Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Kaçırılan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın gizemli avukatına BOLD ulaştı

Şubat ayında kaçırılan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın mahkeme günü ortaya çıkan gizemli avukatına ulaştık. İşte gizemli avukat ve söyledikleri.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Şubat ayında kaçırılan 6 kişi arasında yeralan Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın mahkeme günü ortaya çıkan sürpriz avukatının ismine BOLD ulaştı ve konuştu. Ankara Barosu’na bağlı avukat Neslihan Koçer MHP’li bir isim.

Avukat Neslihan Koçer, Ugan ve Kaya’nın kendisini Emniyet’te tesadüfen bulduklarını, kaçırılmadıklarını, işkence görmediklerini söyledi. Koçer’e göre müvekkilleri gayet iyiydi hatta Emniyet’te kendi doğum gününü kutladılar.

BAHÇELİ’NİN ROZET TAKTIĞI İSİMLERDEN

Şubat ayında kaçırıldıktan 6 ay sonra Ankara Emniyeti’ne teslim edilmiş şekilde bulunan dört kişi ile kendi aile avukatları görüştürülmemiş, Baro’nun görevlendirdiği avukat grubuyla görüşmeleri de engellenmişti. Mahkeme günü aniden ortaya çıkan ve ailelerinin isimlerini bilmediği iki kadın avukattan, Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın avukatına BOLD ulaştı.

İsminin Neslihan Koçer olduğu öğrenilen avukat, 2011 yılında Ergenekon sanığı Emekli Korgeneral Engin Alan’la aynı törende MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin rozet takıp MHP’li yaptığı isimlerden biri.

2016 yılındaki Ankara Barosu Kongresine Milliyetçi Avukatlar Grubu Yönetim Kurulu üyesi olarak da giren Neslihan Koçer, milliyetçi kişiliğiyle dikkat çekiyor.

“EMNİYETTE KARŞILAŞTIK AVUKATLARI OLMAMI İSTEDİLER”

Avukat Neslihan Koçer, müvekkilleriyle Ankara Emniyeti’nde karşılaştıklarını, kendisinden avukatı olmalarını istediklerini, böylece Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın avukatı olduğunu iddia etti.

Avukat Koçer, Ugan ve Kaya’nın ifade işlemlerinin günlerce sürdüğünü ve kendisinin de ifadelerde bulunduğunu söyledi ancak Ugan ve Kaya, aile görüşmelerinde ifade esnasında avukatları bulunduğuna ilişin herhangi bir bilgi vermemişlerdi.

Mahkeme günü ailelerin ilk kez uzaktan gördükleri, konuşamadıkları, isimlerini de öğrenemedikleri iki kadın avukattan biri olan Neslihan Koçer’le yaptığımız röportaj:

Yasin Ugan Beyin avukatısınız değil mi?

Doğru evet.

Yasin Beylerin 6 aydır kayıp olduklarına ilişkin çok sayıda haber çıktı.

-Yok öyle bir durum yok.

Aileleri böyle şikayette bulunmuşlardı savcılığa.

-Evet

Sonra gözaltında kendi aile avukatlarıyla görüşmediler sizinle nasıl irtibata geçtiler acaba?

-Kendileri buldular beni.

Nasıl?

Ben de oradaydım ifade esnasında oradaydım, kendileri ulaştılar bana.

Nerede?

Emniyet’teydim ben, kendileri istediler.

Siz başka bir iş için mi Emniyetteydiniz?

Tabi tabi.

Siz bu 4 kişinin mi avukatısınız?

Hayır, hayır sadece Yasin Ugan ve Özgür Kaya’nın avukatıyım.

Peki bu kişiler neyle suçlanıyorlar?

Bunları zaten öğrenirsiniz, gizli bir soruşturma hakkında avukat olarak bilgi vermem uygun değil. Zaten öğrenirsiniz sağolun.

Mahkemede ya da kendilerinden kaçırıldık gibi herhangi bir ifade duydunuz mu?

Hayır, hiç öyle bir beyan olmadı. Kendileri teslim oldular zaten.

Peki ailelerin size ulaşamadıkları, duruşmadan sonra arka kapıdan avukatların çıkartıldığı gibi beyanları oldu.

