Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Yüksekdağ savunmasında büyük resmi anlattı

26 aydır tutuklu bulunan Figen Yüksekdağ, "terör odağı" gibi gösterilmek istenen DTK'nın kurucuları arasında AKP rozeti ile milletvekilliği yapmış isimler de olduğunu söyledi.

HDP’nin eski eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Çözüm Süreci’nin yıkılışının planlanmasından bugüne yaşananları tek tek mahkeme salonunda anlattı, savaşın kimler tarafından nasıl kurgulandığını özetledi. “Terör odağı” gibi gösterilmek istenen Demokratik Toplum Kongresi’nin kurucuları arasında iktidar partisine mensup isimlerin de yer aldığını vurguladı. 

BOLD- Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Ankara 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen tutuklu olduğu davanın 7’nci duruşmasında savunma yaptı.

Mahkeme Yüksekdağ’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 5 Kasım tarihine erteledi. Yüksekdağ duruşmada hakkında hazırlanan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) fezlekesi, Şanlıurfa, Suruç fezlekesi ve 6-8 Ekim süreciyle ilgili fezlekeler üzerine önemli açıklamalarda bulundu.

YÜKSEKDAĞ: YARGI PAZARLIKLARIN KONUSU OLDU

Yüksekdağ, yargının siyasette açık pazarlıkların konusu haline geldiğini belirtti, Rahip Brunson hadisesini örnek verdi. Amerika’nın yapılan anlaşmayı adeta fahş etmesinin ne kadar üst düzey bir rezaletle karşı karşıya olunduğunu gösterdiğini vurguladı. Bu şartlarda mahkeme heyetlerinden bir beklentileri olmadığını söyledi.

Yüksekdağ, “Türkiye’de yaşanan ağır bir siyasi kriz var, merkezinde de adalet krizi duruyor. İktidar, ömrünü 3 yıl 5 yıl daha uzatmak ile ilgileniyor. Tek derdi kendi bekası. Bu krizin tek muhatabı bizler değiliz. Bugün milyonlarca insan bu adalet krizi ile karşı karşıya.” dedi.

ENİS BERBEROĞLU BIRAKILDI, LEYLA GÜVEN TUTUKLU

Figen Yüksekdağ’ın savunmasında satır başları:

Kara mizah; iki tutuklu vekil var son seçimlerden sonra. Birisi Enis Berberoğlu, birisi Leyla Güven. Pazarlıklar oldu, görüşmeler oldu; Enis Berberoğlu tahliye edildi. Berberoğlu bırakıldı, ama Güven hâlâ tutuklu. Neden? Çünkü HDP’li.

Birinci fezlekenin konusu DTK kongresi; bizlere örgüt üyeliği ve yöneticiliği iddiasının dayandırıldığı fezlekedir. DTK’nın kriminalize edilmeye çalışılmasının birinci nedeni, siyasi iktidar Kürt sorununda çözüm sürecinden ne zaman vazgeçti, HDP’ye yönelik tavrı da marjinal bir biçimde değişti. Kürt sorununda çözümden vazgeçildikten sonra DTK terörist ilan edilmiştir.

ÇÖZÜM SÜRECİ BİR FIRSATTI

Bu ülkede çözüm süreci ciddi bir süreç olarak demokratik ve devrimsel bir süreç olarak yaşandı. Bir fırsat, bir imkân doğdu. Evet, bütün sorunlar çözülmemişti, ama Türkiye’nin demokratik bir şekilde yeni bir çağa girebilmesi için bir umut oldu. Ama çözüm masasının devrilmesi seçildi. Şu an var olan kriz, bitmeyen sorunlar, yaşanan kaos sorunu bir kişinin elinde tutarak kontrol etme yöntemi ile gelecek kurmaya çalışılıyor.

DTK’NIN KURULUŞU İÇİNDE AKP VEKİLLERİ VARDI

Siyasi iktidar da kendisini muhatap kabul edebileceği bir toplumsal mekanizmaya ihtiyaç duymuştur. Diyabakır’da DTK’nin kuruluşu içinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) vekilleri vardır.

