Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Deutsche Welle: Erdoğan, İslam’ı zorladıkça Türkiye’de ateizm artıyor

 ‘Türkiye’deki Müslümanların çoğu 7’nci yüzyıldaki Emevilere benziyor” başlıklı haber yayımlayan Alman Deutsche Welle, Türkiye’de yükselen ateizm üzerine bir dosya yayınladı.

Konda araştırma şirketinin yaptığı araştırma Türkiye’de ateizmin son 10 yılda 3’e katlandığını gösterdi. Deutsche Welle televizyonu Türklerin ateizme yönelmesinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “giderek artan teokratik politikalarının” sonucu olabileceğini belirtti.

2008’DEN 2018’E ATEİZM 3 KAT, İNANÇSIZLIK 2 KAT ARTTI 

Konda araştırma şirketinin geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir anketin sonuçlarına göre Türkiye’de giderek artan oranda insan kendini ateist olarak tanımlıyor. Araştırmaya göre kendini ateist olarak tanımlayanların oranı Türkiye’de son 10 yılda 3 katına çıktı.

Sözkonusu araştırma, Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak 2012 yılında dile getirdiği “Dindar nesil yetiştireceğiz” söyleminin adeta tam tersi olacak şekilde toplumda karşılığını bulduğunu ortaya koyuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı da 2014 yılında yaptığı açıklamada Türkiye’de halkın yüzde 99’unun Müslüman olduğunu kaydetmişti. Ayrıca Diyanet’in Konya’da düzenlediği bir programda eğitimciler Türkiye’de “deizmin” de gençler arasında arttığını ortaya koymuş ve deizm günlerce tartışma konusu olmuştu.

 DİNDAR OLDUĞUNU SÖYLEYENLERİN ORANI YÜZDE 51

Konda’nın raporuna göre Türkiye’de ateist oranı yüzde 1’den yüzde 3’e, inançsız oranı da yüzde 1’den yüzde 2’ye çıktı.

Rapora göre, “Dindar” olduğunu söyleyenler de 2008 yılında 2018 yılına kadar 10 yılda yüzde 55’ten yüzde 51’e geriledi.

“İnançlı” olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 31’den yüzde 34’e çıkarken, “Sofu” olduğunu söyleyenlerin oranıysa yüzde 13’ten yüzde 10’a düştü.

BAŞÖRTÜSÜ TAKANLAR ARTTI, ORUÇ TUTANLAR AZALDI 

Raporda yer alan “İbadet” ve “Örtünme” bölümlerine göre ise oruç tutanların oranı yüzde 77’den yüzde 65’e geriledi.

“Başörtüsü” oranı yüzde 52’den 53’e çıkarken, “Türban” oranıysa yüzde 13’ten yüzde 9’a düştü.

BALYEMEZ: “İNSANLAR BİRBİRİNE SORUYOR: BU GERÇEK İSLAM MI?” 

Deutsche Welle’ye konuşan 36 yaşındaki bilgisayara mühendisi Ahmet Balyemez, 10 yıldır ateist olduğunu belirtti. Dindar bir aile içerisinde yetiştiğini ifade eden Balyemez, “İnsanlar birbirine soruyor: Bu gerçek İslam mı? Bizim karar vericilerin siyasetine baktığımızda, onların İslam’ın ilk devrine özendiklerini görüyoruz.” şeklinde konuştu.

TEOLOG KILIÇ: “GÜNLÜK İBADETLER SİYASİ LİDERLİĞE İTAAT ETMENİN BİR YOLU OLMAYA BAŞLADI” 

Teolog Cemil Kılıç, Türkiye’de yüzde 99 olarak ifade edilen Müslüman kitlenin çoğunun kültürel ve sosyolojik anlamda İslam’ın gereklerini yerine getirdiğini ifade ediyor. Kılıç, “Onlar (müslümanlar) manevi anlamdan çok kültürel anlamda Müslüman” diye konuştu.

