Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Türkiye’nin vermeyi reddettiği IŞİD militanını Avustralya vatandaşlıktan çıkarıyor

Avustralya hükümeti, Türkiye’de hapiste tutulan ve Türkiye’nin vermediği IŞİD militanı Neil Prakash’i vatandaşlıktan çıkaracağını açıkladı.

Avustralya yasalarına göre bir kişi ancak çifte vatandaşlığa sahip ise vatandaşlıktan çıkarılabiliyor. Böylece bir kişi vatandaşlıktan çıkarıldığı takdirde “vatansız” durumuna düşmüyor.

İŞİD militanını vatandaşlıktan çıkarmanın Prakash’i “vatansız” duruma düşüreceği için Avustralya yasalarına uygun olmadığı belirtiliyor.

AVUSTRALYA, VATANDAŞLIKTAN ÇIKARMA KARARINI PRAKASH’E İLETTİ 

Avustralya İçişleri Bakanı Peter Dutton, Melbourne doğumlu Neil Prakash’in Avustralya vatandaşlığı ile birlikte Fiji vatandaşlığına sahip olduğunu belirtti.

İçişleri Bakanı Dutton, 2016 yılı Mayıs ayından beri IŞİD için savaşan Prakash’in eylemleri sebebiyle vatandaşlığı hak etmediğini ve bu kararın kendisine Aralık ayında iletildiğini söyledi.

Dutton, Türkiye’de hapiste tutulan Prakash’in babasının Fiji vatandaşı olması nedeniyle kendisinin de Fiji vatandaşı olduğunu iddia etti.  

Prakash, IŞİD üyesi olduğu iddiası ile 2016 yılı Ekim ayında Türkiye’de yakalanmıştı.

Fiji hükümeti ise Avustralya’nın Prakash’in Fiji vatandaşı olduğu iddialarını reddediyor.

PRAKASH’İN DURUMU AVUSTRALYA’DA UZUN SÜREDİR TARTIŞILIYOR 

İçişleri Bakanı Peter Dutton, Prakash’in Avustralya hükümetinin kararına karşı itiraz edebileceğini ve başka bir ülke vatandaşlığına sahip olmadığını ispatlaması durumunda vatandaşlığını geri alabileceğini açıkladı.

Prakash, IŞİD’in propaganda videolarında yer almış ve Avustralya vatandaşlarını terör örgütüne katılmaya ve saldırılar düzenlemeye çağırmıştı.

Ülkede işlediği bir suç nedeniyle Avustralya, Prakash’i 2018 yılı Temmuz ayında Türkiye’den istemiş ancak Ankara iade talebini reddetmişti.

Suriye ve Irak’taki terörist gruplara katılanların ülkelerine dönmesi ve döndükten sonra bu kişilerin vatandaşlık hakları Batıda uzun süredir tartışmalara konu oluyor.

Foreign Policy: IŞİD konusunda Erdoğan’a güvenmek, yeniden canlanması için örgüte verilen bir fırsat

Dünya

Yerli ve milli tank Altay’ın Güney Koreli motoru

Seri üretimi Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen BMC firmasına verilen Türkiye’nin ilk yerli üretim tankı Altay’ın motoru ve aktarma sistemini Güney Kore’li 2 firma üretecek. Düşüncesi 1990’lı yıllara kadar giden Altay tankının üretimi AKP döneminde yılan hikayesine döndü.

BOLD – Seri üretimi 2018 yılında AKP’ye yakınlığıyla bilinen BMC firmasına verilen Türkiye’nin ilk yerli üretim tankı olacağı belirtilen Altay tankına yerli motor bulunamadı.

Yaklaşık yüzde 50’si Katarlıların ve yüzde 25’i AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Ethem Sancak’a ait olan BMC firması, tankın ‘güç paketi’ olarak adlandırılan motor ve aktarma sisteminin üretimi için Güney Koreli Doosan ve S&T Dynamics adlı 2 firmayla anlaşmaya vardı.

BMC’den yapılan açıklamada, “Bu (anlaşmalar) şirketlerimiz ve ülkelerimiz arasındaki stratejik anlayışın sonucudur” denildi.

Türkiye’nin ilk yerli üretim olacağı belirtilen Altay tankı, motoru, aktarma mekanizması ve zırhı ile ilgili belirsizlikler nedeniyle ciddi gecikmeler yaşadı.

