Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Halime Gülsu’nun annesi: Kızımı öldürdüler Allah da onları tüketsin

KHK’lı ve tutuklu ailelerin çocuklarına yardım ettiği için tutuklanan ve cezaevinde ölüme sürüklenen Halime Gülsu’nun annesi kızının ölüm yıldönümünde BOLD’a konuştu. 

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL

Halime Gülsu, 15 Temmuz’dan sonra cezaevinde hayatını kaybeden sembol isimlerden biri oldu. Yaşadıkları ne bugün ne de yarın unutulacak gibi değil. Annesi de zaten “Yazın, dünya duysun, tarihe geçsin” diyor.

Gülsu’nun ölümüme sürüklenişi ile ilgili 400 sayfalık bir dosya hazırlandı. Avukatları Tarsus Cezaevi yönetimine ve diğer sorumlulara dava açmaya hazırlanıyor. Bunun için MAZLUMDER Adana Şubesi’nin 4 Mayıs’ta açıklayacağı rapor bekleniyor. Tarsus Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturma ise 1 yıl geçmesine rağmen hala sonuçlanmadı.

Tutuklandığında kızının yanında olmayan, cenazesine de gidemeyen annesi Zeynep Gülsu (66) olan biteni Kanada’dan izliyor. Bir yandan üzülüyor, bir yandan acısını sahiplenen insanların varlığıyla teselli buluyor. İngilizce öğretmeni Halime Gülsu’yu vefatının birinci yıldönümünde annesi anlattı.

Röportajı, Halime Gülsu’nun vefatından bir-iki hafta önce Tarsus 3 No’lu Kadın Kapalı Cezaevi’nde çekilen Bold Medya’nın ulaştığı son karesi ve annesi ile birlikte 2017 yazında ziyaret ettikleri Mısır fotoğraflarıyla yayınlıyoruz.

Ne zamandır Kanada’da yaşıyorsunuz?

21 Ocak 2018’de Kanada’ya oğlumun yanına gelmiştim. Hâlâ buradayım. Gelinim hastalanmıştı, zatürre geçiriyordu. Oğlum ‘anne eşim hasta, iki çocuk var, gelebilir misin’ dedi. Karar verdik geldik. Bir daha da gitmedim. Şimdilik buradayım. Dönmeyi de düşünmüyorum. 82 yaşında hasta ablam var. Dün onunla konuştum. Gelmiyor musun diye soruyor. Ülkemi çok seviyorum ama özlemiyorum artık. Kırgınım çok.

Kaç çocuğunuz var?

Dört tane. Üç erkek bir kız. İrfan, Sinan, Zübeyir ve Halime. Halime en küçüğümdü. Beş de torum var, altıncısı yolda.

Vefatından bir-iki hafta önce Tarsus 3 No’lu Kadın Kapalı Cezaevi’nde çekilen son fotoğrafı…

Kızınızın vefatını nasıl öğrendiniz?

27 Nisan’da vefat etti kızım, bana 28 Nisan’ın sabahında söylediler. Buradaki oğlum öğrenince anneme ben diyemem demiş. Sabah kalktım, evde bir gariplik var. Saat 9-10 gibi bir adam börek alıp gelmiş. Pikniğe mi gidecekler diye düşünüyorum ben. Sonra kızkardeşim aradı, abim aldı telefonu eline. Öyle öğrendim. Ben zaten söylemiştim ‘Benim kızım çıkamaz oradan’ diye. Ağlayıp bağırma çağırma bizde olmaz zaten kızım. Dilimden dökülen ilk cümle ‘Kızımı öldürdüler, Allah da sizi tüketsin’ oldu.

Mersin’de birlikte mi yaşıyordunuz?

Evet, biz birlikte kalıyorduk. Eşim 14 Eylül 2015’te vefat etti. Abileri evli, Halime benim yanımdaydı. Tutuklandığında da kızımın yanında yoktum, görüşlerine de cenazesine de gidemedim (ağlıyor)…

Halime Gülsu vefatından 7 ay önce annesiyle birlikte Mısır’da yaşayan abisini ziyarete gitmişti.

