Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Hükümet patlıcan-biber çadırları ile enflasyona ayar mı verecek?

Geçen yıl 13 şeker fabrikasını özelleştiren AKP neden sebze satışına başladı? Hedef, 3 martta açıklanacak, yerel seçim öncesi son enflasyon verisini düşürmek mi?

Tanzim satış çadırları faaliyete geçti ve devlet resmen manavlığa başladı. Peki sadece geçen yıl 13 şeker fabrikasını özelleştiren AKP niçin sebze satmaya başladı? Hedef 3 Mart’ta açıklanacak yerel seçim öncesi son enflasyon verisini düşürmek mi?

ANALİZ- AKP hükümetinin seçim öncesi vatandaşın cebini yakan sebze fiyatlarını düşürmek için projelendirdiği “tanzim satış noktaları” Ankara ve İstanbul’da faaliyete geçti. Başlangıçta mağazalarda yapılacağı duyurulan tanzim satışlar için belediyeler çadır ve mobil satış noktalarını tercih etti.

AKP’nin seçim öncesi alelacele sebze satışına başlaması elbette boşuna değil. 31 Mart’ta yapılacak Mahalli İdareler Seçimi öncesi son enflasyon verisi 3 Mart’ta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın dediği gibi gıda olmasa enflasyon yüzde 18’e kadar inecekti!

TÜİK FİYATI ÇADIRDAN ALACAK

Tanzim satışların bu kadar hızla açılıp satışa başlamasında, hükümetin seçim öncesi “enflasyon” hesabı olduğu görülüyor. Nitekim eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, sebze satan esnafın tanzim satışa gösterdiği tepkiyi yorumlarken şu ifadeyi kullandı:

“TÜİK artık senden değil tanzim satış çadırından fiyat alıp sebze ve meyve enflasyonu hesaplayacak. Kendince akıllıca(!) değil mi?”

Kısacası tanzim satışların, seçim öncesi enflasyonu tanzim edeceği anlaşılıyor.

Başbakan Ecevit zamanında İzmir’de ilk açılan Tanzim Satış Mağazası. Daha sonra Tansaş oldu.

ŞEKER ÜRETMEK İSTEMEYEN DEVLET SEBZE SATIYOR

Tanzim satış meselesindeki diğer derin çelişki ise 16 yıldan bu yana neredeyse bütün kamu yatırımlarını özelleştiren, “devlet şeker mi üretecek” zihniyetindeki bir siyasi partinin, şimdi aniden devlet eliyle manavlığa başlaması.

Daha geçen yıl 13 şeker fabrikasını özelleştiren, hatta son olarak Türkiye’nin en stratejik kurumlarından Sakarya Arifiye’deki tank palet fabrikasını bile Katarlılara’a satan hükümet, artık sebze satış noktaları açıyor!

CHP’li Muharrem İnce, sosyal medya hesabından AKP’nin Tanzim Satış projesini sert sözlerle eleştirdi.

İLK TANZİM SATIŞLARI ECEVİT AÇTI

Aslında Tanzim Satış mantığını Türkiye’de ilk uygulayan eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit. İlk tanzim satışlar Ecevit’in talimatıyla 1970’lerde Ankara ve İzmir’de açılıyor. O dönemi yaşayan isimlerden avukat Ceyhan Mumcu, tanzim satış sürecini sosyal medya hesabından şöyle anlattı:

“CHP’li Belediye Başkan Yardımcılığım döneminde, 1970’lerde, Bülent Ecevit’in talimatıyla Ankara’da tanzim satış mağazaları açtık. Sonra “Devlet bakkallık mı yapar, bu yol Moskova’nın yoludur” diyen sağcı siyasetlerin etkisiyle bu mağazalar kapatıldı. Bugün nereden nereye geldik!”

Gerçekten de nerden nereye geldik! Bir yerel seçim nelere kadir! Her şeyi özelleştiren bir iktidarı, manavlığa başlatabiliyor!

Açılır açılmaz Tanzim Satış Noktaları önünde uzun kuyruklar oluştu.

60 MİLYAR DOLARLIK ÖZELLEŞTİRMENİN HESABINI KİM VERECEK?

CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu, AKP’nin Tanzim Satış projesine tepkisini şu sözlerle dile getiriyor:

“Devlet bakkallık, kasaplık yapmaz diye fabrikaları satıp, et kombinalarını özelleştiren zihniyet şimdi tanzim satış mağazaları açıyor. Peki, 60 milyar $’lık talan özelleştirmenin hesabını kim verecek? Allah’tan korkmayan, hukuk tanımayan bu zihniyet daha ne kadar desteklenecek?”

