Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cumartesi Anneleri’ne Sümeyye Yılmaz’dan ‘çok değerli’ mektup

Tam 9 ay boyunca eşi Mustafa Yılmaz’dan haber alamayan Sümeyye Yılmaz, Cumartesi Anneleri’nin 761. buluşmasına bir mektup gönderdi. Verdiği hukuk mücadelesinde Cumartesi Anneleri’nin desteği için teşekkür etti.

BOLD – Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini ve faillerin cezalandırılmasını isteyen Cumartesi Anneleri, 761’inci kez bir araya geldi. Buluşmada Hakkari Yüksekova’da gözaltına alınan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan 73 yaşındaki Abdülkerim Yurtseven, 18 yaşındaki Mikdat Özeken ve 13 yaşındaki Münür Sarıtaş’ın akıbetleri soruldu.

KANLAR İÇİNDE GÖRDÜ

Açıklamada konuşan gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak, Yüksekova’ya bağlı Ağaçlı köyüne düzenlenen baskında Abdülkerim Yurtseven, Mikdat Özeken ve Münür Sarıtaş’ın askerler tarafından gözaltına alındığını söyledi. Gözaltına alınanların akıbetini sormak için tabura giden ailelerin Mikdat’ı kanlar içinde gördüğünü belirten Ocak “Ailelere ilk olarak ‘24 saat gözaltında tutulacakları’ söylendi. Ancak daha sonra ailelere ‘Kimseyi gözaltına almadık, bir daha buraya gelmeyin’ denildi. Ailelerin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kaldı” diye konuştu. Ocak, gözaltı işlemini gerçekleştirenler arasında bulunan itirafçı Kenan Bilgiç’in anılarını yazdığı kitapta hem gözaltı işlemini hem de gözaltına alınan 3 kişinin öldürülüp kendi kazdıkları mezarlara gömüldüğünü anlattığını belirten Ocak “Tanıklara ve itiraflara rağmen sorumlular hakkında açılan dava beraatla sonuçlandı” dedi.

YILLARCA REDDEDİLDİ

Abdülkerim Yurtseven’in torunu Emrah Yurtseven, onlarca köylünün gözleri önünde gözaltına alınan dedesinin gözaltına alındığının yıllarca reddedildiğini söyledi. Dedesi gözaltına alındığında 4 yaşında olan Yurtseven “Çocukluğum onu aramakla geçti. Hiçbir zaman yılmadık, davamızın peşinde olduk. 2003 yılında davayı AİHM’ye taşıdık. Burada etkin soruşturma yürütülmediği için Türkiye mahkum edildi. Buna rağmen etkin bir soruşturma başlatılıp, sorumlular cezalandırılmadı” dedi.

“ÇOK DEĞERLİSİNİZ”

Şubat ayından bu yana kendisinden haber alınmayan ve geçtiğimiz hafta Ankara Emniyet Müdürlüğünde olduğu ortaya çıkan Mustafa Yılmaz’ın eşi Sümeyye Yılmaz gönderdiği mektupla sevincini Cumartesi Anneleriyle paylaşmak istediğini söyleyerek “Eşimin hayatta olduğunu öğrendim ve bunda Cumartesi Anneleri’nin etkisinin çok değerli olduğunu düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

9 ay boyunca kaybedilen Mustafa Yılmaz’ı yangından mal kaçırır gibi tutukladılar

Gündem

Sakarya’daki havai fişek fabrikasındaki patlamaya dava açıldı: 22’şer yıl hapis cezası istendi

Sakarya’daki havai fişek fabrikasında meydana gelen ve 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlamaya ilişkin hazırlanan iddianamede, 7 sanık hakkında 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi.

BOLD – Sakarya’nın Hendek ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 127 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin aralarında fabrika sahiplerinin de bulunduğu 5’i tutuklu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi

İddianamede, “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan şüphelilerin 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca aralarında fabrika sahipleri Ali Rıza Ergenç Coşkun ile oğlu Yaşar Coşkun’un da bulunduğu 7 şüpheli hakkında hazırlanan ve 108 müştekinin bulunduğu 27 sayfalık iddianame, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme iddianameyi kabul etti.

5 KAZA YAŞANDI, ÖNLEM ALINMADI

İddianamede, fabrikada daha önce 5 kez daha iş kazasının yaşandığı hatırlatılarak, “Meydana gelen bu patlamaların ve iş kazalarının da soruşturma konusu olaydaki yukarıda detaylı olarak anlatılan kusur sebepleriyle benzer sebeplerden kaynaklandığı mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile tespit edildi. Buna rağmen gerekli önlemler alınmayarak aynı şeklide çalışılmaya devam edilmesi halinin kazayı öngörülebilir ve önlenebilir hale getirdi” denildi.

