Bizimle iletişime geçiniz

Medya

Fatih Portakal’ın Erdoğan’la beraber yürüdüğü yollar

Fatih Portakal FOX

Linç, tehdit ve yargıya hedef gösterme kıskacındaki Fatih Portakal’ın işlerin bu noktaya gelmesinde Erdoğan’la bilikte yürüdüğü yolların payı yok değil..

MEDYABOLD / ANALİZ

BERABER YÜRÜDÜNÜZ SİZ BU YOLLARDA….

Ayşe Öğretmen, 2015 yılının bir gece yarısı Kanal D’yi aramış, Beyazıt Öztürk’ün programında; Barış Süreci’nin sona ermesiyle birlikte çok sayıda çocuğun da hayatını kaybettiği çatışmaların durması için “Çocuklar ölmesin” demişti.

Stüdyodakiler alkışla, programın sunucusu Beyazıt Öztürk ise destek cümleleriyle Ayşe Öğretmen’e hak vermişlerdi. Platform bir eğlence programıydı ve o programın seyircileri de sunucuları da Çözüm Süreci’nin çoktan gömüldüğünü, artık AKP Hükümeti’nin katı milliyetçi ve Kürt karşıtı bir çizgiye evrildiğini okuyabilecek siyasi kıvraklıkta değillerdi.

Program esnasında başlayan linç, ertesi gün zirveye çıktı. Çocuklar ölmesin diyen Ayşe öğretmen terörist, Beyazıt Öztürk ise terör propagandasına yol veren sunucu olarak AKP’li siyasiler, troller ve fanatiklerin hedefiydiler. Saray medyası da peşinden geldi.

Yargıya hedef gösterme de gecikmedi ve Ayşe öğretmeni bebeğiyle hapse gönderen sürecin yolu açılmış oldu. Savcının karşısında nedamet gösteren Beyazıt Öztürk paçayı kıl payı kurtarmıştı.

FATİH PORTAKAL’IN DURDUĞU YER

Ayşe öğretmene yapılan linç, AKP’nin yeni Kürt politikasının sonucuydu. FOX TV anchormeni Fatih Portakal, bu politikanın karşı cephede en önemli meşrulaştırıcılarından biri.

Güneydoğu’da şehirlerin bazı mahallelerinin ve birçok ilçenin haritadan silindiği operasyonlardan, Suriye’deki operasyonlara kadar tüm şiddet içeren adımlara Fatih Portakal güçlü biçimde destek verdi. Portakal’la birlikte Cumhuriyet Halk Partisi de her biri için koşulsuz desteğini açıkladı.

Kürt sorununu şiddetle çözme politikasında Erdoğan’ın partneri gibi hareket etmenin kısa vadede doğuracağı sonucun ülkenin tamamında şiddet ve linç kültürünün yükselmesi olduğu, Türkiye’nin yakın tarihinde çok sayıda örneğiyle sabit.

Şeyh Said isyanından, 90’lı yıllardaki uygulamalara kadar, devlet ne zaman tüm ülkeyi sert ve otoriter olarak yönetmek isterse önce Kürt politikasında sertleşme sergiledi.

2015 7 Haziran seçimlerinden sonra Erdoğan’ın Kürtlere karşı doğrudan ve Cumhuriyet tarihinin en sert yöntemlerini kullanarak açtığı cephe, çok kısa sürede tüm Türkiye’nin de aynı şiddet sarmalının etkisinde kalmasına yolaçtı. Şeyh Said isyanını devlet nasıl kullanıp birbirinden katı yasalar çıkardıysa, 7 Haziran sonrası başlayan çatışmalı ortamda da peş peşe hak ve özgürlükleri kısıtlayan yasalar çıktı ve baskı alanı önce Hizmet Hareketi olmak üzere farklı kesimlere yayıldı. OHAL Güneydoğu’ya özgü olmaktan çıkıp tüm Türkiye’yi kapsama alanına aldı.

ŞİMDİ PORTAKAL HEDEFDE

Şiddetin kapsama alanı şimdi farklı muhalif kesimleri de kapsayacak şekilde genişliyor. Ve Fatih Portakal da bu kapsama alanında artık.

FOX TV’nin 10 Aralık bülteninde Fransa’daki sarı yelekliler haberiyle ilgili Portakal, oldukça normal ve gerçekçi bir yorum yaptı: “Türkiye’de barışçıl protestolar olamaz, hadi bakalım barışçıl bir eylem için zamları protesto edelim. Doğal gaz zamlarını, hadi bakalım, yapabilecek miyiz? Kaç kişi çıkacak sokağa korkudan, endişeden dayak yerim vesaire. Hakkımı arayacağım ama ne yaparım başım belaya girer mi, kaç kişi çıkar Allah aşkına?”

