Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Yunanistan seçimlerinde favori muhafazakâr Yeni Demokrasi

Yunan halkı, önümüzdeki 4 yıl için hükümet ve muhalefeti belirlemek üzere bugün sandığa gidiyor. İktidarın değişmesi beklenen kritik seçimlerde sabah saat 07.00’de başlaya oy verme işlemi devam ediyor.

UFUK YARDIMCI

BOLD ÖZEL – ATİNA

Yunanistan’da yaklaşık 10 milyon kayıtlı seçmen, bugün 300 üyeli yeni parlamentoyu belirlemek için 21 bin 478 sandıkta oy kullanıyor. Bazı bölgelerde 40 dereceye çıkması beklenen sıcaklıklar dışında oy verme işlemi sorunsuz devam ediyor. Sabah saat 07.00’de açılan sandıkları, akşam saat 19.00’da kapanacak.

31 Aralık 2002 tarihine kadar doğmuş olan (17 yaşını dolduran) her Yunan vatandaşı oyunu kullanabilecek. İlk defa oy kullanması beklenenlerin sayısı ise 519 bin 227. Yunanistan’da 19 Aralık 1928’den bu yana ilk kez yaz mevsiminde seçim yapılıyor.

59 seçim bölgesine ayrılan ülkede, seçmenler her parti için ayrı ayrı düzenlenmiş oy pusulalarında yer alan ve seçim bölgelerine göre sayıları değişen aday isimlerinin sağına ya da soluna artı (+) işareti koyarak tercihte bulunuyor.

Yüzde 3 seçim barajının uygulandığı ülkede 20 siyasi parti yarışıyor. Tüm hazırlıklarını yapan İçişleri Bakanlığı, seçim sonuçlarına ilişkin ilk resmi olmayan sonucu saat 21.00’de açıklayacak. Öncesinde tüm televizyon kanalları, sandık çıkış anketi (exit poll) sonuçlarını duyuracak.

2019’DA 5 SANDIKLI SEÇİM MARATONU

Yunan halkı, 4 yılın ardından önümüzdeki 4 yılda ülkeyi yönetecek hükümeti belirlemek üzere yeniden sandık başında. 2019 yılı, Yunanistan’da tam bir seçim sağanağı şeklinde geçiyor.

Paskalya yortusunun hemen ardından 26 Mayıs’ta 4 sandığın kurulduğu Avrupa Parlamentosu (AP), belediye, eyalet ve muhtarlık seçimleriyle başlayan maraton, bugün yapılacak milletvekili seçimleriyle beşinci defa seçmenin önüne konuldu.

AP seçimlerinde ana muhalefet Yeni Demokrasi’nin (ND) 9,5 puan gerisinde kalan iktidardaki Radikal Sol Koalisyon (SİRİZA) lideri ve Başbakan Aleksis Çipras, ekim ayında yapılması beklenen seçimi erkene aldığını ilan etmişti.

Gerginlikten uzak, rahat bir atmosferde geçen erken genel seçim kampanyası, Cuma akşamı Başbakan Aleksis Çipras’ın Atina’nın kalbi Sintagma meydanında gerçekleştirdiği son mitingi ile sona erdi. ND lideri Miçotakis ise Selanik’te halka seslendi.

YENİ DEMOKRASİ FAVORİ

Muhafazakar merkez sağ Yeni Demokrasi (ND), AP seçimlerinde iktidar partisi SİRİZA’ya karşı elde ettiği 9,5 puanlık fark nedeniyle seçimlerin favorisi. Son haftalarda yapılan anketler de ND’den yana.

Ülkeyi krize sokan parti suçlamasıyla üst üste mağlubiyetler alan ND, son AP seçimleriyle lehlerine dönen ortamı zehirleyecek çıkışlar yapmaktan kaçındı.

Seçmeni kızdıracak, kriz günlerini hatırlatan vurgulardan uzak bir söylem geliştiren ND, gürültü çıkarmadan seçmeni ikna etmeye yoğunlaştı. ND, Atina ve Selanik dışında küçük toplantı salonlarında vatandaşla buluştu. Arkasına aldığı sermaye ve büyük medya desteğiyle politikalarını anlattı.

