Bizimle iletişime geçiniz

Politika

Ahmet Davutoğlu: “Korku duvarını aşacak, yeni bir umut olacağız”

Eski AKP’li Başbakan Ahmet Davutoğlu, kuracağı partinin yol haritasını Manisa’da açıkladı. İlk isteğinin korku duvarını aşmak, ümidi ve heyecanı ayağa kaldırmak olduğunu söyledi. Suriye faturasının kendisine kesilmesine tepki gösterdi.

BOLD – Eski AKP’li Başbakan Ahmet Davutoğlu, kuracağı partinin yol haritasını Manisa’da açıkladı. ‘Manisa Dostları Platformu’ toplantısında konuştu. “İlk isteğim korku duvarını aşmak, ümidi ve heyecanı ayağa kaldırmak. Yeni bir umut olacağız” dedi.

FARKLI PARTİLERDEN İSİMLER VAR

AKP’den ihraç edilen eski milletvekilleri Abdullah Başçı, Ayhan Sefer Üstün, Selçuk Özdağ, İbrahim Turhan; AKP Ankara eski İl Başkanı Nedim Yamalı, İstanbul eski İl Başkanı Selim Temurci ve CHP İstanbul eski Milletvekili İhsan Özkes de toplantıdaydı. AKP’nin eski milletvekili adayı, 31 Mart seçimlerinde de Demokrat Parti’den Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Şule Tunalı ile Saadet Partisi eski İl Başkanı Metin Bulduk da toplantıya katılan isimler arasındaydı.

Berfin Adıcan’ın Oda TV’de aktardığına göre, Davutoğlu’nun konuşmasının satır başları şunlar:

FİDAN DİKMEYE GELDİK

“Bugün Manisa’ya bir fidan dikmeye geldik. Allah bize sağlam fidanları sağlam toprağa dikmeyi nasip etsin. Öncelikle Barış Pınarı Harekatı’nda şehit olan askerlerimize, sivillerimize ve Özgür Suriye Ordusu mensuplarına Allah’tan rahmet diliyorum. Stratejik Derinlik’te Suriye konusunu içim sızlayarak yazmıştım. Barış ilhamıyla o satırları kaleme almıştım. Elimize imkân geçtiğinde, 2002’de başladığımızdan itibaren Suriye ile Türkiye arasında suni sınırları kaldırmak için çalıştık. Irak savaşını nasıl engelleriz diye istişare etmek üzere Şam’a gitmiştim, yüreğimde bir ses bu şehir barış diyarı olmalı demiştim. Suriye en zor zamanlarında Türkiye’yi yanında buldu. Görev yaptığım sürede Gerek Başbakanımız Abdullah Gül, gerek o dönem Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın onayıyla gittiğimde Suriye’yle ilişkileri en üst düzeye getirmek istedik. Lübnan savaşı yaşandığında yanlarında durduk. Engelleri aşmaya çalıştık.”

SAVAŞ İLAN EDECEKLERDİ

“2008’de İsrail-Suriye ilişkilerini yürüten kişi oldum. Suriye ile Irak birbirine savaş ilan etmek üzereydi. Irak ile Suriye arasında barış olsun diye seyahat ettik. Hedefimiz neydi? Barış olsun diyeydi. 2010 yılında o günü rüya gibi hatırlıyorum. Suriye dışişleri bakanıyla Halep’te, sonra Gaziantep’te toplandık, iki ülke arasında sınırları da vizeleri de kaldırdık. Arap baharının hemen öncesinde serbest vize. Sonra kışa dönen bir Arap baharı başladı. Biz bu dalganın Suriye’ye gelmemesi için bunu önlemek için çok çaba sarf ettik. 7-8 yıl birlikte mücadele verdiğimizde Beşar Esad’a hep barış dedik. Türkiye’yi Ortadoğu’daki Kürt kardeşlerimizle karşı karşıya getirmek isteyenlere söylüyorum, bizim Beşar Esad’dan talebimiz reform süreci başlatmasıydı. Yavaş sürsün ama Suriye halkı dinlendiğini hissetsin dedik. Saldırılar arttığı zaman Ramazan günü Humus’ta camileri minareleri yerle bir ettiğinde 6,5 saat kendisiyle konuştuk, tüm bunların kaydı var. Suriye’yi çok iyi tanıdığımız için 6,5 saat boyunca baskı olmadan, Suriye ile Türkiye ilişkileri güzel gitsin diye konuştuk.”

