na  Adalet Bakanı Gül “Hamile olanlar tutuklanır, tutuklanmaz diye hüküm nerede var?” şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Gergerlioğlu, “5275-Madde 16/4, oraya lütfen bakınız, hukukçusunuz” cevabını verdi.

İPEK BELGESİ F… YARGILAMALARIN İÇİNİN BOŞ OLDUĞUNU GÖSTERDİ

Gergerlioğlu, Londra’da görülen Akın İpek davasına Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen, Türkiye’de yapılan yargılamaların aslında ne kadar boş ve mesnetsiz olduğuna yönelik bakanlığın itiraflarını içeren belgeyi de gündeme getirdi. “Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Akın İpek davasında Westminster Mahkemesine bir belge göndermiş. Çok ciddi bir belge bu. Bakanlık dışında bir yerden çıkmaz. Antetiniz var, mührünüz var ve UYAP kodunuz var. Başka bir yerden çıkmaz bu” dedi.

BİRÇOK KİŞİ BERAAT EDECEK DİYE BELGEYİ REDDETTİNİZ

Gergerlioğlu bakanlığın belgeyi Türkiye’de adil yargılanma olduğunu ispatlamak için gönderdiğini dile getirdi. “Westminster hâkimi de bunu kabul etti ve siz, kabulden sonra Türkiye’de birçok kişinin tahliye ve beraat olacağını düşündüğünüz için bu belgeyi reddettiniz, dediniz ki: ‘Londra Adalet Müşaviri bunu WhatsApp’tan Westminster hâkimine göndermiş.’ Ya, bu nasıl bir ciddiyetsizliktir, gerçekten anlamak mümkün değil. Böyle bir belge, bu kadar ciddi, sadece Adalet Bakanlığından çıkabilecek bir belge WhatsApp’tan hâkime gönderilebilir mi? Sayın Bakan Londra adalet müşavirini görevden aldınız. Size bunu yazılı soru önergesi olarak da sordum, lütfen cevaplayın” ifadelerini kullandı.

743 BEBEK YASAYA AYKIRI ŞEKİLDE CEZAEVİNDE

Gergerlioğlu, Cumhuriyet savcılıklarında 2006 yılında 3 bin olan şüpheli sayısının AKP Hükümeti döneminde 2018 yılında 12 milyona ulaştığını dile getirdi. Gergerlioğlu şunları söyledi: “743 bebek yasaya aykırı bir şekilde hapishanelerde. 72 hamile ve emziren hanım yasaya aykırı bir şekilde cezaevlerinde. Yüzlerce kişi tek kişilik hücrelerde kalıyor. ‘Süngerli oda’ denilen bir yer var, burada ne yapıldığı belli değil. Darp iddiaları var cezaevi görevlileri tarafından. Sağlık konusunda çok büyük ihmaller var.”

DÜŞÜNCESİNİ AÇIKLAYAN CEZAEVİNE ATILIYOR

Cezaevlerinin 50 bin kişi fazlası bulunduğunu belirten Gergerlioğlu, bunun nedeninin ise Türkiye’de adalet olmamasına, düşünce özgürlüğünden faydalanmak isteyen herkesin cezaevine atılmasına bağladı. “İnsanlar yerde yatıyor. Tuvaletin önünde yatan onlarca kişiyle konuştum. Kimi cezaevlerinde ranzaların 3’üncü katı çıkıyor, bundan haberiniz var mı? Artırılmış kapasitesi bin kişi olan Kandıra Cezaevinde bin 500 kişi var. Geç sevkler yapılıyor. İnsanlar defalarca sevk istiyor ve sevkler geciktiriliyor.” dedi.

BÖBREK KANSERİ HASTANEYE SEVKEDİLMEDİ

Malatya Cezaevi’nde bulunan Medeni Arifoğlu’nun, karaciğer nakilli ve günde 19 tane ilaç kullandığını belirten Gergerlioğlu, “Bu hasta hastaneye geç sevk edildi, apandisiti patladığı ancak yoğun bakımlık olduğu sırada anlaşıldı. Bir, bir buçuk ayda zor bela kurtuldu. Şu anda böbrek kanseri bu insan ve Malatya Cezaevinden mahkûm koğuşu yok diye Turgut Özal Tıp Merkezine sevk edilemedi. Bir an evvel ameliyat olması gerekiyor ancak bu sefer de kalkıldı Malatya’dan Adana’ya gönderildi. O kadar skandal ki, o kadar bir sorumsuzluk ki gönderdiği hastanede de mahkum koğuşu olmadığını bilmiyor, Balcalı Hastanesinde de yok.” ifadelerini kulladı.

