Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Erdoğan, Mahşerin Üç Atlısı’ndan Kolin’in üstünü çizdi mi?

Son yıllarda Türkiye'de gerçekleştirilen bütün tartışmalı ihalelerde imzası bulunan Kolin Grup, en büyük proje olan İGA'dan neden ayrıldı? (Fotoğraf: Capital Dergis)

AKP hükümetinden en fazla kamu ihalesi alan beş gruptan biri olan Kolin Grup’un, ani bir kararla en büyük proje olan İstanbul Havalimanı işletmesinden çekilmesi, çeşitli soruları da beraberinde getirdi. Kolin’in bu kararı kendi inisiyatifiyle alamayacağı yorumları yapılırken, kulislerde “Saray, yani Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolin’in üstünü çizdi mi?” sorusu dolaşıyor.

İşte, Türkiye’deki bütün tartışmalarda imzası bulunan Kolin İnşaat’ın baş döndüren yükselişinin hikâyesi…

ANALİZ- Dünya Bankası verilerine göre altyapı yatırımlarında, dünyada en fazla ihale alan ilk 10 şirket arasında Limak Holding, Cengiz Holding, Kolin Grubu, Kalyon Grubu ve MNG Holding de bulunuyor.

Yaklaşık bir ay önce medyaya yansıyan bu haber, son 10 yılda “yandaş” diye nitelendirilen bazı müteahhitlik firmalarının ne kadar büyüdüğünü, bir kez daha gündeme taşımıştı.

KAMU İHALELERİNDE DÜNYA REKORU KIRDI

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinden önce adları fazla bilinmeyen bu şirketler, son 10 yılda milyarlarca dolarlık alt yapı projelerine imza attı ve dünyanın sayılı şirketlerine arasına girdi.

Soldan sağa: Naci Koloğlu (Kolin Grubu), Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, Cemal Kalyoncu (Kalyon İnşaat), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Mehmet Cengiz (Cengiz İnşaat), M. Nazif Günal (Mapa Grubu), Nihat Özdemir (Limak İnşaat).

MAHŞERİN ÜÇ ATLISI!

Bu beş firmadan üçü Cengiz, Kolin ve Limak kamuoyunda “mahşerin üç atlısı” olarak zikrediliyor. Son yıllarda pek çok büyük çaplı işte ortaklık yapmaları, isimlerinin hep birlikte anılmasına yol açtı. Bu üç atlıya proje bazında Kalyon ve Mapa’yı da ekleyebiliriz.

Son zamanlarda üç atlıdan Kolin dev projelerde yolunu diğer yandaşlardan ayırmaya başladı veya ayırmak zorunda kaldı. Bunun en çarpıcı örneği, beş yandaş firmanın yaptığı, tartışmasız en büyük proje denebilecek, İstanbul Havalimanı’nda yaşandı.

KOLİN İGA’DAN NEDEN AYRILDI?

İstanbul Grand Airport (İGA) adı altında, yeni havalimanının işletmesini 25 yıllığına devralan beş ortaktan Kolin, hisselerini Kalyon Grubu’na devrederek tam para kazanma safhasında dev projeden ayrılıverdi!

2018 yılı aralık ayında yapılan genel kurulda, sermayesi 7 milyar 368 milyon TL’ye yükseltilen İGA Havalimanı AŞ, 7 Ekim 2013 günü kuruldu. Şirketin kuruluşunda yer alan 5 ortak da eşit hisseye sahipti.

İhale rekortmeni Mehmet Cengiz (sağdan 2’nci), Erdoğan’a en yakın işadamlarından biri olarak biliniyor.

Şirketin son genel kurulu geçen 20 Aralık 2018 günü yapıldı. Ticaret Sicil gazetesinde 2 Ocak günü yayımlanan genel kurul kararına göre Cengiz İnşaat San. Ve Tic. AŞ, Mapa İnşaat ve Tic. AŞ, Limak İnşaat San. Ve Tic. AŞ, Kolin İnşaat Tur. San. Ve AŞ ve Kalyon Havacılık ve İnşaat AŞ’nin yüzde 20’şer pay sahibi olduğu kaydedilmişti.

