Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Özel okul vurgunu: Kolej yönetimi velileri 1.2 milyon lira dolandırdı

İstanbul’da Siyah Martı Kemer Koleji, okulların açılmasının üzerinden daha iki ay geçmeden iflas etti. Öğrenciler ortada kalırken okul yöneticileri kayıplara karıştı.

BOLD – Türkiye’de yaşanan ekonomik krize şirketler dayanamıyor. Konkordato ve iflas haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Son olarak İstanbul Kemerburgaz Göktürk’te Siyah Martı Kemer Koleji iflas bayrağını çekti. 51 öğrenci ortada kaldı. Okulun önünde toplanan veliler ve çalışanlar duruma isyan etti. Dört aydır maaşlarını alamadıklarını söyleyen çalışanlar gözyaşlarına hakim olamadı.

1 MİLYON 275 BİN LİRA TOPLANMIŞ

Eyüpsultan Göktürk Mithatpaşa Mahallesi’ndeki okulda okuyan öğrenciler sabah okula gittiklerinde öğretmenlerinin gelmediğini öğrendi. Durumu araştıran veliler öğretmenlere ulaşınca gerçek ortaya çıktı. İflas eden okulun yöneticileri okulu kapatarak ortadan kayboldu. Bunun üzerine soluğu okulda alan veliler, muhatap bulamadı. İdarecilerin velilerden yaklaşık 1 milyon 275 bin lira topladığı öne sürüldü.

Meral Akşener, Erdoğan’ın şikayetçi olduğu şehit anasını mahkeme kapısında karşıladı

Gündem

“Türkiye ardı ardına depremlerle sarsılacak”

Deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan İran Hoy’da ki depremin Van’da yıkıma ve 9 cana mal olmasını ‘utanç verici’ diye tanımladı. “Türkiye bundan sonra ardı ardına deprem haberleriyle sarsılacak” uyarısında bulundu.

BOLD – Türkiye ve çevre ülkeler son dönemde depremlerle mücadele ediyor. En son İran Hoy’da meydana gelen sarsıntı sebebiyle Van’da 9 vatandaş hayatını kaybetti.

Deprem uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, Türkiye’nin ‘deprem yılları’ diye adlandırdığı bir dönemden geçtiğini ifade ederek “Türkiye bundan sonra da ardı ardına deprem haberleriyle sarsılacak” diye konuştu.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NDE ÖLDÜRÜCÜ OLMASI UTANÇ VERİCİ

Sözcü’den Latif Sansür’ün haberine göre İTÜ Maden Mühendisliği Fakültesi Öğretim Üyesi Ercan, Van’da can kaybı ve yıkıma yol açan İran merkezli depremle ilgili “Bu büyüklükteki depremin Türkiye Cumhuriyeti’nde öldürücü olması utanç vericidir. Halkımızın oturdukları yapılar 3 bin 500 yıl önceki Hitit dönemindeki yapılardan daha kötüdür” yorumu yaptı.

AKHİSAR, MANİSA, SINDIRGI, BİGADİÇ, BALIKESİR 15 YILDIR İZLENİYOR

2019 ila 2022 arasının ‘deprem yılları’ olacağını sürekli yinelediğini söyleyerek “Bu depremler ola geliyor. Türkiye bundan sonra da ardı ardına deprem haberleriyle sarsılacak ikazı yaptı.

Akhisar, Manisa, Sındırgı, Bigadiç, Balıkesir arası gerginliği 15 yıldır izlediklerini, bunun 6 ya da daha büyük bir depremle boşalmasını beklendiğini ve sarsıntıların süreceğini dile getirdi:

BÖLGEDEKİ GERGİNLİK BOŞALMA DÖNEMİNE GİRDİ

– Ancak bu büyüklükte deprem olmadı. Bu aslında Akhisar için çok olumlu bir olay. Türkiye depremlerinde çok az rastladığımız bu durumda, bölgedeki gerginlik daha küçük depremlerle boşalıyor.

– Orta küçük büyüklükteki depremler; Balıkesir, Manisa ile İzmir’de korku yaratıyor. Şükretsinler ki 6- 6,5 Richter büyüklüğünde bir sarsıntı olmadı. Buradaki gerginlik boşalma dönemine girdi.

DEPREM ODAĞI MANİSA’YA DOĞRU KAYIYOR

– Depremler gün geçtikçe düşüyor. Deprem odağı da Manisa’ya doğru kayıyor. Bu durum ikinci olumlu bir gelişme. Kuzeye doğru gelişmiş olsa Sındırgı, Bigadiç arasında Simav göçüntü kırığıyla kesişecekti. Bu kesişmenin yaratacağı deprem büyüklüğü 6’dan daha büyük olurdu.

