Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Bebeğini kaybeden tutuklu anne: “Benim yavrum, kanım, canım onlar için çöptü”

Gülden Aşık, tutuklandıktan sonra bebeğini kaybetti. Hastanede “Kelepçe takmayın ben terörist değilim” diye sayıklarken, bebeği hakkında gardiyanların “çöp” demesi üzerine bir mektup yazdı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL

Sinop Kapalı Cezaevinde tutukluyken 19 haftalık ikiz bebeklerini kaybeden Nurhayat Yıldız’ın yaşadığı dramın bir benzeri Balıkesir’de meydana geldi. İki aydır Bandırma M Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan ev hanımı Gülden Aşık (40) 7 haftalık bebeğini cezaevinde kaybetti.

Hamile olduğunu hapisteyken öğrenen ve 31 Mayıs 2019’da acil olarak Bandırma Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Aşık, bebeğin kalbi durduğu doktorlar tarafından tespit edilince bir gün sonra kürtaj olmak zorunda kaldı.

Hastane doktorlarının, “Akarı kokarı getiriyorsunuz, neden şimdiye kadar bu kadını getirmediniz diye” uyardığı sorumlular bebeğe bir de çöp muamelesi yaptı.

Ameliyattan bir gün sonra, Ramazan Bayramı öncesinde taburcu edilip tekrar cezaevine gönderilen Aşık, yaşadıklarını, hasta yatağında 12 gün boyunca, peyder pey not alarak 19 sayfalık mektubunda anlattı.

“BENİM YAVRUM KANIM CANIM ONLAR İÇİN ÇÖPTÜ”

Gülden Aşık, ameliyat sonrası müşahede odasına götürülürken.

Narkozun etkisiyle “Ben terörist değilim, elimi kelepçelemeyin… Bebeğimi öldürdüler” diye sayıklayan Aşık, bir gardiyan ve komutan arasında geçen konuşmayı şöyle yazdı:

“Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…’ gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı, kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti. Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük, yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım.”

İbrahim Aşık ile 2007’de evlenen Gülden Aşık’ın Tarık (10), Zafer (9), Nilgün (6) olmak üzere üç çocuğu daha bulunuyor.

BEBEĞİMİ ÖLDÜRDÜLER DİYE SAYIKLAMAYA BAŞLADI

Eşinin, bebeğini kaybetmesinden dolayı çok etkilendiğini ifade eden İbrahim Aşık, “Hastane koridorunda bekliyoruz. Eşim yatağına götürülürken narkozun etkisiyle bebeğimi öldürdüler diye ağlayarak sayıklamaya başladı. Görevlilerin hepsi buna şahit oldular. Bugün mektubu geldi, onu okuyordum, ruh hali ortada, cezaevi şartlarını kaldıramadığını çok zorlandığını ifade ediyor, bebeğini kaybetmiş bir anne olarak zorlanıyor haliyle” ifadelerini kullandı.

3 Haziran 2019’da Balıkesir Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne tahliye talebinde bulunduklarını ifade eden İbrahim Aşık, henüz bir cevap alamadıklarını da sözlerine ekledi.

Kendisi de KHK ile ihraç edilen İbrahim Aşık, eline dün ulaşan eşinin uzun mektubunun bazı sayfalarını BOLD Medya ile paylaştı. Cezaevinde bebeğini kaybeden ve tekrar hapsedilen bir annenin travmalarını kendi kaleminden yayınlıyoruz.

OTURUP KALKAMIYORUM, YEMEĞİ ARKADAŞLAR YATAĞIM GETİRİYOR

3 Haziran Pazartesi, 10.40

“Hapiste iken insanın tek bir arzusu olur. Özgürlük! Eğer hapisteyken hastalanırsanız özgürlüğü düşünmez sağlığınızı düşünürsünüz. Dolayısıyla sağlık özgürlükten daha önemlidir”.

