Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

En kötü geride kalmadı, kriz 2019’da derinleşecek

2018 yılını ekonomide ciddi çalkantılarla geçiren Türkiye’yi, 2019’da daha zor bir dönem bekliyor.

BOLD– 2018 yılını ekonomide ciddi çalkantılarla geçiren Türkiye’yi, 2019’da daha zor bir dönem bekliyor.

Ekonomistlere göre 2019 krizin derinleşeceği bir yıl olacak. Büyüme eksiye düşecek, işsiz sayısı 7 milyona yaklaşacak, şirket iflasları artacak. Türkiye 220 milyar dolar dış borcu ödeyebilmek için yeniden Uluslararası Para Fonu (IMF) ile masaya oturmak zorunda kalacak.

KRİZİN AYAK SESLERİ DUYULUNCA SEÇİM ERKENE ALINDI

Türkiye ekonomisi 2018 yılını erken genel seçimlerin gölgesinde geçirdi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) daha bir buçuk yıllık süre olmasına rağmen, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin önerisiyle erken genel seçim kararı aldı.

2019 yılı kasım ayında gerçekleşmesi gereken genel seçimler, 2018 yılı 24 Haziran’da yapıldı.

ERKEN SEÇİMİN GEREKÇESİ EKONOMİYDİ

Pek çok uzmana göre AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, önceki söylemlerinin tersine, aniden erken genel seçim kararı almasının sebebi, ekonomide beklenen çöküntüydü.

Erdoğan, ekonomik kriz başlamadan, en azından krizin etkileri halka ulaşmadan seçime giderek koltuğunu sağlamlaştırmak istedi ve istediğini büyük ölçüde almayı başardı.

AĞUSTOSTA DÖVİZ KURU YÜZDE 35 ARTTI

Ülke ekonomisi, 24 haziran seçimlerinden hemen sonra özellikle yaz aylarını kapsayacak şekilde döviz şokuyla sarsıldı.

Ağustosta dolar ve euro kuru, Türk Lirası karşısında yüzde 35 artarak tarihi zirvelerini gördü. 1 euro, 8 TL, dolar kuru da 7 liranın eşiğinden döndü. Bu gelişmeler özellikle yüksek döviz borcuna sahip özel sektörü ve şirketleri olumsuz etkiledi.

20 temmuz 2016’da ilan edildikten sonra, tam iki yıl yürürlükte kalan ve 20 temmuz 2018’de kaldırılan olağanüstü hal rejimi (OHAL) boyunca, şirketlerin iflastan korunmak için kullandıkları “iflas erteleme” yasaklandı.

OHAL’in kalkmasından sonra döviz şokuna maruz kalan şirketler, iflastan korunmak için bu sefer ticaret hukukunda yer alan başka bir yöntemi devreye soktu.

Konkordato ilanları her sektörde adeta patlama yaptı. 2018 sonu itibariyle Ticaret Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 1.000 şirket, iflastan önce son çıkış denebilecek, konkordato ilan etti.

(KAYNAK:TÜİK)                                                                                                           (BOLD MEDYA)

Peki, bunca olumsuzluğun ardından karşılamaya hazırlandığımız 2019 yılında ülke ekonomisini neler bekliyor? BOLD, ekonominin seyrine dair öncü göstergeleri derledi.

2018 yılı ocak ayında, yüzde 10,35 olarak gerçekleşen yıllık enflasyon oranı, ekim ayında son 15 yılda ilk kez yüzde 25 seviyesinin üzerine çıkmıştı.

Mobilya, beyaz eşya ve motorlu araçlarda uygulanan vergi indirimleri ve petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte, kasımda enflasyon yüzde 21’e geriledi. Ekonomistler, 2019’un ilk yarısında enflasyonun yüzde 20 üzerinde seyretmesini bekliyor.

Yılın ikinci yarısında düşüş görülebilir ancak enflasyon çift haneli rakamlarda kalmaya devam edecek.

10 YIL SONRA TEKRAR EKSİ BÜYÜME

Türkiye ekonomisi 2018’in ilk ayında yüksek büyüme performansı gösterdi. Ekonomi ilk çeyrekte yüzde 7,3, ikinci çeyrekte yüzde 5,3 büyüdü.

