Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Yüksek yargıçları ‘üyelik’ten mahkum eden hakimin oğlu da Bylock mağduru

Yargıtay eski üyesi Hüsamettin Uğur’a (54), Bylock kullandığına dair tespit yapılmadığı halde 10 yıl 6 ay hapis cezası veren mahkeme heyetinin başkanı hakim Burhan Karaloğlu’nun oğlu hakkında Bylock davası açıldı.

BOLD- Eski yargıtay üyesi, 25 yıllık hakim Hüsamettin Uğur’a ceza veren Yargıtay 9. Ceza Dairesinin Başkanı Burhan Karaloğlu’nun oğlu da Bylock mağduru oldu. Furkan Karaloğlu Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde hakkında açılan davada 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor.

Olayı Hüsamettin Uğur’un kızı Nalan Dilara Uğur Twitter hesabından “Bylock’u bile olmayan babama 10.5 yıl verilen, karar duruşmamızda heyet başkanı olan Burhan beyin oğlunda Bylock çıkmış :)” diyerek duyurdu.

Hüsamettin Uğur (solda), Burhan Karaloğlu.

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay gibi yüksek yargı organlarında görev yapan hakimlerin davalarına bakan Karaloğlu da 2011’de seçilen Yargıtay üyeleri aralarında bulunuyor. O yıl seçilen tüm üyeler, Cemaat soruşturması kapsamında fişlenmiş ve ‘örgüt üyesi’ yaftalamasına maruz kalmıştı.

18 Temmuz 2016’da gözaltına alınan 9 Ekim 2016’dan bu yana hücrede bulunan Hüsamettin Uğur, Cemaat soruşturmaları kapsamında yargılanmış ve 28 Şubat 2019’da 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

O BAKANIN SÖZLERİNİ MAHKEMEDE HATIRLATTI

Yazdığı Vergi Hukuku kitabı dosyasında delil olarak bulunan Hüsamettin Uğur, mahkemede kendini şöyle savunmuştu:

“Üyesi olarak suçlandığım örgütün kuruluş tarihi nedir? İddianameye bakılırsa örgütün geçmişi 50 yıldan fazladır. Bu nasıl bir örgüttür ki 50 yıl boyunca hakkında 2017 yılına kadar kesinleşmiş bir yargı kararı yoktur? Hatta 2008 yılında Yargıtayın en üst karar mercii olan CGK örgüt yöneticisi hakkında verilen beraat kararını tasdik ediyor. Bu nasıl bir silahlı terör örgütü ki 2013 yılı sonuna kadar devletin hemen hemen bütün kurum kuruluşları her türlü kamu imkanını tahsis ediyor…

MÜSAADENİZLE YAV HE HE DEYİP GEÇİYORUM

Terör örgütünün yayın organı diye Zaman Gazetesinde telif karşılığı yazı yazan, geçmişte Marksist halihazırda liberal ve demokrat bir insan olan Şahin Alpay ‘darbeci’ diye suçlanırken, o gazete son güne kadar Yargıtay’da ücretsiz dağıtılıyordu.

Türk yargısı açısından çözülmesi namus borcu olan ne kadar olay varsa -Hrant Dink cinayeti, Roboski olayı, Rus uçağının düşürülmesi, Rus büyük elçinin öldürülmesi, hatta 15 Temmuz darbe girişimi- FETÖye yüklenmiştir, müsaadenizle ‘yav he he’ diyerek geçiyorum.

Bir darbe girişimi düşünün ki daha darbeciler F-16’larla Ankara üzerinde uçarken, girişim bastırılmamışken, iki yüze yakın yüksek yargı üyesi ve üç bine yakın hakim savcı hakkında soruşturma başlatılıyor birkaç günde hepsi gözaltına alınıp tutuklanıyor.