Ne enteresan değil mi? Salim Ensarioğlu başta olmak üzere hiçbirinin hakkında bir soruşturma yok. Bunlar DTK kongresinde delege olarak yer almıştır. Onların belgelerini de heyetinize sunacağım.

BÜTÜN TİRANLAR HİÇ İKTİDARDAN İNMEYECEKLERİNİ DÜŞÜNÜRLER

Şu an ipleri elinizde tutarak işleri yürüttüğünüzü düşünebilirsiniz ama bu büyük bir illüzyondur. Bütün tiranlar böyle düşünmüştür. Hiç iktidardan inmeyeceklerini düşünürler.

Firavun ebediyen yaşayacağını düşünerek öbür dünya için mezar yaptırmıştır. İktidar saplantısına kapılmak böyle bir şey ama bu saplantı bütün ülke için risk üretmeye başladıysa bu siyasi iktidarın aklını başına toplaması gerekiyor.

SİYASİ BİR FENOMEN OLARAK HDP ÇIKTI

6- 8 Ekim 2014 olayları yaşanırken ve yaşandıktan sonra herhangi bir yargılama konusu yapılmadı. Ne zaman ki 7 Haziran 2015 seçimleri yaşandı. Bize yönelik komplonun miladı 7 Haziran seçimleridir. Siyasi bir fenomen olarak HDP tarih sahnesine çıktı ve iktidar denklemlerini bozdu.

İlk defa tek başına hükümet kuramayacak noktaya geldi. HDP’nin başarılı bir kitle desteğiyle o seçimlerden çıkması siyasi iktidarın suntasına son verdi. Geçmişte suç olarak görülmeyen birçok başlık operasyon konusu haline getirildi. 6-8 Ekim olaylarının partimizle bağının kurulması böyle bir gündemdir.

6-8 EKİM, DEMİRTAŞ’A YÖNELİK LİNÇ KAMPANYASINA DÖNÜŞTÜ

İktidar kendi sorumluluğunun üstünü örtmek için yapmıştır, bunu Selahattin Demirtaş’a yönelik kişisel bir linç operasyonuna dönüştürdü. Herhangi bir dayanağı olmamasına rağmen algı operasyonuyla bir partinin suçlu ilan edilmesi ve cezanın yargıya bırakılmadan siyasi iktidar tarafından kesilmesi ile karşı karşıya kaldık.

İDDİANAMEYİ YAZAN DA CEZAYI KESEN DE İKTİDAR

6-8 Ekim’in iddianamesini yazan da yargı kürsüsünü kuran ve yargılayan da,cezayı kesen de siyasi iktidardır. Bütün suçlama operasyonları sürdürülmüş, siyasi iktidar tarafından yargı organları da fon olmaya alet olmaya zorlanmıştır. Türkiye’deki yargı sisteminin maruz kaldığı meşruiyet sorgulamalarına yol açan davalardan birisi de budur.

SİYASİ İKTİDAR IŞİD’İ DESTEKLEDİ

Yanlış Suriye politikası, çok daha yakın saldırılara yol açtı. IŞİD, Türkiye’de varlığını genişletmiş, Türkiye sınırları IŞİD tarafından ele geçirilmişti. Yani biz IŞİD’le komşu olmuştuk. Neden? Tek bir cevabı var, çünkü siyasi iktidar IŞİD’i öfkeli çocuklar politikası ile desteklemiştir. O kadar korkunç ki hala IŞİD kampları duruyor.

PLAN KOBANİ KAPISINDAN DÖNDÜ

Kobanî kuşatması ile insan kıyımı ile siyasi iktidar Kobanî’yi düşürmek, Şam rejimini devirmek ve PYD’ye yönelik görüşmede elini güçlendirmek için IŞİD’i desteklemiştir. O plan Kobanî kapısından döndü, Kürt güçleri buna yanaşmadılar.

