Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Uranyum zenginleştirmeye başlayan İran’la uluslararası denetçi krizi

İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın denetçilerinden birinin tesislere girişini engellemesi ve ülkeden ayrılmasına izin vermemesi tepki çekti. Birleşmiş Milletler Tahran’ı kınadı.

BOLD Avusturya’nın başkenti Viyana’da toplanan Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu’nda, İran’ın uluslararası denetçilerden birine nükleer tesise girme izni vermemesi ve gözaltına alması tartışıldı.

AB VE ABD KINADI

Avrupa Birliği (AB), İran’ın UAEA ile zamanında ve tam olarak iş birliği yapması ve ajanstan gelen talepleri hızlı şekilde yanıtlanmasının 2015 yılındaki nükleer anlaşmanın uygulanması için önemli olduğunu belirtti.

Bir UAEA müfettişinin nükleer tesise girişinin engellenmesini eleştiren AB, İran’a söz konusu olayın bir daha tekrarlanmaması çağrısında bulundu.

2015 yılında İran ile yapılan nükleer anlaşmanın AB tarafından desteklendiği ve muhafaza edilmesi için çalışıldığı vurgulanan açıklamada, İran’ın anlaşmaya tam olarak uyması gerektiği anımsatıldı.

ABD’nin UAEA Nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Jackie Wolcott da, ajansın İran’da deklare edilmemiş nükleer madde bulunduğuna ilişkin bulgular saptadığını belirterek, İran’ın saptanan unsurların nereden geldiğini ve halihazırda bu maddelerin nerede olduğuna ilişkin mantıklı bir açıklamasının olmadığını belirtti.

Büyükelçi Wolcott, İran’ın denetçi konusundaki tutumunun da diğer müfettişler için bir tür “gözdağı” niteliğinde olduğunu söyledi. ABD’li temsilci, denetçinin gözaltına alınarak ülkeden çıkmasına izin verilmemesinin İran tarafından yapılan büyük bir provokasyon olduğunu ve kabul edilemeyeceğini söyledi.

NÜKLEER DENETÇİNİN GÖZALTINA ALINMASI

İran’ın İsfahan kentindeki Natanz nükleer tesisini kontrole gelen uluslararası bir denetçiyi gözaltına aldığı ve geçici süreyle seyahat belgelerine el koyduğu uluslararası basına yansımıştı. UAEA da olayı doğrulamıştı. Bu, İran’ın 2015’te uluslararası nükleer anlaşmaya imza atmasından sonra yaşanan bir ilk olmuştu.

İran da denetçilerden birinin Natanz’daki ana uranyum zenginleştirme tesisine girişini engellediğini kabul etti.

İRAN: DENETÇİDE PATLAYICI TESPİT EDİLDİ

İran’ın UAEA Temsilcisi Büyükelçi Kazım Garib Abadi, söz konusu gözlemcinin kadın olması nedeniyle kıyafetleri dahil kişisel eşyalarının kontrol edilmesi için bir kadın güvenlik görevlisinin beklendiği sırada, müfettişin tuvalete gittiğini, geri döndüğünde kontrol cihazlarının şüpheli madde uyarısında bulunmadığını anlattı.

Abadi, bu durumun da daha fazla şüpheye yol açtığını, tuvalette ve tuvalete bağlı boruda patlayıcı madde kalıntısı tespit ettiklerini kaydetti.
İranlı temsilci, UAEA yetkililerinin de eşliğinde söz konusu müfettiş kadının kaldığı evin arandığını söyledi.

Müfettişin kesinlikle tutuklanmadığını belirten Abadi, “Atom Enerjisi Ajansı’na söz konusu kadın müfettişin gözlemci listesinden çıkarılması ve yerine bir başka müfettişin listeye eklenmesi talebinde bulunduk.” dedi.

Denetçinin 30 Ekim’de İran’dan ayrıldığı bildirildi.

İRAN, URANYUM ZENGİNLEŞTİRMEYE BAŞLADI

İran, perşembe günü yeraltı nükleer tesisi Ferda’da santrifüjlere uranyum gazı enjekte edildiğini ve uranyum zenginleştirmeye yeniden başladığını açıkladı. İran, tüm sürecin BM gözlemcileri tarafından takip edildiğini belirtti.

İran Atom Enerjisi Dairesi Sözcüsü Behruz Kamalvandi, uluslararası denetçilerin tesisi yeniden ziyaret edecekleri cumartesi gününe kadar buradaki uranyum zenginleştirme oranının yüzde 4,5’e çıkacağını bildirdi.

Yüzde 3 ila 5 arasında zenginleştirilmiş uranyum sivil elektrik üretimi için kullanılabiliyor. Uranyum zenginleştirme oranı yüzde 90’a çıktığındaysa artık nükleer bomba yakıtı elde edilebiliyor.

Böylece İran uluslararası nükleer anlaşmanın yükümlülüklerinden bir adım daha uzaklaşmış oldu.