Darbeciler hem bilfiil hem de TRT’de okutturdukları bildiriyle Anayasayı çiğnerken Anayasal kurumlar olan HSYK ve Türk yargı mensupları darbecilerle yarışırcasına Anayasayı ihlal ediyor. Bu bağlamda HSYK Başkanvekili M. Yılmaz’ın ‘darbe öyle değil böyle yapılır’ mesajı manidardır.

BU BİZE ALLAH’IN LÜTFUDUR SÖZÜ GİZEMİNİ KORUYOR

Cumhurbaşkanının darbe hakkında söylediği ‘Bu bize Allah’ın bir lütfudur’ sözü manidar olmanın ötesinde gizemini koruyor.

“Erdoğan darbeyi ne zaman öğrendi?”

“Hukuk devleti miyiz, guguk devleti mi?”

HAKİMLERE TEK SEÇENEK BIRAKILDI: BİAT

Enis Berberoğlu davasında kaç defa heyet değişti takip edemedim. Bizi de hiçbir delil olmadan tutuklayan hakim Yunus Süer hoşa gitmeyen bir karar verince (Birol Erdem’in eşini tahliye edince) kendisini Çorum’da buldu. Gözünü Çorum’da açmak istemeyen hakimlere tek seçenek bırakıldı: Biat.

AİHM’de görev süresi geçen yıl nisanda dolan Türk Yargıç Işıl Karakaş’ın yerine Türkiye’nin önerdiği üç kişilik aday listesi üç kere ‘yetersiz’ bulunup geri çevrilmiş! Bu ayıp bize yeter.

Bana isnad edilen suç ile ilgili somut bir fiil gösterilmezse ve bu suçu hangi tarihte işlediğim belirtilmezse ben kendimi nasıl savunacağım? Modern çağdaş ceza hukuku FİİLLERİ yargılar, maddi ceza hukukumuz Ortaçağın gerisine FAİL ceza hukukuna mı döndü?

DOĞUŞTAN MI SUÇLUYUM!

Bana isnad edilen suçun tarihini, başlangıcını/bitimini iddianameye yazmamışsınız. İddianameye göre, örgüt 1966’da kurulmuş. 1965 yılında doğduğuma göre Hristiyanlıktaki ‘doğuştan günahkar’ anlayışı gibi doğuştan mı suçluyum?

Suç fiili gösterilmeden soyut suçlama karşısında ‘ben suçsuzum’ demekle kişi suçsuzluğunu ispat etmiş olur. Bundan sonrası, aksinin ispatı, iddia makamına aittir, ama bana çalıştığın kurumun, Yargıtayın yemeğine katılmışsın demesin.

Örgüte üye olduğuma dair bir tarih verilemiyor, delil gösterilemiyor. Peşinen suçlu ilan edilmişim, suçlu olmadığımın ispatı benden isteniyor!

ÖNÜNÜZDEKİ DOSYA İLE YARGILAMA YAPTIĞINIZA İNANMIYORUM

Bu yargılamanın önünüzdeki dosya ile yapıldığına inanmıyorum. İnanıyorum ki bu dosyadan başka bir dosya vardır. Gölge/gizli dosya mı denir yoksa asıl dosya mı, bilmiyorum ama bir başka dosya olmalı ki önünüzdeki dosyaya rağmen bu dava açılmış ve 19 aydır tutuklu yargılanıyorum.

Bekliyorum ve inanıyorum ki ‘yaklaşıyor yaklaşmakta olan’. Acılar kederler makam mevkiler gelir geçer, karaktere zeval gelmesin. Alnım açık, vicdanım rahat. Cismen tutuklu olsam da ruhum serazat… Ruhen, vicdanen tutuklu olanlar düşünsün…”

35 SAAT AÇ SUSUZ BIRAKILDILAR

Hüsamettin Uğur’un mahkeme sırasında ve cezaevinde yaşadığı hak ihlallerini kızı Nalan Dilara Uğur Twitter hesabından paylaşmıştı:

“Babamın da içlerinde bulunduğu 16 temmuz sabahı itibariyle hiçbir resmi evrak kendilerine ibraz edilmeden gözaltına alınmaya başlayan yüksek yargı üyeleri 4 günlük gözaltı sürelerinde 35 saat aç susuz bırakıldılar adliye binasında elleri kelepçeli olarak dolaştırıldılar.