İLK UYGULAYAN CHP’Lİ İHSAN ALYANAK

Tanzim satışların kurumsallaşması, 1973’te yine Ecevit’in öncülüğünde İzmir’de ilk Tansaş mağazasının açılmasıyla başlıyor. CHP Milletvekili Zeynep Altınok Akatlı, projenin ilk uygulayan belediye başkanının CHP’li İhsan Alyanak olduğunu açıklıyor.

Akatlı sosyal medya hesabından şu ifadeleri kullandı: “CHP’li İhsan Alyanak’ın vatandaş daha ucuz et, sebze, meyve, kömür alsın diye uyguladığı bir projeydi. 46 yıl sonra bunu yeni bir şey gibi açıklıyorlar. Halkla hiç bir bağları kalmadığı için geçmişte CHP ne yapmış ona bakıyorlar!”

TANZİM SATIŞLAR GIDA FİYATINI DENGELER Mİ?

Peki, Tanzim Satış fikri, bir türlü düşürülemeyen gıda fiyatlarını dengeler mi? Vatandaş artık daha ucuza mı sebze tüketecek?

Bu sorulara olumlu cevap vermek mümkün değil. Çünkü öncelikle tanzim satışlar vatandaşın çok küçük bir bölümüne ulaşacak. Şu anda Ankara ve İstanbul’da belli noktalarda faaliyete geçirildi. Belki birkaç AKP’li büyükşehir belediyesi daha uygulamaya koyacaktır ancak bunun genele hitap etmesi gerçekçi değil.

Genele hitap eder duruma gelmesi de ayrı bir sorunu beraberinde getirecek. Zira tanzim satışlar belediye bütçeleri ile desteklenecek ve maliyetine sebze satacak. Peki, bu durumda halciler, pazarcılar ve manavlar ne yapacak? Onlar nasıl kâr edecek? Manavlar, pazarcılar zarar ettikçe AKP’nin çözmesi gereken başka sorunlar ortaya çıkmayacak mı?

ARZ GÜVENLİĞİ ORTADAN KALKAR

Dr. Sinan Erdil, bu konuya sosyal medya hesabından değinerek, “‏Belediyelerin tanzim satış mağazaları ile çözebileceği bir grafik değil. Dünya gıda fiyatlarındaki artışı üçe katlamışız. Tarım ve hayvancılık devletler için stratejiktir. Sektör dinamikleri bozulursa çiftçi üretimden uzaklaşır ve arz güvenliği ortadan kalkar.” diyor.

Ekonomist Uğur Gürses ise “‏Üretimi artıracak, üretim maliyetlerini düşürecek politikalar yerine ‘sopayla’ ve tanzim satış yaparak fiyatları düşüreceğini düşünen politika yapıcı, sonunda karaborsayı, yokluğu ve kuyrukları getirir.” uyarısını yapıyor.

KABZIMALLIK YAPARAK ENFLASYON DÜŞMEZ

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Dr. Vahap Coşkun ise tanzim satış mantığına şu ifadelerle eleştiriyor:

“Enflasyonun, devletin sopasıyla esnafı, kabzımalı, marketleri denetleyip korkutarak, ay sonu enflasyon sepetini tanzim satış mağazaları fiyatlarıyla doldurarak düşürülemeyeceğini sadece iyi ekonomistler değil yakın tarih tecrübelerimiz ve dünyadaki benzer denemeler de söylüyor.”

Uzun sözün kısası, “tanzim satış” yerel seçim sonrası Türkiye gündeminde çıkacak tamamen geçici ancak kısa vadede AKP’nin siyasi hedeflerine uygun bir siyasi hamleden ibaret.

(Manavlık yapan bir esnafın, tanzim satış projesine tepkisi)

BOLD ÖZEL

4. evre akciğer kanseri edebiyat öğretmeni tahliye bekliyor

Beş ay önce akciğer kanseri teşhisi konulan hasta tutuklu  Özgür Doğan (42), İzmir Kırıklar Cezaevinde yaşam mücadelesi veriyor. İzmir Adli Tıp’ın vereceği rapor için yaklaşık 2 aydır bekletilen Doğan’ın, kanserin 4. evresinde olduğu öğrenildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- Kanser olmasına rağmen 3 kez tahliyesi reddedilen ve son aşamada hastaneye kaldırıldıktan sonra dün (24 Ağustos 2019) hayatını kaybeden KHK’lı öğretmen Tacettin Toprak’ın (36) ölümünden sonra cezaevlerindeki diğer hasta tutukluların yakınları daha çok endişelenmeye başladı.

