Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Dünya Zorla Kaybedilenler Günü’nde Türkiye’deki kayıpların bulunması için Avrupa’ya çağrı

30 Ağustos Dünya Zorla Kaybedilen Mağdurlar Günü dolayısıyla, Türkiye’de yaşan Tenkil Süreci’nde kaçırılan Hizmet Hareketi gönüllülerinin bulunması için Strasburg’daki Avrupa Konseyi önünde eylem yapıldı.

BOLD – 15 Temmuz’un ardından 6 Hizmet Hareketi gönüllüsü, MİT tarafından kaçırıldı ve aylarca kendilerinden haber alınamadı. Bu kişilerden 4’ü bir gece hep birlikte Emniyete bırakılırken 204 gündür kayıp olan Gökhan Türkmen ve 193 gündür kayıp olan Mustafa Yılmaz’dan hala bir haber yok. Bu kayıplara bir de 24 gün önce kaçırılan Yusuf Bilge Tunç eklendi.

MASKELERİNİ TAKTILAR

Hizmet gönüllerinin mafya usulü yöntemlerle kaçırılması ve ailelerinin bu kişilerden aylarca haber alınamaması Fransa’da protesto edildi. Kısa adı HDR olan İnsan Hakları Savunucuları’nın (Human Rights Defenders) Strasburg’da Avrupa Konseyi önündeki eylemine çok sayıda vatandaş da destek verdi. Eyleme katılanlar kayıp isimlerin maskelerini ve fotoğraflarını taşıdı.

Kayıp kişiler için Türkçe ve İngilizce basın bildirisi okundu. HRD Genel Sekreteri Oğuzhan Albayrak’ın okuduğu bildiride zorla kaybedilenlerin bir an önce bulunması ve ailelerine teslim edilmesi istendi.

CUMARTESİ ANNELERİNE DESTEK

Eylemde Cumartesi Anneleri de unutulmadı. 753 haftadır kayıplarının bulunmasını isteyen annelere destek verildi.

İşte “Zorla Kaybedilme Kurbanlarını Anma Uluslararası Günü” açıklamasının tam metni:

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi ile, bütün hakların ve özgürlüklerin varlığı için ön koşul olan yaşam hakkı koruma altına alınmıştır. Yaşam hakkı, en önemli temel haktır ve hukuk devletinin de en temel değeridir.

Bu uluslararası norma göre, yaşam hakkının güvence altına alınması için devletçe, etkili bir hukuksal korumanın garanti edilmesi gerekmektedir.

Bugün burada, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilme Kurbanlarını Anma Günü vesilesiyle, Türkiye de yaşanan kayıp ve kaçırılma hadiselerine dikkat çekmek istiyoruz.

Son zamanlarda, gazeteci, akademisyen, kamu görevlisi on binlerce insanın işinden atılıp, binlercesinin hapsedilmesi, yüzlerce şirketin mal varlıklarına el konulması ve onlarca TV ve Gazetenin kapatılarak medyanın susturulması gibi insan hakları ihlalleri ile gündemde olan Türkiye’de ne yazık ki yaşam hakkı da ihlal edilmektedir.

Zorla kaçırılma vakaları Türkiye Cumhuriyeti’nde yeni bir vaka değildir. 12 Eylül süreci sonrası giderek artan bu eylemler 1990’lı yıllarda özellikle sisteme uymayan Kürt ve Sol görüşlü vatandaşları hedef almıştır. 1995 yılından bu yana kayıp çocuklarını arayan Cumartesi Annelerinin feryadı dinmek bilmiyor. Yarın, 753 Haftadır devam eden haklı arayışlarını, yine Devletin kendilerini sıkıştırmaya çalıştığı küçük bir sokakta gerçekleştirecekler.

BM Zorla Kaçırılma Çalışma Grubu tarafından Türkiye’ye sorulan ve bu dönemleri kapsayan 202 kayıp vakası bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti makamları bunların 79’una halıhazırda yanıt verememiştir.

Bu acılar devam ederken yeni kayıp ve kaçırılma hadiseleri yaşanmakta, Anne ve babalarla birlikte eşler ve çocuklar da feryat etmekte ve adalet istemektedir. 2016 yılından bu yana Türkiye’de, 27 vatandaşı zorla kaçırılması vakası bulunmaktadır. Geçmiş dönemin beyaz Toroslarının yerini bugün siyah Transporterlar almıştır.

Mağdurların aylarca hangi koşullarda ve nerede oldukları bilinmemektedir. İşkence ve diğer kötü muamelelere maruz bırakıldıktan sonra insan mantığına hakaret eden açıklamalarla Devletin karanlık dehlizlerinden çıkartılmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi uyarınca herkesin yaşam hakkı koruma altına alınmıştır. Bu, aynı zamanda yaşamları tehlikede olan insanların da korunacağı anlamına gelmektedir.

