Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Parçalanan Alas ailesi çözüm arıyor

Pasaportuna tahdit konulduğu için yurt dışına tedaviye gidemeyen engelli Sedef, ağır bir hamilelik geçiren annesiyle Gürcistan’da; babası ise Polonya’da sıkıştı.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD –  Ayrı cezaevlerinde tutuklu anne ve babalar, ayrı ülkelerde sıkışmış kalmış aile bireyleriyle OHAL süreci pek çok aileyi parçaladı. Serebral Palsili kızları bulunan Alas ailesinin yaşadıkları ise bunların en zorlu olanlarından biri.

Sedef Alas’ın tedavisi için İsveç ve Singapur’da ayarlanan tedavi süreçleri, 6 yaşındaki Sedef’in pasaportuna tahdit konulduğu için gerçekleşmedi.

Aile parçalanmak durumunda kaldı. Sedef Alas, coğrafya öğretmen annesi Elife Alas, Gürcistan’da oldukça zorlu bir hayatın içinde sıkışmış durumdalar. Türkçe öğretmeni baba Samet Alas ise Polonya’da.

Sedef Alas 6 yaşında.

İki ayrı ülkeye iltica etmek zorunda kalan aile Polonya ve Gürcistan’ın farklı iltica yasaları nedeniyle bir araya gelemiyor. Birleşmiş Milletler Engelliler Sözleşmesi’ne dayanarak ailenin bir araya getirilmesi çağrısını yapan baba Samet Alas, yaşadığı zorlukları anlatıyor:

“Eşim de ben de Hizmet Hareketi’ne bağlı dershanelerde çalışıyorduk. İşsiz kalınca serebral palsili kızımın tedavisi kolay olur ve iş bulabiliriz diye Maraş’tan Ankara’ya taşındık. Özel bir firmada iş de buldum. OHAL döneminde, Bank Asya’ya para yatırma, Vakıf üyeliği gibi gerekçelerle ben evde yokken polis gelmiş. Hakkımda gözaltı kararı varmış. Sonrasında 2018 sonuna kadar kaçak yaşamak zorunda kaldım.
Arkadaşlarımdan birini Siyah Transporter vakasına benzer biçimde beyaz bir Toyota’yla polis kaçırdı. Belli bir süre sonra serbest bıraktılar. Başıma benzer bir şey gelme ihtimali üzerine yurt dışına çıkış kararı verdim. 2019 başında Yunanistan’a kaçak yollarla geçtim. Ardından Polonya’ya gittim. Amacım Almanya’ya gitmekti ama havalimanında gözaltına alındım ve yaklaşık iki ay mülteci kampında kaldım. Şimdi Polonya’da iltica sürecimin sonuçlanmasını bekliyorum”

“KARIM HASTA KIZIM ENGELLİ VE YALNIZ BAŞINALAR”

Bu süreçte Sedef’in yurt dışında tedavisi için İsveç ve Singapur’dan doktor randevuları ayarlanır ancak OHAL KHK’larına dayandırılarak 6 yaşındaki Sedef’in pasaportuna tahdit konması nedeniyle bu tedavi şansı mümkün olmaz.

Samet Aras, günler geçtikçe eşi hakkında da yasal süreçlerin başlamasından ve engelli kızı Sedef’in yalnız kalma ihtimalinden çekindiği için onları da yurt dışına çıkarmaya karar verir. Kimlikle gidilebilecek tek ülke Gürcistan’dır. Eşi ve kızını Gürcistan’a çıkartır:

“Eşim ağır bir hamilelik süreci yaşıyor. İlk çocuktakine benzer sıkıntılar olma ihtimali nedeniyle normalde doktorlar doğuma kadar hastanede yatmasını istedi. Ancak engelli kızımı yalnız bırakamayacağı için çaresiz eve geri döndü.

Çevrelerinde bazı aileler var ama kapı kapanınca yalnız başına kalıyorlar. Kızım tuvalet ihtiyacını dahi kendi başına karşılayamıyor. Karım ise ağır hamilelik nedeniyle sürekli yatmak durumunda. Çok zor günler geçiriyorlar. İkinci çocuk doğacak ama aileden kimseyi oraya gitmeye ikna edemedik. Çaresiz kaldık şu an.”

