Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Evren Civelek’e 25 yıl 6 ay hapis cezası

Tutuklu Evren Civelek, iki kızını trafik kazasında kaybetti. Aynı kazada yaralanan eşi ise halen tedavi görüyor.

İki küçük çocuğu, annesi ve kayın pederini cezaevi ziyareti dönüşü kaybeden tutuklu öğretmen Evren Civelek’e 25 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Ceza üst sınırdan verilirken, yarı oranda da artırıldı.

CEVHERİ GÜVEN
BOLD/ÖZEL

Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Evren Civelek’i “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “silahlı terör örgütü yöneticiliği” suçlarından ayrı ayrı cezalandırdı. Mahkeme iki cezayı da yarı oranında artırdı.

Mahkeme Civelek’i toplamda 25 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı ve tutukluluk halinin de devamına karar verdi.

Evren Civelek (solda) 2 kızının ve kayın pederinin cenazesini defnetmek için Düzce’ye getirilmişti.

Evren Civelek kızlarını defnettikten sonra

Evren Civelek, ailesinin cezaevi ziyareti sonrası dönüş yolunda yaptıkları kazayla gündeme geldi.

7 Aralık 2018 Cuma günü, eşi Hatice Civelek, kızları Naime (8) ve Betül (3), annesi Havva Civelek ile kayın pederi Emin Balıkçı, Kırıkkale Keskin Cezaevi’ne giderek Evren Civelek’i açık görüşte ziyaret etti.

Evren Civelek, Düzce’ye dönüş yolunda kaza yapan arabada iki çocuğunu, annesini ve kayın pederini kaybetti. Eşi Hatice Civelek ise ağır yaralandı.

Kazanın ardından Civelek’e Düzce’de çocuklarının, Rize’de annesinin cenazesine katılması ve Ankara’daki eşini hastanede ziyaret etmesi için toplam iki gün izin verildi.

Evren Civelek iki kızını defnettikten sonra Ankara’da eşini ziyaret etti ve ardından Rize’ye annesinin cenazesine gitti.

Kazanın ardından Civelek için yapılan tutuksuz yargılama talebi reddedildi. Psikoloğun “intihar edebilir” raporuna rağmen reddedilen tahliye talebine yapılan itiraz da reddedildi.

28 Ocak’ta Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ise 2017 yılı haziran ayından beri tutuklu olan Civelek hakkında karar çıktı ve 25 yıl 6 ay hapis cezası açıklandı.

TEK SUÇTAN CEZA VERİLMELİYDİ

Evren Civelek, 2017 yılı haziran ayından bu yana tutuklu yargılanıyordu. Civelek’e verilen cezanın benzer yargılamalara göre çok yüksek olduğu ifade ediliyor.

Yaşadığı büyük insani drama rağmen Evren Civelek’in serbest bırakılmaması, cezanın en üst sınırdan verilmesi ve yarı oranda artırılması 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası açılan davalar arasında en dikkat çekici davalardan biri olarak kayda geçti.

Benzer yargılamalarda cezalar üyelikten ya da yöneticilikten veriliyordu. Ancak Ankara 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi ayrı ayrı ceza verdi.

Evren Civelek kayın pederi ile iki kızının cenaze namazını jandarma eşliğinde eda etmişti.

20’Lİ YAŞLARDAKİ FİİLLERİ SUÇ OLARAK KARŞISINA ÇIKARILDI

Mahkemenin Civelek’i cezalandırmasına sebep olan suçlamalar 13 yıl önce Ankara’nın Beypazarı ilçesinde ikamet ettiği döneme ait. Civelek’in burada Hizmet Hareketi’ne bağlı bir öğrenci yurdunda idarecilik yaptığı ve Beypazarı sorumlusu olduğu iddia ediliyor.

Ancak suçlamalar 12 yıl öncesine Civelek’in 20’lerinin ortasında olduğu döneme ait.

Evren Civelek, 15 Temmuz’dan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na ücretli öğretmenlik için başvurmuş, güvenlik soruşturmasından geçerek öğretmenliğe başlamıştı.

Tutuklandığı dönemde ücretli öğretmen olarak görev yapmaktaydı.

Hatice-Evren Civelek çifti kazada kaybettikleri kızlarının doğum gününde.

EŞİ KHK MAĞDURU

Evren Civelek’in halen tedavisi devam eden eşi Hatice Civelek ise Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağduru bir sınıf öğretmeni.

1 Eylül 2016 tarihli 672 sayılı KHK ile ihraç edilen 28 bin 163 öğretmen arasında yeralan Hatice Civelek, geçirdiği trafik kazası sonrası halen tedavi görüyor.

