Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

Atilla Yeşilada: Bankalara zorla kredi baskısını Londra bankerleri de duymuş

Ekonomist Atilla Yeşilada, ekonominin sektör sektör çöktüğünü belirterek, bazı şirketlerin bankalara baskı yapılarak suni olarak ayakta tutulduklarını söyledi.

Yeşilada, YouTube kanalında paylaştığı videoda, Türkiye ekonomisine ve sektörlere ilişkin veriler paylaştı.

Değerlendirmesine Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan inşaattan başlayan Yeşilada, şunları kaydetti:

“İPOTEKLİ SATIŞLAR ZORTLAMIŞ”

“Konut satışları kasımdan aralık ayına doğru yükselirken ocak ayında pat diye düşmüş. 137 binlerden 74 binlere… Tarihin en düşük konut satışlarından biri bu. Sebebi de belli. Konut satışlarının önemli bir bölümünü teşkil eden ipotekli satışlar zortlamış. Başka kelime bulamadım. Zortlamış tam anlamıyla.

İkincisi, vatandaşta harcayacak para yok. Gıda enflasyonu hala yüzde 30. Sizin para biriktirecek gücünüz kalmamış ki kardeşim ev almayı filan düşünün.

Üçüncüsü, Türkiye’de konut talebinin bir bölümü yatırım amacıyla yapılıyordu. Alıp kiralıyordunuz, fiyatlar yükseldiğinde satıyordunuz. Bu çökmeye başladı.

“YATIRIM İÇİN KONUT ALANLAR PİYASADAN ÇEKİLİNCE KONUT ÇÖKTÜ”

Çünkü geçen sene enflasyon 20, Türk lirasının dolara karşı değer kaybı 30 ama Merkez Bankası’nın ölçümüne göre konut fiyatlarında ortalama artış yüzde 10. Dolayısıyla yatırım için konut alanlar para kaybetti, onlar piyasadan çekilince de konut çöktü.

Konutta bir düzelme olur mu? Hayır. Çünkü eğer Ziraat Bankası gibi kamu bankalarından kredi alacak kadar şanslı değilseniz ipotek kredileri hala yüksek. Fiyatlarda yükseliş olacağını kimse düşünmüyor. Çok ciddi bir satılmamış konut stoku var.

Ve en önemlisi, işsizlik artmaya devam ettiğine göre gelirler de yükselmeyecek.”

“KONUTUN DESTEK VERDİĞİ 200 ALT SEKTÖR DE CİDDİ DARALACAK”

Yeşilada, konut sektörünün 200 civarında alt sektöre destek veren, oralardan talep emen bir iş dalı olduğuna işaret ederek, “Cam, demir-çelik, çimento… İç mimariden tuvalet malzemelerine kadar her konuda talep yaratıyor. Bütün bunlarda da maalesef resesyonist trendler göreceğiz.

Lokomotif haline getirildi. Öyle olmamalıydı. Ama inşaat durduğu zaman bütün o sektörlerde de çok ciddi bir yavaşlama göreceğiz” diye konuştu.

“BIRAKIN KONUTU, MİLLETİMİZİN BEYAZ EŞYA ALACAK GÜCÜ DAHİ KALMAMIŞ”

Beyaz eşya satışlarına da değinen Yeşilada, “Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği’nin verilerine göre, beyaz eşya dediğimiz 4 kalemden oluşan mal grubunda ÖTV ve KDV indirimlerine rağmen ocak ayında yüzde 9 iç satışlarda daralma kaydedildi. İhracat da düştü. Üretim yüzde 14 düştü.

Beyaz eşya satışları zaten 2018 yılında da yüzde 17 daralmıştı. Yani bir aya mahsus bir sonuç değil bu. Çünkü bazen insanlar aralıkta alır, şubata kadar almaz. Ama bir trend görüyoruz. Bütün yapılan indirimlere, kampanyalara, devletin verdiği vergi teşviklerine rağmen milletimizin bırakın konut, beyaz eşya alacak dahi gücü kalmamış.

