Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Ben gece kalkıp kendime bir şey yapmayayım diye çocuklarım nöbet tutuyormuş”

Türkiye’deki hukuksuz uygulamalar nedeniyle mağduriyet yaşayan sayısız aileden biri de Urebe ailesi. Nesrin Urebe yaşadıklarını, eşi Cüneyt Urebe’nin tutukluluk durumunu ve çocuklarının geçirdiği zor dönemleri Bold’a anlattı.

BOLD ÖZEL – Cüneyt Urebe İzmir’de vaizlik yapıyordu. 20 Ağustos 2016’da evinde polis tarafından gözaltına alındı. Eşi Nesrin Urebe, evlerinin 3 saat boyunca yasalar hiçe sayılarak arandığını ve telefonlarına el konulduğu belirtti.

Cüneyt Urebe, Düzce Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. 11 gün boyunca göz altında tutuldu. Urebe’nin kardeşi görüşmek için Düzce’ye gittiğinde izin verilmedi.

AYNI GÜN HEM TUTUKLULUK HEM İHRAÇ

Urebe, 1 Eylül 2016’da tutuklanarak Düzce T Tipi Kapalı Cezaevinde götürüldü. Aynı gün KHK ile vaizlik görevinden ihraç edildi. Geçen 1,5 yılın ardından Cüneyt Urebe’nin iddianamesi hala hazırlanmamıştı.

BİPOLAR BOZUKLUK TEŞHİSİ KONDU

3 çocuğuyla İzmir’de yaşayan eşi Nesrin Urebe, bu süreçte yaşadığı sıkıntılar nedeniyle hastalandı. 5 aylık psikolojik travma dönemi geçirdi. Bu sırada büyük oğlu Ahmet Fatih ve 58 yaşındaki annesi yanındaydı.

Ancak o döneme dair hiçbir şey hatırlamayan Urebe, “Oğlum üniversite sınavına hazırlanmak için uğraşırken ben çocuklarımı hatırlamayacak boyuta gelmişim bu detayları büyük oğlum ve annemden öğrendim” dedi.

Bu zaman içerisinde birçok doktora götürülen Nesrin Urebe’ye önce organik bozukluk, ardından da bipolar bozukluk teşhisi konuldu.

İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNDU

Hastalığın nüksettiği 5 aylık dönemde Urebe, intihar girişiminde bulundu. Olaya büyük oğlu Ahmet Fatih ve ortanca oğlu Mustafa şahit oldu. Akrabalarının İzmir’de olmaması sebebi ile bu dönemi geçirmede zorlanan çocuklar, annelerinin geceleri nöbetleşe başında bekledi.

Urebe “Çocuklar gece nöbet tutuyorlarmış ben gece kalkıp kendime bir şey yapmamayım diye. Bunları anlatırken inanın sözler kifayetsiz kalıyor” derken gözyaşlarına boğuldu.

Üniversite sınavına hazırlanması gereken Ahmet Fatih, hem ailesiyle ilgileniyor hem de sınavına çalışıyordu. Nesrin Urebe’nin annesi, 1 ay İzmir’de onlarla birlikte kaldı. Ancak daha sonra kızını ve küçük iki torununu yanına alarak memleketleri Mardin’e döndü. Nesrin Urebe, 2 ay Mardin’de kaldı. Ahmet Fatih bu dönemde evde üniversite sınavına hazırlandı.

GÖRÜŞ GÜNÜNDE GÖZALTINA ALINDI

Cüneyt Urebe’nin kız kardeşi de Mardin’e giderek Nesrin Urebe’yi tekrar İzmir’e getirdi. Bu sıralarda Urebe kendine gelmeye başlamıştı. 2 yıldır ilaç tedavisi gördüğünü belirten Urebe, maddi durumlar nedeniyle eşini görmeye 2 ayda bir gidebildiğini söyledi. Urebe, şu ifadeleri kullandı:

“5-6 ay sonra eşimin yanına ziyarete gittiğimde beni de orada gözaltına aldılar eşimi bile göremedim. Sabah 08.00’den akşam 22.00’ye kadar gözaltında kaldım. Benimde hala mahkemem sürüyor her hafta imza atmaya gidiyorum. 13 yaşındaki oğluma küçük oğlumu emanet ederek imzaya gidiyorum.”

AHMET FATİH TÜRKİYE 258’İNCİSİ OLDU

Urebe Ailesi, bir yandan hukuksuzluk ve hastalıklarla uğraşırken Ahmet Fatih sayesinde bir nebze olsun mutluluğu tadabildi. Tarifsiz sıkıntılarla dolu günler geçiren Ahmet Fatih, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümünü kazandı. Türkiye sıralamasında 258’inci olmayı başardı. Ortanca oğlu Mustafa ise 7. sınıfı takdir belgesiyle tamamladı.

Nesrin Urebe, çocuklarının çok yıprandığını belirtirken “Küçük oğlum babamı çok özledim diyerek gece uykularından uyanıyor” dedi.

