Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Kışlada askere işkence iddiası: “Şikayet etmeyeceksin, yoksa seni boğdurturum”

Er Muhammet Süleyman Karakuş (23), askerliğini yaptığı Balıkesir İl Jandarma Komutanlığında defalarca işkence gördü. “Şikayet edersen seni boğdurturum” diye tehditlere maruz kaldı.

BOLD – Karakuş, Emniyet’teki ifadesinde kışlaya teslim olduğu günden bu yana üst devreleri ve komutanlarının kendisine kötü davrandığını öne sürdü. Son olarak da yemekhanede dövüldüğünü söyledi. Göz çukurunda 3 kırık belirlenen ve yarın ameliyat edilecek Karakuş’un iddialarıyla ilgili Balıkesir Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldı.

Bursadabugün.com’un haberine göre, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yaşayan Muhammet Süleyman Karakuş, komutanının ve üst devrelerinin kendisine yaptığı kötü muameleler hakkında şikayette bulunacağını söyledi. Bunun üzerine “Üst devrelerine saygılı olacaksın. Şikayet etmeyeceksin. Yoksa seni koğuşta boğdurturum. Seni öldürürler” dediğini iddia etti.

‘YUMRUK ATTI, YERE YIĞILDIM’

Karakuş, nasıl şiddet gördüğünü de şu ifadelerle anlattı: “Çarşı iznine çıkmıştım. Çarşı izninde alkol aldığım için kışlaya dönünce nöbetçi komutan bu konu hakkında tutanak tuttu. Daha sonra koğuşa çıktım. Koğuşta dolabımı açıp içinden bir şey alırken, üst devredeki erlerden biri bana yumruk attı. Sonra ben yere yığılıp kaldım. Beni neden dövdüğünü anlamadım. Daha sonra arkadaşlarım araya girerek beni kurtardı. O an dövüldüğüm için sinir krizi geçirdim. Nöbetçi astsubay beni Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesine götürdü. Hastanede bana sakinleştirici iğne yaptılar sonra alaya döndüm.”

10 KİŞİ BENİ YERDE TEKMELEDİ

Kışlaya dönünce yemekhaneye gittiğini belirten Karakuş sonrasında yaşananları şöyle aktardı: “Yemekhanede bana vuran Ş.O. ile karşılaştım. Beni görünce birden ayağa kalktı. Ben de bana vuracağını düşünüp refleks olarak onu ittirdim. O sırada yemekhanede bulunan nöbetçi amir M.Y. beni boğazımdan tutup yere yatırdı. M.Y. ile üst devrede bulunan yaklaşık 10 kişi beni yerde tekmeleye başladı. Daha sonra arkadaşlarım araya girdi. M.Y. beni kollarımdan tuttu. O sırada üst devrelerden biri olan er Y.Y. gözüme yumruk attı. O an görme yetimi kaybedip kendimi yere attım. Gözümden kan geliyordu. ‘Buz verin’ diye bağırdım ama hiçbir şey yapmadılar. Başka bir komutan gelip beni oradan aldı ve hastaneye götürdü. Doktor, göz çukurunda 3 yerde kırık olduğunu söyledi ve 1 hafta rapor yazdı.”

KOMUTAN, ‘KARAKOL’ DİYE BAŞKA YERE BIRAKMIŞ

Hastaneden çıktıktan sonra en yakın polis karakoluna gitmek isteyen Karakuş, komutanın hastaneden çıktıktan sonra kendisini memleketime gitmek için terminale götürmek istediğini kaydetti. Karakuş, polis karakoluna gitmek istediğini söyledikten sonra yaşananları da şöyle anlattı: “Bu konuda ısrarcı oldum. Komutan beni bir yere götürdü ve 50 metre ileride karakol olduğunu söyledi. Valizimi alıp araçtan indim. Yakında bir trafik polisi gördüm ve yanına giderek ‘En yakın karakol nerede?’ diye sordum. Trafik polisi de bana ‘Burada karakol yok. En yakın 3 kilometre ötede çocuk şube var’ dedi. Önümü dahi görmekte güçlük çekiyordum ve o halde yürüyerek Balıkesir Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gittim. Ben oradayken Mustafakemalpaşa’dan ailem geldi. Beni polis karakoluna götürdü. Karakolda bana şiddet uygulayan herkesten şikayetçi oldum.”