Bu satırlar hasta yatağımda okuduğum Özgürlüğe Kaçışım Zindan Notları kitabından. Kahraman Aliya’nın sözleri. Tam da içinde bulunduğum hali tercüme ediyor. O kuvvetli ağrı kesici iğnelerden mahrum kalınca ağrılarım peyda oldu, zor oturup kalkıyorum, yemeğim yatağıma geliyor, arkadaşlarımdan Allah razı olsun. Sezeryanla kıyaslanamayacak kadar az olsa da ağrılar canımı sıkıyor. Babaannem rahmetlinin dediği gibi “Allah insanı bedeninden geri koymasın”.

Üzülme lütfen, bunun için yazmıyorum, sana nazlanmayı seviyorum, keşke şefkatli kollarının arasına sığınsam ve hep orada kalabilseydim. Heyhat! Ya Muğis eğisna! diyor ve Rabbime iltica ediyorum.

O ARACA BİNDİRDİKLERİNDE GERÇEK YÜZÜME TOKAT GİBİ ÇARPTI

… dün sabah huzursuzdum. (Muallakta olan şeyden hoşlanmam biliyorsun.) Ne zaman çıkacağım, böyle ne kadar bekleyeceğim derken sanırım hastaneden çıkıp eve gideceğimi sanıyordum ki çıkışta seni gönderip beni kelepçelerle zinetlendirip o çirkin araca bindirdiklerinde gerçek yüzüme tokat gibi çarptı.

Gözüm etrafta seni aradı. Kızma ihtimallerine aldırmadan ayakta (aracın içinde) seni, hiç değilse arabamızı görebilmeyi ümit ettim, başaramadım. Öyle ki Bandırma sis perdesini çekmiş kendini kapatmıştı. Uzaktan evimizin yolunu bile göremedim. Yaşayacağım daha büyük acılar var mı yoksa bunlar Tarihçe-i Hayatımın son acı tecrübeleri mi bilemiyorum ama bu kadar acizken Allah’a sığınmaktan başka çare bulamıyorum.

BUGÜN YAVRUMU KAYBEDİŞİMİN GÜN DÖNÜMÜ

Cumartesi 09.29

… Serin bir Bandırma sabahına uyandım. Virdlerimi yaptım, çayımı içtim, kahvaltıya farklı ne çıkarabilirim telaşı yaşıyorum, evet bugün bir hafta sonra ilk nöbetimi yapacağım ve bugün yavrumu kaybedişimin gün dönümü…

DELİRMEKTEN KORKUYORUM, YAŞADIKLARIMA TAHAMMÜLÜM YOK

Hayretle bunlar rüya mıydı, gerçek mi diye düşünüyorum. Allah kimseye yaşatmasın, ruhum çok yorgun. Düşünmek istemiyorum, konuşmak istemiyorum, içimde dağ gibi yığılan kırgınlık ve öfkeyi bastırmak için deli gibi kitap okuyorum. Soluk almadan… Yemeyi içmeyi unutacak kadar kendimi kaptırıyorum. Öyle olmak zorundayım, delirmekten korkuyorum, yaşadıklarıma tahammülüm yok, yaşadıklarıma lakayt kalınmasına tahammülüm hiç yok… Allahhh diyor derin bir nefes alıyorum.

Okuduğum kitapta Varlam Shalamov’un (Stalin’in kampları hakkındaki) Kalima Hikayeleri adlı eserinden Sibirya kamplarındaki mahpusların hayat ve ölümlerinden alıntılar ve çarpıcı yorumlar var, onlardan bazılarını sana da yazıyorum…

CANIMDAM CAN GİTTİ

Her kitap dalımdam bir yaprak eksiltiyor ve elem bırakıyor biliyorum ama vazgeçemiyorum… Allah yardımcımız olsun. Dayanmak zorunda olduklarımızı yok etsin inşallah. Akif’in “Bu gecenin yok mu sabahı” dediği noktadayım. Herkes bana başsağlığı diliyor. Azrail benimle muamelede bulunmuş, Allah buyurmuş, o da gönlümün gülünü koparmış. Canımdan can, etimden et gitti. Ruhum ağır bir darbe aldı, yüküm çok ağırlaştı. Rabbim merhamet buyursun, yükün altında ezmesin.

ÖLENLE ÖLÜNMÜYOR AMA YAŞANMIYOR DA!

