Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Beş PKK’lıyı tek başına öldüren kahraman polis olayı yalandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından TEM Şube Müdür Hacı Murat Dinçer'e "kahramanlık" ödülü verilmişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat ödüllendirdiği “beş PKK’lıyı tek başına öldüren Emniyet amiri” olayının kurgu olduğu ortaya çıktı.

Şırnak Silopi ve Cizre’de görev yapmış Özel Harekât polisi Ali Coşkun’la (İsmi güvenlik gerekçeleri ile değiştirilmiştir) söyleşimizin ikinci gününde terör rant ilişkisi üzerine konuşmaya devam ediyoruz.

2. BÖLÜM: TERÖR-RANT İLİŞKİSİ
Cevheri Güven | BOLD ÖZEL

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Polis Teşkilatı’nın kuruluşunun 171’inci yıl dönümü dolayısıyla 7 Nisan 2016 günü bir tören düzenlendi.

Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan Şırnak Terörle Mücadele Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer’e özel bir ödül verdi. Dinçer’in tek başına 5 teröristi öldürdüğü şeklinde medyada çıkan haberler üzerine verilen bir ödüldü bu.

Ancak Şırnak’ta görev yapmış polislere göre, Dinçer’in tek başına 5 PKK’lıyı öldürdüğü hikayesi kurmacadan ibaretti. Olay onlarca polisin önünde gerçekleşmişti, ancak 2015-2016 döneminin çatışmalı ruhu itibarıyla iktidar partisine medyaya servis edeceği kahramanlar gerekiyordu.

Özel Harekât polisleri, Saray’daki madalya töreninden sonra tepkilerini ve olayın düzmece olduğuna ilişkin bildiklerini sosyal medya platformlarından paylaşmaya başladı.

Özel Harekât polisi Ali Coşkun ise, olaya detaylarıyla hâkim isimlerden biri. 5 PKK’lının öldürüldüğü günü başlangıcından itibaren anlatıyor:

“5 Şubat 2016 Cuma günü PKK Şırnak merkezde birkaç noktada Emniyet’e saldırmak için hazırlık yapmış. Ana hedef Emniyet’in mescidiydi. Saldırı mescid boşken gerçekleşti. Özel Harekât, kobra ve diğer polisler karşılık verip 5 PKK’lıyı ölü bir kaçını da yaralı ele geçirdi.

Yaralı ele geçirilenlerin ifadelerine göre, Cuma günü mescidin polisle dolu olduğu saatte saldırı yapılacakmış. Ezan okununca saldırıya geçmek üzere planlama yapılmış. Tabii Cuma günü ezandan önce selâ okunuyor. Selâ okununca bunlar ezan zannedip saldırıyorlar. Selâ saatinde camide kimse olmaz.

Polislerin hepsinin mescitte olmasını bekliyorlar ama mescit boş. Bu sefer dışarıdaki polisler karşılık veriyor ve orada 5 terörist öldürüldü. Sonra TEM Şube Müdürü Hacı Murat Dinçer, olay yerine geliyor. Bizim arkadaşların ölü ele geçirdiği PKK’lılara sıkıyor, kendi vurmuş gibi lanse etti.

Olay önce medyaya yansıdı sonra büyüdü Cumhurbaşkanı’ndan madalya almaya kadar vardı. Bunu Şırnak’ta çalışan tüm personel bilir. Çevik, TEM, Özel Harekat herkes bilir.”

YALANI FARKEDİLİNCE ADAY YAPILMADI AMA ÖDÜL GERİ ALINMADI

Olayın medyada büyük kahramanlık hikâyesi şeklinde yer almasından sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından Hacı Murat Dinçer’e “kahramanlığından” dolayı ödül verildi.

Ödül sonrası Dinçer medyada “PKK’lıların saldırısını duyunca dışarı çıktım müdahale ettim. 5 PKK’lıyı öldürdüm. Devletimiz bizi bunun için yetiştirdi, bugün olsa gözümü kırpmadan yine yaparım” diye demeç verdi.