Bakın yine çok kıymetli, yüksek gelirli istihdam üreten, belki 1 milyon kişiye iş sağlayan bir sektör daha çöktü” ifadelerini kullandı.

“OTOMOBİL SATIŞLARINDA YÜZDE 50’LERE VARAN DARALMA OLDU. ÇÜNKÜ MASRAFLARLA BAŞA ÇIKMAK İMKANSIZ”

Yeşilada, otomotiv satışlarında da çok ciddi daralma olduğunu vurguladı. Yüzde 50’lere varan bir daralmanın söz konusu olduğuna dikkati çeken Yeşilada, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada da otomobil kredisi faizleri çok yüksek, benzin-mazot ulaşılmaz hale geldi. Otomobil aldığınızda yedek parça, benzin, mazot düşünüyorsunuz. Başa çıkmak imkansız.

İthal ürünlerde çok ciddi bir daralma görüyorsunuz. Çünkü mecburen ithal eden, dolardaki değer artışını fiyatlarına yansıtacak. Bu yüzden vatandaş otomotiv de satın alamıyor.

Üç önemli tüketim kalemi, Türkiye’de pazarı, tüketim pazarını götüren konut, beyaz eşya ve otomotiv yok.”

“ELEKTRİK TÜKETEMEDİYSEK EKONOMİ NASIL BÜYÜR?”

Elektrik tüketiminin bir ülkede ekonomik aktivitenin en iyi öncü göstergesi olduğunu dile getiren Yeşilada, şunları söyledi:

“Çok basit nedenlerden dolayı. Çimento, demir-çelik, cam, otomotiv… Bunlar çok yüksek miktarda elektrik tüketen sektörler. Yani bunlar elektrik tüketmiyorsa üretim azalıyor demektir.

Yine aynı şekilde biz de öyleyiz. Hayatımızın her saniyesi elektrikle geçiyor. Eğer bir hane halkı kazanamıyorsa, elektrik, tasarrufunu yapacağı son şeydir. Aman lambaları söndürün çocuklar, ya mecbur musun intentette olmaya şimdi, bu televizyon seyredilir mi…

Şubatta yıllık bazda elektrik tüketimi binde 9 gerilemiş. Binde 9 çok ufak gibi geliyor ama büyümemiş. Elektrik tüketememişiz. Elektrik tüketemediysek ekonomi nasıl büyür kardeşim?

Geçen sene de binde 8 büyümüş. Dolayısıyla elektrik tüketimi rakamlarıyla büyüme rakamları arasında çok büyük bir fark var. Ya üretim yapamıyoruz, ya da insanlar artık evlerinde elektrik yakmıyorlar. Ne diyeceğimi ben de bilemiyorum. Doğalgazda da böyle bir daralma var.”

“İTHALAT RAKAMLARI DA EKONOMİNİN DARALDIĞINI GÖSTERİYOR”

Yeşilada, şubat ayı geçici ithalat-ihracat rakamlarına ilişkin, “İhracatta bir başarı var. Yüzde 5 civarında bir artış ama tabii şubat kısa ay, o yüzden aslında daha yüksek bir artış var herhalde 6-7 civarındadır. Tebrik ediyorum ihracatçıları ve Ticaret Bakanımızı bu konudaki destekleri esirgemedikleri için.

Ama Türkiye’nin tüketimi açısından, Türkiye’de iç talep açısından ithalata bakmamız gerek. Orada da ithalatı hammadde, yatırım malları ve tüketim malları olarak üçe ayırıyoruz. Baktığınızda ocak-şubat döneminde bu üç kalemde de ithalatın yüzde 20’den fazla, tüketim malları özelinde yüzde 34 daraldığını görüyoruz.

Bu da çok önemli bir gösterge. Çünkü hammadde almıyorsanız üretmeyeceksiniz demektir. Yatırım malı ithal etmiyorsanız yeni fabrika yapmayacaksınız demektir. Tüketim malı zaten tüketemiyorsunuz demektir.

