Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Karar Yazarı Akif Beki fişlemeye böyle isyan etti: Rezaletin son örneği

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde danışmanlığını da yapan Karar yazarı Akif Beki, “Her şey çok güzel olacak” etiketiyle YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal eden kararına tepki gösteren sanatçıları liste halinde yazarak Twitter hesabından paylaşan Cumhurbaşkanlığı Arşiv Daire Başkanı’na tepki gösterdi.

AKP FİŞLEME GELENEĞİNİ BİTİRDİĞİNİ İDDİA EDİYORDU

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) son dönemdeki icraatlarını eleştiren Akif Beki, AKP iktidarının devlet içerisindeki fişleme geleneğini bitirdiği iddiasının çürüdüğünü ifade etti. Sanatçıların fişlenmesini “Siyasi fanatizm ya da hırtlık denilerek hafifletilemez” diyen Beki, “AK Parti’nin artık bitirdiğini iddia ettiği ispiyon ve fişleme rezaletinin son örnekleridir bunlar” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Arşiv Daire Başkanı Muhammet Safi YSK’nın kararının ardından “Her şey çok güzel olacak” etiketi paylaşan sanatçıları ‘Kayıt’ notuyla Twitter hesabından paylaşmıştı.

Karar Gazetesi yazarı Akif Beki, “Her şey çok gözaltı oldu” başlığıyla kaleme aldığı yazısında Cumhurbaşkanlığı’nda görevli bir bürokratın fişleme yapmasına tepki gösterdi.

“Aslında ‘Her şey çok güzel olacak’ tabelası altında toplanan sanatçıları birleştiren şey, İmamoğlu’na destek değil YSK’nın skandal kararına tepkiydi” diyen Akif Beki, “ Fakat baksanıza, sanatçıların tepkisiz kalmamasına en özgürlükçü yaklaşan Binali Yıldırım bile kulak çekiyor alttan alta. Dün, Cuma çıkışı ‘Herkes görüşünü ortaya koyabilir; ama açık taraf tutmak, bir aday etrafında ideolojik kümeleşmeye gitmek sanatçıların kariyerine çok büyük bir fayda sağlamaz’ diye demokratça uyarıyordu.” diyor.

“YETTİ ARTIK” TEPKİLERİNİ AKP’NİN DAHA İYİ ANLAMASI LAZIM

Akif Beki yazısının devamında “Oysa ne kendi adaylığı etrafında kümelenen, destek ve dayanışmalarını açıklayan sanatçıların derdi, ideolojik kümelenme. Ne de YSK kararına karşı çıkanların ortak paydası, Ekrem İmamoğlu etrafında böyle bir ideolojik kümelenmeye gitmek…” şeklinde yorumluyor.

Sanatçıların “Yetti artık” tepkilerini antidemokratik yargı müdahalesine maruz kalmış AKP’nin daha iyi anlayacağını vurgulayan Beki, “Ama bu kadarına da pes yahu, bu da demokrasiye sığmaz, haksızlığın buncasına da yuh yani’ diyenin, daha ağzını açar açmaz tepesine binilmiyor muydu? ‘AK Parti yandaşı satılmış’ diye fişlenmiyor, mimlenmiyor muydu? Lince; tehdit, baskı, dışlanma ve yıldırma kampanyalarına maruz kalmıyorlar mıydı?” dedi.

Akif Beki yazısının devamında şöyle ifade ediyor;

AK Parti’ye zulmedildiğinde susmamak, zalime karşı sessizliğini bozmak, mazlumdan yana durmak, ısrarla sesini kesmemek hakperestlikti. Dilsiz şeytan olmamaktı. Zulme boyun eğmemekti. Katılırdınız katılmazdınız ama hoşa gitmese de saygıyla karşılanacak bir düşünce ve ifade özgürlüğü kullanımıydı…

Fakat CHP’ye gelince ne yapılsa müstahak, az bile mi? YSK kararı aleyhinde konuşmak, sosyal medyada iyimser bir etiket paylaşmak, ‘cesaret bulaşıcıdır’ mesajları vermek en iyi ihtimalle kariyere zarar verecek ideolojik kümelenmeler mi oluyor?

‘Benim şehrimde o sanatçılara yer yok, en ufak bir sahne alamazlar’ diyerek eleştiri ve itirazın bedelini ödetmeye kalkan AK Partili militan belediye başkanı mı ararsınız… Aykırı seslerin çetelesini tutup paylaşarak ‘gözüm üstünüzde, söylediklerinizi yazdım bir kenara, hesabını vereceksiniz, işiniz bitti sizin’ kabilinden gözdağı mesajları veren partizan bürokrat mı… Ağzını bozup kara listedekilere sinkaflı küfürden bozma argo tabirler sallayan gözü dönmüş parti temsilcisi mi…

Siyasi fanatizm ya da hırtlık denilerek hafifletilemez, AK Parti’nin artık bitirdiğini iddia ettiği ispiyon ve fişleme rezaletinin son örnekleridir bunlar.

