Bizimle iletişime geçiniz

Genel

Baransu’nun Balyoz savunması: Cesaretimin bedelini ödüyorum

Taraf Gazetesi eski muhabiri Mehmet Baransu, Balyoz darbe planıyla ilgili haberinden dolayı 4 yıldır tutuklu bulunduğu davada bugün savunma yaptı. Baransu, “Ben cesaretimin bedelini ödüyorum” dedi.

BOLD – Kapatılan Taraf gazetesi yöneticileri ve muhabir Mehmet Baransu’nun yargılandığı davanın duruşması bugün İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. Duruşmaya davada 4 yıldan fazla süredir Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Baransu katıldı.

Mahkeme başkanı, Baransu’dan savunmasını iki günde tamamlamasını istedi. Baransu, gizli belgeleri imha etmekle suçlandığını belirtti. Şunları söyledi:

SAVCI EVRAKTA SAHTECİLİK YAPTI

“Egemen harekât planını yok ettin, diyorlar. 90’ın üzerinde gizli belge imha etti, yalanı var iddianamede. Odatv haberine dayanarak iddia ediliyor. Belgeleri 26 Ocak’ta yok etmişim, 29 Ocak’ta bavulu savcıya vermişim. İmha ettiğim şeyi nasıl vermiş olabilirim? Yalanları ortaya çıkınca 26 Ocak tarihini daha sonra el yazısıyla 26 Şubat yapmışlar. Savcı evrakta sahtecilik yapmış.”

CD’Yİ POLİSLER KOYDU

Evinde hiçbir delil bulunmadığını kaydeden Baransu, şöyle devam etti:

“Evimde “Balyoz CD’si” diye boş bir CD çıktı. O CD’yi polislerin koyduğunu savunmamda anlatacağım. O polislerin dinlenilmesini istiyorum. Benim evimden hiçbir delil çıkmadı. Fakat ses kaydı var diyorlar. Getirin ses kaydını dinleyelim diyorum, getirmiyorlar. Çünkü böyle bir kayıt yok. ki tane polis raporu var, hiçbirinde ses kaydı alındı diye bir şey yok. İddianamede var diyor. O kasetin benim evimde bulunduğuna dair kanıt var mı yok mu, bunu size izleteceğim sayın başkan.”

ÇOCUKLARIMIZ ÇİZGİ FİLMLERİNİN DOSYADA NE İŞİ VAR?

İddianamede eşiyle özel yazışmalarının yer aldığını vurgulayan Baransu, “Ne işi var onların iddianamede? Çocuklarımın çizgi filmlerinin ne işi var dosyada” diye sordu.

CESARETİMİN BEDELİNİ ÖDÜYORUM

Mahkeme başkanının bir gazetecinin bir belgeyi nasıl araştırdığı yönündeki sorusuna cevaben Baransu, “Bazen araştırırsınız, bazen haber kaynağına güvenirsiniz, bazen de doğrulatamazsınız. Ben cesaretimin bedelini ödüyorum” şeklinde konuştu.

Balyoz darbe planına ilişkin belgelerin kendisine nasıl ulaştığı sorusu üzerine, kendisine emekli asker olarak bir kişinin Taraf Gazetesi binası içerisinde görüştüğünü kaydetti.

Baransu, şunları söyledi: “Birinci orduda çalışmış, Ankara’ya tayini çıkmış. Elindeki belgenin çok önemli bir darbe planı olduğunu söyledi. Dört CD vardı ve elinde bavulla gelmişti. “Bunlar Birinci Ordu’nun darbe planı” dedi. Çocuğum 11 Ocak’ta doğdu. Çocuğum yoğun bakımdayken, ayın 20’sinde bu belgeler geldi. Taraf’a giderken Balyoz’u veren kişiyle görüştüm. Gazete içerisinde çok belge almışlığım vardır.”

