Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Karakaş: Türkiye’nin AİHM önünde en ciddi sorunu uzun tutukluluk süreleri

AİHM yargıçlığı 1 Mayıs 2008’de başlayan Işıl Karakaş, Ocak 2015-Nisan 2017 döneminde mahkemenin beş dairesinden birinin başkanlığına getirildi. Kasım 2015-Nisan 2017 döneminde AİHM Başkan Yardımcılığı yaptı. AİHM yargıçlığı görevi normal olarak 30 Nisan 2017 tarihinde sona erecekti. Ancak Türkiye’nin yeni yargıç için gösterdiği adaylardan kimilerinin AİHM için “ehil” bulunmaması üzerine Karakaş’ın görev süresi de otomatik olarak uzadı. AİHM yargıçlarını seçen Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nin (AKPM) Ankara’nın sunduğu son aday listesindeki Doçent Dr. Saadet Yüksel’i bu yıl nisan ayında yargıç seçmesiyle Işıl Karakaş’ın 11 yılı bulan görev süresi de gelecek ay tamamlanmış olacak.

“EN ÖNEMLİ KAZANIM AYM’YE BİREYSEL BAŞVURU”

AİHM’de geçirdiği yıllarda Türkiye açısından en önemli kazanımın Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru hakkı olduğunu söyleyen Karakaş, AİHM’nin AYM’yi “etkin iç hukuk yolu” görmeye devam ettiğini belirtti. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası çok sayıda bireysel başvuru nedeniyle AYM’nin “sıra dışı bir durumla karşı karşıya” olmasının AİHM tarafından “kabul edilebilir” görüldüğünü kaydetti. AYM’nin bireysel başvurulara yanıt vermekte gecikmesi karşısında AİHM’nin tutumunu değerlendiren Karakaş, “Bu kadar çok başvuruya bir uluslararası mahkemenin cevap vermesi pek mümkün gözükmüyor. Şu an AİHM için önemli olan problemlerin iç hukukta çözülmesi. Elbette içeride çözülmesi demek nasıl çözerseniz çözün demek değil. AİHM’nin içtihatlarına uygun şekilde içeride çözümler üretmeniz gerekiyor” şeklinde konuştu.

EN ÖNEMLİ SORUN “UZUN TUTUKLULUK SÜRESİ”

Karakaş, Türkiye’nin AİHM önünde yaşadığı en yapısal sorunun uzun tutukluluk süreleri olduğuna işaret etti. İddianamelerin hızlı hazırlanmamasının sorun oluşturduğuna dikkat çekti. İfade ve basın özgürlüğü konusunda ise “Türk mahkemelerinin bu meseleleri AİHM içtihadına göre yorumlamaktan çekindiklerini” söyledi.

“KUZEY KIBRIS’TA RUM DAVALARI”

Kuzey Kıbrıs’ta Kıbrıslı Rumların mülkiyet sorunları için 2006 yılında kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu’na (TMK) da değinen Karakaş, TMK önündeki yargı süresinin uzunluğu ve ödemelerdeki gecikmenin Ankara açısından gelecek ay ve yıllarda AİHM önünde yeniden sorun oluşturabileceğine işaret etti. Yargı süresi uzunluğu ve ödemelerdeki gecikmelerin, TMK’yı Rumlar için “iç hukuk yolu” olarak gören AİHM’i ters yönde bir karar almaya itebileceği mesajı verdi.

“HAKİM VE SAVCILAR AİHM İÇTİHADI EĞİTİMİ ALMALI”

Karakaş, Türkiye’nin AİHM düzeyinde “çözüm üretebilen” bir ülke olduğunu belirtip, AYM’ye bireysel başvuru mekanizması ve tazminat komisyonunu örnek gösterdi. Türkiye’nin AİHM’de daha az sorun yaşaması için bu mekanizmaların işletilmeye devam edilmesi gerektiğini söyledi. Başta hakim ve savcıların AİHM içtihadı konusunda eğitimi olmak üzere AİHM ile işbirliğinin devam etmesi gerektiğine vurguda bulunan Karakaş, yurt içindeki tüm mercilerin de “AİHM içtihatları doğrultusunda uygulama geliştirmeleri gerektiğini” ifade etti.