Nasıl, yo hayır, öyle bir durum yok.

Bu kişilerle ilgili medyada çok fazla haber yapıldı. Sonra siz onlarla emniyette karşılaşıyorsunuz ve avukatları olmanızı istiyorlar, bu garip değil mi?

Yo hiç de garip değil, kendileri istediler zaten. Fırsat olursa kendileriyle de röportaj yaptığınızda anlarsınız zaten.

Ailelerinin ifadelerinde çok zayıflamış oldukları, ten renklerinin beyazlamış olduğu, korkulu oldukları vardı. Sizin böyle bir gözleminiz oldu mu?

Yo olur mu, günlerce ifadedeydik zaten. Özgür bey de Yasin bey de gayet iyiydi durumları.

Bir sıkıntı yoktu diyorsunuz?

Hayır hayır, olur mu. Hatta benim doğum günümdü, doğum günümü bile kutladık orada.

Emniyette öyle mi?

Hı hım.

Yani sizin işkenceye dair bir gözleminiz yok öyle mi?

Hayır hayır, net bir şekilde söylüyorum, defalarca kendilerine de bir şikayetiniz var mı diye görüştüm. Her ifade günü hem başlangıçta hem bitişte. Hiçbir sıkıntı olmadığını dile getirdiler.

Kaç gün ifade alındı acaba?

Valla bir haftaya yakın sürdü. Şuan tam hatırlamıyorum hangi gün başladı hangi gün bitti.

AİLELERE GÖRE TUTUKLANAN DÖRT KİŞİ AVUKATLARININ İSİMLERİNİ BİLMİYORDU

Neslihan Koçer’ın sözlerine karşın aileler, iki avukatı ilk kez duruşmada gördüklerini dile getirdiler. Kaçırılan dört kişi gözaltında kaldığı 12 gün boyunca medyada çok sayıda haber oldu, Ankara Barosu ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) kaçırılan kişilerin avukat görüşmelerinin engellendiğine ilişkin basın açıklaması yaptılar.

Gözaltı sürecinin son günü olan 12. gün savcılığa ardından da Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkartıldılar. Aileler mahkeme salonuna yaklaştırılmadı. Aynı şekilde aile avukatları ve Baro avukatları da mahkemenin bulunduğu koridordan çıkartıldı. Duruşmaya iki kadın avukatın girdiği öğrenilirken aileler avukatların isimlerine dahi ulaşamadılar. Çok kısa süren yargılamanın ardından Yasin Ugan, Özgür Kaya, Erkan Irmak ve Salim Zeybek tutuklandı. Aileler, çıkışta eşleriyle konuşmaya çalışırken, eşlerinin de avukatlarının isimlerini bilmediğini dile getirdiler.

BOLD ÖZEL

Adli Tıp Kurumu Twitter kullancılarını fişleme yazılımı geliştirdi

ATK’nın Twitter kullanıcılarını fişleme yazılımı, kurumun resmi belgeleri arasında yeralıyor. Ali Türkşen’in yayınladığı fişleme listesinin bu yazılımla yapıldığı iddiası var.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Adli Tıp Kurumu, Twitter kullanıcılarını fişlemek için bir yazılım geliştirdi. Kurumda Elektronik Mühendisi olarak çalışan İsmail Eren tarafından geliştirilen projenin adı: “FETÖ iltisaklı Twitter kullanıcılarının makine öğrenmesi ile otomatik tespiti.”

Geçtiğimiz ay Ergenekon davası sanıklarından eski Kurmay Albay Ali Türkşen ve Oda TV, Twitter kullanıcılarını fişleyen üç ayrı liste yayınladı. Türkşen, yoğun tepkiler üzerine içinde gazeteciler ve insan hakları savunucularının da isimlerini içeren fişleme listelerini sildi. Ancak liste, Adli Tıp Kurumunda geliştirilen projeyle benzerlikleriyle dikkat çekiyor.