Gece yüzden fazla kişiyle adliye mescidinde kelepçeli olarak geçirdiler. Babamın anlatımına göre sırt sırta uyudular. 1. sınıf hakimlerin kanun gereği Yargıtayda yargılanmaları gerekirken yeni başlamış, kıdemsiz tek hakim tarafından yargılanıp gerekçesiz bir kararla tutuklandılar.

Sincan T Tipi Cezaevinde 8 kişilik koğuşlara 30 kişi yerleştirildiler. Yer yataklarına rağmen yatacak yer yeterli değildi, dönüşümlü uyudular. 3 ayı bu şekilde geçirdiler. 9 Ekim 2016’da aniden ‘bizle geliyorsun’ denilerek koğuşlardan alınıp farklı araçlara bindirildiler.

Hiçbir açıklama yapılmadan cezaevlerine nakledildiler. Cezaevine gidene kadar nereye götürüldükleri hakkında bilgi vermediler. Aynı şekilde bize ‘nakledildi ama nereye olduğu hakkında bilgi veremiyoruz, arayıp sorun cezaevlerine’ denilerek tek tek cezaevlerini sorgulamamızı istediler.

HÜCRE DEĞİL TEK KİŞİLİK ODA!

Cezaevlerinde 10-14 hücre bulunurken yeni yapılan Kırıkkale Keskin Cezaevine 102 hücre inşa ettiler. İnsanlık suçu deyince burası hücre değil tek kişi “oda” dediler. Odaları inşaat kalıntılarıyla doluydu, toz toprak içindeki odada yere bile basılmıyordu.

Babamın anlatımıyla temizlik malzemeleri bile doğru düzgün verilmedi. Tırnaklarıyla kazıyarak temizlediler. Keskinde geçen süre zarfında da hücrede olmaları zaten başlı başına işkenceyken ilk hafta avluya çıkmalarına izin vermediler. İlk iki gün içecek su vermediler.

Zaman zaman ‘Keskinin suyu kuyudan çekiliyor, yetmiyor’ diyerek aylarca musluklarından su vermediler. Sıcak suyu haftada bir gün, bir saat verdiler. Soğuk değil diyerek demir yataklı, demir dolaplı beton odaların kaloriferlerini yakmadılar, nevresimleri değiştirmediler, yıkamadılar.

Cezaevlerindeki hükümlülerin haftada bir sahada maç yapmalarına izin verilirken, top alıp avluda oynamalarına izin verilirken, tiyatrolar, sinemalar düzenlenirken henüz hüküm giymemiş olan yüksek yargı üyelerine bu imkanlar tanınmadı.

BOMBOŞ BİR İDDİANAME

Bir odada bir başınızasınız, elinizdeki tek imkan kağıt kalem. Yazdıklarınız bile kontrol ediliyor. Günde bir saat avlu izniniz var, avluyu filmlerdeki gibi düşünmeyin, sadece 3 kişi çıkıyorsunuz, 10 adımlık mesafeniz var. Onun dışında hep odanızda tek başınızasınız.

Diğer kısıtlamaların yanı sıra kitap vermiyorlar, fetö sanıklarına eğitim faaliyeti yasak diyorlar. 6 ay sonrasında kitap okumaları eğitim faaliyetine girmiyormuş yanlış anlamışız diyerek ayda 3 kitap vermeye başlıyorlar. YANLIŞ ANLAMIŞIZ? OKUYABİLİRSİNİZ? AYDA 3? (ÜÇ)?