BU POLİTİKANIN 3 TEMEL ESASI VARDI

“Bütün şehirlerde geniş çaplı katliamlar başladı. Yeni bir Suriye politikası tesis etmek zorunda kaldık, o zaman da bu politikanın 3 temel esası vardı. Sınırlarımızı korumak ve Suriyeli mültecilerin güvende olması. Bu sınır güvenliğini temin etmek üzere sınır boylarında kontrol eden ÖSO ile görüşüldü. Aradan geçen uzun süreden sonra geldiğimiz Oktay’a dikkat çekiyoruz.

3.5 YILDIR GÖRÜŞÜMÜZÜ İFADE EDEMEDİK

“Bizim savunduğumuz güvenli bölge tezi kabul edilir hale geldi. Özgür Suriye ordusu Mehmetçiğimiz ile birlikte geldi. ÖSO bizim nedenimizle kurulmuş değil. DEAŞ’a karşı direnenler de Özgür Suriye ordusuydu. 3,5 yıl hiçbir görüşümüzü ifade edemedik ve her şey üstümüze yıkıldı. Şimdi vicdanlara sesleniyorum. Güvenli bölge oluşturmak yanlış mıydı? Dün varılan anlaşma ümit ederiz ki devam eder, sadece Tel Abyad sınırında kalmaz, Münbiç ve Kobani için de geçerli olur”

BU ADALET Mİ?

“Bugünlerde birileri eleştirmek istediğinde Davutoğlu dönemi diyor, ama iyi bir şey varken AK Parti dönemi diyorlar. Bu adalet mi? Herkesi vicdan, muhasebeye çağırıyorum. O günlerde bize laf söyleyenler şimdi güvenli bölgeyi savunuyor. O günlerde bizi suçlayanlar Mehmetçiğimizle şehit olan 77 ÖSO’cunun hakkını ödeyemezler. Biz devlet adamıyız, başarı devletimize aittir, başarısızlık varsa hepimize aittir. Bize saldırmak serbest ama cevap verme şansımız yok. İki grup hakim şu an medyada. Bir grup AK Parti’nin tüm o başarılarını bir yere yazarken, sadece algı operasyonu yapmak üzere tüm başarısızlıklar bize yazıyor, bir başka grup ise cumhurbaşkanına söylemedikleri için Ak Partiyi eleştiriyoruz deyip bizi eleştiriyor. Ben buradan iki gruba da sesleniyorum, biz hür ve özgür platformda konuşmaya hazırız, yorumcular bizi konuşuyorlar ama bize bağlanmıyorlar, bizim her şeyi konuşacak yüreğimiz var. Yüreği olan karşımıza çıksın”