“SEDEF YENİDEN YÜRÜYEMEMEYE BAŞLADI”

Kızı Sedef’in Türkiye’deyken düzenli fizik tedavilerle yürümeye başladığını anlatan Samet Alas, Gürcistan’da fizik tedavi sürecinin durması nedeniyle Sedef’in yürüme yetisini yeniden kaybetmeye başladığını söylüyor:

“Kızım serebral palsi hastası. Haftada 3 ya da 4 seans fizik tedavi ve bir gün bireysel eğitim almalı. Fizik tedavi almadığı zamanlar yürüme yetisini kaybediyor ve düşmeye başlıyor ki şimdi tekrar düşmeye başlamış. Son bir senede gelişmişti, evin içinde yürümeye başlamıştı. Bazen sinir krizleri geçiriyor. Baba hasreti ve sürekli evde kalmak zorunda olması nedeniyle. Eşim hamile ve onu taşıyıp dışarı götüremiyor. Çocuğun ayağında bir aparat var 6 ayda bir büyüdüğü için değişmesi lazım. Ama değiştiremediğimiz için ayağında yaralar başladı. Bunları Gürcistan’da karşılamıyorlar. Kendi tuvalet ihtiyacını bile karşılayamıyor.”

“AİLEMLE BİR ARAYA GETİRİLMELİYİM”

Kızının yaşadığı gerileme ve zorlukların Birleşmiş Milletler Engellileri Koruma Sözleşmesi kapsamına girdiğini belirten Samet Alas, bu sözleşme çerçevesinde Sedef’in tedavisinin yapılabileceği bir ülkeye götürülmesi gerektiğini söylüyor.

Gerek hamile eşi gerekse engelli kızının bakımı için yanlarında olması gerektiğini belirten Samet Alas, aile birleşimi sürecinin bir an önce tamamlanmasını istiyor.

Bunun için yetkililere başvuran Alas, prosedürlerin çok yavaş işlediğini ancak özellikle yürüme yetisini kaybetmeye başlayan kızı için zamanın olmadığını belirtiyor.

“Polonya iltica yasaları ve Gürcistan iltica yasalarını aşmak çok zor. Ancak ailemin özel durumu, kızımın engelli olması, eşimin ağır geçen hamileliği nedeniyle bizim aile birleşimimizin özel bir kapsamda hızla ele alınması gerekiyor.”

BOLD ÖZEL

“3 yaşındaki kızım benimle konuşmuyor, görüşüme gelmiyor”

Anne ve babası hapiste olan çocukların sayısı artıyor. Manisa’da tutuklu Arzu Alkış’ın eşi de aynı cezaevinde. Psikolojisi bozulan 3 yaşındaki kızları ise artık görüşlere gitmek istemiyor.

BOLD – Anne-babası tutuklu olan bir çocuk daha olduğu ortaya çıktı. Manisa E Tipi Cezaevinde tutuklu olan Arzu Alkış, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup yazarak 3 yaşındaki kızının psikolojisinin bozulduğunu ve zor günler geçirdiğini söyledi. Arzu Alkış, eşinin de Manisa T Tipi Cezaevinde bulunduğunu belirterek mağdur bir anne olarak adalet istedi, sesinin duyurulmasını rica etti.

“ÇOCUĞUMA HASRET YAŞIYORUM”

16 Kasım 2020’de İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar hakim karşısına çıkacak olan Alkış, duygularını şöyle paylaştı:

“3 yaşındaki kızımın psikolojisi iyi değil. Psikoloğa götürülmesini tavsiye ettiler. Benimle konuşmak istemiyor. Kapalı görüşüme gelmek istemiyor. Çocuğuma hasret yaşıyorum. Bu da beni çok üzüyor. Kızımın bana ihtiyacı var. Sürekli ağlıyor. Bir anne olarak, mağdur bir bayan olarak, insan hakları savunucusu olarak yardımınızı istiyorum” dedi.

“YERDE YATANLAR VAR”

10 kişilik yerde 15 kişi kaldıklarını ve koğuşta yerde uyumak zorunda kalan insanların bulunduğu aktaran Alkış, cezaevinin şartlarına dair de bilgi verdi:

“Yarım saatte bir su kesiliyor. Ortam dar olduğu için bunalıyoruz. ben hayatım boyunca devletime ve milletime hep faydalı bir birey olmaya çalıştım. Zararlı olabilecek hiçbir etkinlikte bulunmadım. Masumum.”

Arzu Alkış, mektubunda kızına yazdığı bir şiiri de paylaştı.

“Çocuklarımının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek?”

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

12 tonluk kamyon çarpan KHK’lı askeri öğrencinin adalet mücadelesi

Ümit Can Özorman, Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulundan KHK ile ayrılmak zorunda kaldı. Önce kamyon çarptı ardından da MS hastalığına yakalandı. Şimdi ise hayatını anlattığı kitabıyla hem kendisinin hem de müebbet verilen arkadaşlarının sesini duyurmaya çalışıyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

15 Temmuz’dan sonra 300’den fazla askeri öğrenci müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tutuklanmayan ama okulları kapatılıp hayalleri ellerinden alınan öğrencilerin de hayatı alt üst oldu. Bir fabrikada çalışırken iş kazası geçiren ve MS hastalığına yakalanan Ümit Can Özorman yüzde 43 engelli raporuyla hayata tutunmaya çalışıyor.