Daha güvenli ve istikrarlı yarınlar vaadinde bulunan ND lideri Miçotakis, ülkeyi krize sokan parti olarak vaat edecekleri yeni bir şey olmadığını sık sık vurgulayan Başbakan Çipras’ın televizyonda baş başa tartışma çağrılarını cevapsız bıraktı. Bu şekilde milyonların televizyonlara kilitlendiği bir anda, Çipras’ın kendisini sıkıştırmasını bertaraf etmiş oldu.

ND lideri Miçotakis.

SİRİZA 900 BİN SEÇMEN KAYBETTİ

Ortak kanı, 26 Mayıs AP seçimlerinden çıkan sonucu ND (33,25) ve SİRİZA’nın (23, 82) neredeyse fire vermeksizin korudukları yönünde. Bu nedenle iki parti, seçmen yüzdelerini güçlendirmek için kararsız seçmenler ile ideolojik olarak sınırdaş siyasi parti taraftarlarını kazanmaya yoğunlaştı.

İki büyük parti, ilk defa bu seçimlerde oy kullanacak gençlerin güvenini de kazanmak için çaba gösterdi. Öte yandan ND ve SİRİZA, ideolojik olarak kendilerine yakın küçük parti yüzdelerini baskı altına alarak memnuniyetsiz seçmen kayışını önlemeyi hedefledi.

2015 yılı Ocak ayında yapılan milletvekili seçimlerinden bugüne iktidar partisi 900 bin seçmen kaybı yaşadı. 4,5 yıllık iktidarı döneminde yıpranma ve iyileşmeye rağmen ekonomik huzursuzluklar, SİRİZA’ya destek veren 500 bin seçmenin AP seçiminde sandığa gitmediği, geri kalan 400 binin ise küçük partilere kaydığını gösterdi.

SİRİZA’nın zorlu ekonomik kriz sürecinde geniş çaplı yıpranma yaşamasına rağmen, ND partisi de AP seçimlerinden çıkan sonuçtan tam olarak memnun olmadı. Zira 2015 yılında aldığı oy sayısını sadece 170 bin arttırarak SİRİZA’ya fark atmış oldu.

“ÇİPRAS ÜLKEYİ KRİZE SOKANLARA PRİM VERMEYİN”

Çipras, AP seçimlerinde soğuk duş etkisi yapan sonucun ardından bugünkü seçimlerin sürpriz bir zafere dönüşmesini umuyor. Çipras, halkın son 4 yılda yapılanlardan yana memnuniyetini bir kez daha göstermesini ve yetkisini yenilemesini umuyor.

Başbakan Aleksis Çipras, seçim kampanyasını yaklaşık yarım yüzyıl dönüşümlü olarak yöneterek ülkeyi krize sokan, ekonomik skandallara imza atan ve IMF’ye teslim eden ND başta olmak üzere PASOK (şimdi KİNAL) partilerine prim verilmemesi üzerine kurdu.

Son 4,5 yılda kararlı bir şekilde yoksul kesimleri krize ve kurtarma paketlerine ezdirmediklerine vurgu yapan Çipras, IMF ve Troyka boyunduruğuna son verdiklerini, yeniden ayakları üzerinde duran bağımsız bir ülkeye dönüştükleri mesajı verdi.

SİRİZA ve Başbakan Aleksis Çipras, AP seçimlerinde alınan 9,5 puanlık mağlubiyete rağmen maçın çevrilebileceğine ve halkın sonucu lehlerine döndüreceğinden emin bir görüntü vermeye çalıştı.

ÇİPRAS: YOKSUL VE DAR GELİRLİYİ EZDİRMEDİK

İktidarları döneminde işsizliğin yüzde 27’den yüzde 18’e gerilediğini, bütçenin fazla verdiğini, kalkınmanın yüzde 2,5 bandına yükseldiğini anlatan Çipras, zenginler ve medya imparatorluğu üzerinden vatandaşı terbiye etmeye çalışan sermaye kontrolündeki eski vesayet sistemine son verdiklerini savundu.

