Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

3 aylık bebeği karnında öldü, 1 kez düşük yaptı, 2 aylık hamile tutuklu yaşam mücadelesi veriyor

2 aylık hamile Hanife Çiftçi, 43 derece sıcakta 15 kişilik koğuşta tutuluyor. Kanaması var ancak bardağı doldurmadan hastaneye sevk edilmeyeceği söylendi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cemaat soruşturmaları kapsamında 27 Haziran 2019’da tutuklanıp Osmaniye T Tipi Cezaevine gönderilen 2 aylık hamile Hanife Çiftçi(36), 43 derece sıcakta, 15 kişilik koğuşta yaşam savaşı veriyor.

Daha önce 3 aylık bebeği karnında ölen, 1 kez de düşük yapan Çiftçi, 1 Temmuz 2019’da Osmaniye Cumhuriyet Savcılığına dilekçe yazarak hamilelik sıkıntıları yaşadığını, ara ara kanaması olduğunu ve cezaevi ortamının hamileliğini tehlikeye attığını belirtti.

Çiftçi’nin avukatı da dün Adana Adli Tıp’a verilmek üzere dilekçe yazarak müvekkilinin cezaevinin stresli ortamında kalacak durumda olmadığını açıklayıp heyet raporu talep etti.

Hanife-Salih Çiftçi çiftinin Selahattin (13), Safiye (9), Melih (8) adlı üç çocukları daha var.

“TEM ŞUBE’Yİ ARAYIP GELECEĞİMİZİ BİLDİRDİK”

Birkaç ifadede adı geçtiği için 24 Haziran 2019’da gözaltına alınan Hanife Çiftçi’nin eşi Salih Çiftçi, eşi hakkında herhangi bir arama olmadığını belirtti. “Biz Adana’da oturuyorduk, Osmaniye’ye taşınmıştık, ikametgahımızı Osmaniye’ye getirmemiştik. Sabah Adana’da oturduğumuz eve gitmişler. Komşumuz haber verdi. Ben Sivas’taydım, eşim Osmaniye’de. Osmaniye TEM şubeyi aradım, ‘yarın geleceğiz, aramanıza gerek yok’ dedim” dedi.

“KAN BİR BARDAK DOLMAYINCA SENİ HASTANEYE GÖTÜREMEYİZ”

Ertesi gün avukatlarıyla birlikte Osmaniye TEM Şube’ye giden Hanife Çiftçi, 2 aylık hamile olduğunu söylemesine rağmen gözaltına alındı. Üç gün nezarethanede kalan eşinin ilk gece kanaması başladığı söyleyen Salih Çiftçi, “Salı gecesi rahatsızlanıyor, kanaması oluyor, ambulans çağırıyorlar. Gelen doktor nezarethaneye indiriliyor ve eşimi dinledikten sonra ‘kan bir bardak dolmadıktan sonra seni hastaneye geri götüremeyiz’ deyip çıkıyor. Oysa daha önce düşük yapan, çocuğu karnında ölen bir kadının şikayeti dikkate alınmalı” dedi.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi, HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Hanife Çiftçi’nin durumunu Meclis’te birçok kez gündeme getirdi, getirmeye devam ediyor.

Osmaniye 1. Sulh Hakimliği tarafından 27 Haziran’da tutuklanan Hanife Çiftçi, 15 kişilik koğuşta hayata tutunmaya çalışıyor. Salih Çiftçi, “Dün görüş günümüz vardı. 2 çocuk var koğuşta, çocuklu aileler yerde yatıyor. Osmaniye çok sıcak olduğu için içerisi de çok sıcak, su sıkıntısı var. Cezaevi yönetimine dilekçe yazıp su saatlerinin yeterli olmadığını bildirmişler. Eşim yemek yiyemediğini, çocuklar başta olmak üzere kimsenin uyuyamadığını ve çocukların huzursuz olduğunu anlattı” ifadelerini kullandı.