Ümit Can Özorman’ın hayali çocukluğundan beri asker olmaktı. 1996 Eskişehir doğumlu olan Özorman, Eskişehir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra 2014’te sınavlara başvurdu. Girmediği askeri okul sınavı kalmadı. Deniz, hava, kara, jandarma hepsini denedi. Sağlık mülakatlarını kolaylıkla geçti. Spor sınavlarında birinci oldu. Kendisinin ifadesiyle sanki arkasından onu öldürecek 1000 çita varmış gibi koşuyordu. Sözlü mülakatlarda ise hep elendi. Yine de vazgeçmedi. 2015’te 7. kez girdiği mülakatı kazanıp Deniz Harp Okulu’na kayıt yaptırdı.

Ancak hayali yine çok uzun sürmedi. 15 Temmuz 2016’dan sonra çıkarılan 669 sayılı KHK ile kayıtlı olduğu Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu kapatıldı ve tüm askeri öğrencileri gibi onun için de zorlu bir süreç başladı. Önce Eskişehir OHAL Komisyonu’na durumunu anlattı. Sesini duyan olmadı. Ankara’daki OHAL Komisyonu ise askeri öğrencilerin başvurularını kabul etmeyeceğini zaten açıklamıştı.

Ümit Can Özorman, büyük bir emek vererek kazandığı okuldan eşyalarını topladığı o son günü unutamıyor.

Eskişehir OHAL Komisyonu’na yazdığı dilekçe.

12 TONLUK KAMYON ÇARPTI

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezine (CİMER) mektup yazarak güvenlik soruşturmasından geçmek istediğini bile söyledi ama olmadı. Yıkım üstüne yıkım yaşadı. Üniforması elinden alındı, iş bulamadı, garsonluk yapmaya başladı. 2017’de Eskişehir’de bir fabrikada çalışırken 12 tonluk bir kamyonun çarpması sonucu yaralandı. İki ay hastanede kaldıktan sonra 11 Ağustos 2018’de yaşadığı stres nedeniyle Multiple Skleroz (MS) teşhisi konulan Özorman artık yüzde 43 engelli olarak hayata tutunmaya çalışıyor.

“ASKIDA KİTAP UYGULAMASI BAŞLATTI”

Özorman, askıda kitap uygulaması ile bugüne kadar yaklaşık 100 kitap dağıttığını söylüyor.

2016’dan bu yana yaşadıklarını kısa bir süre önce yayınlanan MS’im Komutanım (Yason Yayınları) adlı kitabında anlatan Ümit Can Özorman hem kendisinin hem müebbet verilen arkadaşlarının yaşadıklarının daha geniş kitlere ulaşması için AKP iktidarının “askıda ekmek” uygulamasına nazire yaparak “askıda kitap” dağıtmaya başladı.

Askeri öğrenciler 15 Temmuz gecesi komutanlarının emriyle kışlalardan çıkarılıp o geceki olayların içine çekildi ve 300’den fazla öğrenci 3 yıl süren davalardan sonra müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ümit Can Özorman 15 Temmuz gecesini kitabında şöyle anlatıyor:

“KARARTMA UYGULUYORUZ, KİMSE BİR YERE ÇIKMASIN”

“Nöbetçi subay ve astsubayın endişeli bir şekilde gelmesiyle bir şeylerin yolunda olmadığını anladım. Bize dediklerini aynen aktarıyorum: Arkadaşlar inanılmaz bir bilgi kirliliği var, karartma uyguluyoruz. Cam kenarlarında ve açık alanlarda bulunmak yasak! Evlerinde olan arkadaşlarınıza haber yolluyoruz, evlerinden çıkmayacaklar. Askeri öğrenci veya personel olduklarını belirtmeyecekler. Sizler de teneffüshanede oturun veya isteyen odasına gidip ışığı açmayarak yatabilir! Mühimmat deposunu kilitledik ve nöbetçiler diktik! Dağıl!”

Ümit Can Özorman o gece okuldan dışarı çıkmayarak hapse girmekten kurtulmuştu, peki ama arkadaşları? Trenlere, metrolara, otobüslere kitabını bırakan Özorman bir yandan MS hastalığının ataklarıyla uğraşıyor, diğer yandan müebbet verilen, öldürülen askeri öğrencilerin sesi olmaya gayret ediyor.

Ümit Can Özorman, askerliğe tutkuyla bağlı bir öğrenci. Bu tutkusunu kitabında “Üniformamı ve sağlığımı alsalar da askerlik ruhunu alabilecekleri bir teknoloji yok. Deniz Kuvvetleri’nden aldığım devlet terbiyesi ve askerlik ruhuyla bir ömür yaşayacağım. Benim isteğim maaş, para, pul değil orada aldığım devlet terbiyesi ve silah arkadaşlığı duygusu.” ifadeleriyle tarif ediyor.