Hakkınızı helal edin sizi üzdük, acınızı tazeledik…

Yok kızım, sen sor ki, dünya duysun, tarihe yazılsın. Ben bir yıldır unutamıyorum. Bizimle bir olan, acımızı paylaşan herkesten Allah razı olsun. Son mektubunu okumuşsunuzdur. Ben de her şeyi mektubundan öğrendim. Çok üzülüyordum, çocuğun bir şeyinden haberim yok diye. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’ndan da Allah razı olsun. Ona da çok dua ediyorum. O ilgilendi, mektuplarını her şeyi ortaya döktü.

Koğuş arkadaşlarıyla görüşme imkanınız oldu mu?

İki kişiyle görüştüm. Biri Adanalı bir hanımdı. Kızımın hastalandığını herkese bu hanım haber veriyor. 20 kişilermiş koğuşta, nöbetleşe baktık dedi. Ağrım yok ama çok halsizim diyormuş. Adı gibi halim selimdi, ne şikayet etti, ne sesini çıkardı dediler. Üst kattaymış Halime. Hastalanmış. Sedye istemişler. Kapıyı da açmamışlar. ‘Bir sürü varsınız, tutun götürün’ demişler. Bunları herkes bilsin, duysun…

En son ne zaman görüşmüştünüz?

20 Şubat 2018’de gözaltına aldılar. Herhalde bundan kısa bir süre önce görüşmüştük. Tam da hatırlamıyorum. Ben zaten Mersin’e dönmek için hazırlanıyordum. ‘Anne iyiyim, beni merak etme’ demişti. Cezaevine girince hiç görüşemedik. 25 Nisan’da abisi açık görüşe gitti. 30 dakika görüştüler. O gün geldiğinde Halime’nin durumu iyi değil eski haline dönmüş demişti. Doktor raporlarına kayıp dediler. Polise verilmiş rapor kayıp olur mu? Abisi tekrar aldı, götürdü. Yine kayıp dediler. Çok haksızlık yaptılar kızıma. Zulüm altında öldü. Koğuştaki arkadaşları hiç ilaç içmediğini söylüyor.

8 yaşından beri hastaydı kızınız. Hastalığı nasıl ortaya çıkmıştı?

Çocukken toprak yerdi, kansız diyordu doktorlar. Liseyi bitirdikten sonra çok hastalandı. Kan tahlilleri yaptılar. O kadar kötü bir hastalık ki, hemen perişan ediyor. Komaya girdi. Mersin’de ilk götürdüğümüz devlet hastanesi artık bizim yapacağımız bir şey kalmadı deyince fakülte hastanesine yatırdık. Oradaki doktoru Burak Akçay üç yıl takip etti kızımı.

Sonra abisi İrfan (Gülsu), Gaziantep’te Mesut Onat diye bir doktor buldu ona. O doktor Elhamdülillah kızımı iyi tedavi etmişti. Bayağı iyileşmişti. Hatta ben buraya gelmeden önce ‘kızım git bir muayene ol’ dedim. Halime gitti, kontrollerini yaptırdı. Doktor bir ilacı daha kesmiş, durumun çok iyi demişti. Gerçekten de öyleydi. Biz de seviniyorduk. Ben de öyle gelebildim buraya. Tam Mersin’e döneceğim zaman tutuklandı. Geldiler gece yarısı kızımı, sıcak yatağından aldılar, evimi de öyle dağıtmışlar ki hiç hakkımı helal etmiyorum. Zirveden zırvasına kadar hiç kimseye…

Nasıl bir çocuktu Halime Gülsu?

Aktif bir çocuktu. Çok saygılıydı bize. Zekiydi. Beni gezdirirdi. Eşim öldü evim yıkılmadı ama kızım öldü evim yıkıldı. Evlat acısı çok zor. Allah kimseye göstermesin. Ama ben mutluyum. Elhamdülillah dini uğruna öldü evladım. Onunla teselli oluyorum.

