Bizimle iletişime geçiniz

Politika

AKP içinde İmamoğlu’nun 5 puan öne geçtiği, iptalle büyük riske girildiği konuşuluyor

YSK, AKP’nin istediği gibi İstanbul seçimini iptal etti, ancak parti içinde büyük riske girildiği, seçimin kazanılamayabileceği görüşleri dile getiriliyor.

İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararı, AKP içinde büyük bir coşku ve memnuniyete neden olmadı. Parti içinde çok iyi bir seçim çalışmasıyla Binali Yıldırım’ın kazanabileceğine inanan bir kesim olsa da seçimin yenilenmesiyle çok büyük riskin alındığı ifade ediliyor.

23 Haziran’da da kazanılamaması durumunda yıkımın çok daha büyük olacağı, koşullarda bir değişiklik olmaması nedeniyle kaybetme riskinin bulunduğunu düşünenlerin sayısı da az değil.

İMAMOĞLU MAĞDUR EDİLDİ, HAKKI GASP EDİLDİ

“Şu an seçime gidilse İmamoğlu 5 puan fark atarak seçimi kazanır” görüşünü dile getirenler, ‘İmamoğlu mağdur edildi, hakkı gasp edildi’ algısının kırılamaması, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) seçimi neden iptal ettiğinin anlatılamaması durumunda seçimin kazanılmasının çok zor olduğuna dikkat çekiyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, AKP kulislerinde, iptal edilen İstanbul seçimiyle ilgili şu değerlendirmeler yapılıyor:

İYİ BİR ÇALIŞMA İLE SEÇİM KAZANILABİLİR

YSK’nın kararıyla İstanbul’u kazanmanın yolunun açıldığını düşünenler, iyi bir seçim çalışması ve algı yönetimi ile Binali Yıldırım’ın kazanacağı görüşünü dile getiriyor.

İstanbul’da sandığa gitmeyen 1.7 milyon seçmenin büyük çoğunluğunun küskün ve kızgın AKP seçmeni olduğunu, bu seçmenlerin yarısının bile sandığa gitmesinin sağlanması, özellikle Kürt kökenli seçmenin tepkisini çekecek söylemin bir kenara bırakılması, daha kucaklayıcı bir seçim stratejisinin yürütülmesi, teşkilat ile Binali Yıldırım arasında uyumun sağlanması durumunda AKP’nin lehine bir durum yaratılabileceği görüşü dile getiriliyor.

İMAMOĞLU’NUN OYU 5 PUAN ARTTI

Hem seçim öncesi hem de seçim sonrasında süreç kötü yönetildi. Sürecin bu kadar uzatılması, İmamoğlu’nun hakkının gasp edildiği algısına yol açtı.

Bu da İmamoğlu’nun oyunu artırdı. ‘Şu an seçime gidilse İmamoğlu kazanır, Binali Yıldırım ile arasında en az 5 puan fark var’ diyen bazı AKP’liler, bundan sonraki sürecin yönetilme biçiminin bu farkı kapatıp Yıldırım’ı öne geçirebileceği gibi farkı daha da açabileceğini düşünüyor.

MAĞDUR ALGISI KIRILMAZSA İŞ ZOR

23 Haziran’a kadar geçecek sürede ‘İmamoğlu mağdur’ algısının kırılması çok önemli. YSK’nin iptal kararının gerekçesi, AKP’nin bu konudaki iddiası çok iyi anlatılmalı.

Eğer algı kırılamaz ve AKP kendini iyi anlatamazsa Yıldırım’ın işi zorlaşır. Bu süreçte partiye diğer parti seçmeninden oy gelme ihtimali oldukça zayıf. Sandığa gitmeyen AKP’li seçmen açısından da koşullarda bir değişiklik yok, tavırlarında değişiklik yapmaları da mümkün olmayabilir.

Bu kapsamdaki seçmene ‘Mesajınızı verdiniz, biz de aldık. İkinci kez cezalandırmayın” söyleminin işe yaraması için seçmenin ikna edilmesi gerekiyor. Seçimin yenilenmesiyle risk alındı. 31 Mart’ın ardından 23 Haziran’da da seçimin kaybedilmesi, AKP açısından daha büyük bir yıkım olur.

Erdoğan 30 yıl önce seçim kurulunu basmaktan tutuklanmış

Politika

AKP’nin yargıda reform vaadine ‘göstermelik’ tepkisi

AKP’nin gündeme getirdiği yargıda reform hazırlığının yargı bağımsızlığını sağlamaktan uzak olduğunu belirten muhalefet partileri, öncelikle yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesinin sağlanması gerektiğini belirtti. CHP’li Alpay Antmen, “Yargı reformu ancak bağımsız yargıçlar ile olur” dedi. Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da “Göstermelik reform olmaz. Bütün bunlar nafile çabalardır” ifadesini kullandı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yargıda reform açıklamasının detayları belli olmaya başladı.

