Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Krizin başka bir yönü: Parmakları delik deşik çocuklar

Onlar ayda 250-300 kez parmaklarına iğne batırmak zorunda kalan çocuklar. İğnesiz çözüm var ama devlet karşılamıyor, aileler ise ödeyemiyor.

Diyabet hastalarının tedavilerinde kullanılan cihazlar, SGK’nın geri ödeme listesinde yer verilmiyor. Dünyada diyabet açısından üçüncü sırada bulunan Türkiye’de milyonlarca çocuğu etkileyen bu durum ekonomik krizle birlikte içinden çıkılmaz hal aldı. Gün içinde birkaç kez kan örneği alıp şeker durumunu ölçmeleri gereken çocukların parakları delik deşik durumda.

Oldukça acı veren bu işlemin acısız çözümü mevcut. Diyabetli hastalarının acısız ve doğru sonuçlar almak için kullandığı insülin pompası, devlet tarafından karşılanmıyor. Bugüne dek aileler kendileri karşılamaya çalışsa da ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve artan fiyatlar nedeniyle artık aileler bu aparatı karşılayamaz hale geldi. Bu sebeple çocuklar klasik yöntemle parmaklarını iğneyle delerek kan almak durumunda kalıyor.

Çakırözer Eskişehir’de Tip 1 Diyabet hastası çocuklar ve aileleriyle bir araya gelerek sorun ve talepleri dinledi. Hastaların yaşadığı mağduriyetleri Meclis gündemine taşıyan Çakırözer, hastaların tedavi masraflarının devlet tarafından karşılanması çağrısında bulundu.

SORU ÖNERGESİNE KONU OLDU

Tip 1 Diyabet hastaları ve ailelerinin yaşadığı mağduriyetler, CHP Milletvekili Utku Çakırözer tarafından soru önergesi yapıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması talebiyle verdiği soru önergesinde Çıkırözer şöyle dedi:

“Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de çocuklar büyük oranda Tip 1 Diyabet hastalığına yakalanmaktadır. Ülkemizde 11 milyona yakın Tip 1 diyabet hastası olduğu bilinmektedir. Tip 1 Diyabet hastası olan çocukların gün içerisinde sürekli şeker ölçümü yapması gerekmektedir. Çocuklar okulda, parkta, sokakta bu ölçümü yaparken, iğneli bir aparat kullanarak vücuttan ölçümü yapmaktadır. Ayda en az 250-350 kez bu ölçüm yapılmakta çocukların hem parmakları delik deşik olmakta, hem de acı çekmektedirler. Oysa hastaların her gün iğne yapmamalarını sağlayacak insülün pompası bulunmaktadır. Ancak fiyatın yüksek olması nedeniyle ailelerin bunu karşılayamamaktadır. SGK’nın bu fiyatın yarısını karşılaması çoğu diyabet hastasının bu cihazı teminini zorlaştırmaktadır.”

Çakırözer, “SGK’nın diyabet hastalarının şeker ölçüm cihazlarının karşılamamasından kaynaklı diyabet hastaları için hayati önem taşıyan şeker ölçüm çubuklarıyla ilgili ciddi sıkıntılar yaşandığına ilişkin haberler kamuoyunda geniş yer bulmuştur. Hastaların mağduriyetlerinin giderilmesi için tedavi masrafları devlet tarafından karşılanmalıdır” dedi.

HER KUTUDA 40 LİRAYA VARAN FARK

Diyabet hastaları şeker ölçüm çubukları ve insülin iğne uçları üzerinden kutu başına 5 ila 40 TL arası fiyat farkı ödüyor. Türkiye diyabetli insan sayısı açısından, Rusya ve Almanya’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor.

Ekonomik kriz korkusu terörü geçti, halk geçim derdinde

Genel

Anayasa Mahkemesi İletişim Başkanlığının yetkisini tırpanladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı’nın (AA) “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” ile “faaliyet” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

BOLD – CHP’nin yaptığı başvuruyu değerlendiren AYM, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının Anadolu Ajansı üzerindeki bazı yetkilerini anayasaya aykırı bularak oy çokluğu ile iptal etti. AYM üyeleri Rıdvan Güleç ve Recai Akyel ise iptal kararına katılmayarak karşı oy kullandılar.