Bütün mesele şudur: Kobani IŞİD’in eline geçebilir sonuçta, ama Türkiye buna göz yumdu ve öyle oldu şeklinde bir realiteyi biz kamuoyunun huzurunda gerçekleştirmemeliyiz.

DAVUTOĞLU KARŞILIKLI TALEPLER VAR

Birincisi Salih Müslüm’ü hemen davet edeceğiz, Türkiye’ye, kendisiyle görüşeceğiz, talepleri nedir, beklentileri nedir? Kendileriyle tartışacağız. İki gün sonra Salih Müslim, Türkiye’ye geldi. Ahmet Davutoğlu aynen şu şekilde, o görüşmemizde de bana ifade etmişti: ‘Bizim de onlardan taleplerimiz var, onların da bizden talepleri var, daha önce de görüşmüştük, uzlaşacağımızı düşünüyorum, biz ne gerekiyorsa yapacağız’.

6-8 EKİM ÇÖZÜLMEZSE HİÇ BİR ŞEY ÇÖZÜLEMEZ

6-8 Ekim çözümlenmezse bu ülkede hiçbir şey çözümlenemez. Bu siyasi iktidar hala bunu çözümlemeye uzak. 6-8 Ekim’in gerçek iddianamesi bu değildir, 6-8 Ekim’in gerçek iddianamesi halkın gerçekleridir. İddia ediyorum 6-8 Ekim’i ortaya çıkaran bizzat Cumhurbaşkanı’nın 7 Ekim’de Antep’te yaptığı konuşmadır, çağrıdır.

PROVAKASYON KURŞUNLARI KİMİN?

7 Ekim öğleden sonra, ölümlü olaylar başlıyor. Bu olayların ciddi kısmı güvenlik güçleri kurşunu ile gerçekleşiyor. Provokasyonların büyük kısmı da sivil mi, asker mi, polis mi oldukları belli olmayan insanların açıktan saldırıları gerçekleşiyor ama onlar hakkında hiçbir dava yok.

BÜYÜK BİR KOMPLONUN İÇİNDEYMİŞİZ

19 Temmuz, Suruç katliamının bir gün öncesidir. Ve biz Suruç katliamı davası belgelerinden de anladık ki biz o zaman çok büyük bir komplonun içerisindeymişiz. Çözüm sürecini bitirmeye karar veren siyasi iktidar çeşitli komplo dinamiklerini serbest bırakmış. Aslında IŞİD bombacılarının mahkeme ifadelerine bakılırsa 19 Temmuz’da HDP’nin miting gerçekleştirdiği alana bir saldırı yapma planı yapmışlar. Ama Mürşitpınar’dan geçmek üzere Amara Kültür Merkezi’nde toplanan gençlere yönelik katliam gerçekleşti. 33 genç orada ölümsüzleşti.

“İKİ ROKET ATTIRIR, SAVAŞ BAŞLATIRIZ”

Afrin Operasyonu başlatıldığında bazı kanıtlar üretildi, “Afrin’den bize roketler atılıyor.” denildi. Sizin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarınız 2 yıl önce diyordu ki, “Biz Suriye ile savaşmak istersek iki roket attırırız savaş gerekçesi ilan ederiz”. Çıkıp aklı çalışan insanlar sordular, “bir takım provokatif güçler savaş çıkartmak için atmış olabilir mi?” Hemen derdest edip tutukladılar.

“YPG’nin derdi tasası bitmiş, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile mi uğraşacak?” diyen insanları tutukladılar. Bizi marjinal ilan edenler bütün uluslararası kamuoyunda kendileri bu görüşleri ile marjinal hale gelmeye başladılar.

1933 doğumlu Ayşe Bişirgen terör suçundan gözaltına alındı

Politika

Perinçek’in sırrı ortaya çıktı: Öcalan en geç 2024’te çıkacak!

Doğu Perinçek’in “Türk devleti kısa zaman sonra Abdullah Öcalan’ı çıkartacak ‘Silahları bırakın, biz yanlış yaptık’ dedirtecek” sözlerinin ardından ilginç bir iddia gündeme geldi. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın AİHM’in 2010 yılındaki kararı gereği en geç 2024 yılında tahliyesinin gündeme gelebileceği iddia edildi.

