Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Diyanet Holding” çığ gibi büyüyor

2019’da bütçeden aldığı pay 10,5 milyar TL olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın mal varlığı ve faaliyet alanları, pek çok dev holdingi geride bırakıyor.

BOLD – Bütçeden aldığı milyarlarca liralık pay, sahip olduğu binlerce taşınmaz, 100 bini aşan istihdamı ve yönettiği vakıflar ile adeta devasa bir holdingi andıran Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hem yurt içinde hem de yurtdışında hayata geçirdiği yüzlerce proje bulunuyor.

DW Türkçe servisinin haberine göre, Diyanet’in resmi internet sitesi diyanet.gov.tr’de yayınlanan verileri 2018 sonu itibarıyla 107 bin 206 kişiye istihdam sağlayan kurum bünyesinde 88 bin 681 cami ve 18 bin 675 Kur’an kursu bulunduğunu gösteriyor.

Kuruma 2018 yılı için bütçeden ayrılan pay ise 5,2 milyar TL civarında. Bu rakam, pek çok bakanlığın bütçesinin üzerinde. Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Genel Yönetim Bütçe Denge Tablosu’na göre, kurumun bütçesi yıl sonunda 8 milyar 356 milyon olarak gerçekleşti. Ekim 2018’de açıklanan Orta Vadeli Mali Plan’da ise Diyanet’in 2019 bütçesi 10,5 milyar TL’ye çıkarıldı.

GELİR VE GİDERLER TAM OLARAK DENETLENEMİYOR

“Diyanet Holding” ayrıca tam bir gayrimenkul zengini. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 2018 yılında yaptığı tahsisler ile Diyanet’in toplam taşınmaz sayısı 2 bin 17’ye yükselmiş durumda.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na dair araştırmaları ve yazıları ile tanınan “Fetvalar Savaşı” kitabını hazırlayan araştırmacı-yazar Ömer Sağlam’a göre, Diyanet’in kurumsal büyüklüğü açıklanan bu verilerin çok üzerinde.

Hac ve Umre’den, yurt içi ve yurtdışındaki kurban kesimlerinden ve sahip olduğu vakıflar üzerinden yaptığı yatırımlardan elde ettiği gelirler de hesaba katıldığında, Diyanet’in açıklanandan katbekat büyük bir ekonomik büyüklüğü yönettiğini kaydeden Sağlam, “Üzülerek belirtelim ki bu gelir ve giderlerin yeterince ve gereğince denetlendiği ve kontrol altında tutulduğu da söylenemez. Özellikle cami dernekleri büyük ölçüde kontrol dışıdır” diye konuşuyor.

Kurum vasıtasıyla yalnızca geçen Kurban Bayramı’nda 145 ülkede 450 binden fazla kurban kesildiğini hatırlatan Sağlam, “Diyanet İşleri Başkanlığı, yurt içi kurban bedelini 890 TL, yurtdışı kurban bedelini ise 725 TL. olarak tespit ettiğine göre; yalnızca bu hizmetler için kurban sahiplerinden toplam 330 milyon TL’den fazla bir kaynak sağlanmış demektir” diyor.

DİYANET VAKFI, VERGİDEN MUAF VE HER TÜRLÜ YARDIMI TOPLAYABİLKİYOR

Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki en büyük yapılardan biri, Türkiye Diyanet Vakfı. 1975 yılında dönemin Diyanet İşleri Başkanı Lütfi Doğan ve yardımcıları tarafından “din hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve dini hizmetlerde görev alacak neslin yetiştirilmesi” amacıyla kurulan Türkiye Diyanet Vakfı’nın bugün itibarıyla Türkiye’de 1000 şubesi bulunuyor.

Diyanet İşleri Başkanı tarafından yönetilen Vakıf, dünyanın 145 ülkesinde de eğitim, kültür ve yardım faaliyetleri yürütüyor. 1977’de Bakanlar Kurulu tarafından alınan bir kararla Vakfa ‘vergi muafiyeti’ getirilirken, 2005 yılında yapılan bir düzenleme ile de Vakıf “izin almadan yardım toplayan kuruluşlar” arasına alındı.