CHP’NİN İPTAL BAŞVURUSU KABUL GÖRDÜ

Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında değişiklik yapıldı. CHP, AYM’ye başvurarak, kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsattı. CHP başvurusunda, “Harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

2’YE KARŞI 13 OYLA İPTAL

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Anayasa Mahkemesi, 30 Aralık 2020 tarihinde CHP’nin başvurusunu görüşerek iptal yönünde karar aldı. AYM kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan kararname ile İletişim Başkanlığı’nın yetkileri belirlendi. Kararnamenin 14. Maddesinde Anadolu Ajansı başlığı altında şu düzenleme getirildi:

“Bakanlık her yıl kendi bütçesinin Anadolu Ajansı bölümündeki ödeneği aşmamak üzere Anadolu Ajansı ile en çok 5 yıllık sözleşme yapmaya yetkili olup; Anadolu Ajansının faaliyet, bütçe, örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi üzerinde denetime de sahiptir. Bu denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir. Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NIN AA’YI DENETİM YETKİSİ ANAYASAYA AYKIRI BULUNDU

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, düzenlemedeki İletişim Başkanlığı’nın AA’nın “Faaliyet” ile “Örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerinde “Denetim” yapma yetkisini anayasaya aykırı buldu. Kararda “CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir.  Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir” denildi.

“SÖZLEŞME İLE YÖNETİCİ ATAMAK ÖZERKLİĞİ ANLAMSIZ KILAR”

Anayasanın 133. Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır” denildi.

Okumaya devam et

Genel

Ahmet Taşgetiren’den Özlem Zengin analizi: Şimdi güçlüler safındalar, çok kötü yargılıyorlar

Yazar Ahmet Taşgetiren, TBMM’de yaptığı çıplak arama konuşmasıyla tekrar gündeme gelen Özlem Zengin’in şimdi güçlüler safında olduğunu ve insanları çok kötü yargılandığını yazdı.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun onaylanan hapis cezası üzerine yazdığı bugünkü yazısında AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin’i hakkında tespitlerde bulundu. Türkiye’de insan hakları savunucusu olmanın zorluklarına değinen Taşgetiren, “Bir dönem Özlem Zengin olmak zordu, Leyla Şahin olmak zordu. Akın Birdal olmak zordu. Mustafa Yeneroğlu olmak zordur, Ömer Faruk Gergerlioğlu olmak zordur. Özlem Zengin, Leyla Şahin Usta bugün güçlüler safında, yargılayanlar safında. Çok da kötü yargılıyorlar.” dedi.

“BANA GELEN MEKTUPLAR MECLİS’E GELMİYOR OLABİLİR Mİ?”

Cezaevlerinde Cemaat mensubu birçok kadın bulunduğunu ve onlardan mektuplar aldığını belirten Taşgetiren, Özlem Zengin ve Leyla Şahin’in Meclis’te olacaklarsa, mesela insan haklarını araştırmak gibi bir yapının içinde olmalarını daha doğru bulduğunu ifade etti. Cezaevlerine gidip kadınları dinlemelerini ve hak ihlallerine çözüm bulmalarını önerdi.

Taşgetiren, “Acaba nasıl bir hayatları var cezaevinde? Bana veya başka gazetecilere gelen mektuplar Meclis’e gelmiyor olabilir mi? 15 kişinin kalması gereken yerde 30 kişinin kalıyor olmasından mesela Ak Parti grubu haberdar olmamış olabilir mi? Mesela Mustafa Yeneroğlu’nun duyduklarını Özlem Zengin duymamış olabilir mi? Hak ihlalleri ile karşılaşıp karşılaşmadıkları bir yana, sırf bunca kadın nasıl bir tecrübe yaşayarak cezaevine düşmüş oldular, bu merak etmeye değmez mi?” diye yazdı.