Kılıç’ın Türkiye’de İslam’la ilgili ilginç bir değerlendirmesi de var. ‘Türkiye’deki Müslümanların çoğunu 7’inci yüzyıldaki Emevilere” benzeten Kılıç, “Kur’an’daki ayetler adaletsizliği reddeder. Ancak Emeviler günlük namazı (5 vakit namaz) Sultan’a, Devlet’e ve Güce saygı göstermenin bir şekli olarak görüyorlardı” dedi.

Batıdaki kilise ile devlet arasındaki ilişkiye benzer bir ilişkinin Türkiye’de devam ettiğini ifade eden Kılıç, “Günlük ibadetler, siyasi liderliğe itaat etmenin bir yolu olmaya başladı. Camilerdeki namazlar iktidarda olanların siyasi görüşünü giderek daha fazla yansıtıyor.” şeklinde konuştu.

ATEİZM DERNEĞİ: DİNDAR NESİL YETİŞTİRME PROJESİ TERS TEPTİ 

Kılıç, inançsız olmanın ahlaki bir pusuladan yoksun olmak anlamına gelmediğini vurguluyor ve ekliyor, “Bazı ateistler çok Müslümandan daha ahlaki ve daha vicdanlı”   

Ateizm Derneği Başkanı Selin Özköhen de Erdoğan’ın “dindar nesil” yetiştirme projesinin ters teptiğini belirtiyor.

“Dindar nesil yetiştireceğiz” demişlerdi: Ateistler 3, inançsızlar 2 kat arttı

Gündem

Aşı savaşları: Hibe aşıya ödenen 12 milyon doların faturası bulundu

Hibe aşıda aracı firmaya 12 milyon dolar ödendiği iddiasında tartışma büyüyor. CHP Milletvekili Murat Emir, Çin’den alınan Sinovac aşısı için aracı firma Keymen’e sadece ilk parti için 12 milyon dolar ödendiğini faturalarıyla birlikte açıkladı. İktidar ile muhalefet arasında başlayan aşı savaşında taraflar ne diyor?

BOLD – İktidarın inkar ettiği 1 milyon hibe aşı için aracı firmaya 12 milyon dolan ödendiği iddiasında şimdi de faturalar ortaya çıktı. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, yaptığı basın toplantısında iddia edilen 12 milyon dolarlık ödemenin faturalarını gösterdi.

İDDİA: HİBE AŞININ PARASINI ARACI FİRMA DEVLETTEN ALDI

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında gündeme getirdiği iddiaya göre Çin’li firma, Kovid-19 aşısı Snovac’tan Türkiye’ye 1 milyon doz hibe etti. Ama distribütörü olan firma 1 milyon doz ücretsiz aşıyı DMO’ya fatura etti. Yani, üretici firmanın devlete bedelsiz verdiği aşıyı üretici firma fatura ederek devletten 12 milyon dolar para aldı.

Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısındaki açıklaması şu şekildeydi: “9 Şubat 2021 tarihine kadar, 10 milyon 162 bin 123 doz aşı getirildi, bunlar için Devlet Malzeme Ofisi Keymen firmasına 121 milyon 945 bin 476 dolar para ödedi.” Buradaki soru şu, Aralık 2020 tarihinde Esenboğa Gümrüğünden geçiyor aşılar gümrükten geçen 1 milyon 342 bin 298 doz aşı gümrükten Keymen tarafından çekiliyor. Buradaki önemli nokta şu, gümrükteki beyana göre 1 milyon doz aşı için ücret alınmıyor. 1 milyon doz aşı ücretsiz, yani 12 milyon dolarlık aşı ücretsiz verilmiş. Sayın Bakan’a ve Erdoğan’a soruyorum, ücretsiz olarak ithal edilen 1 milyon doz aşı Devlet Malzeme Ofisi’ne her dozu 12 dolardan fatura edildi mi, edilmedi mi? Ücretsiz olduğu beyannamesinde var.”