Bel, kaburga ve ayaklarında kırıklar oluşan Hatice Civelek’in ancak birkaç adım yürüyebildiği belirtiliyor.

Türkçe öğretmenliği mezunu olan Evren Civelek ise ayrıca İlahiyat Fakültesi’ni de bitiren çift dal sahibi bir öğretmen.

BYLOCK KULLANICISI DEĞİL

Cemaat soruşturmalarında tutuklama delili olarak kabul edilen Bylock kullanıcı listesinde yer almayan Evren Civelek’in hakkındaki suçlama, sigorta kayıtları ve Beypazarı yılları hakkında verilen ifadeler.

Adalet Bakanlığı’nın ped işkencesi yaygınlaşıyor

BOLD ÖZEL

Üç kalp operasyonu geçiren KHK’lı öğretmen cezaevinde virüs kaptı

Dokuz ay önce üç kalp operasyonu geçiren ve tekrar cezaevine gönderilen KHK’lı tarih öğretmeni Kadir Çeç’în korona testi pozitif çıktı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Bir hasta tutuklu daha cezaevinde koronavirüse yakalandı. 25 aydır Uşak Cezaevinde tutuklu olan 53 yaşındaki Kadir Çeç’in test sonucu bu akşam saat 21.00’de e-Nabız’a düştü. Kadir Çeç’in oğlu Hasan Çeç, babasının durumunu sosyal medya hesabından paylaşarak yetkililere çağrıda bulundu.

“BABAMI TABUT ÜZERİNDE KARŞILAMAK İSTEMİYORUM”

Babasının 03 Şubat 2020’de 3 damarına by-pass yapıldığını, kalp kapakçığının değiştirildiğini ve anjiyo olduğunu söyleyen Hasan Çeç, “O günden bu yana gerekli dilekçeleri sunmamıza rağmen hiçbir yol kat edemedik. Bugün tutuklu bulunduğu cezaevinde korona teşhisi koyulduğunu öğrendik.” dedi. Kalp sıkıntısının yanında babasının bronşiti de olduğunu belirten oğul Çeç şöyle devam etti:

“Babam, mevcut risk grubu içerisinde yer alıyor. Bu virüsü cezaevinde koşullarında, tutukluluk psikolojisiyle aşması mümkün değil. Adli tutukluların kovid tedbirleri kapsamında tahliye edilmesine karşın babam bu haktan mahrum bırakılarak kovid pozitif olmasına sebep olundu. Mevcut sağlık durumu ve hayati riski göz önünde bulundurularak tahliye edilmesini talep ediyorum. Babamı bu riskten kurtarmam için yardımınıza ihtiyacım var. Cezaevleri mezar olmasın, sapasağlam bıraktığım babamı tabut üzerinde karşılamak istemiyorum.”

 

 

 

26 YILLIK TARİH ÖĞRETMENİ

Cemaat soruşturmaları kapsamında 19 Eylül 2018’de tutuklanan Kadir Çeç 25 aydır Uşak Cezaevinde tutuklu olan Kadir Çeçe, sendika üyeliği, Bylock, Kimse Yok mu derneğine yardım ve oğlunun okuduğu Üftade Koleji’ne okula para yatırdığı için örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da.

26 yıl hem tarih öğretmenliği hem de idarecilik yapan Kadir Çeç, 27 Ocak 2020’de avluda bayılınca hastaneye kaldırıldı. 15 gün içinde tıkalı olan 3 damarı açıldı (by-pass), kalp kapakçığı değiştirildi ve anjiyo oldu. Çeç, üst üste geçirdiği bu operasyonlardan sonra tekrar cezaevine gönderildi. Dokuz aydır cezaevi ortamında yaşamaya çalışan kalp ameliyatlı hasta tutuklunun koronavirüs testi pozitif çıktı.

AMELİYATLI HASTAYA KELEPÇE

Kadir Çeç’in eşi Ayşe Çeç eşinin ameliyattan sonra hastanede geçirdiği 15 günü Bold Medya’ya anlatmıştı:

“Doktor uğraştı, hastamın yoğun bakıma yakın bir yerde olmasını istiyorum dedi. Ondan sonra mahkum odasına değil de yoğun bakımın yanındaki bir odaya aldılar. Üç damarı tıkalı olduğunu söylediler. Kapakçık çok berbat durumdaymış. Kireçleşmiş taşlaşmış, onları temizlemişler. Yıpranmış. Yattıktan sonra, kalkamayabilirdi, dediler. Oysa hiçbir şikayeti yoktu. Belirtisi de yoktu. Nefesi tıkanmazdı. İki ay önce avluda düşüp bayılmış. Cezaevi doktoru zayıflıktan olduğunu söyleyip dahiliyeye sevk ediyor. Bir ay sonra dahiliyeden randevu alınabiliyor ancak. Dahiliye gidince kendisi kalp damar bölümüne de görünmek istediğini söylüyor ve o şekilde ortaya çıkıyor. Başında 2 asker, 1 komutan, bir gardiyan vardı, tuvalete bile onlarla beraber gitmek zorunda kaldı. Ameliyattan sonra ilk iki gün değil ama diğer dört gün yatağa kelepçelediler. O kelepçe onu çok rahatsız etti. Kolu halka halka morarmıştı. Geceleri rahatsız olmuş.”