Yoksul halk kesimleri ile düşük gelirli vatandaşlara yönelik hayata geçirdikleri sosyal yardım ve destekleri sıralayan SİRİZA lideri, aylık ödenek, kira yardımı, yılda bir defa dağıtılan temettü payı, kriz döneminde 550 euro seviyelerine gerileyen asgari ücrette yapılan küçük artış, geçtiğimiz aylarda hayata geçirilen 13. emekli maaşı, serbest meslek sigorta primlerindeki yüzde 30’a varan indirim gibi iyileştirmeleri hatırlattı.

Çipras, ana muhalefet ND’nin eleştiri konusu yaptığı orta gelir düzeyindeki vatandaşları rahatlatacak politikalarda yetersiz kaldıklarını ise kabul etti. Çipras, seçildikleri takdirde yeni istihdam alanlarında artış, vergi oranlarını kademeli olarak düşürme, orta sınıflar lehine politikalar ile yatırımcı çekme ortamı sağlamayı vaat etti.

Dış politikada Makedonya ile isim sorunu çözme cesareti gösterdiklerini anlatan Çipras, İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs Rum Kesimi başta olmak üzere Akdeniz’de yeni ittifaklar kurma başarısı gösterdiklerini, Türkiye’nin Balkanlar ve Akdeniz’deki gücünü kırdıklarını vurguladı.

SİRİZA, MERKEZ SOLA YERLEŞMEYİ PLANLIYOR

SİRİZA kurmayları, son AP seçimlerindeki büyük farka rağmen vatandaşların büyük bölümünün geri dönüş anlamına gelecek ve normalleşmeye sekte vuracak bir ND iktidarına yeniden destek vermeyecekleri görüşünde.

SİRİZA, seçim sonucunda sandık başına gidecek seçmen sayısının etkili olacağı düşünüyor ve seçimi kazanamazlarsa hiç olmazsa ND’nin tek başına iktidara gelmemesi senaryosunun gerçekleşmesini umuyor.

Siyasi analistler, yüzde 25 ve üstü bir oy oranıyla seçimleri tamamlaması durumunda SİRİZA’nın tatminkar bir sonuç almış olacağı görüşünde. Bu sonucun SİRİZA’nın yerini güçlendirerek merkez sol çizgiyi temsil eden bir siyasi harekete dönüşeceği yorumu yapılıyor.

MİÇOTAKİS: TECRÜBE VE DEĞİŞİM VAADİNDEN OLUŞAN KARIŞIM

Kampanya boyunca güvenli yarınlar ve istikrarın ND’nin yeniden tek başına iktidara gelmesiyle mümkün olacağını savunan Kiryakos Miçotakis, hedefine ulaşabilmek için seçmenden planını uygulama ve Avrupai normalleşmeye dönme yetkisi istiyor.

İddialı bir çıkış yapma mesajı veren Miçotakis’in başbakanlık ofisindeki ekibi ile önemli bakanlık koltuklarını teslim edeceği isimleri ise şimdiden netleştirdiği sızan bilgiler arasında.

Seçimlerden zaferle çıkmaları durumunda, zaman kaybetmeden hazır bekletilen kabineye ilişkin yasal prosedürü işleteceği ifade ediliyor. Bu bağlamda, Miçotakis’in seçimlerin hemen akabinde hükümette görev alacak isimleri açıklaması bekleniyor. Miçotakis’in partisi içerisindeki aşırı sağdan bazı önde gelen isimlerle nasıl bir ilişki kuracağı ise merak konusu.

Yunanistan’ı Avrupa Birliği’ne (AB) dahil eden ND’nin ülkeyi daha güçlü şekilde yarınlara taşıyabileceklerini vurgulayan Miçotakis, Avrupa ile uyumlu iyi diyalog kanallarını ülke lehine kullanacaklarını söylüyor. AB kurumlarının Miçotakis’in seçilmesine daha sıcak baktıkları yorumu yapılıyor.