MOBİLYA FABRİKASINA TMSF EL KOYMUŞ

2005 yılında evlenen Çiftçi çiftinin, iki oğlu, bir kızı daha bulunuyor. Eşi cezaevine girdiği için Sivas’ta işçi olarak çalıştığı mobilya fabrikasından ayrılıp çocuklarına bakmaya başladığını söyleyen Salih Çiftçi, “Ben de Ekim 2016’da 3 ay cezaevine girip çıktım. Üyelikten 6 yıl 3 ay ceza aldım. Dosyam şu anda İstinaf Mahkemesinde” dedi.

15 Temmuz’dan önce Osmaniye Organize Saniye Bölgesinde babasıyla ortak kurdukları mobilya fabrikalarının bulunduğu belirten Çiftçi şöyle devam etti: “150 çalışanımız vardı. Ticaret yapıyorduk. 2016 Ekim ayında TMSF fabrikamıza el koydu, kayyım atandı ve Ekim 2018’de de fabrikayı satmak zorunda kaldılar.”

TMSF FABRİKAYI 9 MİLYON BORÇLA SATMAK ZORUNDA KALDI

TMSF el koyduğunda fabrikalarının 750 bin TL borcu olduğunu, hatta kasada 450 bin TL nakitleri bulunduğunu ifade eden Salih Çiftçi, “TMSF fabrikayı 9 milyon borçla sattı. İki yıl çalıştıramadıkları gibi fabrikayı borca soktular” dedi.

9 KADIN TUTUKLANDI, 4’Ü SERBEST BIRAKILDI

Hanife Çiftçi ile birlikte gözaltına 13 kadından 9’u serbest bırakıldı, 5’i tutuklandı. Salih Çiftçi, tutuklular arasında bulunan Hamiyet Çolak’ın da geçen hafta anjiyo olduğunu söyledi.

Hanife Çiftçi, mahkeme önünde.

ÇİFTÇİ AİLESİ

 

 

 

BOLD ÖZEL

Enes Kanter ırkçılığa karşı formasıyla protestolara katıldı

NBA yıldızı Enes Kanter, George Floyd’un polis şiddeti sonucu öldürülmesinin ardından başlayan ırkçılık karşıtı harekete Boston’da meydanlara inerek destek verdi.

MUHAMMET ALİ TOKSOY 

BOLD NBA- Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde 46 yaşındaki siyahi Amerikalı George Floyd’un polis memuru Derek Chauvin tarafından, gözaltına alındığı sırada nefessiz bırakılarak, öldürülmesi sonucu başlayan protestolar, ülke genelinde artarak devam ediyor.

Acı olayın gerçekleştiği ilk andan itibaren, sosyal medya hesaplarından polis şiddetini kınayan onlarca twit atan Enes Kanter, paylaştığı videoda ‘Irkçı bir toplumda, ırkçı olmamak yeterli degildir. Irkçılık karşıtı olmalıyız. Sesini duyur. Bir şeyler değişmeli ve bunun kendi kendine olmasını beklememeliyiz. Hayatımız, önemli olan konular hakkında sessizleştiğimiz zaman sona eriyor’ diye konuşmuştu.

CELTICS FORMASIYLA MEYDANLARA İNDİ

Türk yıldız dün de Boston’da 11 numaralı Celtics forması ile meydanlara inerek protestoculara destek verdi. Kendisine büyük bir ilgi gösteren kalabalığın karşısında, beni duyabilmeniz için maskemi çıkarmak istiyorum diyerek sözlerine başlayan NBA yıldızı, ilk olarak yaptığınız şey için sizlere teşekkür etmek istiyorum, sizlere gerçekten minnettarım. İkinci olarak söylemek istediğim şey, değişmeye ihtiyacımız var ve bilirsiniz değişim beklemez. Duygusalım ama tarihin doğru tarafındayım. Siyahların hayatı önemlidir. (black lives matter) sloganıyla sözlerini tamamladı.

Enes Kanter kalabalık grupla birlikte slogan attı. George Floyd’un ölmeden önce söylediği son söz olan “I can’t breathe” (Nefes alamıyorum)” sözlerini slogan olarak kullanan Enes Kanter ve göstericiler protestonun sona ermesinden sonra meydandan ayrıldılar.