Bu ayrılıkla beraber Kalyon Grubu’nun hissesi yüzde 40’a çıktı ve büyük ortak konumuna geçti. Kolin İnşaat AŞ adına yapılan yazılı açıklamada, taraflar arasındaki hisse devrine ilişkin sürecin devam ettiği kaydedilse de artık İGA’nın dört ortaklı olduğunu söyleyebiliriz.

KOLİN: YENİ BİR DEĞERLENDİRMEYE GİTME KARARI ALDIK

Kolin’in açıklamasında, “Türkiye’nin son dönemde ortaya koyduğu önemli mega projelerden biri olan İstanbul Havalimanı’nın sıfır noktasından itibaren ortakları arasında yer alan kuruluşumuz, bu yatırımın, projenin tamamlanma aşamasına gelmesi ve işletmeye açılmasıyla birlikte yeni bir değerlendirmeye gitme kararı almıştır. Kolin İnşaat olarak farklı işlerimizde de ortaklığımızı sürdürdüğümüz İGA’daki ortaklarımızla İGA’daki hisselerimizin devri üzerine görüşmeleri sürdürdüğümüzü bildirmek isteriz.” ifadelerine yer verildi.

Peki, tam işletmenin para kazanma aşamasında Kolin Grubu bu kararı neden aldı? Neden yeni bir değerlendirmeye gitme ihtiyacı hissetti?

BU İLK AYRILIK DEĞİL

Cengiz-Limak-Kolin arasındaki İGA ayrılığı aslında onların ilk ayrılığı değil. Bu üçlüyü kamuoyuna ilk tanıtan, Boğaziçi Elektrik Dağıtım ihalesine ortak olarak girip, ihaleyi kazanmaları olmuştu.

Türkiye’nin en büyük ve en önemli bölgesinde elektrik dağıtım işini alan üçlünün ortak şirketlerinin adı da, holdinglerin baş harflerinden mülhem, CLK Boğaziçi Elektrik olmuştu.

Erdoğan döneminde milyarlarca dolar tutarındaki kamu ihalesi Limak (Nihat Özdemir), Kolin (Naci Koloğlu), Cengiz (Mehmet Cengiz), Kalyon (Cemal Kalyoncu) ve Mapa (M. Nafiz Günal) gruplarına verildi.

Kolin’in “ekipten” ilk ayrılığı CLK’da yaşanmıştı. Kolin, 2016 yılı ekim ayında CLK’daki hisselerini devrederek, şirketi Cengiz ve Limak’a bırakmıştı. O dönem bu ayrılık hakkında, Hürriyet yazarı Vahap Munyar’a açıklama yapan Limak Holding’in patronu Nihat Özdemir, ekipten ayrılacak şirketin kura ile belirlendiği gibi tuhaf bir açıklama yapmıştı.

Özdemir, “Kolin ve Cengiz ile üçüncü havalimanı ve Ankara Garı’nda ortaklığımız sürüyor.” diye de eklemişti.

Vahap Munyar yazısını, “Bakalım bu, “iyi ayrılık” ortaklara zamanla nasıl yansıyacak?” diye bitirmişti.

İşte şimdi o yansımayı yaşıyoruz. Bugüne kadar aldığı bütün mega proje ihalelerinde, sarayın dizayn ettiği oyun alanında kalmaya özen gösteren ve bunun karşılığını da fazlasıyla alan Kolin İnşaat’ın, kendi inisiyatifiyle İGA’dan çekildiğine kimse ihtimal vermiyor.

Şimdi soru şu, Kolin Saray’dan çizik mi yedi? Sorunun cevabı için BOTAŞ’ın Kolin’e kestiği 50 milyon TL faturanın tarihi ile Kolin’in İstanbul Havalimanı’ndan ayrılış tarihine bakmak yeterli.

Kolin İnşaat, termik santral için Soma Yırca’da 6 bin zeytin ağacını iş makineleriyle vahşice yok etmişti.