Muhammet Süleyman Karakuş, yarın Uludağ Tıp Fakültesinde göz ameliyatı olacağını söyledi. Öte yandan Karakuş’un iddialarıyla ilgili Balıkesir Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma başlatıldı.

Gündem

Karantina koğuşları ölüm saçıyor

Türkiye’de cezaevleri koşulları ve beraberinde yaşanan hak ihlalleri gündemden düşmüyor. İnsan hayatını dahi hiçe sayan bu ihlallerin devam ettiği Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan tutukluların durumu İnsan Hakları Derneği tarafından raporlaştırıldı. Raporda salgınla birlikte ağırlaşan şartlara dikkat çekildi ve karantina koğuşlarının incelenmesi istendi.

BOLD – Raporda Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinden tahliye edilen Erdoğan Erduran’ın eşi Sıdıka Erduran’ın İHD’ye yaptığı başvuruya yer verildi. Rapora göre Erduran kanser hastası olmasına rağmen hastaneye gidiş gelişlerde birden çok riskli kişinin aynı yerde tutulduğu karantina koğuşuna konuldu. Erduran en son C-15 nolu karantina koğuşunda, riskli 28 kişi ile birlikte kaldı ve bu karantinada koronavirüse yakalanarak hastanede tedavi edildi. Rapora göre aynı koğuştan 5 kişinin daha kovid-19 testi pozitif çıktı. Raporda toplam kaç kişiye virüs bulaştığına, virüs bulaştığı halde hastaneye götürülmeyenler olup olmadığına ilişkin bilgi edinilemediği belirtildi.

TUTUKLULAR ÖLÜMLE BURUN BURUNA YAŞIYOR

Raporda karantina koğuşlarının tutukluların yaşam hakkını ihlal eder bir hal aldığı ve benzer risklerin başka cezaevlerinde de yaşandığı vurgulandı. Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinde sıcak ve soğuk su kotasının devam ettiği bu durumun ise hastalığa karşı gerekli hijyen şartlarını karşılamadığı vurgulandı.

Raporda, mevcut sorunlara dair ise şu çözüm önerileri sıralandı:

-Meclis’te grubu bulunan siyasi partiler, hukukçu milletvekilleri ile iletişime geçilerek, TBMM İnsan Hakları, Sağlık ve Adalet Komisyonlarının, Antalya ve mümkünse Türkiye çapında ‘karantina koğuşları’ uygulamasını ve mahpusların karantina koşullarını incelemeli.

-Hastanelerde ‘mahkum koğuşu’ olarak adlandırılan, mahpusların tedavi edildiği odalardaki uygulama ve yoğunluğu incelenmeli.

-Ağır hastaların bu yoğunluk nedeniyle tedavi süreçlerinin nasıl etkilendiği incelenmeli.

-Keyfi arama ve bu yolla mahpusların can güvenliklerinin tehlikeye sokulduğu iddialarının araştırılması.

-Bu konularda kamuoyu duyarlılığının arttırılması amacıyla mecliste soru önergeleri verilmesi, Adalet Bakanlığı ve Sağlık Bakanlıkları ile iletişime geçilmesi sağlanabilir.

-TTB ile iletişim kurularak, İnsan Hakları Komisyonu tarafından konuyla ilgili inceleme yapılması ve gerekli girişimlerde bulunması talep edilebilir.

-Antalya özelinde, Antalya milletvekilleri bilgilendirilebilir, Antalya ve Alanya C. Başsavcılıklarına ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne yazılar yazılarak, bilgilendirilip, müdahale edilmesi talep edilebilir kanaatindeyiz.

Okumaya devam et

Gündem

7 aylık hamile kadın gözaltına alındı

Doğum yapmasına iki ay kalan ve 3 yaşında bir oğlu daha bulunan Aysel Delican Edirne’de gözaltına alındı. Gözaltı gerekçesi ise bilinmiyor.

