Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Demirtaş: ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ dediğimde, Erdoğan’ın elinde Öcalan’ın iki mektubu vardı

HDP tutuklu Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, seçim meydanlarında gösterdiği kendisine ait “Öcalan’ın heykelini dikeceğiz” dediği görüntü ile ilgili konuştu.

“Ben ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ dediğim gün, Erdoğan’ın elinde İmralı’dan Öcalan tarafından yazılmış 2 tane mektup vardı. İmralı çözüm sürecini başlatan mektuplardı. Zaten kısa süre sonra da çözüm süreci başladı” dedi.

Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı duruşmaya SEGBİS ile katılan Demirtaş savunma yapıyor.

ERDOĞAN’IN ELİNDE İMRALI’DAN GELEN MEKTUP VARDI

Demirtaş savunmasında, “Günü geldiğinde ben o fezleke ile ilgili savunma yaptığımda detayları sizinle paylaşacağım, çok şaşıracaksınız. Çünkü söylediğim ve yaptığım her şeyin altında makul, meşru bir gerekçe var. O video çok kullanıldı. Ben ‘Öcalan’ın heykelini dikeceğiz’ dediğim günde Erdoğan’ın elinde İmralı’dan Öcalan tarafından yazılmış 2 tane mektup vardı. İmralı çözüm sürecini başlatan mektuplardı. Zaten kısa süre sonra da çözüm süreci başladı. Ben o konuşmayı yaptığımda gözümün önünde otobüsten göreceğim şekilde elinde bir tane Öcalan posteri var diye 15-20 kişilik bir genç grubu kıyasıya dövüyordu polis” ifadelerini kullandı.

HEM MEKTUPTAN HEM DE ERDOĞAN’IN CEVABINDAN HABERDARIM

Demirtaş, kendisinin hem mektuptan hem de Erdoğan’ın mektuba verdiği cevaptan haberdar olduğunu belirterek, “Ve Ankara’da şu konuşuluyordu: Bu defa barış çok yakın ve bu barışı gerçekleştirecek olanların heykeli dikilecek. Aslında sözün patenti bana ait değil. İsmini söylemeyeyim ama bende o an çağrışım yapan şey bu sözü söyleyen yürütme yetkilisinin kullandığı bu cümledir. Dolayısıyla ben orada ‘yakında barış gelecek, barışın mimarlarından biri olarak da Öcalan’ın heykeli dikilecek’ dedim sembolik olarak” dedi.

ERDOĞAN’IN DÜŞTÜĞÜ HALDEN UTANÇ DUYDUM

Demirtaş, heykeli dikilecek sözünün halk arasında kullanılan bir deyim olduğunu dile getirdi. “Bakın öylesine kullandığım bir söze o dönem Erdoğan dahil kimse itiraz etmiyor. Aradan 7 yıl geçiyor, Erdoğan bir seçim kampanyasında videoyu miting miting dolaştırıp ‘bakın Apo’nun heykelini dikecekmiş, bunlar bilmem kiminle ittifak yapmış, bunlar böyle’ diyecek kadar küçülebiliyor. Onun düştüğü halden utanç duydum” şeklinde konuştu.

ERDOĞAN KENDİNİ BU KADAR KÜÇÜLTMEMELİ

Demirtaş, şunları dile getirdi: “Bir ülkenin Cumhurbaşkanı kendini bu kadar küçültmemeli. O konuşmayı niye yaptığımı kendisi de biliyor, o dönemin bakanları da biliyor. Neyi kastettiğimi kendisi de biliyor bakanları da biliyor. Kendisi o videoyu izletirken bunu da izletseydi samimiyetine inanırdım. Deseydi ki, ‘bak Demirtaş Öcalan’ın heykelini dikeceğiz dediğin gün Öcalan bana 2 mektup yazmıştı. Zaten 2 ay sonra da İmralı’da resmi görüşmelere başladık’ deseydi samimiyetine inanırdım. Fakat tamamı komplocu bunların. Zihniyet komplocu. Tuzak kurma üzerine. Bunlara elini veren kolunu kaptırıyor. En yakın yoldaşları bile bu halde. Resmen utanç duydum.”