45 DİLEKÇE VERDİ SEVKE ULAŞAMADI VEFAT ETTİ

Gergerlioğlu, hastanelerde mahkum koğuşu olmamasına da dikkat çekti ve şunları söyledi: “Ankara’da 1 tane var ve birçok tıp fakültesinde yok değerli arkadaşlar. Adalet Bakanlığı kadrosuna bağlı ancak 8 doktor var, 471 doktorun 463’ü dışarıdan taşıma suyla geliyor. Bakın, çok vaka var. Deniz Hakan Şen, 45 defa dilekçe verdi ve sevke ulaşamadı, 45’inci sevkte hastaneye gittiği zaman mide kanseri olduğunu öğrendi. Nesrin Gençosman çok basit, tedavi edilebilir bir hastalıktan maalesef vefat etti, geç sevkten dolayı.”

ZİYARETE GİDEN AİLEDEN 4 KİŞİ KAZADA VEFAT ETTİ

Gergerlioğlu cezaevlerinde, haberleşme gasbı, evlerden getirilen elbiselerin cezaevine sokulmaması, mahkumların 3 kat pahalı kantinlerden alış veriş yapmak zorunda bırakılmasına dikkat çekti. “Nakiller çok büyük bir problem. Uzak başka bir ildeki cezaevine insanlar gitmek zorunda kalıyor ve bundan dolayı çok büyük mağduriyetler yaşanıyor. Yine, bu yıl Türkiye Cumhuriyeti tarihinin nakiller sırasında trafik kazalarının en çok olduğu yıl oldu ve en çok insanın öldüğü bir yıl oldu maalesef. Daha üç dört gün önce 5 kişilik bir aile trafik kazası geçirdi ve 4’ü vefat etti. Sivas Cezaevinde bu yazın yirmi üç buçuk saat sular verilmedi. Şu anda da birçok cezaevini takip ediyorum, soğuktan, kaloriferlerin yanmadığından şikâyetçi olan Bünyan, Patnos ve verebileceğim birçok isim var. Karı-koca çok tutuklu var, yüzlerce çocuk şu anda ortalıkta. Bu insani bir durum, buna bir çözüm bulunması lazım.” dedi.

ADALETSİZ BAKANLIĞIN ADALETSİZ BAKANI

Gergerlioğlu, Adalet Bakanını adında “adalet” olan ama içinde adalet olmayan bir partinin üyesi, adaletsizlik yapan bir bakanlığın bakanı olarak tanımladı. Düşünce özgürlüğünden mağdur aydınlar ve eski HDP vekillerine yönelik altı aydır defalarca dilekçe vererek bir ziyaret talebinde bulunduklarını belirtti. Anayasal haklarının gasbedilerek dilekçelere olumlu veya olumsuz bir cevap bile verilmediğini söyledi. Gergerlioğlu, Bakanlığa verilen 294 soru önergesinden ise sadece birinin cevaplandığını hatırlattı.

BAKAN CEVAP VEREMEDİ

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise Gergerlioğlu’nun sıraladığı insan hakları ihlallerine sadece “propaganda” diyerek cevap verdi ve şöyle konuştu: “Bu söylenenlerin hiçbirinin geçerliliği yok. F…. ‘nün propagandasını yapan Twitter, sosyal medya hesaplarına bakın, çok daha fazlasını göreceksiniz, burada bu propaganda yapılıyor. Bunu şiddetle reddediyorum.”

Politika

‘Talimat almışlar HDP’yi kapatacaklar’

Türkiye’nin 3. büyük partisi HDP kapatılmanın eşiğine geldi. Yüzde 11 oranında oy alarak Meclis’e 3. büyük parti olarak giren HDP kapatılırsa son 30 yılda kapatılan HEP, DEP, HADEP ve DTP’den sonra 5. Kürt partisi olacak.