Kahramanlık hikayesi bu boyuta çıkınca Dinçer’e meslektaşlarından tepki yükseldi. Sosyal medyada olayın bazı yankılanmaları oldu.

Cumhurbaşkanı’ndan ödüllü Hacı Murat Dinçer, 24 Haziran 2018 seçimleri için emeklilik dilekçesi vererek AKP’den İstanbul milletvekili aday adayı oldu.

Ancak savcılığın Şırnak’ta 5 PKK’lının öldürüldüğü olayla ilgili raporunda yazılanlar Dinçer’in kahramanlık hikâyesinden oldukça farklıydı. Bunun üzerine Dinçer’in AKP’den adaylık hayali gerçekleşmedi.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği ödül de geri alınmadı.

TANKLAR ŞEHİRLERE GİRERKEN ELLERİNİ OVUŞTURANLAR VARDI

Özel harekâtçı Ali Coşkun, bölgede kahramanlık hikâyeleri üzerinden bazı kişilerin kişisel rant peşinde olduğunu, ancak pek çok farklı kesim için çatışmaların şiddetlenmesinin ranta dönüştürüldüğünü söylüyor.

İlçelerde kaymakamları özel harekâtçıların koruduğunu vurgulayan Coşkun, Silopi Kaymakamı’nı koruduğu sırada şahit olduğu rant ve şantaj ağını örneklerle anlatıyor:

“Silopi’de Barak Beton diye önemli bir firma vardı. Derebaşı Köyü’nde PKK mahkeme kurmuştu. Barak Beton’un sahibi de mahkemede heyetin parçası olarak katılmış ve o an çekilmiş fotoğrafı vardı. Bu fotoğrafı TEM Şube ele geçirmişti. Firmanın sahibini ifadeye Emniyet’e çağırdılar. Firma sahibi bu fotoğarafın sümen altı edilmesi için AKP Silopi İlçe başkanı Fatih Bilen’i aracı yaptı. Emniyet Müdürü’nün eşine bir Megane araba alındı, fotoğraf sümen altı edildi.”

KAYMAKAMIN “YIKIN” DEDİĞİ BİNA NİÇİN YIKILMADI?

Coşkun, “Başka bir sefer, Silopi’de bir yerde 7 katlı bina yapıldı. Silopi’de o bölgede 5 katlı binaya izin vardı. Kaymakam binayı yıkın dedi. Araya AKP ilçe başkanı girdi. AKP ilçe başkanının çaycısına 30 bin TL’ye bir ev verdiler. Biri dolaylı yoldan kaymakama, biri de Silopi AKP ilçe başkanına geldi dairelerin. Bunları gözümle gördüm. Terör orada bir ranta dönüştü. Şehir, ilçeler yerle bir oldu. Yapım ihaleleri kime verildi. Oraların tabi ki yıkılmasını isteyenler oldu. Tank girince ellerini ovuşturup operasyonların bitmesini bekleyenler oldu.” diyor.

YÖNETİCİLER TERÖRÜN BİTMESİNİ NEDEN İSTESİN

Özel Harekatçı Ali Coşkun’a göre devletin farklı seviyelerinde Güneydoğu’da oluşan ranttan faydalananlar var ve bu yüzden mevcut düzenin sürmesini istiyorlar.

Verdiği örnek ise kayyım atamaları: “Silopi Kaymakamı, kaymakamlıktan maaş alıyor. Belediyeye kayyım atandı, onun maaşını alıyor. İleride Görümlü diye bir belde var oraya da başkan atandı. Üç yerden maaş alıyor. Tayini çıktı, gitmedi. Gider mi? Adam zırhlı araca biniyor. Önünden kobra, arkasından land gidiyor, başka koruma ekibi de var. Kaymakam devlet orada gider mi? Korumalar tatile giderken, oradaki işadamları deposu full dolu Passat tahsis ediyordu.”