DAVUTOĞLU ÖZELEŞTİRİ Mİ YAPIYOR YOKSA İTİRAF MI EDİYOR?

Demirtaş, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’nin bu hale gelmesinden birinci derece sorumlu olduğunu söyleyerek, Davutoğlu’nun geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ilgili eleştiri yaptığı açıklamaya değindi.

Demirtaş, şöyle konuştu: “Sizin görüp görebileceğiniz en büyük bilim insanlarından birisi, büyük akademisyen, siyasetçi fikir insanı, pratik ve önerileriyle barışın mimari, tırnak içinde ‘hepsi’ tabii kişiden alıntı yapayım, Ahmet Davutoğlu. Ne demiş bu ünlü fikir ve bilim insanı? İki gün önce dün yaptığı açıklamada, Başbakanlık yaptı, Dışişleri bakanlığı yaptı. Bizim tutuklandığımız siyasi dönemde Başbakan’dı, bütün bu kararların altında da imzası var.”

BİZİ MİLLETVEKİLİ KİMLİĞİ İLE CEZAEVİNE GÖNDEREN BAŞBAKAN

Demirtaş, “Dokunulmazlığın kaldırılması, Anayasa’nın değiştirilmesi, tutuklanmamıza yönelik çağrısı sonrasında kürsüye çıkıp bas bas bağırması… Türkiye’yi Suriye’de bataklığa batıran ve bugün de kendince yine muhteşem tespitler yapmaya çalışmış. Bunları söyleyen siyasi tarihimizin en büyük hukuksuzluğuna imza atan Başbakanlarından biridir. ‘Milletvekilleri yasama içerisinde güçlü olmalıdır’ diyen Davutoğlu bizi bizatihi milletvekili kimliği ile cezaevine gönderen başbakan olarak tarihe geçmiştir. Ama şimdi aradan geçen zaman zarfında bazı gerçekleri görmeye başlamış olmalı ki kendisi artık özeleştiri mi, itiraf mı başka bir siyasi niyeti mi var bilemem, fakat yargının ne hale geldiğini beyan etmek zorunda kalıyor. Biz söyleyince tarafız da bu mu taraf?”

DAVUTOĞLU’DA MI YARGIYA DÜŞMAN, VATAN HAİNİ?

Demirtaş savunmasında şunları kaydetti: “Ahmet Davutoğlu da mı terörist bu da mı yargıya düşman? Bu da mı vatan haini ülke düşmanı? Hani bizi öyle ilan ettiniz de yargıya bilerek yıpratmak için yapıyormuşuz gibi hükümet cephesinden salvolar yapıldı da buna ne diyeceksiniz? Durum aynen budur. Ve bunu bu hale getirenlerden biridir kendisi. Öyle bir iki yazı yazmakla da bu vebalin altından çıkamaz kurtulamaz. Sorumluluğu kendisine aittir ve kendisi bir numaralı sorumlulardan biri olarak tarihe geçmiştir.”

ŞENTOP ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA ÖZELEŞTİRİLER YAPACAK

Dönemin Anayasa Komisyonu Başkanı şimdiki Meclis Başkanı Mustafa Şentop’un da siyasi tutuklamanın mimarı olduğunu belirten Demirtaş, “Milletvekillerinin açlık grevinde ve hapiste olmasına sessiz ve duyarsız kalan bir Anayasa Komisyonu ve Meclis Başkanı eminim ki bu da önümüzdeki yıllarda özeleştiriler yapacaktır ‘biz o dönemde çok yanlışlar yaptık’ diyerek. Ama bizim için hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Kendisi de Karma Komisyon Başkanı sıfatıyla dosyalarda hiçbir inceleme yapılması gereği duyulmadan savcılıklara göndermiş, bizi adeta bu komplo ve tuzağın önüne atmıştır. Kendimizi savunma delillerimizi sunma fırsatı bile sunulmamıştır. Anlatmaya çalıştığımız siyasi komplolar, bırakın iktidar veya Parlamento tarafından, mahkemeler tarafından bile dikkate alınmamıştır. Bu komploları dikkate almayı bırakın, bizatihi yeni komplolar yapılmaya devam etmiştir” diye konuştu.