SOMA’DA ZEYTİN AĞAÇLARINI KESTİREN GRUP

Kolin Grup’a biraz daha yakından bakacak olursak, farklı alanlarda yatırımlar yapmış, asıl odağını ise kamunun taahhüt projeleri oluşturmuş bir firma profili ortaya çıkıyor. Enerji de grubun gözde yatırım alanlarından.

Kolin Şirketler Grubu’nun “Amiral Gemisi” olan ve grubun bu günlere gelmesinde en önemli rolü üstlenen Kolin İnşaat’ın temelleri, Koloğlu Ailesi’nin mühendis fertleri tarafından 1977 yılında Elazığ’da atıldı.

Grubun yönetim kurulu başkanlığını Naci Koloğlu yapıyor. Celal Koloğlu ve Veysi Akın Koloğlu ise yönetim kurulu üyeleri. Kemal Koloğlu ise genel koordinatörlük görevini yürütüyor.

Kolin Grubu’nun kamuoyunda adının ilk duyulduğu olaylardan biri, Manisa’nın Soma ilçesi Yırca köyünde, termik santral kurmak için 6 bin zeytin ağacının iş makineleriyle kesmesi olmuştu.

Kolin, o olayda bölge halkıyla karşı karşıya gelmiş, halkın direnişi ile santral projesi askıya alınmıştı. Daha sonra yeri değiştirilen termik santral halen bitme aşamasında ve grubun en önem verdiği yatırımları arasında yer alıyor. Projenin yatırım tutarı 1,1 milyar dolar.

BÜTÜN TARTIŞMALI PROJELERDE VAR

Medyada görünmemeye özen gösteren Kolin Yönetim Kurulu Başkanı Naci Koloğlu, ilk ve tek söyleşisini aralık 2017’de Capital dergisine vermişti. Koloğlu, daha bir yıl önceki söyleşide yeni havaalanı İGA projesini övmüş, ortaklardan biri sıfatıyla projenin altyapı işlerini kontrol ettiğini açıklamıştı. Bu açıklamadan sadece 1 yıl sonra Kolin o projeden çekildi.

Kolin’in yer aldığı ve kamuoyunda tepkilere ve protestolara sebep olan projeler İGA ve Soma Termik Santrali’nden ibaret değil elbette. Sürekli fahiş geçiş ücretleriyle gündeme gelen Osmangazi Köprüsü’nün bağlantı yolu olan, Kuzey Marmara Otoyolu da Kolin’in ortağı olduğu mega projelerden.

Madencilik alanında da önemli işlere imza atan Kolin, Hekimhan Maden Sahası’nı da, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’ndan aldı. Kolin o bölgede, “Hekimhan Madencilik Siderit Kalsinasyon” tesisi kuruyor.

Naci Koloğlu’nun verdiği bilgilere Kolin Grup, sadece son beş yıldaki projelerden 770 milyon dolar ciro yapmış. Bunun içinde İGA ve Soma yok. Bu iki projeyle grubun cirosu 2 milyar dolara çıkıyor.

Naci Koloğlu mülakatında 5 yıl sonrası için 3 milyar dolar ciro hedefi koymuş. Şimdi İGA’nın devreden çıkmasıyla nasıl bir sonuç ortaya çıkacağı ise bilinmiyor.

Ankara’daki hızlı tren kazasının altından da Kolin çıkmıştı.

HIZLI TREN KAZASININ MEYDANA GELDİĞİ HATTI CLK ÜÇLÜSÜ İNŞA ETTİ

Kolin’in yine önemli yatırımlarından biri de Ankara Hızlı Tren Garı inşası ve işletmesi. Bu projeyi, yine ayrılmaz üçlü Cengiz-Limak-Kolin (CLK) aldı ve 19 yıl 7 aylık bir işletme hakkı kazandı. Ankara Hızlı Tren Garı projesi aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) ilk yap–işlet–devret projesiydi.

Bilindiği gibi bu hat, hizmete açıldıktan kısa süre sonra bir tren kazasıyla gündeme geldi. 13 Aralık 2018’deki kazada 9 kişi ölmüş, 92 kişi yaralanmıştı. Kazadan sonra hatta sinyalizasyon bulunmadığı ortaya çıkmıştı.