Hoy depremin İran yerine Başkale köylerinde ölümcül olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ercan şöyle devam etti:

İRAN’DAKİ YAPI NİTELİĞİ KÖYLERDE BİLE DAHA İYİ

– Bu depremin Richter büyüklüğü 5,9, Mercalli-Cancani yıkım gücü 7 oldu, yıkımcıl, ayrıca ölümcül (9 kişi) oldu. İlginç olan, aynı deprem İran’da yaklaşık 4-5 yıkım gücünde duyuldu. Bunun ana nedeni İran’daki sosyo- ekonomik koşulların, yapı niteliğinin köylerde bile daha iyi olmuş olmasıdır.

BÜYÜKLÜK AYNI AMA DOĞUDA ÖLÜM VAR BATIDA YOK

– Van’daki deprem ile Akhisar depremin büyüklükleri de aynı olmasına karşın yıkım şiddeti, Van’da 7, Akhisar’da ise 3 oldu. Neden? Bütün sorunların yanıtı burada yatıyor. Neden aynı büyüklükteki depremde, Doğu Anadolu’da 7 şiddetinde 9 kişi ölürken, Akhisar’daki hiçbir yapı yıkılmıyor, ölen yok.

HİTİT DÖNEMİNDEKİ YAPILARDAN DAHA KÖTÜ

– 21. Yüzyılın deprem ayıbı; 5,9’luk depremde 9 kişinin ölmüş olmasıdır. Bu büyüklükteki depremin Türkiye Cumhuriyetinde öldürücü olması utanç vericidir.

Deprem ölümlerinde dikkatleri sosyo-ekonomik koşullara çeken Ercan sözlerini şöyle bitirdi:

– Doğuda, Van kesiminde, deprem bölgesinde yurttaşların aylık geliri 500 lira dolayında. Oturdukları yapılar ise 3 bin 500 yıl önceki Hitit dönemindeki yapılardan daha kötü. Halk yoksulluk içinde yaşıyor.

TAMAMĞN TOPLUMUN GELİRİYLE, SOSYAL DEVLET İLKESİYLE İLİŞKİLİ

– Batı Anadolu’da ise betonarme yapılarda oturanların ortalama aylık geliri 10 bin lira dolayında, ikisinin arasındaki fark bu. Deprem her yerde yoksulları öldürür. Deprem tamamen toplumun geliriyle, ayrıca ülkenin sosyal devlet olmasıyla ilişkili bir olaydır.

DİĞER ÜLKELERLE KIYASLAYINCA FARK ORTAYA ÇIKIYOR

– Amerika’da depremin yıkım eşiği 7,8, kişi başına yıllık düşen geliri ise 69 bin dolardır. Japonya’da en yoksulun yıllık geliri 39 bin dolardır. Depremin yıkım eşik değeri 7,7’dir. Türkiye’de ise kişi başına düşen yıllık gelir 9 bin 500 dolar (aylık 4 bin 500 lira), yıkım eşik değeri de 5,5’tir. Aynı ülke, aynı yönetim, Doğuda depremin öldürücü yıkım eşik değeri 4, Orta Anadolu’da 5,5, Batı Anadolu’da ise 6,4 tür.

SGK’da ‘asalet’ için emekliye yüzde 5’lik sağlık kesintisi hazırlığı

Okumaya devam et

Gündem

Barolardan ortak bildiri: Tarihin en ağır yargı krizini yaşıyoruz

25 baronun imzasını taşıyan sonuç bildirgesinde, “Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. HSK, tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin yargıçlar üzerindeki baskı mercii haline geldi” denildi

BOLD – İzmir’de yapılan Ege, Akdeniz, Marmara Genişletilmiş Baro Başkanları Toplantısının ardından açıklanan 7 maddelik sonuç bildirgesinde, Yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesinin kabul edilemez boyuta ulaştığı, HSK’nın tamamen siyasallaştığı vurgulandı.

Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Antep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Muğla, Urfa, Tekirdağ, Van ve Yalova barolarının imzalarını taşıyan 7 maddelik bildirge şöyle:

HSK MEVCUT YAPISIYLA TAMAMEN SİYASİLEŞTİ

“1- Son dönemde, kamuoyunun dikkatle takip ettiği toplumsal önemi haiz davalarda yaşanan hukuksuzluklar ve yürütmenin yargıya doğrudan müdahalesi anlamına gelecek uygulamalar kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. HSK, mevcut yapısıyla tamamen siyasileşmiş ve yürütmenin talimat niteliğindeki açıklamalarını görev addederek bağımsız yargıçlar üzerinde bir baskı mercii halini almıştır. Barolarımız bu duruma karşı hukuk devletini sonuna kadar savunmakta ve avukatları hukuksuzluğun şahidi konumuna indirgeyen her türlü yaklaşımı temelden reddetmektedirler.