SURİYE’DE KATİL BİR REJİM…

“Bütün Suriye’nin faturası bize aitmiş gibi davranıyorlar. Suriye’de katil bir rejimin 1 milyon insanı öldürdüğünü gözardı ediyorlar. Bu katliama sessiz kalanları suçlamıyorlar, gerçek barış için çaba sarf eden bizleri suçluyorlar. Dünkü anlaşma doğru olmuştur, inşallah ülkemize hatırlar getirir. Başlayan ateşkes güvelik sağlandıktan sonra bütün bölgede etkin bir sivil yönetim kurulmalı, etkin ve katılımcı bir sivil yönetim kurulmalı. Araplar Kürtler ve Türkmenler aynı mecliste olmalı ve kimse Türkiye’yi suçlayamamalı, Mehmetçiğimizin alanda risklerini azaltmak için yerel unsurlardan oluşan bir güvenlik ordusu kurulmalı. Tel Adyablılar Tel Adyab’ı savunmalı. Kobani’de, Münbiç’te ve Kamışlı’da nasıl bir çözüm getirileceği konuşulmalı. Çok etkin kamu demokrasisi birimi oluşturulmalı ve Türkiye aleyhine yapılan saldırılara karşı aynı yetkinlikle işlev görecek bir kamu diplomasisi birimi oluşturulmalı. Uluslararası yapılarla diplomasi yapılmalı. Bütün dünyayla. Bunlar yapılırsa güvenli alanlarda kalıcı düzenleme sağlanabilir.”

TRUMP’A MİSLİYLE CEVAP VERİLMELİ

ABD Başkanı Trump’ın Erdoğan’a yazdığı mektubu da ağır bir dille eleştiren Davutoğlu, “Bu mektup misliyle ABD’ye iade edilmeli ve devlet kaydından çıkarılmalıdır. Hiçbir şey bu mektubun devlet arşivinde olmasını meşru gösteremez. Bu operasyon Trump’a ders vermek için değil Türkiye’nin kaygıları için yapılmıştır. ABD’ye başvuruda bulunularak bu mektubun geri çekilmesi istenmelidir” dedi.

Tarım Bakanlığının yasa dışı lüks ithal araçları Sayıştaya tosladı

Politika

AKP’li Çamlı’dan İmamoğlu’na: Horolop şorolop yevmiyeci adam

‘Yeliz’ lakabıyla tanınan AKP’li vekil Ahmet Hamdi Çamlı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, “Horolop şorolup bir zihniyet. Yevmiyeci adam.” ifadelerini kullandı.

BOLD – Biz 10 TV’nin yayınına katılan AKP’li Çamlı, İmamoğlu ile AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı kıyaslayarak, “Tayyip Erdoğan’ın 1970’lerdenberi bir backgroundu var adamın. Ama bu öyle değil ki. Bu pattadanak önümüze çıktı. Nerden ve nasıl atıldığı belli olan biri” dedi.

İmamoğlu için “Nerden ve nasıl atıldığı belli olan biri” diyen Çamlı, sunucunun ‘Nerden ve nasıl atılmış?’ sorusuna ise “Stratejik bir şehir olan İstanbul’un milli bir zihniyetten alınıp Horolop şorolop bir zihniyete teslim edilmesi demek” diye cevap verdi.

YEVMİYECİ GÜNLÜK ADAM

Çamlı, sözlerini şöyle sürdürdü:  “Ne demek bu Horolop şorolop zihniyet. Ben kendisini bir ihanetle suçlamıyorum. Horolop şorolop adamın derdi şudur. Benim bu şekilde literatüre soktuğum çok kelimeler var. Horolop şorolop zihniyet adam günü birlik adam, yevmiyeci yani, günlük adam, derinliği olmayan adam, ilerisi olmayan, backgroundu olmayan basit kar için her şeyi yapabilecek adam.”

AA eski Genel Müdürü Öztürk’ten medya itirafı: Manşeti gönderip uygun mudur diye soruyorlardı

Okumaya devam et

Politika

Kılıçdaroğlu: Türkiye’de kimsenin can ve mal güvenliği yok

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, iş insanlarına seslendiği konuşmasında Türkiye’de kimsenin can ve mal güvenliğinin olmadığını söyledi. “Siyasi iktidar “Ben bunu yargılamak istiyorum” derse, sizin avukatınız bile sizin neden tutuklandığınızı bilemez” dedi.

BOLD – Kılıçdaroğlu, ekonomik sıkıntılardan dolayı toplu intiharların başladığına dikkat çekerek, “Bakın çöp konteynerlerinin yanına, çöpten yiyecek toplayan kadınları görürsünüz. 21. yüzyılın Türkiye’sinden bahsediyoruz. Güçlü bir sosyal devlete ihtiyacımız var” dedi.