Nerede, nasıl büyüttünüz…

Eşim Mersin’in Tarsus ilçesinin Pirömerli Köyü’nde imamdı. 1975’te evlendik. 2002’ye kadar aynı köyde kaldık. 27 sene. Halime de o köyde doğdu, büyüdü. İlkokulu bitirince Halime’yi İmam Hatip Ortaokulu’na gönderdik. Hastalanınca okulu bitiremeden Malatya’ya kansızlık tedavisi için gitti. Sonra Malatya’da süper liseye geçti. En son Mersin Dumlupınar Lisesi’nden mezun oldu. Üniversite imtihanlarına girdi ama hastalığından dolayı iki-üç sefer kazanamadı. Sürekli hastanelerdeydik çünkü.

Sonra İngilizce öğretmeni oldu…

Önce iki yıl İlahiyat okudu kızım. Ama daha sonra Gaziantep Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünü okudu. İngilizce Öğretmeni’ydi. Gaziantep Gazikent Lisesi’nde ancak bir yıl öğretmenlik yapabildi. 15 Temmuz’dan sonra eve gelmişti. O gün de kızımla birlikte evimizdeydik. Herkes gibi biz de ilk defa televizyondan duyduk.

Öğretmen olmak hayali miydi?

Öğretmen olmadan önce komşumuzun çocuklarını çalıştırırdı, herkes çok severdi onu. ‘İnşallah Halime ablamız öğretmen olur. Ne kadar güzel anlatıyor’ derlerdi. Gerçekten de çok iyi bir öğretmendi. İşine bağlıydı ve işini severdi. Okulu kapanınca Mersin’de mağdur ailelerin çocuklarına ders verdi, onlarla ilgilendi.

‘Birkaç kez gitme, yapma dedim. Anneyim, endişeleniyorum. ‘Yok anne, hiç bana mani olma, ben o çocuklara yardım etmem lazım’ demişti. Anne babası cezaevinde olan lise çağında genç bir kızdan bahsetmişti. Çocukla aileden kimse ilgilenmemiş, perişan halde. Psikolojisi bozulmuştu. ‘Anne nasıl ilgilenmeyeyim bu çocuklarla. Bak ne haldeler’ demişti. Ben de o zaman razı olmuştum.

 

Halime Gülsu Mersin Güneykent Mezarlığı’na defnedildi. Babasının da mezarlığı orada bulunuyor.

ZÜBEYİR GÜLSU (ABİSİ): TEK DÜŞÜNDÜĞÜ ZOR DURUMDAKİ ÖĞRENCİLERİYDİ

“Annem ile Halime en son 5 Temmuz 2017’de Mısır’a gelmişti. Eşim hamileydi o zaman. Doğum için geldiler. Gelmeden önce 4-5 aylık bir bilet almalarını söylemiştim. Bir yere göndermek istemiyordum. Ama ancak bir buçuk ay kaldılar. Halime’ye o zaman bayağı söylemiştim, biletini uzatalım, sen burada kal diye. İstemedi, aklında hep zor durumdaki öğrencileri vardı. Öyle deyince ben de zorlamadım.

Normalde Halime’nin hakkında hiçbir arama, soruşturma yoktu. Buradan gittikten 3-4 ay sonra bir öğrencisini teknik takibe almışlar. Onun evine gidince Halime’yi de orada görünce o da teknik takibe alınmış sanırım. Halime takip edildiğini fark etmişti ve bana söylemişti. Abi bizi takip ediyorlar, fotoğrafımı çekiyorlar demişti. Hatta bir ara ‘Mersin’deki Muğdat Camii’ne gittik namaz kılmak için, yukarı çıktık. Temizlikçi kılığında biri bizi namazı bitirene kadar bizi seyretti sonra gitti demişti. Birkaç kez parkta da aynı şeyi yaşamışlar.

Kardeşimin tek düşüncesi annesi babası hapse düşmüş çocuklardı. Onları düşünür, üzülür, elinden geldiğince onlara yardım ederdi. Yaptığı bundan başka bir şey değildi. Kardeşimi bu yüzden öldürdüler. Kendini öğrencilerine adamıştı. Biz de kararına her zaman saygı duyduk, destekledik. Bizim tek üzüntümüz, acımız onu bir daha göremeyecek olmak.”