İnsanlar “Sen kurtuldun ya” diyor. İnan hiç sevinemiyorum. “İnna lillah…” diyor ve dişimi sıkıyorum. İçinde bulunduğum elemin tarifi imkansız. Bazen kalbim nasıl oluyor da çatlamıyor, hala nefes alabiliyorum diye kendime şaşıyorum. Evet ölenle ölünmüyor ama yaşanmıyor da!!!

ABİ DAHA 7-8 HAFTALIK ÇÖP YANİ ÇÖP İŞTE!

Seni çıkardıktan sonra beni; hastabakıcı gelip kolumdaki iğneleri çıkarana kadar beklettiler. Bu sırada bayan gardiyanla (gerçi bu sıfatı beğenmiyorlar ya) ben görevli memura diyeyim işte komutanla benim hakkıma konuştular.

Komutan nöbeti yeni aldığından ‘bayanın bebeği ölmüş vs’ diye beni soruyor. Memure hanım ‘abi küçük ya daha 7-8 haftalık çöp yani çöp işte…” gibi bu minvalde cümleler kurdu. Az ileride ben duyuyorum. Benim kaybım başkasının dilinde çöp. İçim yandı kalbim sızladı, ağlamamak için kendimi zor tuttum. Benim yavrum çöp, kanım canım çöp… Ve aynı memure birkaç dakika sonra hasta bakıcı gelmediği için evde çocuğum beni bekliyor diye isyan etti.

Ben de içim boş, kalbim kırık, boynum bükük yanımda bir çöp poşetinde eşyalarımla öylece oturdum ve yandım. Allahım ben hiçim, benim sahbim Sensin, ben Sana aidim. Yaşadıklarım benim değil Senin zoruna gitsin, rikkatine dokunsun, başka da bir şey istemiyorum.

ADI UMUT OLDU BEBEĞİMİN, BENİ ÖTELERDE BEKLEYECEK O

Evladımın ömrü o kadarmış, dünyadan nasibi yokmuş, veren O (c.c), alan O (c.c) asla isyan etmiyorum. O’ndan gelen başım üstüne. Sadece benim yaşadığım zulüm küçük yavruma da dokundu, ona üzüldüm. İnşallah paratoner olmuştur, yaşanan tüm haksızlıkların sona ermesi, masumlara bir fereç olması için kurban olmuştur.

İnşallah ona bedel başkaları incinmez, daha fazla ağlamaz ve yanmaz. Yavrumun ölümü başkalarının saadatine hizmet etsin Allahım. Gayreti’ni harekete geçirecek son damla olsun inşallah. Adı Umut oldu bebeğimin, beni ötelerde bekleyecek o. İnancım tam. ‘Umut’ları söndürenlere Allah yardım etsin.

BANA İFTİRA ATANLAR AYNISINI YAŞAMADAN ÖLMESİN!

“Mazlumun duası çok tesirlidir reddolunmaz” diyen Efendimiz’e (s.a.v) güveniyor ve ağlatanlar ağlasın, bana iftira atanlar aynı şeyleri yaşamadan, beni incitecek söz söyleyenler, terörist diye hakaret edenler aynı sözleri işitmeden ölmesinler. Beni yakanları yak diye inledim. Elbet Allah sesimi işitti. Amenna ve Saddakna. Ben halimi Allah’a havale ettim. Zaten başka da gücüm yok. Çaresizliğimde Allah’ı imdada çağırdım. Başka kimsem de yok.

O gün bana (pazar günü) tebessüm ettiren tek şey arkadaşlarımın şefkatle karşılaması ve ben hastanedeyken senden gelen, yatağımın üzerinde beni bekleyen mektubun ve yavrularımın mutlu anlarından çekilmiş kareleri oldu. Allah razı olsun.

BEN TERÖRİST DEĞİLİM, KELEPÇE TAKMAYIN

Hastaneyi unutmak istesem de kulaklarımda narkozdan uyanırken söylemişim ‘Ben terörist değilim, kelepçe takmayın’ sözlerim çın çın ötüp duruyor. Sübhansın Yarab el aman el aman… Dünyamızı cehenneme çevirenlerden ve cehennemin ateşinden koru bizi. Amin. Elfü elfi amin. Bedenen de ruhen de yoruldum.”