BOLD – HDP Genel Başkan Yardımcısı Garo Paylan KRT televizyonunda yaptığı konuşmada HDP’ye kapatma davası için hazırlıklar yapıldığını söyleyerek, “Talimat almışlar. HDP’yi kapatmakla tüm sorunlarını çözmek istiyorlar HDP’nin kapatılması Erdoğan ve Bahçeli’nin siyasi hesapları için doğru olabilir ama Türkiye için bir kayıptır” dedi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli bir süredir HDP’nin kapatılması için çağrı yapıyordu. Kapatma davası tartışması kısa süre önce AKP ile MHP arasında gerginliğe de neden oldu. Gara olayının ardından kapatma davası yeniden gündeme geldi.

Kürt partileri içerisinde barajı geçen ilk ve tek parti olan HDP yüzde 11’in üzerinde aldığı oy oranıyla Türkiye’nin 3. büyük partisi konumunda. Eğer HDP kapatılırsa 30 yılda kapatılan 5. Kürt partisi olacak.

MECLİSE GİREN İLK KÜRT PARTİSİ

Sosyaldemokrat Halkçı Parti’den (SHP) istifa eden 10 milletvekili tarafından 1990 yılında kurulan, Halkın Emek Partisi (HEP) Meclis’e giren ilk Kürt partisi oldu.

Partinin Diyarbakır il başkanı Vedat Aydın ve Gaziantep il başkanı Abdulsamet Sakık faili meçhul cinayete kurban gitti. O dönemde Kürt siyasetçilere yönelik faili meçhul cinayetlerin HEP’in faaliyet alanını kısıtlama amacıyla derin devlet tarafından işlendiği iddia edildi.

1991 Genel Seçimlerinde SHP listelerinden seçime giren HEP 21 milletvekili çıkardı. Mart 1992’de, önce TBMM’nin açılışında yaşanan Kürtçe yemin krizi, ardından da 1992 Nevruzu’nda yaşananların ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” ve “yasaya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olmak” iddiasıyla HEP’in kapatılması istendi. Parti Anayasa Mahkemesi 11 üyenin oybirliği ile 14 Temmuz 1993’te kapatıldı.

HEP’LİLER DEP’E GEÇTİ

Partinin kapanması üzerine HEP’li milletvekilleri, HEP’in kapatılması ihtimaline karşı kurulan Kürt siyasi hareketine bağlı Demokrasi Partisi’ne (DEP) geçti. 3 Mart 1994’te DEP’li milletvekillerinin de dokunulmazlığı kaldırıldı ve 17 Mart 1994’te tutuklanarak cezaevine konuldu.

DEP, 16 Haziran 1994 tarihinde aynı gerekçe ile AYM tarafından kapatıldı. Partide faaliyette bulunmuş olan kişiler 11 Mayıs 1994’te kurulmuş olan Halkın Demokrasi Partisi’ne (HADEP) geçti.

HALKIN DEMOKRASİ PARTİSİ

11 Mayıs 1994 yılında Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. 1995-1999 yıllarındaki genel seçimlerde yüzde 4-5 oranında oy alan HADEP Meclis’e giremedi ama 1999 Yerel Seçimlerinde 37 belediye başkanlığı kazandı

13 Mart 2003 tarihinde ‘yasa dışı faaliyetlerin merkezi’ olduğu gerekçesi ile AYM tarafından kapatıldı. Genel Başkanı Murat Bozlak da dahil 46 HADEP’liye de beş yıl siyaset yasağı getirildi.

DEMOKRATİK TOPLUM HAREKETİ SÜRECİ

İlk kez 2002 Genel Seçimlerine katılan Demokratik Halk Partisi (DEHAP), yüzde 6,2 oranında oy alarak Meclis’e giremedi. Aysel Tuğluk’un Genel Sekreterlik görevin yürüttüğü DEHAP, Demokratik Toplum Parisi’nin (DTP) kurulması sürecinde kendisini feshederek Demokratik Toplum Hareketi’ne katıldı.

21 VEKİLLE MECLİSE GİREN DTP DE KAPATILDI

Türkiye’de ilk defa eş başkanlık sistemini uygulayan DTP’nin Eş Genel Başkanlığına Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk seçildi. 2007 Genel Seçimlerinde yüzde 10’luk seçim barajını aşamama kaygısıyla adaylar seçime bağımsız olarak katıldı. O yıl Meclis’e DTP’li 21 milletvekili girdi.