Kolin inşaatın internet sitesinde projeye dair verilen bilgiler arasında “sinyalizasyon işlerini de kapsamaktadır” bilgisi yer alıyor. Sinyalizasyon sistemi tamamlanmadan sefere başlayan Başkentray’ın 12 Nisan 2018’de açılışında, dönemin Başbakanı Binali Yıldırım “Ulaştırma Bakanı başta olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyorum. Yüklenici firma Kolin İnşaat’a da teşekkür ediyorum. Mucize sürede bitirdiler.” demişti.

ATV–SABAH İHALESİNDE DE KOLİN VARDI

Kolin Grubu’nun “tartışmalı” ihaleleri arasında elbette ilk ve en çarpıcı olanı Sabah – Atv’nin bünyesinde bulunduğu, Turkuvaz Medya Grup’un satın alınma süreciydi. Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla grubu Ahmet Çalık’tan almak için para toplayan iş adamlarından.

Mahşerin üç atlısından Mehmet Cengiz’in medya grubunu almak için topladığı 630 milyon dolar paraya, Celal Koloğlu’nun, Nihat Özdemir’le beraber 100 milyon dolar katkı yaptığı daha sonra sosyal medyaya düşen sen kayıtlarında yansımıştı. Grubu almak için Zirve AŞ’yi kuran isimse Kalyon Grubu’nun sahibi Cemal Kalyoncu’ydu.

CLK’NIN ORTAK OLDUĞU PROJELER

Mahşerin üç atlısı Cengiz-Limak-Kolin’in ortak olduğu projeler

  • Bedaş-İstanbul Avrupa Yakası Boğaziçi Dağıtım Şirketi özelleştirmesi, (Kolin bu projeden ayrıldı)
  • Akdeniz Elektrik dağıtımı özelleştirmesi
  • Bursa Uludağ Elektrik dağıtımı özelleştirmesi
  • Sivas-Tokat-Yozgat (Çamlıbel) elektrik dağıtımı özelleştirmesi
  • Yusufeli Barajı
  • Ankara Hızlı Tren Garı Projesi
  • İGA İstanbul Grand Airport İşletmesi (Kolin bu projeden ayrıldı)

Kazanın olduğu sinyalizasyonsuz yolun müteahhidi Sabah’ın patronu

BOLD ÖZEL

Vefatının 28. yıl dönümünde Turgut Özal kimdir?

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatının üzerinden 28. yıl geçti. Cumhurbaşkanlığı görevi devam ederken vefat eden Turgut Özal’ın hayatı, kariyeri, ölümü üzerindeki şaibeler, 19 yıl sonra açılan mezarından çürümemiş cesedinin çıkmasına dair bilgiler…

BOLD – Turgut Özal, vefatının 28. yıldönümünde sevenleri tarafından anılıyor. Ölümünün üzerindeki sis bulutları halen duran Turgut Özal’ın hayatı ve kariyerine dair önemli satır başları…

MEMUR BABASI NEDENİYLE SIK SIK İL DEĞİŞTİRDİLER

13 Ekim 1927 tarihinde Malatya’da dünyaya geldi. Banka memuru babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştirdi. Mersin’in Silifke ilçesinde kaza sonucu eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlanması sonucu kollarından biri diğerine göre daha kısa kaldı. 4 yaşındayken ailesiyle birlikte Bilecik’in Söğüt ilçesine taşındı ve ilköğrenim hayatına burada başladı.Ortaokulu Mardin’de bitirdi. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam etti. Lise eğitimini Kayseri Lisesi’nde tamamladı.

İTÜ ELEKTRİK MÜHENDİSLİĞİ MEZUNU

İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’nde Elektrik Mühendisliği bölümünü burslu olarak okudu ve 1950 yılında mezun oldu. Mühendislik yapmaya başladı ve kısa bir süre sonra ailesinin isteğiyle 1952 yılında evlendiği Ayhan İnal ile aynı yıl boşandı. Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü’nde (EİEİ) sekreter olarak görev yapan Semra Yeğinmen ile nikah masasına oturdu. Evlendikten sonra ABD’de Teksas Teknoloji Üniversitesi’ne ihtisas yapmaya giderek burada ekonomi branşında eğitim aldı. Yine bu evliliğinden sonra Ahmet, Zeynep ve Efe adında 3 çocuk sahibi oldu.