SAVCI İSTEDİ BAVULLA TESLİM ETTİM

Haberin yayınlandığı gün birkaç sanatçının Balyoz planıyla ilgili suç duyurusunda bulunduğunu söyleyen Baransu, şu bilgileri aktardı:

“Haber takibi için Beşiktaş Adliyesine gittim. Suç duyurusunun yapıldığı savcı ile görüştüm. Dava açılacağını söyleyerek CD’leri istedi. Ben de CD’leri teslim ettim. CD’leri verdikten sonra savcı, gazetenize gelen bir şey olduğunda bize de gönder demişti. Bavulu alıp gazeteye gelince Beşiktaş Adliyesini aradım ve savcı beyle görüşmek istedim. Beni soruşturmanın devredildiği savcıya bağladılar. Bavulu bize getir dedi. Tek başıma götüremeyeceğimi belirttim. Bunun üzerine belgeleri teslim almak için polis gönderdi savcı. O polisle bugün aşağıda nezarette karşılaştım. O da yargılanıyormuş. Bavuldaki tüm belgeleri tutanakla tek tek savcılığa teslim ettim. Fotoğrafçı arkadaşımız da geldi teslim ederken fotoğraf çekmek için ancak savcı izin vermedi.”

Baransu’nun savunmasının ardından mahkeme heyeti duruşmaya yarın devam edileceğini belirtti.

 

 

 

Genel

Cem Küçük’ün ‘Hürriyet’teki onursuzlar hükumet ne isterse onu yazıyor’ sözlerine sansür

Davalık olduğu Hürriyet muhabirini eleştirdiği yazısında iktidarı kızdıran Cem Küçük’ün yazısındaki ‘Hürriyet’teki onursuzlar hükumet ne isterse onu yazıyor’ ifadesi sansürlendi.

BOLD – Türkiye gazetesi yazarlarından Cem Küçük, dava önce mahkemelik olduğu ve tazminat ödemeye mahkum olduğu İsmail Saymaz’ı hedef aldığı yazısında Hürriyet çalışanlarına verdi veriştirdi. Cem Küçük, ‘Hiçbir ahlaki değerin olmayınca’ başlıklı yazısında, Demirören grubunun devralmasından sonra Hürriyet gazetesinde çalışmaya devam eden muhabir ve yazarları hedef aldı. Küçük, “Bu medya grubunda çalışanların tamamı muhalif ve Erdoğan düşmanıydı. Onuru olanlar istifa etti, olmayanlar çalışmaya devam ediyor. Kullanışlı olanlar cephede öne sürüldü ve hükumet ne isterse onu yazıyorlar. Çünkü tek gram onurları yok” ifadelerini kullandı.

Yazısında davalık olduğu İsmail Saymaz’ı, dolandırıcıları gerçek bir tarikat ve cemaatmiş gibi gösteren kitaplar yazarak para kazanmakla suçlayan Küçük, ‘Aynı kişi sabah akşam yandaş diye bizim taraf yazarlara sallıyor. Halbuki kendisi bugün en sağlam hükumet destekçisi gazetenin muhabiri. Yani maaşını Tayyip Erdoğan’a bağlı yerli milli iş adamı Yıldırım Demirören’den alıyor’ dedi.

Cem Küçük, İsmail Saymaz’a tepkisini dile getirmek için kaleme aldığı yazı ile kaş yaparken göz çıkardı. Kullandığı ifadeler iddiaya göre, hükumetten gelen baskı ile sansürlendi. Yazısını sosyal medyadan da paylaşan Cem Küçük yazıyı kaldırmak zorunda kaldı. İşte Cem Küçük’ün sansürlenmiş yazısı ve orijinal hali

MHP küskünlerin peşinde: İhraç edilen Halaçoğlu’na özel plaket

Okumaya devam et

Genel

AİHM’den ihraç KHK’lılar için emsal karar; yasayla kamudan ihracı hukuka aykırı buldu

AİHM, Ukrayna’da 2014’de çıkarılan Hükümet Temizlik Yasası’yla kişiselleştirme yapılmadan kamu görevinden ihracı sözleşmeye aykırı bularak, hak ihlali kararı verdi. Karar, Türkiye’de KHK’larla ihraç edilenler açısından emsal teşkil ediyor.