Buradan, Türkiye’de ki Yargı Makamları başta olmak üzere, tüm yetkili makamları Devlet’in tek adam rejimine dönmesine engel olmak için, hukuka uymaya, kayıp ve kaçırılma vakalarına bir an evvel çözüm bularak yaşam hakkını korumaya ve insanlık ve hukuk adına sorumluluk sahibi olmaya davet ediyoruz .

AİHM ve BM İnsan Hakları Komitesi başta olmak üzere tüm Uluslararası Kuruluşların, Türkiye’deki insan hakları ihlallerine duyarlı olup denetim ve hesap sorma yetkilerini kullanmalarını bekliyoruz.

Ve bir insan hakları örgütü olarak insanlık ve hukuk adına hesap soruyoruz:

– Fehmi Tosun nerede?
– Kenan Bilgin nerede?
– Hayrettin Eren nerede?
– Rıdvan Karakoç nerede?
– Hüseyin Morsümbül nerede?
– Mustafa Yılmaz nerede?
– Gökhan Türkmen nerede?
– Yusuf Bilge Tunç nerede?

Dünya

Türkiye’deki insan hakları ihlalleri, Kanada’nın Toronto şehrinde protesto edildi

Kanada’nın Toronto ve Kitchener şehirlerinde 10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü kapsamında Advocates of Silenced Turkey (AST) tarafından düzenlenen eylemde Türkiye’de hukuksuzluklara vurgu yapıldı ve tutuklu gazetecilerin isimleri okundu.

BOLD-15 Temmuz’dan sonra Türkiye’de uygulanan tenkil sürecinde yüzbinlerce insanın hukuksuzluklara ve bir takım işkencelere maruz bırakıldı. Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine tepki göstermek amacıyla Advocates of Silenced Turkey (AST) Kanada’nın Toronto ve Kitchener şehirlerinde eylem düzenledi. Yapılan eylemde taşınan dövizlerde Türkiye’deki adaletsizliğe vurgu yapıldı.

Adalet Bakanı özel sohbette “Bu mağduriyetleri biliyorum ama konuşursam fetöcü derler” demiş

 

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye’ye yaptırım paketi, ABD Senatosu’nun gündeminde!

ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylandıktan sonra ABD Senatosu’na gönderilen ‘Türkiye’ye yaptırım’ öngören yasa tasarısı, senatonun Dış İlişkiler Komitesi tarafından gündeme alındı.

BOLD-Ekim ayının sonunda ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen tasarı Kongre’nin üçüncü ayağı olan Senato’da da onaylanırsa ABD Başkanı Trump’ın onayına gidecek. Yarın ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nde oylanması ve geçmesi beklenen yasa tasarısının Senato’da ne zaman oylanacağı bilinmiyor.

ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki ikili görüşmeden önce açıklama yapan ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Jim Risch, Ankara’yla S-400 alımıyla ilgili yapılacak görüşmelerdeki gerginliği azaltmak amacıyla senatörlerin Türkiye’ye yaptırım tasarısını “şu anda” geçirmemelerini istediğini ifade etmişti.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ve Demokrat Senatör Chris Van Hollen ise 2 Aralık’ta ortak bir mektup kaleme alarak Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya göndermişti. Mektupta ‘sabır tükeneli çok oldu, hukuku uygulama zamanı’ diyen senatörler, aksi durumun diğer ülkelere ‘kötü bir mesaj’ olacağını savunmuştu.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan mektuba ilişkin bir açıklama gelmemişti. Pompeo, 26 Kasım tarihindeki konuşmasında, Türkiye’nin Rus savunma sistemini test etmesinin endişe verici olduğunu söylemiş, iki ülke arasındaki pürüzün giderilmesi için görüşmelerin sürdüğünü ifade etmişti.

Yaptırım yasa tasarısındaki isimler şu şekilde;

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez

Ordu işlemlerine uygulanması planlanan yaptırımlar şöyle:

Yaptırımlar Türk ordusuyla bilinçli olarak işlem yapan, satış yapan veya finansal destek sağlayan, teknolojik destek veren yabancı kişilere yaptırım uygulanacaktır. Bunlara şunlar da dahildir:

Türk ordusu tarafından kullanılmış uçak veya uçak parçaları, makine aksamı

Otomotiv ekipmanları ve Türkiye kara ve deniz güçleri tarafından değerlendirilmiş servisler

Türk ordusu tarafından kullanılmış silahlar veya savunma teçhizatları

Türkiye enerji sektörüne uygulanması planlanan yaptırımlar şöyle:

Türkiye’nin silahlı kuvvetleri tarafından kullanılması için yerel petrol üretimine ve doğal gaz üretimine madde, servis, teknoloji, bilgi veya başka türlü destek sağlayan yabancı kişi veya gruplara yaptırım uygulanacaktır.”