Partinin PKK ile bağlantısı olduğu iddialarına DTP’nin eski Eş Başkanı Emine Ayna: Biz PKK’yı desteklemiyoruz ama terör örgütü olarak da görmüyoruz. Her ikisi de Kürt sorununun barışcıl yollardan çözümlenmesinden yana olup, demokratik bir Türkiye Devletinden yanadır. Bizi PKK ile birleştiren sadece budur. Bizi ayıran nokta ise PKK’nin silahlı mücadele etmesi, bizim ise barıştan yana olmamızdır. PKK, ancak diyalog yoluyla bitirilir” diyerek cevap verdi.

AYM, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın 16 Kasım 2007 tarihinde açtığı kapatma davasını 2009 yılında karara bağlayarak partiyi, PKK’yı desteklediği gerekçesiyle kapattı.

Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürülürken, Ahmet Türk Meclis’ten çekilerek sine-i millete döneceklerini söyledi.

DTP’li milletvekilleri daha sonra 2008 yılında kurulan Barış ve Demokrasi Partisine (BDP)geçti. BDP’li milletvekilleri Haziran 2014’te, bugün hala siyasi faaliyetlerini sürdüren Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) katıldı.

Türkiye’nin koronavirüs skandalları

 

Okumaya devam et

Politika

Yargıtay Devlet Bahçeli’yi kırmadı: HDP için inceleme başlatıldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HDP’yi kapatmak için çağrı yaptığı Yargıtay harekete geçti. Yargıtay Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yazı gönderdi.

BOLD- Yargıtay Siyasi Partiler Bürosu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği yazıda eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da sanıkları arasında bulunduğu 108 sanıklı Kobani iddianamesinin ekleri ile birlikte gönderilmesini istedi.

NTV’nin haberine göre Kobani soruşturması kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da aralarında olduğu HDP’li 9 milletvekili hakkında hazırlanan fezlekelerin örneği de talep edildi.

Başsavcılık kaynakları, tüm siyasi partilerin faaliyetlerinin takip edildiğini vurgulayarak, söz konusu belgelerin rutin inceleme kapsamında talep edildiğini bildirdi.

HDP KAPATILIR MI?

Siyasi partilerin faaliyetlerini izlemekle görevli Başsavcılıkça yapılacak inceleme sonucu HDP’nin ‘terör eylemlerinin odağı’ olduğu tespit edilirse, HDP hakkında kapatma davası açılması gündeme gelebilecek.

BAHÇELİ “ÖNEMLİ GELİŞME” DEDİ

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) grubuna hitaben yaptığı konuşmada Yargıtay’ın başlattığı için incelemeyi ilk kez dillendirdi.

Bahçeli, “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, terör örgütü PKK’yla irtibatı, iltisakı ve ittifakı meydanda olan HDP hakkında inceleme başlatması çok önemli ve beklediğimiz bir gelişme.” dedi.

Bahçeli şunları kaydetti: “Anayasa Mahkemesi delilli ve belgeli şekilde HDP’nin terör eylemlerinin odağı olduğunu tespit ederse ki başkaca bir seçenek yoktur, HDP diye bir partiden, kapatmaya sebep olan üye ve yöneticilerinden söz etmek artık mümkün olamayacaktır. Türkiye bir hukuk devletiyse HDP’nin kapatılması acildir, hayatidir, şarttır.”

Okumaya devam et

Politika

Gergerlioğlu’ndan mektup: Bu karar insan haklarına darbedir

Terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla cezaevine gönderilmek istenen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm vekillere bir mektup göndererek hakkındaki kararın hukuksuzluğunu anlattı.

BOLD – 2016 yılında yazdığı bir yazı ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör örgütü propagandası yaptığı iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu, tüm milletvekillerine bir mektup gönderdi.

“DOKUNULMAZLIĞIMA AYKIRI BİR ŞEKİLDE YARGILANDIM”

Kendisine verilen cezanın öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yani millet iradesine sonra da insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbe olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, “Milletvekili seçildiği bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere Anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.” dedi.