2019 yılında Cumhurbaşkanlığı’nın yayınladığı bir belge, Altay tankını 2020 yılı itibariyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde olarak göstermişti. 2021 yılında ise bırakın Altay tankının Türk Silahlı Kuvvetleri’n tarafından kullanılmasını, Cumhurbaşkanlığı’nın 2021 yılına ilişkin yatırım programında bile yer almadı.

ALMAN FİRMAYLA GÖRÜŞMELER SİLAH AMBARGOSUNA TAKILDI

BMC, Altay tankında Alman ‘MTU’ motorlarını ve ‘RENK’ aktarma sistemlerini kullanmak istiyordu. Ancak Berlin’in Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu nedeniyle görüşmelerde ilerleme sağlanamadı.

Alman hükumeti, Ankara’nın 2015’de Güneydoğu illerinde başlattığı askeri operasyonlar ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında demokrasi ve insan hakları alanında yaşanan gerilemelere tepki olarak NATO müttefiki Türkiye’ye silah ihracatını sınırlandırma kararı almıştı.

Berlin ayrıca 2019 yılında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı Barış Pınarı Harekatı sonrasında adımlarını daha da sertleştirmiş, “Suriye’de kullanılabilecek savunma sanayi ürünlerinin ihracatına onay verilmeyeceğini” duyurmuştu. Almanya, son yıllarda Türkiye’ye deniz kuvvetleri dışında silah ve savunma sanayii ürünleri satmıyor. Almanya’nın ihracat lisansı kısıtlamalarını aşmak için, Güney Koreli firmaların Alman motor ve aktarma sistemlerinin Güney Kore versiyonlarını üreteceği kaydedildi.

GÜNEY KORELİ FİRMANIN AKTARMA SİSTEMİ ‘DAYANIKLILIK’ TESTLERİNİ GEÇEMEDİ

Güney Kore de ‘K2 Black Panther’ tanklarının seri üretiminde motor ve aktarma sistemlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle gecikmeler yaşamıştı. K2 Black Panther tanklarının ilk 100 adedinde de BMC’nin de anlaşma imzaladığı Doosan 1500 beygir motor ve S&T Dynamics otomatik aktarma sistemi kullanılmıştı.

S&T Dynamics otomatik aktarma sistemi ‘dayanıklılık’ testlerinde başarısız olunca Güney Kore devleti, ikinci parti teslimatlarda S&T Dynamics aktarma sistemi yerine Alman ‘RENK’ aktarma sisteminin kullanılacağını açıkladı.

ERDOĞAN: 2015 YILINDA SERİ ÜRETİMİNE BAŞLANACAK

Türkiye’nin yerli tank üretme düşüncesi 1990’lı yıllara kadar gidiyor. İsmini Kurtuluş Savaşı komutanlarından Fahrettin Altay’dan alan projenin ilk adımı 2007 yılında atıldı. Otokar firması ile 30 Mart 2007 tarhinde 500 milyon dolar karşılığında tankın dizaynı, geliştirilmesi ve 4 prototip üretilmesi için anlaşma imzalandı. Alt yüklenici firmalar olarak ise Hyundai ROTEM, ASELSAN, ROKETSAN ve Makine Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) belirlendi.

Altay tankı, 15 Kasım 2012 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı, Otokar’ın Sakarya’daki fabrikada düzenlenen törenle tanıtıldı. İki ana prototipi üretilen Altay Tankı için Erdoğan, “2015 yılına kadar seri üretime hazır hale gelecek” ifadesini kullandı. 16 Kasım 2012’de ilk 2 prototip ön kabul testlerini geçti. 7 Kasım 2016’da 4 prototip de Kara Kuvvetleri Komutanlığına teslim edildi.

VE PROJEYE AKP MÜDAHALESİ

Projenin dizayn, geliştirme ve prototip üretimini gerçekleştiren Koç Holding’e ait Otokar firması 2008 yılı itibariyle içerisinde zırhlı araçların da bulunduğu 25 bin askeri araç üretmiş bir şirket olarak ihalede ön plana çıkıyordu.

Prototiplerin teslimatı sonrası 2012 yılı Kasım ayında basına konuşan Otokar firması yöneticisi Ali Koç, tankın seri üretimi için bütün altyapı planlama ve programlamasını yaptıklarını; ihale tekliflerinin kabul edilmesi durumunda 18-22 ay içerisinde seri üretime geçebileceklerini açıkladı.

Otokar firması tankın geliştirilmesi sırasında 15 Ekim 2010 tarihi itibariyle şu anda sorun olan tankın motoru  ve aktarma sistemi için Alman MTU ve RENK firmaları ile sözleşme imzalamıştı.