İNŞAAT, TİCARET VE EĞİTİM SEKTÖRÜNDE FAALİYET GÖSTERİYOR

Ülke genelinde Türkiye Diyanet Vakfı’na bağlı 35 kız ve erkek öğrenci yurdu bulunuyor. 1996’dan beri din üzerine kültürel ve sosyal çalışmalar düzenleyen Kadın, Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) de vakıf bünyesinde faaliyet gösteriyor. Vakıf tarafından işletilen ülke genelinde 13 adet sosyal tesis bulunurken, özellikle vakıf bünyesindeki KOMAŞ A.Ş.’nin faaliyetleri dikkat çekiyor.

1983 yılında Ankara Kocatepe Camii inşaatı ile inşaat sektörüne giriş yapan KOMAŞ A.Ş. bugün itibarıyla hem yurt içinde hem de yurtdışında yüzlerce anahtar teslim cami, müftülük hizmet binası, Kur’an kursu, öğrenci yurdunun yanı sıra okul, iş merkezi, misafirhane, hastane ve otel inşaatları yapıyor.

Şirket, yıllar içinde inşaat dışında ticaret ve eğitim alanlarında da faaliyet göstermeye başladı. KOMAŞ A.Ş. bünyesinde turizm ve seyahat acenteleri ile İzmir’de Bornova Koleji ve Bayraklı Anaokulu gibi eğitim kurumları bulunuyor. Vakfın iştirakleri arasında RTÜK’ten yayın lisansı almış bir TV kanalı ve matbaa da bulunuyor.

Gündem

Neslican Tay 4. kez yakalandığı kansere yenik düştü

Sosyal medyada kanser hastalığına karşı uzun süredir verdiği mücadele ile tanınan 20 yaşındaki Neslican Tay, çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.

BOLD – Türkiye’nin kansere karşı verdiği mücadeleyle tanıdığı, dördüncü kez kansere yakalanan Neslican Tay, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Bir süredir yoğun bakımda tedavi gören Tay için Twitter’da binlerce kullanıcının yardım kampanyası başlatmıştı.

ÖLÜM NEDENİ ÇOKLU ORGAN YETMEZLİĞİ

Tay ile ilgili hastaneden bir açıklama yapıldı. Hastaneden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Neslican Tay kızımız 6 Eylül 2019 tarihinde uzun süredir mücadele ettiği ‘yaygın tutulum yapmış malign mezenşimal tümöre bağlı artmış olan semptomları nedeniyle hastanemize müracaat etmişti. Durumunun ağırlaşması üzerine 15 Eylül Cumartesi günü yoğun bakıma alınmıştı. Ancak süreç içerisinde gelişen çoklu organ yetmezliği nedeniyle 20.09.2019 saat 21:20’de kendisini kaybettik. Allah’tan rahmet tüm sevenlerine sabırlar dileriz.”

3 KEZ YENDİM, 4. DE YOLDA DEMİŞTİ

Neslican Tay, yakın zamanda sosyal medya hesabından “3 kere yendim, 4. de yolda. İyileşeceğime çok inanıyorum” mesajını paylaşmıştı. Bu mesajından günler sonra Neslican Tay yoğun bakıma kaldırılmıştı.

Tahliye bekleyen Demirtaş hakkında aynı davadan tutuklama talebi: “Alın size reform…”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Erdoğan mı İmamoğlu mu? İşte son anket!

Türkiye ve dünya gündemine ilişkin gelişmeler Safa Kalender ile Bold Ana Haber Bülteni’nde…

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Adli Tıp Kurumu Twitter kullancılarını fişleme yazılımı geliştirdi

ATK’nın Twitter kullanıcılarını fişleme yazılımı, kurumun resmi belgeleri arasında yeralıyor. Ali Türkşen’in yayınladığı fişleme listesinin bu yazılımla yapıldığı iddiası var.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD ÖZEL – Adli Tıp Kurumu, Twitter kullanıcılarını fişlemek için bir yazılım geliştirdi. Kurumda Elektronik Mühendisi olarak çalışan İsmail Eren tarafından geliştirilen projenin adı: “FETÖ iltisaklı Twitter kullanıcılarının makine öğrenmesi ile otomatik tespiti.”

Geçtiğimiz ay Ergenekon davası sanıklarından eski Kurmay Albay Ali Türkşen ve Oda TV, Twitter kullanıcılarını fişleyen üç ayrı liste yayınladı. Türkşen, yoğun tepkiler üzerine içinde gazeteciler ve insan hakları savunucularının da isimlerini içeren fişleme listelerini sildi. Ancak liste, Adli Tıp Kurumunda geliştirilen projeyle benzerlikleriyle dikkat çekiyor.