“İNSAN HAKLARI REFORM PAKETİ NE KADAR SAMİMİ?”

Adalet Bakanı Abdülhamit tarafından bugün açıklanacak İnsan Hakları Reform paketiyle ilgili görüşlerini de ifade eden Gergerlioğlu, “Bugün insan hakları reform paketi açıklanırken herkesin sorduğu soru ‘İnsan hakları aktivisti Mv. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?” ifadelerini kullandı.

GERGERLİOĞLU’NUN MEKTUBUNUN TAMAMI

Değerli Milletvekilleri;

Hakkımda 2016 yılındaki Facebook ve Twitter paylaşımları gerekçe gösterilerek, “silahlı örgüte üye olma ve terör örgütü propagandasını yapma” suçlarından soruşturma başlatılmıştır. 2017 yılında hazırlanan iddianamede paylaşımlarımdan bir tanesi TMK 7/2 kapsamında değerlendirilmiş ve kamu davası açılmıştır.

Davaya konu paylaşım [1], ulusal bir medya kuruluşunun halen yayında olan bir linkidir. [2] Haberin içeriği PKK’nin çözüm sürecine ilişkin yayımlanan bir açıklamasıdır. Haberi “Bu çağrı hakkıyla değerlendirilmeli, bu işin sonu yok!” mesajı ile paylaşmıştım.

Yerel Mahkeme, “PKK/KCK terör örgütünün propagandası mahiyetinde terör örgütü mensuplarının silahlı fotoğraflarına yer vererek terör örgütü PKK’nın şiddet, cebir içeren yöntemlerini övücü ve teşvik edici şekilde propagandasını yaptığı ve böylece üzerine atılı bulunan yasadışı silahlı PKK terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği” gerekçesiyle, hakkımda 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir.

2018 yılında milletvekili seçilerek yasama dokunulmazlığı almama rağmen istinaf yargılamasına devam edilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ise kararı 28.01.2021 tarihinde onamıştır. [3]

Yargıtay kararında, hakkımda yasama dokunulmazlığı bakımından yaptığı değerlendirmede Anayasa’nın 83. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesinde düzenlenen “seçimden önce başlanılmış olmakla birlikte hak ve özgürlükleri kötüye kullanıldığı” gerekçesiyle dokunulmazlıktan yararlanamayacağıma hükmetmiştir. Gerekçe olarak da Anayasa Mahkemesi’nin 2008 tarihli bir kararına atıf yaparak; “düşünce açıklamalarının kötüye kullanma olarak değerlendirilebileceğini, ancak her düşünce açıklamasının değil, demokratik yaşam için doğrudan açık ve yakın tehlike oluşturan düşünce açıklamalarının” bu kapsamda olduğunu belirtmiştir.

Kararda yaptığım; paylaşımda mesajın “örgüt mensuplarının silahlı fotoğrafının görsel olarak kullanıldığı, örgütün cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösteren ve teşvik eden ifadeler içerdiği” gerekçesiyle bu açıklamanın sahiplenildiği belirtilmiştir. Kast açısından paylaşımım “PKK’yi meşru göstermeye çalıştığım, örgütün siyasi veya sosyal etkinliğini artırmak, sesinin kitlelere duyurulmasını sağlamak, örgütün başa çıkılması imkânsız bir güç olduğu ve amacına ulaşabileceği kanaatini toplum üzerinde oluşturmak, halkın örgüte sempatisini artırmak ve aktif desteğini sağlamak amacı taşıdığı” ifade edilmiştir.

Hakkımdaki Karara İlişkin Hukuki Değerlendirme;

Yargıtay’ın onama kararına yazılan karşı oy yazısında hem dokunulmazlık açısından hem de suçun unsurları açısından kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Onama kararında yer almayan hukuki tartışmalar karşı oy yazısında yer bulmuş, bu karşı oy yazısı ile yargılamanın da verilen cezanın da hukuka aykırılığına açıkça dikkat çekilmiştir.

Öncelikle mahkûmiyet kararının kesinleştiği bu dönemde halen milletvekili sıfatına sahip olduğumu hatırlatmak isterim.