HAPSE GİRDİĞİNDE HAMİLE OLDUĞUNU BİLMİYORDU

Gülden Aşık, iki ayrı ifadede adı geçtiği için 10 Nisan 2019’da Bandırma’da gözaltına alındı ve 2 gün sonra tutuklanarak Bandırma M Tipi Cezaevine gönderildi.

Hapse girdiğinde hamile olduğunu bilmeyen Aşık, 16 Mayıs’ta yatsı vakitlerinde koğuşunda aniden düşüp bayıldı. Kendine geldiğinde herkes başına toplanmıştı. Görevliler hastaneye götürmeyi teklif etti. Fakat Aşık, cezaevi-hastane arasındaki 15 kilometrelik yolu daha önce kelepçeli gittiği için ‘takatim yok’ diyerek göze alamadı.

Sıkıntıları devam edince 18 Mayıs’ta dilekçe yazıp durumunu anlattı. Kendisine 10 gün cevap verilmedi. 27 Mayıs’ta bir dilekçe daha yazdı. 30 Mayıs’ta revire çıkan Aşık’a 10 haftalık hamile olduğu söylendi. Fakat bir sorun vardı. Revir görevlileri yönetimden acil olarak Aşık’ın hastaneye sevkini istedi.

31 Mayıs cuma günü Bandırma Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Aşık, muayene ve ultrason görüntülerinden sonra bebeğinin 7 hafta 5 günlük olduğunu fakat kalbinin atmadığını öğrendi. Hastane doktorları ertesi gün bebeğin kürtajla alınmasına karar verdi.

İhmal sonucu cezaevinde, anne karnında ölen bebeğin doğum raporu.

Gülden Aşık’ın eşine anlattığına göre muayene yapan doktor, “Akarı kokarı getiriyorsunuz da bu kadını bu zamana kadar neden getirmediniz, neden beklettiniz” dedi.

Bir gece gözetim altında tutulan Aşık, 2 Haziran 2019 pazar günü öğlen saatlerinde taburcu edildi.

NURHAYAT YILDIZ HALA TUTUKLU

Evhanımı Nurhayat Yıldız (28) ise, 29 Ağustos 2016’da tutuklandığında 3,5 aylık hamileydi. Üç yıllık evliydi ve ikiz bekliyordu.

Sinop Kapalı Cezaevindeki 25 kişilik koğuşa konulduğunun 40. günü, hamileliğinin 19. haftasında bebeklerini kaybetti. İki günlük hastanede kaldıktan sonra tahliye edilmeyerek tekrar cezaevine gönderildi.

Bebekler defin için aileye verilmesi uygun bulunmadı. Sinop Ağır Ceza Mahkemesi, 1,5 yıllık tutukluluğunu ardından Nurhayat Yıldız’ı 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Yıldız, hala aynı cezaevinde bulunuyor.

Bu fotoğrafa iyi bakın: Bu kimin 28 Şubat’ı

BOLD ÖZEL

Türkiye, dünyanın en büyük kitap fuarında yok

Kültür ve Turizm Bakanlığı, bugün başlayan Frankfurt Kitap Fuarı’na 2 hafta önce katılmaktan vazgeçti. 110 ülkeden 7 bin 140 yayıncının yer aldığı fuarda Türkiye’den sadece Birgün Yayıncılık katıldı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Kültür Bakanlığı ve Türkiye Yayıncılar Birliği, tüm dünyadan yazar ve yayıncıların yer aldığı Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı’na (Frankfurt Buch Messe) katılmaktan iki hafta önce vazgeçti.

Kanada’nın konuk ülke olduğu fuarda yabancı ülkelerin stantları 4. salonda bulunuyor. Ağırlıklı olarak İtalya, Fransa, İspanya ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden yayıncıların yer aldığı fuarda Türkiye sadece Birgün Yayıncılık ile temsil ediliyor. Edinilen bilgiye göre Kültür Bakanlığı, iki hafta önce fuar yönetimini arayarak rezervasyon yapılan stantları iptal etti.