DEMİR: 18 AY SONRA İLK TANK TESLİM EDİLECEK

Ancak seri üretim ihalesi bu konuda tecrübesi olmayan ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Katar ortaklı BMC firmasına verildi. 9 Kasım 2018’de, Savunma Sanayii Başkanlığı ile BMC arasında seri üretime ilişkin sözleşme imzalandı. Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir sözleşme imzalandığı tarihte sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İlk ALTAY tankı 18 ay sonra KKK’ya teslim edilecek. Hayırlı olsun” diye yazmıştı.

Dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli de “Milli Tank Altay’ın motorunun da yerli olmasını planladık. Tank seri üretimine 2019 sonu 2020 başında başlayacağız” demişti.

TANK PALET FABRİKASI BMC’YE TAHSİS EDİLDİ

Altay tankının seri üretim ihalesini 2018 yılında alan BMC firmasının bu konuda tecrübesi, yeterliliği ve deneyimi olmadığı gerçeği zamanla ortaya çıktı.

BMC’nin yüzde 49,9’u Katarlılara, yüzde 25,1’i Talip Öztürk’e, yüzde 25’i Ethem Sancak’a ait.

BMC’nin seri üretimi gerçekleştiremeyeceği ortaya çıkınca AKP hükumeti Türk devletinin bütün kaynaklarını firma için seferber etti.

BMC’ye İzmir Karasu’da 2 milyon metrekare hazine arazisi bedava tahsis edildi. Ayrıca şirkete KDV istisnası ve nitelikli personel maaş desteğine kadar ‘süper teşvik’ sağlandı.

Sakarya’da Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait Tank-Palet Fabrikası 50 milyon dolar yatırım şartıyla 25 yıllığına BMC firmasına tahsis edildi.  Fabrika, işçisiyle, mühendisiyle beraber BMC’ye devredildi.

Türk Ordusu’na ait bir tesisin Katar’ın çoğunluk hisselerine sahip olduğu firmaya tahsis edilmesi kamuoyunda büyük tartışmalara sebep oldu.

PROJE 2 YIL BOYUNCA DURDU

2018 yılında seri üretim ihalesini BMC’nin alması sonrasında ilk ‘yerli ve milli’ tank projesi Altay’la ilgili çalışmalarda yaklaşık 2 yılda hiçbir somut gelişme görülemedi.

2015 yılında seri üretime hazır hale gelecek denen ve Türkiye’nin kritik savunma programlarından birisi AKP’nin siyasi hesapları ve ‘yandaşları besleme’ siyasetinin sonucu şu anda 6 yıl gecikmiş durumda.

Güney Koreli firmaların Altay tankında kullanılması düşünülen Alman ‘MTU’ motorlarının ve ‘RENK’ aktarma sistemlerinin Kore versiyonlarını üreterek Türkiye’ye satacağı belirtiliyor.

Ancak 2019 sonbaharından beri Türkiye’ye deniz kuvvetleri dışında savunma sanayii ürünü satmayacağını açıklayan Almanya’nın ‘MTU’ motorlarının ve ‘RENK’ aktarma sistemlerinin Kore versiyonlarının üretimine ve Türkiye’ye satışına izin verip vermeyeceği de belli değil.

AKP’nin dış politikasının maliyeti: Savunma sanayii ambargolarla eziliyor

Okumaya devam et

Dünya

Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın 2024 planı

İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs, hidrokarbon kaynaklarının çıkarılmasının ardından Doğu Akdeniz’deki iş birliklerini bir alanda daha genişletiyor. Üç ülke elektrik hatlarını da birbirine bağlayacak.

BOLD – İsrail ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi, en uzun ve en derin deniz altı kablosuyla elektrik hatlarını birbirine bağlayacak. Projenin 2024 yılına kadar tamamlanması planlanıyor.

Üç ülke elektrik ağlarını birbirine bağlayacak elektrik hattının inşasına ilişkin mutabakat Rum Kesimi’nin başkenti Lefkoşa’da imzalandı.

DÜNYANIN EN UZUN VE EN DERİN HATTI OLACAK

Mutabakat uyarınca yaklaşık bin 208 kilometre uzunluğundaki hattın Lefkoşa üzerinden Yunanistan’ın Girit adasına ulaştırılması planlanıyor. Hattın İsrail-Lefkoşa ayağı 310, Lefkoşa-Girit ayağı 898 kilometre uzunluğunda olacak.