Hayatınız boyunca bir şeyler okumuşsunuz, 25 yıllık hakimsiniz. Kitap okumuşsunuz, dosya okumuşsunuz, makale okumuşsunuz ama hep okumuşsunuz ve size ayda sadece 3 kitap verip (maksimum 5 günde bitiyor). Dışarıya karşı cezaevlerimiz mükemmel, biz onlara kitap veriyoruz diyorlar.

Aklıma gelen her şeyi yazmaya çalıştım, işte böyle bir serüven içinde, bu şartlar altında 482 gündür tutuklu babam. 402 günü hücrede geçti, geçmeye de devam ediyor. 16 ayın ardından bir iddianame hazırladılar bomboş. Oh be dedik duruşması olur yakında, çıkartırlar zaten, dosya boş.

Hoop yeni bir açıklama yaptılar, soruşturmanın tekrarlanmasını istemişler savcılıktan. 16 aydır anca yaptıkları soruşturmayı sil baştan yapın demişler. Hiçbir şey bulamayınca mı başvurdular yoksa bir 16 ay daha soruşturuyoruz deyip içeride tutmak için mi yaptılar pek anlamadım.

ARKADAŞIMIN BABASI HÜCREDE ÖLMESİN DİYE VEFATINDAN ÜÇ GÜN ÖNCE TAHLİYE EDİLDİ

Hukuk fakültesinde öğretilen her şeyin aslında koca bir paravandan ibaret olduğunu gördüm, görmeye de devam ediyorum. Lojman hayatında beraber büyüdüğüm, hukukçuların içine doğmuş, adliyede büyümüş nice arkadaşım var, aynı şeyleri ya da daha fazlasını yaşayan.

Bir çocukluk arkadaşım var. Babası hareket dahi edemezken, felçken, kaçma tehlikesi var denilerek ağır bir ameliyattan çıkmışken hasta haliyle hücrede tutuldu. Babasını görmesine izin verilmedi. Vefatından 3 gün önce tahliye edildi, hücrede öldü denilmesin diye.

Bir arkadaşım var, annesi de babası da aynı anda tutuklanan. Tek çocuk bir başına her şeye yetişmeye çalışan. Bir arkadaşım var (ilkokuldan, sıra arkadaşım). 3 küçük kardeşiyle bir başına kalan, çocuklar kimsede durmadığı için sürekli onlarla ilgilenmek zorunda olan.

 

 

Gündem

Bile bile lades: Pozitif AKP’li vekil Soylu’yla toplantılara katılıp muhtarlarla selfi çektirdi

Eşi ve çocukları koronavirüse yakalanan ve karantinaya yerine İçişleri Bakanı Soylu’yla muhtarlar toplantısına katılan, İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın koronavirüs testi pozitif çıktı.

BOLD – AKP İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca’nın eşi Yavuz Kaynarca, sosyal medya hesabından hem kendisinin hem de iki oğlunun koronavirüs testinin pozitif çıktığını açıkladı. Eşinin ve kızının testinin negatif çıktığını da belirten Kaynarca, evinde tedavi altında olduğunu belirtti.

YAKIN TEMAS KURDU

Öte yandan yerel haber sitesi Silivri.com’a göre, eşinin testi pozitif çıkan ve daha sonra kendisi de koronavirüse yakalanan AKP’li vekil Tülay Kaynarca, karantinada olması gerekirken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Silivrili muhtarların bir araya geldiği toplantıya katıldı. Tülay Kaynarca’nın, bazı muhtarlarla da yakın fiziki temas kurarak selfi çektirdiği öğrenildi.

SOYLU SIRTINI DÖNDÜ

Bakan Soylu’nun toplantı sırasında hemen sağ tarafında oturan Kaynarca’ya sırtını dönerek konuşması dikkat çekerken, İçişleri Bakanlığının sosyal medya hesabından paylaşılan fotoğraflarda Tülay Kaynarca’nın yer aldığı görüldü.