Yaptırımların dördüncü maddesine göre tasarı yürürlüğe girerse ABD ordusunun TSK’ya mermi satması veya paylaşması da engellenecek. ABD ordusu ayrıca Türkiye’ye savunma teçhizatları, hizmetleri ve materyalleri satamayacak.

Yasa tasarısında bir kez daha Türkiye’ye Rus yapımı hava savunma sistemi S-400’lerin alımı sebebiyle CAATSA yaptırımları uygulanması gerektiği savunuldu.

6’ıncı maddeye göre insani yardım, sağlık yardımı, demokrasi teşviki ve seçim desteği, istihbarat desteği yaptırım dışı tutulacak.

Yasa tasarı Türk liderlere ABD vizesi ambargosu uygulanmasını talep ederken, Erdoğan’ın mal varlığı hakkında da bir rapor istendi.

S-400 krizinin yeni yansıması: ABD, Atak Helikopterinin satışına izin vermiyor

Okumaya devam et

Dünya

Putin, Berlin’de öldürülen Hangoşvili’yi haydut diye tanımladı; Almanya tepki gösterdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Berlin’de öldürülen Gürcistan kökenli Selimhan Hangoşvili’yi, ‘haydut’ olarak tanımlaması ve öldürülmesini haklı çıkaran açıklamalarda bulundu. Açıklamalara Almanya tepki gösterdi.

BOLD – Paris’te Doğu Ukrayna sorununa çözüm için Ukrayna, Fransa ve Almanya liderlerinin katılımıyla yapılan dörtlü zirveden sonra konuşan Putin, 23 Ağustos’ta Berlin’de bir parkta infaz edilen Hangoşvili hakkında “Berlin’de öldürülen, Rusya’da aranan, kana susamış ve gaddar bir savaşcıydı” ifadesini kullandı.

Putin, ‘haydut’ şeklinde isimlendirdiği Hangoşvili’nin 2010 yılında Moskova metrosuna düzenlenen bir suikastın sorumluları arasında olduğunu ve Kafkaslar’da ve Çeçenistan’da katıldığı terör eylemlerinde onlarca insanı öldürdüğünü de öne sürdü.

PUTİN’DEN ALMANYA’YA MİSİLLEME SİNYALİ

Açıklamalarını Başbakan Angela Merkel’in yanıbaşında yapan Rus lider, Alman yetkilileri eleştirerek, “Suçlu ve katil olduğu bilinen bu kişiyi bize teslim etmelerini istememize rağmen, vermediler” dedi.

Putin, Rusya’nın Berlin Büyükelçiliği’nde çalışan iki diplomatın olayla bağlantılısı gerekçesiyle Almanya tarafından sınırdışı edilmesine, aynı şekilde cevap vereceklerini açıkladı.

Putin, “Siz bizim diplomatlarımızı sınırdışı ederseniz, biz de sizinkileri ederiz. Diplomasinin yazılı olmayan kuralı da böyledir” dedi.

MACRON, ALMANYA’YA DESTEK VERDİ

Başbakan Angela Merkel, olaya ilişkin yeni bulguları ve Federal Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma sürecini, Putin’le kapalı kapılar ardında ele aldıklarını ve Rus tarafının, Alman yetkililere yardımcı olmasını istediğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, olayın aydınlığa kavuşturulması gerektiğini, sorumlunun Rus istihbaratı çıkması durumunda Almanya’yla dayanışma içinde olacaklarını söyledi.

ALMAN SİYASETÇİDEN TEPKİ

Alman basınında çıkan yorumlarda, Putin’in sözleri “Selimhan Hangoşvili’nin öldürülmesini tastikleyen ve doğrulayan bir ifade şekli” olarak tanımlanırken, Federal Parlamento Dış Politika Komisyonu Başkanı SPD’li politikacı Nils Schmid, “Rus Devlet Başkanı’nın sözleri beni şoke etti” diye konuştu.

Schmid, “Hangoşvili’nin terörist olduğu ispatlanmış bile olsa, bir yabancı devletin istihbaratı tarafından ülkemizde öldürülmesi kabul edilemez. Almanya bir hukuk devletidir. Rusya’nın da buna saygı göstermesi gerekir” şeklinde konuştu.

Rusya-Batı arasında yeni Skipral krizi: Almanya’da bir cinayette Rus istihbaratı şüphesi

Okumaya devam et

Popular