Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Sıla’ya dayak davasında Ahmet Kural “inanç” kartını masaya sundu

Oyuncu Ahmet Kural'ın Şarkıcı Sıla Gençoğlu'na yönelik "Hakaret", "Tehdit" ve "Basit yaralama" suçlarından 5 yıla kadar hapsinin istendiği davaya kadın örgütlerinin müdahil olma talepleri reddedildi.

8 Mart Dünya kadınlar gününden bir gün önce görülen duruşmada Ahmet Kural, Sıla’ya dayak iddiasıyla ilgili savunmasında “inanç farklılığı”nı gündeme getirdi.

Oyuncu Ahmet Kural’ın Şarkıcı Sıla Gençoğlu’na yönelik “Hakaret”, “Tehdit” ve “Basit yaralama” suçlarından 5 yıla kadar hapsinin istendiği davanın ilk duruşması görüldü. Ahmet Kural’ın suçlamaları reddettiği duruşmada kadın örgütlerinin davaya müdahil olma talepleri mahkemece uygun bulunmadı

Sıla Gençoğlu, 29 Ekim 2018’de o dönem sevgilisi olan oyuncu Ahmet Kural’ın Zekeriyaköy’deki evinde darp, tehdit ve hakarete uğradığını belirterek savcılığa şikâyetçi olmuştu. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması üzerine İstanbul Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Bürosunca Ahmet Kural hakkında “Hakaret”, “Tehdit”, “Basit yaralama” suçlarından toplam 1 yıl 1 aydan 5 yıla kadar hapsi istemiyle dava açıldı.

İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Ahmet Kural savunma yaptı.

Kural, “2017 Mayıs’ında güzel bir ilişkiye başladık. Ancak dünya görüşlerimizin, inançlarımızın farklılığı, arkadaşlarımı hor görmesi nedeniyle ayrılma kararı aldım. Sonrasında ‘bir tokat attı’ haberi uydurdu. Bir hafta sonra Okan Can Yantır ile olmaya başladı. 1.5 ay evden çıkmadım. Kimseyle görüşmek istemedim” dedi.

Kural, olay gününe dair de özetle şunları söyledi:

“Kendisinden evi terk etmesini istedim. Aramızda tartışma oldu. Elimden tuttu. Sonrasında ben kendisinden elimi çekerken düştü. İddianamedeki sözleri kendisine söylemedim ve kesinlikle vurmadım. Sonra kendisi şoförünü aradı. 15-20 dakika süren kavganın sonunda kendisi dışarı çıktı ve çıkarken de bana ‘Seni bitireceğim Ahmet Kural’ dedi. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum.”

Daha sonra Sıla Gençoğlu ifade verdi. Sıla, olay gününü şu sözlerle anlattı:

“Olay 29 Ekim günü gerçekleşti. Ailesiyle beraber cok güzel vakit geçirdik. Sonra eve geçtik. Ancak kurtulamadığımız Okan Can Yantır sorusu geldi. Bir anda kıskançlık krizi geçirdi. Bağırdı. Sonra kendimi kurtarmaya çalışsam da kötü bir hatıraydı. Sonra bana ‘S… git. Git buradan öldürürüm seni’ dedi. Kül tablası kaldırdı.

Bir saat boyunca evden kurtulmaya çalıştım. Mutfaktan salona savrulduk. Kafamı duvarlara vurdu. Yere düştüm. Kafamı ve böbreklerimi tekmeledi. Bana, aileme küfürler etti. ‘Çok sevdiğin baban kollarında ölsün’ dedi. Bahçe kapılarından içeri çekildim. Bir şekilde şoförümü aramayı başardım. Neyse ki peşimden gelmedi. Şikayetçiyim” dedi.