İRFAN GÜLSU (ABİSİ) 28 NİSAN 2018’DE BOLD MEDYA’YA ÖZEL RÖPORTAJ VERMİŞTİ

HALİME GÜLSU’NUN ÖLDÜRÜLME SÜRECİ

32 yaşındaki Halime Gülsu 8 yaşında yakalandığı sistemik Lupus hastalığıyla yıllardır mücadele ediyordu. Cezaevine girmeden önce son kontrollerini yaptırmış, doktoru iyi durumda olduğunu söylemişti. Fakat cezaevinde ilaçları verilmediği ve tedavisi ihmal edildiği için hayatını kaybetti. Tarsus Cezaevi yönetimine defalarca dilekçe vermesine, vefatından 4 gün önce Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’e mektup yazmasına rağmen kimseye sesini duyuramadı ve 27 Nisan 2018’de cezaevinde hayatını kaybetti.

KHK’LI AİLELERE YARDIM ETMESİ SUÇ SAYILDI

Halime Gülsu, cemaat operasyonları kapsamında 20 Şubat 2018’de Tarsus terörle mücadele polisleri tarafından yapılan ev baskınlarında gözaltına alındı. Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 3 Mart 2018’de silahlı terör örgütüne üye olmak ve finanasal yardım sağlamak iddiasıyla tutuklandı. Yaptıkları iş, içli köfte yapıp satmak ve kendisi gibi KHK ile mağdur olan ailelere yardım etmekti.

Hapishanede göz göre göre ölüme sürüklenen Halime Gülsu’nun son mektubu

BOLD ÖZEL

Cezaevindeki çocuk Adil Bera’ya ölümcül hastalık teşhisi konuldu

Sivas Cezaevinde kalan 3.5 yaşındaki Adil Bera’ya tiroid kanserine dönüşebilen genetik Men2A teşhisi konuldu. Bera, annesi, babası ve teyzesiyle tutuklu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL- Annesi, babası ve teyzesi ile birlikte Sivas E Tipi Cezaevinde kalan 3,5 yaşındaki Adil Bera Işık’a da ailesinde bulunan ve kanser dönüşebilen ölümcül Men2A teşhisi konuldu. Adil Bera’nın annesi, dayısı ve teyzesi de aynı genetik hastalığa sahip. Dedesi ve büyük babaannesi de bu hastalıktan hayatını kaybetti.

4 Ağustos 2016 doğumlu Adil Bera Işık, 8 aydır annesiyle birlikte cezaevinde kalıyor. Milyonda bir görülen ve kansere dönüşebilen ölümcül Men2A hastalığına sahip olan anne Raziye Koç Işık (32), bugün tekrar hakim karşısına çıktı ve mahkemeye kendisinin ve oğlunun hastane raporları sunuldu. Buna rağmen ikisinin de riskli sağlık durumu göz önünde bulundurulmadan mahkeme Ocak 2020’ye ertelendi.

Raziye-Ömer Işık’ın 3,5 yaşındaki oğulları Adil Bera Işık, ilk önce 31 Temmuz 2019’da Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi doktoru tarafından muayene edilmiş ve 3 ay sonraya kontrole gelmesi istenmişti.

13 Ekim 2019’da Sivas Numune Hastanesi Acil Polikliniğine sevk edilen Adil Bera’ya ilaç yazılıp taburcu edildiği raporlarda görülüyor. 14 Kasım 2019’da ise Radyolojiye gönderilen Adil Bera’da aynı hastalık olduğu ortaya çıktı. Bera’nın bir sonraki kontrolü 27 Kasım 2019’da.

5 YAŞINDAN ÖNCE TEDAVİ EDİLMESİ GEREKİYOR

14 Kasım 2019’da yapılan Radyoloji sonuçlarını değerlendiren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi doktoru Adil Bera’nın raporuna şu notu düştü: “MEN2A (RET Proto Onkogen heterozigat mutasyon) ile takipli hastanın modüller troid ca açısından orta düzey risk mevcut olup bilimsel literatür eşliğinde değerlendirildiğinde 5 (beş) yaş öncesi total troidartomi endikasyonu vardır.”