ADLİ TIP KURUMU’NUN KABUL EDİLEN PROJELERİ ARASINDA

Adli Tıp Kurumunun her yıl düzenlediği “Adli Tıp Günleri” bu yıl 16-28 Ekim tarihleri arasında Antalya’da yapıldı. Bu kapsamda kurumun önümüzdeki dönemine ilişkin sunulan projelerden kabul edilenler liste halinde yayınlandı.

Kurumun resmi internet sitesinden yayınlanan listede kabul edilen projelerden biri, Twitter’da fişleme yapmak için kullanılan bir yazılımı içeriyor.
Liste’de P7 (Proje 7) olarak yer alan “FETÖ iltisaklı Twitter kullanıcılarının makine öğrenmesi ile otomatik tespiti” projesi de kabul edilenler arasında ve karşısında İsmail Eren yazıyor.
Adli Tıp Kurumunda Elektronik Mühendisi olarak çalışan İsmail Eren tarafından geliştirilen yazılım, Twitter kullanıcılarını çeşitli algoritmalar kullanarak listelemeyi içeriyor. Yazılımın hedef aldığı grup ise Hizmet Hareketi.

Adli Tıp Kurumu’nun yayınladığı listenin “P7” sırasında Twitter kullanıcılarını fişlemeye dönük yazılım görülüyor.

‘FETÖMETRE’DEN SONRA İKİNCİ

Benzer bir yazılım Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “Fetömetre” adıyla kullanıldı. Yazılım, TSK’da görevli askerleri, “yurt dışı görevde bulunmaları”, “NATO tecrübesi” “TSK’daki başarı notları”, “Ailesinden Hizmet Hareketi’ne yakın biri olup olmadığı” gibi parametrelerle belirleme üzerine çalışıyor. Fetömetre yazılımıyla TSK’dan binlerce subayın ihraç edildiği belirtiliyor.
Adli Tıp Kurumunun, istihbarat toplama görevi yasal olarak bulunmuyor. Fişleme ise yasalara göre tüm kurumlar için suç. Ancak İsmail Eren’in geliştirdiği yazılım, Adli Tıp Günleri kapsamında kurum çalışması olarak sunuldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü de benzer bir yazılımı yurt dışı için devreye sokmuştu. Özellikle Almanya’da yaşayan gurbetçilere yönelik program, Almanya’da da fişleme tartışması başlatmıştı. Gurbetçilerin, tanıdıkları ve Hizmet Hareketi ve Kürt Hareketi’yle ilgili kişilerin isim, adres bilgileri ve fotoğraflarını sisteme yüklemeleri üzerine çalışan yazılım, cep telefonu aplikasyonu şeklindeydi.

ÜÇ FİŞLEME LİSTESİ ADLİ TIP’IN YENİ YAZILIMIYLA ELDE EDİLDİ İDDİASI

Twitter’daki hesapların fişlenmesiyle ilgili önce Oda TV’de bir liste yayınlandı. 2 Eylül’de yayınlanan ‘Hesap hesap Twitter’daki Fethullahçı askerler’ başlıklı haberde, KHK’larla işlerinden atılan eski askerlere ait sosyal medya hesapları tek tek fişlenmişti. Dosyada yer alan Twitter hesaplarının ortak özelliği, tamamının 15 Temmuz’u sorgulamasıydı.

İKİNCİ FİŞLEME LİSTESİ ALİ TÜRKŞEN’E

Ergenekon davası sanıklarından Ali Türkşen ise ertesi gün iki farklı liste yayınladı.İlk liste ‘15 Temmuz sonrası FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan sosyal medya hesapları’ başlığını taşıyordu.
İkinci liste ise ‘15 Temmuz öncesinde FETÖ/PDY mensupları tarafından algı operasyonu yapmak amacıyla kullanılan sosyal medya hesapları/dergiler’ başlığına sahip.

Listede bazı gazetecilerin isimleri de yer alıyordu. Gazeteci Ece Sevim Öztürk ve tarihçi Natali Avazyan’ın isimleri de listede bulunuyordu.