Üçüncü çeyrekte ise büyüme, beklentilerin üstünde yavaşlayarak yüzde 1,6 oldu. Uzmanlar yılın son çeyreğinde eksi büyüme bekliyor. Türk Sanayici ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Erol Bilecik, önümüzdeki üç çeyrek eksi büyüme yaşanacağını belirtti.

Türkiye, küresel krizin etkilerinin hissedildiği 2009 yılından bu yana ilk kez eksi büyümeyi görecek.

2019 yılının geneli için resesyon (durgunluk) beklentisi var. Ekonomist Mahfi Eğilmez, gelinen noktayı şöyle değerlendiriyor:

“3’ncü çeyrek itibarıyla Türkiye ekonomisi stagflasyona (durgunluk içinde enflasyon olgusu) çok yaklaşmış durumda. Son çeyrek için tahminler eksi büyümeye işaret ediyor. Bu eğilim devam ederse Türkiye, önümüzdeki iki çeyrekte slumpflasyon (enflasyon içinde küçülme) olgusunu yaşayabilir.”

2017 ve 2018 ENFLASYONDA DEĞİŞİM (Kaynak: TÜİK) 

BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan, merkezi Londra’da bulunan BlueBay portföy yönetimi şirketinin gelişmekte olan piyasalar masasından stratejist Timothy Ash, Türkiye’de geçmişteki büyümenin büyük oranda banka kredilerinden beslendiğini ifade ediyor.

Bankaların bilançolarında onarma yapmanın, daha az risk alan pozisyona geçilmesiyle mümkün olacağını vurgulayan Ash “Bankalar aslında kredi portföylerini genişletmek istemiyor. Bu sebeple büyüme gelecek yıl çok zayıflayacak. Türkiye oldukça sert bir inişe hazırlanıyor.” ifadelerini kullandı.

YILLAR SONRA YENİDEN IMF KAPISINDA

Hollanda merkezli yatırım bankası ABN Amro, 18 Aralık’ta yayınladığı 2019 yılı öngörülerinin yer aldığı “Türkiye görünümü” raporunda, IMF ile anlaşılacağına dair ipucu vermişti.

Raporda, “IMF’nin Türkiye’ye krizde yol göstermek için yardım ettiği söylentileri artıyor ve bu da yapısal reform umutlarını artırıyor.” iddialarına yer verilmişti.

Konuyu, Para Analiz sitesindeki yazısında değerlendiren ekonomist Dr. Atilla Yeşilada, 2019’da Türkiye’nin resmi IMF programı ile yoluna devam edeceğini belirtiyor. Hükümetin seçime kadar durumu idare edeceğini kaydeden Yeşilada, yazısında şunları dile getiriyor:

“Yerel seçimlere kadar durumu idare edeceğiz. IMF ile gayri resmi temaslar. IMF antetli kağıda yazılıp bakanlar tarafından okunan 2019-2023  istikar ve rehabilitasyon programı. Back-loaded, yani şimdi söz vereceğiz, yerel seçimlerden sonra yapacağız. Nisan’da IMF, mayısta sünnet (yani herkes istikrarın bedelini  ödeyecek), haziranda da dibe vuruş. 2020’de yeni bir vizyon, global kapitalizm ve neo-liberal dünya görüşüne re-entegrasyon.”

2019’DA EKONOMİ YÜZDE 5 DARALACAK

Para Analiz yazarı Güldem Atabay Şanlı, “Türkiye ekonomisindeki iç talebe dayalı büyüme hikayesi, yaratılan aşırı ısınmanın enflasyon ve cari açıkta oluşturduğu dengesizlikler ve dış konjonktürdeki dalga ile birleşince, 2018 özellikle üçüncü çeyrek dönemi tam bir kur krizi olarak Türkiye’nin krizler tarihinde yerini aldı.” ifadesini kullanıyor.