Doların ateşini düşürmek için AKP’nin gündeme getirdiği yargıda reform hazırlığının yargının yapısal sorunlarına çözüm olmayacağı belirtiliyor. Birgün’ün haberine göre, Anayasa Mahkemesi ile mahkemeler arasında çıkan sorunların giderilmesi amacıyla AYM’nin yeniden yargılamaya ilişkin kararlarının bağlayıcı olması sağlanacak. AKP’nin uzun tutukluluk sorununa çözüm aradığı da kaydedilirken bir diğer düzenlemeyle ticari arabuluculuğun kapsamı genişletilecek.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI OLMAZSA PALAVRADAN İBARET OLACAK

AKP’nin göstermelik yargı reformu hazırlığına muhalefet partileri tepki gösterdi. TBMM Adalet Komisyonu Üyesi, CHP Milletvekili Alpay Antmen, “Yargı reformu ancak bağımsız yargıçlar ile olur. AKP, 2016’da 15 Temmuz darbe girişiminden sonra meslekten beş bine yakın hakim ve savcıyı ihraç ettiler. Bundan sonra da AKP il ve ilçe başkanlığı yapmış birçok avukat, hakim ve savcı oldu” dedi. Hakimlerin mesleki yeterliliğinin artırılması, tarafsız ve bağımsız karar vermelerinin önünün açılması ve liyakat sahibi hakim ve savcıların görevlendirilmesi ile yargı reformunun gerçekleşebileceğini savunan Antmen, “Pelikancıları, Hak Yolcuları ve tarikatları ayıklamadan yapılacak yargı reformu, palavradan ibaret olacaktır” dedi.

GÖZ BOYAMA

AKP’nin hazırlığının yargıdaki sorunlara “pansuman” bile olamayacağını belirten TBMM Anayasa Komisyonu Üyesi, HDP’li Erdal Aydemir ise “Yargıdaki kara delik çok büyük. Şu anda iktidar tarafından planlananlara gerçekten reform denemez. Daha radikal, kökten değişikliklere ihtiyaç vardır. Kimsenin gözünü boyamasınlar. Yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi şarttır. Yargıçlar sürgün korkusuyla karar verirse reformdan söz edilemez” dedi.

GÖSTERMELİK REFORM OLMAZ

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da AKP’yi, “Polisi görünce namaza duran şark kurnazları”na benzeterek, “Göstermelik reform olmaz. Bütün bunlar nafile çabalardır. Eğer Türkiye’de reform yapılacaksa Cumhurbaşkanı hem parti üyeliğinden hem parti genel başkanlığından istifa etsin. Hakimler Savcılar Kurulu’ndan da siyasetin gölgesi kaldırılsın” ifadelerini kullandı.

10 ARALIK’TA AÇIKLANACAK

Adalet Bakanlığının hazırladığı yargı reformuyla ilgili taslağa son şeklinin verildikten sonra AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacağı belirtildi. Erdoğan’ın da İnsan Hakları Eylem Planı’nı 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde açıklayacağı belirtiliyor.

Tayyip Erdoğan’ın paralel ordusu: Sayıları 29 bini geçti

Okumaya devam et

Politika

İçişleri Bakanlığından Uludere raporu: Terör örgütü mensubu olduğuna dair bilgi yok

CHP’li Levent Gök, Şırnak Uludere’de TSK bombardımanı sonucu öldürülen 34 vatandaşla ilgili İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin raporunu gündeme getirdi. Raporda, öldürülen 34 vatandaşla ilgili “terör örgütü mensubu olduğuna dair spesifik bilgi bulunmamaktadır” tespitinin yapıldığını belirten Gök, Süleyman Soylu’ya raporla ilgili soruşturma izni verip vermeyeceğini sordu.

BOLD – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Levent Gök, İçişleri Bakanlığı bütçesinin görüşüldüğü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 28 Aralık 2011’de TSK’ya ait uçakların bombardımanı sonucu 34 vatandaşın hayatını kaybettiği Roboski Katliamı’nı gündeme getirdi.

Mezopotamya Ajansının haberine göre, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a konuyla ilgili sorular sorduğunu ancak Akar’ın “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde herkesin bildiği bir cümlelik yanıt verdiğini belirten Levent Gök, “Adaleti konuştuğumuz bugünlerde, reform yapacağımızı ifade ettiğimiz bugünlerde, bir ay sonra dokuzuncu yılı dolacak olan Uludere olayında öldürülen 34 yurttaşımızın ve yaralanan 4 yurttaşımızın adalet arayışları hâlâ devam ediyor” ifadesini kullandı.