Twitter üzerinden yapılan fişlemelerin Adli Tıp Kurumu’nun geliştirdiği yazılımla yapılıp yapılmadığına sorularımıza rağmen Adli Tıp Kurumu cevap vermedi.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Mustafa Yılmaz’ın kaçırılmasıyla ilgili aynı mahkemeden iki zıt karar

Ankara 5. Sulh Hakimliği beş ay arayla birbirine zıt iki karar verdi. Önce olay araştırılsın isteyen mahkeme şimdi tersine hükmetti.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Şubat ayında Siyah Transporter’la kaçırılan 6 kişiden biri olan KHK’lı Fizyoterapist Mustafa Yılmaz’dan hala haber alınabilmiş değil. Eşi Sümeyye Yılmaz’ın eşini bulabilmek için verdiği hukuki mücadele ise sürekli yeni engellerle karşılaşıyor.

Sümeyye Yılmaz’ın eşinin bulunması için verilen suç duyurularından ilkine 18 gün sonra takipsizlik kararı verilmişti.

Fizyoterapist Mustafa Yılmaz’ın 19 Şubat’ta zorla kaybedilmesine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ilk soruşturmada Savcılık, Yılmaz’ın kaçırılmasına ilişkin eşi Sümeyye Yılmaz’ın ifadesinde belirttiği kamera kayıtlarını incelemeye gerek görmemişti. Takipsizlik kararında kaçırılma yerine, kayıp kişi yönünden dosyanın soruşturulması için Emniyet Müdürlüğü “kayıp şahıslar bürosu”na gönderilmesi kararlaştırıldı.

Savcılığın verdiği takipsizlik kararı.

 

MAHKEMENİN İLK KARARI DİKKAT ÇEKİCİYDİ

Sümeyye Yılmaz takipsizlik kararına itiraz etmiş ve Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği, takipsizlik kararını kaldırarak, Mustafa Yılmaz’ı kaçıranların araştırılmasının önünü açmıştı.

Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği şunları belirtmişti:

“Soruşturmanın tüm yönleriyle tamamlandıktan sonra, müştekinin sunduğu CD, kolluk vasıtası ile olay yeri güvenlik kamera kayıtlarından elde edilecek veriler, cep telefonu sinyal bilgilerinin ve HTS kayıtlarının tespitinden sonra CMK 172. Maddeye göre işlem yapılması gerektiğinden, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itiraz kabul edilmiştir”

Delilleri tek tek sayarak işlem yapılmasını isteyen mahkeme ayrıca Cumhuriyet savcısının görevlerini de hatırlattı. Kararda; “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir surette bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, madri gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılanmanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür” düzenlemesi hatırlatıldı.

İKİNCİ KARAR TAM TERSİ

Ancak Mustafa Yılmaz’ın kaçırılmasıyla ilgili süren soruşturmada yine aynı mahkeme bu kez tam tersi karar verdi. Savcılığın verdiği ikinci takipsizlik kararına itiraz eden Sümeyye Yılmaz’ın itirazı yine Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği’ne gitti.

Hakimlik bu kez, takipsizlik kararının hukuka uygun olduğunu belirterek, kamera kayıtlarının toplanmaması, şahitlerin ifadelerinin alınmaması gibi unsurlara hiç değinmedi. 

 

NE OLMUŞTU?

Hizmet Hareketi’ne yönelik yürütülen Tenkil Süreci’nde özellikle 15 Temmuz’dan sonra çok sayıda kişi Siyah Transporter’la kaçırıldı. Kaçırılan kişilerin çoğundan aylarca haber alınamazken, bazıları aylar sonra Emniyet’e yasa dışı biçimde teslim edildi. Tamamı aylarca ağır işkence gördüklerini beyan ettiler. Kaçırılan kişilerden bazılarından ise bir daha haber alınamadı. Sunay Elmas, Ayhan Oran, Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen bunlardan bazıları…

Siyah Transporter’la kaçırılan kişiler:

Sunay Elmas(27 Ocak 2016), Ayhan Oran (1 Kasım 2016). Mustafa Özgür Gültekin (21 Aralık 2016), Durmuş Ali Çetin(17 Mayıs 2017), Hüseyin Kötüce (28 Şubat 2017), Mesut Geçer (26 Mart 2017), Turgut Çapan (31 Mart 2017), Önder Asan(1 Nisan 2017) Cengiz Usta(4 Nisan 2017), Mustafa Özben(9 Mayıs 2017), Fatih Kılıç(14 Mayıs 2017), Cemil Koçak (5 Haziran 2017), Murat Okumuş(16 Haziran 2017), Enver Kılıç (30 Eylül 2017),  Zabit Kişi (30 Eylül 2017), Hıdır Çelik (6 Aralık 2017), Ümit Horzum (6 Aralık 2017), Ayten Öztürk (13 Mart 2018), Orcun Şenyücel (21 Nisan 2018), Hasan Kala(20 Temmuz 2018), Fahri Mert(12 Ağustos 2018), Ahmet Ertürk(16 Kasım 2018)

2019 Şubat sonrası kaçırılanlar ve tarihleri: Gökhan Türkmen (7 Şubat 2019), Yasin Ugan(12 Şubat 2019), Özgür Kaya(12 Şubat 2019), Erkan Irmak(16 Şubat 2019), Mustafa Yılmaz(18 Şubat 2019), Salim Zeybek(20 Şubat 2019), Yusuf Bilge Tunç (6 Ağustos 2019)

Bir kişi daha kaçırıldı: KHK’lı Yusuf Bilge Tunç

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yetimhanelerde büyüyen Meryem Haydaroğlu 30 günlük bebeğiyle tutuklandı

Bir lohusa anne ve bebeği daha tutuklandı. Yetimhanelerde büyüyen, 10 yıllık sınıf öğretmeni Meryem Haydaroğlu (37) doğum iznindeyken Şanlıurfa 2 Nolu T Tpi Cezaevine gönderildi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Tenkil Süreci’nin en büyük mağdurlarından tutuklu bebekli annelere bir yenisi daha eklendi. Şanlıurfa Viranşehir 15 Temmuz Şehitleri İlkokulunda sınıf öğretmenliği yapan Meryem Haydaroğlu ve 30 günlük bebeği Ahmet Mert, 7 Eylül 2019’da tutuklandı.

Haydaroğlu’nun tutuklandığını TBMM İnsan Hakları Komisyonu Üyesi ve HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından şöyle duyurdu:

CEZAEVLERİ BEBEKLERE GÖRE DEĞİLDİR

“BİR LOHUSA TUTUKLU DAHA! Meryem Haydaroğlu lohusayken Hilvan’daki Şanlıurfa 2 Nolu T Tipi Cezaevine kondu. Ameliyatlı halde ve 28 kişilik kadın koğuşunda, 2 çocuğu da dışarıda kaldı! Zulüm ve insafsızlık son haddinde! Cezaevleri bebeklere göre yer değildir!”

Gergerlioğlu’nun da 17 Eylül 2019’da kendisine cezaevinden gelen mektupla öğrendiği anne ve bebeğin durumu oldukça vahim. Meryem Haydaroğlu’nun bir koğuş arkadaşı tarafından kaleme alınan mektupta, “Beş gün önce vicdanları kanatan bir durumla karşılaştık ki, bu duruma duyarsız kalmak mümkün değildi. Hepimize kendi sıkıntısını, acısını unutturacak kadar içler acısı bir durum. Şöyle ki; henüz kırkı çıkmamış bir bebek ve lohusa bir anne, aranan başka birine yakınlığından, arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve Bankasya’da bir miktar parasının bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak koğuşumuza getirildi. İsmi Meryem Haydaroğlu, Ahmet bebekle 28 kişilik koğuşta günlerdir zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.” denildi.

Şırnak doğumlu Meryem Haydaroğlu 37 yaşında.

YETİMHANEDE BÜYÜDÜĞÜ İÇİN TRAVMA GEÇİRDİ

Mektupta, Meryem Haydaroğlu’nun yetimhanede büyüdüğü için cezaevi koridorlarını, demir parmaklıkları ve görevlileri görünce ağlama krizine girdiği ve yaşadığı travma anlatılarak şöyle devam edildi:

“İşin daha üzücü ve vahim olan tarafı da Meryem hocanın henüz beş yaşındayken anne babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından Bitlis Yetimhanesine yerleştirildikten sonra 18 yaşına kadar farklı farklı yetiştirme yurtlarında kalmış olması. Zaten hayatı boyuna acılar çekmiş, aile sıcaklığından mahrum kalmış bir insana bir de hapishane hayatı yaşatmak reva mıdır? Üstelik evde kendisini bekleyen biri 3 diğer 8 yaşında iki küçük çocuğu daha varken.”