Kendi avukatının kavganın ne kadar sürdüğüne ilişkin sorusunu yanıtlayan Gençoğlu, “Bir saate yakın sürdü. Düzenli bir dayak değil, dinlenik bir dayak olmuştur. İdrarımdan kan geldi. Ara ara oldu; evden çıkmama müsaade etmeyip tekrar saldırıp… Zaten 45 dakika, bir saat dayak yesem herhalde burada olmazdım. Evden çıkmaya çalışırken 4-5 defa beni tekrar içeri sokmaya çalıştı” dedi.

Duruşmaya müşteki kurum olarak katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Sultan Koçyiğit, sanıktan şikayetçi olduklarını belirterek davaya müdahilliklerine karar verilmesini talep etti.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatı Ayşe Ece Kavas da “Türkiye’de sıklıkla görülen, tekrar eden şiddete maruz kalmıştır Sıla Gençoğlu. Bu olaylar bir kadına değil toplumdaki tüm kadınlara zarar vermektedir” diyerek müdahillik talebinde bulundu. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi avukatları da toplumsal duyarlılık için müdahilliklerine karar verilmesini istedi.

Sıla Gençoğlu ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın müdahilliğini kabul eden mahkeme, müdahillik talebinde bulunan diğer kurumların talebini ise olaydan doğrudan zarar gören sıfatları olmadığı için reddetti.

Tanıkların da dinlendiği duruşmada olayın yaşandığı evin yanındaki evde bulunduğu belirtilen tanıklardan Hatice Zeynep Tunç, o gece yan evde hakaretler ve küfürler duyduğunu belirterek, “‘Seni öldüreceğim’ şeklinde şeyler duydum. Kadının, ‘içeri girmek istemiyorum’ dediğini duydum. Sesler 1 saate yakın devam etti” dedi.

Sanık avukatı Sibel Aydın’ın “Neden 2 gün sonra Sıla’nın adını duyunca tanıklık yapmaya karar verdin?” sorusunu yönelttiği Tunç, “Zaten korkmayacak olsam arkadaşlarımla birlikte o akşam polisi arardım. Çiftin Sıla ve Ahmet Kural olduklarını öğrendiğimiz zaman yardımcı olabiliriz diye düşünüp tanık olmaya karar verdik. Aynısı bizim başımıza da gelebilirdi” ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, duruşmanın 22 Nisan’a ertelenmesine karar verdi.

Gündem

Türkiye hak ihlallerinde rekor kırdı

Anayasa Mahkemesinin yayımladığı bireysel başvuru istatistikleri hak ihlallerindeki acı tabloyu ortaya koydu. Resmi rakamlara göre AYM’nin esastan incelediği dosyaların yüzde 94’ünde hak ihlali kararı verildi. Adil yargılama hakkının ihlali ise yüzde 55’le ilk sırada yer aldı. İstatistikler 15 Temmuz 2016 sonrası OHAL’in başlamasıyla birlikte hak ihlali başvurularında patlama yaşandığını da gözler önüne serdi.

BOLD – Kapatılma riskiyle karşı karşıya kalan Anayasa Mahkemesi (AYM), Eylül 2012 ile Eylül 2020 arasını kapsayan 8 yıllık bireysel başvuru istatistiklerini yayımladı. Esastan incelenen 11 bin 124 dosyadan 10 bin 428’inde hak ihlali kararı verildi. Bu rakama göre esastan incelenen bireysel başvuruların yüzde 93,7’inde hak ihlali kararı verdi.

OHAL SONRASI TARİHİ ZİRVE

AYM’nin istatistikleri, tartışmalı 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra hak ihlalleri başvurularının katlanarak arttığını da ortaya koydu. 2012’de bin 342, 2013’te 9 bin 897, 2014’te 20 bin 578, 2015’te 20 bin 376 olarak gerçekleşen başvuralar adeta OHAL ile birlikte patlama yaşadı. Başvurular, 2016 yılında 80 bin 756, daha sonraki yıllarda ise sırasıyla 40 bin 530, 38 bin 186, 42 bin 971, 2020’nin Eylül ayı itibarıyla ise 30 bin 584 oldu.