VERGİ ORANINDA İNDİRİM VE YATIRIMCI ÇEKMEYİ VAAT EDİYOR

Seçim maratonu boyunca ana gündemini krizle savaş ve ülkeyi daha ileriye taşıma vaadiyle küskün seçmeni yeniden kazanma stratejisi belirleyen Miçotakis, Avrupa ülkeleri arasında en yüksek seviyelere çıkan vergi oranlarını aşağı çekmek, yatırımcılar için cazip olanaklar sunmak, kamu yatırımlarını arttırarak istihdama ivme kazandırmayı vaat ediyor. Son günlerde “Ülke maceraya sürüklenmesin diye güçlü bir yetki” talebini dile getiren ND lideri, cesur reformlar paketini hayata geçirmek için tek başına iktidar vurgusuna odaklı seçim taktiğini her fırsatta dile getirdi. Miçotakis, SİRİZA iktidarının popülist politikalarla ülkenin kaynaklarını verimli şekilde kullanamadığını ifade etti.

UZLAŞMACI VE ILIMLI BİR LİDER

Babası başbakanlık, kendisi bakanlık, ablası dışişleri bakanlığı yapan Miçotakis, son seçimlerde Atina Belediye Başkanı seçilen Kostas Bakoyannis’in ise dayısı. Aile boyu politikacı bir geçmişe sahip olan Miçotakis, bu gelenekten miras aldığı siyasi tecrübe ile yenilikçi düşünceyi aynı potada eriterek siyaset yürütmeyi hedefliyor.
Miçotakis’i tanıyanlar, siyaset kültüründe öncelikleri arasında uzlaşma ve ortaklıklar kurmanın bulunduğunu söylüyor. Bu bağlamda seçim kanunu ve anayasa reformu gibi konularda geniş tabanlı mutabakat çabası içerisinde olacağını ifade ediyorlar.

YÜZDE 3 BARAJINI AŞABİLECEK PARTİLER

Bugünkü seçimlerde yüzde 3 barajını aşarak parlamentoya girme ihtimali bulunan diğer partiler ise şunlar: Değişim Hareketi KINAL (eski PASOK), Yunanistan Komünist Partisi (KKE), aşırı sağcı Altın Şafak, yeni kurulan aşırı sağcı Yunan Çözümü Partisi (Elliniki Lisi) ve SİRİZA’nın eski Maliye Bakanı Yanis Varufakis liderliğindeki Avrupa’da Demokrasi Hareketi 2025 Partisi (DiEM 2025). Geçen dönem parlamentoda 4 vekille temsil edilen Batı Trakya Türk Azınlığından 17 aday, çeşitli partilerden parlamentoya girmek için çalışacak.

ALEKSİS ÇİPRAS

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, 1974’te Atina’da doğdu. Atina Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunu. Öğrencilik yıllarında Yunan Komünist Partisi gençlik kollarında faaliyetler gösterdi.

2008’de SİRİZA lideri olan Çipras, 2009 seçimlerinde aldığı yüzde 4,6 olan oy oranını ülkenin derin krize girdiği 2015 seçimlerinde yüzde 36,3 alarak halkın umudu oldu. Çipras, 2015 yılından bu yana ülkenin başbakanı olarak görev yapıyor.

KİRYAKOS MİÇOTAKİS

Seçimlerin favori başbakan adayı Kiryakos Miçotakis, 1968’de Atina’da doğdu. Miçotakis, Harvard Üniversitesi Sosyal Bilimler fakültesi mezunu.
2004’te ilk kez Yeni Demokrasi’den milletvekili seçilen Miçotakis, 2016’da partisinin lideri seçildi.

Kiryakos Miçotakis, 1989-92 yılları arasında Başbakanlık yapan Konstantin Miçotakis’in oğlu, eski Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’nin de kardeşi, son yerel seçimlerde büyük bir oy çoğunluğu ile Atina Belediye Başkanı seçilen Kostas Bakoyanni’nin ise dayısı.