KARAKAŞ’IN MÜSLÜMAN KİMLİĞİNDEN RAHATSIZ OLANLAR VARMIŞ

Karakaş, AİHM’deki görev süresi boyunca katıldığı en ilginç davalardan birinin İtalya’da kamu okullarındaki çarmıha gerilmiş İsa figürüyle ilgili “Lautsi ve Diğerleri Davası” olduğunu da anlattı. Bu davaya giren “tek Müslüman yargıç” olduğu için eleştiriler aldığını söyledi. Dava sürecinde Mahkemedeki adresine “çeşit çeşit haçlar, çarmıha gerilmiş İsa figürleri ve Avrupa’da Hıristiyanlığın tarihi ve haçın önemi üzerine lüks kuşe kağıda basılmış kitaplar gönderildiğini” belirtti. Karakaş, aynı süreçte Venedik Belediye Başkanı’ndan “hakaret içerikli bir mektup aldığını” da sözlerine ekledi.

Karakaş’ın da içinde olduğu yedi yargıçlı bir AİHM dairesi, Lautsi davasında kamu okullarında sınıflarda çarmıha gerilmiş haç bulunmasına karşı çıkan davacı aileyi haklı bulmuştu. Ancak Vatikan destekli İtalyan devletinin itirazı sonrası dava esastan yeniden görülmüş ve tüm beklentilerin aksine on yedi yargıçlı Büyük Daire önünde İtalya tarafından kazanılmıştı. Bu süreçte on Avrupa devleti İtalya’nın yanında davaya müdahil olmuştu.

https:/2019/04/09/aihm-uzun-sure-sonra-turkiye-adina-gorev-yapacak-hakimi-belirledi/

Dünya

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün gittiği kafedeki gizemli kişiler nerede?

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün kimlerle görüştüğünü öğrenmek için mesai arkadaşlarıyla irtibata geçtiğini söyleyen İnandı ailesinin avukatı Toktakunova, “şüpheli ve önemli bilgiler edindik. Fakat şu anda elimizde delilimiz yok” dedi. Toktakunova, İnandı’nın kaybolduğu gün gittiği kafedeki şüpheli 2 kişinin görüntüsünün de GKNB tarafından el konulduğunu ve kendileriyle paylaşılmadığını söyledi.

BOLD – Sapat Eğitim Kurumları Başkanı Orhan İnandı’nın Kırgızistan’da kaçırılmasının üzerinden 18 gün geçmiş olmasına rağmen hala bulunamadı. Kaçırılma olayına ilişkin en ufak bir iz bulunamaması İnandı ailesi kadar mesai arkadaşlarını da endişelendiriyor

HERKES BİLİYOR

Sapat Eğitim Kurumlarına bağlı okullarda öğretmenlik yapan Mederbek Samayev, Orhan İnandı’nın kaçırılmasının hangi ülkenin talebi ile yapıldığını herkesin bildiğini söyledi.

Sapat Eğitim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı Amirbek Sultanmuratov, soruşturma ve arama çalışmalarının devam etmesine rağmen Orhan İnandı’nın bulunamadığını, nerede olduğu, yaşamı veya sağlığı hakkında herhangi bir bilgi verilmediğini söyledi. Bu durumun herkesi endişelendirdiğini söyleyen Sultanmuratov, “Yönetim kurulu başkanımızın bir an önce bulunacağını ümit ediyoruz. Şu ana kadar bize gelen bilgilere göre, Orhan İnandı Kırgızistan’da ve durumu iyi” diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Adinay Şarşeyeva, İçişleri Bakanı Ulan Niyazbekov’un talimatı ile binden fazla polisin Orhan İnandı’nın bulunması için Kırgızistan genelinde çalışma yürüttüğünü açıkladı. Şarşeyeva, soruşturmanın güvenliği açısından yürütülen faaliyetlerle alakalı kamuoyu ile daha fazla bilgi paylaşılmayacağını söyledi.

GKNB’NİN SESSİZLİĞİ ŞÜPHELERİ ARTTIRIYOR

Türk basınında çıkan, İnandı’nın kaçırılmasında Kırgızistan Devlet Güvenlik Devlet Komitesi’nin (GKNB) ilgisi olduğuna ilişkin haberlere değinen, İnandı ailesinin avukatı Taalaygül Toktakunova, GKNB’nın bu iddia ile alakalı hiçbir açıklama yapmamasının şüpheleri arttırdığını ifade etti.

Toktakunova, başsavcılığa ve soruşturmayı yürüten diğer ilgili birimlere GKNB’nin arama işlerini yürüten birimden çıkartılması talebinde bulundu.