AİHM KARARLARININ UYGULANMAMASI DAHİ OLAĞAN HALE GELDİ

2- Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en ağır yargı krizini yaşamaktadır. Mahkemeler verdikleri kararlar sonrasında dağıtılmakta, karar veren yargıçlar hakkında henüz imzalarının mürekkebi dahi kurumadan soruşturmalar açılmakta, yargıç bağımsızlığı ilkesi her geçen gün yeni bir örnekle ihlal edilmektedir. Bugün, Yüksek Mahkeme ve AİHM kararlarının uygulanmaması dahi olağan hale gelmiştir. Toplumun her kesiminden yurttaşlar, hukuk güvencesinin ortadan kalktığı bir ortamda hayatlarına devam etmektedirler. Bizler aşağıda imzası olan Baro Başkanları, Türkiye’yi evrensel hukukun tüm usul ve kurallarıyla uygulandığı çağdaş bir ülke olmaktan çıkarmaya yönelik her türlü girişimin karşısında olacağımızı bir kez daha deklare ediyoruz.

TÜM KURUMLAR ANAYASAL SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMELİ

3- Barolar, yurttaşların özgürlük arayışında onlara ses verebilen yegane kurum hüviyetini almış durumdadırlar. Bizler, yurttaşların demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşamalarının garantisi olmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda; tüm kişi, kurum ve kuruluşların anayasal sorumluluklarını yerine getirmesi için yılmadan çalışmaya söz veriyoruz. Barolar, halkın adalet arayışının temsilcisi sıfatıyla Avukatlık Kanunu uyarınca görevlendirildikleri tüm alanlarda, her türlü yapıcı çalışmayı sürdürecektir.

TÜRKİYE, DÜNYANIN EN BÜYÜK AVUKAT HAPİSHANELERİNDEN BİRİ HALİNE GELDİ

4- Türkiye, son yıllarda yaşadığı demokrasi krizi ile dünyanın en büyük avukat hapishanelerinden biri haline gelmiştir. Meslektaşlarımız, mahkemelerin etki altında bırakıldığı bir ortamda yargılanmakta, usul hukukunun dahi doğru düzgün uygulanmadığı mahkemelerde hüküm giymekte ve avukatlara pek çoğu mesleki faaliyet gereği gerçekleştirdikleri fiiller nedeniyle çok ciddi cezalar verilebilmektedir. Bugün yaşanan Türkiye gerçekliği, meslektaşlarımızın adil yargılanmaya dair talepleri için açlık grevine girdiği bir ülkeyi yansıtmaktadır. Dosyaların esasına girmeksizin mahkemeleri, avukat yargılamalarının tümünde evrensel hukukun zorunlu kıldığı tüm kuralları eksiksiz şekilde yerine getirmeye, her türlü siyasi etkiye karşı koymaya davet ediyoruz. Cezaevindeki avukatların yaşadığı bu süreç, meslektaşlarımızın sağlığına zarar gelmeden demokratik usuller içinde çözülmek zorundadır.

5- Avukatların gerek ekonomik yararları gerekse gündelik iş hayatlarının kolaylaştırılması için gerekli uygulamalarda ortaklaşma kararı alınmıştır. Bu kapsamda, bazı barolarımız tarafından uygulamaya konulan barolar üzerinden ihtarname gönderilmesi çalışmalarının yaygınlaştırılmasına karar verilmiştir.

BAKANLIĞIN STAJYER AVUKATLARA AYRIMCILIĞINI KABUL ETMİYORUZ

6- Stajyer avukatların yaşadığı ekonomik sıkıntılar ortada iken Adalet Bakanlığının stajyer avukatların maaş alamayacağına dair görüşü genç meslektaşlarımız için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Hakim ve savcı stajyerlerine maaş vermekte beis görmeyen Adalet Bakanlığının stajyer avukatlara ücret ödenmesine karşı çıkmasını kabul etmiyoruz. Söz konusu ayrımcı uygulama derhal sonlandırılmalıdır.