Fuarda özellikle Arap ülkelerinden gelen yayıncıları devasa stantları dikkat çekiyor. 22-28 Mayıs 2022’de gerçekleştirilecek Abu Dhabi Kitap Fuarı için ayrı bir stant açılarak, kitap fuarının içinden fuar tanıtımı yapılıyor.

Yayıncılık trendlerinin belirlendiği, dünyanın en büyük fuarı olarak görülen Uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı, geçen yıl koronavirüs salgını nedeniyle iptal edilmiş, oturumlar online gerçekleştirilmişti.

20-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenen bu yılki fuar da kısmen korona kısıtlamalarının gölgesinde geçiyor. Ancak yazar-yayıncı ve okur buluşmaları gerçekleştiriliyor. Bu nedenle bu yılki fuarın sloganı “Frankfurt’a tekrar hoş geldiniz” olarak belirlendi. www.frankfurtbuchmesse.com

Fuarın bu yılki konuk ülkesi Kanada.

Frankfurt Kitap Fuarı açıldı: Sürgündeki gazeteciler tutsak meslektaşlarını anlatacak

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Sincan Cezaevinde tutuklu anneye eziyet: Bebeğine bez verilmiyor

Tutsak bebekler cezaevinde “bez” sorunu yaşıyor. Dokuz ay önce tutuklanan Yasemin Melizci’nin kızı Saime bebeğe 10 gündür bez verilmiyor.

BOLD ÖZEL | 21 Ocak’tan beri annesiyle birlikte Ankara Sincan Cezaevinde kalan 18 aylık Saime bebeğe 10 gündür bebek bezi verilmiyor. Dünkü telefon görüşünde ailesine durumu aktaran anne Yasemin Melizci, “Saime’ye 10 gündür bez verilmedi, canım biraz ona sıkıldı.” dedi. Melizci, gerekçesine dair herhangi bir bilgi söylemedi.

Kızı yedi aylıkken tutuklanan ve 9 ay Konya Ereğli Cezaevinde kalan Saime bebeğin halası Öznur Çakar, aynı durumu kendisinin de yaşadığını söyledi. OHAL döneminde  tutuklandığı için cezaevinde bebek bezinden bile mahrum kaldıklarını ifade eden Çakar, “OHAL var diye yapılmayan kalmamıştı. Hala devam ediyor demek ki… Bir günde 3-4 bez kullanma hakkı vardı. Daha fazlasını aşamazsın. Bana gardiyan ‘Çocuğunda sıkıntı var, bir çocuk 4 bezden fazlasını kullanmaz’ demişti. Kendisi de anneydi.” dedi.

“ÇOCUK DA BEZİ İDARELİ KULLANACAK, MANTIK BÖYLE”

Koğuştaki diğer bebeklerin bezlerini kullanmak zorunda kaldığını belirten Çakar, “Şimdi tam hatırlayamıyorum, 15 ya da 21 günde bir bez veriyorlardı. 46’lı paket mesela, 15 gün yetmesi lazım. Kalmıyordu tabi. Koğuşta başka bir bebek daha vardı. Onun bezlerinden kullanıyorduk. Çocuk da bezi idareli kullanacak, mantık böyle.” diye konuştu.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Ankara’da 21 Ocak’ta gözaltına alınan Yasemin Melizci (29), eşi Kasım Melizci’nin (32) ve Saime bebek bir gün sonra tutuklanıp Sincan Cezaevine gönderildi. 8 Mart’ta Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan hemşirelik mezunu Yasemin Melizci, Bylock kullandığı iddiasıyla ve tanık ifadelerine dayanılarak 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

345 BEBEK VE ÇOCUK TUTSAK

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Hükmü kesinleşen annenin bile cezası bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Gülen Hareketi ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından Şubat 2021’de açıklanan son açıklanan resmi rakamlara göre Türkiye cezaevlerinde 0-6 yaş arası 345 bebek ve çocuk anneleriyle birlikte hapiste yaşıyor.