 

BOLD ÖZEL

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

290 gündür kızını göremediğini söyleyen tutuklu Hülya Bayden ailece yaşadıkları mağduriyetlerinin giderilmesi için milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’ndan yardım istedi.

BOLD ÖZEL – Eşiyle birlikte tutuklanan ve Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevine gönderilen Hülya Bayden, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na mektup göndererek cezaevinde koronavirüs kapan eşini ve psikolojisi bozulan kızını anlattı.

“PSİKOLOJİM ALT ÜST”

Bir kız evladı sahibi Bayden çifti 10 ay önce tutuklandı. Mehmet Yasin Bayden Bitlis, Hülya Bayden Bakırköy Cezaevine gönderildi. Kovid-19 tedbirleri kapsamında 22 gün karantina hücresinde kalmak zorunda kalan Hülya Bayden, karantinadan çıkınca eşinin cezaevinde koronavirüse yakalandığını öğrendiğini söyledi.

Bir taraftan evlat hasreti çeken bir yandan da eşinin sağlığından endişe eden Bayden, kendisinin de ilaç kullanmaya başladığını belirtti ve “Bu sıkıntılar psikolojimi alt üst etti. Vücut direncimin düşmesine yol açtı.” dedi.

“KIZIM ONU ALMAK İSTEMEDİĞİMİ SANIYOR”

10 aydır kızına sarılamadığını vurgulayan Bayden, “10 aydır 3 yaşındaki kızına sarılamamış, sadece geçen hafta kapalı görüşte camın arkasından görmüş bir anne olarak yazıyorum. Kızım onu almak istemediğimi sanıyor, konuşmadı bana küsmüş, çocuğa salgını nasıl anlatsam ki? Eşim de tutuklu.” diye yazdı. 

Mağduriyetinin giderilmesini ve bu zorlu korona günlerinde kızının yanında olmak istediğini belirten Bayden, 290 gündür çocuğuna hasret acılı bir anne olarak yardım istedi.

Hülya Bayden’in kızı.

Astım hastası Antalya Cezaevinde koronavirüs kaptı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Astım hastası Antalya Cezaevinde koronavirüs kaptı

İki yıldır tutuklu astım hastası Ender İleriye’ye koronavirüs teşhisi konuldu. Bir aydır sıcak suyun verilmediği Antalya L Tipi Cezaevinde birçok insanın hasta olduğu belirtiliyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL 

İki yıldır Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinde kalan astım, şeker ve kalp hastası Ender İleriye, cezaevinde koronavirüs kaptı. 35 kişilik C10 koğuşunda kalan İleriye, üç gün önce bayılınca Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine kaldırıldı. İlk yapılan testi negatif çıkan İleriye’nin ciğer filminden şüphelenen doktorlar, dün ikinci test yaptı. Pozitif çıkan Ender İleriye şu anda hastanede tedavi görüyor.

“İKİ KİŞİ KOĞUŞA BAYILDI, BİR AYDIR SOĞUK DUŞ ALIYORLAR”

Antalya L Tipi Cezaevinde bir aydır sıcak suyun akmadığını belirten Ender İleriye’nin kardeşi Ahmet İleriye, “C10 koğuşundaki herkes şu anda hasta ve bu hastalıklarını soğuk duş almaya bağlamışlar. Bir hafta önce koğuşta iki kişi bayılmış. Abim de bunlardan biri. Abim 35 kişilik koğuşta kalıyordu. Çoğunda hastalık belirtisi var. Telefon ahizesi yoluyla diğer mahkumlara da virüs geçebilir” dedi. Cezaevi yönetiminin vakaları gizlediği de iddia ediliyor.