BEBEKLE 2 GÜN GÖZALTINDA KALDI

Bold Medya’nın ulaştığı Meryem Haydaroğlu eşi Fatih Sultan Haydaroğlu, mektupta yazılanların doğrulayarak “Saat 6 civarında Şanlıurfa TEM’den geldiler. Savcılık yazısı varmış ellerinde. Arama yapacakları ve gözaltı yapacaklarına dair bir yazı. Aldılar Şanlıurfa’ya götürdüler, 2 gün gözaltı süresinden sonra akşam 17.00 civarında nöbetçi mahkemeye sevk edilip şüpheli kişilerle görüştüğü gerekçesiyle tutuklandı. Şu an Hilvan’daki cezaevinde. Bizim kimseyle bir ilgimiz yok. Lohusa bir anne serbest bırakılmalı.” dedi.

Ahmet Mert, Türkiye cezaevlerinde bilinen şu andaki en küçük bebek. 24 Mayıs 2019’da açıklanan resmi rakamlara göre cezaevlerinde 864 bebek bulunuyor. Ama Gergerlioğlu’na göre bu sayı 1000’e dayandı. 5275 sayılı CİK’e göre doğum yapan anneler gözaltına alınamaz, tutuklanamaz, cezalarının 6 ay ertelenmesi gerekiyor.

SEZARYENLE DÜNYAYA GELDİ

Eşinin özel bir okulda 10 yıl öğretmenlik yaptığını, 15 Temmuz’dan önce görevden ayrıldığını ve bir daha başlamadığını ifade eden Haydaroğlu, “Eşim 3 yıldır çalışmıyordu. Güvenlik soruşturmasından yeni geçmişti ve Nisan 2019’da tekrar ataması yapılmıştı. Üçüncü çocuğumuzu dünyaya getirdi. Doğum iznindeydi. Oğlumuz Ahmet Mert 31 Temmuz 2019’da doğdu. Hapse girdiğinde bebek 30 günlüktü. Eşim sezaryen olmuştu zaten.” ifadelerini kullandı.

BİTLİS, KİLİS, URFA’DAKİ ÇOCUK ESİRGEME KURUMLARINDA KALDI

Şırnak doğumlu olan Meryem Haydaroğlu, 5-6 yaşlarında anne-babasını vefat edince abisiyle birlikte Bitlis, Kilis ve Urfa’daki çocuk esirgeme kurumlarında, bizzat devletin elinde büyümüş bir öğretmen. Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Sınıf Öğretmenliği okuduktan sonra göreve başlayan Haydaroğlu, 2009’da evlenmiş. Genç annenin Ahmet Mert dışında 3 ve 8 yaşlarında iki çocuğu daha bulunuyor.

Meryem Haydaroğlu’nun Ahmet Mert dışında Zeynep Özlem (3), Betül İdil (8) adında iki çocuğu daha bulunuyor.

MERYEM HAYDAROĞLU VE AHMET MERT’İN CEZAEVİNDEKİ DURUMUNU ANLATAN İŞTE O MEKTUP…

Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu,

Daha evvel size şahsımla ilgili mektup yazmıştım. Bunun ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Bana geri dönüş yapacağınızdan eminim. Hala Şanlıurfa Cezaevinde dört küçük çocuğumdan ayrı olarak ve en önemlisi hukuksuz bir şekilde tutuklu bulunuyorum. Hukuksuz diyorum çünkü eşimin yargılanıp hüküm aldığı bir hattan dolayı şimdi de bir taşla iki kuş vurma hesabıyla beni tutuklamış durumdalar. Bunların hepsini gönderdiğim diğer mektupta dile getirmiştim. Şimdi bu mektubu kaleme alışımın sebebi ise tamamen farklı.