İstanbul’da İş Dünyası Konfederasyonunun düzenlediği toplantıda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yaşadığı en temel sorunun liyakat sisteminin çökmesi olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, “Devlette liyakati yok ettiğiniz zaman adalet diye bir kavram kalmaz. Hayatında tek bir makale yazmamış kişiyi büyükelçi tayin ettiniz. Bunu yaparsanız dünyadaki saygınlığınız ne olur? Ben bunu söylediğimde “Kılıçdaroğlu muhalefet yapıyor” diyorlar. Ben bunu söylemeyecek miyim arkadaşlar? Liyakati yok ederseniz her şeyi darmadağın edersiniz” dedi.

YABANCI SERMAYE NEDEN TÜRKİYE’YE GELSİN?

Hukuk devletinin önemine değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye yabancı sermayenin artık gelmediğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Hukuk can ve mal güvenliğinin garanti altına alındığı kurallar bütünüdür. Benim can ve mal güvenliğim yoksa yabancı sermaye neden gelsin? Hiçbirinizin Türkiye’de can ve mal güvenliği yoktur. Siyasi iktidar “Ben bunu yargılamak istiyorum” derse, sizin avukatınız bile sizin neden tutuklandığınızı bilemez. Yabancı sermaye neden Türkiye’ye gelsin? Neden ben ve sizler siyasi iktidar tarafından tehdit ediliyorsunuz? Devleti yöneten böyle bir şey olabilir mi?”

KAYYIM TEPKİSİ

HDP’li belediyelere kayyım atanmasıyla ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, “Seçimler yapıldı. Savcılığa gittiler, YSK’da 8 hakim imza bastı ‘aday olabilir’ diye. Seçildi, 1 gün sonra vali, bakanlığa yazı yazdı ‘görevden alın’ diye. Hani demokrasi vardı? Doğru değil. Milletin iradesini gasp edemezsiniz. Aynı şekilde büyükşehir belediye başkanları görevden alındı. (Gökçek-Topbaş) Onu da eleştirdik. Neden istifaya zorluyorsun?” ifadelerini kullandı.

MERKEZ’İN İTİBARI KALMAZ

Merkez Bankasının dünyanın her tarafında bağımsız olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “MB’ye ekonomik talimat verirsin. Kullanacağı araçlara siyasi organ müdahale etmez. Ama hedef verir. Tutmazsa görevden alırsınız. Merkez Bankası’nın verdiği kararlara siyasi iktidar müdahale etmez. Siz müdahale ederseniz dünyada bir itibarınız olmaz. Bunlardan vazgeçilmeli” dedi.

PAMUK İTHAL EDİYORUZ

Türkiye’nin faiz ödemek için borç alır noktaya geldiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Her bir saatte Türkiye Cumhuriyeti’nin ödediği faiz 2 milyon dolardır. Saat başına 2 milyon dolar faiz ödeyen bir ülkenin ekonomik krizden kurtulabilir mi? Bizim komşularımızla kavga edecek halimiz mi var? Kim için çalışıyoruz? Üretimi öncelememiz gerekiyor. Türkiye üretimi kesti. Nohut, saman ithal ediyoruz. Alman, Kanada, ABD çiftçisi için çalışıyoruz. Pamuk ithal ediyoruz Yunanistan’dan. Pamuk ekecek tarla mı bitti Allah aşkına?”

VATANA İHANET

Tank Palet Fabrikası’nın BMC’ye satılmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Bunun adı vatana ihanettir! Bu ülkeyi kuranlar böyle bir tabloya asla müsaade etmemiştir” dedi.

AYIPTIR, YAZIKTIR, GÜNAHTIR

ABD Başkanı Trump’ın mektubuna da değinen Kılıçdaroğlu, “Trump’ın yazdığı mektup benim yüreğimde derin bir sancıdır. O mektuba hiç ses çıkarmıyorlar. İçime sindiremiyorum, bu ülkenin tarihine sindiremiyorum. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Ağırıma gidiyor benim. Çok net söylüyorum” ifadelerini kullandı.