Enes Kanter akşam saatlerinde eylem sırasında yapmış olduğu konuşmanın bir bölümünü ‘Her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.’ Boston ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kardeşlerimle müttefik olduğum için gurur duyuyorum sözleriyle paylaştı.

KANTER’DEN ERDOĞAN’A: “KAPA ÇENENİ”

Erdoğan ABD’deki polis şiddetini kınamak için attığı twitte ‘Yaratandan ötürü insanlığı sevmeyi bize öğreten islam medeniyetinin bir üyesi olarak, bu insanlık dışı zihniyeti kınıyorum. Türkiye, nerede hangi bahaneyle, hangi biçimde yapılırsa yapılsın insanlığı hedef alan tüm saldırılara karşı durmaktadır.’

NBA yıldızı Kanter, bu twiti alıntılayarak, ‘Erdoğan’ın insan haklarından bahsetmesi, Üsame bin Ladin’in özgürlük hakkında konuşmasını duymak gibidir. Bütün dünya sizin lunatik bir diktatör olduğunuzu bilir. Sadece çeneni kapa!’ sözleriyle karşılık verdi.

ENES KANTER’E TWİTTER’DA ÖVGÜ YAĞDI 

Enes Kanter’in polis şiddeti ve ırkçılığa karşı verdiği tepkiye ABD sosyal medya kullanıcıları büyük destek verdi. Bir kullanıcı attığı twitte, ‘Enes Kanter, her zaman bir basketbolcudan daha fazlası olmuştur. O adam muhteşem bir insan hakları aktivisti, Dün başlamadı. Kanter, basketbol kariyerinin tam anlamıyla yarısında, Erdoğan ile insan hakları konusunda savaşıyor ve biz ona hak ettiği saygıyı göstermeliyiz.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İki çocuğumuzla gözaltına alındık, saatlerce fiziksel işkenceye maruz kaldım

Tutuklu öğretmen Önder Bozkurt, gözaltında yaşadıkları işkenceleri yazdı. Eşinin psikolojisinin bozulduğunu ifade eden Bozkurt, çaresizliğini haykırmak istediğini söyledi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN
BOLD ÖZEL – 19 Şubat 2018’de eşi ve iki çocuklarıyla birlikte Gümüşhane’de gözaltına alınan Önder Bozkurt gözaltındayken yaşadığı işkenceleri anlattı. HDP milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu’na bir mektup yazan Bozkurt, “Bir haftalık o süreci unutmamız mümkün değil. Hayatımızda derin izler bıraktı. İki çocuğumuzla birlikte alındık. Sözlü hakaret, itham ve galiz küfürlerin dışında bir hafta boyunca her gün ters kelepçe ile ayakta bekletildim. Her gün sistematik olarak bu yapıldı. En önemlisi saatlerce fiziksel şiddete maruz kaldım. Detaylarını anlatarak sizin daha da üzülmenizi istemiyorum.” dedi.

“BAŞKA İLLERDE DAHA FAZLASINI YAPIYORLAR”

15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin her yerinde gözaltına alınan insanlara işkence yapıldığı biliniyor. Özellikle İstanbul, Ankara, Afyon, Bartın, Aksaray, Mersin emniyet müdürlüklerinde yapılan işkenceler, yaşayanların anlatımıyla ortaya çıktı. Önder Bozkurt, tüm illerde yapılan bu işkenceleri Gümüşhane TEM müdürünün ağzından aktararak mektubunda kayda geçirdi.

TEM müdürünün kendisiyle dalga geçer gibi “Önder, arkadaşların sana bunu yaptıklarını bilseydim izin vermezdim. Ama şunu bil ki, başka illerde daha da fazlası yapılıyor.” dediğini ifade eden Bozkurt, “Bana, ‘sen yine dua et’ der gibi içler acısı hallerini özetliyorlardı. Bu sözü söyleyen samimi olsaydı işkence yapanlar hakkında hemen işlem, soruşturma başlatırdı.” ifadelerini kullandı.