Portakal’ın bu sözleri sonrası Ayşe Öğretmen’e yapılanın linç sürecinin tıpkısı başladı. Trollerin ardından AKP’li siyasetçiler devreye girdiler.

Hükümet Sözcüsü Ömer Çelik, işi tehdit boyutuna taşıdı: “Acaba kendi yayın kuruluşlarının vandalizmle karşı karşıya kalmasını mı istiyorlar. Bu sorumsuzluk karşısında haklı tepkiler var. AK Parti yakın bir şekilde takip ediliyor.”

Hedef gösteren cümleler Ömer Çelik’in ağzından dökülür dökülmez, tüm Saray Medyası’nın linç organizasyonu başladı.

Portakal, “Başıma bir şey gelirse sorumlusu sizsiniz” diye feryat edip korktuğunu söylese de bu Saray’ın umurunda bile olmayacaktı. Tıpkı bebeğiyle hapse düşen Ayşe Öğretmen gibi.

Nihayetinde Erdoğan doğrudan devreye girdi ve “Bir tanesi TV ekranlarından kendini bilmez, haddini bilmez, edep yoksunu bir tanesi çıkmış sokağa davet ediyor. Ahlaksıza bak, ahlaksıza bak. Bu ne terbiyesizliktir? Zaten bunlara yargı gereken cevabı verecektir” diyerek Portakal için açıkça yargıya talimat verdi.

Suç duyuruları ise bildik isimler tarafından zaten çoktan yapılmıştı.

Portakal, Ayşe öğretmen cezaevine gönderilirken, Beyazıt Öztürk’ün suskunluğuna tepki göstermiş ve “Programın sunucusu hep suskun, vicdanı ne kadar rahat? Hukukun vicdanı katılaşmış, devletin vicdanı nasırlaşmış.” demişti.

Portakal, Kürt sorununun şiddetle çözümündeki her adımda AKP Hükümeti’ne koşulsuz destek verirken, işlerin bir öğretmenin bebeğiyle tutuklanmasına varacağını hesap edememişti belki. Tıpkı şiddetin yükselişinin bir gün kendi kapısını çalacağını hesaplayamadığı gibi.

Belki de bu yüzden linçler üzerine ekrandan “Bu kadar mı endişe veriyorum size?” sözleriyle, şaşkınlığını ifade ediyordu.

Oysa şaşılacak hiç bir şey yoktu: “Beraber yürüdünüz siz bu yollarda” cümlesi bu kez Fatih Portakal için mırıldanıyordu.

Medya

Yürü ya Şenol: Turkcell’de 56 bin lira maaşlı koltuğa oturdu

Yenilenen İstanbul seçimleri sonucunu 15 saat boyunca açıklamayan Anadolu Ajansının Genel Müdürlüğü görevinden kısa süre önce alınan Şenol Kazancı, 1 hafta geçmeden Varlık Fonunun yönettiği Turkcell’e yönetim kurulu üyesi oldu. Kazancı’nın 56 bin TL maaş alacağı açıklandı.

BOLD – 6 yıldır sürdürdüğü Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü görevinden alınan Şenol Kazancı, Türkiye Varlık Fonunun (TVF) en büyük hissedarı olduğu Turkcell’in yönetim kurulu üyeliğine getirildi.

Turkcell’den, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada şirket yönetimine TVF’nin aday göstermesiyle 3 yıl süreyle görev yapmak üzere Kazancı’yla birlikte Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Bülent Aksu, Figen Kılıç, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü Hüseyin Aydın ve Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakan Yardımcılığı yapan Tahsin Yazar seçildi.

Turkcell’in açıklamasında, “TVF’nin önergesinin oylanması neticesinde, SPK uygun görüşü ile Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliklerine Afif Demirkıran, Nail Olpak, Hüseyin Arslan’ın ve Yönetim Kurulu üyeliğine Julian Michael Sir Julian Horn-Smith’in Yönetim Kurulu üyesi olarak 3 yıl süreyle görev yapmak üzere seçilmelerine” karar verildiği belirtildi.

NET MAAŞI 56 BİN TL

Şirketten KAP’a yapılan bildirimde, 3 yıl süreyle atamaları yapılan yönetim kurulu üyelerinin aylık net kazancı ise 56 bin TL olacağı vurgulandı.

Turkcell yönetimine atanan Kazancı, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğünü 7 Nisan’da Kartal İmam Hatip Lisesi mezunu TRT Genel Müdür Yardımcısı Serdar Karagöz’e devretmişti.

Amiraller Bildirisi’nde ikinci dalga: 7 emekli amiralin evi aranıyor

Okumaya devam et

Medya

Sabah, Türkiye, Yeniçağ ve Habertürk’e Basın Konseyinden etik cezası

Basın Konseyi, Bursa’da yaşamına son veren Dr. Mustafa Yalçın hakkındaki haberler nedeniyle Sabah, Türkiye, Yeniçağ ve Habertürk’e ‘etik’ cezası verdi.