İzmir Limanı’nı yaptıklarında İzmirlilerin Kordon’da onları karşılaması.

Ümit Can Özorman’ın ağrına giden olaylardan biri de askeri okulları kapatıldıktan sonra kayıt yaptırdığı Selçuk Üniversitesi’nin verdiği öğrenci belgesinde damgalanması olmuş. Belgenin en alt kısmında “Öğrenci kapanan askeri MYO’dan yatay geçiş yolu ile yüksekokulumuza kaydını yaptırmıştır.” yazıyor.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Çocuklarımının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek?”

15 gün önce tutuklanıp Afyonkarahisar Cezaevine gönderilen 3 çocuk sahibi Saniye Biçer, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek haklarından neden mahrum edildiğini sordu.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD  ÖZEL

Eşi cezaevinde olan Saniye Biçer, 4 yıldır babaya hasret olan çocuklarının annesiz de bırakılmasına isyan etti. Tutuksuz yargılanma talebinin neden dikkate alınmadığını belirten Biçer, 7. ve 8. sınıfa giden iki çocuğunun ve 6 yaşındaki kızının gözyaşlarının vebalini kim ödeyecek diye sordu.

Mayıs 2017’de gözaltına alınan ve denetimli serbestlikle bırakılan Biçer, üç yıldır karakola gidip imza atıyor, cemaat soruşturmaları kapsamında tutuksuz yargılanıyordu. Biçer, 13 Ekim 2020’de görülen ikinci mahkemesinde tutuklanıp Afyonkarahisar Cezaevine gönderildi. Aynı dosyada bulunan ve 13 yıl 6 hapis cezasına çarptırılan eşi ise 4 yıldır Afyon Dinar Cezaevinde tutuklu.

“AİLE BÜTÜNLÜĞÜMÜZ KALMADI, PARAMPARÇA OLDUK”

Hepsi eğitim çağındaki çocuklarına Kocaeli Derince’de yaşayan dede ve babaannelerinin baktığını ifade eden Saniye Biçer, “Aile bütünlüğümüz kalmadı. Paramparça olduk. Ailem çocukları hem anneye hem babaya getiremezler. Yol uzunluğu, maddi manevi külfet. Pandemiden dolayı iki kişi alıyorlar görüş için. Hangi birini kime götürecekler. Babaya hasret 4 yıldan sonra anneye de hasret bırakıldılar. Çocuklarımın bu gözyaşlarını vebalini kim ödeyecek?” dedi.

“NEDEN HAKLARIMIZDAN MAHRUM BIRAKILIYORUZ”

Pandemi nedeniyle online eğitimlere katılmak zorunda kalan çocuklarının bu sürecinin de çok zorlu geçtiğini belirten Biçer, evlerinde bilgisayar ve internet bağlantısı imkanı olmadığını söyledi. Anne ve babasının çocukların hem bakımıyla hem de eğitimiyle ilgilenmediklerini aktardı.

Hak etmedikleri ve işlemedikleri suçlar nedeniyle cezaevine konulduklarını söyleyen Saniye Biçer, bir de ‘ev hapsi ve tutuksuz yargılanma gibi haklarından’ mahrum bırakıldıklarını da ifade etti. Biçer, “Eşi tutuklu ve 3 çocuklu bir anneyi tutuksuz yargılarken ne oldu da tutuklu yargılama kararı verildi. Bu karar sadece anneyi değil, ardındaki 5-6 kişiyi de cezalandırmaktır. Telafisi zor ve imkansız yaralara sebebiyet vermektedir.” diye yazdı.

“SİZ VEKİLLERİMİZ BİZE YARDIMCI OLUNUZ”

5 Kasım 2020’de üçüncü mahkemesinin görüleceğini altını çizen Saniye Biçer, tutuksuz yargılanma talebinin dikkate alınmasını umduğunu söyledi. Biçer mektubunu şöyle tamamladı:

“Umarım sesimi duyurabilirim. Lütfen sesimi duyun ve bana yardımcı olun. Bu çocuklar bu vatanın evladı değil mi? Psikolojisi alt üst olmuş, eğitim hayatı baltalanmış birey olmasınlar. Aksi takdirde toplum olarak acısını çekeriz. Sağlıklı ruh yapısına sahip, meslek sahibi ve eğitimli bireyler olmaları için siz vekillerimiz bize yardımcı olunuz.”

SANİYE BİÇER’İN GERGERLİOĞLU’NA GÖNDERDİĞİ 15 EKİM 2020 TARİHLİ MEKTUBU

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

 

Okumaya devam et

Popular