BOLD Medya’ya ulaşıp içinde bulundukları zor durumu anlatmak istediğini söyleyen Özgür Doğan’ın eşi, “Artık başka çaremiz kalmadı. Eşimin durumu kötü. Hepimizin psikolojisi bozuldu.” dedi.

35 aydır tutuklu bulunan ve 5 ay önce akciğer kanseri teşhisi konulan edebiyat öğretmeni Özgür Doğan (42), dördüncü evreye gelmiş olmasına rağmen hala tutuklu.

Geçtiğimiz Ramazan Bayramında Manisa Salihli Cezaevinden İzmir Kırıklar Cezaevine gönderilen ve İzmir Katip Çelebi Araştırma Hastanesinde kemoterapi almaya başlayan Doğan’ın Heyet Raporu olmasına rağmen, adli tıp raporu olmadığı için tahliye edilmeyerek bekletiliyor. Ailesi de kendisi de neden bu kadar zamandır bekletildiklerine anlam veremiyor.

Özgür Doğan’ın eşi S. D., “Eşimle dün görüştük. Nefes almada ve konuşmada zorluk çekiyor. Kemoterapinin yan etkileri başladı, saçı dökülüyor, çok halsiz. Bağışıklığı bayağı düştü. Ve yapyalnız bir odada tek başına yaşam savaşı veriyor.” dedi.

31 Temmuz 2019’dan bu yana İzmir Katip Çelebi Araştırma Hastanesinde kemoterapi alan Doğan, tedavisi sırasında bazen hastaneye yatırılıyor, bazen de günübirlik cezaevi ile hastane arasında dolaştırılıyor.

S. D, “Eşim o zaman çok yoruluyor 09.00’dan 17.00’ye kadar bir odada aç şekilde bekliyor. Sonra günlerce kendine gelemiyor. Çok hasta oluyormuş, hepsinin tedavisi bitene kadar bekletiyorlarmış.” ifadelerini kullandı.

66 KİLODAN 53’E DÜŞTÜ

En son 15 Ağustos 2019’da kan değerlerine bakılması için hastaneye götürülen Özgür Doğan’ın değerleri düşük çıktığı için doktoru 5 iğne verdi. “Eşimin tedavisinde aksamalar oldu.” diyen eşi şöyle devam etti: “Hastanede hücre gibi bir odada kaldı. 66 kilodan 53 kiloya düştü. Bir kere bile halinden şikayetçi olmadı ama en son mektubunda ‘Susuz kalmış bir balık gibiyim’ yazmıştı. Ben 36 yaşında, 3 çocuklu bir sınıf öğretmeniyim. 6 yıl öğretmenlik yaptım. Şimdi de kanser olan hasta mahkum eşimi bekliyorum.”

16 YILLIK EDEBİYAT ÖĞRETMENİ

15 Temmuz’dan sonra başlatılan Tenkil süreci kapsamında tutuklanan Özgür Doğan, 16 yıllık edebiyat öğretmeni. Uzun yıllar Manisa Salihli’de görev yaptı. 22 Eylül 2016’da gözaltına alınan Doğan, 8 gün sonra tutuklanarak Salihli Cezaevine gönderildi. 1,5 yıl sonra ilk mahkemesine çıkarılan genç öğretmen örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası şu an Yargıtay’da.

CEZAEVLERİNDE 457’si AĞIR 1333 HASTA VAR

İnsan Hakları Derneği’nin son açıklamasına göre, hapishanelerde 457’si ağır olmak üzere 1333 hasta tutuklu bulunuyor. 15 Temmuz’dan bu yana başlatılan Tenkil sürecinde birçok tutuklu, tedavisi aksatıldığı ve hak ihlali yaşadığı için cezaevinde hayatını kaybetti. Polis memuru Kadir Eyce, Doç. Dr. Ahmet Turan Özcerit, Yargıtay Üyesi Mustafa Erdoğan, İngilizce öğretmeni Halime Gülsu, Kuran’ı Kerim Öğretmeni Nesrin Gençosman, Selman Aşçı, işadamı Ali Ayverdi, tıbbi mümessil Deniz Hakan Şen cezaevlerinde bile bile ölüme sürüklenen isimlerden sadece bir kısmı…

35 aydır Manisa Salihli Cezaevinde tutuklu bulunan Özgür Doğan, 5 ay önce İzmir Kırıklar Cezaevine gönderildi.

