Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

KHK tarihinde ilk: Beraat etti, tazminat aldı, yine de iade edilmedi

İhbarla işinden atıldı, hapis yattı, beraat etti, haksız hapis için devlet tazminat ödedi, yine de OHAL Komisyonu red kararı verdi.

CEVHERİ GÜVEN

BOLD – KHK’lı Fatih Murat COŞKUN beraat etti, hapis yattığı günler için devletten tazminat kazandı, yine de işine iade edilmedi.

Fatih Murat Coşkun Diyanet kadrosunda veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak görevliyken, 15 Temmuz sonrası binlerce kamu çalışanı gibi hayatı tamamıyla değişti.

15 Temmuz’un ardından aynı beldede görev yapan bir imamın şikayeti üzerine önce mesleğini kaybetti ardından, özgürlüğünü.

675 sayılı KHK’yla mesleğinden ihraç edilen Fatih Murat Coşkun, yeni aynı şikayet nedeniyle tutuklandı. Hizmet Hareketi’yle ilgisi bulunduğu ihbarı nedeniyle 8 ay 20 gün hapis yatan Coşkun, uzun bir yargı sürecinin ardından beraat etti.

Haksız yere hapiste yattığı için dava açan Coşkun’u Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesi haklı buldu. Devletin 20 bin 508 lira maddi 22 bin 500 lira manevi tazminat ödemesine hükmedildi.
Coşkun beraat etmesine ve haksız yere hapis yattığının tescil edilip kendisine tazminat ödenmesine rağmen, mesleğine geri dönemedi. OHAL Komisyonu Coşkun’un mesleğine dönme talibini reddetti.

Fatih Murat Coşkun şimdi bir lokantada aşçı olarak çalışıyor.

BÜTÜN HUKUK YOLLARINI DENEDİ

Mesleğinden ihraç olması ve tutuklanmasıyla hayatının bir anda altüst olduğunu belirten Coşkun, herşeyi başlatan ihbar ve devamındaki hukuk mücadelesini anlattı:

“Aynı beldede görevli bir imamın ihbarı sonrası hemen açığa alındım. Sonra idari soruşturma geçirdim. İdari soruşturma bitmeden adli soruşturma başladı.
Ağustos 2016’da gözaltına alındım. 26 Ağustos’ta tutuklandım. Yaklaşık 8 ay 20 gün cezaevinde kaldım. Cezaevindeyken 675 Nolu KHK ile ihraç edildim.
Çıkartıldığım ilk mahkemede tahliye edildim. Ardından da beraat ettim. Beraatime savcı itiraz etti ve dosyayı savcı İstinaf Mahkemesi’ne götürdü. İstinaf da savcının talebini reddetti. Böylece beraatim onanmış oldu.

Beraatim onandıktan sonra, bu tazmini gerektirir bir durum olduğundan dava açtım. Mart 2018’de davam Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kabul edildi. Geçen hafta da mahkemem sonlandı. Mahkeme haksız biçimde tutuklu kaldığım süre için tazminat ödenmesine hükmetti.

Beraat kararımı OHAL Komisyonu’na gönderdim ama ‘red kararı’ geldi Haziran ayında. Beraat etmiş olmama rağmen red aldım. Konuyu Ankara İdare Mahkemesi’ne taşıdım. Halen itirazım burada görüşülüyor.”

Fatih Murat Coşkun lokantada yemek pişirirken.

KURUM KANAATİ YARGI KARARININ ÖNÜNDE

“OHAL Komisyonu’nun red gerekçesi, kurum kanaati, idari soruşturmada benim hakkımda verilen ifadeler, SMS’le yapılan yardım. OHAL Komisyonu’nun red cevabımda, ‘Şahıs yargılandığı davada beraat etmiştir’ yazıyor. Buna rağmen red geldi.”

HAYATA BULAŞIKÇILIKLA TUTUNDU

Mesleğini kaybettikten ve hapisten çıktıktan sonra iş bulmakta zorlanan Coşkun, çareyi bir lokantada çalışmakta buldu:
“Yaklaşık 2 senedir lokantalarda çalışıyorum. Bulaşıkçılıktan başladım, şimdi aşçı oldum. Evliyim bir çocuğum var ikincisini bekliyorum.
Eşim de benim gibi KHK’lı hemşire idi. Sağlık Bakanlığı’nda çalışıyordu. Onun dosyası da halen OHAL Komisyonunda.”