Antalya’da bir vakıfta çalışan Ender İleriye Cemaat soruşturmaları kapsamında Ekim 2018’de tutuklandı. 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan İleriye’nin dosyası Yargıtay tarafından onaylandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Hastane yolunda kötü muamele mahkum koğuşunda ilaç zulmü

Koronavirüs salgını nedeniyle cezaevinde tedavisi aksatılan Hepatit B hastası Fethi Kazancı’ya ilaçları düzenli verilmiyor. Kazancı, maruz kaldığı kötü muamele ve uzayan karantina nedeniyle de doktora gitmek istemiyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN – BOLD ÖZEL

Bandırma T Tipi Cezaevinde tutuklu Hepatit B hastası 38 yaşındaki Fethi Kazancı, 9 aydır doktora gidemediği için hastalığı ilerledi. Vücut ağrıları artan ve ağrı kesicilerle idare etmeye çalışan Kazancı, daha önce biyopsi için götürüldüğü hastanede ve yolda kötü muamele ile karşılaştığı için hastaneye gitmek istemiyor.

Ayrıca pandemi başladığından bu yana cezaevlerindeki hastalar büyük bir çıkmazın içinde. Sürekli uzayan karantina süreleri nedeniyle hasta tutuklular cezaevinde kalmaya kendini mecbur hissediyor. Çünkü koğuştan çıkan 1-2 ay geri dönemiyor. “Bunlara dayanacak gücüm yok” diyen Kazancı, 9 aydır sağlık hizmetlerinden mahrum.

1996 yılında Hepatit B teşhisi konulan KHK’lı sınıf öğretmeni Fethi Kazancı 26 Mayıs 2018’de gözaltına alındı. İki gün sonra tutuklanıp önce Edirne Cezaevine gönderildi. Dört ay sonra Bandırma T Tipi Cezaevine nakledildi. Nakil dönemi kışa denk gelen Kazancı, koğuşta yer olmadığı için 6 ay betonda uyumak zorunda kaldı. İlaç tedavisiyle baskılanan hastalığı bu süreçte tekrar ortaya çıktı.

SİROZ YA DA KANSERE DÖNÜŞEBİLİYOR

Bold Medya’ya konuşan Fethi Kazancı’nın eşi Atife Kazancı, “Hepatit karaciğerde bulunan bir virüs. Her sene bu yüzden eşime DNA testi yapılıyor. Bazen bu testlerin sıklığı artabiliyor. HSBC değeri diye bir şey var. O değer arttığı zaman vücudun dengesi bozuluyor. Buna bağlı olarak ya siroz ya da kanser olabiliyor. Çok dikkat edilmesi gereken bir hastalık. Cezaevine girdikten sonra eşimin tedavileri aksadı, doktora gidemedi, ilaç kullanamadı, tahlilleri yapılmadı” dedi.

Normalde durumu iyi olan Kazancı, cezaevinin kötü koşulları nedeniyle tutuklandıktan sonra ağrıları arttı. Ocak 2018’de biyopsi için iki kez Bursa Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Hastaneye gidip gelirken yaşadıklarını Ocak ve Şubat 2019’da eşine gönderdiği mektuplarda anlatan Kazancı’nın maruz kaldığı hak ihlalleri korkunç.

“SANA BİR ŞEY SÖYLEYECEĞİM AMA SAKIN PANİKLEME”

“Şimdi sana bir şey söyleyeceğim ama ne panikleme, ben iyiyim” diye durumu eşine izah etmeye çalışan Fethi Kazancı, Bursa’da mahkum odası olmadığı için bütün gün cezaevi aracında hiçbir şey yemeden kelepçeli bir şekilde beklemek zorunda kaldı.

Hastanede yaşadığı ise daha büyük bir eziyet. Başındaki komutan “Ben bir daha bu hastayı buraya getiremem” dediği için lokal anestezi yapıldı. Ancak operasyon sırasında bayıldı. Doktor bu riski göze alamayacağını söyleyerek biyopsiden vazgeçti. Kazancı o günü 6 Ocak 2019 tarihli mektubunda şöyle anlattı:

“Cuma günü Bursa’ya gittik. Normalde randevu 10 civarındaydı. Hava karlıydı ve yol da kapalıydı. Bu yüzden öğlene ancak vardık. Tabi öğle arası olduğu için biraz bekledik. Bu arada bir gün öncesinden açtım. Bazı aksaklıklar oldu ama nihayet biyopsi odasına girdik. Başımda 2 asker 1 komutan bekliyor. Doktor geldi, önce bir kağıt imzalattılar. Ardından lokal anestezi yaptı, karaciğerden. Elinde kocaman bir iğne vardı. Çuvaldızından daha kalın. Radyo anteninin en son kısmı kalınlığında. Lokal anesteziyi uygulandığında beni bir anda titreme tuttu, gözlerim karardı, midem bulandı o anda bayıldım (ama korkudan değil). Sonra doktorun dediklerini duyar gibi oldum. “Komplikasyon oluştu. Ben böyle bir mesuliyeti alamama, operasyon iptal dedi. Yanındaki hemşire de ‘efendim hasta şu anda baygın isterseniz girin.’ Ama doktor olmaz dedi. Ben bu mesuliyetin altına giremem deyip gitti.

Tabi ben yataktayım, üst tarafım çıplak. Askerler ayağımın altına yüksek bir şey koydular. Başımın altını da boşalttılar, çöp kovasını yaklaştırdılar. Kendime biraz gelince ona kustum. Bu arada hemşire askere ‘bir tuzlu ayran getirin içsin’ diyor. Tabi ne gezer, onları da anlıyorum. Bir şey olsa mesul olacaklar. Ama öyle bir sahipsizliği hissettim ki anlatamam. Etrafımda hiç kimse yok. Normalde müşahede altında tutmaları gerek (serum vs.) veya tansiyon ölçülür. Tabi bunların hiçbiri olmadı. Sonra kendimi toparlayınca ayağa kalktım. Üstümü giyindim. Komutana dedim ‘ufak bir operasyona dayanamayan birini ‘terörist’ diye cezaevine tıktılar. Tabi orada gözyaşlarıma hakim olamadım. Ellerimi uzattım, kelepçeyi taktılar. Gittik doktorun yanına.”

Komutanların baskısıyla doktorların hastalarla ilgilenmediği birçok hasta tutuklu yakınları tarafından dile getiriliyor.

“ELLERİMİZ KELEPÇELİ BEKLEDİK, ÇOK BİTKİN DÜŞTÜM”

Doktor olmadığı için cezaevi aracında beklemek zorunda kalan Fethi Kazancı, içinde bulunduğu koşulları da tarif etti:

“Sonra beni otobüse geri getirdiler. Hastanenin nezareti olmadığı için ellerimiz kelepçeli otobüsün kabininde bekliyorduk. Hava karlı, benim ayağımda yazlık spor ayakkabı. Kabinin için buz gibi. Dayanamadım. Kabinde koltuğun üzerine yan dönerek, ayaklarımı da karnıma çekerek uyudum. Çok bitkin düştüm o ara. Kumanya diye getirmişler bisküvi verdiler. Mecbur dayanamayıp onu yedim.”

Fethi Kazancı ikinci biyopside yaşadıklarını ise 24 Şubat 2019 tarihli mektubunda yazarak kayda geçirdi. Kazancı, operasyonun yine zor geçtiğini ve bir gün hastanede kalması gerektiği söylendiği halde o gün cezaevine götürüldüğünü ifade ediyor. İkinci genel anestezide Kazancı’dan alınan parça onkolojiye gönderildi. Sonuçlar temiz çıktı. Hastanın gözetim altında tutulmasına karar verildi. Bir ömür boyu kullanması gereken ilaçlar reçeteye yazılıp cezaevine gönderildi. Ancak Kazancı ilaçlarıyla ilgili şu anda sorun yaşıyor.

