Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İngiltere, petrolü Suriye’ye götürdüğü anlaşılan İran tankerini BM’ye taşıyacak

İngiltere, Cebelitarık Özerk Yönetimi tarafından alıkonulduktan bir süre sonra serbest bırakılan İran’a ait petrol tankerinin petrolü Suriye’ye taşıdığını belirtti. Londra, konuyu Birleşmiş Milletler’e taşıyacak.

BOLD İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, İran’a ait Adrian Darya adlı  petrol tankerinin Tahran’ın verdiği teminata rağmen Suriye’ye petrol taşıdığını belirtti.

İran Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak Tahran yönetimini kınayan İngiltere, konuyu Birleşmiş Milletler’e taşıyacağını da duyurdu.

ADRIAN DARYA’NIN SERÜVENİ

Adını değiştirerek “Adrian Darya” ismini alan “Grace 1” adlı İran’a ait petrol tankeri ilk yola çıktığında rotasını Suriye’nin Baniyas Rafinerisi olarak belirlemişti. Avrupa Birliği’nin Suriye’ye yönelik ambargosunu gerekçe gösteren İngiltere’ye bağlı Cebelitarık Özerk Yönetimi 4 Temmuz’da gemiye el koydu.

Cebelitarık Özerk Yönetimi, petrolün Suriye’ye gitmeyeceği konusunda garantiler alındığını belirterek gemiyi 15 Ağustos’ta serbest bıraktı. İran daha sonra bu konuda garanti verilmediğini iddia etti.

TAHRAN VERDİĞİ SÖZÜ TUTMADI

Tahran’ı verdiği teminatı yerine getirmemekle suçlayan İngiliz hükumeti, petrol tankeri Adrian Darya 1’in Suriye’ye petrol taşıdığını belirtti.

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, İran’ın verdiği güvenceleri çiğnediği ve bu petrolü Suriye’ye aktararak Esad rejimine sattığını kaydetti.

Dominic Raab, İran’ın Cebelitarık hükümetine tekrar tekrar, tankerin “Suriye veya başka bir yerdeki, AB yaptırımı altında bulunan hiçbir yere petrol taşımayacağına ilişkin güvence verdiğini” vurguladı.

UYDU FOTOĞRAFLARI SURİYE’YE ULAŞTIĞINI GÖSTERDİ

Tanker, Cebelitarık’tan salındıktan sonra 15 gün içerisinde rotasını 3 kez değiştirdi. Son olarak Akdeniz’de Kıbrıs adası ile Suriye arasında bulunduğu sırada tanker takip sistemini kapatmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı, birkaç gün önce yaptığı açıklamada petrol yüklü tankerin yerine ulaştığını ve petrolünü sattığını açıkladı. ABD ise uydu fotoğraflarına dayanarak geminin Suriye’nin Tartus Limanı’na yanaştığını açıkladı.

Tankerde 130 milyon dolar değerinde 2,1 milyon ton ham petrol bulunuyordu. ABD Maliye Bakanlığı tankeri geçen ay kara listeye almıştı.

ABD’nin peşinde olduğu İran tankeri, petrolü Suriye’nin Tartus Limanına ulaştırdı

Dünya

ABD Başkan Adayı Biden’dan Erdoğan’a Ayasofya çağrısı: Vazgeç

Kasım’daki ABD’de seçimlerinde Trump’ın rakibi olan Demokrat Parti’nin başkan adayı Joe Biden’dan Türkiye’nin Ayasofya kararına tepki geldi. Biden, Erdoğan’ı geri adım atmaya çağırdı.

BOLD- ABD’de Kasım 2020’de yapılacak genel seçimlerde Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’ın rakibi olan Demokrat Parti’nin başkan adayı Joe Biden’dan Türkiye’ye Ayasofya çağrısı geldi. Karara tepki gösteren Biden, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı geri adım atmaya çağırdı.

MÜZE STATÜSÜ KORUNSUN

Yaptığı yazılı açıklama ile Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi kararından derin üzüntü duyduğunu belirten Biden, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kararından geri adım atması ve herkesin eşit şekilde erişimini sağlayarak bu kıymetli yapının şu anki müze statüsünü koruması çağrısında bulunuyorum” ifadelerini kullandı.

Açıklamasının devamında Biden “Ayasofya mimari bir harika ve çok sayıda inançtan gelen insanlar için de kıymetli kutsal bir mabet. Ayasofya’nın 85 yıldır müze statüsünde olması, tüm dünyadan insanların 1985 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası olan bu yapıyı hayran kalarak ziyaret etmesi ve dua etmesine imkan vermiştir” dedi.

Joe Biden’ın Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde ABD Başkanı Barack Obama, 2009 yılında Ayasofya Müzesi’ni ve Sultan Ahmet Camisini ziyaret etmişti.