DPT’NİN KURULUŞUNDA YER ALDI

Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye’de elektrifikasyon üzerine projelerde çalıştı. 1958 yılında Planlama Komisyonu’nda sekretarya görevini yaptıktan sonra 1959 yılında Ankara Ordonat Okulu’nda yedek subay oldu. Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) kuruluşunda yer aldı. 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel’in danışmanı olarak görev yaptı. 1967 yılında DPT Müsteşarı oldu. 1971-1973 yılları arasında Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde danışman olarak çalıştı. Yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalıştı.

MSP’DEN ADAY OLDU ANCAK SEÇİLEMEDİ

1977 genel seçimlerin,de Milli Selamet Partisi’nden İzmir milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi. 43. hükumet döneminde Başbakanlık Müsteşarlığı ile DPT Müsteşar Vekilliği görevlerine getirildi. 24 Ocak Kararları’nı hazırladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, bu politikaları devam ettirmek amacıyla Bülend Ulusu Hükumeti’nde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa etti. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hem DPT Müsteşarlığı hem de Başbakanlık Müsteşarlığı yapmış tek Başbakanı ve Cumhurbaşkanıdır.

DARBE SONRASI ANAP’I KURDU

20 Mayıs 1983 tarihinde Anavatan Partisi’ni kurdu. 1983 Türkiye genel seçimlerinde tarihindeki seçimlerde 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 milletvekili çıkararak tek başına iktidar ve 45. hükumetin Başbakanı oldu. 1984 yerel seçimlerinden de başarıyla çıktı. 13 Nisan 1985 tarihinde yapılan ilk kongrede tekrar genel başkanlığa seçildi. 1987 yılında yapılan genel seçimlerde de 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağladı ve 46. hükumetin Başbakanı oldu. İktidarda bulunduğu 1983-1991 döneminde Türkiye ekonomisi ortalama yıllık yüzde 5,2 oranında büyüdü. Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nu değiştirerek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığını kurdu.

TÜRK EKONOMİSİNİ REKABETE AÇTI

Ekonomide serbest piyasa düzenini esas alan yapısal değişim programı Turgut Özal hükumeti döneminde uygulamaya kondu. 1983-1987 yılları arasındaki Başbakanlığı dönemini de içine alan, Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 1980 yılında 1.539 dolar iken 1987 yılında 1.636 dolara yükseldi. Türkiye’yi ithal ikamesi modelinden ihracat önderliğinde büyüme modeline dönüştürmeyi başarmış ve Türk ekonomisi rekabete açılmıştır. Döneminde pek çok Anadolu il ve ilçesinde organize sanayi bölgesi kurulmuş, Anadolu üretim yapıp doğrudan ihracata yönelmiştir.

PARTİ KONGRESİNDE SUİKASTA UĞRADI

18 Haziran 1988 Cumartesi günü Ankara Atatürk Spor Salonu’nda Anavatan Partisinin 2. Olağan Kongresi’nin düzenlendiği sırada Kartal Demirağ isimli saldırgan tarafından düzenlenen suikasttan yaralı olarak kurtuldu. Foto muhabirleri ve televizyon kameraları için hazırlanmış olan platformun önünden ve Özal’a 12 metre öteden iki el ateş eden Demirağ, Turgut Özal’ı sağ elinden yaraladı. Saldırı sonrası etrafa rastgele ateş açan korumalar ise 18 kişinin yaralanmasına sebep oldu. Yaralananlar arasında Bakan İmren Aykut da vardır. Önce ölüm cezasına çarptırılan, ardından cezası 20 yıla indirilen Kartal Demirağ’ı Özal Cumhurbaşkanlığı döneminde affetti.