2015 yılında yapılan anlaşma Ferda nükleer tesisinde nükleer malzeme üretilmesini engelliyordu.

Ferda yeraltı nükleer santrali 2009 yılına kadar İran tarafından gizli tutulan oldukça hassas bir üretim merkeziydi.

Hava saldırılarına karşı korunaklı olması için bir dağın içine oyulmuş olan bu tesis artık araştırma santrali yerine aktif üretim santrali statüsüne girmiş oldu.

ABD 2018 yılının Mayıs ayında İran’la varılan uluslararası nükleer anlaşmadan çıkmıştı.

Washington, Ferda nükleer tesisinde uranyum zenginleştirmeye başlanmasını kınadı ve diğer ülkelerden de İran’a bu konuda baskı yapmasını istedi. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “İran’ın devam eden sayısız nükleer provokasyonuna artık yanıt verilmeli” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın Washington’a akıttığı milyon dolarların haritası

Dünya

Ankara’dan Moskova’ya ‘yeni harekat yok’ teminatı

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, kamuoyu önünde Rusya’yı eleştirirken Ankara’nın, Suriye’ye yönelik yeni bir operasyon olmayacağı konusunda Moskova’ya teminat verdiği ortaya çıktı.

BOLD – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yeni bir harekatın olası olduğuna dair sözlerinin ardından Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da konuştu. Lavrov, Türkiye’nin Suriye’de yeni harekat planlamadığı konusunda kendilerini bilgilendirdiğini açıkladı.

Lavrov, Çavuşoğlu’nun ‘Rusya’nın Suriye’deki sözlerini tutmadığına’ ve gerekirse yeni bir harekat yapılabileceğine dair açıklamasını değerlendirdi. TASS ajansının aktardığına göre Lavrov, Ankara’nın yeni bir harekat düzenlenmeyeceği yönünde Moskova’ya teminat verdiğini söyledi.

BAZI GÜÇLER HALA BÖLGEDE

Türkiye ile Rusya arasında yapılan Soçi Mutabakatında gelinen aşamayı da değerlendiren Rus bakan, Kürt güçlerinin Suriye’nin kuzeyinden çekilmesinin neredeyse tamamlandığını, bazı güçlerinse hâlâ bölgede olabileceğini vurguladı.

Rusya Savunma Bakanlığı dün, Çavuşoğlu’nun açıklamasına tepki göstermişti. Bakanlık Sözcüsü İgor Konaşenkov, “Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Rusya’nın sözlerini tutmadığı ve Suriye’nin kuzeyinde yeni bir askeri operasyona başlayabilecekleri tehdidini şaşkınlıkla karşıladık. Askeri eylemlerin başlaması yönünde çağrı içeren bu açıklamalar yalnızca Suriye’nin kuzeyindeki durumun gerginleşmesine yol açar. Rusya ve Türkiye liderlerinin imzaladığı ortak mutabakatta öngörülen istikrara değil” ifadelerini kullanmıştı.

“Nadira’nın sigortasını yaptınız mı” sorusuna Şirin Ünal’dan beddualı cevap

Okumaya devam et

Dünya

Irak Askeri İstihbarat Şefi’den IŞİD uyarısı: Örgütün en iyi iki bombacısı Türkiye’de!

CNN International ile röportaj yapan Irak askeri istihbaratının şefi Korgeneral Saad el Allak, IŞİD’ın üst düzey yöneticilerinin Türkiye’ye kaçtığını ve yeni hücreler kurulduğunu ve dünya çapında saldırı planladığını iddia etti.

BOLD-IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi’nin öldürülmesinde CIA’le yakın işbirliği yaptığı bilinen Irak askeri istihbaratının şefi Korgeneral Saad el Allak, örgütün bazı üst düzey liderlerinin Türkiye’ye kaçtığını ileri sürdü. Bu kişilerin örgütün yüklü miktardaki paralarını yönetenler olduğunu vurgulayan Allak, bu kişilerin Türkiye’de yeni hücreler kurduğunu ve dünya çapında saldırı planladığını söyledi.

Irak’ın askeri istihbarat şefi Korgeneral Saad el Allak

“TÜRKİYE’DE ÜSTLENİYORLAR”

Irak ve Suriye’de kontrol ettiği topraklardan büyük ölçüde temizlenen, son olarak da lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin öldürülmesiyle ağır darbe alan IŞİD’in Türkiye’de ‘üslenerek’ yeni saldırılar planladığı öne sürüldü. İddiaya göre, Türkiye’de yeni hücreler kuran IŞİD liderleri, örgütü buradan canlandırmayı hedefliyor.