Fatih Murat Coşkun’un memurluk günlerinden kalan bir kare…

BU ÇABA MESLEĞE İADE İÇİN DEĞİL BİR HAK ARAYIŞI

Yargı mücadelesini sürdüren Coşkun, önceliğinin mesleğine iade edilmek olmadığını söylüyor:
“Benim çabam hak arayışı. Hak ettiğim imkanlar elimden alındı, hak etmediğim muameleye tabi tutuldum. Benden daha kötü durumda olan binlerce arkadaş var. Benimki bir hak arayışı. Yüzlerce kadın, bebek, hasta ve yaşlı cezaevlerinde daha kötü durumdayken, beni göreve iade edin demekten hicap duyuyorum elbette. Mücadele etmek sesimizi duyurmak, haksızlıkları anlatmak istiyoruz.”

150 BİN MEMUR İHRAÇ EDİLDİ

Türkiye’de 15 Temmuz sonrası 150 binden fazla kamu çalışanı, haklarında hiçbir dava ve soruşturma bulunmadan mesleklerinden ihraç edildiler. Sosyal sigorta kayıtlarına verilen bir numara nedeniyle özel sektörde kendi mesleklerinde iş bulmaları da imkansız hale getirildi.

BOLD ÖZEL

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Otizmli Hamza Tarık Durmuş’un (15) dramını geçtiğimiz günlerde HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu sosyal medya hesabından duyurmuştu. Babası 8 aydır tutuklu, annesi ise 4. evre lenf kanserini atlatmış bir kadındı.

Yamanlar Kolejinde Biyoloji öğretmenliği yapan anne Hülya Durmuş (39), bu kez bir video çekerek çocuğunun durumunu kendisi anlattı.

Otizmli Hamza Tarık’ın annesinden feryat: Çok çaresizim, eşimi serbest bırakın!

Hülya öğretmen kanserken gözaltına alındı, eşi tutuklandı, biri ağır otizmli iki oğluyla başbaşa kaldı. Saldırganlaşan oğluyla yaşadıklarını anlattığı video yürek parçalayıcı.

Gepostet von Bold Medya am Montag, 30. März 2020

 

15 ve 4,5 yaşında iki oğlunun olduğunu söyleyen Hülya Durmuş, “Büyük oğlum yüzde 98 otizmli. Ağır engelli. Aynı zamanda zihinsel engelli. Küçük oğlum Burak çok şükür sağlıklı. Eşim ve ben KHK ile kapatılan kurumlarda öğretmen olarak çalışıyorduk. 15 Temmuz’dan sonra ikimiz de işsiz kaldık. Çok zor günler geçirmeye başladık.” cümleleriyle sözlerine başlıyor.

Yaşadıkları sıkıntıların etkisiyle Ocak 2018’de lenf kanserine yakalanan Hülya Durmuş, 10 ay boyunca yoğun kemoterapi tedavi gördü. Kanser 4. evresindeydi. Agresif bir türdü ve bütün vücuduna yayılmıştı. Ama atlattı.

Hülya Durmuş, 10 ay boyunca tedavi gördükten sonra lenf kanserini atlattı. Oğlu ile geçirdiği zor günler nedeniyle hastalığının yeniden nüksetmesinden korkuyor.

YAMANLAR KOLEJİNDE ÇALIŞTIĞIM İÇİN GÖZALTINA ALINDIM

Bu süreçte eşinin çeşitli işlerde çalışarak hem geçimlerini sağladığını hem de oğluna ve kendisine baktığını belirten Durmuş, “Tam tedavim bitti, iyileştim derken 23 Ekim 2018’de Yamanlar Kolejinde öğretmen olduğum için gözaltına alındım.” dedi.

Durmuş, 4. evre kanser hastası olduğu için tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldı. Fakat hakkında açılan dava bitmeden bu kez eşi İbrahim Durmuş 24 Temmuz 2019’da gözaltına alındı. Gaziemir Körfez Dershanesi Şube Müdürü olarak görev yapan baba Durmuş, 8 aydır İzmir Buca Cezaevinde tutuklu. İkinci mahkemede 7 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

BABASI GİDİNCE DAHA ÇOK KIRIP DÖKMEYE BAŞLADI

Eşinin tutuklanmasıyla birlikte engelli oğlu için hayatın daha da zorlaştığını belirten Dumuş, “Çünkü babasına çok düşkündü. Evde ne var, ne yok kırıp dökmeye başladı. Kendine ve bana zarar vermeye başladı. Babası her zaman onu yürüyüşe götürüyordu, bisiklet sürdürüyordu, paten kaydırıyordu. Babasının gitmesiyle birlikte tüm beden temizliği, sakal tıraşından, özbakım becerilerine kadar bütün yük benim üzerime bindi. Ben de rahatsız olduğum için çocuğumla tastamam ilgilenemedim.” ifadelerini kullandı.