İthalat tabii daha az yapalım ama yerlisini üretebiliyorsak. Yerlisini üretemeyip ithalatı da azaltıyorsak ekonomi yürümüyor demektir. Dolayısıyla bu ithalat rakamları da ekonominin daraldığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

“ŞİRKETLERİN BİR KISMI, BDDK’NIN BANKALAR YAPTIĞI BASKIYLA SUNİ OLARAK AYAKTA TUTULUYOR”

Şirketlerin durumunun da kötü olduğunu, ocakta 278 tane daha konkordatonun söz konusu olduğunu belirten Yeşilada, şöyle konuştu:

“Konkordato mevzuatı yani konkordato ilan etmek zorlaştırılmıştı. Bunlardan en son Praktiker konkordato ilan etti. Bir inşaat şirketi var.

Şirketler kar etmiyor. Konkordatonun zorlaşmasıyla iflasların başlayabileceği de iddia ediliyor.

“BDDK’NIN BANKALARA BASKISINDAN LONDRA BANKERLERİ DE RAHATSIZ”

Ekonomist Uğur Gürses, BDDK’nın 13 bankayla toplanıp bu sene en az yüzde 15 daha fazla kredi vermelerini istediğini söyledi. Yani şirketlerin bir kısmı da sırf bankalara böyle bir baskı yapıldığı için ayakta duruyor.

İş için Londra’ya gitmiştim, bu duyumu onlar da almışlar ve onlar da, Londra bankerleri de bu durumdan rahatsız. Doğru mudur bilemem ama doğruysa, aslında bazı şirketler suni olarak ayakta tutuluyorlar.”

“TÜRKİYE’DE İMALAT SANAYİSİ 11 AYDIR DARALIYOR”

Yeşilada, “PMI bizde çok iyi anlaşılmaz. Tedarik yöneticileri anketi. En son grafiğini gördüğümüz imalat sanayi PMI’ı, aylık bazda 44’ten 46’lara çıkmış ve 6 ayın zirvesine çıkmış. İstanbul Sanayi Odası açıklıyor bunu. Eğer PMI’ın ne olduğunu bilmiyorsanız oooo, waaawww, çok güzel diyeceksiniz.

Halbuki PMI’da 50’nin altındaki rakamlar, imalat sanayisinin moralinin bozuk olduğunu veyahut da üretiminin daraldığını gösterir. Dolayısıyla 44’ten 46’ya çıkmışsınız, daha yavaş daralmışsınızdır. Ama daralma devam ediyordur.

Nitekim bu açıklamanın metnini okursanız, Türkiye’de imalat sanayisinin 11 aydır daraldığını göreceksiniz” dedi.

“HİZMETLER SEKTÖRÜNDE DE DURGUNLUK DEVAM EDİYOR”

MÜSİAD’ın hem imalat sanayisini hem de hizmetleri kapsayan SAMEKS endeksinin de şubatta 2 puan arttığını hatırlatan Yeşilada, “Ama orada da 50’nin altındayız. Yani hizmetler sektöründe de durgunluk devam ediyor” diye konuştu.

“DAHA AKLA YAKIN BİR EKONOMİ POLİTİKASI ÇİZİLİP TOPLUMA ANLATILINCAYA KADAR TÜRKİYE RESESYONDAN ÇIKAMAZ”

Yeşilada, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Ben güzel verileri de gizlemiyorum. Şubat ayında 20’ye yakın veri aldık, bunlara göre sadece reel sektör ve inşaat sektörünün morali düzelmişti. Onun dışında tüketici güveninden imalat sanayisine kadar her şeyin daraldığını gördük.

Ekonomi biraz da sanattır. Bütün veriler size aynı şeyi söylemez ama verilerin yüzde 90’ı size daralıyoruz diyorsa daralıyorsunuzdur. Bu resesyondan da şahsen seçimler bitip, hükümet daha akla yakın bir ekonomi politikası çizip topluma anlatıncaya kadar çıkabileceğimizi zannetmiyorum.”