KARANTİNADAN KAÇANLARA CEZA UYGULANIYOR

Sağlık Bakanlığından yapılan bilgilendirmede koronavirüs hastalarıyla temaslı olan kişilerin 14 gün karantinada kalması gerekiyor. Temaslı olduğu için karantina bulunması gerekmesine rağmen dışarıya çıkanlara 3 bin 150 lira para cezası uygulanıyor. Son düzenlemede ise karantina kararına uymayanlar yurtlara yerleştiriliyor.

Resmi rakamlara göre koronavirüsten toplam can kaybı 10 bini geçti

Okumaya devam et

Gündem

İşte İstanbul’un yeni koronavirüs kısıtlaması

İstanbul’da sokağa çıkma yasağının düşünülmediğini ifade eden Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, durdurulamayan vaka artışı yüzünden megakente getirilecek diğer kısıtlamalar hakkında bilgi verdi.

BOLD – Bilim Kurulu toplantısı sonrası açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul için yeni bir sokağa çıkma yasağının düşünülmediğini söyledi.

VAKA ARTIŞ ORANI YÜZDE 62

Toplantının önemli bir bölümünü İstanbul’a ayıran Koca: “İstanbul’da özellikle son 1 hafta içinde vaka artış oranı yüzde 62. Birkaç ilçeyi söyleyeyim, Büyekçekmece yüzde 123, Sarıyer yüzde 120, Bakırköy yüzde 104, Bayrampaşa yüzde 98, Kağıthane, Tuzla, Sancaktepe, Beykoz şeklinde gidiyor. İlçelerde yüzde 29’dan yüzde 123 arası artış söz konusu. Türkiye’deki hasta sayısının yüzde 40’a yakınının İstanbul’da olduğunu söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.

EĞLENCE MEKANLARI İÇİN YENİ KISITLAMA

Eğlence mekanlarının çalışma saatlerine için yeni düzenleme üzerinde çalışıldığını söyleyen Koca: “Özellikle gece 12.00’den sonra bildiğiniz gibi müzikli ortamların yasaklandığını biliyoruz. Bunun daha erken saatlere çekilmesiyle ilgili Bilim Kurulu’nun önerisi oldu. Önümüzdeki günler İçişleri Bakanlığımız bir duyuru yapmış olur. Alınması gereken, uyulması gereken tedbirlere vatandaşımızla birlikte, 83 milyon bir olarak İstanbul’da 16 milyon vatandaşımız kararlılık içinde olursa biz bunun üstesinden geliriz. Gaziantep, Batman, Ankara’da yükselmişti. Biz sonuçları aldık. Ankara 5 hafta önce İstanbul’un iki katıydı. Ankara bu tedbirlerle geriledi. Sokağa çıkma yasağı yapılmadan bu sonuçlar alındı” dedi.

ERKEN TEST SON DERECE ÖNEMLİ

Tedbirlerle başarıya ulaşılacağına inandığını söyleyen Koca, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Özellikle salgınla mücadelede testlerin erken sonuçlanması son derece önemli. Erken sonuçlanmasıyla birlikte aynı gün filyasyonu yapmak istiyoruz. Eğer bunu gerçekleştiremezsek o durumda, o zaman diliminde pozitif olabilme olan kişinin bulaştırdığı sözkonusu olur. Başarılı olmak açısından öncelikle testleri mümkün mertebe en erken dönemde sonuçlandırmamız gerekiyor. İstanbul’un test kapasitesini çok arttırdık. 60 binin üzerinde test yapılıyor. 37 saatten 20 saate inmiş durumda. Biz bunu 3-4 saate indirmek istiyoruz. Testlerle ilgili vatandaşın numune alındığından itibaren ilk 4 saatten sonra 20 saatlik zaman diliminde HES koduna kısıt getirmiş olacağız. Vatandaşımız bunu bilmiş olsun. O dönem eğer ne kadar uzarsa bulaştırıcılığı sözkonusu olduğu için azaltmak açısından ilk 4 saat değil ama sonraki 20 saat boyunca HES koduna işlemiş olacağız, riskli olmuş olacak, o kişinin ulaşım ve benzeri seyahat dahil olmak üzere birçok açıdan riskli görülerek kısıtlama yapılmış olacak, şüpheli olacak. Biz de erken dönemde bir an önce o testi sonuncu verme çabası içinde olacağız. Sonucu da e-nabız üzerinden herkes çok rahat görebiliyor. O açıdan sorunumuz yok.”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İstanbul toplantısına İmamoğlu’nu neden çağırmadığı belli oldu

