Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Abdülhamit Bilici: “Diktatörlüğe yalakalık yapmaktansa taksicilik yaparım”

Uber sürücülüğü yaptığı için Akşam Gazetesi’nin manşetinden aşağılanmaya çalışan Zaman Gazetesi yayın yönetmeni Abdülhamit Bilici BOLD’a konuştu: “Benim için şeref”

CEVHERİ GÜVEN

BOLD – Zaman Gazetesi kapatılıp mal varlığına el konulduktan sonra Türkiye’yi terketmek zorunda kalan Abdülhamit Bilici ve Zaman Gazetesi yöneticileri hakkında uzun süre Hükümete yakın medyada “yurt dışında lüks içinde yaşıyorlar” haberleri çıkmıştı.

Ancak bugün, Akşam Gazetesi’nin manşetinde Abdülhamit Bilici’nin Uber taksi sürücülüğü yaptığı manşetten verildi ve aşağılayıcı bazı kelimeler kullanıldı.

Zaman Gazetesi’nin kapatılmadan önceki son yayın yönetmeni Abdülhamit Bilici, Akşam Gazetesi’nin haberine cevap verdi.

Kendisi açısından helal kazancıyla manşet olmanın ayakkabı kutularıyla manşet olmaktan daha şerefli olduğunu söyleyen Bilici, yurt dışında lüks içinde yaşadıklarına dair iddiaların da havuz medyasının bu haberiyle yalanlanmış olduğunu belirtti:

“Bizim yurt dışında nasıl yaşadığımız manşetten ilan edilmiş oldu. Bu aslında sır değildi. Türkiye’de gazeteciliğin sadece ahlaki olarak değil mesleki olarak da iflas ettiğinin göstergesi. Ben 1,5 seneden fazla zamandır Uber yapıyorum. Bazı günler 9-10 saat çalışıyorum. En az 40-50 konferansta bundan bahsettim. Bir sürü röportajda bahsettim. Bizim Türk medyası yeni bir şey bulmuş gibi atlamışlar. Benim açımdan helal kazançla manşet olmak ayakkabı kutularıyla manşet olmaktan daha şereflidir diye düşünüyorum.”

Zaman Gazetesi polis tarafından Mart 2016’da basıldığında Abdülhamit Bilici, polis zoruyla yayın yönetmeni olduğu gazeteden çıkartılmıştı.

“MESLEĞİMİZİ MADDİ MENFAAT İÇİN KULLANMADIĞIMIZIN İSPATI”

Çıkan haberin Hükumete yakınlıklarını maddi menfaate çevirmediklerinin de ispatı olduğunu söyleyen Bilici, ancak bu sayede bağımsız olunabileceğini belirtti:

“Bir çok arkadaşımız Uber yapıyor. Adem Yavuz mesela benden daha fazla yaptı Uber, hala da yapıyor. Aslında Zaman Gazetesi’nin yöneticisi olan birinin bu işi yapıyor olması tüm iftiraları boşa çıkarıyor. Arkadaşlarımın hiçbiri benden farklı değil. Hiç kimse çalıştığı kurumlardan bir kuruş haksız almış bir yerlere kaçmış değil. Zaten kurumların ve bizim tüm hesaplarımız Hükumetin elinde. Şimdiye kadar tek suistimal ortaya koyamadılar. Benden önceki Ekrem Dumanlı bey de herhangi bir suistimaline rastlamadılar.

Bizler bir dönem hükumete çok yakındık, herhangi bir işadamına küçük bir ihalede, küçük bir dosyada yardımcı olsaydık her halde şuanda yedi sülalemize yetecek kadar birikimimiz olurdu sağda solda. O yakınlığı bu şekilde kullanmak gibi bir derdimiz olmadı. Allah’a şükür ki olmamış, şimdi şerefimizle yaşamaya devam ediyoruz.

Arkadaşlarımızın bir çoğu mağdur durumda ama bu mağduriyeti de sürekli dile getirmek istemiyoruz. Mesleği bir taraftan yapmaya çalışıyor arkadaşlar bir taraftan da hayatta kalmaya geçinmeye çalışıyoruz.”

“EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞIMIZ SAYESİNDE HÜKÜMETE KARŞI KOYABİLDİK”

“Ben daha çok dünyaya konferanslarla Türkiye’deki basın özgürlüğünün durumunu, hapisteki arkadaşları ve diğer tüm mazlumları anlatmaya öncelik veriyorum. Bu arada geçimimi de bu şekilde sağlamaya çalışıyorum. Uber’de çalışmayı da bağımsızlığımızı koruma açısından önemli görüyorum.

Eskiden de böyleydik. Zaman Gazetesi bazı konularda eleştirilebilir ama en önemli yanlarından biri bağımsızlığıydı. Bizim AKP’yle ilişkilerimizin iyi olduğu dönemde de bağımsızlığımız vardı. Bize hiçbir zaman Sabah gibi, Star gibi muamele yapamadılar. Basit bir örnek vereyim. Yenişafak Fehmi Koru’yu Başbakan Erdoğan’ın gazabıyla attı. Başka hiçbir gazete alamadı korkudan. Fakat Zaman Gazetesi Fehmi Koru’ya yazarlık teklif etti ve yazmaya başladı. Daha sonra şartlar değişince kendisi o vefanın gereğini yerine getiremedi ama Zaman bunu yaptı.

Bizim AKP’yi eleştiren yazarlarımıza, mesela Ali Bulaç gibi isimlerin uzaklaştırılmasına dönük çok baskı geldi. Ama Zaman, Doğan Grubu’nun ya da havuzdakilerin yaptığını yapmadı. Bu isimleri işten çıkarmadı.

Türkiye’deki bağımsızlığımız böyle para işlerine bulaşmamız olmamız sayesindeydi. Hükumet demokrasiden uzaklaşıp, yolsuzluklara bulaşınca da eleştirebilmemiz bu sayede oldu.”

“CUMHURİYET GAZETESİNİN YAPTIĞI KENDİ TARİHLERİ AÇISINDAN UTANÇ VERİCİ”

Bilici, Akşam’ın haberini Cumhuriyet ve NTV gibi medya organlarının kullanış biçimine de oldukça tepkiliydi:

“Uber yaptığımı birkaç sene önce söyledim ve medyaya yansıdı. Bunun şimdi yeni bir şey gibi haber yapılması gazetecilik açısından saçma, bayat haber. Ama Türkiye’nin önemli gazetelerinden birinin yayın yönetmeninin Uber yapıyor olmak zorunda kalmasın haber değeri vardır. Onun dışında üslup çok kötü. Yıllardır bu zift medyasının haberlerine bakmıyorum da önemsemiyorum da ta 2013’te Kabataş olaylarından beri. Zorunlu olmadıkça bakmamaya çalışıyorum.

İnsanı üzen üslup. Mesela Cumhuriyet. Güya özgürlükçü, ülkemizde kıdemli bir yere sahip ama attıkları başlık utanç verici. Gazetesi kapatılmış, arkadaşları hapsedilmiş, kendisi sürgünde bir gazeteci için kullandıkları başlık kendi tarihleri açısından utanç verici.”

“DİKTATÖRLÜĞE YALAKALIK YAPMAKTANSA TAKSİCİLİK YAPARIM”

Havuzlaştırılmış medya organlarının da tarzı tuhaf. Mesela NTV’yi gördüm. Ben Cihan Haber Ajansı’nda yöneticilik yaparken NTV müşterimizdi. NTV bir haberimizi kullandığımız zaman biz ajans olarak iyi bir haber yaptığımızı düşünürdük. NTV o kadar saygın bir konuma sahipti. Fakat şu anda bu yaptıkları haber AKİT diliyle, ODA TV diliyle asparagas ve tetikçi tarzda yapmaları açıkçası mesleğimiz adına ülkemiz adına üzüntü ve utanç verici.

Dünyada ve Türkiye’de geçmişte ülkesini terketmek zorunda kalmış birçok aydın ve gazeteci başka işler yaparak ayakta kalmaya çalışmıştır. Bu onlar için onur kaynağıdır, şereftir. Diktatörlüğe yalakalık yapmak, saraylarda, uçaklarda yeralmak yerine gerekirse mendil satarak, gerekirse taksicilik yaparak ayakta kalmak onurdur. Türkiye’deki gazetecilerin de bunu böyle görmeleri gerekir. Fakat kullandıkları dil, yaptıkları haberler medya ve Türkiye’nin geleceği açısından çok umut kırıcı.”