Ekonomist Güldem Atabay Şanlı

Açıklanan verilerin sanayi tarafında üretimin ve yatırımların durma noktasına geldiğini ve hatta yatırım tarafının çoktan eksiye döndüğünü ispatlar nitelikte olduğunu kaydeden Şanlı, “Kamunun büyümeye harcamalarını artırarak verdiği desteğin 2019 ikinci yarıda devam edebilmesi de mümkün değil.” tespitini yapıyor.

Şanlı’ya göre, 2018 son çeyrek için yüzde 3 civarı 2019 ilk yarı için de yüzde 5 civarı bir daralma beklemek çok abartılı değil.

SEÇİMDEN SONRA ACI REÇETEYE HAZIR OLUN

DW Türkçe’ye konuşan ekonomist Dr. Mustafa Sönmez, hükümetin ardı ardına açıkladığı ekonomik destek paketlerinin seçim öncesinde enflasyonun etkilerini kırmaya dönük bir çaba olduğunu dile getiriyor.

Sönmez, “Bir yandan ücretli çalışanlara dönük iyileştirmeler yapılırken, diğer yandan şirketlerin aşırı borçlanma sorununu kısa vadede öteleyecek devlet destekleri veriliyor. Açıkçası hükümet seçim öncesinde tüm kesimlere seçim şekeri dağıtıyor.” diyor

Saray’ın seçime giden süreçte bütçe açığını görmezden gelerek hareket ettiğini dile getiren Sönmez, şunları söylüyor: “Her zamanki gibi politik hedefler için ekonominin sorunları öteleniyor. 31 Mart’a kadar seçim rüşvetleri sürecek. Ama sonrasında, yani Nisan ayından itibaren para ve maliye politikalarında çok acı bir reçete uygulanacak diye düşünüyorum. Bu kadar indirim ve destekten sonra, seçim sonrasında yeni bir zam ve vergi dalgası kaçınılmaz olacak.”

KRİZİN ÜÇÜNCÜ AŞAMASI SEÇİMDEN SONRA

2019’a yönelik ekonomik beklentileri blog yazılarında değerlendiren ekonomist Dr. Ümit Akçay ise 2018-2019 ekonomik krizinin üçüncü aşamasının, mart seçimlerinden sonra başlayacağını vurguluyor.

Akçay şu tespitleri yapıyor:

“Bu aşamada artık seçimler geride bırakıldığından, bazı sermaye gruplarının elenmesi ile sonuçlanacak olan firma kurtarma operasyonuna girişilebilir. Özellikle 2016’daki bir çeyreklik ekonomik daralma sonrasında aktive edilen Kredi Garanti Fonu marifetiyle yaratılan zombi firmaların tasfiyesi, mart sonrasında ekonomi yönetiminin temel gündemlerinden biri olabilir.”

Firmaların krizden çıkış için öncelikle işgücü maliyetini azaltmayı tercih edeceği tespitini yapan Dr. Akçay, bunun da kitlesel işsizlik anlamına geleceğini vurguluyor.