Özel dershanelerde öğretmenlik yapan biyoloji öğretmeni Önder Bokurt ile sınıf öğretmeni Fatma Bozkurt’un Betül Hafsa (4) ve Bahadır (6) adlı bir oğlu bulunuyor.

İŞKENCEYİ MAHKEMEDE ANLATTIM AMA RAPOR EDEMEDİM

Gördüğü fiziksel ve psikolojik işkenceyi rapor edemediğini belirten Bozkurt şöyle devam etti: “Çünkü eşim ile korkutuyorlardı. Bu hususta inanılmaz baskı yapıyorlardı. Gördüğüm bu muameleyi ağır cezada anlattım ve yazılı olarak sundum. Ancak hiçbir işlem yapılmadı. Yapmak bir yana en ağır ceza ile cezalandırdılar.”

Eşi Fatma Bozkurt’un da ağır hakaret ve küfürlere maruz kaldığını vurgulayan Önder Bozkurt, “Saatlerce ayakta bekletildi. Ve ağza alınmayacak, bir insanın kuramayacağı küfürler, cümleler. Kadın polis memuru olmaksızın 2 erkek polis tarafından Gümüşhane’nin Toful içle emniyetine götürüldü. Yoğunluk gerekçesiyle orada 6 gün kaldı eşim. Sudan başka ağzına bir lokma dahi almamış. Ben bunları cezaevine konulmamızın hemen ardından eşimin bana yazmış olduğu mektupta öğrendim.” diye yazdı.

Bozkurt: “İlk gözaltına alındığımızda bizi ayırdılar. Kızım annesinin yanında oğlum benimle kaldı. Annesi ile kızımı sağlık kontrolü için hastaneye götürüyorlar. Biri erkek, diğeri bayan memur… Gidiş-dönüş yolu boyunca arabayı süren erkek memur elini sertçe direksiyona vurup eşime hitaben nasıl vatana ihanet edersin, sen teröristin vs. Cümleler kuruyor. Şunu net bir şekilde söylemeliyim ki, insanlıktan nasibi yok böylelerinin direksiyona her vuruşu ve bağırışında kızım korkarak sımsıkı annesine sarılıyormuş.” dedi.

10’AR YIL HAPİS CEZASI

Cemaat soruşturmaları kapsamına tutuklanan Bozkurt çifti, önce Gümüşhane’de hapis yattı, son 5 aydır da Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yargılanan çift, örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 10’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyaları Yargıtay’da. Önder Bozkurt mektubunda tutuklanma gerekçelerini anlattıktan sonra haklarında ifade veren tanıkların, ifadelerini geri çekmelerine rağmen böyle bir cezaya çarptırılmalarının şokunu yaşadıklarını da ifade etti:

BASKI İLE İFADE VERDİM, DEDİ

“Peki neydi hakkımızdaki iddialar: Eşimin birkaç tanık ve Bylock iddiası. Benim de tanık ve Bylock iddiası. Tahmin edeceğiniz gibi FEM dershanelerinde çalıştığım 4 yıla dönük iddialar. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesi yargılamamızı yaptı ve akıllara durgunluk veren bir karar verdi. Eşimin iddianamesinin hazırlanmasına dayanak olan iki tanık mahkeme sürecinde ifadelerini geri aldılar. Birisi emniyette baskı ile bunu söylememi istediler dedi. Diğeri ise iftira attım dedi ve eşim buna rağmen serbest bırakılmadı.”

“KIZIMIZ CEBREN SÜTTEN KESİLDİ”

Dershanelerde öğretmenlik yapan biyoloji öğretmeni Önder Bokurt ile sınıf öğretmeni Fatma Bozkurt’un Betül Hafsa (4) ve Bahadır (6) adlı bir oğlu bulunuyor. Bozkurt çifti 28 aydır çocuklarından ayrı. İki kardeş de birbirinden ayrı. Betül anneanne, Bahadır babaanne yanında kalıyor. Gözaltına alındıklarında anne sütü emen kızının cebren sütten kesildiğini belirten Bozkurt, çocuklarından ayrı kalan eşinin psikolojisinin bozulduğunu söyledi ve serbest bırakılmasını istedi.