PARTİMİN OY ORANI YÜZDE 15

Bütün fezlekelerin hedefinin HDP’nin baskı atına alınmayı amaçladığını belirten Demirtaş, savunmasına şöyle devam etti: “2011 Nisanında partimin oyu yüzde 6 idi. Yani bu fezlekeye dair söz konusu eylemi gerçekleştirdiğimizde oy oranımız yüzde 6’ydı. Ve o günün hakimleri savcıları başbakanı güvenlikçisi, – O dönem BDP idi – ‘Biz HDP’yi sıkıştırırsak bu şekilde baskı altına alırsak halk artık onların etrafında kenetlenmez bu şekilde bu partiden kurtuluruz’ diyerek alabildiğine bize vurmaya çalıştılar. Şimdi partimin sahadaki oyu yüzde 15 civarındadır. Genel seçim olsa partim yüzde 15 oranında oy alabilecek potansiyele ulaşmıştır. Halen devam ediyorlar aynı uygulamaya.”

HARAKET EDENİ İÇERİ AL YUMRUKLAYANI BIRAK

Demirtaş, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıya da değindi. “Cumhurbaşkanına hakaret etti iddiası ile gece yarısı hukuk profesörlerinin evini basıp gözaltına alıp tutuklayabiliyor bu yargı, ana muhalefet partisi liderini yumruklayarak linç girişimi ile öldürmeye çalışanlar cezaevi yüzü görmesinler diye adli kontrol şartı ile serbest bırakılıyor. Neden? Muhalefet haddini bilsin, muhalefetin burnu sürtsün, hükümetin etrafında büyük bir devlet gücünün biriktiği ve bunu muhalefete karşı kullanacağı herkes tarafından hissedilsin. Toplum bu korkuyu iliklerine kadar hissetsin diye” dedi.

BENİ BURAYA ATMANIZIN NEDENİ BUYDU

Bu korkutma politikaların başarılı olmadığını da aktaran Demirtaş, şunları kaydetti: “Peki başarılı olunuyor mu? Son seçimler ortaya koydu. Beni buraya atmanızın nedeni buydu. Figen Yüksekdağ, İdris Baluken, Çağlar Demirel ve Gültan Kışanak ve tüm milletvekillerimizi içeri atmanızın nedeni buydu. Koğuş arkadaşım Abdullah Zeydan’dan Ferhat Encü’ye, Sebahat Tuncel’den Selma Irmak’a, Burcu Çelik’e kadar amacınız seçimlerde etkimizi kırmaktı. Ama ne partimiz ne halkımız ne seçmenimiz bunlara boyun eğmedi. Parti yönetimimiz de girdiği ilkeli yolda çalışmasını sürdürdü. Ve sandıkta da halk dersini verdi.”

YARGI DA SİYASET DE YENİ BİR DEĞERLENDİRME YAPMALI

Demirtaş şu ifadeleri kullandı: “Şimdi seçimden sonrası yargı da siyaset de yeni bir değerlendirme yapmak zorundadır. Bu gidişat iyi bir gidişat değil. Hukuk bu şekilde askıya alınarak, katledilerek, Anayasasızlıkla, hukuksuzlukla ülke artık yönetilemez hale gelmiştir. Böyle olacağını defalarca söyledik. Kahin olduğumuz için değil. Böyle olacağını siyasi deneyimlere dayanarak biliyoruz. Bize yönelik bu tutumda devam edilirse seçmenin tavrı da daha da keskinleşecek, netleşecektir. Sandıkta silip süpürecektir. Irkçılığı, faşizmi, baskıyı, zulmü, halk sandıkta silip süpürecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın. Bizim bu tavrımız da içeride de olsak dışarıda da olsak devam edecektir.”