YARIN:

  • Başkomiser Umut Tuncay apoletlerini söküp niçin Vali’nin kapısına fırlattı?
  • Cesedi 7 gün sokakta kalan Taybet İnan vakasında neler şahit oldu? 
  • PKK’nın eline silah verdiği 15 yaşında çocuklar.
  • Siparişle duvarlara yazdıran “Reis’e selam” yazıları ve diğer ayrıntılar…

“PKK’lı haber elemanı Kadri Senar’ın kafasına sıktılar”

BOLD ÖZEL

Saray koronavirüs haritasını da değiştirdi

Koronavirüs yasaklarının sona erdiği şehirleri belirleyen haritanın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki toplantının ardından değiştiği ortaya çıktı. Hasta sayısına göre sarı kategoride yer alan Uşak, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi şehirler maviye boyandı.

BOLD ÖZEL – Kovid-19 vakalarını gizlediği ortaya çıkan AKP hükumetinin, normalleşme haritasını da değiştirdiği ortaya çıktı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 100 binde 10’un altında vaka görülen şehirlerin mavi kategoride yer alacağını duyurmuştu. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki kabine toplantısının ardından Uşak mavi kategorideki iller arasına eklendi.

10 GÜN ÖNCE BAŞKA ŞİMDİ BAŞKA

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 gün önce yaptığı açıklamada Kovid-19 yasaklarının kaldırılacağı illerin risk haritasına göre belirleneceğini açıkladı. Şehirler vaka sayısına göre dört renge ayrıldı. Yüz binde 10’un altında vaka görülen illerin mavi (düşük riskli), yüz binde 11-35 arası vaka olan illerin sarı (orta riskli), yüz binde 36-100 arası vakası bulunan illerin turuncu (yüksek riskli), yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen illerin ise kırmızı (yüksek riskli) olarak belirlendi.

İKİ HARİTA BİRBİRİNİ YALANLADI

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat haftası ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası’ 100 binde 10’un altında vaka görülen mavi renkli ve düşük riskli il sayısının sadece dört olduğunu gösteriyor. Normalleşmenin başlaması gereken bu iller Mardin, Şırnak, Batman, Hakkari. Yine Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat tarihli ‘İllere Göre Risk Durumu Haritasında’ ise sarı kategoride yer alan 100 binde 20 vakaya kadar olan şehirler de maviye boyandı.

100 binde 10’un altında vaka görülen şehirler mavi kategoride yer alıyor.

UŞAK SONRADAN EKLENDİ

Seçim haritasını andıran normalleşme haritasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki iller mavi kategoride yer alıyor. En az aşılamanın yapıldığı bu iller düşük riskli olarak dikkat çekiyor. Uşak ise 100 binde 18,40 vaka görülmesine rağmen mavi kategoriye yerleştirildi. Yine Diyarbakır, Şanlıurfa, Diyarbakır, Bitlis, Muş, Siirt, Bingöl, Ağrı, Iğdır 100 binde 10’un üzerinde vaka görülmesine ve sarı kategoride bulunmasına rağmen maviye boyandı.

BAKAN KOCA AÇIKLAYAMADI

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, haritadaki değişiklikleri, “Bilim Kurulumuz, illerin risk kategorilerini belirlemede 100.000 nüfusa düşen haftalık vaka sayısı ile birlikte yapılan PCR testlerinin pozitiflik oranı, yoğun bakım doluluk oranı ve entübe hasta artışını dikkate aldı. Kademeli normalleşmek elimizde.” sözleriyle açıklamaya çalıştı. Ancak illere göre yoğun bakım hasta sayısı, test pozitiflik oranı sayılarını vermedi.

SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN KATEGORİLERİ
  • Mavi: Yüz binde 10’un altında vaka görülen iller düşük riskli.
  • Sarı: Yüz binde 11-35 arası vaka olan iller orta riskli.
  • Turuncu: Yüz binde 36-100 arası vakası bulunan iller yüksek riskli.
  • Kırmızı: Yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen iller ise çok yüksek riskli.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

5 aydır karantina hücresinde tutulan Miktad öğretmen siroz oldu

Tutuklu öğretmen Miktad Doğan, 5 aydır cezaevindeki karantina hücresinde sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. TBMM’ye mektup gönderip yardım isteyen Doğan’a siroz teşhisi konuldu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

3 Eylül 2019’dan bu yana Kırklareli E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan tarih öğretmeni Miktad Doğan’a Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu. 5 aydır teşhis ve tedavi için hastaneye götürülen Doğan geçen hafta Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatırıldı. Daha önce karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan’ın hastalığı ilerlediği ve siroza dönüştüğü ortaya çıktı. Doktor, Miktad Doğan’ın abisi Hıdır Doğan’a ailede başka hasta olan varsa test yaptırmalarını söyledi.

Hasta tutuklu Miktad Doğan, yanlış teşhis ve tedavi yapıldığı için aylardır cezaevi-hastane arasında gidip geliyor. Doğan’a ilk önce Eylül 2020’de vertigo teşhisi konularak bir ay boyunca ilaç tedavisi uygulandı. Sağlık durumu daha da kötüleşince 21 Eylül 2020’de Kırklareli Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Bu kez kronikleşmiş Hepatit B olduğu söylendi.

Kan tahlilleri ve çekilen ultrason sonucunda karaciğer enzim değerinin aşırı yükseldiği, karaciğerinin büyüdüğü ve aşırı yağlandığı görüldü. Hastanenin enfeksiyon birimi tarafından acil olarak Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edilen Doğan, durumu acil olmasına rağmen ancak 1,5 ay sonra 4 Kasım 2020’de hastaneye götürüldü. Biyopsi için karaciğerinden parça alınan Miktad Doğan en son 18 Şubat 2021’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi götürüldü. 3 gün hastanede kalan Doğan’a bu kez Hepatit B’ye bağlı siroz teşhisi konuldu.

5 AYDIR KARANTİNADA

Sürekli hastaneye gidip geldiği için karantina hücresinde yaşamak zorunda kalan Doğan sağlıksız ortam ve beslenme koşullarının da etkisiyle sağlığı her geçen gün daha da bozuluyor.

Miktad Doğan’ın avukatı Münevver Öz, yanlış teşhis, yanlış tedavi ve kaybedilen zamanın müvekkilinin yaşam hakkını tehlikeye attığı için cezaevi doktoru ve görevli memurlar hakkında 4 ay önce suç duyurusunda bulunmuştu. Öz dilekçesinde, tuvaleti tıkalı, suyu akmayan, sıcak su verilmeyen, yeterli beslenme koşullarının sağlanmadığı bir hücrede müvekkilinin ölüme terk edildiğine, memurların görevlerini kötüye kullandığına, sistematik bir şekilde müvekkiline kötü davranıldığına dikkat çekti. Kişilerin cezalandırılması için kamu davasının açılmasını talep eden Öz’ün başvurusuyla ilgili henüz bir gelişme olmadı.

TBMM’YE MEKTUP GÖNDERDİ

Ocak ayında TBMM Adalet Komisyonuna mektup göndererek yardım talep eden Miktad Doğan, hastalığının ilk teşhisinden bu yana 4,5 ay geçmesine rağmen ve acil tedaviye başlanması gerektiği halde hala bir sonuca varılmadığını yazmıştı. Doğan, hastalığının ilerleyerek siroza dönüşebileceğini o zaman ifade etmişti:

“Hastalığım bulaşıcı ve her geçen gün ilerliyor. Önlem alınmazsa karaciğer sirozu ve karaciğer yetmezliği vuku bulacak. Bununla beraber kaldığım karantina koşullarında daha başka enfeksiyonlar kapmam muhtemel.”