Başkanlık sisteminde geri adım; AKP’de Erdoğan’ın yerine genel başkan formülü

Okumaya devam et

Politika

Başkanlık sisteminde geri adım; AKP’de Erdoğan’ın yerine genel başkan formülü

Cumhurbaşkanlığı sistemine tepkilerin artması üzerine AKP, Cumhurbaşkanlığı ile parti genel başkanlığı görevlerinin ayrılması için formül arıyor. Genel başkanlık için Binali Yıldırım’ın ismi ön plana çıkıyor.

BOLD – AKP’de, Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemine halk desteğinin azalması üzerine parti başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığının ayrılması için çalışma başlatıldı. Parti içerisinde AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun programı nedeniyle partiye yeterince zaman ayıramadığı görüşü dile getirilirken, sorunların çözümü için Cumhurbaşkanlığı ile genel başkanlık görevlerinin ayrılması dahil 3 formül konuşuluyor.

Cumhuriyet’in haberine göre AKP kulislerinde, yeni sistemle birlikte AKP Genel Merkezi, Meclis yönetimi ve Cumhurbaşkanlığı arasında bağı güçlendirmek için şu formüller tartışılıyor:

YARDIMCI SAYISI ARTIRILSIN

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun programı ve her konuda karar almak için kendisinden onay alınmak istenmesi nedeniyle hem genel merkez hem de Meclis işleyişinde sıkıntı yaşanıyor. Cumhurbaşkanlığı yardımcısı sayısı artırılarak bir yardımcı “koordinatör” olarak görevlendirilebilir. Koordinatör olan yardımcı, Cumhurbaşkanlığı-parti genel merkezi-Meclis arasında bağı güçlendirerek daha hızlı karar alınması ve işleyişin hızlandırılmasını sağlayabilir.

GRUPTA TEK BAŞKAN

Halen AKP Genel Merkezi’nde genel başkanvekilliği ve Meclis’te grup başkanlığı ayrı isimler tarafından yürütülüyor. Bu sistem, her iki makam da güçlendirilerek aynen devam edebilir. Ancak çok başlılığın önlenmesi için genel başkanvekilliği ve grup başkanlığı tek bir kişiye verilebilir. Erdoğan’ın yürütme işlerinden dolayı zaman bulamadığı durumlarda, hem genel merkez hem de gruptaki toplantıları bu kişi yürütebilir. Erdoğan ile haftalık görüşme yaparak sorunlara daha köklü çözümler bulunabilir.

GENEL BAŞKANLIĞA AYRI İSİM

Genel başkanlık ve Cumhurbaşkanlığı ayrılabilir. Erdoğan, genel başkanlığı güvendiği bir isme bırakabilir. Ancak bu formüle, Erdoğan’ın genel başkanlığı bırakmak istemeyeceği düşünülerek çok düşük bir olasılık tanınıyor. Ortaya konan bütün formüllerde Binali Yıldırım’ın adı öne çıkıyor. Erdoğan’ın 23 Haziran İstanbul seçiminin ardından kabine revizyonuyla Yıldırım’ı Cumhurbaşkanı yardımcılığı görevine getireceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyordu. Erdoğan’ın, Yıldırım’ı bu formüllerden birine karar verinceye kadar bekleteceği dile getiriliyor. AKP içinde herhangi bir uygulama değişikliğinin sistem tartışması yaratacağı da konuşuluyor. Bazı AKP yöneticileri, “Bunların her biri aslında fiili olarak başbakanlık sistemi. Hangisini getirirseniz getiren ayrı bir sistem oluyor” görüşünü dile getiriyor.

Tayyip Erdoğan: Seçimi kaybederim de EYT’ye izin vermem…

Okumaya devam et

Popular