Demirtaş savunma yapıyor: Yargı alet edilerek siyasi komplo yapılıyor

Politika

Dünya devi sosyal medya şirketlerine aba altından sopa gösterdi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sosyal medya yasası sonrası Türkiye’de temsilcilik açmayan şirketlere üstü örtülü mesajlar verdi. Erdoğan, “Sosyal medya şirketleri iyi niyetli çabalarımıza gönüllü destek vermezlerse Türkiye her şartta vatandaşının hukukunu korumayı sürdürecek” dedi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, TRT World Forum’a video mesajla katılarak sosyal medyayla ilgili açıklamalarda bulundu.

Sosyal medya üzerindeki denetimleri savunan Erdoğan, “Hiçbir denetimin olmadığı, keyfiliklere açık, hukukun dışında bir alan olarak algılandığında dijitalleşmenin bizi götüreceği yer faşizmdir” ifadesini kullandı

Erdoğan şunları söyledi:

“Sosyal medya Sınırsız özgürlük başlığı altında tamamen denetimsiz bir alan oluşturularak mağduriyetlerin oluşmasına sebebiyet veriliyor. Dijitalleşme, özgürlüğün alanını genişletirken yeni adaletsizliklere, haksızlıklara, yeni ötekileştirmelere yol açmamalıdır. Sosyal medya sınırsız özgürlük başlığı altında tamamen denetimsiz bir alan oluşturularak mağduriyetlerin oluşmasına sebebiyet veriliyor. Kötülük yapanın, suç işleyenin yanına kar kaldığı bir düzenin adı özgürlük olamaz.

SOSYAL MEDYA ŞİRKETLERİNE MESAJ

Devletlerin vatandaşlarını korumak için attığı iyi niyetli adımlar özgürlüklere müdahale parantezine alınıp akim bırakılmaya çalışılıyor. Sosyal medya şirketleri iyi niyetli çabalarımıza gönüllü destek vermezlerse Türkiye her şartta vatandaşının hukukunu korumayı sürdürecek

Uluslararası medya Avrupa’daki olaylarda üç maymunu oynadılar. Fransa’nın medyaya ablukası karşısında eleştirel tek cümle kurmadılar. Basın özgürlüğü kılıfı altında sergilenen nobran tavra bir dur denilmezse, bunun acısını Avrupa ile beraber tüm insanlık çekecektir.”

SOSYAL MEDYA ŞİRKETLERİNE CEZA KESİLMİŞTİ

Temmuz ayında Meclis’ten geçen 7253 sayılı sosyal medya yasası gereği temsilci bildiriminde bulunmayan Facebook, Instagram, Twitter, Periscope, YouTube ve TikTok gibi sosyal ağ sağlayıcılarına 10’ar milyon lira ceza kesilmişti.

Tek kişilik hücrede gardiyan dayağına takipsizlik kararı

Okumaya devam et

Politika

Erdoğan’a ‘cahil’ dedi: Osmanlı para paradır deyip borç alanlar yüzünden battı

CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Borsa İstanbul’un Katarlılara satışıyla ilgili AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Paranın dini rengi yoktur, para, paradır” sözlerini eleştirdi. “Osmanlı neden battı biliyor musun sayın Erdoğan? Para, paradır deyip borç alanlar yüzünden battı. Erdoğan, tarih bilmez, Allah’ın cahiline neyi anlatacaksınız Allah aşkına?” dedi.

BOLD – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında AKP hükumetini eleştirdi.

Erdoğan’ın pandemiyle ilgili yasakları açıklarken ekonomik önlemler konusunda tek satır konuşmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Dükkanı kapat diyorsun, her şeyi kapat diyorsun peki bu adam nasıl geçinecek? Kapanacak iş yerleri nedeniyle 2 milyon 100 bin kişi gelir elde edemeyecek” dedi. Borsa İstanbul’un yüzde 10’luk hissesinin Katar’lılara satılmasına da tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Erdoğan istese bir kanunla Ziraat Bankası’nı bir Katarlı bakkala 1 dolara satabilir. Ya da oğluna ya da yakınına. Çünkü ihale kanununa tabi değil. 200 milyon dolar bu şirketin 15 ya da 20 aylık karına denk geliyor. Böyle ballı satış nerede olur?” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamasından öne çıkan başlıklar şunlar:

DEVLET HİÇ YALAN SÖYLER Mİ?