EKONOMİK KRİZİN SATIR BAŞLARI
  • Resmi işsiz sayısı bir önceki yıla göre 330 bin kişi artarak, 3 milyon 750 bine yükseldi.
  • Geniş tanımlı işsiz sayısı 6,4 milyona ulaştı.
  • Genç işsizlik oranı yüzde ise 21,6 oldu.
  • 2018 yılı içerisinde 1,2 milyon kişi işsizlik maaşı için başvurdu. Sadece Kasım ayında 207 bin kişi İşsizlik Sigortası Fonu’na müracaat etti.
  • Hayat Varlık Genel Müdürü Hilmi Güvenal’ın tespitlerine göre Türkiye’de icrada dosyası bulunan kişi sayısı 7 milyon. (Resmi kayıtlarda görülmeyenlerle birlikte)
  • Mahkemelerde bekleyen icra dosyası sayısı 25 milyon.
  • Kredi kartı ve ihtiyaç kredisinden dolayı icraya düşmüş kişi sayısı 3,5 milyon
  • Konkordato ilan eden şirket sayısı 1.000 (Ticaret Bakanlığı resmi açıklaması) Açık kaynaklarda yer alan bilgilere göre sayı 4 bini buldu.
  • Bankalardaki batık kredi tutarı yılbaşından bu yana yüzde 52 artışla 96 milyar liraya yükseldi.
  • Halk Bank, Vakıf Bank ve Eximbank’ın sermaye açığını kapatmak için üç bankaya işsizlik fonundan 11 milyar TL aktarıldı.
  • Ziraat Bankası yurtdışından 3 milyar dolar sermaye benzeri kredi bulabilmek için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) müracat etti.
  • Akbank, ödenmiş sermayesini 4 milyar TL’den 5 milyar 200 milyon TL’ye yükselteceğini açıkladı. Bu artırım bedelli olarak yapılacak. Fatura küçük yatırımcıya kesilecek.
  • Hane Halkı’nın toplam borcu 542 milyar liraya çıktı. Bu 2002’ye göre 80 kat artış demek.
  • Elektrik ve doğalgaz fiyatlarına, döviz kuru artışı sebebiyle yüzde 40 ila yüzde 70 arasında değişen oranlarında zam yapıldı.
  • Dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 30’u buldu.
  • Merkez Bankası kur artışını durdurabilmek için haftalık repo faizini yüzde 24’e yükseltti. Mevduat faizleri yüzde 30–35’i buldu.
  • Hazine geçen yıl yüzde 11’le borçlanırken, hazli hazırda iki yıllık vade için yüzde 20 faiz ödüyor. Yüzde 1 puanlık artış Hazine için 1,7 milyar TL ilave maliyet anlamına geliyor. Sadece faiz artışının Hazine’ye getirdiği ilave yük 20 milyar TL’yi aştı.
  • 2018 bütçesinde faiz ödemeleri 77 milyar TL oldu. 2019 bütçesinde ise faize 118 milyar TL ödenecek.
  • Hükümet birkaç ay önce vatandaşa “döviz bozdurun” derken, Hazine yüksek faizli euro- dolar tahvili satmaya başladı.
  • Bütçe açığı tarihi seviyeyi görerek 55 milyar TL’ye çıktı.

 

Batık krediler 8 yılın zirvesine çıktı

 

 

BOLD ÖZEL

63 yaşındaki kronik hasta Özcan Öztürk’e Denizli Cezaevinde koronavirüs tehdidi

Vertigo, romatizma, bel fıtığı ve katarakt hastası Üneys Özcan Öztürk, koronavirüs hastalarıyla temaslı olduğu için karantinaya alındı. Cezaevinin tüm görüşleri de iptal edildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Bir yıl önce tutuklanıp Denizli T Tipi Cezaevine gönderilen 63 yaşındaki Üneys Özcan Öztürk, geçen hafta pazartesi günü Kovid-19’a yakalanma riski nedeniyle karantinaya alındı.

Koronavirüs en çok yaşlıları ve kronik hastaları etkiliyor. Cezaevi gibi sürekli kapalı bir ortamda bulunan hasta ve yaşlı mahpuslar, ya hastaneye gidiş gelişlerde ya da gardiyanların koğuş aramalarında koronavirüse yakalandı, bazıları bu nedenle hayatını kaybetti.

KİŞİSEL İHTİYAÇLARINI GİDEREMİYOR

Cezaevine girdikten sonra sol gözü tamamen görmeyen 63 yaşındaki Üneys Özcan Öztürk, romatizma ve bel fıtığının yanı sıra 2016’dan bu yana vertigo ile mücadele ediyor. Cezaevine girdiği ilk zamanlarda hastalıkları nedeniyle doktora götürülen Özcan, 28 gün karantina hücresinin zorlu şartlarında kaldığı için birçok mahpus gibi o da artık hastaneye gitmek istemiyor.

Hastalıkları ilerleyen Öztürk, 6-7 kişinin yerde uyumak zorunda kaldığı 26 kişilik koğuşta yaşıyor. Ranzadan ve merdiven inip çıkarken zorlandığı için kişisel ihtiyaçlarını koğuş arkadaşlarının yardımıyla giderebiliyor. Şimdi de koronavirüs tehdidiyle karşı karşıya kalan Öztürk’ün ailesi, kendisinden haber alamayacağı için çok endişeli. Denizli T Tipi CİK’te kalan diğer hastaların aileleri de endişeli. Mayıs 2017’de Malezya’dan kaçırılıp Türkiye’ye getirilen ağır kalp ve şeker hastası İsmet Özçelik de karantinaya alınan hastalar arasında.