ÖZGÜR DOĞAN’IN KANSER TEŞHİSİ RAPORU

 

Tahliye talebi 3 kez reddedilen kanser hastası KHK’lı öğretmen Tacettin Toprak öldü

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Emine Bulut cinayetinin perde arkası… – BOLD CANLI

Türkiye ve dünyanın gündemine ilişkin gelişmeler Bold Canlı yayınında. Gündemde Emine Bulut cinayeti ve Ahmet Davutoğlu’nun yeni partisinin ismi var…

11 yılda 2 bin 717 kadın öldürüldü

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Muhammed Yahya’nın elini kim tutacak?

Dört ay önce cezaevine giren hasta tutuklu Lütfi Koç’un eşi adalet istiyor: “Oğlum yüzde 100 engelli. Kızım kas hastası. 80 yaşındaki anneme bakıyorum. Eşim tutuksuz yargılansın!”

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Ev hanımı Züleyha Koç, eşinin tahliye edilmesi için dün (20 Ağustos 2019) İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimler heyetine bir dilekçe yazdı. Biri ağır engelli olmak üzere iki hasta çocuğu, 80 yaşındaki annesi ve cezaevinde endoskopi sırası bekleyen eşi için adalet çağrısında bulundu.

KALBİ DURDU…

Doğuştan engelli Muhammed Yahya, 24 saat bakıma, ilgiye, tedaviye muhtaç bir çocuk. Görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor. Sadece elini sürekli tutan biri olunca sakinleşip mutlu oluyor.

Sık sık epilepsi nöbeti geçiren ve üst üste 3 gün hiç uyumayan 4 yaşındaki Muhammed Yahya’nın geçen sene doktor kararıyla dişlerinin çekildiğini belirten annesi, “Oğlumun dişleri yarım çıkmıştı. Çiğnemesi olmadığı için dişleri yumuşaktı ve devamlı enfeksiyondan yanağı şişiyordu. Doktorlar hepsinin çekilmesine karar verdi. Çünkü anestezi her zaman alamıyordu. Kalbi durdu bir keresinde, operasyonu yarım bıraktılar” ifadelerini kullandı.

ENDOSKOPİ İÇİN SIRA BEKLİYOR

Tenkil sürecinde başlatılan soruşturmalar kapsamında 2 Kasım 2018’de İzmir’de gözaltına alınan baba Lütfi Koç (45), iki gün gözaltında kaldıktan sonra oğlu Muhammed Yahya’nın (4,5) durumu göz önünde bulundurularak denetimli serbestlikle bırakılmıştı. Fakat 7 ay sonra, 29 Nisan 2019’da kendi ayağıyla gittiği mahkeme bu kez ‘örgüt üyeliğinden’ tutuklanmasına karar verdi.

Koç ailesinin zaten zor olan hayatı o günden sonra daha zorlaştı. 4 aydır İzmir 1 Numaralı F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Koç, 95 kilo girdiği cezaevinde 20 kilo kaybetti.

Ağrıları nedeniyle eşinin 10 Haziran 2019’da Yeşilyurt Devlet Hastanesine sevk edildiğini söyleyen Züleyha Koç, “Eşimin karın ağrıları vardı ama üzerine düşmemişti. Cezaevindeki stres, koğuş ortamındaki sıkıntılar sanırım tetikledi. Doktor, ‘kanserden şüpheleniyorum, 3 gün sonra sizi kolonoskopi ve endoskopi için çağıracağım’ dedi ama hala bunlar çekilmek üzere hastaneye götürülmedi. Uyuşturarak yapacaklar tetkikleri, bunun için 6 ay beklemesi gerekiyormuş. Eşim ağrılarının devam devam ettiğini söylüyor ama dayanmaya çalışıyor” dedi.