Pandemi süreci iyi yönetilemedi. 13 bin 746 vatandaşımız resmi rakamlara göre hayatını kaybetti. Gerçek rakamlar bunun çok üzerinde. Belediyeler defin işlemlerini yapıyorlar. Doktorlar sahada çalışıyor. Topluyorsunuz, rakam çok daha yüksek çıkıyor. Devlet dediğiniz kurum hiç yalan söyler mi? Pandemide vaka ve ölümlerle ilgili yanlış rakam açıklamak kadar Türkiye’nin itibarını sarsan başka bir şey yoktur. Hükumetseniz ve toplumda bir saygınlığınız olsun istiyorsanız gerçek rakamları açıklamanız lazım. Ya da hiç rakam açıklamazsınız, ona da saygı gösteririz. Türkiye’nin rakamlarına kimse inanmıyor. Türkiye’yi bu hale niye düşürüyorsunuz? Başta TTB açıklama yaptı rakamlar doğru değil diye. TTB’yi terörist ilan ettiler.

ESNAFIN ÖNÜNE SANDIK GELECEK

Salgın yönetiminde Avrupa’nın en kötü yönetilen ülkesiyiz. Dün kabine toplantısı yaptılar. Sayın Erdoğan çıktı anlattı, 2 dakika ayırdı. Salgınla ilgili önlemler tamam, ekonomi ile ilgili önlemlerle tek satır yok. Dükkanı kapat diyorsun, her şeyi kapat diyorsun peki bu adam nasıl geçinecek? Esnaf kardeşlerimin önüne sandık gelecek. Demokratik yollarla bunlara ders vermek senin boynunun borcudur. Kapanacak iş yerleri nedeniyle 2 milyon 100 kişi gelir elde edemeyecek. Futbol karşılaşmasını 500 milyon dolar ihaleyle alan Katar firması ben para ödemeyeceğim dedi. Yargı var, mahkemeye gitseler kazanacaklar. Kimse mahkemeye gidemiyor çünkü korkuyorlar. Bir kalemde 90 milyon doları indirdiler. Peki esnaf kardeşim senin vergini indirdiler mi?

BÖYLE BALLI SATIŞ NEREDE?

Bütün kamu bankaları, teknoloji firmaları burada. Erdoğan istese bir kanunla Ziraat Bankası’nı bir Katarlı bakkala 1 dolara satabilir. Ya da oğluna ya da yakınına. Çünkü ihale kanununa tabi değil. Kaça sattığını açıkla dedim. Varlık Fonu açıklama yaptı 200 milyon dolar diye. Neye göre 200 milyon dolar? 200 milyon dolar bu şirketin 15 ya da 20 aylık karına denk geliyor. Böyle ballı satış nerede olur. Şimdi ben soruyorum: Borsa İstanbul’un rakamlarını çıkıp millete anlatacaksınız. Karı nedir? Gerçek değeri 200 milyon dolar mı 425 milyon dolar? Erdoğan bunun cevabını vermez. Ama ben bunu Borsa İstanbul’un yönetiminden istiyorum. 2019’da yüzde 52 karlılık var. 2020’de karın çok daha yüksek olması lazım. Bu rakamları vermiyorlar.

ERDOĞAN’A OSMANLI’YI HATIRLATTI

Erdoğan, “paranın dini rengi yoktur, para, paradır” dedi. Tam bir sömürgeci kafası. Devlet parayı rüşvet aracı olarak kullanmaz. Rüşvet aracı olarak kullananları devlet büyükelçi olarak atayamaz. Paranın dini, rengi olmaz doğrudur ama ne yaptı o para sana? Londra’daki bir avuç tefeciye el açıyorsun. Faiz lobisine karşı kurtuluş savaşı başlattın, şimdi bir avuç tefeciye diz çöküyorsun benim ağrıma giden bu. Bunu çıkıp 83 milyonun önünde söylüyor. Biri de çıkıp bu yanlıştır demedi. Osmanlı neden battı biliyor musun sayın Erdoğan? Para, paradır deyip borç alanlar yüzünden battı. Sonra o borçlar ödenmedi, Duyun-u Umumiye’yi kurdular. Erdoğan, tarih bilmez, Allah’ın cahiline neyi anlatacaksınız Allah aşkına?