Kadir Çeç’in oğlu Hasan Çeç tıp fakültesi öğrencisi.

Üç operasyon geçiren hasta tutuklu cezaevine gönderildi

Cezaevinde durumu ağırlaşan KHK’lı öğretmen, hastaneye kaldırıldı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“3 yaşındaki kızım benimle konuşmuyor, görüşüme gelmiyor”

Anne ve babası hapiste olan çocukların sayısı artıyor. Manisa’da tutuklu Arzu Alkış’ın eşi de aynı cezaevinde. Psikolojisi bozulan 3 yaşındaki kızları ise artık görüşlere gitmek istemiyor.

BOLD – Anne-babası tutuklu olan bir çocuk daha olduğu ortaya çıktı. Manisa E Tipi Cezaevinde tutuklu olan Arzu Alkış, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak 3 yaşındaki kızının psikolojisinin bozulduğunu ve zor günler geçirdiğini söyledi. Arzu Alkış, eşinin de Manisa T Tipi Cezaevinde bulunduğunu belirterek mağdur bir anne olarak adalet istedi, sesinin duyurulmasını rica etti.

“ÇOCUĞUMA HASRET YAŞIYORUM”

16 Kasım 2020’de İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar hakim karşısına çıkacak olan Alkış, duygularını şöyle paylaştı:

“3 yaşındaki kızımın psikolojisi iyi değil. Psikoloğa götürülmesini tavsiye ettiler. Benimle konuşmak istemiyor. Kapalı görüşüme gelmek istemiyor. Çocuğuma hasret yaşıyorum. Bu da beni çok üzüyor. Kızımın bana ihtiyacı var. Sürekli ağlıyor. Bir anne olarak, mağdur bir bayan olarak, insan hakları savunucusu olarak yardımınızı istiyorum” dedi.

“YERDE YATANLAR VAR”

10 kişilik yerde 15 kişi kaldıklarını ve koğuşta yerde uyumak zorunda kalan insanların bulunduğu aktaran Alkış, cezaevinin şartlarına dair de bilgi verdi:

“Yarım saatte bir su kesiliyor. Ortam dar olduğu için bunalıyoruz. ben hayatım boyunca devletime ve milletime hep faydalı bir birey olmaya çalıştım. Zararlı olabilecek hiçbir etkinlikte bulunmadım. Masumum.”

Arzu Alkış, mektubunda kızına yazdığı bir şiiri de paylaştı.

“Çocuklarımının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek?”

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

12 tonluk kamyon çarpan KHK’lı askeri öğrencinin adalet mücadelesi

Ümit Can Özorman, Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulundan KHK ile ayrılmak zorunda kaldı. Önce kamyon çarptı ardından da MS hastalığına yakalandı. Şimdi ise hayatını anlattığı kitabıyla hem kendisinin hem de müebbet verilen arkadaşlarının sesini duyurmaya çalışıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan sonra 300’den fazla askeri öğrenci müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklanmayan ama okulları kapatılıp hayalleri ellerinden alınan öğrencilerin de hayatı alt üst oldu. Bir fabrikada çalışırken iş kazası geçiren ve MS hastalığına yakalanan Ümit Can Özorman yüzde 43 engelli raporuyla hayata tutunmaya çalışıyor.

Ümit Can Özorman’ın hayali çocukluğundan beri asker olmaktı. 1996 Eskişehir doğumlu olan Özorman, Eskişehir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2014’te sınavlara başvurdu. Girmediği askeri okul sınavı kalmadı. Deniz, hava, kara, jandarma hepsini denedi. Sağlık mülakatlarını kolaylıkla geçti. Spor sınavlarında birinci oldu. Kendisinin ifadesiyle sanki arkasından onu öldürecek 1000 çita varmış gibi koşuyordu. Sözlü mülakatlarda ise hep elendi. Yine de vazgeçmedi. 2015’te 7. kez girdiği mülakatı kazanıp Deniz Harp Okulu’na kayıt yaptırdı.