BOLD – AİHM 5. Dairesi, başvurucuların adil yargılanma ve özel hayatın gizliliği haklarının ihlal edildiğine hükmetti. Kararda, “Yasanın sonuçları çok ağır olduğundan; başvurucuların devletin demokratik ilkelerine aykırı hareket ettiklerine veya yolsuzluğa karıştıklarına ilişkin ikna edici somut deliller olması gerekir” denildi.

Ukrayna’da başkan Viktor Yanukovych’in 2014 yılındaki EuroMaidan protestolarının ardından görevinden ayrılmasından sonra yeni gelen hükümet değişik kategorilerde memurların görevden ihraçları için bir “temizlik yasası” çıkardı. Yasa, Ukrayna’da Yanukovych’nin başkanlık yaptığı 2010-2014 arasında bazı kamu görevi makamlarında en az bir yıl (yargı, emniyet, istihbarat vs.) görev yapan ve onun görevi kötüye kullanmasına yardım eden kamu görevlilerinin ve Komünist Parti içerisinde önemli görevlerde bulunan kişilerin devlet organlarından ihraç edilmesini öngörüyordu. Yasa kapsamında ihraç edilen kamu görevlilerinin isimleri de herkesin ulaşabileceği platformlarda ilan edildi. İhraç edilenler 5 veya 10 yıllık sürelerle kamu görevinden yasaklandı.

Ukrayna’daki temizlik yasasıyla beş kamu görevlisi, ihraç edilerek 10 yıl sure ile kamu görevlerinden yasaklandı. İç hukuktan sonuç alamayan beş eski kamu görevlisi AİHM’e dava açtı. AİHM, 5. Dairesi, Polyakh ve Diğerleri v. Ukrayna başvurusunda hak ihlali kararı verdi.

KİŞİSELLEŞTİRME YAPILMADI

AİHM, temizlik yasasının daha önce Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde çıkarılan “temizlik yasaları” gibi yalnızca totaliter rejimlerdeki güvenlik personelini değil tüm meşru demokratik kurumlardaki kamu görevlilerini hedef aldığını tespit etti. Kararda, yasanın herhangi bir kişiselleştirme yapılmadan Yanukovych döneminde yapılan tüm yanlış uygulamalardan başvurucuların da içinde olduğu memurların kolektif olarak sorumlu tutulduğunu vurgulandı.

DAHA BASİT TEDBİRLER ALINABİLİRDİ

AİHM, “temizlik yasalarının” cezalandırma ve intikam amacı güdemeyeceğine dikkat çekerek; aynı amacın, sadece suça karışan kişilerin ihracı veya bu kişilerin daha az önemli bir göreve atanması gibi daha basit tedbirlerle sağlanabileceğini belirtti. Ukrayna’da yeni gelen yönetimin, Yanukovych döneminde görev alan memurlar ile ilgili tasarrufta bulunmak istemesinin meşru olduğu ancak bu meşru amacın yeni hükümet tarafından aşıldığı ifade edildi.  Kararda, “Yasanın, güdülen amaçla uyumlu olduğundan bahsedilemeyecektir. Zira yasanın yürürlüğe girmesi için imza atan Cumhurbaşkanının da 9 ay önceki yönetim döneminde görev aldığı düşünüldüğünde yasanın amaca uygun olarak yürütüldüğüne ilişkin kamu güvenini sağlamak zorlaşacaktır” denildi.

Kararda, yasanın temel kriteri olan 2010-2014 yılları arasında en az 1 yıl süreyle görev yapmış olma şartının da nasıl belirlendiği ve neden 1991-2010 yılları arasının dışlandığının anlaşılamadığı vurgulandı.

OLAĞANÜSTÜLÜĞÜN DEVAM ETTİĞİNİ GÖSTEREN VERİ YOK

AİHM kararında şu tespitler yapıldı: “Ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü(OHAL) durum nedeniyle kişiselleştirme yapılmadan ihraç edildiği iddia edilmesine rağmen ve bu olağanüstü durumun devam ettiğine ilişkin bir veri olmamasına rağmen 10 yıl süreyle kamu görevinden yasaklar getirilmesi uygun olmamıştır.