GÜMRÜK BELGESİNE GÖRE 1 MİLYON AŞI ÜCRETSİZ

ANKA’nın haberine göre Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarının ardından Çin’den gelen 1 milyon doz koronavirüs aşısının ücretsiz olduğunu gösteren gümrük belgesi de ortaya çıktı. Esenboğa Gümrük Müdürlüğü’nün 30 Aralık 2020 tarihinde düzenlediği beyannamede “1.000.000 ADET (UNIT)” ifadesinin karşısında 12 milyon dolar yazıyor ve beyannamenin devamı “12.000.000,00 USD BEDELSİZDİR.ARACI” deniyor.

KOCA: AKILLA İZAHI VAR MI?

Kılıçdaroğlu’nun iddialarına Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan cevap geldi. Koca iddiayı “Aşı savaşının olduğu dünyada üretici firma bir ülkeye aşıyı bedava bağışlar mı? Bunun akılla izahı var mı?”  sözleriyle yalanladı.

İddiaları üretici firmaya sorduklarını ve aldıkları cevabı anlatan Koca “Firmanın bize cevabı; Bu aşıyla ilgili buradaki amaç siz bizden teminat istediğiniz için biz teminatı sağlayamamıştık, bu nakit akış yönetimini sağlamak için biz distribütörümüz olan Sinovac firmasını temsil eden firmaya biz bedelsiz olarak verdik, ama biz sizden ücretini olduğu gibi aldık. Bunu kim söylüyor? Üretici firma. Hani üretici firma Türkiye Cumhuriyeti’ne bağışlamıştı? Ayrıca bununla ilgili de vergileri dahil olmak üzere kurumlar vergisi dahil olmak üzere beyanı ve ödemesi yapılmış, vergiyle ilgili sorun yok. Bizim de verdiğimiz parayı firma ‘ben aldım’ diyor” ifadelerini kullandı.

SAĞLIK BAKANI ARACI FİRMA İDDİALARINI DA YALANLADI

‘Aracı firma’ iddiaları hakkında da konuşan Koca, “Bir diğer konu, ısrarla aracı var mıydı, yok muydu? Biz devlet olarak Sinovac firmasıyla görüşmeler yaptık. Bu firmanın 10 yıldan fazla süredir tek distribütörü var. Bu firmanın Türkiye’deki ayrıca yetkilisi. Hem tek distribütörü hem tek yetkilisi. Dolayısıyla biz bütün görüşmeyi Sinovac firmasıyla yaptık. Hiçbir şekilde aracı firmaya zerre kadar 1 kuruş ilave verilmemiştir.

Bu nasıl bir ticari yaklaşım? Biz aşıda firmanın kendisiyle direk yaptık. Türkiye’deki distribütörü daha önce bu belgeyi sunmuştum. Firma o zaman da ifade etmişti. Görüşmeler bizimle yapıldı, Sağlık Bakanlığı pazarlık sürecini bizimle götürdü. Ticari ilişkiyi biz sağladık, ama distribütör lojistik hizmetleri yapmak için devrede olan bir firma. Bunun için ekstra ücret ödemiyoruz. Vatandaşın zihni niye bulanıklaştırılıyor” dedi.

“GİZLİ BİLGİLERİ İFŞA” ELEŞTİRİSİ

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına ‘gizli kalması gereken bilgiler ifşa edildi’ diyerek tepki gösteren Koca “Özellikle bu dönemde dünyada aşı savaşının yapıldığının yapıldığı dönemi yaşıyoruz. Ülkelerarası ticari sır olarak kalması gereken bilgilerin ifşa edildiğini görüyoruz. Ülkeler arasında bunun ilişkileri etkileyebileceğini özellikle ücret ve benzeri noktalarda bunun ticari sır olarak kalmasını sözleşmeye de konduğunu, bu nedenle fiyatı özellikle söylememiştim” sözlerini kullandı.