İmamoğlu’ndan sanatçılara yeni çağrı: Cesurca konuşmaya devam edin, siyasiler had bildiremez

Gündem

Depremin yıktığı Bayraklı’da yeni konutlar ormana yapılacak

Depremin vurduğu İzmir Bayraklı’da yeni konutların ormanlık alana yapılması kararlaştırıldı. Bayraklı’daki 375 hektarlık orman alanı, evlerin yapılabilmesi için Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman vasfından çıkarıldı.

BOLD – 6,6’lık depremde büyük hasar gören İzmir Bayralı’da yeni konutların yapılacağı yer olarak ormanlık alan seçildi. Ancak ormanlık alana konut yapılması yasak olduğu için, belirlenen alan Cumhurbaşkanlığı kararı ile orman arazisi olmaktan çıkarıldı.

ORMAN YOK EDİLİP KONUT YAPILACAK

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, İzmir Bayraklı’da 375 hektarlık orman alanı, orman vasfının dışına çıkartıldı. Cumhurbaşkanlığı kararında, “İzmir İl Bayraklı ilçesi, Bayraklı Mahallesi’nde bulunan, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olmayan ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın orman sınırları dışına çıkartılmasına karar verilmiştir” denildi.

TMMOB YENİ FELAKET UYARISI YAPTI

Diğer yandan Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB) daha önce yaptığı açıklamada yeşil alanların deprem bahanesiyle ranta açılacağına dair uyarılarda bulunmuştu. TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, söz konusu alanın Yamanlar dağından başlayan ve yaklaşık 1.750,00 hektarlık su toplama havzasına sahip Laka Deresi Havzası içinde kaldığını belirterek 1995 yılında yaşanan sel felaketine dikkat çekmişti.

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesi: KHK’lı eylemciye idari para cezası hak ihlalidir

Anayasa Mahkemesi, KHK ile memuriyetten atılan öğretmenlerin Malatya’da belediye önünde bankta oturarak yaptıkları eylem nedeniyle idari para cezası kesilmesinin hak ihlali olduğuna karar verdi. Eylemcilerin oturma eylemiyle kamu düzenini bozmadığı belirtilen kararda, barışçıl eyleme çok sayıda idari para cezası uygulanmasının orantılı olmadığı belirtildi.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, KHK ile ihraç edilen 4 öğretmen ve bir memurun Malatya’da yaptığı eyleme 60 bin TL’nin üzerinde idari para cezası kesilmesini hak ihlali olduğuna hükmetti. Oybirliğiyle karar alan AYM, 4 eski kamu görevlisine 6’şar bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.

Kararda, “Başvurucuların eylemlerinin başlamasından birkaç ay önce KHK ile ihraç edilmelerinin başvurucular üzerindeki etkisinin de göz önüne alınması gerekir… Kamu otoriteleri üzerinde baskı oluşturmak ve sorunlarını kamuoyuna duyurmak amacıyla sadece bir bankta oturarak ve yaklaşık 70 gün boyunca barışçıl şekilde eylem yapmalarına demokratik bir toplumda katlanılmalıdır” ifadesi kullanıldı.

AYM, KHK ile atılan 4 memura 104 kez kesilen ve toplamı 60 bin 836 TL’ye ulaşan idari para cezalarının ortadan kaldırılması için dosyayı Malatya Sulh Ceza Hakimliği ve Adalet Bakanlığına gönderdi.

Malatya’da KESK üyesi öğretmenler Özkan Karataş, Umut Sertaç Ökdemir, Erdoğan Canpolat ile Devlet Hastanesi veri hazırlama işletmeni Cengiz Uğurlu 29 Ekim 2016 tarihinde yayımlanan 675 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildi. İşten çıkartılmalarının haksız olduğunu belirten 5 memur, 5 Ocak 2017’den itibaren Malatya Belediye binası önünde trafiğe kapalı alandaki bankta Haziran 2017’ye kadar oturma eylemiyle durumu protesto etti.

Eylem yapan 4 KHK’lıya her gün için 227’şer TL’den toplam 61 bin TL idari para cezası kesildi. Eylemci 5 eski KHK’lının idari para cezalarının iptali talibiyle Malatya 1. Sulh Ceza ve 2. Sulh Ceza Hakimliğine ayrı ayrı yaptıkları toplam 54 itiraz ise reddedildi. Hakimlik ret kararında; 21 Temmuz 2016’da yurt genelinde olağanüstü hâl ilan edildiği, valiliğin de genelge ile eylem ve etkinlikleri izine bağladığı, bu nedenle eylemcilere Kabahatler Kanunu uyarınca para cezası kesilmesinin hukuka uygun olduğunu savundu. Bankta oturma eyleminin de Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında “toplantı” sayılacağını savunan Malatya 1. Sulh Ceza Hakimliği, OHAL şartları içerisinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izine bağlanabileceğini, yasaklanabileceğini, AİHM’nin de toplantı için izin sistemi getirilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı bulmadığına dair kararlarının olduğunu savundu.