“BİZE DİNİ SOHBET VERDİ”

2009’da bir yemek şirketinden emekli olan Öztürk, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 1 Temmuz 2020’de gözaltına alındı. Aynı gün tutuklanan Öztürk hakkında şirkette çalışan bir şoför “Bize dini sohbet veriyordu” dediği için 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Babaları 28 aydır tutuklu olan Murat ve Bahadır’ın anneleri de tutuklandı

Anne-baba tutukluluklar devam ediyor. Babaları Erdoğan Birinci’den 28 aydır ayrı olan Murat ve Bahadır’ın annesi Hatice Bahadır da hapse gönderildi.

BOLD ÖZEL – Babaları Giresun Cezaevinde tutuklu bulunan 7 yaşındaki Murat ve 10 yaşındaki Bahadır’ın Birinci’nin anneleri Hatice Birinci de tutuklanıp Trabzon Bahçeçik Cezaevine konuldu. Kronik rahatsızlıkları olan babaanneleri ve teyzeleriyle birlikte Trabzon’da yaşayan Birinci kardeşler, annelerini sorup duruyor.

“İKİ YAVRU HEM ÖKSÜZ HEM YETİM KALDI”

Bold Medya’ya konuşan Murat ve Bahadır’ın teyzesi, “Bu iki yavru hem öksüz hem yetim kaldı. Biz elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama bir anne bir baba olamıyoruz. Çocuklar annelerini sorup duruyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Biri 7 yaşında biri 10 yaşında. Ablamı bıraksınlar. Çocuklar bari annesiz kalmasın. Annem babam çok kötü durumdalar. Ayrıca babaanneleri kronik rahatsızlıkları var. Bu yavrular ne olacak? Lütfen sesimiz olun.” dedi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında tutuklanan Hatice Birinci, kapatılan dershanelerde coğrafya öğretmeni, Erdoğan Birinci ise kapatılan kolejlerde sınıfı olarak çalışıyordu.

Müebbet verilen Harbiyeli’nin annesi ve babası trafik kazasında öldü

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

7.7 milyon kişi yeşil karta muhtaç yaşıyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleriyle halkın fakirliğini yeniden gündeme getirdi. Türkiye’de yoksulluğun sembolü olan yeşil kartlı sayısı 7 milyon 769 bin 346 kişiye ulaştı. Yeşil kartlıların hastane ve eczane masraflarını devlet karşılıyor.

BOLD ÖZEL – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın muhalefet partilerine yönelik “Aç olanları buyrun siz doyuruverin” sözleri Türkiye’deki yoksulluğu gündeme taşıdı. AKP iktidarının vatandaşın fakir olmadığı savunmasını resmi kurumların kayıtları yalanlıyor.

İŞÇİ, MEMUR VE ESNAF SAYISI

SGK’nın aylık istatistik bültenlerinde yer alan sigortalı kayıtlarına göre, Mart 2021 itibariyle 21 milyon 464 bin 579 kişi zorunlu sigortalı. Bu kişiler SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı çatısı altında bulunuyor. Sigortalıların 15 milyon 381 bin 821’i işçi olarak SSK’da, 2 milyon 938 bin 150’si esnaf olarak Bağ-Kur’da, 3 milyon 144 bin 608 kişi ise memur olarak Emekli Sandığı’nda bulunuyor.

7.7 MİLYON KİŞİ YEŞİL KARTLI

Herhangi bir sigortası bulunmayan kişi sayısı ise 7 milyon 769 bin 346 kişi olarak kayıtlarda bulunuyor. Geliri asgari ücretin üçte birinden az olan bu vatandaşlar ‘resmi yoksul’ olarak kabul ediliyor. Yeşil kart uygulaması kapsamında bu kişilerin genel sağlık sigortası primlerini devlet ödüyor.

AKP’li belediye 2.5 milyon liralık ihaleyi partinin eski İBB meclis üyesine verdi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0