BOLD – Bursa Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Alpaslan Türkkan, Dr. Mustafa Yalçın’ın intiharına dair yapılan haberler nedeniyle 25 Şubat’ta Basın Konseyine başvurdu. Sabah, Türkiye, Yeniçağ ve Habertürk’ün yaptığı haberleri Konsey’e ileten Türkkan, Dr. Yalçın’ın ölümüne ilişkin haberlerde ayrıntılara yer verildiğine dikkat çekti. Türkkan, Dr. Yalçın’ın cansız bedeninin ve olay yerinin fotoğrafının kullanıldığını kaydederek kurumlardan şikâyetçi oldu.

Konsey, 4 medya kurumuna ‘uzlaşma’ önerisi gönderdiğini ancak kurumların yanıt vermediğini bildirdi. Konsey, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını ifade etti. Şikâyeti görüşen Basın Konseyi, Habertürk ve Sabah gazetesine ‘uyarı’, Türkiye ile Yeniçağ gazetesine ise ‘kınama’ cezası verdi.

Konsey, haberlerde etik ihlali olduğunu vurguladı: “Şikâyet konusu haberde kıstasların hiçbiri gözetilmeyip detaylar verilerek haber sınırlarının aşılması; olayın nasıl gerçekleştiğin dramatize edilerek anlatılması; yasalarda cezai yaptırımı olan olay yeri ve ceset görüntüsünün yer aldığı video kaydı ve fotoğraf kullanılması; intihar yöntemi ile gerekli malzemenin nasıl temin edildiğine detaylı olarak yer verilmesi etik ihlali olarak değerlendirilmelidir.” Bir kısım üyeler ise haberlerde etik ihlal olmadığını savundu.

Okumaya devam et

Medya

Saray’dan 1.371 gazeteciye ret

Basın kartlarının yenilenmesi sürecinde 10 bin 486 başvuru yapıldı. Saray’a bağlı İletişim Başkanlığı yaptığı açıklamada bin 371 kişinin basın kartını yenilemediklerini itiraf etti.

BOLD – Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bin 371 gazetecinin başvurmasına rağmen basın kartlarını yenilemediğini açıkladı. Gazetecilerin, basın kartı başvurusunun iptal edilmesinin bir daha basın kartı alamayacakları anlamına gelmediği ifade edilerek, eksikliklerin giderilmesi halinde başvuruların olumlu değerlendirileceği öne sürüldü.

BİN 238 BASIN KARTI İPTAL EDİLDİ

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) basın kartı iptal edilen, yenilenmeyen, başvuruları reddedilen ya da bekletilen gazetecileri sordu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Basın ve Yayın Dairesi Başkanlığı Karaca’nın soruları üzerine şu bilgileri paylaştı: “Basın mensupları tarafından, basın kartlarının yenilenmesi sürecinde 10 bin 486 başvuru yapıldı. Basın kartı yenileme başvurularına istinaden düzenlenen kart sayısı 9 bin 115. Yenileme kapsamında yapılan başvurulardan değerlendirme süreci devam eden başvuru sayısı 220. 14 Aralık 2018’den 31 Aralık 2020’ye kadar bin 238 adet basın kartı iptal işlemi yapıldı. 9 Mart 2021 itibarıyla basın kartı sahibi basın mensubu sayısı ise 15 bin 145.”

KOMİSYON SEKTÖRÜ TEMSİL EDECEK ŞEKİLDE OLUŞTURULDU

Anka’nın haberine göre CHP’li Karaca, CİMER’e; “Basın Kartları Yönetmeliğinin iptal edilerek basın kartları konusunun kanun kapsamında düzenlenmesi düşünülmekte midir? Basın kartlarının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilmesinin durdurulması düşünülmekte midir? Basın kartları başvurularını değerlendiren komisyon yapısında STK’lara da yer verilebilecek bir değişiklik yapılması planlanmakta mıdır?” sorularını da yöneltmişti. İletişim Başkanlığı ise bu sorulara “Basın Kartı Komisyonu basın sektörü paydaşlarını temsil edecek şekilde oluşturulmuştur” yanıtını verdi.

GEÇEN AY 100 GAZETECİ HAKİM KARŞISINA ÇIKTI

Öte yandan gazeteciler, mart ayını da yazdıkları haberler nedeniyle sanık kürsüsünde geçirmek zorunda bırakıldı. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer’in ‘Mart ayı Basın Özgürlüğü Raporu’na göre bir ay içinde yaklaşık 100 gazeteci hâkim karşısına çıktı. Bu gazetecilerin 6’sına 15 yıl 2 ay hapis cezası verildi. 3 gazeteci gözaltına alındı, 2 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.

3 ayda 2 milyon kişi daha icralık oldu: Dosya sayısı 22 milyonu geçti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0