Ancak hayali yine çok uzun sürmedi. 15 Temmuz 2016’dan sonra çıkarılan 669 sayılı KHK ile kayıtlı olduğu Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu kapatıldı ve tüm askeri öğrencileri gibi onun için de zorlu bir süreç başladı. Önce Eskişehir OHAL Komisyonu’na durumunu anlattı. Sesini duyan olmadı. Ankara’daki OHAL Komisyonu ise askeri öğrencilerin başvurularını kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştı.

Ümit Can Özorman, büyük bir emek vererek kazandığı okuldan eşyalarını topladığı o son günü unutamıyor.

Eskişehir OHAL Komisyonu’na yazdığı dilekçe.

12 TONLUK KAMYON ÇARPTI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) mektup yazarak güvenlik soruşturmasından geçmek istediğini bile söyledi ama olmadı. Yıkım üstüne yıkım yaşadı. Üniforması elinden alındı, iş bulamadı, garsonluk yapmaya başladı. 2017’de Eskişehir’de bir fabrikada çalışırken 12 tonluk bir kamyonun çarpması sonucu yaralandı. İki ay hastanede kaldıktan sonra 11 Ağustos 2018’de yaşadığı stres nedeniyle Multiple Skleroz (MS) teşhisi konulan Özorman artık yüzde 43 engelli olarak hayata tutunmaya çalışıyor.

“ASKIDA KİTAP UYGULAMASI BAŞLATTI”

Özorman, askıda kitap uygulaması ile bugüne kadar yaklaşık 100 kitap dağıttığını söylüyor.

2016’dan bu yana yaşadıklarını kısa bir süre önce yayınlanan MS’im Komutanım (Yason Yayınları) adlı kitabında anlatan Ümit Can Özorman hem kendisinin hem müebbet verilen arkadaşlarının yaşadıklarının daha geniş kitlere ulaşması için AKP iktidarının “askıda ekmek” uygulamasına nazire yaparak “askıda kitap” dağıtmaya başladı.

Askeri öğrenciler 15 Temmuz gecesi komutanlarının emriyle kışlalardan çıkarılıp o geceki olayların içine çekildi ve 300’den fazla öğrenci 3 yıl süren davalardan sonra müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ümit Can Özorman 15 Temmuz gecesini kitabında şöyle anlatıyor:

“KARARTMA UYGULUYORUZ, KİMSE BİR YERE ÇIKMASIN”

“Nöbetçi subay ve astsubayın endişeli bir şekilde gelmesiyle bir şeylerin yolunda olmadığını anladım. Bize dediklerini aynen aktarıyorum: Arkadaşlar inanılmaz bir bilgi kirliliği var, karartma uyguluyoruz. Cam kenarlarında ve açık alanlarda bulunmak yasak! Evlerinde olan arkadaşlarınıza haber yolluyoruz, evlerinden çıkmayacaklar. Askeri öğrenci veya personel olduklarını belirtmeyecekler. Sizler de teneffüshanede oturun veya isteyen odasına gidip ışığı açmayarak yatabilir! Mühimmat deposunu kilitledik ve nöbetçiler diktik! Dağıl!”

Ümit Can Özorman o gece okuldan dışarı çıkmayarak hapse girmekten kurtulmuştu, peki ama arkadaşları? Trenlere, metrolara, otobüslere kitabını bırakan Özorman bir yandan MS hastalığının ataklarıyla uğraşıyor, diğer yandan müebbet verilen, öldürülen askeri öğrencilerin sesi olmaya gayret ediyor.

Ümit Can Özorman, askerliğe tutkuyla bağlı bir öğrenci. Bu tutkusunu kitabında “Üniformamı ve sağlığımı alsalar da askerlik ruhunu alabilecekleri bir teknoloji yok. Deniz Kuvvetleri’nden aldığım devlet terbiyesi ve askerlik ruhuyla bir ömür yaşayacağım. Benim isteğim maaş, para, pul değil orada aldığım devlet terbiyesi ve silah arkadaşlığı duygusu.” ifadeleriyle tarif ediyor.

İzmir Limanı’nı yaptıklarında İzmirlilerin Kordon’da onları karşılaması.

Ümit Can Özorman’ın ağrına giden olaylardan biri de askeri okulları kapatıldıktan sonra kayıt yaptırdığı Selçuk Üniversitesi’nin verdiği öğrenci belgesinde damgalanması olmuş. Belgenin en alt kısmında “Öğrenci kapanan askeri MYO’dan yatay geçiş yolu ile yüksekokulumuza kaydını yaptırmıştır.” yazıyor.

Okumaya devam et

Popular