REHABİLİTASYON MERKEZLERİ KABUL ETMEDİ

Rehabilitasyon merkezlerine başvurduğunu ama oğlunun kabul edilmediğini anlatan Durmuş, “Çok ağır olduğu için almak istemediler. Tarık öyle bir hala geldi ki, kakasını eline alıp yüzüne, gözüne, ağzına sürmeye başladı.” diye konuştu.

ÇOK ÇARESİZİM, LÜTFEN EŞİMİ BIRAKIN!

Hülya Durmuş, küçük oğlunun bu durumdam çok olumsuz etkilendiğini, abisiyle asla bir odada baş başa kalamadığını söyleyerek ekledi: “Çok korkuyor abisinden. Çünkü Tarık’ın çok şiddetli krizleri oluyor. Vuruyor, kırıyor. Çok çaresizim, bitmiş bir durumdayım. Eşim cezaevinden bir an önce çıksın yanımıza gelsin istiyorum. Korona salgınıyla birlikte ben de risk grubundayım. Eşim sağlıkla yanımıza gelsin, bizi sağlıklı bir şekilde bulsun. Lütfen sesimi duyun, derdime çare olun, eşimi bırakın!”

OĞLUMUZU KAPLICAYA GÖTÜRMEK SUÇ SAYILDI

Telefonla görüştüğümüz Hülya Durmuş, eşinin hakkındak suçlamalarla ilgili ise şöyle devam etti:

“Tarık babasıyla her gün denizdeydi. Kışın da kaplıcalardaydık. O bile suç oldu. Manisa Salihli’de Kurşunlu kaplıcaları var. Her kış oraya gidiyorduk, Tarık havuzda suyu çok seviyor. O gün kaldığımızda başka birileri daha kalmış, çakışmış, niye onlarla aynı gece oradaydın! Biz çocuk için oradayız, bunu anlatamadık. Babası gittikten sonra Tarık denizde teyzesini boğmaya kalktı. Deniz bile artık onu sakinleştirmiyor.

8 KERE TELEFON, 2 KEZ TELEVİZYONU KIRDI

Annem, kızkardeşim ben bir Tarık’a bakamaz hale geldik. Bu halimle bile her gün iki saat Tarık’a yürüyüş yaptırıyorum. Ağzında maskeyle. Evde durmuyor. Evde kalınca kapıların camlarını kırıyor. 8 kere telefonu, 2 kere televizyonu kırdı. Kontrol edemez hale geldim. Sürekli takipteyim. Onu da istemiyor. Bize de vuruyor, eti koparırıcasına ısırıyor. Ama babasıyla aşırı duygusal bir bağları vardı.

AÇIK GÖRÜŞTE YERDE YUVARLANIYORLAR

Açık görüşe götürdüğümde hiç sorun yapmıyor, orada yerde yuvarlanıyorlar. Babasıyal güreşiyorlar. Biz kenara çekilip onları izliyoruz. Çocuk mutsuz, aşırı derecede mutsuz. Baba olmadığı için mutsuz ve depresyonda.”

Baba tutuklu, anne kanser hastası… Otizmli Hamza’nın dramı

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Cezaevinde ihmalle ölüme sürüklenen Nesrin Gençosman’ın ablasından çağrı

Tedavisi geciktirildiği için cezaevinde zatürreden hayatını kaybeden öğretmen Nesrin Gençosman’ın ablası Adalet Bakanı’na seslendi: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın!

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – Cezaeevinde ihmal sonucu hayatını kaybeden Kuran Kursu öğretmeni Nesrin Gençosman’ın ablası Zeynep Gençosman, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e çağrıda bulundu.

İNSANLIK ADINA SİZE SESLENİYORUM

“İnsanlık vazifem adına…” başlıklı bir mail yazıp Gül’e gönderen Gençosman, “O sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum: Aileme yaşatılan acılar, başka aileleri yakmasın. Yaşatılan ihmalller geri dönüşü mümkün olmayan hatalar yaşatmasın istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu aileleri tek başına dertleriyle bırakamaz, kendi vatandaşını ölüme terk edemez, etmez.” dedi.

Nesrin Gençosman hayatını kaybettiğinde 30 yaşındaydı.