DEVLETİN GÜVENLİĞİNE AYKIRI EYLEMLERİ TESPİT EDİLEMEDİĞİ GİBİ…

Yasanın sonuçları çok ağır olduğundan; başvurucuların devletin demokratik ilkelerine aykırı hareket ettiklerine veya yolsuzluğa karıştıklarına ilişkin ikna edici somut deliller olması gerekir. Ancak başvurucuların bizzat kendilerinin devletin güvenliğine, demokratik yönetime, hukuk devletine veya insan haklarına aykırı bir eylemleri tespit edilemediği gibi hiçbirinin Yanukovych’in yaptığı iddia edilen yanlışlara bizzat katıldıkları da tespit edilememiştir.”

HAK İHLALİ

AİHM’nin kararında, Ukrayna hükümetinin başvurucular daha bu kararlara karşı yasal haklarını kullanamadan isimlerinin kamuoyuna açıkladığı, karara karşı yaptıkları başvuruların ise 4,5 yıl sürdüğü, bu sürede 10 yıllık çalışma yasağının yarısının tamamlandığı vurgulandı. Tüm bu nedenlerle başvurucuların ihraçlarının demokratik bir toplumda gerekli olmadığı, adil yargılanma hakkı ile özel hayata saygı haklarının ihlal edildiği belirtildi. Ukrayna’nın başvuruculara 5 bin euro manevi tazminat ödemesine hükmedildi.

Hayatını kaybeden hasta tutuklu askeri öğrencinin savunması

 

Okumaya devam et

Genel

MHP küskünlerin peşinde: İhraç edilen Halaçoğlu’na özel plaket

Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 50. yıl anısına hazırlanan Genel Başkan Devlet Bahçeli imzalı özel plaketlerden biri, partiden ihraç edilen Yusuf Halaçoğlu’na gönderildi.

BOLD- Yaşanan ekonomik sıkıntıların ardından Cumhur İttifakının büyük ortağı AKP’nin kan kaybı yaşaması, ittifakın geleceğini tehlikeye attı. Millet İttifakına iktidarı vermek istemeyen AKP’nin ortağı MHP harekete geçerek geçen ay, partiden ayrılan İyi partililere yuvaya dönün çağrısı yaptı. MHP’nin İyi partililere çağrısı havada kaldı. MHP şimdi de küskünlerin peşine düştü.

İHRAÇ HALAÇOĞLU’NA ÖZEL PLAKET

Milliyetçi Hareket Partisinin kuruluşunun 50. yıl anısına hazırlanan Genel Başkan Devlet Bahçeli imzalı özel plaketler partililere gönderilmeye başlandı. Özel plaketlerden biri, Bahçeli ile görüş ayrılığına düştükten sonra, ihraç edilen ve İyi Partiye katılan MHP Kayseri eski Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’na da gönderildi. MHP Lideri Devlet Bahçeli imzalı özel plaketi alan Halaçoğlu ‘’Kargo ile gelen paketi açınca çok şaşırdım. Çok büyük sürpriz oldu’’ diye konuştu.

DÖN ÇAĞRISI MI?

Özel plaketi alan Yusuf Halaçoğlu, MHP’nin jestini sosyal medya hesabından da duyurdu. Hallaçoğlu’na gelen yorumlar partiye dön çağrılarına dönüştü. Halaçoğlu’nun, takipçilerinden gelen ‘partiye dön çağrısı’ konusunda tavrı merak konusu. Yapılan bazı paylaşımlarda da MHP’nin küskünlerin peşine düştüğü yorumları yapıldı.

MHP’den 3 dönem Kayseri milletvekili olarak görev yapan Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Yusuf Halaçoğlu, MHP’den ihraç edilince İyi Parti’ye geçmiş daha sonra İyi Partiden de ayrılıp aktif siyasete ara vermişti.

Hayatını kaybeden hasta tutuklu askeri öğrencinin savunması

Okumaya devam et

Popular