BOLD – Korkusuz gazetesi yazarı Ahmet Takan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) 2010 yılında verdiği karara dikkat çekerek, Abdullah Öcalan’ın 2024 yılında tahliye edileceğini iddia etti.

Takan’ın yazısında Eski Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun bu konudaki açıklamasına yer verildi. Eminağaoğlu, “Öcalan’ın şu tabloda da 2024 yılında umut hakkı nedeniyle koşullu salıverilmesi açıkça ortada” dedi. Takan ise yazısını, “Biz, TRT’ye çıkarılacak diye anlamıştık… Demek ki; Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Öcalan çıkarılacak” diye boşa konuşmamış!” diyerek bitirdi.

Ahmet Takan’a konuşan Ömer Faruk Eminağaoğlu, Öcalan’ın 15 Şubat 1999 yılında ceza aldığına dikkat çekerek, 2024 yılında Abdullah Öcalan’ın tahliye olabileceğini ileri sürdü.

EN GEÇ 15 ŞUBAT 2024’TE ÇIKACAK

Takan’ın yazısına göre Eminağaoğlu, Öcalan’ın tahliyesiyle ilgili şu iddialarda bulundu: ” Öcalan, aldığı cezadan sonra, AİHM’e başvurduğunda, AİHM 2 ‘nci Dairesi 2014 yılında oybirliği ile aldığı kararda, Öcalan hakkında da mahkûm olduğu ceza nedeniyle koşullu salıverme hakkı tanınmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine de karar verdi. Türkiye’nin bu konuda yaptığı itiraz aynı yıl AİHM Büyük Dairesi tarafından reddedildi. Cezaevinde suç işleyen Öcalan hakkında, bu konularda işlem yapılmadığı için Türkiye’de, AİHM kararını gözetince umut hakkı nedeniyle Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde yakalandığını esas aldığımızda, Öcalan’ın en geç 15 Şubat 2024 tarihinde koşullu salıverilmesi gündeme gelecek.”

Namlunun ucundaki KHK’lının polisten isteği: Çocuk uyanmasın lütfen!

Okumaya devam et

Politika

Devlet Bahçeli’nin Meclis kürsüsünde ‘pasta’ ile imtihanı

Askıda ekmek kampanyasına yönelik eleştirilere cevap veren Devlet Bahçeli, prompter metninin dışına çıkınca kürsüde dili dolandı. Milletvekillerinin desteğiyle ‘pasta’ sözcüğünü dile getirebilen Bahçeli, “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” sözüne atıfta bulundu.

BOLD – MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu. Geçen haftalarda öncüsü olduğu askıda ekmek kampanyasına yönelik eleştirilere cevap veren Bahçeli, prompter metninin dışına çıktı. Eski Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’nin “Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler” sözüne atıfta bulunmak istedi. Bahçeli, kullanacağı sözleri unutunca, ön sıralarda bulunan milletvekillerinden yardım aldı.

ABD’deki başkanlık seçimlerine de değinen Bahçeli, “Biden’ın iktidarı devirme açıklaması son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir” dedi. Cumhurbaşkanlığı sistemini savunan Bahçeli, grup toplantısında şunları söyledi:

BUNLARIN AHI GİTMİŞ VAHI KALMIŞTIR

Güçlendirilmiş Parlamenter sistem amaçlayanların ne istedikleri ortadadır. Ne CHP, ne HDP, ne de İYİ Parti aziz Türk milletine bir gelecek vaat edemeyecektir. Bunların ahı gitmiş, vahı kalmıştır. Cumhur İttifakı 7 düvele direnmektedir. Zillet siyaseti ise vurgun yemiş, bu masalın sonuna karmaşık ihtilaflarla gelmiştir. Ha TKP, ha HDP, ha CHP… Bunlar arasında ne fark vardır? Türkiye’yi sokakta teslim almayı hedefleyen, terörist Demirtaş’ı aynı üslupla öven bunlar değil midir? Birlikte anayasa yazmaya hazırlanan bunlar değil midir? HDP’yi MHP’ye tercih edecek kadar zıvanadan çıkan bunlar değil midir?