“HERKES HAKLI OLARAK CEZAEVİNE DÜŞMÜYOR”

Türkiye’de herkesin haklı olarak cezaevine düşmediğini vurgulayan Taşgetiren şöyle devam etti: “Siyasetin içindesiniz, gidip dinleseniz ya onları, cezaevlerindeler, Türkiye’de herkes haklı olarak cezaevine düşmüyor bir kere, idam hükmü verilenlerin beraat ettikleri çok oluyor, aylarca – bazen yıllarca tutuklu kalıp beraat edenler çok. Bir dinleseniz ya… Belki derdini anlatamayan birisine rastlarsınız, derdine derman olursunuz.”

“NE YAPTI BU ADAM? GİDİP ARAŞTIRSANIZ YA”

Taşgetiren, Gergerlioğlu’nun hapis kararıyla ilgili ise “Bakar mısınız şu işe? Ne yaptı adam? “Çıplak arama var” dedi. İşte onlarca tanıklık çıkıyor ortaya. Gidip araştırsanız ya. Gözaltında tutsanız ya cezaevlerinin girişlerini. Nezarethanelerde gözünüz olsa ya.” ifadelerini kullandı.

AHMET TAŞGETİREN’İN YAZISININ TAMAMI

 

Okumaya devam et

Genel

Özlem Zengin’e “ahlaksız kadın” tepkisi: Erkek taklidi yapan siyasetçi

Çıplak aramayı ifşa eden kadınları “Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” sözleriyle hedef alan AKP’li Özlem Zengin, büyük tepki çekti. CHP’li eski Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, “Erkek taklidi yapan siyasetçi olmak tercih edilmiş!” dedi.

BOLD – AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in çıplak aramanın mağduru olmuş kadınlara yönelik sözleri büyük tepki topladı. Meclis Genel Kurulunda konuşan Zengin, çıplak arama ifşalarının kendisini hedef aldığını ileri sürerek “Bir kadını çıplak arayacaksın, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder. Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” demişti.

“KOLTUĞU KORUMAK ADINA…”

CHP eski Genel Başkan Yardımcısı ve 26. Dönem İzmir Milletvekili Zeynep Altıok Akatlı, “Onurlu ve ahlaklı bir “kadın siyasetçi” bu sözleri söylemez! Bu sözler, RTE’de sıkça zuhur eden cinsiyetçi-eril dilin bir kadın bedeninde yeniden üretilmesinden başka bir şey değildir. Koltuğu korumak adına kadın olmak değil, erkek taklidi yapan siyasetçi olmak tercih edilmiş.!” ifadelerini kullandı.

“AKP KENDİ ‘MAKBUL’ KADININI YARATIYOR”

HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Biz AKP kadınları ayrıştırıyor, kendi “makbul” kadınını yaratmak istiyor derken tamda bunu kast ediyorduk. Özlem Zengin, çıplak arama işkencesine maruz kalmış kadınları; ‘onurlu, iffetli’ olmamakla suçladı. Bu bakışın bütün kadınlara kaybettirdiği çok açık!” açıklamasıyla tepkisini gösterdi.

“KADIN OLARAK BEN UTANDIM”

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca ise, “Yaklaşık 20 yıl sonra ‘Avukatlık yemininde başımı açtığım için kafamı kaldıramadım’ diyen Özlem Zengin TBMM’de, Çıplak aramaya maruz kalan ‘namuslu’ kadın bunu söylemek için 20 yıl beklemez. Kadın milletvekili olarak bu kadın milletvekilinden utandım. O söylemeye utanmadı.” dedi.

“DAHA AŞAĞILIK BİR AÇIKLAMA ZOR DUYARIZ”

Zengin’in konuşmasına TİP Milletvekili Barış Atay da tepki gösterdi. Atay, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Bundan daha utanç verici, aşağılık bir açıklama zor duyarız.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0