“KIZIM BİZİ HATIRLAMIYOR”

Koronavirüs nedeniyle ne eşini ne de çocuklarını görebildiğini, dilekçelerine cevap verilmediğini, mektup biriminin çalışmadığını belirten Bozkurt, eşinin sağlık durumundan endişelendiğini sözlerine ekledi:

“Eşim şu anda psikolojik ve ruhsal olarak bir çöküntünün içinde. 27 aydır durmadan ağlıyor. Bir anne canından parçasından olan yavrularından yıllardır ayrı. Bu hale taş olsa çatlardı. Defalarca ilgili makamlara yazdım, bu mağduriyete son verin dedim. Bir anneyi yavrusundan ayırmayın diye yazdım ama nafile. Kızım artık bizi hatırlamıyor bile. Oğlumuz ise bu sene anaokuluna başladı ancak devam etmek istemedi.”

“SİZE YALVARIYORUM, NE OLUR SESİMİZİ DUYURUN”

Önder Bozkurt mektubunun sonunda inşaatlarda çalışarak çocuklarına bakan ailelerinin de maddi manevi çok yıprandığını belirtti ve seslerinin duyurulmasını istedi:

“Bir çaresizliğe terk edilmiş durumdayız. Bugüne değin elime silah almadım, hayatım boyunca faydalı bir insan olmaya gayret ettim. Ancak şimdi birkaç tanık ifadesi ile terörist ilan edildim. Bu kadar kolay mı bir insanın terörist ilan edilmesi. Nasıl bir etiketin içine sokulmuşuz anlamakta güçlük çekiyorum… Aslında size yazmayacaktım. Ancak onca hukuksuzluk çaresizliğimi daha da derinleştirdi. Çaresizliğimi haykırmak istiyorum ancak sesimi duyuracak kişilerin azlığı ya da yokluğu beni daha da bir derin ümitsizliğe sevk ediyor… Allah rızası için size yalvarıyorum, ne olur sesimizi duyurun, ilgili makamlara sesimizi duyurun. Darmadağın olmuş ailemin bir benze olsun toparlanması adına, eşimin yavrularına kavuşması adına sesimizi duyurun. Artık dayanacak gücümüz kalmadı.”

ÖNDER BOZKURT’UN ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU’NA YAZDIĞI 13 NİSAN 2020 TARİHLİ MEKTUBUN ORİJİNALİ

Cezaevinin çocuklar üzerindeki etkileri

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Dini kitap okumaktan 9 yıl hapis cezası verdiler

Tanık ifadesine göre ‘dini kitap okuduğu için’ tutuklanan Adem Kahraman ve iki oğlunun hikayesi Türkiye’de hukukun işleyişini gözler önüne serdi.

BOLD ÖZEL – Adem Kahraman, 10 Kasım 2015 yılında iktidar tarafından Paralel Yapı soruşturması kapsamında tutuklandı. 15 Temmuz öncesi yapılan bu tutuklamada Kahraman’a örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl ceza verildi. Gerekçe ise; bir tanığın Adem Kahraman’ı çalıştığı kurum olan Eskişehir İl Dernekler Müdürlüğünde dini bir kitap okurken görmesi.

5 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunan Kahraman ve ailesinin ilginç bir hikayesi var. Baba Adem Kahraman 2015’te tutuklandıktan 1 yıl sonra oğlu Zübeyr Selman Kahraman, 2 yıl sonra da diğer oğlu Ahmet Erkam tutuklandı.

Baba Kahraman, tutuklandıktan sonra 2 ay Eskişehir cezaevinde kaldı ardından ailesine haber verilmeden Ankara Sincan Cezaevine sevk edildi. Burada da 2 yıl kalan Kahraman, yine ailesine haber verilmeden Denizli’ye sevk edildi. Bu şehirde de 2 yıl hapis yatan Kahraman, son olarak ailesine daha yakın olmak için Eskişehir’e naklini istedi.