MÜLKİYE MÜFETTİŞLERİNİN RAPORU

Roboski Katliamı ile ilgili İçişleri Bakanlığı bünyesinde mülkiye müfettişlerinin olayı araştırmak üzere bir rapor hazırladığını kaydeden Gök, şunları söyledi: “O raporda ‘Tespit edilen grubun terör örgütü –yani vurulan kişilerin- mensubu olduğuna dair spesifik bilgi bulunmamaktadır’ diyor mülkiye müfettişlerinin raporunda. Yine, ‘grubun kaçakçı olarak değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu’ ve ‘Top atışlarına rağmen, grubun sınıra doğru ilerlemesi bölücü terör örgütü tavrı değildir’ gibi çok önemli tespitleri içeren bir mülkiye müfettişleri raporu Bakanlığa sunuldu. Şimdi, bu rapor bir araştırma raporu, ön inceleme raporu. Bunun sonuç doğurması için sizin bu raporun bir soruşturma izni raporuna dönüşmesine onay vermeniz gerekiyor.”

TELEFONLA ARAYAN MİT YETKİLİSİ KİM?

Soylu’ya Roboski olayıyla ilgili soruşturma izni verip vermeyeceğini soran Gök, şu soruları yöneltti: “Sayın Bakan, gelinen bu aşamada vicdanınızla baş başa kalarak ön inceleme raporuna yani sonuç doğurmayan bu rapora karşı sonuç doğurması adına bir soruşturma izni vermeyi uygun bulur musunuz ve verecek misiniz? İkinci sorum da: O zamanki İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin –ki Millî Güvenlik Kurulu toplantısında vardı- bu olaydan üç yıl sonra bir açıklama yaptı. Sınırdan geçmekte olduğu farz edilen terör örgütü mensubu Bahoz Erdal’ın ya da Fehman Hüseyin’in vurulacağına dair inançla bu olay yapılmıştı. Sayın İdris Naim Şahin şunu ifade etti: ‘O anda üst düzey MİT görevlisi tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri telefonla aranarak Bahoz Erdal’ın hudut hattını geçmekte olduğu bildirilmiştir’ dedi ve bu olay oldu Sayın Bakan. Şimdi, İdris Naim Şahin’in, o günkü İçişleri Bakanı’nın söylediği bu sözden yola çıkarak söylüyorum: Bu üst düzey MİT yetkilisi kimdir? Bu MİT yetkilisi hakkında herhangi bir işlem yapılmış mıdır?”

“Kürt düşmanı Erdoğan” rencide edici değil

Okumaya devam et

Politika

Babacan: Erdoğan, Bahçeli’ye karşı kendi itibarını bile savunamaz halde

Partisinin Adıyaman Kongresinde konuşan Ali Babacan, Devlet Bahçeli’nin AKP ve Erdoğan üzerinden vesayet kurduğunu iddia ederek, “Büyük ortak itibarını savunamaz halde” dedi.

BOLD – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, bugün partisinin 1. Olağan Adıyaman İl Kongresine katıldı. Kongrede partililere konuşan Babacan hükumeti ve ittifak ortağı MHP’yi eleştirdi.

HALKIN SAĞLIĞINI GÖZDEN ÇIKARDINIZ

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın dün ilk kez açıkladığı vaka sayılakrına ilişkin daha önce söylediklerinin doğru çıktığını vurgulayan Babacan: “Dün açıkladıkları rakam, ABD ve Hindistan’ın hemen peşinden üçüncü olduğumuzu gösteriyor. Tabii açıklanan sayılara inanıp inanmamak başka mesele. Açıklama yapmak demek, bir şeyi açıklığa kavuşturmak demektir. Bugüne kadar topluma tam olarak neyi açıkladıklarını bile anlayamadık. Bu sefer de hasta tanımı yeniden yapıldı. “Sadece hastanede yatanlar” denildi. Anlıyoruz ki günlük tablolarda açıkladıkları hasta sayıları da doğru değil” ifadelerini kullandı.

Hükumetin sırf propaganda yapmak için olur olmadık şeylere beka meselesi dediğini hatırlatan Babacan: “Gerçek beka bu milletin sağlığıdır. İnsanımızın sağlığını aylardır tehlikeye attınız. 1 Haziran’dan itibaren neredeyse tek bir önlem almadan hastalığın yayılmasını izlediniz. Ekonomiyi batırdığınız için, halkımızın sağlığını gözden çıkardınız” dedi.

KÜÇÜK ORTAĞIN VESAYETİ

Bahçeli’nin AKP’nin kurucularından Bülent Arınç için sarf ettiği hakarete varan sözleri hatırlatan Babacan konuşmasının devamında şunları söyledi: “Küçük ortak, büyük ortak üzerinde neredeyse vesayet oluşturmuş durumda. Büyük ortağın sorunlarının nasıl çözüleceğini küçük ortak belirliyor. Büyük ortağın kurucularına, büyük ortağın gözü önünde ağza alınmayacak, yakışıksız, seviyesiz ifadeler kullanılıyor. Büyük ortak kendi mensuplarının itibarını bile savunamaz halde. Türkiye siyaseti çok sayıda enteresan olaya şahit olmuştur ama bir siyasi partinin direksiyonuna başka bir partinin genel başkanının geçmesine herhalde ilk defa tanık oluyoruz.”

Başsavcıvekili Zülkarneyn Kısık koronavirüsten hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Popular