3. TURDA CUMHURBAŞKANI SEÇİLDİ

1989’daki Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday oldu. Sosyal Demokrat Halkçı Parti ve Doğru Yol Partisi meclise girmeyerek seçimi boykot etti. İlk turda Turgut Özal 247, ANAP Burdur Milletvekili Fethi Çelikbaş 18 oy aldı. 17 oy boş çıkarken 3 oy geçersiz sayıldı. İkinci turunda 284 milletvekilinin katıldığı oylamada adaylardan Başbakan Turgut Özal 256 oy alırken, Çelikbaş 17 oy aldı. 2 oy geçersiz sayılırken 9 oy boş çıktı. 31 Ekim 1989 tarihinde yine muhalefetin katılmadığı 3. tur oylamasında Turgut Özal 263 oy alarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı oldu. 9 Kasım 1989 tarihinde resmi olarak görevine başladı.

SİVİL YÖNETİMİ SAVUNDU

Turgut Özal her zaman sivil yönetimi savundu, genellikle de resmi kıyafetler yerine sivil kıyafetler giymesiyle dikkat çekti. Kamu kurum ve kuruluşlarını resmi kıyafetiyle ziyaret eden diğer Cumhurbaşkanlarından farklı olarak çoğu defa kravatsız, keten pantolon, keten ayakkabı ve tişörtle resmi programlara katıldı. Askeri birlikleri şortla denetlemesi medya tarafından şiddetle eleştirildi. Özal diğer Cumhurbaşkanları gibi konuklarını köşkte ağırlamak yerine, Marmaris Okluk koyundaki resmi yazlıkta ağırladı. Ölümünde sivil Cumhurbaşkanı, demokrat Cumhurbaşkanı, dindar Cumhurbaşkanı pankartlarıyla da bu tutumu desteklendi.

1. KÖRFEZ SAVAŞI’NDA YER ALMAK İSTEDİ

Cumhurbaşkanlığı döneminde meydana gelen 1. Körfez Savaşı’nda aktif rol aldı. Petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutan Saddam Hüseyin’in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam’ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savundu. Saddam’ın uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi açıdan son derece istekliydi. Bu nedenle ABD’ye bu konuda açık destek verdi. Harekata Türk ordusunun da katılıp, Misak-ı Milli sınırları içinde olan Musul ve Kerkük’e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile Genelkurmay Başkanlığı görevinden emekliye ayrıldı.

GÖREVİ BAŞINDA VEFAT ETTİ

Turgut Özal, 17 Nisan 1993 tarihinde 5 ülkeyi kapsayan 12 günlük Türkistan gezisinden sonra Çankaya Köşkü’nde sabah sporu yaparken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Cenazesine Türkiye’nin dört bir yanından yüz binlerce kişi akın etti. Tören televizyonlardan canlı yayınlandı, ülkede 3 günlük yas ilan edildi. “Öldükten sonra beni İstanbul’a defnedin, kıyamete kadar Fatih Sultan Mehmet’in manevi ruhaniyeti altında bulunmak istiyorum” şeklindeki vasiyetine uyularak kendisi tarafından yaptırılan eski Başbakan Adnan Menderes’in anıt mezarının bulunduğu Topkapı’da, Vatan Caddesi üzerinde kendisi adına hazırlanan anıt mezara defnedildi.

SUİKASTA UĞRADIĞI İDDİASIYLA MEZARI AÇILDI

Bir suikasta kurban gitmiş olabileceği de yıllardır tartışıldı. Turgut Özal’ın limonatasına katılan arsenikle zehirlendiği iddiasını ortaya atan eşi Semra Özal, delil olarak da saç örneğini ABD’de tahlil ettirdiğini söyledi. 2 Ekim 2012 tarihinde Turgut Özal’ın 19 yıl aradan sonra kabri açıldı, cesedinin çürümemiş olduğu görülürken, ölümünün bir suikast olup olmadığının belirlenmesi için yapılan otopsi sonucunda Adli Tıp Kurumu araştırmalar ve bulgular sonucu zehir bulunduğunu ancak Özal’ın zehirden mi yoksa başka sebepten mi öldüğünü tespit edemediklerini açıkladı.