DENETİM VAR ÇİN MAHALLESİNİ KAPAT

İddianamede, fabrika kimyageri Ahmet Çağırıcı ifadesinde, işverenin fabrikaya yapılan denetimden daha önceden haberi olduğunu, fabrika Sorumlu Müdürü Hasan Ali Velioğlu’nun denetim öncesinde kendisini arayarak haber verdiğini kaydetti. Çağrıcı, Velioğlu’nun kendisine “Ahmet bugün denetim olacak Çin mahallesini kapat” dediğini belirterek, şunları söyledi: “Çin Mahallesinde üretimi durdurarak işçilerle birlikte ya yukarı imalathane bölümüne çıkıyorduk ya da işçilerin bekleme yerinde denetimin sonlanmasını beklerdik. Denetime gelen kişiler hiçbir zaman Çin mahallesine inmediler, hatta bir keresinde şahit olduğum olayda Ankara’dan gelen ve işi biraz bilen bir müfettiş Yaşar Coşkun’a ‘Misketi kendiniz mi üretiyorsunuz yoksa satın mı alıyorsunuz?’ diye sordu. Yaşar Coşkun’un kendilerinin ürettiğini söyledi, müfettiş de nerede ürettiklerini sorması üzerine Yaşar Coşkun’un müfettişe Çin mahallesindeki laboratuvarı değil torpil ve volkan bölümlerinin laboratuvarını gösterdi ve ‘Burada üretim yapıyoruz’ dedi. Müfettiş işin teknik boyutunu çok fazla bilmediği için buna inandı. Çin mahallesinin çok büyük tehlike arz ettiğini fabrika sahipleri de bildiği için Çin mahallesini kimseye göstermedi. Çin’li usta Yang’ın bir keresinde fabrikanın çalışma şekli ile ilgili olarak ‘Bu işi yapıyorsun ama burası eninde sonunda patlayacak’ dedi.”

İŞÇİLERE FAZLA İŞ ÇIKARMASI İÇİN BASKI YAPILDI

İddianamede, işverenin işçilere fazla iş çıkarması için baskı yaptığı ifade edilerek, şunlar kaydedildi: “İşveren şüpheliler tarafından bölümlerde çalışan işçilere fazla iş çıkarması için sürekli olarak baskı yapıldığı, bu nedenle iş yetiştirebilmek adına işçilerin gerekli dikkat ve özeni göstermeden çalıştıklarının dosya kapsamındaki işçilerin ve bir kısım şüphelilerin beyanında ısrarla dile getirildiği, tüm işçilere yanmaz kıyafet ve anti statik ayakkabı vb. koruyucu donanım ve ekipmanın yeterli düzeyde ve miktarda verilmediği, bunun yerine anti statik bileklik ve önlük verildiği, bir kısım çalışanlara ise tulum ve anti statik ayakkabı verildiği, ancak verilen ekipman içinde yanmaz kıyafetin bulunmadığı, işverenlerin genelde ilkokul mezunu olan işçilere gerekli ve yeterli iş güvenliği eğitiminin verilmesini sağlamadıkları, zaman zaman verilen eğitimin ise A sınıfı iş güvenliği uzmanlık belgesi bulunmayan iş güvenliği uzmanı tarafından verildiği bu kapsamda iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği hukuku bakımından düzenlenen yükümlülüklerin tam olarak sağlanmadığı bu çerçevede iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için ’gerekli’ olan tüm önlemleri iş veren olarak yerine getirmedikleri, fabrikayı özellikle Çin Mahallesi’ni, ilgili kurumlar tarafından yapılan denetimlere açmadıkları, denetim yapılacağını önceden haber alıp bir takım tedbirler aldıkları, bazı bölümlerde özellikle Çin Mahallesi’nde üretimi durdukları böylelikle işveren olarak şüphelilerin bu eksiklikler ve bilirkişi raporu ile tespit edilen ve yukarıda detaylı olarak anlatılan diğer eksikliklerin giderilmemesi nedenlerinden dolayı olayın meydana gelmesinde ihmal ve kusurlarının bulunduğu…”

FABRİKA SAHİBİNE MORAL YEMEĞİ VERİLMİŞTİ

Sakarya’nın Hendek ilçesi Yukarıçalıca mevkisinde yaklaşık 15 dönüm üzerine kurulu havai fişek fabrikasında 3 Temmuz’da meydana gelen patlamalarda 7 kişi vefat etmiş, 127 kişi yaralanmıştı. Patlamaya ilişkin gözaltına alınan aralarında fabrika sahibinin de bulunduğu 5 şüpheli tutuklanmış, bir zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Patlamanın ardından MÜSİAD Sakarya Şubesinin fabrika sahiplerine moral yemeği verdiği ortaya çıkmıştı.

İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi

Okumaya devam et

Gündem

Bakanlık ağır davranınca 1.5 milyon doz aşıyı İran aldı

Türkiye’de yeteri kadar bulunmaması nedeniyle grip aşısı kronik hastalara da verilmiyor. Hollanda’dan getirilecek 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaların bir ay sürmesi sonrası İran’a satıldığı ortaya çıktı.

BOLD – Türk Eczacıları Birliği’nin (TEB) girişimiyle Hollanda’dan getirilecek 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaları bir ay sürdü. Aşılar ise Türkiye yerine İran’a satıldı.

CHP’li Özgür Özel hızlı karar vereceği söylenen Saray rejimi yüzünden vatandaşların aşıdan mahrum kaldığını kaydetti.

GRİP AŞISI RİSK GRUPLARI İÇİN ÖNEMLİ

Cumhuriyet’in haberine göre, risk grubunda bulunan milyonlarca vatandaşın pandemi dolayısıyla grip aşısı olması büyük bir önem taşırken Türkiye için bağlantısı kurulan aşılar, yeteri kadar hızlı bir süreç işletilmediği için alınmadı. TEB’in girişimiyle Hollanda menşeili bir firmadan satın alınarak Türkiye’ye getirilmesi planlanan 1.5 milyon doz grip aşısının bürokratik yazışmaların yaklaşık bir ay sürmesi nedeniyle alınamadığı belirtildi. Aşıların İran’a satıldığı belirlendi.

SARAY REJİMİ NEDENİYLE HALK AŞISIZ KALDI

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Bürokrasiye yapılan ilk bilgilendirmeden bir ay sonra bu aşılar Hollandalı firma tarafından İran’a teslim edilmiştir. Şimdi bu gecikme nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yerine İranlılar aşılanıyor. Rejime kasteden anayasa değişikliğine gidilen süreçte Cumhurbaşkanlığı hükumet sistemi olarak adlandırılan bu Saray rejiminin çok hızlı karar vereceği, çok esnek olduğu ifade ediliyordu. Ancak bu rejim yüzünden 1.5 milyon vatandaşımız grip aşısından mahrum kaldı” dedi.

20 MİLYON DOZ AŞIYA İHTİYAÇ VAR

Aşıların temini için 11 Eylül’de başlayan bürokratik yazışma sürecinin 14 Ekim’e kadar uzadığını vurgulayan Özel, “65 yaş üstü vatandaşlar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlar için toplam 18-20 milyon doz ihtiyacımız olan grip aşısı yalnızca 1.2 milyon doz olarak Türkiye’ye geldi. Önceki yıllara kıyasla doz sayısının artırılmamış olması, bu sürecin iyi yönetilmediğini, Sağlık Bakanlığı’nın hazırlıksız olduğunu göstermektedir” diye konuştu.

Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığında dev kadrolaşmaya gidiyor

Okumaya devam et

Gündem

İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi

Vergilerin yükseltilmesi sonrasında artan kaçak içki kullanımından dolayı ölenlerin sayısı artıyor. İzmir’de sahte içki içtikten sonra fenalaşıp hastaneye kaldırılan 2 kişi daha yaşamını yitirdi. Bu kişilerle birlikte sadece İzmir’de sahte içkiden ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.

BOLD – İzmir’de, sahte içki içtikten sonra fenalaştıkları öne sürülen 2 kişi, kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti. 2 kişinin ölümünün ardından kentte sahte içki nedeniyle ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.

YAPILAN MÜDAHALEYE CEVAP VERMEDİLER

Sahte içki içtikten bir süre sonra fenalaşan Murat A. ve Ömer Ali Ö., bir özel hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören Murat A. ve Ömer Ali Ö., yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Murat A. ve Ömer Ali Ö.’nün cansız bedenleri, otopsi yapılması için İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 2 kişinin ölümünün ardından kentte sahte içki nedeniyle ölenlerin sayısı 30’a yükseldi.

“22 gün hücrede tutuldum, eşim cezaevinde kovid oldu, yavrum benimle konuşmuyor”

Okumaya devam et

Popular