Baba Kahraman, şehir şehir hapis yatarken 1992 doğumlu oğlu Zübeyr Selman Kahraman, 10 Mart 2016’da Antalya’da, 1990 doğumlu oğlu Ahmet Erkam ise 10 Nisan 2017’de yine aynı suçlama ile Balıkesir’de tutuklandı.

TATİLE GİDİNCE OLANLAR OLDU

Bir müddet Antalya’da cezaevinde kalan Zübeyr Kahraman tahliye olduktan sonra yakınlarıyla birlikte Edirne’ye tatile gitti. Ancak Edirne’de AVM’de alışveriş yaparken aracın Antalya plakalı olmasından şüphelenen polis Zübeyr Kahraman’ı yeniden gözaltına aldı ve kaçma iddiasında bulundu.

Edirne’de cezaevinde kalan Zübeyr Kahraman, daha sonra Bandırma Cezaevine sevk edildi. Zübeyr Kahraman, Denizli-Bandırma arasında mekik dokuyan annesine daha yakın olmak için Eskişehir’e sevk istedi ve geçen Temmuz ayında sevki gerçekleşti. Tutuklamanın 15 Temmuz’dan önce yapıldığına dikkat çeken anne Hülya Kahraman, mahkemenin oğluna 6 yıl 3 ay hapis cezası verdiğini söyledi.

Zübeyr Kahraman’a yapılan terör suçlamasının gerekçesinde ise Antalya’da arkadaşları ile yaptığı bir gezi gösterildi. Tanık ifadelerine göre gezi sırasında yenilen dürümleri o dönem üniversite öğrencisi olan Zübeyr Kahraman ödedi. Kahraman, bir öğrenci olarak parayı ödemesinin mümkün olmadığını söyledi ancak mahkeme terör suçlaması için geziyi yeterli gördü.

Ahmet Erkam, Hülya, Adem ve Zübeyir Selman Kahraman bir görüş gününde.

MAHKEME BAŞKANI İŞKENCEYİ GÖRMEZDEN GELDİ

Kahraman ailesinin bir diğer üyesi 1990 doğumlu Ahmet Erkam Kahraman ise 10 Nisan 2017 tarihinde gözaltına alındı. 5 gün önce babasının duruşmasına giden Ahmet Erkam’a da terör suçlaması yöneltildi. Ahmet Erkam, gözaltı süresince polis tarafından başta darp olmak üzere işkenceye uğradı. Mahkemede işkenceyi söylemesine rağmen mahkeme başkanından “Bunun yeri burası değil” cevabı aldı. Ahmet Erkam’a işkence yapan polisler ise mahkeme salonunda yer aldı.

Geri çekilen tanık ifadelerine rağmen mahkeme Ahmet Erkam’a 8 yıl 9 ay hapis cezası verdi. Balıkesir’de hapis yatan Ahmet Erkam, annesi ve ağabeyine yakın olmak için Eskişehir’e sevkini istedi ve Ağustos ayında ağabeyi ile aynı cezaevinde buluştu. Eylül ayında ise baba Adem Kahraman oğullarının yanına sevk oldu. Böylece baba ve 2 oğlu 2015’ten sonra tekrar yan yana gelebildiler.

DENETİMLİ SERBESTLİK HAKKINI KULLANDIRMIYORLAR

Eşi ve oğullarını ziyaret etmek için şehir şehir gezen anne Hülya Kahraman, oğlu Zübeyr Selman’ın denetimli serbestlik hakkı kazandığını ancak dosyanın Yargıtay’da beklemesi yüzünden denetimli serbestlikten yararlanmadığına dikkat çekti. Eşi ve oğullarının dosyalarının Yargıtayda beklediğini belirten anne Hülya Kahraman “Dik durmaktan yoruldum artık güzel şeyler olsun” dedi.

Okumaya devam et

Popular