 

Cezaevinde kanser olan KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir hayatını kaybetti

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde kanser olan KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir hayatını kaybetti

Kalkınma Bakanlığı’ndan ihraç edildikten sonra tutuklanan ve hapiste akciğer kansere yakalanan KHK’lı endüstri mühendis Abdülazim Özdemir dün gece öldü. Özdemir, 4. evre olana kadar tahliye edilmemişti.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Cezaevinde akciğer kanserine yakalanan ve 4. evre olana kadar tahliye edilmeyen KHK’lı mühendis Abdülazim Özdemir 50 yaşında hayatını kaybetti. Özdemir’e geç teşhis konulduğunu ve tedavisinin geciktirildiğini tutuklu eşi Emir Özdemir ortaya çıkarmıştı. Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevinden HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazan Emir Özdemir, “Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı?” diye sormuştu.

ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu olan Abdülazim Özdemir, Kalkınma Bakanlığında mühendis olarak görev yaparken Eylül 2016’da çıkarılan 672 sayılı KHK ile ihraç edildi. Daha sonra Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanıp Ankara Sincan Cezaevine gönderildi. 14 ay tutuklu kalan Özdemir, çıkarıldığı son mahkemede 6 yıl 3 ay ceza verilip tahliye edildi. Dosyası 1,5 yıl Yargıtay’da bekleyen Özdemir, cezası onaylanınca Mart 2019’da tekrar tutuklanıp Bandırma 1 No’lu T Tipi Cezaevine konuldu.

“CEZAEVİNE SAPASAĞLAM GİRDİ”

İkinci kez hapse giren Abdülazim Özdemir’e 10 ay sonra Ocak 2020’de 4. evre karaciğer kanseri teşhisi konuldu. Ancak hastalığının teşhisi ve tedavisinde geç kalınmıştı.  Yaklaşık iki yıldır Kırıkkale Keskin T Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Abdülazim Özdemir’in eşi Emir Özdemir, 7 Ocak 2020’de HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak eşinin uğradığı hak ihlallerini şöyle anlatmıştı:

“Eşim cezaevine girdiğinde sapasağlamdı. Sonra rahatsızlandı. Böbrek taşı teşhisi kondu. İyileşmedi. Sararıp vücudu kabarınca acilen doktora götürüldü. Meğer böbrek taşı yokmuş. Rahatsızlığı sarılıkmış. Hemen ameliyat olması gerekti. Ama ameliyat olacağı alet bozulduğu için geri cezaevine getirildi. Doktor Bursa veya İzmir’e sevkini  söylemiş. Ama araya Kurban Bayramı girdi, ihmal edildi. Eşim idareyle görüştü ancak unutuldu. Sevk edilmedi. Ameliyat edilmedi. Elden ayaktan düştü. Hiçbir şey yeyip içemedi (çay bile içemedi). İhtiyaçlarını arkadaşları karşıladı. Sonunda acilen ağustos ayında ameliyat olmak zorunda kaldı. Meğer alet birkaç günde yapılmış. Daha önce de ameliyat olabilirmiş. Ameliyatta parça alındı ve Ankara’ya patolojiye gönderildi. Bu arada aşırı kilo kaybetti. Çünkü bu süreç 2-3 ay sürdü. Ameliyattan sonra toparladı. Kilo almaya başladı. Aralık ayında patoloji sonucu geldi. Tekrar ameliyat olabilirim dedi. İyi huylu mu kötü huylu mu bakılacak. Bir sürü tahlilden sonra 6 Ocak 2020’de maalesef karaciğer kanseri olduğunu ve 4. evrede bulunduğunu öğrendim. Yıkıldım. Defalarca doktora gitmesine rağmen 4. evredeki bir hastalık acaba nasıl anlaşılmadı? Acaba geç yapılan sarılık ameliyatı kansere mi sebep oldu? İhmaller var mı? Kafamda bir sürü soru.”

EŞİ CEZAEVİNDE KORONA OLDU, CENAZEYE KATILAMAYACAK

Milletvekilliği düşürülmeden önce olayın peşine düşen Ömer Faruk Gergerlioğlu, Abdülazim Özdemir’in sağlık durumunu ve yaşadığı hak ihlallerini Meclis’te geçen yıl defalarca gündeme getirdi. Sosyal medya baskısı nedeniyle Şubat 2020’de tahliye edilen Özdemir bir yıldır Ankara’da tedavi görüyordu.