“BU KİŞİLER DEVASA PARA ERİŞİMİNE SAHİP”

CNN International konuşan Irak’ın askeri istihbarat şefi Korgeneral Saad el Allak, Türkiye’ye kaçan dokuz IŞİD liderinin dosyasını Ankara’ya verdiklerini iddia etti. Allak, bu kişiler arasında “dünya çapında saldırıları finanse edebilecek kadar devasa miktarlarda paraya erişimi olan üst düzey finansörlerin bulunduğunu” savundu.

IŞİD terör örgütü içerisinde ‘emir’ olarak ifade edilen üst yöneticilerinin, 2019’un başlarında örgütün Suriye’deki son kalesi Bağuz’dan kaçtığını, kaçakçılara rüşvet vererek Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mevzilerini aştıklarını ve bazılarının Gaziantep’e gittiğini savundu. Bu kişilerin Türkiye’de yeni hücreler kurduğunu ve paraya erişimi olduğunu iddia etti.

“ÖRGÜTÜN ÖNEMLİ LİDERLERİ KUZEYE KAÇTI”

“Örgütün önemli liderlerinden bazıları kuzeye kaçtı” diyen Allak, “Komşu ülkeleri ve Gaziantep gibi sınır noktalarını kast ediyorum. Parası olan üst düzey liderler, Suriye-Türkiye sınırından gizlice bu bölgelere geçti. Büyük miktarlarda paralar ödeyerek, kaçakçıların yardımıyla sınırı geçtiler ve gizlice Türk topraklarına girdiler. Şu an Türkiye’de bulunan bu unsurlar, savaşçı ve teröristlerin örgütün saflarına katılmasında büyük rol oynuyor.” dedi.

General Allak, IŞİD’in Suriye ve Irak çapındaki cezaevlerindeki örgüt üyesi mahkumları kaçırmayı planladığını da ekledi. Allak, örgütün ‘Parmaklıkları yıkın’ kod adlı bir planla üyelerinin tutulduğu cezaevlerine baskın düzenlemeyi planladığını ve onları çıkardıktan sonra dünya çapında saldırı düzenlemeyi amaçladığını söyledi.

IŞİD’İN EN İYİ İKİ BOMBACISININ TÜRKİYE’DE OLDUĞUNU İDDİA ETTİ

Türkiye’ye gönderdiklerini söylediği dokuz kişinin dosyasını CNN’le de paylaşan General Allak, söz konusu kişiler arasında Irak doğumlu Khair-Allah Abdullah Fatthi ve Hussein Farhan Asslebi al Jumaili de bulunduğunu aktardı. Allak, Irak’ta haklarında cinayet ve terörizm suçlamasıyla tutuklama kararı olan bu iki ismi ‘IŞİD’in bugüne dek sahip olduğu en iti bomba yapıcılar’ olarak niteledi.

IŞİD’in lideri Ebu Bekir Bağdadi’nin öldürülmesi sürecinde CIA ile yakın mesai yapan Allak, söyleşide aktardığı istihbaratın da bu süreçte elde edildiğini ekledi.

CNN’in söz konusu dosyalarla ilgili ulaştığı Türk yetkililerse, iddiaların araştırıldığını söyledi.

Erdoğan ailesinin yaptırım korkusu!

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye’den üç firma IŞİD’e yardım suçlamasıyla yaptırım listesinde

Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’den IŞİD’e mali kaynak sağlayan üç şirketi yaptırım listesine aldı.

BOLD – ABD Maliye Bakanlığı, Suriye, Türkiye, Körfez ülkeleri ve Avrupa’da faaliyet gösteren bazı şirket ve kişilere, IŞİD’e mali ve lojistik destek sağladıkları için yaptırım uygulama kararı aldı.
Amerika’nın Sesi’nde yer alan haberde, yaptırım uygulanacak şirketler arasında merkezi Türkiye’de bulunan Sahloul döviz şirketi, El-Sultan para transferi şirketi ve ACL ithalat ihracat şirketi bulunuyor. İsmail Bayaltun ve kardeşi Ahmet Bayaltun isimli iki Türk vatandaşı da yaptırım listesine alındı.
Yaptırım listesine alınanlar arasında Afganistan’daki Nejaat adlı sosyal yardım örgütüyle örgütün Seyid Habib Ahmed Han ve Rohullah Vekil adlı iki üst düzey yetkilisi de bulunuyor. Listede Suriye’de faaliyet gösteren Tawasul adlı bir şirket de var.
ABD Maliye Bakanı Steven Mnuchin, yeni yaptırım kararını, IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin ölümüyle sonuçlanan operasyonunun ertesindeki baskı taktiğinin bir devamı olarak niteledi. Mnuchin, “Bağdadi’ye karşı başarılı operasyonun ardından, Trump yönetimi IŞİD’in kalan terör hücrelerini de tamamen ortadan kaldırmaya kararlı” dedi.
Yaptırım listesine alınanların ABD’deki olası mal varlıkları donduruluyor ve ABD’lilerin listedeki kişi ve kuruluşlarla iş yapması yasaklanıyor.

Okumaya devam et

Popular