9 Temmuz 2019’da çıkarıldığı ilk mahkemede, savunma yapamadan 8 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Lütfi Koç’un kendisi de, eşi de, çocukları da çaresiz. Ailesinin durumunu 9 maddede mahkeme heyetine özetleyen Züleyha Koç, tek başına tüm sorunlarla mücadele etmek zorunda bırakılıyor. Muhammed Yahya’nın elinden kim tutacak bilemiyoruz ama Tenkil sürecinin en ibretlik belgelerinden biri olan Züleyha Koç’un tarihi dilekçesini sunuyoruz:

BU HAYAT MÜCADELESİNDE YALNIZ KALDIM

“Ben Züleyha Koç, ağır engelli annesiyim. Epilepsi nöbetleri olan oğlum yüzde 100 ağır engelli. 4 yaşında. Aynı zamanda görmüyor, konuşamıyor, yürüyemiyor, devamlı gergin ve güvende hissetmek için sürekli el tutmak istiyor. Uyku düzeni yok, bakıma muhtaç, devamlı birinin yanında olması gerekiyor. Her an nöbet geçirebiliyor.

Kızım 11 yaşında. Doğduğunda rahatsız doğdu. Çok zor günler atlattık. Onu hayata kazandırdık derken 10 yaşında kas rahatsızlığı başladı. Müsküler Distrofi (Çocuklarda görülen kas erimesi) tanısı ile takibe alındı.

Hastaneler, uykusuz günler-geceler, eşimle birlikte yardımlaşarak geçirdiğimiz bu hayat mücadelesinde yalnız kaldım. Çok zor durumdayım, ayrıca evin tek çocuğuyum. 80 yaşındaki anneme bakmak zorundayım. Hayat iyice zorlaştı. Lütfen kalbinizle, vicdanınızla merhamet edin. Sizin de çocuklarınız, eşiniz, anneniz vardır. Kendinizi benim yerime koyun.

Eşim 29 Nisan’da çocuklarıyla dahi kucaklaşmadan geri gelirim diye çıktığı evine geri dönemedi. Kendi ayaklarıyla gittiği mahkemede tutuklandı.

1- Yüzde 100 çocuğun ayak ameliyatı tedavisi,
2- 11 yaşındaki kızının fizik tedavisi,
3- Kendi rahatsızlığı (Yeşilyurt D.H Gastroentoloji kanser şüphesi doktor teşhisi),
4- Kendi isteği ile mahkemeye gitmesi,
5- Yıllardır aynı ikamette kalması,
6- Her hafta serbest denetim imzasına gitmesi,
7- Şikayetçilerin çelişkili ifadesi,
8- Tüm hukuki talepleri kabul etmemiz,
9- Sadece çocuklarımızın tedavisi için yanımızda olması talebimizin reddedilmesi, 8 yıl 10 ay çok ağır ceza verilmesi bizi çok üzdü. Kız çocuğumun psikolojisinin bozulmasına sebep oldu. Hayata küstü, içine kapandı, devamlı üzgün ve ağlamaklı. “Benim babam kötü biri değil, benim babam terörist değil” deyip ağlıyor. Yeni okul dönemine nasıl başlayacağız bilemiyorum.

Sizden RİCA EDİYORUM, çocuklarımı gözü yaşlı, boynu bükük bırakmayın. Bizim yardıma, desteğe, BABAMIZA ihtiyacımız var. Bu yardım talebimizi geri çevirmeyin. Çok perişan bir anne, bir kadın olarak sizlerden rica ediyorum. Bitmiş durumdayız.

Çocuklarımızın tedavilerinin yarım kalmaması ve hayata kazandırmak için EŞİM LÜTFİ KOÇ’un TAHLİYESİNİ TALEP EDİYORUM.”

Muhammed Yahya, ablası ve hasta tutuklu babası Lütfi Koç.

Lütfi Koç, oğlunu elinden tutarak uyutuyor ve onunla 24 saat ilgileniyordu.

MUHAMMED YAHYA’NIN ELİNİN TUTULMASINI İSTEDİĞİ VE MUTLU OLDUĞU TEK AN…
MUHAMMED YAHYA’NIN DİŞLERİNİN ÇEKİLDİĞİ GÜN
MUHAMMED YAHYA’NIN EPİLEPSİ NÖBETİ GEÇİRDİĞİ AN
MUHAMMED YAHYA’NIN ENGELİNE İLİŞKİN HASTANE RAPORU

Kaçırılan Mülkiyeli Tunç’un eşi: “Polis eşimin nerede olduğunu bana soruyor”

Okumaya devam et

Popular