SEN KİM ORDU KİM?

Sen kim, ordu kim? Bizim ordumuzun kahraman askerleri terörle mücadele ederler. Onları bu ülkenin namusu sayarız. Sen kalktın şehitlere kelle dedin. Sen mi bana ordudan bahsedeceksin. Askerlik yan gelip yatma yeri değildir dedin. Hiçbir asker yan gelip yatmadı. Sen bu lafı ediyorsun, çocuklarını niye askerlik yaptırmadın? Orduyu bile para gözüyle görürsün sen. Emperyal güçlerin emellerini eksiksiz yerine getiren bir adam bu ülkede başbakanlık koltuğuna oturdu. Ağrıma giden budur. Genelkurmay Başkanı’ndan erine kadar başımızın tacıdır. Ama siyasete girenlerden hesap sorarım. Süleyman Şah Türbesi kaçırıldı. Kendi toprağından utanmadan, kendi bayrağını indiriyorsun utanmadan. Kendi toprağından utanmadan terk ediyorsun. Sana bu talimatı kim verdi? Ordu üzerinden bize saldıramaz. O ordu peygamber ocağıdır, o ordu Mustafa Kemal’in ordusudur.”

Meral Akşener: Pandemide tek sorumlu var o da sensin!

Okumaya devam et

Politika

Devlet Bahçeli: Şerefsizliktir, kepazeliktir, CHP milli güvenlik sorunudur

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Tank Palet Fabrikası’nın Katar’a satılmasıyla ilgili sözleri üzerine hakkında soruşturma açılan CHP’li Ali Mahir Başarır’ı sert sözlerle hedef aldı. Başarır’ın sözlerini ‘şerefsizlik’ olarak tanımlayan Bahçeli, “CHP bir milli güvenlik sorunu haline dönüşmüştür. Orduya satılmış demek, uşaklığın aleni beyanıdır” dedi.

BOLD – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis grubunda Tank Palet Fabrikasının Katar’a satılmasını eleştiren CHP’li Ali Mahir Başarır’a sert tepki gösterdi.

CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır’ı hedef alan Bahçeli, şunları söyledi:

ŞEREFSİZLİK, KEPAZELİKTİR!

“Muhasım güçlerin elinden eteğinden tutanlar, onların ağızlarından çıkacak bir söze müzahir şekilde gelecek planlaması yapmak için hazır kıta bekleyenler dik duramazlar, yerli olamazlar, milli olamazlar, bu milletin evladı asla olamazlar. İşte CHP’nin yönetim kadrosu aynısıyla budur. Ne pahasına olursa olsun ülkesine kara çalmak hiçbir siyaset ve fikir adamını şerefli yapmaz. CHP Türkiye’ye cephe almış bir siyaset ayıbıdır; bizim CHP ile sorunumuz Türkiye ile sorunu olduğu içindir CHP ile sorunumuz sorunlu politikalarıyla ilgili. CHP’nin kumaşını kesen kesmiş, tarlasını süren sürmüştür; CHP’ye oy veren kardeşlerimiz hayal kırıklığı içindedir. Bir CHP milletvekilinin kalkıp Türk ordusuna satılmış demesi bize göre hesabı sorulması gereken şerefsizliktir, kepazeliktir, Türkiye husumetinin kök salmasıdır. Kahraman Türk ordumuzun satılmış görünen yeri neresidir. Askere düşmanlık, düşmana askerliktir. CHP bir milli güvenlik sorunu haline dönüşmüştür. Orduya satılmış demek uşaklığın aleni beyanıdır. Türkiye Cumhuriyeti, meyhane devrimcilerin eline, emeline, heveslerine, hedeflerine terk edilemez!”

Meral Akşener: Pandemide tek sorumlu var o da sensin!

Okumaya devam et

Popular