Abdülhamit Bilici’nin helal kazancı Akşam Gazetesi’ne dert oldu

BOLD ÖZEL

Tutuklu kanser hastasına cezaevi aracında işkence

10 yıldır kanser hastası olan ve üç yıldır cezaevinde bulunan polis memuru Mustafa Koray Mehirli, Mersin sıcağında cezaevi aracında kaldıkları kötü muameleyi mektubunda yazdı.

BOLD ÖZEL – Tutuklu kanser hastası Mustafa Koray Mehirli, tahliller için götürüldüğü Mersin Şehir Hastanesi önünde resmen işkenceye maruz bırakıldı.

Yaşadıklarını Kurban Bayramından önce ailesine gönderdiği mektupta anlatan Mehirli, bir arkadaşıyla birlikte konulduğu cezaevi aracında, su dahi verilmeden, WC ihtiyaçları giderilmeden, 40 derece sıcakta saatlerce bekletildi.

Tek kişilik hücreler şeklinde olan ve ‘tabut’ diye adlandırılan cezaevi araçları özellikle hastalar, hamileler, yaşlılar için büyük bir işkence. 40 dereceyi aşan sıcaklıkta kanser hastası bir insanın bekletilmesi 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanununa aykırı.

Mehirli mektubunda o günü şöyle anlattı: “Arkadaş ameliyat oldu geldi, pansumanlarını ben yapıyorum, elimden geldiğince. Hastaneden birlikte geldik çarşamba günü, o gün ne rezillik çektik. Belki de cezaevi arabalarının en kötüsüyle gittik. Öyle bir arabayla gittiğimiz yetmiyormuş gibi bir de hastaneye gidip gelene kadar arabanın içinde beklettiler. Doktora götürürken arabadan indirip doktora gösterdiler, dönüşte tekrar arabaya koydular. O sıcakta ne çektik yaa… Rabbim bizlere böyle eziyet edenlerden hakkımızı ve intikamımızı alsın inşallah. Saatlerce ellerimiz kelepçeli bir şekilde, daracık yerde, ne tuvalet, ne su, Rabbimin yardımıyla dayandık çok şükür.”

Cemaat soruşturmaları kapsamında 29 Temmuz 2016’da tutuklanan Mustafa Koray Mehirli, 15 Kasım 2018’de Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasında 7 yıl 13 ay, 15 gün hapis cezasına çarptırıldı ve Mersin Tarsus Cezaevine gönderildi.

2009 yılında tiroid kanseri teşhisi konulan ve o günden beri düzenli ilaç tedavi gören polis memuru Mustafa Koray Mehirli (47), 3 yıldır cezaevinde bulunuyor, hastalığı nedeniyle düzenli kontrole gitmesi ve ilaç tedavisi alması gerekiyor. Ama cezaevi şartları ve imkanları dahilinde bu tedavinin aksadığını eşi F. Mehirli daha önce BOLD’a anlatmıştı.

10 yıldır kanser hastası, 650 gündür cezaevinde

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Babacan ve Davutoğlu’dan Erdoğan’ı korkutan plan

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı harekete geçen Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu yeni parti çalışmalarını birleştiriyor mu? Babacan ve Davutoğlu ittifakı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğini nasıl etkiler?

BOLD – İkilinin ittifakına Abdullah Gül neden engel oluyor? Erdoğan’ın tehditlerine rağmen yeni parti hazırlıkları ne durumda? Ekrem İmamoğlu’nun zaferi, yeni parti hazırlıklarına nasıl etki etti?

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AYM’den sonra Danıştay’dan sürpriz karar – CANLI YAYIN

Türkiye ve dünyanın öne çıkan gelişmelerinin aktarıldığı BOLD Haber’de gündem Erdoğan’ın hukuksuz sarayları ve AYM’den sonra Danıştay’dan gelen sürpriz karar…

Okumaya devam et

Popular