MAHKEMESİ 3 MART’TA

Bir süre sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan 30 yaşındaki Miktad Doğan 2017’de geçirdiği trafik kazasında birçok kaburgası ve omuz küreği kırıldığı için mesleğini bırakmak zorunda kaldı. Tanık ifadelerine dayanılarak ve Bylock kullandığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’da tutuklanan Doğan, 4 aydır SEGBİS ile katıldığı Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nden her duruşmada durumunu heyete açıklamaya çalıştı ancak dikkate alınmadı. Doğan, 3 Mart’ta altıncı kez hakim karşısına çıkacak.

“Ağır hasta olmama rağmen 4 aydır hücredeyim”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Tutuklu Emniyet Amiri Ömer Köse’ye pandemi döneminde su yok

Dört yıldır hücrede tutulan Ömer Köse’ye tüm ihtiyaçları için sadece 20 litre su veriliyor. Köse, yağmur sularını biriktirerek ayakta kalıyor.

BOLD – Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ihraç Emniyet Müdürü Ömer Köse’ye yönelik baskı ve hak ihlalleri artarak devam ediyor. Tek kişilik hücrede tutulan Köse’nin diğer tutuklulardan farklı olarak günlük su limiti 20 litreyle sınırlandırılırken, ikinci battaniyesi de elinden alındı.

Cezaevinde kalan diğer tutuklular suyla ilgili sıkıntı yaşamazken Ömer Köse’nin hücresinin sayacının 20 litreye göre ayarlandığı öğrenildi. Günlük 20 litre su ile temizlik, banyo, bulaşık yıkama gibi tüm ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakılan Ömer Köse’nin banyo yapmakta zorlandığı öğrenildi. Köse’nin yakınlarına aktardığına göre, banyo öncesi musluğu açıp sıcak su gelmesini beklemesi durumunda günlük 20 litre su bitmiş oluyor.

Ömer Köse cezaevinde çocuklarıyla

DİLEKÇELERİNE CEVAP VERİLMİYOR

Ömer Köse’nin su sorunuyla ilgili şahsen ve avukatı aracılığıyla yazdığı dilekçelere cevap verilmediği öğrenildi. Gardiyanların sayacın bozuk olabileceği şeklindeki söylemleri üzerine Köse’nin “sorun hücremdeki su sayacındaysa tamiratını ya da değişimini kendi paramla yapabilirim” şeklindeki son dilekçesine de cevap verilmedi.

Cezaevi yönetiminin, hücre ve koğuşlara ayrı sayaç sitemini kuran firmadan yanıt beklediklerini ilettiği ancak hiçbir ilerleme olmadığı belirtiliyor.

Köse’nin cezaevi yönetimine verdiği 9 dilekçenin dışında, infaz hakimliği ve Adalet Bakanlığına da dilekçe yazdığı ancak dilekçelerin UYAP’ta görünmediği öğrenildi. Bu durum dilekçelerin imha edildiği şüphesini doğurdu.

Köse daha önce de cezaevinde kaloriferlerinin yakılmadığı ve darp edildiğine ilişkin dilekçeler yazmış ancak işleme konulmamıştı.

YAĞMUR SULARINI TOPLUYOR

Köse’nin kar sularını eriterek ve yağmur sularını toplayarak tuvalette kullanmaya çalıştığı, hücresi ve kişisel hijyeniyle ilgili pandemi sürecinde büyük sıkıntı yaşadığı ifade ediliyor.

Köse’nin yaşadığı bir diğer sorun ise ısıtma. Cezaevi kaloriferlerinin yetersiz yanması nedeniyle çift battaniye kullanan Köse’nin battaniyelerinden biri arama sırasında geri verileceği söylenerek alındı. Battaniyenin geri verilmemesi üzerine Köse, cezaevi kantininden yeni bir battaniye almak için kantin fişi doldurdu ancak Köse’ye yeni battaniye satılmadı.

Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse, Ağustos 2014’ten beri tutuklu. Uzun süre Silivri Cezaevinde tutulan Köse, OHAL döneminde Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapılı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Köse yaklaşık 4 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0