MURAT EMİR: İLK PARTİ İÇİN 12 MİLYON DOLAR ÖDENDİ

Tartışmaya dahil olan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir Çin’den alınan Sinovac aşısı için aracı firma Keymen’e sadece ilk parti için 12 milyon dolar ödendiğini faturalarıyla birlikte açıkladı. Emir aynı şekilde komisyon verilmeye devam edilirse toplam tutarın 50 milyon doları bulacağını kaydetti.

Diğer yandan Türk gümrük ve vergi mevzuatına göre böyle bir durumun yaşanmasının mümkün olmadığına dikkati çeken Emir, “Hukuka uygun olmadığı gibi akla da uygun değil. Bu para ödendi. Faturalara baktığınız da DMO’nun bedelsiz aşı için 12 milyon dolar ödediğini biliyoruz. 10 milyon 162 bin 123 aşı için ödenen para 121 milyon 945 bin 476 lira. İnanmazlarsa biz de bunların hepsinin faturası var” diye konuştu.

Emir, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında “1 milyon doz aşının bedelsiz olarak ithal edildiği ortada. İlgililerin yapması gereken DMO’nun bedelsiz aşı karşılığında 12 milyon dolar ödeme yapıp yapmadığını ivedilikle söylemeleridir. Ama bunu yapmadılar. Aracı firmanın kasasına 12 milyon dolar girdi mi girmedi mi? Sağlık Bakanı DMO’yu aramak yerine Çin’deki Sinovac firmasını arıyor. Firma da “Biz nakit akışı nedeniyle öylesine yazdık” demişler. Yani 1 milyon doz ücretliymiş de nakit akışı olsun diye ücretsiz yazmışlar. Bakar mısınız ciddiyetsizliğe?” sözleriyle Sağlık Bakanı Koca’nın açıklamalarına da tepki gösterdi.

“AKLIMIZLA ALAY ETMEYİN”

Koca’nın aracı firma savunmasına “aklımızla alay etmeyin” diyerek karşılık veren Emir “Bir malı kendi hesabına ithal eden, sözleşme yapana aracı denir. Bakan aracı yok diyor. Sözleşmeyi Keymen firması ile yapıyorsunuz. Gümrük Giriş Beyannamesi burada. Bakanın sadece lojistik ve temsille sınırlı demesi tam bir saçmalık ve saptırmacadır. Aklımızla alay etmeyin. Keymen lojistik firması değil ki. Başka bir firmanın lojistiği yaptığını biliyoruz” dedi.

Tartışmayla ilgili cevap bekleyen sorular olduğunun altını çizen Emir iktidara ‘şeffaflık’ eleştirisi yaptı. “Aşı siyasetin malzemesi olmamalı” diyen Emir “Bu oranda komisyon verilirse toplam tutar 50 milyon doları bulabilir. Ama bunu biz tam olarak bilemeyiz. Tarafların bunu açıklaması gerekir. Onlarca aşı varken, Sinovac aşısının önünde giden aşı varken, bunları baştan dışlayıp illa da Sinovac alacağız diye bu aracı firmayı ve bu firmanın bakanlık içindeki yakınlarını, ortaklarını zengin etmeyi planlıyordunuz. Bu soruyu sorarız” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Gündem

Diyanet halkı büyük buhrana hazırlıyor: Açlıkla sınanacaksınız taşkınlık göstermeyin

Diyanet’in bugünkü hutbesinde sıkıntı, keder ve musibetlere yer verilirken, insanların açlıkla, mallarından ve canlarından eksiltmekle imtihan olacağına vurgu yapıldı. Hutbeyi dinleyenlere isyan ve taşkınlıkla değil, teslimiyet ve sekînetle hareket etmeleri öğütlendi.

BOLD – Diyanet’in bugünkü cuma hutbesinde halk, sabırlı olmaya, musibete karşı isyan ve taşkınlıkla hareket edilmemesi gerektiği vurgulandı. Diyanet’in bu hutbesi ekonomistlerin yaklaşmakta olduğunu her fırsatta vurguladıkları büyük ekonomik krizi hatırlattı.