Okumaya devam et

Gündem

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İstanbul toplantısına İmamoğlu’nu neden çağırmadığı belli oldu

Sağlık Bakanı Koca, İstanbul’da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen pandemi toplantısına İmamoğlu’nun çağrılmamasını, “Hastane kapasitelerini değerlendirmek için yapılan bir toplantıydı” sözleriyle açıkladı.

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz günlerde Vali, Emniyet Müdürü, başhekimler ile il ve ilçe sağlık müdürleriyle bir araya geldi. Toplantı sonrası Koca, İstanbul’da alınacak önlemler ile ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Bir de fotoğraf paylaşan Koca, siyasi bir tartışmanın fitilini ateşlemiş oldu. Fotoğrafla, İstanbul için yapılan toplantıya İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çağrılmadığı anlaşıldı. Bakan Koca partizanlık yapmakla suçlandı.

HASTANE KAPASİTELERİYLE İLGİLİ TOPLANTIYDI

Bilim kurulu toplantısı sonrası açıklama yapan ve gazetecilerin sorularını yanıtlayan Fahrettin Koca, geçtiğimiz hafta yapılan toplantıya Ekrem İmamoğlu’nun davet edilmemesi ile ilgili sorulan soruya da yanıt verdi.

Konuyla ilgli koca şöyle konuştu: “Bu toplantı bir pandemi toplantısı ya da il hıfzıssıhha toplantısı değildi. İlçe sağlık müdürleri ve başhekimlerimizin katıldığı, İstanbul’un durumunu ve hastane kapasitelerini değerlendirmek için yapılan bir toplantıydı.

Ayrıca 5 gün, şu an 7 gün oldu bu bir hafta boyu İstanbul’da olmam nedeniyle yerel yöneticiler ve sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere birtakım toplantılar için plan yapılmıştı. İstanbul’da İlçe Belediye Başkanları ile görüşüp Büyükşehir Belediye Başkanı ile görüşmemek mümkün olabilir mi?

Pazartesi günü İlçe Belediyeleri ile görüşme yapıldı biliyorsunuz, Büyükşehir Belediye Başkanı bu arada bildiğiniz gibi rahatsızlandı buradan tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bugün de kendim arıyorum, arkadaşlarımız yakın takipteler. Genel durumu ve sağlığının iyi olduğunu, ateş bulgusunun kaybolduğunu ve kendilerini iyi hissettiklerini söylediler.”

SİYASİ ZEMİNE ÇEKİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

Pandemi döneminin siyasi zemine çekilmesini doğru bulmadığını söyleyen Koca: “Siyasetçilere bir şey kazandıracağına inanmıyorum. Pandemi konusunun siyasi zemine çekilmemesi konusunda kararlı olacağımızı belirtmek istiyorum” diye konuştu.

Toplantıya vali ve emniyet müdürünün davet edilmesi ile ilgili açıklama yapan Bakan Koca: “Bu toplantı sağlık teşkilatımızla, ilçe sağlık müdürlerimiz ve başhekimlerimizin katıldığı bir toplantıydı. Filyasyonla ilgili sorunları değerlendirmek için Valiyi ve Emniyet Müdürünü ben çağırdım” ifadelerini kullandı.

CHP’li Karaca törende kendisi yok sayan kaymakama patladı: Siz AKP İlçe başkanı değilsiniz

 

Okumaya devam et

Popular