Aile Bera ile birlikte aileden 6. kişiye aynı teşhis konulmuş oldu. Raziye Koç Işık’ın ailesinden bu hastalıktan Işık’ın babası ve babaannesi hayatını kaybetmişti. Raziye, Fatih ve Zehra Koç kardeşler de yıllardır milyonda bir görülen bu hastalıkla mücadele ediyordu.

BİR AİLE TOPLUCA CEZAEVİNDE

Haziran 2018’de örgüt üyesi olduğu iddiasıyla Sivas’ta bir AVM’de tutuklanan Raziye Koç Işık, Aralık 2018’de 8 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılarak serbest bırakılmıştı. Birkaç ay sonra ise bu kez tüm aile şok yaşadı. 7 Mart 2019’da Raziye Koç’un eşi Ömer Işık, kız kardeşi Zehra Koç ile birlikte teknik ve fiziki takibe takıldıkları için tutuklandılar.

Haklarındaki suçlama telefonda arkadaşlarıyla yaptıkları yemek muhabbetleriydi. Polis, içinde ‘dolma, sirke’ geçen cümleleri şifreli konuşma şeklinde değerlendirerek topluca bir aileyi daha hapse attı. Bir aileden 4 kişi şu anda Sivas Cezaevinde tutuklu. Ömer Işık hariç diğerleri cezaevi koşullarında hastalıkla mücadele ediyor.

 

Adil Bera, babası, anneannesi, teyzesi ve annesiyle birlikte bir görüş gününde.

ADİL BERA IŞIK’IN HASTANE RAPORLARI 

 

 

Ölümcül hastalığına rağmen 4 aydır tutuklu

Kanser hastası iki kız kardeş ikinci kez tutuklandı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ceylan’ın çığlığı: Abim ölüyor kurtarın

9 kardeşli ailenin kızı Ceylan, perişan haldeki köy evlerinden hasta tutuklu abisi için dünyaya seslendi. Herkesi Ceylan’la omuz omuza dayanışmaya çağırıyoruz..

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Hasta tutuklu Veysel Avunan’ın durumu her geçen gün kötüleşiyor ve artık vücudunun büyük bölümünü hissetmiyor. Cezaevinde tuvalete dahi gidemez hale gelen Veysel Avunan için, Bingöl’ün Genç İlçesi Kepçeli Köyü’nde virane gibi bir evde yaşayan kız kardeşi Ceylan çığlık olmaya çalışıyor.

9 kardeşli ailenin en büyüğü olan Veysel Avunan, imkansızlıklar içinde okudu ve Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan Avunan, cezaevinde ağır sağlık sorunları yaşadı ve tedavi ettirilmediği için şu an vücudunun büyük bölümünü hissedemiyor.

Veysel Avunan’ın kız kardeşi Ceylan, imkansızlıklar içinde pes etmeden sesini duyurmaya çalışıyor. Ceylan abisinin yaşadığı ağır hak ihlallerini, ailesinin durumunu anlattığı videosunda “Sadece adalet istiyorum” diye haykırıyor.

Belden aşağısını hissedemeyen Veysel Avunan, artık ellerini de hissetmemeye başladı. Abisine 5 ay önce tüberküloz menenjit teşhisi konulduğunu anlatan Ceylan, “Abim Elazığ Cezaevinde tedavisi geciktirildiği için hastalığı ilerlerdi. Tuvalete diğer tutuklular götürüyor. Plastik sandalyenin ortasını kesip abime tuvalet yapmışlar. Altını koğuşundaki arkadaşları temizliyor. Abim bundan dolayı utanç içinde. Diğer mahkumlara mahkum halde” diyor.