BAŞA GELENLER İMTİHANIN PARÇASI

Cuma hutbesinde hayat boyunca pek çok sıkıntı, keder ve musibetle karşılaşacağına vurgu yapılarak, “Sonuçları ne olursa olsun başımıza gelen her olay, dünya imtihanının bir parçasıdır. Ömür dediğimiz sermaye, aslında imtihan için bize tanınan sınırlı süredir. Önemli olan bu süreyi iman ve salih ameller ile geçirebilmek, karşılaştığımız hadiseler karşısında doğru tavırlar ortaya koyabilmektir” denildi.

İSYAN VE TAŞKINLIK UYARISI YAPILDI

İnsanların açlık, korku, mal, can ve ürünlerden eksiltmekle sınanacaklarının ifade edildiği ayete yer verilen hutbede, “Olaylara soğukkanlı ve metanetli yaklaşmak, çözüm için çaba sarf etmektir. Asla umutsuzluğa kapılmamak, inancımızı ve direncimizi kaybetmemektir. İsyan ve taşkınlıkla değil, teslimiyet ve sekînetle hareket etmelidir. Korku, endişe ve karamsarlıktan uzak kalarak, Rabbinin mutlak iradesine sığınmalıdır” denildi.

Erdoğan damadına önemli bir görev için zemin yokluyor

 

Okumaya devam et

Gündem

Türkiye’de 1 Mart’ta 5 şehirde lokanta ve kafeler açılıyor

Türkiye’de koronavirüs ile mücadele kapsamında 1 Mart’tan itibaren normalleşme başlıyor. Mavi kategorideki 5 şehirde lokanta, restoran ve kafeler açılacak.

BOLD – Yeni tip koranavirüs sebebiyle lokanta, kafe ve restoranlar 20 Kasım 2020 tarihinden beri müşteri alamıyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 100 binde 10’un altında vaka görülen illerin mavi kategoride yer aldığını açıkladı. Bakan Koca, bu illerde lokanta, kahvehane, pastane, kafe ve restoranların açılacağını söyledi. Düşük riskli bu illerde 1 Mart 2021 Pazartesi günü normalleşme adımları atılacak. Koronavirüs vakalarının düşük olduğu bu şehirlerdeki lokanta, kafe ve restoranlar da artık içeriye müşteri alabilecek.

Kronos’un Sağlık Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre mavi kategoride yer alan iller genel olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alıyor. 15-21 Şubat 2021 tarihlerinde 100 bin kişide 10’un altında Kovid-19 vakası görülen iller Hakkari, Şırnak, Batman, Muş ve Iğdır olarak öne çıkıyor. Bu illerde vaka sayısı yükselmezse 1 Mart 2021 Pazartesi günü normalleşme adımı atılacak.

ORTA RİSK KATEGORİSİNDE 23 ŞEHİR VAR

100 binde 11-35 arasında vaka olan ve sarı kategoride yer alan şehir sayısı ise bir hayli fazla. Orta riskli bu iller arasında Afyon, Ağrı, Ankara, Bartın, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Çankırı, Denizli, Diyarbakır, Erzincan, Eskişehir, Gaziantep, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Kars, Kastamonu, Kırşehir, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Van yer alıyor. Bu şehirlerdeki vaka sayıları düşerse mavi kategoriye yükselecekler ve normalleşme başlayacak. Vaka sayıları biraz artarsa yüksek riskli iller arasına katılacaklar ve turuncu kategoride yer alacaklar.

İŞTE KATEGORİLER

Mavi: Yüz binde 10’un altında vaka görülen iller düşük riskli.
Sarı: Yüz binde 11-35 arası vaka olan iller orta riskli.
Turuncu: Yüz binde 36-100 arası vakası bulunan iller yüksek riskli.
Kırmızı: Yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen iller ise çok yüksek riskli.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0