BOLD – Hamile kadınlar gözaltına alınmaya ve tutuklanmaya devam ediyor. Edirne’de 3 yaşında bir oğlu bulunan hamile Aysel Delican’ın gözaltı haberini insan hakları aktivisti Arlet Natali Avazyan sosyal medya hesabından duyurdu.

Avazyan, “Aysel Delican 7 aylık hamile. 3 yaşında oğlu var. Annesine ihtiyacı var. Yeter artık çocuklar ağlamasın. Bebeği olan annelere ev hapsi verilmeli” dedi.

“BIRAKIN ARTIK BİZDEN DEĞİL DÜŞÜNCESİNİ”

Kadın milletvekillerine seslenen Avazyan, “Kadın milletvekillerimiz, annelere sesleniyorum bırakın artık ‘bizden değil’ düşüncesini” ifadelerini kullandı. 28 yaşındaki Delican’ın neden gözaltına alındığı henüz bilinmiyor.

Okumaya devam et

Gündem

Perihan Koca: Türkiye’de yeni tip faşizm inşa ediliyor

Demokrasi İçin Birlik (DİB) Koordinasyon üyeleri gözaltında yaşanan işkence vakalarıyla ilgili hazırladıkları inceleme raporunu kamuoyuyla paylaştılar. Devletin çıplak bir şiddet aygıtına dönüştüğüne dikkat çeken DİB Koordinasyon Üyesi Perihan Koca, faşizm karşısında ortak eylem pratiğinin inşa edilmesi gerektiğini söyledi.

BOLD – Demokrasi İçin Birlik, 11 Eylül’de iki vatandaşın helikopterden atılması olayıyla ilgili Van’da inceleme yaptı. Ülkede yeni tip bir faşizmin inşa edilmeye çalışıldığına dikkat çeken Koca, bu sürecin 1990’lı yıllardaki sürecin aynısının olmayacağını söyledi. Bu dönemin kaotik iklimine has bir durumun yaşandığını dile getiren Koca, bu kaotik durumun sınırlarına doğru sürüklendiklerini ifade etti.

“ORTAK EYLEM PROTİKLERİNİ İNŞA ETMELİYİZ”

AKP-MHP iktidarının politikaları karşısında birlik olunması gerektiğinin altını çizen Koca, “Van’da iki köylünün helikopterden atılma olayını bir an evvel aydınlatılmasını talep ediyoruz. Bunu talep ederken de anayasal, hukuksal bir düzlem içinde olmadığımızı görerek bu talebin ancak demokratik halkçı kurumların ortak mücadelesiyle mümkün olacağını biliyoruz. Böylesi bir dönemde demokrasi güçlerinin yan yana gelme zeminlerini yaratmamız gerekiyor. Kriz dinamikleri giderek derinleşiyor, faşist kurumsallaşmanın basıncını hissettirdiği ama bir yandan da politikleşme olanaklarının açıldığı bir dönemden geçiyoruz. Halkın acil sorun ve taleplerini, halkın itirazını ve arayışını politik özneyle buluşturma ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissediliyor. Bunun için somut talepler etrafında ortak eylem pratiklerini inşa etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

GAZETECİLER REHİN ALINDI

Olayı kamuoyuna duyuran gazetecilerin tutuklanmasını da eleştiren Koca, “İktidar medyasının yazdıkları başka, gerçekte olanlar başka. İki yurttaşımızdan biri normal olmayan bir ölümle yaşamını kaybetti.  Halka gerçeği ulaştırmakla yükümlü olan gazeteciler ‘devlet aleyhine propaganda’ yaptıkları iddiasıyla tutuklandılar. Artık ülkemizde haber alma özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi temel özgürlüklerden bile bahsedemediğimiz bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Ama bu durumu normalleştirmemek gerekiyor. Gazeteciler gazetecilik yaptığı için bugün siyasi iktidarın rehin alma politikalarına maruz kalıyorlar. Bir devlet gözaltına alınan yurttaşlarının başına gelenlerin peşine düşmek hesabını vermekle yükümlüdür. Gazetecilerin bir an evvel serbest bırakılması Servet Turgut ve Osman Şiban’ın gördükleri işkencenin ve helikopter vakasının aydınlatılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Popular