ADLİ TIP KURUMU’NUN KABUL EDİLEN PROJELERİ ARASINDA

Adli Tıp Kurumunun her yıl düzenlediği “Adli Tıp Günleri” bu yıl 16-28 Ekim tarihleri arasında Antalya’da yapıldı. Bu kapsamda kurumun önümüzdeki dönemine ilişkin sunulan projelerden kabul edilenler liste halinde yayınlandı.

Kurumun resmi internet sitesinden yayınlanan listede kabul edilen projelerden biri, Twitter’da fişleme yapmak için kullanılan bir yazılımı içeriyor.
Liste’de P7 (Proje 7) olarak yer alan “FETÖ iltisaklı Twitter kullanıcılarının makine öğrenmesi ile otomatik tespiti” projesi de kabul edilenler arasında ve karşısında İsmail Eren yazıyor.
Adli Tıp Kurumunda Elektronik Mühendisi olarak çalışan İsmail Eren tarafından geliştirilen yazılım, Twitter kullanıcılarını çeşitli algoritmalar kullanarak listelemeyi içeriyor. Yazılımın hedef aldığı grup ise Hizmet Hareketi.

Adli Tıp Kurumu’nun yayınladığı listenin “P7” sırasında Twitter kullanıcılarını fişlemeye dönük yazılım görülüyor.

‘FETÖMETRE’DEN SONRA İKİNCİ

Benzer bir yazılım Türk Silahlı Kuvvetleri’nde “Fetömetre” adıyla kullanıldı. Yazılım, TSK’da görevli askerleri, “yurt dışı görevde bulunmaları”, “NATO tecrübesi” “TSK’daki başarı notları”, “Ailesinden Hizmet Hareketi’ne yakın biri olup olmadığı” gibi parametrelerle belirleme üzerine çalışıyor. Fetömetre yazılımıyla TSK’dan binlerce subayın ihraç edildiği belirtiliyor.
Adli Tıp Kurumunun, istihbarat toplama görevi yasal olarak bulunmuyor. Fişleme ise yasalara göre tüm kurumlar için suç. Ancak İsmail Eren’in geliştirdiği yazılım, Adli Tıp Günleri kapsamında kurum çalışması olarak sunuldu.

Emniyet Genel Müdürlüğü de benzer bir yazılımı yurt dışı için devreye sokmuştu. Özellikle Almanya’da yaşayan gurbetçilere yönelik program, Almanya’da da fişleme tartışması başlatmıştı. Gurbetçilerin, tanıdıkları ve Hizmet Hareketi ve Kürt Hareketi’yle ilgili kişilerin isim, adres bilgileri ve fotoğraflarını sisteme yüklemeleri üzerine çalışan yazılım, cep telefonu aplikasyonu şeklindeydi.

ÜÇ FİŞLEME LİSTESİ ADLİ TIP’IN YENİ YAZILIMIYLA ELDE EDİLDİ İDDİASI

Twitter’daki hesapların fişlenmesiyle ilgili önce Oda TV’de bir liste yayınlandı. 2 Eylül’de yayınlanan ‘Hesap hesap Twitter’daki Fethullahçı askerler’ başlıklı haberde, KHK’larla işlerinden atılan eski askerlere ait sosyal medya hesapları tek tek fişlenmişti. Dosyada yer alan Twitter hesaplarının ortak özelliği, tamamının 15 Temmuz’u sorgulamasıydı.

İKİNCİ FİŞLEME LİSTESİ ALİ TÜRKŞEN’E

Ergenekon davası sanıklarından Ali Türkşen ise ertesi gün iki farklı liste yayınladı.İlk liste ‘15 Temmuz sonrası FETÖ/PDY mensuplarınca kullanılan sosyal medya hesapları’ başlığını taşıyordu.
İkinci liste ise ‘15 Temmuz öncesinde FETÖ/PDY mensupları tarafından algı operasyonu yapmak amacıyla kullanılan sosyal medya hesapları/dergiler’ başlığına sahip.

Listede bazı gazetecilerin isimleri de yer alıyordu. Gazeteci Ece Sevim Öztürk ve tarihçi Natali Avazyan’ın isimleri de listede bulunuyordu.

Twitter üzerinden yapılan fişlemelerin Adli Tıp Kurumu’nun geliştirdiği yazılımla yapılıp yapılmadığına sorularımıza rağmen Adli Tıp Kurumu cevap vermedi.

Okumaya devam et

Popular