Bizimle iletişime geçiniz

Ekonomi

“Agresif faiz indirimleri Merkez Bankası’nın hedefleriyle bağdaşmıyor”

Ekonomist Selva Demiralp, Merkez Bankası’nın art arda yaptığı faiz indirimlerinin bankanın enflasyon raporundaki tahminlerle ve Merkez Bankasının kanuni görevi olan enflasyonu düşürme hedefiyle uyumlu olmadığını bildirdi.

BOLD – Merkez Bankasının temmuz ayındaki 425 baz puanlık faiz indiriminin ardından bugün 325 baz puanlık ikinci bir yüklü faiz indirimine gitmesinin piyasaları pek şaşırtmadığını belirten Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, “Zira eski başkan Murat Çetinkaya’nın görevden alınmasını takiben hükumet kanadından yapılan açıklamalar, Çetinkaya’nın faiz indirimleri konusunda isteksiz olmasını azledilmesine gerekçe olarak göstermişti” ifadesini kullandı.

Demiralp, bu şekilde yeni başkan Murat Uysal döneminde yüklü faiz indirimleri geleceği yönünde mesaj verildiğine işaret etti.

BBC Türkçe’de yer alan yazısında Demiralp, normal şartlar altında makro ekonomik kırılganlıkları ve dış borcu yüksek olan bir ülkede art arda gelen faiz indirimlerinin yabancı yatırımcının iştahını kaçıracağını ve kuru yükselteceğini vurguladı.

Demiralp, şöyle devam etti:

“Çünkü risklerin yüksek olduğu bir ortamda, o riski almayı haklı çıkaracak bir getiri bulamadığı anda yatırımcı başka limanlara yönelir. Bu da yerli parayı zayıflatır.

“ŞU ANDA ŞARTLARIN LEHİMİZE OLDUĞU ŞANSLI BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

Ancak zaman zaman ‘normal şartlar’ lehinizde ya da aleyhinizde değişebilir. Biz şu anda şartların lehimizde geliştiği şanslı bir dönemden geçiyoruz. Zira gerek ABD Merkez Bankası (Fed) gerekse Avrupa Merkez Bankası (ECB) gibi büyük merkez bankaları yeni bir düşük faiz bol likidite döneminin sinyalini veriyorlar.

Fed henüz bunun geçici bir yumuşama olduğunu not etse de o taraftan gelecek toplam 50 baz puanlık bir faiz indirimi bile bizim verdiğimiz faizi görece daha değerli hale getirdiğinden yatırımcıları içeride tutabiliyoruz.

“GLOBAL RÜZGARLAR HER AN TERSİNE DÖNEBİLİR”

Öte yandan, kontolümüz dışında gelişen global rüzgarların her an ters yönde esebileceğini de hesaba katarak kırılganlık biriktirmememiz lazım.

Ortada önemli bir sorun var. Her ne kadar TCMB tarafından gelen faiz indirimleri henüz kurda bir tepkiye neden olmadıysa da bu durum atılan adımların piyasalar tarafından takdir gördüğü anlamına gelmiyor.

“ATILAN ADIMLAR MERKEZ BANKASI TAHMİNLERİYLE TUTARLI DEĞİL”

Zira atılan adımlar TCMB enflasyon raporuna koyulan tahminlerle tutarlı değil. Temmuz enflasyon raporunda yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 14 iken, iki yıl sonra bu oranın yüzde 6 olacağı iddia ediliyor.

Eğer Merkez Bankası böylesine bir dezenflasyon hedefinde ciddi ise, ki kanuni görevi budur, o zaman agresif faiz indirimleri bu hedeflerle bağdaşmaz.

“BİR TETİKLEYİCİ OLAYLA HİÇ İSTEMEDİĞİMİZ YERLERE SÜRÜKLENEBİLİRİZ”

Bu durum enflasyon çıpasını kırar, kırılganlıkları artırır ve bir tetikleyici olayla bizi hiç istemediğimiz yerlere sürükler.

Hükumetin faizleri düşük tutma arzusunun altında ekonomik büyümeyi canlandırmak yatıyor.

“UZUN VADEDE ENFLASYONUN HEP DAHA ÇOK YÜKSELMESİNE NEDEN OLUR”

Bunu anlıyoruz. Ancak enflasyon beklentileri çıpalanmadan gelen faiz indirimleri uzun vadede hep enflasyonun daha çok yükselmesi, bunun kuru ve piyasa faizlerini sıçratması ve sonrasında hızlı yavaşlamalarla sonuçlanır.

İktisat yazını, kısa vadeli büyümenin cazibesine kapılıp uzun vadede resesyon yaşayan ülke örnekleriyle doludur.

Sürdürülebilir büyüme hepimizin ortak arzusudur. Bunu gerçekleştirebilmek için öncelikle enflasyon hedeflemesinde başarı, yani yüzde 5’lik hedefin ulaşılmaz bir hayal olmaktan çıkıp gerçekleşen enflasyona dönüşmesi gerekiyor.