ADRİANO KAFEDEKİ ŞÜPHELİ KİŞİLER

Başka şüpheli durumların olduğunu söyleyen Toktakunova, “Soruşturma işini İçişlerine Bakanlığına bağlı polis teşkilatının yürütmesi için talepte bulundum. Ancak, şu ana kadar bu müracaatımıza cevap verilmedi. Orhan İnandı kaçırıldığı 31 Mayıs akşamı en son İçişleri Eski Bakanı Melis Turgunbaev ile Adriano isminde bir kafede görüştüğünü tespit ettik. Sonra kafeden ve görgü tanıklarından şüpheli iki kişinin fotoğrafına ulaştık. Daha sonra kendimiz kimlerle görüştüğünü ve ne olduğunu öğrenmek için Adriano Kafe’ye gittik. Kafe yetkililerinden 31 Mayıs gününe ait görüntü kayıtlarının GKNB tarafından alındığını ve kopyası bırakılmadığını öğrendik” dedi

Orhan İnandı’nın kaçırıldığı gün kimlerle görüştüğünü öğrenmek için çalışma arkadaşlarıyla irtibata geçtiğini söyleyen Toktakunova, “Görüşmeler sonucunda şüpheli ve önemli bilgiler edindik. Fakat şu anda elimizde delilimiz yok. Birkaç gün içinde delil elde edersek veya tanık bu bilgileri kamuoyu ile paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

Kırgızlı siyasetçiden Orhan İnandı açıklaması

Okumaya devam et

Dünya

Kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için Oslo’da protesto

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te kaçırılan eğitimci Orhan İnandı için Avrupa’nın her şehrinde protestolar düzenleniyor. Norveç’in başkenti Oslo’da dün düzenlenen eyleme bağlanan Reyhan İnandı, Kırgız Meclisi’nin eşi hakkında kararlar aldığını söyledi.

BOLD – Hakan Fidan’ın başında olduğu Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından 31 Mayıs’ta kaçırılan Sapat Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Orhan İnandı’nın bulunması için dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan protestolar devam ediyor.

Oslo’da Norveç Parlamentosu “Stortinget” önünde toplanan grup Orhan İnandı’ya destek sloganları atıp, kanunsuzca insanları alıkoyan ve işkence eden Erdoğan hükümetini eleştirdi. Erdoğan hükümetine yasadışı eylemlerinden vazgeçmeleri ve demokratik zemine dönmeleri için çağrı yapıldı.

Kırgızistan devleti ve hükumetinden kayıp Orhan İnandı’nın bir an önce bulunması ve Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi kararı gereğince korunmasını talep eden grup, emsal kaçırma vakalarını da anlattıkları basın açıklamasını okudu.

Orhan İnandı’nın eşi Reyhan İnandı meydana canlı yayında bağlanıp gelişmeleri anlattığı konuşmasında bugün Orhan İnandı gündemi ile toplanan Kırgız meclisinin aldığı kararlardan bahsetti.

Norveç’in en çok okunan gazetelerinden Aftenposten geçen hafta İnandı’nın kaçırılmasını gündeme almış ve Erdoğan hükumetinin yasadışı faaliyetlerini anlatan bir analiz yayınlamıştı.

Okumaya devam et

Dünya

Biden-Putin zirvesi: ABD Çin’e karşı Rusya’yı yanına çekmek mi istiyor?

Rusya ile Batı dünyasının ilişkileri iki tarafın da itiraf ettiği gibi Soğuk Savaş’tan beri en kötü günlerini yaşıyor. Bu ortamda Biden ve Putin, İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldi. Avrupa ziyaretinde Washington’un geleneksel müttefikleri ile bağlarını yeniden güçlendiren ABD Başkanı Biden’ın Çin’e odaklanmak için Rusya ile gerilimi düşürmek istediği belirtiliyor.

BOLD – ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşecek zirve TSİ ile 14.00’te başladı. Toplantının yaklaşık 4 saat sürmesi bekleniyor. Her iki taraf da ikili ilişkilerin dibe vurduğunu kabul ediyor ve şu an iki ülkenin de birbirlerinin başkentlerinde büyükelçileri yok.

İki ülke arasında var olan birçok anlaşmazlığın üstüne ABD Başkanı Joe Biden’ın Mart ayında Putin’i “katil” olarak nitelendirmesi ilişkileri iyice germişti.

Rusya, Washington’daki büyükelçisini geri çağırmış; ABD de Moskova büyükelçisini Nisan ayında ülkeye geri çağırmıştı.