Ekonomi

Ekonomiye bir kötü haber de Fitch’ten: Türkiye’nin görünümünü ‘negatif’e çevirdi

Doların yükselişiyle ekonomide büyük kriz yaşayan Türk ekonomisine Fitch Ratings de olumsuz not verdi. Türkiye’nin uzun vadeli kredi notunu BB- olarak teyit ederken görünümü ‘durağan’dan ‘negatif’e çevirdi.

BOLD – Döviz kurlarındaki artış nedeniyle zor günler geçiren Türkiye’ye bir kötü haber de uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’ten geldi. Fitch Ratings, Türkiye’nin uzun vadeli kredi notunu BB- olarak teyit ederken görünümü ‘durağan’dan ‘negatif’e çevirdi.

Fitch Ratings, yaptığı değerlendirmede ‘erken’ olarak nitelendirdiği parasal gevşemenin yurtiçi güvende bozulmaya neden olduğunu belirtti.

FAİZ İNDİRİMİNE VURGU

Fitch raporunda “Merkez Bankası’nın erken parasal gevşeme döngüsü ve daha fazla faiz indirimi veya 2023 seçimleri öncesi ek ekonomik teşvikler yurtiçi güvende erozyona yol açıyor. Bu durum lirada, gün içinde benzeri görülmemiş oynaklık dahil, keskin bir düşüş ve artan enflasyon olarak kendisini gösteriyor” değerlendirmesi yapıldı.

Fitch Ratings, “erken” olarak nitelendirdiği parasal gevşemenin yurtiçi güvende bozulmaya neden olduğunu belirterek, Türkiye’nin kredi notunun görünümünü “negatif”e indirdi. Türkiye’nin kredi notunun da “BB-” olarak teyit edildiği belirtildi.

Fitch analisti Erich Arispe Morales, söz konusu erozyonun zayıflayan liraya yansıdığını belirtirken bunun finansman baskılarını artırabilecek makroekonomik ve finansal istikrar riskleri yarattığına dikkat çekti.

Fitch, Türkiye’nin notunu BB- ile yatırım yapılabilir seviyenin üç kademe altında belirlemişti. Bu not seviyesinde Brezilya ve Güney Afrika da bulunuyor.

BÜYÜME BEKLENTİSİNİ YÜKSELTTİ

Kuruluş, Türkiye için bu yılki büyüme beklentisini yüzde 9,2’den yüzde 10,5’e çıkardı.

Türkiye’nin Kovid-19 salgınının etkili olmaya başladığı 2020’de gayrisafi yurtiçi hasılasının (GSYH) yüzde 1,8 arttığı anımsatılan açıklamada, ülke ekonomisinin 2021’de ise yüzde 10,5 büyümesinin tahmin edildiği aktarıldı. Fitch, eylül ayında yayımlanan Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 9,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

Açıklamada, ülke ekonomisine ilişkin 2022 yılı büyüme tahmininin ise yüzde 3,5’ten yüzde 3,6’ya yükseltildiği kaydedildi.

Türkiye’nin ekonomik büyümesinin, emsallerine göre güçlü olduğuna işaret edilen açıklamada, ancak ülkede kişi başına düşen milli gelirin dolar bazında 2013’ten bu yana düşüş eğiliminde olduğu ifade edildi.

IMF Başkanı uyardı: Bazı ülkelerde ekonomik çöküş görebiliriz

Okumaya devam et

Analiz

Instagram’dan istifa eden Damat Albayrak adamlarıyla geri döndü

128 milyar dolar tartışmasının ardından sosyal medya üzerinden istifa eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, kendine yakın bürokratlarla geri döndü. Ekonominin en kilit kurumlarında bulunan Albayrak’ın adamları, Nureddin Nebati’nin bakan olmasıyla kabinedeki koltuk sayısını üçe yükseltti.

BOLD ANALİZ – “Ben dolara bakmıyorum”, “Dolarla mı maaş alıyorsun?” sözleriyle tarihe geçen damat Berat Albayrak’ın geri dönüşünde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan etkili oldu. Peki, “Albayrak’ın kendisi yok ama gölgesi ekonominin başında” dedirten isimler kimler?