KORONA SEMPTOLARININ AYNISI VARDI

Kardeşinin 11 Temmuz 2018’de tutuklanıp Ordu Cezaevi İnfaz Kurumuna gönderildiğini, o dönem adı konulmamış fakat COVİD-19 virüsünün oluşturduğu semptomların aynısını gösterdiğini ifade eden Gençosman, “Hastalığı ilerlemiş olmasına rağmen, cezaevi yetkilileri hastaneye sevk etmediği ve 5 gün sonra rahatsızlığının zatürreye dönüşmesi sonucu, entüübe halinde reanimasyon yoğun bakım servisine acilen kaldırılan ve 8 gün sonra yaşamını yitiren Nesrin Gençosman’ın ablası ve o sıkıntılı sürecin bizzat şahidi olarak sesleniyorum” ifadelerini kullandı.

YAŞAM HAKLARI ELİNDEN ALINMASIN

Zeynep Gençosman, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşam haklarının ellerinden alınmasının yasal ve doğru olmadığını da sözlerine ekledi ve siyasi tutuklu ve hükümlülerin de ivedilikle tahliyesini takep etti.

Zeynep Gençosman bu mesajını başta Adalet Bakanı olmak üzere yetkili kurumlara gönderdiğini söyledi.

Nesrin Gençosman’ın birinci ölüm yıldönümü: Özgürlükten ölüme 41 gün

“Buraya hapsedildim! Kendimi bitmiş, mahvolmuş hissediyorum. Ailem darmadağın oldu”

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Oğlumun ‘baba’ çığlıklarını duyan yok mu?

Gelişim geriliği hastası Mesut’un annesi Tuba Yaslı, 15 gündür oğlunu sakinleştirmek için çırpınıyor. İki senedir çocuklarına tek başına bakan Yaslı, “Dayanacak gücüm kalmadı.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN

BOLD ÖZEL – 27 aydır İzmir Şakran Cezaevinde tutuklu olan Ferruh Yaslı ve Tuba Yaslı’nın gelişim geriliği hastalığı bulunan 11 yaşındaki oğulları Mesut’un çığlıkları yürekleri sızlattı. Koronavirüs nedeniyle dışarı çıkamayan oğlunun 15 gündür daha çok hırçınlaştığını söyleyen Tuba Yaslı “Oğlumun çığlıklarının duyulmasını istiyorum.” dedi.

DOĞUMDA OKSİJENSİZ KALDIĞI İÇİN

14 yıllık evli olan Tuba-Ferruh Yaslı’nın iki çocukları var. Doğum esnasında oksijensiz kaldığı için nöbet geçiren Mesut konuşamıyor. Kendini bağırarak ifade ediyor. Ayağa kalkıp yürüyemiyor. Tamamen özel bakıma ve desteğe muhtaç.

Mesut dünyaya geldikten sonra hayatlarının hep bir koşturma içinde, hastanede, özel eğitimlerde geçtiğini belirten Tuba Yaslı, “15 gün küvezde yattı. Gelişimsel gerilik dedi doktorlar. Bugüne kadar hep Mesut’un tedavisiyle ilgilendik. Herkes sen çok güçlüsün, nasıl kaldırabiliyorsun diyor. Artık ben de kaldıramıyorum.” diye konuştu.

 

ARTIK SABRIM KALMADI

Son 15 gündür Mesut’un çığlıklarının aşırı derecede arttığını ifade eden Yaslı, “Günü bölersek yüzde 80 hep hırçın. Evden çıkaramıyoruz. Bu süreçte daha da bunaldı. 27 aydır babasını sadece 5 kere gördü. Kapalı alanlarda asla durmuyor. Bağırmaya başladı mı çaresi yok. Alttan komşu geliyor ne oluyor diye. Dolmuş şoförü Alsancak’ta yolun ortasında indirdi, ağlayan çocuğu götüremem diye.” ifadelerini kullandı.

Yaslı, İzmir’de Şehit Lütfü Gülşen Özel Eğitim Uygulamalı Okuluna 4 yıl devam eden oğlunun, geçen sene servisten düştüğü için uzun süre okuluna gidemediğini de ifade etti.

BAĞIRMA ABİ, BABAM GELECEK

Yaslı çiftinin küçük oğulları Mirza (5) ise annesinin ifadesiyle evin neşesi. Bir yaşından itibaren babasız büyüyen Mirza, küçücük yaşında abisini sakinleştirebilecek olgunluğa çoktan erişmiş. “Ağlama abi, az kaldı, babam gelecek.” diye onu teselli ediyor.

MALİ MÜŞAVİR

Cemaat soruşturmaları kapsamında Ocak 2018’de tutuklanan mali müşavir Ferruh Yaslı (39), 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dosyası Yargıtay’da bulunuyor.

Tuba-Ferruh Yaslı, çocukları Mesut (11) ve Mirza (5) ile Şakran Cezaevinde bir görüş gününde.

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

Okumaya devam et

Popular