CEZAEVİNDE 3. YILI DOLACAK

Çarşamba günü (yarın) Cüneyt Urebe için mahkeme heyeti kararını açıklayacak. Nesrin Urebe çocuklarının yaşadığı maddi-manevi sıkıntılar ve kendi sağlık durumunun göz önünde bulundurularak eşi Cüneyt Urebe’nin tahliye edilmesini istiyor.

CHP 2015’te hazırladığı Kürt Sorunu Raporu’nu güncelleyecek

Gündem

Savunma Bakanlığı: Helikopter kazasında kararı pilotlar verdi

afp-tatvan-bitlis-bingol-helikopter-kazasi

Milli Savunma Bakanlığı tarafından Bitlis Tatvan’da meydana gelen helikopter kazasına ilişkin yapılan yeni açıklamada “Bulut nedeniyle bir anda görüş alanı kaybedildi, pilotlar geri dönüş kararı verdi” denildi.

BOLD – Bitlis’te 11 askerin şehit olduğu helikopter kazasıyla ilgili açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı, olayın meydana gelmesinde helikopterden kaynaklanan bir neden olmadığını savundu. Helikopterin bakımının zamanında ve uygun olarak yapıldığını, helikoptere yönelik hava şartları dışında herhangi bir dış etkinin olmadığını bildirdi. Kazanın sebebinin, ani hava değişimi olduğu vurgulanarak şu bilgiler paylaşıldı: “Uçuşun son aşamasında hava koşullarının ani değişimi sonucunda ortaya çıkan olumsuz hava şartları nedeniyle helikopterin bulut içinde kalması ve bir anda yer görüş şartlarını kaybetmesi nedeniyle meydana geldiği değerlendirilmektedir.”

HELİKOPTERLER AKLANDI

Bakanlığın verdiği bilgiye göre TSK envanterine giren Cougar tipi 50 helikopterin, 30’u Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 20’si ise Hava Kuvvetleri Komutanlığının kullanımına verildi. Cougar tipi helikopterler TSK envanterine girdiği 1995 yılından bugüne kadar her türlü hava ve arazi koşullarında yaklaşık 150 bin saat uçuş yaptı. Mevcut mevzuata göre Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki helikopterlerin ortalama ömrü 40 yıl, ancak bu süre yenileştirme ve modernizasyon faaliyetleri ile uzatılabiliyor. Milli Savunma Bakanlığı, bugüne kadar Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Cougar helikopterleri ile dört adet can kayıplı olayın hiçbirinin helikopter kaynaklı olmadığını vurguladı.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kaza Kırım ekibinin bulgularıyla ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakanlık yetkilileri, bölgenin coğrafi yapısından dolayı ani hava değişikliklerinin yaşanabildiğini kaydetti. Yetkililer, helikopterin bir yere çarpmasının söz konusu olmadığını ve bulut içi oryantasyon kaybının yaşandığını belirtti.

BİLİNÇLERİ AÇIK DEĞİL

Kazada yaralanan personelin sağlık durumlarının iyi olduğu, ancak kazayla ilgili konuşmaya olanak verecek ölçüde bilinçlerinin açık olmadığı bilgisi de paylaşıldı.

Hava şartları uygun olmasa dahi komutanların emri ile helikopterlerin havalandırıp havalandırılmayacağına yönelik soruya da yetkililer, “Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Uçuş camiasında pilotun kararı esastır. Buna herhangi bir komutanın etki etmesi mümkün değil. Pilotun kendi kararına bırakılır. Komutan olarak rütbeli personel emir verebilir ama uçuş için bir emir verilmesi söz konusu değildir” yanıtını verdi.

Okumaya devam et

Gündem

10 aylık Saime bebeğin annesi Yasemin Melizci’ye 9 yıl ceza

Ankara Sincan Cezaevinde 21 Ocak’tan bu yana tutuklu bulunan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi. Melizci, 1,5 aydır 10 aylık kızı Saime ile birlikte hapisteydi.

BOLD – Sütten kesilmemiş Saime bebeğin annesi 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bir bebek daha annesiyle cezaevinde yaşamaya mahkum edildi. Bugün saat 14.00’te Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS ile bağlanan 29 yaşındaki Melizci, 21 Ocak’ta eşi Kasım Melizci ile birlikte Ankara’da gözaltına alınmıştı.

Bylock kullandıkları ve tanık ifadelerine dayanılarak bir gün sonra tutuklanan Yasemin Melizci’nin karar duruşması için hakim karşısına çıktı. Hemşirelik mezunu olan Yasemin Melizci’ye örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezası verildi.

5275 Sayılı Ceza İnfaz Kanununa göre hamile ve bebekli anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz. Kesinleşmiş bir ceza varsa bebek 18 aylık olana kadar ertelenmesi gerekiyor. Ancak bu kanun Cemaat ve Kürt soruşturmaları kapsamında tutuklanan annelere uygulanmıyor.