VİCDANLARI KANATAN BİR DURUMLA KARŞILAŞTIK

Efendim, beş gün önce vicdanları kanatan bir durumla karşılaştık ki, bu duruma duyarsız kalmak mümkün değildi. Hepimize kendi sıkıntısını, acısını unutturacak kadar içler acısı bir durum. Şöyle ki; henüz kırkı çıkmamış bir bebek ve lohusa bir anne, aranan başka birine yakınlığından, arkadaşlık ilişkisinden dolayı ve Bankasya’da bir miktar parasının bulunduğu gerekçesiyle tutuklanarak koğuşumuza getirildi. İsmi Meryem Haydaroğlu, Ahmet bebekle 28 kişilik koğuşta günlerdir zor şartlarda yaşamaya çalışıyor.

AİLE SICAKLIĞINDAN MAHRUM KALMIŞ BİR İNSANA BU YAPILANLAR REVA MI?

Sayın Gergerlioğlu işin daha üzücü ve vahim olan tarafı da Meryem hocanın henüz beş yaşındayken anne babasını kaybettikten sonra akrabaları tarafından Bitlis Yetimhanesine yerleştirildikten sonra 18 yaşına kadar farklı farklı yetiştirme yurtlarında kalmış olması. Zaten hayatı boyuna acılar çekmiş, aile sıcaklığından mahrum kalmış bir insana bir de hapishane hayatı yaşatmak reva mıdır? Üstelik evde kendisini bekleyen biri 3 diğer 8 yaşında iki küçük çocuğu daha varken.

GÖNÜLLÜ AVUKATLIK YAPMAYAN İSTEYEN KİMSE YOK MU?

Efendim, ameliyatlı bir kadın, sabaha kadar uyumayan ağlayan bir bebek…. Yürek dağlayan bu durumdan mutlaka yardımınız olacağı düşüncesiyle paylaşmak istedim. Emin olun şu an dahi ağlayan bebeğini susturmaya çalıştığı için size mektubu kendisi yazamadı. İşin açıkçası benim yazdığımdan da haberi yok ki, benim gayem onun belki ifade etmeyeceği başka bir durumu da sizinle paylaşmak: Eşi zaten işsiz olan Meryem hanımın maddi anlamda çok ciddi sıkıntıları olduğundan dolayı kendilerine avukat dahi tutamamışlar. Efendim kendisine sürekli “avukat tutun” ısrarıma karşılık dayanamayıp söylediği bu durumu size anlatmamın sebebi belki bu hususta (gönüllü avukat gibi) yardımınız olacağını düşünüyorum.

BÜYÜDÜĞÜ YETİMHANELERİ HATIRLAYARAK AĞLAMA KRİZİNE GİRDİ

Sayın Gergerlioğlu son olarak sizinle beni en çok etkileyen Meryem hanımın içeri girdiğindeki ifadesini sizinle paylaşmak istiyorum. Kucağında minicik bebeğiyle koğuşa getirildikten sonra ağlama krizine girdi, kendine geldikten sonra söylediği ilk söz: “Siz ne güzel yüzlü insanlarsınız, hepinizin suçu ne ki? Biliyor musunuz ağlamamın tek sebebi beni ilk içeri aldıklarındaki o uzun koridorlar, demir kapılar, görevliler eskiden kaldığım yurtları hatırlattı, çok korktum.” Bu travmayı yaşatmaya hakları var mı?

DOĞUM İZNİNDE HASTA YATAĞINDAN KALDIRILAN BİR ANNE

Efendim bunca mağduriyetin içinde bir de bizim derdimizi sırtınıza yük yapıyoruz ama emin olun durum duyarsız kalınacak gibi değil. Son bir haftada aynı savcı ve hakim tarafından tutuklanan beşinci kişi ve bunların çoğu ev hanımı.

Meryem hanım aktif olarak hala çalışan bir sınıf öğretmeniymiş. Doğum izninde hasta yatağından kaldırılıp getirilen kadıncağızın yardımcısı olacağınızdan, elinizden geleni yapacağınızdan eminim efendim. Allah yardımcınız olsun. Şimdiden çok teşekkür ederim.

Diyanet’ten cuma hutbesinde vatandaşa ‘sade yaşam’ tavsiyesi

Okumaya devam et

Popular