Tutsak bebek Saime Sincan Cezaevinde havale geçirdi

Öznur Çakar Belgeseli: “Bebeği kucağında bir anne koğuştan içeri girdiğinde…”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Oğlum annesinin yanından ayrılınca bir hafta konuşmadı”

Tutuklu anaokulu öğretmeni Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesiz. Eşi hapse girince çok zorlandıklarını söyleyen Ahmet Yalçın, “Oğlum annesinden ayrılınca eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye uğraşıyoruz ama anne gibi olmuyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Küçük bebekleri olduğu halde tutuklanan annelerin ve çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri her gün artıyor. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan anaokulu öğretmeni Elif Yalçın, cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için 5 Mayıs 2021’de tutuklanıp Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Bank Asya hesabı ve ByLock kullandığı iddiasıyla hapse konulan Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesinden ayrı.

“ANNE SÜTÜ VE EK GIDAYLA BESLENİYOR”

Bold Medya’ya konuşan Ahmet Yalçın, “Eşimi almaya gelmeden önce aradılar. ‘Koronavirüs filyasyon ekibindeniz’ dediler. Oysa biz evdeydik, bir yere gittiğimiz yoktu. Oğlum anne sütü ve ek gıdayla besleniyor. İlk zamanlar oğlumu yanına götürdük. Bir ay yanında kaldı. Cezaevinin şartları çok zor. Eşim oğlumuzdan ayrılmaya dayanamadı ama kendi nefsim için bunu yapamam deyip mecburen bize verdi. Salih Enes normalde uysal bir çocuktu. Şimdi hırçınlaştı.” dedi.

İlk dönemler çok zorlandıklarını belirten Yalçın, “Enes’i annesinin yanından alıyorduk. Gebze’den eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye biz ilgileniyoruz ama anne gibi olmuyor, içimiz parçalanıyor.” ifadelerini kullandı.

10 KİŞİLİK KOĞUŞTA 23 KİŞİ KALIYOR

Elif Yalçın, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na geçtiğimiz günlerde mektup yazarak cezaevi koşullarını ve tutuksuz yargılanma talebini dile getirmişti: “20 aylık bebekli emziren mahpusum. 10 kişilik yerde 23 kişi kalınca sürekli yanımda kalamıyor. Yanıma alınca da oyun alanı bulamıyor. Bebeğim yemekteyken bir köfte daha istedi. Yoktu. Birlikte ağladık. Ev hapsi bile olsa tutukluluğum bitmeli.” demişti.

“SUÇ İŞLEMESELERDİ DİYENLERİ ANLAMIYORUM”

Kendisi de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve dosyası Yargıtay’da bulunan Ahmet Yalçın, yetkililere ve kendilerine “terörist” muamelesi yapanlara seslendi: “Suç işlemeselerdi diyenleri anlamıyorum. Dosyalarda suç yok. Hırsızlık, gasp, adam öldürme, yolsuzluk, ihaleye fesat… Hiçbiri yok. Olan varsa yargılansın ama dosyalarda yok bunlar. Bunlar şucu, delil bu. O yüzden bunlar terörist deniliyor özetle. Hak mı bu?

“BİZE TERÖRİST DİYENLER GELSİN EVİMİZE MİSAFİR OLSUN”

Terörist olup olmadığını merak ettiğiniz insanlarla vakit geçirin, evine misafir olun, sohbet edin. Ettiğiniz laflardan utanacaksınız garanti veriyorum. Oğlum 1.5 yaşında annesiz kaldı. Eşim okul öncesi öğretmeni ve hiç devlet memuru olmadı benim gibi. Yazık günah değil mi bu çocuk 5 aydır annesiz? Elektronik kelepçe ile evde dursun çocuğuna baksın dedik onu da kabul etmediler.

“HER GÜN ANNESİNİN FOTOĞRAFINI ÖPÜYOR”

Ben yavruma her gün annesinin fotoğraflarını öptürüyorum unutmasın diye. İnsan insana bunu yapar mı? Merhametiniz varsa kendinizi sigaya çekip bir düşünün. Salih Enes gibi kaç çocuk çok daha kötülerini yaşıyor. Yetmedi mi bunlar?”

 

“20 aylık bebekli, emziren bir mahpusum”

Okumaya devam et

Popular

Shares