6, 10 ve 16 yaşında 3 kızı olan Abdülazim Özdemir’in eşi, 20 yıllık matematik öğretmeni Emir Özdemir de Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Yaklaşık iki yıldır tutuklu olan Emir Özdemir, geçen hafta koğuşta koronavirüs kaptı. Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre sağlık durumu düzelene kadar Emir Özdemir’e eşinin vefat ettiği söylenmeyecek. Dolayısıyla cenazeye de katılamayacak. Daha önce birçok mahpus, pandemi nedeniyle vefat eden yakınlarının cenazelerine savcılık izin vermediği için gidememişti.

Abdülazim Özdemir cenazesi bugün Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi.

Abdülazim Özdemir’in son hali.

KHK’lı mühendis cezaevinde kanser oldu: 4. evrede olmasına rağmen tahliye yok!

4. evre kanserli tutuklu yoğun bakıma kaldırıldı, hala tahliye edilmedi

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

En fazla aşı en çok vaka: Koronavirüs aşısı korumuyor mu?

Etkinlik oranı tartışma konusu olan Çin aşısını kullanan Türkiye’de vaka sayılarının aşılamaya paralel olarak artması dikkat çekti. Aşının en fazla yapıldığı şehirlerin aynı zamanda en çok hastanın görüldüğü iller olması “Aşı işe yaramıyor mu?” sorusunu gündeme getirdi.

BOLD ÖZEL – Kovid-19 salgınına karşı Türkiye’de ilk etapta 11 milyon Çinli Sinovac şirketinin ürettiği Coronavac aşısı yapıldı. İki haftadır ise Almanya’dan alınan 1 milyon 400 bin doz Pfizer Biontech aşısı uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı’nın Kovid-19 aşılama haritasıyla 100 bin kişide görülen vaka haritası ise ilginç ayrıntılar içeriyor. Aşının en fazla yapıldığı şehirlerin, rekor korona vaka sayısıyla zirvede bulunması dikkat çekiyor. En fazla aşının yapıldığı bu iller yüksek riskli şehirler arasında yer alıyor.

İSTANBUL VE SAMSUN ÖRNEĞİ

Risk haritasında kırmızıya boyanan bütün şehirler aşılamanın en fazla görüldüğü iller olarak ön plana çıkıyor. 3 milyon 161 bin 630 aşının yapıldığı İstanbul’da vaka sayısının düşmesi beklenirken tam tersi bir durum yaşanıyor. Mega kentte 100 bin kişide 804,97 Kovid-19 hastası bulunuyor. 406 bin 149 doz aşıyla nüfusa göre en fazla aşılamanın yapıldığı Samsun’da da 100 bin kişide 645,17 kişi virüsü taşıyor.

EN AZ AŞI EN AZ VAKA

En az aşı yapılan şehirler ise vaka sayıları en az olan iller kategorisinde yer alıyor. 16 bin 288 aşının yapıldığı Hakkari’de 100 binde 46 kişide korona hastası görülüyor. 28 bin 295 kişinin aşılandığı Şırnak’ta da durum aynısı. Şırnak’ta 100 bin kişide 32,17 kişide virüs bulunuyor.

Aşı ile vaka ilişkisi arasındaki doğru orantıyı bozan tek şehir ise Kilis. 25 bin 152 aşının yapıldığı Suriye sınırındaki şehirde 100 bin kişide 508 kişide Kovid-19 hastalığı bulunuyor.

AŞILAMA SAYISI 20 MİLYONA DAYANDI

17 Nisan 2021 tarihi itibariyle Türkiye’de toplam 19 milyon 935 bin 543 aşı yapıldı. 12 milyon 150 bin 134 kişiye birinci doz aşı vurulurken, 7 milyon 785 bin 409 kişiye ise iki doz aşı yapıldı.

Muhtarlar, icra takiplerine yetişmek için eleman alıyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0