Sulh ceza hakimliğinin idari para cezalarına itirazları reddetmesi üzerine 5 eski memur Anayasa Mahkemesi’ne, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme” haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuru yaptı. AYM, 100’den fazla kez gözaltına alındıklarını belirtmelerine karşın gazete kupürü dışında kanıt sunamadıkları için kişi hürriyetinin ihlali yönünden yaptıkları başvuruyu reddetti.

AYM, KHK’lı eylemcilerin oturma eylemi nedeniyle sonradan idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik bir müdahale olduğuna karar verdi.

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI İZİN ŞARTINA BAĞLANAMAZ

Kararda, şunlar vurgulandı: “Başvuruculara uygulanan idari para cezaları da olağanüstü hâl sürecinde öngörülen izin şartının yerine getirilmemiş olması sebebine dayandırıldığından söz konusu cezaların Anayasa’nın 34. Maddesinin 1. fıkrasında yer alan ‘toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemesinin izin şartına bağlanamayacağı’ güvencesine aykırılık teşkil ettiği açıktır.

Barışçıl bir eylem söz konusu olduğundan idarenin somut olayın şartlarını göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri aldıktan sonra kamu düzeni bozulması, bozulma tehlikesi veya başkalarının haklarının korunması gerekliliği gibi zorlayıcı şartlar oluşmadığı sürece barışçıl eyleme doğrudan veya dolaylı müdahalede bulunmaması esastır.

BARIŞÇIL EYLEME MÜDAHALEDE BULUNULMAMALI

Olağanüstü hâl döneminde izin sisteminin öngörülmesinin amacı, yetkililere kamu düzenini bozabilecek olayların engellenebilmesi ve gerekli tedbirlerin önceden alınabilmesi imkânını sağlamaktır. Bununla birlikte oturma eylemi başladıktan sonra ilk günden itibaren idarenin eylemden haberdar olduğu ve izin alınmamasının somut olayın şartlarında idarenin tedbir alabilmesi için esaslı unsur olmaktan çıktığı görülmektedir. Bu nedenle idarenin barışçıl eyleme doğrudan veya dolaylı müdahalede bulunmaması esastır.

KHK İLE İHRACIN ETKİSİ GÖZ ÖNÜNE ALINMALI

Bununla birlikte başvurucuların eylemlerinin başlamasından birkaç ay önce KHK ile ihraç edilmelerinin kişiler üzerindeki etkisinin de göz önüne alınması gerekir. Bu çerçevede başvurucuların sadece bir bankta oturarak ve yaklaşık yetmiş gün boyunca barışçıl şekilde eylem yapmalarına demokratik bir toplumda katlanılmalıdır. Bu nedenle Hâkimliklerce verilen kararlarda adil bir denge kurulmamıştır.

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKI İHLAL EDİLDİ

Günlük yaşama, trafiğe veya kamu hizmetlerinin sunumuna engel oluşturmayan barışçıl nitelikte bir etkinliğe katılan başvurucuların izin yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesiyle idari para cezasıyla cezalandırılmaları olağanüstü hâl döneminde de izlenen amaçla orantılı bir sınırlama olarak kabul edilemez. Somut olayda Anayasa’nın 15’inci maddesinin başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik Anayasa’nın 34’üncü maddesinde belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, açıklanan gerekçelerle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.”

AYM, karayolunda yaptıkları eylem engellenen maden işçilerinin başvurusu üzerine açılan davada “şehirlerarası kara yollarında gösteri yürüyüşleri düzenlenemez” ifadesini iptal etmişti. Karar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun tepkisi çekmiş, Soylu AYM Başkanı Zühtü Arslan’ı hedef alarak, “Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım” demişti. AYM Başkanı Arslan’da Soylu’yu “Kararı eleştirmek için önce okuyup anlamak gerekir” cevabı vermişti.

Tutuklu gazeteci Harun Çümen: “Koğuşta 25 fare öldürdük çıldırmak üzereyiz”

Okumaya devam et

Gündem

Burcu Kara 10 aylık bebeği olmasına rağmen tutuklandı

Bebekli anneler tutuklanmaya devam ediyor. 10 aylık Ömer Sait’in annesi Burcu Kara, bugün görülen mahkemeden sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi.

BOLD – İzmir Özel Gözde Hastanesi doğumhane kapısında 10 ay önce gözaltına alınıp serbest bırakılan Burcu Kara, bugün tutuklandı. 28 Ocak 2020’de dünyaya geldiğinde polislerle tanışan Ömer Sait bebek henüz sadece 10 aylık.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanunu’na göre bebeği 18 aydan küçük olan kadınlar gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Ancak bu kanun Cemaat ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan kadınlara uygulanmıyor.

Ömer Sait dünyaya geldiğinde de polislerle hastanede tanıştı.

Okumaya devam et

Popular