AVUKATLARIN MAĞDURİYETLERİ ARTARAK DEVAM EDİYOR

7- Avukatlar gerek mahkeme kalemlerinde, gerekse cezaevi ve geri gönderme merkezi gibi kapatılma kurumlarında birbirinden farklı ve çoğu zaman keyfi uygulamalara maruz bırakılmaktadırlar. Pilot icra uygulaması gibi kimi yenilikler avukatların yaşadığı sıkıntılar dikkate alınmadan sürdürülmekte ve meslektaşların yaşadığı mağduriyetler her geçen gün artarak devam etmektedir. Söz konusu hatalı ve keyfi uygulamaların sonlandırılması için resmi kurumlar barolarla iletişime geçmek zorunda olup mevzuatlarını yeknesaklaştırmalıdırlar. Biz aşağıda imzası olan Baro Başkanları olarak, avukatların meslek hayatında yaşadığı ve sürekli hale gelmeye başlayan her türlü keyfi uygulamaya karşı birlikte hareket etmeye söz veriyoruz.”

Kılıçdaroğlu: Ekonomi perişan, mutfaklarda yangın var, ne darbesi Allah aşkına?

Okumaya devam et

Gündem

SGK’da ‘asalet’ için emekliye yüzde 5’lik sağlık kesintisi hazırlığı

CHP’li Mehmet Güzelmansur, SGK’da vekillikten asalete geçmek isteyen yöneticilerin sosyal güvenlik destek primini geri getirmek, sağlık kesintilerini artırmak ve ölüm aylığı bağlanmasına yaş sınırı koymak için hazırlık yaptığını belirtti.

BOLD – Neredeyse bütün birimleri vekaletle yönetilen Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK) idarecilerin asil unvanı kazanabilmek ve kamuya kaynak oluşturmak için emeklilerin belini daha da bükecek kanuni düzenleme yarışına girildiği ileri sürüldü.

DESTEK PRİMİ DÖNÜYOR, SAĞLIK KENTİSİ YÜZDE 5’E ÇIKIYOR

Sözcü’den Saygı Öztürk’ün haberine göre iddiayı dillendiren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, “Destek primi geri dönüyor, ölüm aylığında eşe yaş sınırı geliyor, sağlık kesintisi de yüzde 5’e çıkacak” diye konuştu.

SARAY VE ÇEVRESİNE KAYNAK İÇİN ÇALIŞMA YAPILIYOR

Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü’nde emekli vatandaşlar aleyhine hazırlık yapıldığını söyleyen Güzelmansur, “Şimdiden uyarıyoruz. Kamu yönetiminde israfa son vermeyen, lüksten taviz vermeyen, kamu gelir gider dengesini bozan Saray ve çevresine kaynak yaratmak için emeklilerin belini bükecek çalışmalar yapılıyor” dedi.

2016’DA TAMAMEN KALDIRILDI ŞİMDİ GERİ GETİRMEK İSTİYORLAR

CHP’li vekilin ikaz ettiği düzenlemelerin ayrıntıları ise şu şekilde:

“Çalışmalardan ilke Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödemesinin geri getirilmesi. Emeklilik sonrası esnaf olarak çalışmaya devam edenlerden 2015’e kadar yüzde 15 oranında SGDP kesiliyordu. Sonra oran yüzde 10’a düşürüldü, 2016’da da tamamen kaldırıldı. SGK’nın ‘vekil yöneticileri’ şimdilerde bunu geri getirmek için kanun değişikliği çalışması yapıyor.

ÖLÜM AYLIĞINA YAŞ SINIRI: 30 İLA 35 ÖNCESİ ÖNGÖRÜLÜYOR

SGK ölüm aylığına yaş sınırı getiriyor. Mevcut durumda SGK’lının vefatı halinde eşine şartsız ölüm aylığı bağlanıyor. SGK’nın yaptığı hazırlıkta ise eğer vefat edenin eşi belli bir yaşın üstünde değilse aylık bağlamamayı öngörüyor. 30-35 yaş gibi bir sınır getirilecek. Bunun altındaki dul eşe 30-35’ine gelene kadar ölüm aylığı bağlanmayacak.

AYLIK KESİNTİ ORANI ARTIYOR GEÇİM SIKINTISI KATLANIYOR

SGK’daki hazırlıklar içerisinde emekliler açısından en insafsızı sağlık kesintisi düzenlemesi. Vekil yöneticiler kendi ikballeri ve kamuya kaynak yaratmak adına emeklilerden aylık yüzde 5 sağlık kesintisi planlıyor. Çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırının altında gelirle yaşayan, ilaç parasını zar zor denkleştiren emekliler için böyle bir düzenleme vicdanla, adaletle bağdaşmaz.”

Hazırlanan ihale THK uçaklarını saf dışı etti

Okumaya devam et

Popular