ABD Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bugün İsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya geldiği zirve, 1985’ten sonra kentte düzenlenen ikinci ABD-Rusya zirvesi oldu.

Cenevre’de, Kasım 1985’te dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile eski SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov arasında yapılan tarihi zirveden 36 yıl sonra, ABD-Rusya zirvesi heyecanı yaşanıyor.

Zirve, Cenevre Gölü kıyısında, 18. yüzyılda bir parkın içinde inşa edilen Parc de La Grange’de yapılıyor.

Görüşmenin ardından Putin’in TSİ 18.30’da, Biden’ın ise TSİ 20.00’de ayrı ayrı basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.

Görüşmenin ikili olması planlanmıyor. İlk aşamada Putin, Biden ve dışişleri bakanları Sergey Lavrov ile Antony Blinken’ın hazır bulunacağı görüşmeye daha sonra çoğunlukla danışmanlardan oluşan heyetlerin de katılması bekleniyor.

Biden-Putin görüşmesinde yoğun bir gündem var. Bunların başında da silahsızlanma anlaşmaları, Ukrayna sorunu, Ortadoğu meselesi, Suriye’deki durum, İran’ın nükleer programı, Libya ve Afganistan geliyor. Biden’ın Rusya’daki insan hakları ihlalleri, bağımsız medya ve muhalefete yönelik baskılar, Rus hackerlerin saldırıları ve Rusya’nın müttefiki Belarus yönetiminin Rynair’e ait bir uçağı zorla Minsk’e indirerek yolculuk eden bir gazeteciyi gözaltına alınmasını da gündeme getireceği belirtiliyor. Ancak bunlar buluşmanın bilinen gündemi. ABD’nin odağındaki asıl meselenin ise Çin olduğu tahmin ediliyor.

ASIL HEDEF ÇİN Mİ?

Uzmanlara göre görüşmenin arka planındaki asıl mesele Çin’e karşı ortaklık olabilir.

Uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Raimund Kramer’e göre ABD, Rusya ile ilişkilerinde normalleşme istiyor. Kramer’e göre bunun başlıca nedeni ise Çin.

Potsdam Üniversitesi Öğretim Üyesi ve dış politika dergisi WeltTrends’in Genel Yayın Yönetmeni Kramer, “Biden’ın Avrupa gezisinin temelinde Çin’e karşı ortaklıklar oluşturma hedefi yatıyor. Bunu G7 zirvesi ile NATO ve AB liderleriyle yaptığı zirvelerin akabinde Putin ile görüşecek olması zaten gözler önüne seriyor” diyor.

ABD, RUSYA İLE SORUN YAŞAMAK İSTEMİYOR

Time dergisi köşe yazarlarından ABD’li dış politika uzmanı Ian Bremmer, Biden ve Putin’in Çin’i açıkca konuşmayacaklarıra dikkat çekiyor. Bremmer’e göre ABD’nin küresel alanda kendine en büyük rakip olarak gördüğü ülke Çin, bu durum da ABD’nin Rusya stratejisini etkiliyor.

Ian Bremmer, “Biden, Putin’den hoşlanmıyor ve Rusya’nın stratejik açıdan çok değerli olduğunu düşünmüyor. Ama ABD-Çin ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda, Çin’in dünyadaki etkisi ve gücüne bakıldığında, ayrıca diğer ülkeleri Çin’e karşı birleştirmenin zorluğu da hesaba katıldığında Biden, Rusya ile sorun yaşanması istenmiyor” yorumunu yapıyor.

Düşünce kuruluşu Liberal Modernizm Merkezi Direktörü Ralf Fücks de Bremmer gibi düşünüyor. Arka planda Çin’in oldukça yoğun hissedildiğini söyleyen Fücks, dolayısıyla Rusya ile sorun yaşanmasının ABD’nin işine gelmediğini belirtiyor. Fücks, “ABD için bu, Çin’e yönelik stratejik çizgi belirlerlemeye çalışılırken yaşanan ikincil bir problem. Putin için ise Çin’le ilişkileri genişletmek stratejik bir seçenek ve zaten hayata da geçiriliyor” diyor.

RUSYA ÇİN’DEN KORKMUYOR MU?

Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014’ten bu yana Moskova-Pekin ilişkileri ise daha da derinleşti. Rusya’nın Kırım’ı işgali nedeniyle uygulamaya konan yaptırımlar Rusya’ya doğrudan dış yatırımlarının durması sonucunu doğurdu. Ekonomisi yıllardır kötüleşen ve düşen reel gelir nedeniyle halkın öfke içinde olduğu Rusya’nın Çin’e yönelme çabası da kısmen başarı sağladı. Çin’in ekonomik büyümesinden pay almaya çalışan Rusya, yeraltı kaynaklarını Çin’e aktarmak için hatlar kuruyor ve Çin’e Rus yapımı modern silah sistemleri satıyor.

Rusya’nın güvenlik ve dış politikaları konusunda uzman Almanya Dış Politikalar Topluluğu’ndan Sarah Pagung, “Rusya, Çin’e askeri uydu sistemi kurma konusunda da destek oluyor. Ancak o alanda oldukça dikkatli, nitekim sonunda Çin’in Rus teknolojisini kopyalayıp bağımsız hale gelmesini istemiyor” diyor. Uzman Ralf Fücks’e göre Rusya bu nedenle Çin’i stratejik bir partner olarak görmekten ziyade Çin’den korkuyor.

Rusya Üniversitesi Kuzey Amerika Araştırmaları Bölümü Başkanı Vikctoria Zhuravleva da “Çin’e çok yakın olmak Rusya için tehlike” diye konuşuyor. Zhuravleva, ABD’nin de Rusya için Çin’e karşılık ikisinin arasında hareket edebilecek dengeleyici unsur olabileceğini düşünüyor. Zhuravleva’ya göre bu güç mücadelesinde bir tür denge rolü arayışında olan Moskova, kendini çok kutuplu bir dünyanın merkezinde görüyor. Berlin Hür Üniversitesi Doğu Avrupa Enstitüsü Başkanı Prof.Dr. Katharina Bluhm da bu denge politikasının Rusya’nın en sevdiği pozisyon olduğu görüşünde. Bluhm, “Rusya’nın en sevdiği Asya ile Batı arasında aracı rolü oynadığı politika” diyor ve ekliyor: “Oysa bu aracılık rolü tamamen ilüzyon, çünkü Çin, Rusya’ya böyle bir rolü üstlenmesine izin vermez.”

“BİDEN’IN MESAJI AVRUPALILARA YÖNELİK”

Biden-Putin görüşmesinin arka planındaki tek konunun Çin olduğu görüşünü bütün uzmanlar paylaşmıyor. German Marshall Fonu’ndan Kristine Berzina’ya göre ABD Başkanı’nın Avrupa gezisinin temeli müttefiklere verilen bir dayanışma mesajı. Rusya’nın istikrarı bozan bir güç olarak algılandığını düşünen Berzina’ya göre Washington, Rusya’nın giderek artan tehditkar ve savaşçıl tutumunu reddettiğini vurgulamayı öncelikli hedef olarak görüyor.

Harvard Kennedy School’un Belfer Merkezi Rusya uzmanlarından Torrey Taussig de benzer görüşte. Taussig, “ABD öncelikli olarak Çin’e odaklanıyor, ancak aynı zamanda Rusya’nın Avrupa ve Amerika’daki Batılı demokrasilerde büyük bir karmaşa yaratabileceğinin de farkında” diyor. Taussig’e göre ayrıca her iki ülkenin uluslararası silahlanmanın kontrolü konusunda çıkarlarının kesiştiği noktalar da var. Taussig, bu nedenle de görüşmede ilerleme kaydedilebileceğini düşünüyor.

BİDEN’IN ÇİN’E YÖNELİK ADIMLARI

Biden’ın Avrupa gezisi öncesinde ABD ile Çin arasında gerginlik de tırmanışa geçmişti. ABD, Çin’in itirazlarına rağmen önce Tayvan ile bir ticaret anlaşması imzalanacağını duyurmuş ve G7 zirvesinden iki gün önce de Amerikan Senatosu, Çin’in küresel çaptaki teknolojik hakimiyetiyle mücadele için 244 milyar dolarlık bir ekonomik paketi kabul etmişti. G7’den bir gün önce de Savunma Bakanı Llyod Austin, Pentagon’dan Çin’in askeri gücüyle mücadeleye odaklanmalarını istedi.

ABD Başkanı Biden’ın ilk yurtdışı gezisinde iki haftadır katıldığı G7 ve NATO zirveleri ile ABD-Avrupa Birliği toplantısının sonuç bildirgelerinde Çin, hedefe konulmuştu.

NATO 2030 planında Çin’i hedefe koydu

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0