HELE BİR SOKAĞA ÇIKSINLAR

Siyaseti sokağa havale edenlerin sonu meçhuldür. Biden’ın iktidarı devirme açıklaması son derece uyanık olmamızı gerektirmektedir. Bazı alçak kalem sahipleri ve yorumcuları ateşle oynamaktadır. Sözde Kürt meselesi şeffaf bir şekilde çözülmeliymiş. Hele bir çıksınlar da sokağa görsünler dünyanın kaç bucak olacağını. Türkiye Cumhuriyeti sokakta bulunmadı, sokakta bırakılmayacak, sokak serserilerine teslim edilmeyecektir.

ASKIDA EKMEK

Biz ekmek dedikçe, ekmeksizler saldırıyor. Meğer ekmeğe düşman kesilmişler. Zilletin yüksek voltajına çarpılanlara sesleniyorum; ne de olsa ekmek derdiniz yok, işleriniz tıkırınızda. Salgın döneminde bütün ekonomiler sallanırken, haksız şekilde Türkiye’yi kötü göstermeye girişecek kadar millet muhalifisiniz. Askıda ekmek vardır ama sokakta adım atacak yeriniz yoktur. Ekmeğe de vatana da sahip çıkacağız. Vatandaşlarımızın çorbası kaynayacaktır. Aç ve açıkta kim varsa bizim meselemizdir. Aşımız paylaşacağız, ekmeğimizi bölüşeceğiz.

MACRON SİYASİ ŞİZOFREN

Fransa’da sergilenen ambargolar derinden yaralamaktadır. İslam’ı yeniden yapılandıracaklarını söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı taşeronluğa soyunmuştur. Akli melekelerini kaybetmiş, mesele yapacak başka işi yok mudur? Bu siyasi şizofren hangi hakla İslam’ı yapılandırmaktan bahsetmiştir. Bütün insanlığın kurtuluşu İslam’dan geçer. Dinin sahibi Allah’tır, Macron’un sahibi kimdir? İnanıyorum ki Macron’un düşeceği günler yakındır.

ABD’YE KUŞKUMUZ YOĞUNLAŞTI

Hatay’ın İskenderun ilçesinde dün akşam meydana gelen menfur olay olukça düşündürücüdür. Anlaşılmaktadır ki kokuşmuş bedenine bomba saran hain kendini patlatmıştır. ABD Büyükelçiliği’nin vatandaşlarına yönelik güvenlik uyarısından sonra bu terör olayının çıkması kuşkularımızı yoğunlaştırmıştır. ABD Büyükelçiliği sahip olduğu bilgileri Türkiye ile paylaşmadıysa büyük bir skandala imza atmıştır. Nezaketsiz ve art niyetli durum söz konusudur.”

Namlunun ucundaki KHK’lının polisten isteği: Çocuk uyanmasın lütfen!

Okumaya devam et

Politika

Ali Babacan’dan Berat Albayrak’a ‘bakkal çırağı’ eleştirisi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimini eleştirdi. “Ekonomide öyle hatalar yapılıyor ki bırakın uzun yıllar iş hayatında olmayı, ortaokul ve lise yıllarında bir bakkalın yanında iki aylık çıraklık yapanlar bu hataları yapmaz” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Karar TV’de yükselen dolar kuru ve ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

GAZIN PİYASAYA ETKİSİ SIFIR

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘müjde’ diye açıkladığı Karadeniz’deki doğalgaz keşfi için de Babacan “Hem bir ülke hem de bir bakan kurtarılmaya çalışılıyor. Ama piyasaya etkisi sıfır. Çünkü 120 milyar doları harcamışsınız, 120 milyar dolarlık gaz bulsanız kim güvenir” ifadelerini kullandı.