Babacan’dan Ayasofya açıklaması: Siyasi desteği koruma çabası

Okumaya devam et

Dünya

AB’den Türkiye’ye sığınmacılar için 485 milyon euro destek

Avrupa Birliği (AB), Türkiye’de yaşayan sığınmacıların bakımına harcanması için 485 milyon euro ek destek sunma kararı aldı. AB Komisyonunun ilgili önerisi Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerce kabul edildi.

BOLD –  2016 yılında Türkiye ile AB arasında imzalanan mülteci mutabakatında öngörülen 6 milyar euroluk yardıma ek 485 milyon euro daha destek geliyor. DW Türkçe’nin haberine göre AB Komisyonu, söz konusu 485 milyon euro ile Türkiye’de yaşayan yaklaşık 1 milyon 700 bin sığınmacı ve 600 binden fazla okul çağındaki çocuğun yararlandığı iki önemli programın 2021 yılına kadar uzatılabileceğini bildirdi.

Komisyonun açıklamasında 485 milyon euroluk bütçenin, BM’ye bağlı yardım kuruluşlarının yanı sıra, Kızılhaç ve Kızılay örgütleri üzerinden ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacağı bildirildi.

AB Komisyonunun İnsani Yardım ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Janez Lenarcic, AB’nin Türkiye’de yaşayan sığınmacıları, bu kişilerin insani durumları gerektirdiği sürece desteklemeye devam edeceğini vurguladı.

Okumaya devam et

Dünya

BM: Kaşıkçı cinayetinin baş şüphelisi Veliaht Prens Selman

Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde baş şüphelinin Veliaht Prens Selman olduğunu belirten BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Dr. Agnes Callamard, bu nedenle Suudi Arabistan’ın sanıkların Türkiye’deki mahkemeye gitmelerine izin vermediğini söyledi.

BOLD – BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Dr. Agnes Callamard, Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın katledilmesinde “baş şüphelinin” Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman olduğunu söyledi.

SANIKLARIN MAHKEMEYE GİTMESİNE İZİN VERİLMEDİ

Özel Raportör Callamard, İsviçre’nin Cenevre kentinde Kaşıkçı cinayetine ilişkin özel ve ses getirecek değerlendirmelerde bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kaşıkçı’nın katledilmesiyle ilgili haklarında yakalama kararı bulunan firari 20 sanık hakkında 3 Temmuz’da gıyabi yargılama başladığını hatırlatan Callamard, “Sanıklar gıyaben yargılanıyor. Suudi Arabistan’ın sanıkların Türkiye’ye gitmesine izin vermeyeceğini biliyorduk ama yine de bu yargılamanın önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

TÜRKİYE, CİNAYETİ ÇOK CİDDİ ŞEKİLDE SORUŞTURDU

Callamard, cinayetin Türkiye’de gerçekleşmesinden dolayı Türkiye’nin cinayeti soruşturma zorunluluğu olduğuna işaret ederek, “Raporumda da belirttiğim gibi Türkiye Kaşıkçı’nın öldürülmesini bence çok ciddi şekilde soruşturdu. Soruşturmayı doğru bir şekilde yapmadıklarına dair hiçbir kanıtım yok” dedi. İstanbul’da başlayan davanın Türkiye’nin çabalarını görülmesi açısından memnuniyetle karşıladığını vurgulayan Callamard, bunun “sürecin güvenilirliği ve meşruiyeti” açısından çok önemli olduğuna dikkati çekti.

SELMAN’IN YARGIÇLARLA YÜZLEŞMESİNİ DÜŞÜNMEK SAFLIK OLUR

Callamard, Kaşıkçı cinayetinde “uzun bir süre” sabırlı olunması çağrısında bulundu ve adaletin er veya geç sağlanacağına olan inancını dile getirdi. Callamard, “Bu uzun bir maraton ve bu maratonun her adımında savaşmaya hazır olmalıyız. Muhammed Bin Selman’ın yarın yargıçlarla yüzleşebileceğini düşünmenin saflık olduğunu ve çok zekice olmadığını düşünüyorum. Bu yakın bir gelecekte olmayacak. Zaman alacak ve bu bilinçle savaşmalıyız. Hükumetlere, Kaşıkçı cinayetinin emrini veren birisinin elinde kan olduğunu hatırlatmak zorundayız” dedi.

SELMAN BAŞ ŞÜPHELİ KONUMUNDA

Muhammed Bin Selman’ın, Kaşıkçı cinayetindeki rolüne ilişkin tartışmalara da açıklık getiren Callamard, “Bence, cinayet emrini kimin verdiği (azmettirdiği) veya teşvik ettiğini belirlemek açısından ‘baş şüpheli’ konumunda. Kesinlikle (cinayet) fotoğrafının içinde” dedi. Callamard, Selman’ın cinayeti azmettirdiğine dair elinde delil olmadığını, bununla birlikte bu tür bir cinayetin onun “katkısı olmadan” gerçekleşmeyeceğine dair “ikinci derecede delillere” sahip olduğu bilgisini paylaştı.

Annesi ve babası bir gün arayla tutuklandı, oğulları böyle veda etti

Okumaya devam et

Popular