İsrail’in enerji güvenliği açısından önemli bir adım olarak değerlendirilen “EuroAsia Interconnector” (Avrasya Bağlantısı) adlı projenin, dünyanın en uzun ve en derin yer altı elektrik bağlantısı olacağı belirtiliyor.

İSRAİL’E REZERV ELEKTRİK KAYNAĞI

Mutabakatı imzalamak için Lefkoşa’ya giden İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz, oluşturulacak hattın acil durumlarda rezerv elektrik kaynağı olarak kullanılmasının planlandığını belirterek “Döşenecek kablo, acil durumlarda Avrupa kıtasından elektrik teminini sağlayacak ve güneş enerjisi üretimine bağımlılığımızı azaltacak” dedi.

AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyetinin Enerji Bakanı Natasa Pilidu ise projenin Ada’nın enerjideki izolasyonunu ve ağır yakıtlara bağımlılığını sona erdirmede önemli bir adım olduğunu söyledi.

Projeyi 2016 yılında onaylayan AB Komisyonu da inşa sürecine 769 milyon dolarlık katkı sağlayacak. Projenin toplam maliyetinin 900 milyon dolar civarında olması bekleniyor.

İsrail Enerji Bakanlığı, projenin 2024 yılına kadar tamamlanmasının beklendiğini ve 1000-2000 megawatt (MW) kapasitede olacağını bildirdi.

Bağlantı yaklaşık bin 500 km uzunluğu ve maksimum 2 bin 700 metre derinliğiyle, şimdiye kadar yapılmış en uzun ve en derin deniz altı elektrik kablosu olacak.

Cemal Kaşıkçı’nın son eşinden kritik soru: Türk istihbaratı takip ediyordu, neden korumadı?

Okumaya devam et

Dünya

Mülteci çocukların barışa ihtiyaçları var ülkelerinden umutları yok!

10 yıllık iç savaşın Suriyeli gençlerin çocukluklarına mal olduğuna dikkat çeken Save The Children, ülkede barışın sağlanmasının şart olduğunu açıkladı. Yaptıkları araştırmaya göre Suriyeli çocukların ülkelerine dönmek istemedikleri ortaya çıktı.

BOLD – Çocuk hakları örgütü Save The Children, Suriyeli çocuklarla ilgili bir araştırma yaptı. Araştırma, Suriyeli çocukların gelecek hayallerine ilişkin önemli veriler ortaya koydu. DW Türkçe’de yer alan habere göre Suriye’den kaçmak zorunda kalan her üç çocuktan biri Suriye dışındaki bir ülkede yaşamak istiyor.

“Suriye dışında her yerde (Anywhere but Syria)” adlı araştırmada yaşları 13 ile 17 arasında değişen Suriye, Ürdün, Lübnan, Türkiye ve Hollanda’da yaşayan bin 700 Suriyeli çocuğa görüşleri soruldu. Çocukların aileleri ve danışmanları ile de görüşmeler yapıldı. Çocukların yüzde 80’i, iki yıl içinde Suriye’den başka bir ülkede yaşamak istediğini söyledi.

TÜRKİYE’DE ORAN EN DÜŞÜK

Buna karşın görüşlerine başvurulan Türkiye’deki çocuklardan sadece yüzde 3’ü, Ürdün ve Hollanda’daki çocuklardan yüzde 9’u, Lübnan’daki çocukların ise yüzde 29’u ülkelerine dönmek istediğini belirtti. En büyük dileklerinin ne olduğu sorusuna çocukların yüzde 26’sı Suriye’de savaşın sona ermesi, yüzde 18’i eğitim almak olarak yanıt verdi. Çocukların yüzde 42’sinin okula gitmediği, Lübnan’daki Suriyeli çocukların sadece yüzde 31’inin, Ürdün’deki çocukların ise yüzde 49’unun ders görebildiği ifade edildi.

Save The Schildren Yönetim Kurulu Başkanı Susanna Krüger, “10 yıllık savaş Suriye’deki gençlerin çocukluklarına mal oldu. Dünya şimdi de geleceklerinin çalınmasına seyirci kalmamalı” dedi. Kriger, çocukların bir gelecek perspektifine ihtiyaç duyduğunu belirterek, bunun ancak Suriye’de gerçek bir barışın sağlaması veya yaşadıkları ülkelerdeki entegrasyon koşullarının iyileştirilmesi ile mümkün olabileceğini belirtti.

Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın 2024 planı
Almanya’nın Altay tankına vermediği motor Kore’de bulundu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0