BAKKAL ÇIRAĞI YAPMAZ

İnşaat sektörünün büyük rantı nedeniyle çok cazip bir hale geldiğini, sanayicinin bile üretmekten ziyade inşaata yatırım yapmaya başladığını kaydeden Babacan “Döviz kaynakları, inşaat sektörüne aktarıldı. Fakat inşaat çok az döviz getirisi sağlar. Bu işin çok basit bir mantığı var. Döviz kaynakları yine döviz getirisi yatırımlara ayrılmalıydı. Ekonomiyi yönetenler, öyle hatalar yapıyor ki iki aylık bir bakkal çırağı bunların yaptığı hatayı yapmaz” dedi.

S-400 AÇIKLAMASI: KAYBET-KAYBET

ABD ile Türkiye ilişkilerini bozan S-400 savunma sistemleriyle ilgili de konuşan Babacan, şöyle konuştu: “ABD yıllarca bize Patriot vermedi. Bunun üzerine şahsi bir inatlaşma ile S-400’ler alındı. Fakat S-400’ler kurulamadı bile çünkü yaptırımlardan korkuldu. F-35 projesi de sonlandırılırdı ki bu hava savunmasında bizim için ciddi zafiyet oluşturacak. Hem kullanılmayan S-400’le milyar dolarlar verdik hem de F-35’ten çıktığımız için milyarlarca dolar zarar ettik. Kaybet-kaybet yani…”

İHALELER ÜÇ BEŞ ŞİRKETE VERİLİYOR

Kamu ihalelerinde pek çok yanlış işler yapıldığını kaydeden Babacan, şunları dile getirdi: “Şu anda kamu ihaleleri açık yapılmıyor. Belirli 2-3 şirket var, bunlardan ihale için sadece teklif isteniyor. O teklifler de zaten hazırlanmadan önce arka odalarda ya da başka ofislerde nasıl yapılacağı düzenlenmiş oluyor. Artık öyle kamu ihaleleri için yarış falan yok ortada. Büyük projelerde yok böyle bir şey.”

BÜYÜK İNSAFSIZLIK

Gençlerin işsizlik ve özgürlük sorunu olduğunu belirten Babacan, “Liseli gençler yanımıza gelip, ‘Başımıza iş gelir diye sosyal medya kullanmaya korkuyoruz’ diyorlar. Bu memleketi bu duruma düşürmek büyük insafsızlık” değerlendirmesi yaptı.

BEYİNLERİNDEN GEÇEN YÜZDE KAÇI ŞAHSİ MESELE

Yeni Ekonomik Programda Devlet Malzeme Ofisiyle ilgili değişikliğin yer aldığını belirten Babacan, büyük projelerin hepsinin “istisna maddesiyle” yürüdüğünü ifade etti. Babacan, şunları söyledi:

“Normalde açık ihale yapılması lazım. Önceden belirlenmiş üç şirkete ‘teklifi yaz gönder’ deniliyor. Zaten arka odalarda düzenlenmiş durumda. Kamuda ihale, yarışma kalmadı. Yeni Ekonomik Program’ın yapısal reformlar kısmında başka hiçbir dert yokmuş gibi, ‘Devlet Malzeme Ofisi (DMO) uluslararası çapta devletin merkezi satın alma birimi haline getirilecektir’ yazmışlar. Çünkü DMO’nun kanununda diyor ki, ‘yaptığı bütün alımlar ihale yasasından istisnadır’. DMO satın alırken hiçbir şeye tabi değil. Kamu ihale yasasından tamamen istisna. İstedikleri malı, istedikleri fiyattan, istedikleri yerden alacaklar. Bütün devlete dağıtımı oradan yapacaklar. Bunu ikinci önemli reform maddesi olarak yazıyorlar. Bu kadar olmaz. Beyinlerinden geçen işlerin yüzde kaçı memleket meselesi, yüzde kaçı şahsi mesele?”

AKP döneminin hukukçularını veterinerler yetiştiriyor

Okumaya devam et

Popular