Ahmet Davutoğlu’nu AKP Genel Başkanlık  koltuğundan indiren Berat Albayrak ve Binali Yıldırım’ın kabinedeki etkisi hızla arttı. Yıldırım, AKP Genel Başkanvekilliğine getirildi, aynı zamanda Türk Dünyası Aksakallısı ilan edildi.

KIRILMA NOKTASI “BERAT BEY BAŞARILI” SÖZÜ

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası devlet krizine dönen damat Berat Albayrak’tan aylarca haber alınamadı. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dövüldüğü, aralarının bozuk olduğu bile yazıldı. 22 Şubat 2021 tarihinde ise Erdoğan, Albayrak’a zeytin dalı uzattı. Albayrak hakkında yapılan eleştirilere cevap veren Erdoğan, “Karadeniz’deki doğalgaz keşfini yapan, sondaj gemilerimizin alınmasından madenciliğe kadar ülkemizin pek çok kazanımında Berat Bey’in imzası var. Bunu başardığı için kuduruyorlar, çıldırıyorlar. En büyük talihsizliği damat sıfatının bu alanlardaki birikimi, gayretinin önüne geçirilmiş olmasıdır.” dedi.

ALBAYRAK’IN İZİNİ ELVAN VE AĞBAL SİLEMEDİ

Bu söz sonrası bürokratlar yeniden Albayrak’a göre pozisyon almaya başladı. Albayrak sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelen Lütfi Elvan, kendi politikalarını uygulayamadı. Albayrak, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati üzerinden bakanlığı yönetmeyi sürdürdü. Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Naci Ağbal da piyasa gerçekleri doğrultusunda adımlar attı. Ancak kısa sürede görevden alındı.

İLK ADIM MERKEZ BANKASINDA

Erdoğan kabinesindeki bakanlar ‘affını’ isteyerek ayrılırken Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifasını 6 Kasım 2020 tarihinde Instagram’dan duyurdu. Albayrak’ın gidişi sonrası kendisine yakın isim Murat Uysal, 7 Kasım 2020 tarihinde Merkez Bankası Başkanlığı’ndan alınıp yerine Naci Ağbal getirildi. Ağbay, piyasanın taleplerine göre hareket edip faizleri yüzde 19’a yükseltince Erdoğan kellesini aldı. Yerine de Albayrak’a yakın Şahap Kavcıoğlu getirildi.

KABİNEDE ÜÇ KOLTUK KAPTI

Siyasete Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak giriş yapan Albayrak’ın hala Enerji Bakanlığı’nı yönettiği biliniyor. Son iki değişiklikle de kabinede Albayrak’a yakın isimlerin sayısı üçe yükseldi. Devlet Planlama Teşkilatı kökenli deneyimli bürokrat Lütfi Elvan, Albayrak’ın koltuğunda 1 yıl durabildi. Yerine Albayrak’a yakın Nureddin Nebati getirildi. Ticaret Bakanlığı’nda da Albayrak’ın adamı olarak bilinen Mehmet Muş bulunuyor. Nebati değişikliği sonrası ekonomi yönetiminde Albayrak dönemi yeniden başlamış oldu.

TÜRKİYE VARLIK FONU VE BORSA İSTANBUL

Türkiye ekonomisinin dümenini bırakmak istemeyen Albayrak’ın kilit kurumları da adamları bulunuyor. Albayrak’ın doktora tezini yazan Erişah Arıcan’a hem Türkiye Varlık Fonu hem de Borsa İstanbul’un yönetiminde koltuk verildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Rekabet Kurumu’ndaki üst düzey bürokratların yanı sıra alt kadrolar da Albayrak döneminde atanan isimler bulunuyor.