KÖYDEKİ VİRANEDEN SESLENDİ

Bingöl’e 35 km uzaklıktaki Kepçeli Köyünde yaşayan Avunan ailesi, köydeki tek hane. Köyün diğer sakinleri göç etmişler. Hayvancılıkla geçinen Avunan ailesi ise ekonomik sebeplerle göç edememiş ve köyde tek başlarına kalmış durumdalar. Ceylan, “Abim neden cezaevinden çıkmak istemedi biliyor musunuz? Verem ve menenjit tedavisi görüyordu. Ekstradan da ayaklar eklendi. Ve bunların tedavisi ağır. Ailemin maddi durumu hiç yok. Annem babam köyde hayvancılık yapıyor. Öyle bir yerdeyiz ki kuş geçmez kervan geçmez. Abim dışarı çıksa tedavisini yaptıracak imkan bizde bulunmuyor. Bundan dolayı ben içeride kalayım, tedavim yapılsın diye düşünüyor. Biz tahliye edilsin diye uğraşıyoruz. ‘Hayır ben ceza ertelemesi istemiyorum, içeride tedavim yapılsın’ diyor.” Bize yardım edin, insanlık öldü mü? Hastalara merhamet edin, adaletli olun.” sözleriyle ailenin içinden çıkamadığı imkansızlığı anlatıyor.

HASTANEDE NASIL YER OLMAZ!

Ceylan, bu sabah (18 Kasım 2019) telefon görüşmesi yaptığı abisinin son durumunu ise şöyle anlatıyor: “Cuma hastaneye gitmiş. Yatış vermişler ama yer yok diye yatırmamışlar. Telefonda, ‘ellerim de ayaklarım gibi olmaya başladı. Onları da hissetmiyorum’ dedi. Abimin acil tedavi olması lazım. İhmalin kurbanı olmasın. Felç kalmasın. Lütfen söylediklerimi yazın, paylaşın, tüm dünya duysun. Hastanede nasıl yer olmaz! Elazığ Şehir Hastanesi, yer yok, biz anlamıyoruz deyip abimi göndermiş. Nasıl yer olmaz. Artık yeter.’

2017’DEN BERİ TUTUKLU

28 yaşındaki Veysel Avunan 15 Eylül 2017’den beri tutuklu. Hastalığı nedeniyle Bingöl Cezaevinden Elazığ Cezaevine gönderilen ve Elazığ Şehir Hastanesine sevk edildi. Hastanede yer olmadığı gerekçesiyle cezaevine geri gönderildi. Avunan tedavi ettirilmediği için felç vücuduna yayılıyor.

Hasta tutuklu Veysel Avunan: Artık ellerimi de hissetmiyorum

 

 

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hasta tutuklu Veysel Avunan: Artık ellerimi de hissetmiyorum

Elazığ Cezaevinde tutuklu bulunan ve tedavisi geciktirildiği için yürüyemez hale gelen Veysel Avunan’ın sağlık durumu ciddi. Bu sabah abisiyle telefon görüşmesi yapan Ceylan Avunan Korkmaz “Artık yeter, sesimi dünyaya duyurun. Abim tedavi edilsin.” dedi.

BOLD ÖZEL- Tüberküloz menenjit teşhisi konulan hasta tutuklu Veysel Avunan durumu gittikçe kötüleşiyor. Bu sabah abisiyle telefon görüşmesi yapan Ceylan Avunan Korkmaz abisinin sağlık durumuyla ilgili acil tedavi yapılması çağrısında bulundu.

Ceylan A. Korkmaz, “Abim şimdi aradı. ‘Cuma hastaneye gittim. Yatış verdiler ama beni yatırmadılar. Yer yokmuş. Ellerim de ayaklarım gibi olmaya başladı. Onları da hissetmiyorum’ dedi. Abim acil tedavi olması lazım. Artık yeter! İhmalin kurbanı olmasın. Felç kalıyor. Lütfen söylediklerimi yazın, paylaşın, tüm dünya duysun. Hastanede nasıl yer olmaz! Elazığ Şehir Hastanesi, yer yok, biz anlamıyoruz deyip abimi göndermiş. Nasıl yer olmaz. Artık yeter!” dedi.

15 Eylül 2017’den beri tutuklu olan Veysel Avunan’a Temmuz 2019’da teşhis konulmuş ama tedavisi geciktirildiği için yürüyemez hale gelmişti. Artık ellerini de hissetmiyor. Elazığ Cezaevinde kalan Avunan’ın bakımını koğuş arkadaşları yapıyor. Ortası delik plastik bir sandalye ile tuvalete götürüp getiriyorlar.

Cezaevinde tedavisi yapılmadığı için kötürüm oldu

Okumaya devam et

Popular