HASTANEYE GİTMEYE ÇOK KORKUYOR

Eşinin her gün ilaç alması gerektiğini belirten Atife Kazancı, “İlaçlarını hastaneye gitmeden yazmayız demişler. Eşim de bu sefer cumhuriyet savcılığına dilekçe vermiş. andemi süreci başlayınca seni hastaneye götürmeyeceğiz ama ilaçlarını vereceğiz dediler. 3-4 ay kadar ilaçlarını verdiler. Vermedikleri dönem oldu. Müdüriyete dilekçe gönderdik. Sonra verdiler. İki ay veriyorlar, sonra vermiyorlar, sonra tekrar bir ay veriyorlar. Öyle böyle geçti. CİMER’e hep dilekçe gönderdik. Eşimin her gün ilaç kullanması lazım, tahlillerinin yapılması lazım, dışarıda tedavi olması lazım diye. Eşim gitmeye çok korkuyor. Hem kaldıramam hem de gidenleri hala getirmediler diyor” ifadelerini kullandı.

“BESLENME YOK, İLAÇ YOK, DOKTOR YOK”

Eşinin çok zayıfladığını ve diyet menüsü olarak sürekli haşlama ya da konserve yiyecekler verildiğini belirten Kazancı, 5 gün boyunca sadece konserve bamya verildiğini vurguladı. “Beslenme yok, doktor yok, ilaç yok, hatta ağrı kesici bile yazmıyorlar, revir yasak” diyen Kazancı şöyle devam etti: “Eşim zaten 7-8 ay yerde yattı. Hastalığının ilerlemesinin buna bağlı olduğunu düşünüyoruz. Bir ara psikolojik yardım da aldı, ayrıca şeker hastası. Pandemiden önce biz hep tedavi olsun diye dilekçe yazıyorduk. Şimdi de tehdit eder gibi geliyorlar, seni hastaneye götüreceğiz, yoksa ilaç milaç yok diyorlar.”

“ARTIK NE YAPACAĞIMIZI BİLEMİYORUZ”

Kazancı ailesi de aile boyu mağdur edilen ailelerden. Atife Kazancı’nı kayınpederi 6 ay Kütahya Tavşanlı’da, görümcesi 17 ay Şakran’da tutuklu kaldı. Kaynı hala Silivri’de. Eşiyle birlikte gözaltına alınan Atife Kazancı 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası İstinaf’ta. 2009’dan beri lenf kanseri tedavisi gören kayınvalidesinin hastalığı ise 2017’de tekrar nüksetti. 8 ve 5 yaşında Muhammed Sezai ve Melih adında iki çocuğu bulunan Atife Kazancı, eşi tutuklandıktan sonra büyük oğlunda kalp ritim bozukluğu çıktığını belirtiyor. Kazancı, “Artık ne yapacağımızı bilemiyoruz” diyor.

DOSYASI YARGITAY’DA

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 13 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Fethi Kazancı’nın dosyası Yargıtay’da bulunuyor. En son Yozgat’ta öğretmenlik yapan Fethi Kazancı, Bank Asya hesabı, mesajlaşma programı Bylock, tanık ifadeleri ve KPPS sınavında soru çaldığı iddiasıyla yargılandı. 2010’da iptal edilen KPSS sınavında 86 puan alan Kazancı’ya mahkemede neden ikinci sınava girdiği soruldu.

Atife Kazancı, “Eşim o kadar hazırlandım diye ikinci sınava girdi ve sadece 6 puan daha az aldı. Eşim çok umutsuzca girmişti ikinci sınava, çok stresliydi. Bütün emeklerim heba oldu. Nasıl yüksek puan alacağım deyip durdu. Sınavla ilgili iddianame geldi. “Yüksek kanaat” ibaresi var. Avukat bunlar delil olamaz, dedi. Eşim ilahiyat da okudu. Ege Üniversitesine DGS ile geçiş yaptı ama yarım kaldı içeri girince. KHK ile ihraç edildikten sonra antrenör belgesi aldı. İçeride spor yönetimi okudu. Şimdi aşçılık okuyor. Bir de üniversite sınavına tekrar girecek.” diye konuştu.

Sınavı kazanıp atanan Fethi Kazancı’ya haksız kazanç elde ettiği iddiasıyla 220 milyar para cezası da verildi.

Fethi Kazancı’nın ikinci biyopsiye götürüldüğü 18 Ocak 2019 tarihli hastane raporu.

51 aydır babasız olan 2 kardeşin annesi de tutuklandı

Okumaya devam et

Popular