İhlal kararı oranlarının yıllara göre dağılımına bakıldığında, 2018 yılı yüzde 21’le zirvede yer aldı. 2018’de toplam 2 bin 167 ihlal kararı verildi. 2020’de ise henüz eylül ayı itibarıyla hak ihlali payı yüzde 20 olarak gerçekleşti.

İhlal kararlarının hak ve özgürlüklere göre dağılımında ise adil yargılanma hakkının açık farkla ilk sırada yer alması dikkat çekti. İhlal kararlarının yüzdesel dağılımında ilk 5 sıra şu şekilde:

Adil yargılama hakkı: Yüzde 55 (5 bin 884)

Mülkiyet hakkı: Yüzde 25,9 (2 bin 758)

İfade özgürlüğü: Yüzde 5,7 (603)

Kötü muamele yasağı: Yüzde 3,4 (358)

Özel hayatın korunması hakkı: Yüzde 2,7 (288)

Okumaya devam et

Gündem

Hakan Şükür’ün babasına hapis cezası talebi

Eski milli futbolcu ve milletvekili Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür’ün cemaat üyeliği suçlamasıyla yargılandığı davada 1 yıl 13 aydan 15 yıla kadar hapsi istendi.

BOLD – Sakarya’da, eski futbolcu Hakan Şükür’ün babası Selmet Şükür’ün cemaat üyeliği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.

Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık Selmet Şükür’ün cemaate yardım suçunu işlediğini savundu. Şükür’ün ‘silahlı terör örgütüne yardım’ suçundan 1 yıl 13 aydan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Söz alan sanık avukatları, mütalaaya katılmadıklarını belirterek, esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre istedi. Sanık ve avukatlarına mütalaayı inceleyip esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre verilmesine hükmeden mahkeme heyeti, duruşmayı 15 Aralık’a erteledi.

Cemaat soruşturması kapsamında 2016’da gözaltına alınan Selmet Şükür, ertesi gün tutuklanmış, 25 Kasım 2016’da sağlık sorunları nedeniyle ev hapsi kararıyla tahliye edilmişti.

Öldürülen Azerbaycan askerleri haberinde Serdar Ortaç fotoğrafı

Okumaya devam et

Gündem

Boşanmış eşler merak ediyor; Ömür boyu nafaka bitiyor mu?

Zaman zaman eleştirilen ‘ömür boyu nafaka’ ödenmesi, Adalet Bakanlığı’nın çalışmasıyla bir kez daha gündeme geldi. ‘Ömür boyu nafaka’ya karşı olan bakanlık, alt ve üst sınır getirilmesini önerdi. Çalışmayla en az 2 en çok 6 yıl nafaka ödenmesi tavsiye edildi.

BOLD – Süre sınırlaması olmaksızın ölüme kadar yapılan nafaka ödemeleri için Adalet Bakanlığı yeni görüşmeler yaptı. Süre önerisinin ön plana çıktığı görüşmelerde alt sınırın 2, üst sınırın ise 6 yıl olması önerildi.

BAKANLIK ÖMÜR BOYU NAFAKAYA KARŞI

Kamuoyunda nafaka süresi ve nafaka miktarı konularında tartışmalar devam ediyor. 2 yıldır çalışmalarına devam eden Adalet Bakanlığı’ndan yeni bir öneri geldi. Öneride kesin çizgiler çizilmezken, taktir hakkının hakimlere bırakılması tavsiye edildi. Bu çerçevede “Süre koymak doğru değil, bazı boşanmalarda nafaka vermeye gerek yokken, bazı davalarda ömür boyu nafaka ödemek zorunda bırakılması gerekebilir. Bu konuda takdir hâkimlere bırakılmalı.” değerlendirmesi de yapıldı.

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre Bakanlık, daha önce yaptığı alternatifli çalışmada, ‘nafakanın 5 yıl süreli olması’, ‘evliliğin süresiyle sınırlandırılması’, ‘evliliğin yarısı kadar süreyle sınırlandırılması’ gibi önerilerde bulunmuştu.

Okumaya devam et

Popular