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Okumaya devam et

Ekonomi

Kılıçdaroğlu’ndan TÜİK’e baskın: Çelik kapıyla engellendi

Bürokratlara “Erdoğan ailesinin değil bu devletin memuru olun” çağrısı yapan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, enflasyon ve işsizlik verileriyle oynayan TÜİK’e alınmadı. Randevu talebi kabul edilmeyen Kılıçdaroğlu’nun kurum binasına girmesine de izin verilmedi. 

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) randevu istediğini ancak verilmediğini belirterek, “Saat 11.00’de geliyorum, haberiniz olsun” dedi. Kılıçdaroğlu, belirttiği saatte gitmesine karşın içeri alınmadı.

RANDEVU TALEBİ GERİ ÇEVRİLDİ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha önce Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’yla yaptığı görüşmelerin bir benzerini bu kez açıkladığı tartışmalı verilerle gündemden olan Türkiye İstatistik Kurumu yetkilileriyle yapmak üzere randevu istedi ancak olumsuz yanıt verildi.

GELİYORUM, HABERİNİZ OLSUN

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, kendisine randevu vermeyen TÜİK’e saat 11:00’de ziyarete gideceğini açıkladı. Kılıçdaroğlu mesajında “TÜİK’ten randevu istedim, vermediler. Saat 11.00’de geliyorum, haberiniz olsun @tuikbilgi.” dedi.

KILIÇDARĞLU İÇERİ ALINMADI

Belirttiği saatte gitmesine karşın Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyete TÜİK’in kapıları randevuları olmadığı gerekçesiyle açılmadı. TÜİK’e sağlıklı ve tutarlı bilgiler almak için geldiklerini belirten Kılıçdaroğlu, “Randevu verilmediğini, kabul edilemeyeceğimizi ifade ettiler. Kendilerine TÜİK’in internet sitesinde yazılı olan metni okuduk.  Biz kendi internet sitelerinde yer alan davete uyarak geldik ve bilgi almak istedik. Bu tablo, Türkiye’nin nereye geldiğini göstermek için çok önemli bir tablodur” dedi.

AÇIKLANAN RAKAMLAR GÜVEN VERMİYOR

Devletin bilgileri ve bu bilgilerin nasıl toplandığına dair açıklamaların ana muhalefet partisine yapılmak istenmediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Böylesine bir tabloyu Cumhuriyet tarihinde hiç görmedik. Türkiye’nin geldiği nokta açısından önemlidir. Burası, enflasyon oranlarını açıklıyor. Bakınız bugün sabah açıklanan aylık enflasyon 3.51, yıllık enflasyon 20.21. Bu rakamlar güven vermiyor” dedi.

TÜİK RAKAMLARI KÜÇÜLTÜYOR

Memur, emekli, işçi için siyaset yaptığını belirten Kılıçdroğlu, “Eğer TÜİK, rakamları küçültüyor, bu rakamları doğru diye paylaşıyorsa memura, işçiye, emekliye ‘Daha az vereceğim’ anlamına geliyor. Böyle bir tabloya sessiz kalırsam ben siyaseti neden yapıyorum? İşçinin, memurun, emeklinin hakkını savunmayacaksam ben neden siyaset yapıyorum? Buraya gelişimin nedeni o. Memurun, işçinin, emeklinin, milyonların hakkını savunmak için buraya geldim” dedi.

HALKIN GELİRLERİYLE OYNAYANLAR SUÇLUDUR

TÜİK’in bir devlet kurumu olmaktan çıkıp bir saray kurumu haline dönüştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, “Burası artık bir devlet kurumu değildir. Şu binada oturanlar unutmasınlar, oturduğunuz binalar bu memleketin vatandaşlarının ödedikleri vergi ile yapıldı. Aldığınız aylıklar işçinin, memurun, emeklinin ödediği vergilerle aldığınız aylıklardır. Eğer, devleti oluşturan kurumlar bilgilerle halkı yanıltıyorlarsa, halkın geliriyle oynuyor, talimatla görev yapıyorlarsa kendileri suçludur” dedi.

Sanayicinin işi zor: Doğalgaza iki ayda yüzde 68 zam

Okumaya devam et

Popular

Shares