9 aylık Saime bebeğin annesi ve babası tutuklandı

Okumaya devam et

Gündem

Müyesser Yıldız ‘casusluk’ davasında kendini ‘Fetö’ ile savundu

Gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel hakkında ‘devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin ve ifşa’ iddiasıyla açılan dava sürüyor. Casusluk suçlamasıyla siyasi iktidarın hedefinde olan Yıldız, savunmasını ‘Fetö’ üzerinden yaptı.

BOLD – Gazeteciler Müyesser Yıldız, İsmail Dükel ve astsubay Erdal Baran’a ‘devletin güvenliğine ilişkin belgeleri temin ve ifşa ettikleri’ iddiasıyla açılan davanın dördüncü duruşması Ankara 26. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılıyor. Müyesser Yıldız, savcının 41 yıla kadar hapis istemiyle verdiği mütalaasına karşı savunmasını yaptı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre Yıldız, daha önce de eski savcı Zekeriya Öz tarafından hapse atıldığını hatırlatarak mevcut davaya ilişkin şunları söyledi: “Bu davada kaç kişiyiz; 3. Benim ‘İntikamname’ olarak nitelendirdiğim iddianame kaç sayfa; 180. Dosyada ne var; yine haberler ve telefon tapeleri. Demek ki 10 yılda, yani ‘Fetö’ döneminden bugüne, hiçbir şey değişmemiş.”

ÜÇÜNCÜ GÜN SUÇUN NEVİ DEĞİŞTİ

Yıldız, MİT Başkanı Hakan Fidan’ın MİT’in 2020 yılı faaliyet raporundaki “Teşkilâtımız 2020 yılı içerisinde kanunun verdiği yetki ve sorumluluk hâlinde… terörle mücadeleyi uluslararası boyuta taşımış, istihbarata karşı koyma alanında ülkemizi hedef alan casusluk faaliyetlerini deşifre etmiş, teknik istihbaratı çalışmalarını ana bileşeni hâline getirmiştir” sözlerini hatırlattı. Yıldız bu sözlerin kendi dosyalarını da ilgilendirdiğini ifade ederek, şunları aktardı: “Bu sözlerin davamızla ilgisi ne mi? Başlangıcı ‘askeri casusluk’ iddiasıyken, üçüncü gün suçun nevi değiştirildi ya; eğer MİT diğer casusluk faaliyetlerini de böyle ‘deşifre’ etti ve ediyorsa, yandık demektir.”

Yıldız, telefonlarının illegal şekilde dinlendiğine dikkat çekti. “MİT’in dosyadaki o kağıt parçasından sonra, bu da telefonlarımın çok önceden illegal şekilde dinlendiğinin delili değil midir? Şimdi sormak istiyorum. Telefonlarımı kimler, illegal şekilde dinledi, dinletti? Ve bunları birilerine servis edenler kimlerdir; amaçları nedir? Şu tablodan sonra, ‘Demek ki, Fetö hâlâ tüm gücüyle iktidarda’ dersem yanlış mı olur” diye sordu.

ERDOĞAN’IN EYLEM PLANI’NA GÖNDERME

Yıldız, davada gazetecilik faaliyetinden dolayı yargılandıklarını kaydederek, “Bu dava, bağımsız gazeteciliği ortadan kaldırıp, halkın bilgi ve fikir sahibi olmasını engelleme davasıdır” dedi.

Yıldız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Eylem Planı’nı da anımsatarak, “Ve dahi bu dava, bizzat Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6 gün önce açıkladığı ‘İnsan Hakları Eylem Planı’nı her yönüyle boşa çıkaran bir davadır. Biliyorum; birtakım güç ve güçlüler tarafından ‘diken’ sayılıyoruz. Biliyorum; artık adalet tanrıçası Themis’in yerini başka tanrılar aldı” diye konuştu.

NE OLMUŞTU?

Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel 8 Haziran 2020’de ‘askeri casusluk’ suçlamasıyla evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Üç günlük gözaltının ardından Dükel serbest bırakıldı, Yıldız ise tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne konuldu. Yıldız ile birlikte haber kaynağı Erdal Baran da tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede gazeteciler Müyesser Yıldız ve İsmail Dükel ile Erdal Baran’ın “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklama” suçlamasıyla 17.5 yıla kadar hapisleri talep edildi. 9 Kasım 2020’de görülen ilk duruşmada Yıldız, yurtdışına çıkış yasağı konularak tahliye edildi. Mahkeme ayrıca sanıklar hakkında TCK’nin 327. maddesinde düzenlenen ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek’ suçlamasıyla Ankara Başsavcılığı’na bildirimde bulunulmasına karar verdi.

Davanın ikinci duruşmasında, gazeteciler hakkında “zincirleme şekilde devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek” suçu uyarınca hazırlanan ikinci iddianame dava dosyasıyla birleştirilmişti.

Davanın üçüncü duruşmasında, üç ismin de Türk Ceza Kanunu’nun 327’nci ve 329’uncu maddelerinde düzenlenen suçlamaların zincirleme bir şekilde ihlal edildiğini öne sürerek, 41 yıla kadar hapislerini istemişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0