Çünkü ancak o zaman piyasa faizleri kalıcı olacak düşer. Merkez bankalarına da olası bir resesyon ihtimalinde enflasyon tehlikesini düşünmeden faiz indirimi yapma alanı doğar.

Bu durumda ekonomi dibe vurmadan tekrar toparlanmaya başladığından büyüme rakamlarında ani iniş çıkışlar görülmez.

Bir örnek vererek toparlayalım. Uygun global şartlarda bir kerelik faiz indiriminden bir şey olmaması ile bir dilim baklava yer yemez şişmanlamamak benzer şeylerdir.

ARKA ARKAYA GELEN FAİZ İNDİRİMLERİ EKONOMİK KIRILGANLIKLARI ARTIRIR”

Ancak nasıl ki arka arkaya gelen faiz indirimleri ekonomik kırılganlıklarınızı artırır ve enflasyonu körüklerse, arka arkaya yediğiniz baklava da birikim yaparak sizi obez yapar.

Mevcut yüzde 15’lik enflasyon rakamımızla Türkiye’yi obez bir insana benzetebiliriz. Obez kişi, eğer ideal kilosuna ulaşma konusunda kararlı ise artık baklava yeme lüksü yoktur.

“TÜRKİYE’NİN YÜKLÜ FAİZ İNDİRİMLERİNE GİTME LÜKSÜ YOKTUR”

Canı çok da istese iradesine hakim olması gerekmektedir. İşte bu nedenle Türkiye de şu anda bir ekonomik daralma döneminden geçse de eğer koyduğu enflasyon hedeflerinde samimi ise yüklü faiz indirimlerine gitme lüksü yoktur.

Oysa ki kriz sonrası dönemde irademize hakim olup sıkı para politikasını sabırlı bir şekilde uygulamış ve enflasyon hedefine diğer gelişmekte olan ülkeler gibi ulaşmış olsaydık bugün çok farklı bir noktada olurduk.

O zaman ideal kilosundaki bir insanın canı istediği zaman yediği bir dilim baklava misali biz de bugün rahatça faiz indirimine gider ve bunun enflasyon üzerinde bir tehdit oluşturmayacağını bilirdik.

Çünkü çıpalanmış enflasyon beklentileri, Merkez Bankası’na olan inanç sayesinde faiz indirimi olsa da yüzde 5’ten sapmazdı.”

Merkez Bankası faizi 325 baz puan indirdi

Ekonomi

İdlib gerginliği ‘ek kota’ imkanını da vurdu

Türkiye Rusya arasındaki İdlib gerilimi ihracatçıyı vurdu. Rusların bazı ürünleri kota ile aldığını hatırlatan CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, ilişkiler iyiyken sağlanan ek kotadan da mahrum kalındığını belirtti.

BOLD – CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, Rusya’ya ihraç edilen tonlarca domatesin yüklü olduğu TIR’ların, ‘kota doldu’ gerekçesiyle sınırda bekletildiğini kaydetti.

GERGİNLEŞEN İLİŞKİLER ÜRETİCİYİ ZORA SOKTU

İlişkilerin iyi olduğu dönemde kotanın dolması akabinde ek kota alındığını ifade eden Güzelmansur, “İdlib nedeniyle ilişkiler gerginleşince ek kota da alınamıyor” diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP’li vekil şunları dile getirdi:

– Rusya’ya domates ihracatında yıllık 150 bin ton kota var. İhracatın çoğu Hatay’ın özverili ihracatçılarınca yapılıyor. Önceki yıllarda kota dolduktan sonra yapılan girişimlerle arttırılır; ihracatçı, üretici, nakliyeci mağdur edilmezdi.

‘MUHATAP TARAFLAR UYARILMAMIŞTIR’

– Şimdi Rusya ile yaşanan siyasi gerginlik nedeniyle bu gerçekleştirilemiyor. Ticaret Bakanlığı gümrükler vasıtasıyla kotanın dolduğunu duyurmamıştır. Ne İhracatçılar Meclisi ne de Nakliyeciler Derneği vasıtasıyla muhatap taraflar uyarılmamıştır.

SORUMLULARIN GEREĞİNİ YAPMAMASI ÇALIŞANI MAĞDUR ETTİ

– Gelinen noktada yüzlerce TIR ve şoförümüz, tonlarca domates sınırda tıkanıp kalmış durumdadır. Kısaca, Rusya ile yaşanan gerginlik ve sorumluların gereğini yapmaması ihracatçıyı, üreticiyi, nakliyeciyi, çalışanı mağdur etmektedir.

YHT’leri sigortalatmayan TCDD 114 milyon TL zarara yol açmış

Okumaya devam et

Ekonomi

Çeyrek rekora doymuyor: 525 liraya ulaştı!

Bir haftada yüzde 4,5’i aşan hareketle rekor kıran çeyrek altın dünkü 528 liralık seviyeyi de aşarak 525 düzeyine ulaştı. Artışta Türk parasındaki değer kaybı ve dolar endeksindeki yükseliş etkili oldu.

BOLD – Altın fiyatlarındaki yükseliş durmuyor. Dün 518 lirayı gören çeyrek altın bugün 525 noktasına ulaşarak rekor tazeledi. Bir haftada çeyrek altın fiyatındaki artış yüzde 4,5’i aştı.

Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatındaki yükseliş, dolar endeksindeki ivme ve de Türk parasındaki değer kaybı, sonuçta etkili oldu.

YUR DIŞI KAYNAKLI İKİ YURT İÇİ KAYNAKLI BİR SEBEP VAR

Altın fiyatlarındaki artışta, yurt dışı kaynaklı iki, yurt içi kaynaklı bir sebep öne çıktı.

Çin’deki koronavirüs salgınının uluslararası yatırımcıları güvenli liman altına yönlendirmesiyle, ons fiyatı 20 Ocak ila 21 Şubat arası bin 560 dolardan bin 636 dolara erişti.

İDLİB MERKEZLİ GERİLİM DE TABLODA ETKİLİ

Bu süreçte dolar endeksi de yaklaşık yüzde 2 artınca, altının lira karlılığı daha da yükseldi.

İdlib kaynaklı jeopolitik gerilimlerdeki artışla lirada değer kaybının hızlanması ve dolar/TL kurunun 6,10’un üzerine çıkması da altına yaradı.

Çeyrek altın Kapalıçarşı’da ‘yok’ satıyor

Okumaya devam et

Ekonomi

Vatandaş ayağını marketten kesiyor, evde üretim artıyor

Türkiye Barometresi Yeni Yıl Raporu’na göre 2019’da hane halkı evde daha çok zaman geçirdi. Fiyatı artan salça, konserve, reçel ve yoğurt gibi temel gıda ürünleri de daha çok evde üretilmeye başlandı.

BOLD – Araştırma şirketi Ipsos’un ‘Türkiye Barometresi Yeni Yıl Raporu’ndaki hane halkı harcamaları analizi dikkat çekici bulgular içeriyor. Bilhassa ‘evde üretim’ konusu göze batıyor.

İLK TEDBİR EV DIŞI DAVRANIŞLARDAKİ AZALMA

Dünya gazetesinden İbrahim Ekinci’nin haberine göre raporda şöyle deniliyor:

“Kriz söylemleri başlayınca ilk tedbir ev dışı davranışların azalması veya yapılmaması yönündeydi. Bu da, 2019’da evde daha çok zaman geçirildiğini bize gösteriyor.

Temel gıda ürünleri, ev yapımı ürünlerde kullanılan malzemelerin artması, bu sene ilk defa büyüme gösteren kategorilerin olması bize bu yönde bir hareket olduğunu gösteriyor.”

KONSERVELİK KAVANOZ SATIŞI ÇOK ARTTI

‘Ev yapımı ürünlerde kullanılan malzeme’ payındaki artışta Ipsos verilerini destekleyen başka gözlemler de var. Son iki yıldır ‘konservelik kavanoz satışlarının çok arttığı’, tüketicinin salça, konserve, reçel, yoğurt vs. şeyleri daha çok evde üretmeye yöneldiği belirtiliyor.

Alkollü içecek fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle evde üretimde ciddi artışlar olduğu daha önce haber konusu olmuştu. Bu eğilimin diğer gıda ürünlerine de yansıdığı anlaşılıyor.

SATIN ALINANLARA DAHA YÜKSEK ÖDEME KAYNAKLI

2019’da harcama artışı çok yüksekken miktarsal endekslerde daralma görülmediği, sebebin ‘sepet değerindeki artış’ olduğu ifade edildi. “Sepet değerindeki artış, sepete giren ürünlerin artmasından değil, satın alınanlara daha yüksek ödeme yapılmasından kaynaklandı” denildi.

MARKALI ÜRÜNLERİN HARCAMADAKİ PAYI DÜŞTÜ

Rapora göre tüketici geçen yıl daha ucuz ürünlere yöneldi: “Trend olarak bakıldığında ‘markalı ürünlerin’ toplam harcamadan aldığı pay azalırken marketlerin kendilerine özel ürünlerinin ve açık ürünlerin büyümeye etki ettiği görülüyor. Son 12 ayda harcanan paradan indirim marketlerin aldığı pay yüzde 28 seviyesine ulaştı.”

EKONOMİ KÖTÜYE GİDECEK DİYENLERİN ORANI YÜKSELDİ

Vatandaş, 2020’de ekonominin kişisel ve ülke bazında daha iyiye gideceğini düşünmüyor. Çoğunluk kısa vadede değişime inanmıyor. Özellikle şahsi ekonomik durum için ‘daha iyiye gidecek’ diyenlerin oranı yüzde 12’den yüzde 8’e düştü. ‘Daha kötüye gidecek’ fikrindekilerin yüzdesi ise 31’den 33′ yükseldi.

İŞSİZLİK BEKLENTİSİNDE DİKKAT ÇEKEN DEĞİŞİM

Raporda yer alan işsizlik beklentileri de dikkat çekici: 2018’de her 100 kişinin 41’i ‘artar’ derken geçen sene sayı 54’e çıktı.

Giriş tarihine dikkat, emekliliğe mani olabilir

Okumaya devam et

Popular