Anayasa’da 2001 yılında yapılan değişiklik ile yasama dokunulmazlığına istisna tutulan hakkın kötüye kullanımına ilişkin madde büyük bir değişiklik geçirmiştir. Maddeden açıkça “düşünce” ifadesi çıkarılmış olması nedeni ile propaganda suçu açıkça bu kapsamdan çıkarılmıştır.

Bu yönüyle anayasaya ve kanuna aykırı bir şekilde, dokunulmazlığı bulunan bir milletvekilinin yargılamasına devam edilmesi ve hakkında cezaya hükmedilmesi açıkça anayasaya, siyasi faaliyette bulunma, seçme ve seçilme evrensel haklarına ve Türkiye’nin imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmelere aykırıdır.

Öte yandan milletvekili olduğum dönemden çok önce de insan hakları savunucu olarak pek çok toplumsal olaya dikkat çektiğim, bunları kamuoyu gündeme taşıdığım unutulmamalıdır. Suç teşkil ettiği iddia edilen paylaşım da çözüm sürecine dair tartışmaların devam ettiği bir dönemde barış çağrısıyla yapmıştır. Ulusal bir haber sitesinin linki ile birlikte şiddete teşvik amaçlı taşımayan bir paylaşım nedeniyle ağır bir suçtan dolayı cezalandırılmam ifade özgürlüğüne yapılan açık bir müdahaledir.

Ayrıca kararda düşünce açıklamamın doğrudan ya da dolaylı olarak nasıl açık ve yakın bir tehlike oluşturduğu hususunda bir değerlendirme de yapılmamıştır.

Bahsi geçen haber linkinin halen erişime açık olmasına karşılık, bu linki alıntılayarak paylaştığım için hapis cezasına çarptırılmam ve milletvekilliğimi kaybetme riskiyle karşı karşıya olmam hukuk kurallarının herkese eşit olarak uygulanmadığının kanıtıdır. Bu madde kapsamında yargılanan pek çok milletvekilinin yargılamalarının mahkeme kararıyla durduğunu ama benim yargılamamın kasıtlı devam ettirildiğini de bilginize sunarım.

Bir insan hakları savunucusu olarak, sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yapmış ve çözüm sürecine doğrudan katkım bulunduğunu alenileşmiş bir haberin içeriğini paylaşmasının propaganda suçu olarak değerlendirilmesi gerek mahkûmiyet kararını onayan Yargıtay’ın, gerekse de Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına aykırıdır.

Dolayısıyla milletvekili seçildiğim bir dönemde milletvekili dokunulmazlığına aykırı bir şekilde yargılamaya devam edilmiştir. Ve zorlama yorumlarla hakkımda mahkûmiyet hükmü verilmiştir. Adil yargılanma başta olmak üzere Anayasa ve AİHS de koruma altına alınmış haklarım ihlal edilmiştir.

Sayın Enis Berberoğlu örneğinde olduğu gibi kararın alelacele ve siyasi rant elde etmek amacıyla Meclis’e getirtilip okutulması amacıyla Yargıtay tarafından hızlı bir şekilde çıkarılan bu karar çok açık bir hak ihlallerine yol açacaktır. Anayasa Mahkemesi tarafından da hakkımda ihlal kararı vermesi kuvvetle muhtemeldir.

Bugün benim aldığım cezanın öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yani millet iradesine sonra da benim gibi insan hakları savunucusu bir milletvekiline verilmiş olması insan hakları aktivizmine vurulmuş büyük bir darbedir. Bugün insan hakları reform paketi açıklanırken herkesin sorduğu soru “İnsan hakları aktivisti Mv. Ömer Faruk Gergerlioğlu’na hukuksuzca ceza verilip milletvekilliği düşürülmek isteniyorken insan hakları paketi ne kadar samimi olabilir?”

Son olarak hakkımda verilen Yargıtay kararı sonrası yazılar yazıp açıklamalar yapan siyasi partiler, siyasiler, akademisyenler ve gazetecilere teşekkür ederim. Aşağıda hakkımda verilen kararla ilgili yazılan yazılardan bazılarını bulabilirsiniz. Bu yazılar hukuksuzluğu anlama noktasında sizlere daha da yardımcı olacaktır.

Saygılarımla

Yargıtay Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun cezasını onayladı

Gergerlioğlu’nun mahkumiyet kararında hukuka aykırı 18 hata

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0